11.4 C
Almanya
Salı, Ekim 13, 2026

Türk Kültür Merkezi’nde kültürel ziyafet


Frankfurt’ta Ankara’daki Atatürk Kültür Merkezi ve Türkiye’nin Frankfurt Başkonsolosluğu’nun kitap fuarı çerçevesinde kent içinde vatandaşlarımıza yönelik “Sözden Sese: Türk Kültürünün İzinde“ etkinliği düzenlendi. Etkinlik, her biri kendi alanının ustaları olan sanatçıların katılımıyla bir şölene dönüştü.
Tiyatro sanatçısı ve eğitmeni Mehmet Tahir İkiler’nin meddah, kukla ve karagöz gösterisini, önce genç sanatçı Leyla Duru’nun kemanıyla seslendirdiği Türk müziğinin sevilen, bilinen parçalarının başarılı yorumlarında oluşan konseri, ardından da usta müzisyenler Ali Fuat Aydın (bağlama), Aslı Kurt Aydın (vokal) ve Prof. Dr. Cenk Güray‘ın (divan sazı) zeybek havaları programı izledi.
Etkinlik Türkiye’nin Frankfurt Başkonsolosu Nagihan İlknur Akdevelioğlu’nun selamlaması ve Atatürk Kültür Merkezi Başkanı Doç. Dr. Zeki Erarslan’ın, 1983 yılında kurulan merkezi tanıttığı ve Türk kültürünün dünyadaki izleri üzerine açıklamalarını da içeren sunumuyla başladı.

“DEĞERLERİMİZİN FARKINA VARMAMIZ ÇOK KIYMETLİ“

Etkinliğin Frankfurt’taki kitap fuarı vesilesiyle gerçekleştirildiğini belirten Başkonsolos Akdevelioğlu, özetle şunları söyledi:
“Dünya böyle bu kadar hızlı ilerlerken ve aslında tüm kimlikler zayıflarken; ulusal, millî kimlikler, dinî kimlikler, cinsiyetler çok değişik bir dönemden geçerken bizlerin kendi değerlerimizi, kendi kimliğimizi yeniden keşfetmemiz, inşa etmemiz, bunların farkına varmamız çok kıymetli. Çünkü gerçekten her ne kadar çok fazla bilgi sahibi olmasak da o kadar derin, o kadar muazzam bir zenginliğimiz var ki. Türk medeniyeti, dünya medeniyetinin kıymetli, renkli, dediğiniz gibi müstesna parçalarından bir tanesi. Biz zenginiz esasen. Bunu böyle aslında çok insani duygularla söylüyorum. Biz böyleyiz, bu bizim zenginliğimiz ve bu çok güzel. Tıpkı diğer medeniyetlere duyduğumuz saygı gibi, onların renklerine, onların katkılarına duyduğumuz saygı gibi biz de çok zenginiz gerçekten.”

ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ’NİN ÇALIŞMALARI
Doç. Dr. Erarslan da konuşmasında Atatürk Kültür Merkezi’nin çalışmalarından ve önümüzdeki döneme yönelik projlerinden örnekler verdi.
Erarslan’ın verdiği örneklerin başında Türkiye’nin kültürel mirasını korumak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla yürütülen Türk Masal Külliyatı (TÜMAK) projesini geliyor. (https://masal.gov.tr/)
Türkiye‘nin pek çok Avrupa ülkesinden daha fazla bir masal birikimine sahip olduğuna işaret eden Erarslan, “Bunlar bize ait ve bizden masallar. Çocuklarımızın bilinçaltına iyilik, doğruluk, dürüstlük, adalet ilkeleriyle kuşatan çok sayıda masallarımız var. Bu masallarda Anadolu irfanından, ilminden yansımalar vardır. Bunları çağın gerektirdiği teknolojiyle değerlendirdik. Şu an App Store ve Play Store’dan hepiniz ücretsiz bir şekilde bu masallar uygulamamızı indirebilirsiniz“ dedi.
Türkiye’nin yedi bölgesinden binlerce geleneksel masalın derlendiği, 21 farklı yerel ağızla tek bir veri tabanında toplanan masalların İngilizce’den Japonca’ya sekiz farklı dile de çevrildiğini vurgulayan Erarslan sözlerini şöyle sürdürdü: “Masallarımızdan sadece çocuklarımızın değil, aynı zamanda dünya çocuklarının da istifade etmesini, onların da haberdar olmasını önceliklendirdik. Devlet Demiryolları‘nın hızlı tren seferlerinde bu masallar yerini aldı. En son Türk Hava Yolları ile de görüşmeler yapıyoruz ve bu görüşmelerin sonucunda Planet uygulamasında da bu masallar yerini almış olacak. Hayalimiz şu: Bir Japon çocuk İstanbul’dan uçağa bindiğinde Tokyo’ya kadar Türk masalını Japonca olarak dinleyecek. Bu bizim aslında kültürümüze yaptığımız bir hizmet. Çünkü o metin içerikleri gerçekten en iyi akademisyenlerin, psikologların, pedagogların gözetiminden geçerek güvenilir içerik haline geldikten sonra paylaşılan çalışmalar.”
Erarslan, sunumunda dünya medeniyetinde kalıcı izler veren, devlet ve düşünce hayatına veren, yön veren büyüklerimiz hayatlarını ele alan geniş kapsamlı çalışmaları yayınlamaya da devam ettiklerini söyledi, örneğin tıp bilimine büyük katkıları olan İbn-i Sina’nın ya da Prof. Dr. Gazi Yaşargil’in yaşamları üzerine çalışmaların sürdüğünü kaydetti.
Sunumunu “Bir de Türk mutfağı projemiz var“ diyerek sürdüren Erarslan, “Son zamanlarda hepimizi üzen bir olgu var. Biliyorsunuz Türk mutfağına ait yemekler belli ülkeler tarafından ele geçirilmek isteniyor, yani ‘bize ait‘ deniliyor. Projemiz, Türk mutfağının dünya mutfaklarındaki etkisini de akademik çalışmayla ve ilgiyle desteklenen, bilgi ve belgeyle desteklenen çalışmalara dayanıyor“ dedi.
Türk mutfak kültürünü dijital ortama taşıyan bu projeyi kurumun kendi bilgisayar mühendisleri ve yazılımcıların çalışmalarıyla sürdürdüklerini belirten vurgulayan Erarslan, “Türk mutfak kültürünün dijital ansiklopedisini, dijital atlasını hazırlıyoruz. Bir Türkiye haritası düşünün. İşte o Türkiye haritasında ilgili şehre gittiğiniz zaman oranın yöresel yemeklerini, yemeklerin tarifini, kullanılan malzemeyi göreceksiniz.” dedi.

“GELENEKSEL TÜRK TİYATROSU“

Türkiye’de geleneksel Türk tiyatrosunun ve meddahlık sanatının önde gelen temsilcilerinden ve eğitmenlerinden Tahir İkiler Hocamız, karagöz ve hacıvat, kukla gösterileri ve meddahlık üzeine konukları hem bilgilendirdiği, hem de bizzat icra ettiği programıyla özellikle minik izleyecilerin hayranlığını kazandı.
Halen İsviçre’de keman eğitimini sürdüren ve başta 2022 yılında Fransa’da aldığı birincilik olmak çok sayıda saygın ödüllü genç virtüöz Leyla Duru’nun solo konserini uzun yıllardır zeybek havaları üzerine hem çok önemli akademik çalışmalara imzalarını atan, hem de bu müziğin ülkemizdeki ustaları arasında yer Ali Fuat ve Aslı Kurt ile Prof. Dr. Cenk Güray’ın konseri izledi. Dinleyicilere Ege bölgemizden, Ege adalarından ve Ege Denizi’nin karşı kıyısından zeybek türkülerinin zengin tarihsel arka planına ilişkin bilgi birikimlerini de aktaran üç sanatçı yorumlarıyla gönülleri fethetti.
Frankfurt Kültür Merkezi’nde zengin içerikli kültürel çalışmalara bizzat katılan ve destek veren ve bunların devam edeceğine işaret eden Başkonsolos Akdevelioğlu, “Sözden Sese“ başlıklı etkinliği şöyle değerlendirdi:

“İNSANLIĞIN ORTAK KÜLTÜREL MİRASINA KATKILAR“

“Frankfurt Kitap Fuarı gibi dünyanın dört bir yanından kültürleri, dilleri, fikirleri ve edebiyatları buluşturan uluslararası bir platform vesilesiyle vatandaşlarımız için gerçekleştirdiğimiz bu etkinlik, Türk kültür ve medeniyetinin zenginliğini paylaşmak ve insanlığın ortak kültürel mirasına katkılarını yeniden hatırlamak bakımından ayrı bir anlam taşıyor.
Çünkü medeniyet, yalnızca taşlara, yapılara ve yazılı eserlere kazınan izlerden ibaret değildir. Medeniyet; bir toplumun söylediği sözde, yaktığı türküde, anlattığı hikâyede, yazdığı şiirde ve nesilden nesile aktardığı değerlerde yaşar.
Söz, insanın düşüncesini ifade eder. Ses, ona ruh verir. Kültür ise bu söz ve sesin zaman içinde bir medeniyet hafızasına dönüşmesidir.
Türk medeniyetinin izlerini de bu geniş hafızanın içinde görmek mümkündür. Orta Asya’dan Anadolu’ya, Balkanlar’dan Orta Doğu’ya ve Avrupa’nın farklı coğrafyalarına uzanan tarihî yolculuğumuz boyunca Türkçe; şiirin, hikmetin, edebiyatın ve düşüncenin dili olmuştur.
Yunus Emre’nin insan sevgisini merkeze alan dizelerinde evrensel bir çağrıya, Mevlânâ’nın düşüncesinde insanı ve varoluşu anlamaya yönelik derin bir arayışa, Dede Korkut hikâyelerinde ise ortak hafızamızı besleyen değerlerimize tanıklık ederiz. Türk musikisi de makamları, ezgileri ve kendine özgü ifade gücüyle bu kültürel birikimin duygulara tercüman olan sesidir.
Bu mirasın en kıymetli özelliklerinden biri, yalnızca geçmişe ait olmamasıdır. Türk kültürü, farklı medeniyetlerle kurduğu temaslar sayesinde zenginleşmiş; kendi özgün kimliğini korurken karşılıklı etkileşime de açık olmuştur. Bu yönüyle kültürümüz, insanlığın ortak birikimine katkı sunan canlı bir medeniyet geleneğidir.
Bugün bu mirası Frankfurt’ta konuşuyor olmamız da son derece anlamlıdır. Farklı dillerin, kültürlerin ve düşünce geleneklerinin buluştuğu Frankfurt, kültürel diyaloğun ve karşılıklı anlayışın önemini her gün yeniden ortaya koymaktadır. Frankfurt Kitap Fuarı ise sözcüklerin sınırları aşabildiğini, edebiyatın toplumlar arasında köprüler kurabildiğini ve bir hikâyenin dünyanın farklı köşelerinde insanları bir araya getirebildiğini gösteren eşsiz bir platformdur.“

“TANITMAK KADAR PAYLAŞMAK DA ÖNEMLİ“

“Özellikle Türkiye ile Almanya arasındaki köklü insani ve kültürel bağlar düşünüldüğünde, bu tür etkinliklerin ayrı bir değer taşıdığına inanıyorum. Kültürümüzü tanıtmak kadar, onu paylaşmak; kendimizi anlatmak kadar, birbirimizi dinlemek de önemlidir. Zira gerçek kültürel etkileşim, yalnızca kendi sesimizi duyurmakla değil, başkalarının seslerine de kulak vermekle mümkündür.
Bu anlayışla, etkinliği düzenleyen Atatürk Kültür Merkezi’ne ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Kültür ve sanatın toplumlar arasında dostluk ve anlayışı güçlendiren rolüne katkı sunan bütün girişimleri kıymetli buluyoruz.
Sözün sese, sesin hafızaya, hafızanın ise ortak bir medeniyet bilincine dönüştüğü bu anlamlı buluşmanın hepimiz için ilham verici olmasını diliyorum.
Dileğimiz, Türk medeniyetinin zengin sesinin dünyanın kültür korosunda hak ettiği yerle yankılanması; bu sesin farklılıkları ayrılığa değil, karşılıklı anlayışa ve ortak insanlık değerlerine dönüştürmesidir.“ (gk)

Son Haberler

İlgili Haberler