8.1 C
Almanya
Pazar, Mart 3, 2024

CDU istikrarı seçti – Merkel sonrası AKK dönemi

Almanya önümüzdeki seçime kadar partisinin genel başkanı olmayan bir lider tarafından yönetilecek. Federal Şansölye Angela Merkel‘den CDU Genel Başkanlığı‘nı devralan Annegret Kramp-Karrenbauer, 2021‘deki genel seçime kadar iktidardaki koalisyon hükümetini destekleyeceği için bu durumun siyasi istikrarı fazla etkilemeyeceği tahmin ediliyor.

 GÜRSEL KÖKSAL

Almanya‘nın iktidardaki en büyük kitle partisi CDU (Hıristiyan Demokrat Birlik), son ana kadar heyecanlı geçen ve neredeyse kıl payı farkla sonuçlanan bir seçim süreci sonunda yeni genel başkanını seçti. Federal Şansölye Angela Merkel‘in favorisi olan CDU Genel Sekreteri Annegret Kramp-Karrenbauer (56), Hamburg‘da gerçekleştirilen CDU kurultayında kendisine göre daha sağcı konumda olan diğer iki erkek adayı geride bırakarak partinin başına geçti. Kısaca AKK olarak adlandıların yeni genel başkan, bu kurultaya kadar başbakanlığın yanısıra bu görevi de yürüten Merkel tarafından daha 10 ay önce partinin genel sekreterliğine getirilmişti.

Lidere yakınlığı ve onun liderliğindeki hükümet politikalarına desteği nedeniyle bazı kesimlerde „Mini Merkel“ olarak da adlandırılan AKK, seçildiği takdirde iktidardaki Hristiyan ve sosyal demokrat büyük koalisyon hükümetinin bu yasama döneminin sonuna yani 2021‘deki genel seçimlere kadar görevini sürdürmesini sağlayacağını açıklamıştı. Kurultay delegelerinin partinin başına AKK‘yı getirmesi bu nedenle „CDU iktikrarı seçti“ yorumlarıyla karşılandı.

MERKEL‘Lİ CDU KAYBEDİYORDU

CDU‘nun genel başkanlığına 2000 yılında getirilen Merkel, beş yıl sonra da federal şansölye olarak hükümetin başına geçmişti. O dönemden beri her iki görevi de birlikte yürüten Merkel, 2015‘te Almanya‘ya yüzbinlerce sığınmacının girmesinin ardından ortaya çıkan kriz nedeniyle hem parti tabanında, hem de halk arasındaki kendisine olan desteği yitirmeye başladı. Geçen yıl gerçekleştirilen genel seçimi büyük oy kaybıyla kazanan ve yeni bir koalisyon hükümetini çok zor kuran Merkel, Hıristiyan demokratların bu yılın ilk aylarında Almanya‘nın en büyük eyaletlerinden Bavyera ve Hessen‘deki seçimlerde de gerilemesinin ardından yoğunlaşan eleştirileri, CDU genel başkanlığını bırakacağını açıklayarak karşılamıştı.

AKK‘NIN PARLAK SİYASİ KARİYERİ

Federal Şansölye olarak bu yasama döneminin sonuna kadar görevde kalmak istediğini de açıklayan Merkel‘in bu açıklamasının ardından parti içinde genel başkanlık yarışı başladı. Genel sekreterliğe getirilmeden önce Saarland Eyalet Başbakanı olan ve aslında sosyal demokratların kalesi olaraka bilinen bu madenciler bölgesinde son seçimleri sürekli kazanarak parlayan AKK‘nın hedefinin CDU genel başkanlığı ve ardından federal şansölyelik olduğu biliniyordu. Nitekim o da fazla bekletmeden bu göreve adaylığını açıkladı.

1 MİLYON EURO‘NUN ÜSTÜNDE AYLIK GELİR !

Adaylığını ilk açıklayan ise 10 yıl önce parti liderliği yarışında Merkel‘e karşı büyük yenilgiye uğrayıp, siyaseti bırakan ve özel sektörde çalışıp, Almanya‘nın en fazla kazanan „ekonomi danışmanları“ arasına giren Friedrich Merz olmuştu. CDU‘nun şu anda olduğundan daha da sağ ve iş dünyasından yana politikalar izlemesi gerektiğini savunan Merz‘in Almanya siyasetinin bir numarası olmak için ortaya atılması kimseyi şaşırtmadı. Ancak bu arada onun „danışman“ olduğu dönemde kazandığı paralar, tek başına sahip olduğu iki özel uçağı, „danışmanlı“ hizmeti verdiği uluslararası şirketlerle ilgili vergi kaçakçılığından, yolsuzluğa çeşitli iddialar da gündeme geldi.

Çok sayıda şirketin yönetim ya da denetleme kurulu üyesi olarak aldığı paralar ve bu paraları kazanmak için tam olarak ne yaptığı konusundaki sorular medyayı uzun bir süre meşgul etti. Bu konudaki tartışmalara fazla girmeyen Merz, aylık kazancının 1 milyon euroyu bulduğunu açıklamakla yetindi.

Bu arada Der Spiegel dergisi, onu bu göreve partinin önde gelen isimlerinden Wolfgang Schaeuble‘nin gizlice hazırladığını ortaya çıkardı. Kohl‘den sonra CDU‘nun başına geçen, ancak Merkel‘in çıkışı nedeniyle bunu sadece 2 yıl sürdürebilen Schaeuble, aradan geçen dönemde Merkel tarafından maliyeden, içişlerine büyük yetkilerle çok önemli bakanlıklara ve son olarak da Federal Meclis‘in başkanlığına getirilmişti, ancak yine de ona karşı böyle bir entrikanın baş aktörü olabilmişti.

Adaylığını açıkladıktan sonra özellikle göçmenler ve sığınmacılar konusunda aşırı sağcı parti AfD‘ye (Almanya İçin Alternatif) yakın politikalara yatkın olduğu izlenimi veren Merz, CDU içinde sözü geçtiği dönemlerde de bu doğrultuda çıkışlarıyla biliniyordu. Almanya politikasına ırkçı „öncü kültür“ kavramını „hediye etmiş“ ve buna eşlik eden yabancı düşmanı tartışmaları o başlatmıştı.

EN GENÇ ADAY

Genel başkanlık için diğer aday da Merkel tarafından federal hükümete sağlık bakanı olarak alınan, partinin genç kanadından (1980 doğumlu) Jens Spahn oldu. Son olarak Almanya‘daki organ bağışıyla ilgili yasal mevzuatı büyük ölçüde liberalleştiren bir reform tasarısıyla siyasi gündemin ön sıralarında yer alan Spahn, adaylığını açıklamasının ardından Merkel hükümetinin göç ve sığınmacılara kısmi haklar tanıyan mevcut politikasını sağdan eleştiriler getirmeye başladı. Almanya‘da eşcinselliğini açıkça yaşayan ve bir süre önce tanınmış bir gazeteci olan erkek arkadaşıyla resmen evlenen Spahn‘ın adaylık yarışında pek şansının olmadığı baştan biliniyor, bu nedenle vazgeçmesi yolunda çağrılara hedef oluyordu.

6 HAFTA BOYUNCA „GENEL BAŞKAN SEÇİM KAMPANYASI“

Merkel‘in bir sonraki kurultayda partinin genel başkanlığına aday olmayacağını açıklamasının ardından ortaya çıkan 3 adayın yarışı 6 hafta sürdü.

Hamburg‘da gerçekleştirilen genel kuruldaki seçimin ilk turunda adaylardan hiç biri seçilemedi. En çok oy alan iki adayın, yani AKK ve Merz‘in katıldığı ikinci turdan sonra sandıktan Merkel‘in istediği sonuç çıktı. AKK delegelerin yüzde 52‘sinin oylarıyla partinin yeni genel başkanı oldu.

Merkel de duygusal bir veda konuşması ve dakikalarca alkışın ardından 18 yıldır sürdürdüğü görevi devretti ve Almanya‘nın yeni bir döneme geçti.

Siyasi gözlemciler çoğunlukla, diğer iki adayın, özellikle de Merz‘in taraftarlarının hayalkırıklığının parti içinde bölünmeye yol açabileceğine dair söylentilerin temelsiz buluyor, CDU‘nun her zaman olduğu gibi disiplinli bir parti olarak AKK‘nın yönetiminde işleyeceğine işaret ediyorlar.

Nitekim yenilen adaylar da parti tabanına bu doğrultuda çağrıda bulundular.

Seçimin asıl mağlubu olan Federal Meclis Başkanı Wolfgang Schaeuble de benzer bir çağrıda bulunarak, „siyasette intikam“ duygularına yer olmadığını vurguladı. Sanki seçimden kısa bir süre önce başta Merkel olmak üzere partinin önde gelen isimlerinin o ana kadar göstertikdikleri tarafsız tutumu değiştirip, Merz‘in CDU ve Almanya için en iyi çözüm olacağını savunarak ortalığı karıştıran kendisi değilmiş gibi…

Son Haberler

İlgili Haberler