GÜRSEL KÖKSAL
“ (…) Sevdiğimi derya aldı içimde sızısı kaldı
Şimdi ben bu gurbet elde hüzünlü kederli yalnız
Bir yanım deryada şimdi, bir yanım duvarsız, damsız
“Yaşamak güzel şey” dendi, bitti günlerim tükendi
Dediler “yaşamak güzel”, soldu güllerim sarardı
Bir yanım deryada şimdi, bir yanım sılamda kaldı
Felek aldı yere çaldı gecem gündüzüm karardı
Her şey umutlarda saklı sabah seheri gün attı
Gün doğar günün içinde doğudan güneşim kalktı
Batıda o güneş battı. (…)“
Fuat Saka’nın Datça’da altı yıl önce tarihte ve günümüzde insanlığın karşısında en önemli sosyal sorunlardan zorunlu göçün neden olduğu yıkımları, göçmenlerin acıları ve umutlarından esinlenerek bestelediği “Göç Senfonisi“nin son parçası “Yabancı Topraklar – Xenitia“ böyle bitiyor. Üstad Fuat Saka‘nın 2020 yılında bestelediği senfoni sonunda tam da ortaya çıktığı yerde Akdeniz ve Ege’nin binlerce göçmene mezar olan sularının kıyısındaki Bodrum ve Datça’da ya da “güneşin doğduğu“ yerlerde binlerce müzikseverle buluştu.
İnsanlığın en önemli gündemini…. oluşturan göç konusunu, çeşitli nedenlerle yaşadıkları ülkeleri terkedip göç yollarına koyulan, bu yolda (örneğin Ege’nin ya da Akdeniz’in “karanlık suları”nda) yaşamını yitiren ya da tüm engelleri aşıp “göçmen“ olanların trajedisini, ama bir yandan da gittikleri yerlerdeki umutlarını, hayallerini işleyen “Göç Senfonisi“nin bir diğer başlığı da “Karanlık Sular“…

Fuat Saka Bodrum ve Datça konserleriyle ilgili olarak da şunları söylemişti:
“Bodrum ve Datça, Türkiye’nin masmavi deniz kıyısındaki en güzel yerlerinden. Ancak bu denizin suları Avrupa’ya göç etmek, sığınmak için geçiş yolu olarak kullananlar için hiç de masmavi değil. Biz de bu denizin kıyısında yaşayan insanlar olarak bunu gözledik, acısını çektik. Buralar birçok insanın yaşamını yitirdiği karanlık sular aynı zamanda. Bu başlığı bizim senfonimize tam da bu nedenle verdim.”
Haftasonunda önce Bodrum Turgutreis’te Şevket Sabancı Parkı‘nda, sonra da Datça’daki Amfitiyatro’daki konserler Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin, Bodrum ve Datça belediyelerinin desteğiyle ve büyük bir başarıyla gerçekleştirildi. Oldukça büyük bir organizasyon gerektiren bu konserlerin tam da burada, hem Fuat Saka’nın yıllardır yaşamını sürdürdüğü bölgede, hem de eserin sessiz kahramanlarının “karanlık“ yolculuklarına başladığı kıyılarda da yapılmasının zorunluluğunu yıllar önceden görüp, bu yolda yoğun çaba veren “Datça Dayanışma“ gibi etkin sivil toplum girişimlerinin de bu başarıda çok önemli payı oldu. Binlerce kişinin izlediği konserler daha öncekilerde olduğu gibi Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (UNHCR) desteğini aldı.Dünya prömiyeri 2022 yılında İstanbul’da yapılan “Göç Senfonisi – Karanlık Sular” şimdiye kadar Türkiye ve Almanya’da yedi kez, son ikisi hariç her defasında bir başka şefin yönetimindeki bir başka senfoni senfoni orkestrası tarafından sahnelendi. Atina’dan gelip büyük çoğunluğu gencecik müzisyenlerden oluşan Muğla Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrası’yla önce üç günlük yorucu provaları, ardından da iki konseri büyük bir başarıyla yöneten Şef Anastasios Symeonidis, İstanbul’da dört yıl önceki ilk “Göç Senfonisi“ konserinde de Cemal Reşit Rey Orkestrası’nı yönetmişti.

Fuat Saka’nın da senfoninin son parçasında solist olarak bizzat sahneye çıktığı konserin değişmeyen diğer solistleri de Atina‘dan Ioanna Forti, Zacharias Spyridakis (Girit kemençesiyle) ve Cihan Yurtçu (çoban kavalıyla) oldu. Forti kendine özgü Türkçesiyle okuduğu şarkılarla, Spyridakis ve Yurtçu da Ege’nin iki kıyısının geleneksel enstrümanlarıyla 65 kişilik klasik müzik orkestrasına katılarak, senfoninin doğudan “ayrılış“la başlayan göç öyküsünü hissederek yaşattılar. Tabii ki konserin en yüksek noktası Saka ve Forti’nin birlikte okudukları son parça “Yabancı Topraklar – Xenitia“ oldu. Öyle olduğu için de bitmeyen alkışlar nedeniyle bir daha, yeniden söylendi. “Gün doğar günün içinde doğudan güneşim kalktı. Batıda o güneş battı.“
Müzik tarihinde göç konusunu doğrudan konu alan, işleyen, göçmenlerin sesi olan bu ilk senfoniye eserleriyle katkıda bulunan bir diğer sanatçı da ülkemizin tanınmış ressamlarından Prof. Dr. Nedret Sekban. Türkiye ve dünyadaki siyasi gelişmelere tavrını yansıtan unutulmaz eserler vermiş olan Sekban’ın göçü, göç yollarını, “karanlık sular“ı konu alan eserleri konserlerde sahnenin arkasındaki perdeye devasa boyutlarda yansıtılarak, orkestranın ve solistlerin müzikle, şarkılarla anlattıklarıyla olağanüstü bir uyum içinde Fuat Saka’nın kurguladığı büyük resmi tamamladılar. (Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü öğretim üyeliğinden 2017 yılında emekli olan ve halen resim üretmeye, hem de öğretmeye devam eden Prof. Sekban’la Fuat Saka’nın Trabzon’daki lise ve İstanbul’daki üniversite yıllarından beri yol arkadaşı olduğunu da geçerken belirtelim.)
Hem Almanya’daki hem de büyük depremde ölen insanlarımız anısına Hatay’ın Defne ilçesindeki “Göç Senfonisi“ konserlerine destek veren Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ni (UNHCR) temsilen de Bernhard ”Felix” Von Grünberg de konserlere katıldı. Almanya’daki Birleşmiş Milletler Sığınmacılara Yardım Derneği yöneticileri arasında yer alan eski Milletvekili Grünberg, Bodrum ve Datça’daki konuşmalarında günümüzde halen 120 milyon insanın yaşadıkları yerleri terkedip göç yollarına dökülmüş olduğunu vurguladıktan sonra, başta ABD olmak üzere birçok ülkenin bu insanlara yönelik desteğini kestiğine ya da azalttığına dikkat çekti. Akdeniz’den geçerek Avrupa’ya gitmek isteyen sığınmacılara yönelik kurtarma faaliyetlerinin insani bir görev olmasının ötesinde uluslararası hukuk kapsamındaki bir yükümlülük olduğunu belirten Grünberg, bunun yerine getirilmediğine ve sadece 2025 yılında Akdeniz’de iki bin kişinin yaşamını yitirdiğine, bu sayının belki de daha büyük olduğuna işaret etti. İki büyük dünya savaşının çıkamasına neden olan kendi ülkesi Almanya’nın da bu konuda büyük sorumluluğu olduğuna işaret etti.
Datça’daki konserde konuşan Belediye Başkanı Aytaç Kurt ise burada yaşayan aydınlık insanlarla “Göç Senfonisi – Karanlık Sular” senfonisinde bir araya geldiklerine vurgu yaptı. Kurt, “Göçün ne olduğunu, vicdanınızda nasıl hissedeceğinizi anlatmaya çalışacağız. Valizlerde kaybolan hayatlar, göçmenlerin çektiği acıları sizlerle paylaşacağız. Yaşadığımız adaletsiz dünyada bir umut olmak için çaba harcayacağız. Nazım Hikmet’in dediği gibi, ‘Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine’, kardeşçe yaşayacağımız günlerde buluşmak üzere” dedi.

BU DÜNYA HERKESE YETER
Fuat Saka, özellikle Almanya’daki konserlerden önce yaptığı açıklamalarda göçün insanlığın başladığı günden bu yana yaşanan bir olgu olduğuna dikkat çekerek, bu konuyu tartışırken öncelikle “göçü tetikleyen nedenlere” kafa yorulması gerektiğini vurgulayıp, “Bu dünya herkese yeter!” ve “Keşke savaşlar olmasaydı da biz de göçün senfonisini yazmasaydık!” mesajlarını vermişti.
Böylece eserini göçmen karşıtlığının her geçen gün daha da güçlendiği birçok Avrupa ülkesinde olduğu gibi Almanya’daki demokrasi ve eşitlikten yana olan ilerici, demokrat mücadeleye adamıştı.
Saka, müzik tarihine bir ilk olarak geçen eseriyle ilgili şunları söylüyor:
“Yaşamının 20 yılını zorunlu olarak çıktığı yurtdışında geçiren ve kısa sürede sürgüne dönüşen göçmenliği hemen her açıdan yaşayan bir sanatçı olarak insanlığın en önemli sorunlarından biri olan göç konusunda yeni ve kalıcı bir müzik eseri vermek benim için bir görevdi.
Tabii şimdiye kadar birçok müzisyen göçmenlerin ve sığınmacıların sorunları, acıları ve umutlarını müzik aracılığıyla dile getiren eserler verdiler. Eksik olan 70 – 80 enstrümanlık orkestraların çalacağı senfonik bir eserdi. ‘Göç Senfonisi’nin şarkılarını pandemi döneminde yazdım ve besteledim. Klasik müziğin bu en üst formunu, şarkılarımızla, kaval ve kemençe gibi özgün enstrümanlarımızla burada buluşturduk.
10 bölümden oluşan senfoniyi orkestraya Atina’dan Vangelis Zografos aranje etti. Türkçe şarkılar için solistliği Atina’dan Ioanna Forti üstlendi. Girit’ten Zacharias Sypridakis kemençesiyle, İstanbul’dan da Cihan Yurtçu çoban kavalıyla diğer solistlerimiz oldular. Önce İstanbul’da, sonra Köln ve Münster’de, ardından Hatay’da ve en son olarak yine Almanya’da, Siegen’de beş ayrı şefin yönetimindeki, beş ayrı orkestrayla beş konser yaptık.
Göç bitmeyen bir yara, dinmeyen bir sızı. Ve göç alan birçok ülkede yaşanan ekonomik, sosyal sorunların sorumlusu olarak göçmenleri gösteren ırkçı, yabancı düşmanı ve aşırı sağcı güçler her geçen gün biraz daha güçleniyorlar. Akdeniz’in karanlık sularında yaşamını yitiren göçerleri unutturmamak için aynı zamanda ‘Karanlık Sular’ adını verdiğimiz eserimizi Türkiye’de, Almanya’da ve dünyanın birçok başka yerinde icra ederek bu yolculuğumuzu sürdürmeye devam ediyoruz.
Bu eserin ortaya çıkmasında ve şimdiye kadarki başarılı konserlerinde bir çok yol arkadaşımın, dostumun desteğini aldım. Böyle bir eserin ortaya çıkması gerektiğini savundular ve beni bu yolda teşvik ettiler. Şarkılar can arkadaşım Prof. Dr. Nedret Sekban’ın eserleriyle resimlendi. Başta Muğla Büyükşehir Belediyesi, Datça Belediyesi ve ‘Datça Dayanışma‘ eserin sahnelenmesi için büyük destekler verdiler. Emeği geçen, destekleyen herkese çok teşekkürler.”
BİR SENFONİYE BEŞ ŞEF VE ALTI AYRI ORKESTRA
Göç Senfonisi’nin İstanbul’daki dünya prömiyeri Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu’nda, Şef Anastasios Symeonidis’in yönettiği Cemal Reşit Rey Orkestrası (10 Haziran 2022), Almanya prömiyeri de Köln’de Filarmoni Salonu’nda, Şef Ustina Dubitsky yönetimindeki Köln Senfoni Orkestrası (GürzenichOrkestrası) tarafından (5 Temmuz 2024) icra edildi.
Üçüncü konser Münster’de ŞehirTiyatrosu’nda Şef Thorsten Schmid-Kapfenburg’un yönetimindeki Münster Senfoni Orkestrası (28 Eylül 2024), dördüncüsü büyük depremin ikinci yıldönümünde yaşamını yitiren insanlarımız anısına Hatay’ın Defne ilçesinde Şef Eray İnal’ın yönetimindeki Çukurova Filarmoni Orkestrası (5 Şubat 2025), sonuncusu da yine Almanya’da, Siegen’deki Apollo Tiyatrosu’nda Şef Luka Hauser’in yönetimindeki Güney Vestfalya Filarmoni Orkestrası tarafından başarıyla gerçekleştirildi. Bodrum ve Datça konserlerinde de Muğla Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrası’nın yönetimini dört yıl önce İstanbul’daki konseri yöneten Şef Anastasios Symeonidis yönetti.
Bu arada “Göç Senfonisi”nin ADA MUZİK tarafından kısa bir süre önce çıkarılan Long Play’i de çıktı. Sanatın evrensel diliyle göçü, acıyı, hafızayı ve vicdanı aynı sahnede buluşturan “Göç Senfonisi – Karanlık Sular”ı bizzat izleyemeyenlerin bilgisine…
Datça Belediyesi’nden yapılan açıklamada belirtildiği gibi “İnsan olmaya, hatırlamaya ve unutmamaya dair derin bir çağrı sunan“ bu büyük eser Türkiye ve Türkiye dışında çalınmaya devam edecek. Bundan sonraki konser büyük olasılıkla önümüzdeki şubat ayında Berlin’de gerçekleştirilecek.
