CHP’ye yönelik ‘Mutlak butlan’ kararı, yurtta olduğu gibi yurt dışında da protesto ediliyor. Siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşlarının yer aldığı Frankfurt Eylem Birliği adlı inisiyatifin çağrısıyla Bockenheimer Warte meydanında biraraya gelen protestocular, „Bu bir siyasi darbe girişimidir. Bu mesele bir partinin meselesi değil, Türkiye’nin demokrasi meselesidir“ dediler.
Eylemde konuşan CHP Frankfurt Birliği Başkanı Ercan Beğen, ‘Mutlak butlan’ tartışmalarının hukuk kisvesi altında yapılmak istenen siyasi bir darbe girişimi olduğunu söyledi. CHP’yi susturmanın, meydanları boşaltmanın ve halkın değişim talebinin durdurmanın mümkün olmadığını kaydeden Beğen, „Sandıkta gerileyenler, halkın desteğini kaybedenler şimdi yargıyı kullanarak siyaseti dizayn etmeye çalışıyor. CHP kurultayına ‘Mutlak butlan’ diyorsanız, mühürsüz oylarla kabul ettirilen referandum nedir? O gün hukuk neredeydi? O gün milletin gözünün önünde seçim hukuku değiştirilirken neden sustunuz? Demek ki mesele hukuk değilmiş. Mesele iktidarın çıkarıymış. Kendi siyasi çıkarları için hukuku eğip bükenler, bugün kalkmış demokrasi dersi vermeye kalkıyor“ diye konuştu.

‘Mutlak butlan’ kararını protesto edenler arasında CHP Frankfurt Birliği’nin yanısıra, Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF), Frankfurt Alevi Kültür Merkezi, Sol Parti Almanya ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) de yer aldı. CHP’liler Özgür Özel’in resmi ve üzerine „Yorgunsun biliyoruz, dayan!“ yazılı tişörtler taşıdı.

„Bu saldırı hepimize“
Eylemde söz alan Sol Parti Frankfurt temsilcisi Zafer Taşkın, geçmişte halkın umutlarını boğanların, halkın değişim iradesini sabote edenlerin yine aynı rolü oynadığını söyledi. Taşkın konuşmasında, meselenin CHP ve bir genel başkanlık meselesi olmadığını, meselenin doğrudan halkın seçme ve seçilme hakkına yönelik açık bir darbe girişimi olduğunu vurguladı. Türkiye’nin artık bir yol ayrımında olduğunu da savunan Zafer Taşkın, „Ya Saray rejiminin karanlığı büyüyecek. Ya da halk birleşip bu çürümüş düzeni tarihin çöplüğüne gönderecek. İşte bu yüzden bugün susma günü, bekleme günü değildir. Bugün birleşme günüdür. Bugün omuz omuza mücadeleyi büyütme günüdür. Sosyalistler, demokratlar, laiklikten, emekten yana olanlar, kadınlar, gençler, Kürt halkı, bu ülkenin bütün ilerici güçleri ortak bir mücalede buluşmak zorunda. Çünkü bu saldırı hepimize. Çünkü bu karanlık hepimizi hedef alıyor. Hiçbir saray halktan büyük değil. Hiçbir diktatörlük, örgütlü halktan güçlü değildir“ diye konuştu.

Ülkenin geleceğinin de meselesi
Frankfurt AKM Başkanı Şahin Karasu ise demokrasinin zayıflatılmasının, toplumsal muhalefetin baskı altına alınması, seçilmiş iradenin etkisizleştirilmesi ve hukuk alanına duyulan güvenin aşındırılmasının yalnızca bugünün değil, ülkenin geleceğinin de meselesi olduğunu ifade etti. Karasu, Alevilerin tarih boyunca vesayet düzenlerinin, inkar siyasetinin, kayyum anlayışının, dışlanmanın ve hak kayıplarının neye dönüştüğünü yaşayarak öğrendiğini belirtti. Toplumun korkuyla değil, rızalıkla; baskıyla değil adaletle, tek seslilikle değil çoğulculukla güçleneceğini kaydeden Karasu, „Halkın demokratik iradesine gölge düşüren her türlü uygulamadan uzak durulmalıdır. Siyasal partilerin demokratik işleyişi ve kurumsal özerkliği korunmalıdır. Hukukun üstünlüğü ilkesi, siyasal tartışmaların üzerinde güven veren ortak zemin olarak işletilmelidir. Seçilmiş iradeyi tartışmalı hale getiren uygulamalar yerine demokratik katılım güçlendirilmelidir“ dedi. Karasu, Frankfurt AKM olarak laikliği, eşit yurttaşlığı, inanç özgürlüğünü, insan haklarını ve halkın özgür iradesini savunmayı yalnızca siyasal değil, aynı zamanda yol ve vicdanı sorumluluğun gereği olarak gördüklerini de vurguladı.

„Birleşmemiz gerekiyor“
DİDF Frankfurt adına konuşan Bayram Aksu da iktidarın sermayenin çıkarı için ülkeyi bölmeye çalıştığını söyledi. Aksu, „Aslında bunlar, iktidarın sıkışmışlığı, demokrasiye ihtiyaç duyan işçi, emekçilerin birleşmesinin önüne engeller. Bu engelleri aşacak olan yine Türkiye halkıdır. Daha önceki eylemlerdeki işçiler, „Her yer direniş, hayatı durduralım“ demişti. İşçiler hayatı durdurursa demokrasiye sahip çıkmış oluruz. İşçilerin, emekçilerin daha iyi bir dünyada yaşamasını sağlayacak bizim birleşmemiz gerekiyor. Birlikte hareket etmemiz gerekiyor. İşte bundan korkuyorlar. Bizi bölmeye çalışıyorlar. Avrupa’da bize düşen görevler var. Bugüne kadar Erdoğan’ın yanında olan, tüm Avrupa Birliği’ndeki hükümetlere karşı durmamız, daha fazla çaba harcamamız gerekiyor. AB’nin Alman hükümetinin Erdoğan hükümetine, anti demokratik uygulamalara karşı çıkması gerekiyor. Hepinizi buradaki demokrasiye de sahip çıkmaya, buradaki hükümete protestolarımızı göstermeye hep beraber mücadele etmeye çağrıyoruz. Birlikte güçlüyüz“ diye konuştu.

„Karşı devrime direneceğiz“
TİP Frankfurt Sorumlusu Nilüfer Tonga, ‘mutlak butlan’ kararına ve Sarayın karşı devrimci saldırısına direneceklerini söyledi. ‘Mutlak butlan’ kararını tanımadıklarını kaydeden Tonga konuşmasında şu ifadelere yer verdi: „Bu karar, hukuki terimlerle açıklanamayacağı gibi mevcut siyasi partiler düzenini tamamen kaosa sürükleyebilecek niteliktedir. Saray Rejimi, yargıyı bir kez daha rakiplerini tasfiye etmek için kullanmaktadır. Bağımsız yargı değil, iktidar tarafından alındığı herkesçe bilinen bu karar Türkiye’nin ilerici tüm birikimine, demokratik değerlerine, hukuk devleti ilkesine ve emekçilere karşı sürdürülen Karşı Devrim teşebbüsünün en ciddi saldırılarından biridir. Trump’ı ve dünyanın bütün karanlık güçlerini arkasına alan Tayyip Erdoğan, halkın iradesine, halk egemenliğine karşı giriştiği bu savaşta başarılı olamayacak. Bu karara ve Saray’ın karşı devrimci saldırısına direneceğiz. Başta bu kararın çıkmasına vesile olan ve koltuğa geçmeye niyetlenen herkes Saray’ın kuklasıdır. İktidar icazetiyle CHP koltuğuna geçecek kişiyi siyaseten tanımayacağız.“
Eyleme katılan yurttaşlar da ‘mutlak butlan’ kararı geri çekilinceye kadar protestoların artarak devam edeceğini söylediler.

