Frankfurt Türk Kültür Merkezi, Frankfurt Başkonsolosluğu himayesinde gerçekleştirilen 3. dönem çini sanatı ve ney kurslarının yıl sonu sergisini, ney musikisi eşliğinde kapılarını sanatseverlere açtı.
Sanatseverler ve kursiyer yakınlarının yoğun ilgi gösterdiği etkinlik; Frankfurt Eğitim Ataşesi Dr. Muhammed Fatih Kılıç, Çini Sanatı Eğitmeni Ayşe Kurt ve Frankfurt CDU Şehir Meclisi Üyesi aynı zamanda Köken Dilleri Merkezi Başkanı Anita Akmadza’nın birlikte kestiği kırmızı kurdele ile başladı.
Çini Eğitmeni Ayşe Kurt ve ney eğitmeni Gökhan Eker’e özverili çalışmaları için teşekkür eden Frankfurt Eğitim Ataşesi Dr. Muhammed Fatih Kılıç, “Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın anadili olan Türkçeyi korumak ve geliştirmek en temel misyonumuzdur. Ancak anadil, sadece sınıflarda değil; o dilde yapılan sanatsal, edebi ve kültürel faaliyetlerle korunur ve zenginleşir. Bizler edebiyattan musikiye, görsel sanatlardan geleneksel el sanatlarımıza kadar her alanda bu eğitimleri düzenleyerek, Türkçemizin unutulmayıp gurbette yaşayan, konuşulan ve gelişen bir dil olarak kalmasını amaçlıyoruz.”

„Çini, çömlek gibi bir kullanım aracı değil“
Çini Sanatı Eğitmeni Ayşe Kurt „ Toprağın ve Ateşin. Gelenekten Günümüze, Dünyayı Saran Yolculuğu“ adlı etkinliğin sunumunda, çininin sıradan bir çömlek gibi bir kullanım aracı değil, adeta bir “kültür atlası” olduğunu söyledi. Kurt şu noktalara dikkat çekti:
- Çin (Jingdezhen) ve Mavi-Beyazın Doğuşu: Porselenin başkentinde İpek Yolu’ndan gelen Orta Doğu kobaltının buluşmasıyla ejderha ve lotus motifli Mavi-Beyaz akımı başladı.
- Büyük Selçuklular ve Parlayan Toprak: İran coğrafyasında geliştirilen metalik parıltılı Lüster (Perdah) tekniği, Anadolu’ya taşınarak saray duvarlarında hayat dolu figürlerle buluştu.
- Zirve Noktası – Osmanlı ve İznik Çinileri: 16. yüzyılda kuvars mucizesi ve dünya seramik tarihine geçen “Mercan Kırmızısı” ile İstanbul’un camileri taştan birer cennet bahçesine döndü.
- Halkın Sanatı – Kütahya: Saray siparişlerinin azalmasıyla meşaleyi devralan Kütahya; çiniyi fincanlara, ibriklere taşıyarak canlı renklerle sanatı halkla buluşturdu ve günümüze taşıdı.
- Batıdaki İslam Esintisi – Endülüs: Granada’daki Elhamra Sarayı’nda geometrik parçaların birleştiği Alicatado tekniği, bugünkü İspanyol ve Portekiz sokaklarını süsleyen ünlü Azulejo seramiklerinin temelini attı.
- Avrupa’nın Cevabı – Delftware: 17. yüzyılda Hollandalı ustalar Çin porselenini taklit ederek kalaylı sır üzerine yel değirmenleri ve deniz gemileri çizerek dünyaca ünlü Delft Mavisini doğurdu.

Eğitmen Ayşe Kurt, sunumunun teknik bölümünde ise çini, seramik ve porselen arasındaki farkları net hatlarla ortaya koydu:
- Klasik Seramik: Tamamen killi topraktan yapılır, piştiğinde mat ve kırmızımsı olur.
- İznik Çinisi (Kuvars Mucizesi): Hamurunun %80-85’i yarı değerli cam hammaddesi olan kuvarstır. Işığı içine hapsedip parlatır. 1000°C – 1050°C civarında yüksek ısıda ömürlük bir yapı kazanır.
- Porselen (Çin): Saf beyaz kaolin kilinden üretilir, ekstrem ısıda piştiği için yarı saydam ve aşırı sert bir yapıya kavuşur.
Frankfurt Türk Kültür Merkezi’nde üç yıl önce başlayan bu eğitim serüveninin, Çin’den Avrupa’ya uzanan tarihi çini yolculuğuna yepyeni bir halka eklemesini dileyen Kurt, öğrencilerine bundan sonra da farklı kanallardan ve çini ustalarından faydalanarak kendilerini sürekli geliştirmeleri tavsiyesinde bulundu.

Etkinliğin ikinci bölümünde ise Gökhan Eker’in öğrencilerinin yer aldığı ney konserinde bazı eserlerde Eğitim Ataşesi Dr. Muhammed Fatih Kılıç da eşlik etti. Davetliler Gökhan Eker öğrencilerini alkış yağmuruna tuttu. Konserin ardından çini kursu,ney kursu mezunlarına sertifikalar, eğitmenlere de teşekkür plaketi verildi. .
