GÜRSEL KÖKSAL
Almanya’da Federal Milletvekili Ayşe Asar, Giessen Üniversitesi’nin Türkoloji Kürsüsü’nün kapatılma tehlikesine karşı çok yönlü mücadele başlattı.
Asar, Türkoloji alanında sadece Almanya açısından değil, tüm akademik dünyada önemli bir yeri olan bu kürsüdeki profesörlük kadrosunun, şu andaki kürsü sahibi profesörün önümüzdeki aylardaki emekliliği sonrasında yeniden doldurulmaması gerekçesiyle kapatılmasının söz konusu olduğuna dikkat çekerek, Hessen eyalet hükümetinin tasarruf planları kapsamındaki bu durumu “kabul edilemez“ ve “çok ciddi bir gerileme“ olarak değerlendirdi.
Hessen’de önceki hükümet döneminde, beş yıl boyunca Kültür Bakanlığı Müsteşarlığı‘nı yürüten Asar‘ın, sert bir dille eleştirdiği şimdiki eyalet hükümetine karşı mücadelesinin ilk aşaması internet ortamında yürüyen bir imza kampanyası. www.openpetition.de yayınlanan Hessen Eyalet Hükümeti’ne yönelik açık dilekçeye imza vererek ve yorumda bulunarak, destek vermek mümkün. Asar’ın önümüzdeki günlerde bu konuyu Federal Meclis’in gündemine de getirmesi bekleniyor.
“BÜYÜK BİR SAYGISIZLIK!”
Türkçe’nin Almanca’dan sonra Hessen’de konuşulan “en büyük ve en köklü ikinci anadil” olduğunu hatırlatan Asar, imza kampanyasıyla ilgili açıklamasında, kendi müsteşarlığı döneminde okullarda Türkçe dersleri ve Türkçe öğretmenliği eğitimi alanındaki çalışmalara, pilot projelere dikkat çekerek, “Türkoloji kürsüsünün kapatılmasının büyük emeklerle hazırlanan bilimsel altyapının bir kalemde yok sayılması” anlamına geldiğini belirtti.
Asar, “Bu hem büyük bir kaynak israfı, hem de eyaletimizde yaşayan 160 binden fazla Türkiye kökenli insanın kimliğine, kültürüne ve eğitim haklarına yönelik büyük bir saygısızlıktır. Hessen’de Türkçe, evlerde en çok konuşulan ikinci dil konumundadır ve bu dilin akademik ayağını kesmek, geleceğimizin öğretmenlerini yetiştirmeyi imkansız kılacaktır” dedi.
Başta Hessen eyaletindeki Türkiye kökenli toplum olmak üzere konuya duyarlı herkesi imza kampanyasına katılmaya davet eden Ayşe Asar’ın bu konuyla ilgili çağrısı şöyle:
“Hessen’deki Türkiye kökenli toplum olarak bu skandala karşı tek bir yürek halinde, hep birlikte güçlü bir kamuoyu oluşturmamızın büyük önemini bir kez daha vurgulamak isterim. Eğer sesimizi gür ve bir arada çıkarabilirsek, bu haksız karardan geri adım atılmasını sağlayabiliriz. Burada çok kritik bir noktanın altını çizmek gerekiyor. Bizim tepkimiz ve eleştirilerimiz, bütçe kesintileri ve tasarruf baskıları altında ezilen Giessen Üniversitesi’ne yönelik değildir. Üniversite yönetimi de bu dar boğazın kurbanı edilmektedir. Asıl muhatabımız ve eleştirmemiz gereken odak, Hessen’deki eyalet hükümetinin siyasi iradesidir. Bu siyasi anlayış, yüz binlerce insanımızın kültürel kimliğini, ana dili hakkını ve toplumsal varlığını doğrudan ilgilendiren, aynı zamanda stratejik ve jeopolitik olarak bu kadar büyük öneme sahip bir alanı kolayca gözden çıkarabilmekte, görmezden gelebilmekte ve ihmal edebilmektedir. Bu mücadele sadece bir üniversite kürsüsünü kurtarma mücadelesi değil. Hessen’deki Türkiye kökenli toplumun siyasi ve kültürel ağırlığını, iradesini ve haklarını koruma mücadelesi olabilir. Kamuoyunda hep birlikte baskı yaratabilirsek, eyalet hükümetine geri adım attıracak gücündeyiz.“
BİR BİLİM POLİTİKACISI
Geçtiğimiz yıl şubat ayındaki genel seçimlerde Hessen eyaletinden federal milletvekili olarak seçilen Asar, 2019-24 yıllarında bu eyaleti yöneten Hıristiyan demokrat-Yeşiller koalisyon hükümeti döneminde Kültür ve Bilim Bakanlığı Müsteşarı olarak görev yapmış, Hessen’deki tüm üniversite ve yüksek okullardan sorumlu en üst düzey bürokrat olmuştu.
Giessen, Köln ve Londra’da hukuk öğrenimi gören ve asıl mesleği avukatlık olan Ayşe Asar, 2004 yılından bu yana, önce Frankfurt Üniversitesi daha sonra da Rhein Main Uygulamalı Bilimler Üniversitesi olmak üzere çeşitli yüksek öğrenim kurumlarında üst düzey yöneticilik görevleri üslendi. Federal Milletvekili olduktan sonra da partisinin Meclis Grubu’nun “Bilimsel Araştırma, Teknoloji ve Uzay Bilimleri Sözcülüğü”nü üstlendi. Federal Meclis bünyesindeki çeşitli komisyonların (“Bilimsel Araştırma, Teknoloji ve Uzay Bilimleri Komisyonu” ve “Avrupa Birliği İşleri Komisyonu”) ve AGİT (Avrupa Birliği Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı) Parlamenterler Birliği’nin üyesi. Ayrıca “Türk-Alman Parlamento Grubu”nun Başkan Yardımcılığı’nı yürütüyor.

ALMANYA’DA TÜRKOLOJİ
Türkoloji (ya da Türkiyat), “Türk halklarının filolojisini, antropolojisini, edebiyatını ve tarihini temel alan, bu halklara ait somut ve somut olmayan kültürel mirasları sistematik bir biçimde derleyen, araştıran ve inceleyen bilim dalı“ olarak tanımlanıyor. Almanya Türkoloji alanında önemli ve zengin bilimsel birikime ve deneyine sahip ülkeler arasında yer alıyor. Türkoloji biliminin kurucusu olarak kabul edilen Wilhelm Radloff da (1837-1918) Almanya kökenli bir bilim insanıydı.
Almanya’daki bazı üniversitelerdeki Türkoloji programları, 60’lı yıllardan itibaren Türkiye’den ve Türklerin yaşadığı çeşitli ülkelerden buraya yönelen göçün bir sonucu olarak yeni boyutlar kazandı. Örneğin bu bölümlerden bazıları Alman okullarındaki Türkçe anadil dersi öğretmenlerinin eğitimi için de önemli bir kaynak haline geldi.
Ancak son yıllardaki tasarruf politikaları ve yetkililerin Türkçe anadil konusuna önem vermemesi gibi nedenlerle bu alanda gerilemeler gözleniyordu. Örneğin Frankfurt Üniversitesi’ne bağlı Türkoloji Bölümü 2005-2007 yıllarında “tasarruf ve yeniden yapılanma“ sürecine tabii tutularak, kapatılmıştı.
DİLEKÇENİN TÜRKÇESİ
Ayşe Asar’ın www.openpetition.de sitesinde yer alan imza kampanyasıyla ilgili Almanca çağrı metninin Türkçesi de şöyle:
“Hessen Eyalet Hükümeti’nden, Justus-Liebig Üniversitesi’ndeki (JLU) Türkoloji Kürsüsü‘nün finansmanını kalıcı olarak güvence altına almasını ve mevcut kürsü sahibinin Ekim 2026’da emekli olmasının ardından görevin kesintisiz şekilde yeniden doldurulmasını garanti etmesini talep ediyoruz.
Hessen yükseköğretim sistemimizin stratejik, kültürel ve jeopolitik açıdan önemli bu temel direğinin, Hessen Yükseköğretim Paktı’nın tasarruf baskılarına kurban edilmesine izin verilmemelidir.
Bu neden önemli: Kürsünün kaldırılması planı, eğitim politikası açısından bir skandal ve hükümet vaatlerinin açık bir ihlalidir. CDU ve SPD’nin koalisyon sözleşmesinde anadil temelli eğitimin genişletilmesi açıkça kararlaştırılmıştır. Türkçe‘nin Hessen genelinde okullarda yabancı dil olarak sunulabilmesi için Hessen Bilim ve Sanat Bakanlığı ile Kültür Bakanlığı, bir önceki yasama döneminde ‘Türkçe Öğretimi Didaktiği‘ adlı bir lisans programının geliştirilmesi için bir proje başlatmıştır. Bu bilimsel konsept artık tamamlanmış durumda ve beklemektedir. Kürsünün kaldırılması, büyük emekle oluşturulan bu temelin varlık nedenini ortadan kaldırmakta ve kamu kaynaklarını israf etmektedir.
160 milyonu aşan Türkiye kökenli toplum, Hessen’de Alman olmayan kökene sahip en büyük nüfus grubunu oluşturmaktadır. Türkçe, burada en çok konuşulan ikinci anadildir. Bu kürsünün kaldırılması, yüz binlerce vatandaşın yaşam gerçekliğini ve kültürel kimliğini görmezden gelmekte ve Hessen okullarında Türkçe öğretmenlerinin akademik olarak yetiştirilmesini engellemektedir.
Türkoloji, akademik bir ‘niş alan‘ değil, aynı zamanda stratejik dış ve güvenlik politikası açısından da önemli bir bölümdür. Giessen’deki Türkoloji çalışmaları tüm Orta Asya bölgesini kapsamaktadır. Bu bölge, Alman ekonomisi ve Avrupa’nın hammadde güvenliği açısından küresel rekabet ortamında büyük önem taşımaktadır. Küresel krizler çağında dil ve kültür yetkinliklerini azaltanlar, stratejik olarak kendilerini küçültmektedir. Hessen eyaletinden, Giessen’deki Türkoloji’yi üniversitenin üzerindeki mali baskılar altında bırakmamasını, ona özel bir statü sağlayarak, ‘eyalet kürsüsü‘ olarak finanse etmesini talep ediyoruz.
Gerekçeler:
Kamu kaynaklarının israfına son verin!: Hessen Bilim ve Kültür Bakanlıkları, Giessen’de ‘Türkçe Öğretimi Didaktiği‘ lisans programının geliştirilmesi için iki yıllık bir projeyi görevlendirmiş ve finanse etmiştir. Bu konsept artık tamamen hazırdır. Kürsünün kaldırılması, bu temelin kullanılmadan yok edilmesi ve kamu kaynaklarının bilinçli şekilde israf edilmesi anlamına gelir.
Koalisyon hükümetinin verdiği sözü yerine getirin!: Siyah-kırmızı (CDU-SPD) eyalet hükümeti, anadil temelli eğitimin genişletilmesi yönündeki kendi vaatlerini çiğnemektedir. Giessen’de öğretmenlere verilen üniversite düzeyinde eğitim olmadan bu vaatler sadece boş bir söylem olarak kalır. Kürsüyü kaldıranlar, Hessen’de Türkçe dersini fiilen engellemektedir.
Hessen’de yüz binlerce Türkiye kökenli insanın yaşam gerçekliğine saygı!:
Bu kürsünün kaldırılması, bu insanların kültürel kimliğine ve tanınmasına yönelik açık bir saygısızlıktır. Rusça, İtalyanca, İspanyolca, Portekizce, Arapça, Lehçe ve Ukraynaca Hessen okullarında sınavlara tabi düzenli yabancı diller olarak kabul edilirken, Türkçe‘nin yabancı dil olarak tanıtılması için gerekli hazırlıklar tasarruf gerekçesiyle ortadan kaldırılmaktadır. Oysa Türkçe, Hessen’de nicelik olarak en büyük ve en köklü göçmen anadilidir.
Jeopolitik dar görüşlülüğü önleyin!: Tüm Orta Asya bölgesi için ekonomik ve dış politika açısından uzmanlığa ihtiyacımız var.“
İmzası ve yorumlarıyla bu dilekçeye destek vermek isteyenlerle, dilekçenin Almanca orjinali okumak isteyenler için:
https://www.openpetition.de/petition/online/stoppt-das-aus-fuer-die-turkologie-und-die-tuerkisch-ausbildung-in-giessen
