6.1 C
Almanya
Perşembe, Şubat 12, 2026

Almanya’da gazetecilere tehdit artıyor

Almanya'da yıllardır artan kutuplaşma ve sertleşen toplumsal iklim, gazeteciler için güvenlik riski anlamına geliyor. Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütü, medya çalışanlarına ve editörlere yönelik toplam 55 saldırıyı belgeledi.

BERLİN

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF), Almanya’da 2025 yılında medya çalışanlarına ve editörlere yönelik toplam 55 (2024 yılı: 89) saldırıyı belgeleyip ve doğruladığını duyurdu. RSF 2025 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ne göre Almanya, uzun yıllar koruduğu ilk 10 ülke arasındaki yerini kaybederek 11. sıraya geriledi.

RSF, geçtiğimiz yıl gerçekte hiç kayıtlara geçmeyen çok daha saldırı olduğunu, toplam 99 adet medya çalışanlarına yönelik şiddet vakası ihbarı aldığını ancak bunların çoğu tanık veya video kanıtı bulunmaması nedeniyle doğrulanamadığına dikkat çekti. RSF, gazetecilere ve ekipmanlarına yönelik fiziksel saldırıların yanı sıra yayın binalarına yönelik maddi hasarları da saldırı olarak sayıyor. RSF’ye göre en sık görülen saldırılar tekme ve yumruklar, ayrıca nesnelerle yapılan saldırılar oldu.

Aşırı sağ saldırıyor

Güvenlik güçleri veya aşırı sol çevreler tarafından yapılan saldırılar da dahil olmak üzere, münferit saldırılar bildirildi. Aşırı sağ çevrelerdeki gösteriler, araştırmalar ve film çekimleri sırasında yapılan habercilik yine özellikle tehlikeli oldu. 24 Ocak’ta meydana gelen bir olay, bu eğilimin 2026’da da devam edeceğini gösteriyor: Schnellroda’daki aşırı sağcı “Kış Akademisi”nde, gazeteciler, AfD’nin genç üyeleri de dahil olmak üzere etkinlik katılımcıları tarafından taciz edildi, hakarete uğradı, fiziksel saldırıya maruz kaldı ve soyuldu. Bu olay, yeni bir tırmanışın örneği niteliğinde ve aşırı sağcı çevrelerde basına yönelik şiddet ve sindirmenin giderek artan özgüvenini ve normalleşmesini ortaya koyuyor.

Orta Doğu haberleri, editörleri ve sivil toplumu bölüyor

Editörler arasında ise Orta Doğu haberleri konusunda gergin bir ortam oluşturmaya devam etti. Böylece gazeteciler, 2025 yılında da İsrail ordusunun insan hakları ihlallerini diğer devletler ve savaşlarda olduğu gibi ele almakta zorluk çekti. Filistin’e destek veren gösterilerde basın özgürlüğünün durumu ve polisin rolü de hararetli tartışmalara konu oldu.

Gazze savaşı hakkındaki yorumlama yetkisi mücadelesinde medya dünyasında giderek artan bir bölünme görüldü. Antisemitizm ile İsrail hükümetine yönelik meşru eleştirinin ne olduğu konusundaki tartışmada, bazı gazeteciler kişisel olarak iftiraya uğradı ve çevrimiçi karalama kampanyalarına maruz kaldı.

Sürgünde güvende değiller

Almanya’da sürgünde yaşayan muhabirler, otoriter yönetim altındaki anavatan hükümetlerinin sürekli hedefinde. Otoriter hükümetler, çeşitli baskı yöntemleriyle medya çalışanları sindirilmeye ve rejimi eleştiren haberleri susturulmaya çalışılıyor.

Afgan, Rus veya İranlı muhabirler için, bu durum kısmen hayati tehlike arz ediyor. Bunun önemli nedeni, Alman hükümetinin verdiği kabul taahhütlerinin ihlal etmesi ve insani kabul programlarının askıya alınması.

Karaahmetoğlu: Özgür Basın, Hepimizin Sorumluluğu

SPD Milletvekili Macit Karaahmetoğlu, bağımsız ve özgür medyanın demokratik hukuk devletinin en önemli sütunlarından biri olduğunu belirterek „Almanya, basın özgürlüğü endeksindeki gerileyen konumunu düzeltmek, gazetecilerin görev başındaki güvenliğini sağlamak, basının bağımsızlığını ve özgürlüğünü güvence altına almak ve medya çeşitliliğini korumak için acil ve kararlı adımlar atmalıdır. Bu konu, demokrasimizin geleceği için ciddiyetle ele alınmalıdır.“ dedi.

Açıklama şöyle:

Sınır Tanımayan Gazeteciler’in (RSF) 2025 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ne göre Almanya, uzun yıllar koruduğu ilk 10 ülke arasındaki yerini kaybederek 11. sıraya geriledi. Bu düşüş, ülkede son dönemde ciddi şekilde artan basına yönelik saldırıların endişe verici bir yansımasıdır.

Almanya’da basın özgürlüğü başta aşırı sağcı ve sağ popülist aktörler olmak üzere aşırı uçlar tarafından tehdit altındadır. Aşırı uçlardan gazetecilere yönelik tehditler, fiziki saldırılar ve organize yıldırma girişimleri, demokratik hukuk devletini zayıflatmayı amaçlayan açık bir stratejinin parçası haline gelmiştir.

RSF raporu, özellikle aralarında AfD bağlantılı çevrelerin de bulunduğu aşırı sağcı grupların, gösterilerde gazetecilere yönelik hakaret, fiziki müdahale ve işini engelleme girişimlerini vurgulamıştır. Aşırı görüşler, basını baskı altına alarak haber içeriğini fiilen yönlendirmeyi, eleştirel gazeteciliği susturmayı ve kamuoyunun objektif bilgiye erişimini engellemeyi amaçlamaktadır.

Bu gruplar, aynı zamanda gazetecileri ve medyayı bir komplonun parçası gibi göstererek itibarsızlaştırmak suretiyle, toplumda medyaya olan güveni zedelemeyi hedeflemektedir. Basın mensuplarına yönelik bu baskı, yalnızca gazetecileri değil, toplumun tamamının doğru ve tarafsız haber alma hakkını da tehdit etmektedir.

Demokratik hukuk devletinin en önemli sütunlarından biri hiç şüphesiz ki bağımsız ve özgür medyadır. Bu nedenle Almanya, basın özgürlüğü endeksindeki gerileyen konumunu düzeltmek, gazetecilerin görev başındaki güvenliğini sağlamak, basının bağımsızlığını ve özgürlüğünü güvence altına almak ve medya çeşitliliğini korumak için acil ve kararlı adımlar atmalıdır. Bu konu, demokrasimizin geleceği için ciddiyetle ele alınmalıdır.

Foto: Pixabay / Engin_Akyurt

Son Haberler

İlgili Haberler