<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yaşam &#8211; Almanya Haberleri &#8211; Egazete.de</title>
	<atom:link href="https://egazete.de/yasam/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://egazete.de</link>
	<description>Almanya&#039;nın Türkçe Haber Portalı</description>
	<lastBuildDate>Tue, 21 Apr 2026 18:58:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>
	<item>
		<title>Türk toplumu yasta: Arif Arslaner&#8217;i kaybettik</title>
		<link>https://egazete.de/turk-toplumu-yasta-arif-arslaneri-kaybettik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Apr 2026 17:38:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Arif Arslaner]]></category>
		<category><![CDATA[frankfurt]]></category>
		<category><![CDATA[Kubi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31284</guid>

					<description><![CDATA[ Almanya Türk Toplumu (TGD) başta olmak üzere çok sayıda sivil toplum kurumunda görev yapan, Frankfurt şehri tarafından “fahri vatandaş“ ünvanı verilen Arif Arslaner, yaşama tutunamadı]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Frankfurt ve çevresinde 33 yıldır büyük bölümü eğitim ağırlıklı olmak üzere çok yönlü sosyal yardım, entegrasyon, kültür ve siyasi çalışmalar yürüten, “ırkçılık ve ayrımcılık“ mücadelenin öncü kuruluşlardan KUBI‘nin (Eğitim ve Kültür Derneği) Kurucu Başkanı Arif Arslaner (63) yaşamını yitirdi.<br>Almanya Türk Toplumu (TGD) başta olmak üzere çok sayıda sivil toplum kurumunun kuruluş süreçlerinde, yönetimlerinde yer alan, hizmetleri dolayısıyla Frankfurt şehri tarafından “fahri vatandaş“ ünvanı verilen Arslaner, bir süredir ağır hastalığı nedeniyle çalışma hayatına ara vermek zorunda kalmıştı.</p>



<figure class="wp-block-embed is-type-wp-embed is-provider-almanya-haberleri-egazete-de wp-block-embed-almanya-haberleri-egazete-de"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="jFgiJegCsJ"><a href="https://egazete.de/kubiden-universite-destekli-demokrasi-gonulluleri-egitimi/">KUBİ&#8217;den üniversite destekli demokrasi gönüllüleri eğitimi</a></blockquote><iframe class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="&#8220;KUBİ&#8217;den üniversite destekli demokrasi gönüllüleri eğitimi&#8221; &#8212; Almanya Haberleri - Egazete.de" src="https://egazete.de/kubiden-universite-destekli-demokrasi-gonulluleri-egitimi/embed/#?secret=B9pTHPcAdP#?secret=jFgiJegCsJ" data-secret="jFgiJegCsJ" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe>
</div></figure>



<p>KUBI ve kardeş kuruluşu BIKU çatısı altında şimdiye kadar Avrupa Birliği, Federal Hükümet ve federal bakanlıklar, Hessen Eyalet Hükümeti ve eyalet bakanlıkları. Frankfurt Büyükşehir Belediyesi’yle işbirliği içinde, birbirine paralel olarak yürütülen çok sayıda projenin öncüsü olan Arslaner, bu arada Türkiye bağlantılı gençlik çalışmaları ve mesleki eğitim projelerine imzasını atmıştı. İzmir ve Frankfurt büyükşehir belediyeleri arasında işbirliğine destek veren Arslaner, İzmir’in dünyanın önemli kentleriyle stratejik ortaklıklar kurmasını desteklemek hedefiyle kurulan Dünya Kenti İzmir Derneği’nin (DİDER) de Frankfurt şubesinin yönetimini üstlenmişti.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="800" height="449" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/04/Arif-Arslaner11-800.jpg" alt="" class="wp-image-31290" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/04/Arif-Arslaner11-800.jpg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/04/Arif-Arslaner11-800-300x168.jpg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/04/Arif-Arslaner11-800-696x391.jpg 696w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p><br>Arslaner, Türkçe’nin okullardaki eğitim programlarında yer alması ve çok dilli eğitimin desteklenmesi için yürütülen kampanyaların organizatörleri arasında yer aldı, KUBI aracılığıyla bu kampanyalara büyük destek verdi.<br>Frankfurt’ta 1993 yılında bir grup Türk ve Alman arkadaşıyla kurduğu KUBI’nin kısa zaman içinde her biri çalıştıkları alanların uzmanı yaklaşık 200 kişinin görev aldığı bir çok yönlü bir örgüt olarak kurumlaşmasını sağlayan Arslaner’in gerçekleştirmeyi hedeflediği en önemli projelerden biri de çok dilli eğitim veren bir ilkokul ve çocuk yuvasıydı.</p>



<figure class="wp-block-embed is-type-wp-embed is-provider-almanya-haberleri-egazete-de wp-block-embed-almanya-haberleri-egazete-de"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="dqb6Y61fhC"><a href="https://egazete.de/frankfurttan-arif-arslanere-onur-plaketi/">Frankfurt&#8217;tan Arif Arslaner&#8217;e onur plaketi</a></blockquote><iframe class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="&#8220;Frankfurt&#8217;tan Arif Arslaner&#8217;e onur plaketi&#8221; &#8212; Almanya Haberleri - Egazete.de" src="https://egazete.de/frankfurttan-arif-arslanere-onur-plaketi/embed/#?secret=f4YIlCOOLP#?secret=dqb6Y61fhC" data-secret="dqb6Y61fhC" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe>
</div></figure>



<p><strong>KUBİ&#8217;den açıklama: Yastayız</strong></p>



<p>KUBI’nin genel müdürleri Fatma Kınalı ve Yıldız Yanboludan da yaptıkları açıklamada sadece fırsat eşitliğinin savunucusu ve başarılı entegrasyonun öncüsü olan birini değil, gerçek bir dostumuzu kaybettik” dediler.<br>Kınalı ve Yanboludan’ın KUBI adına yaptığı açıklama özetle şöyle:<br>“Türkiye doğumlu Arif Arslaner, 33 yıl önce Frankfurt&#8217;ta KUBI Kültür ve Eğitim Derneği&#8217;ni kurdu ve yıllar içinde BIKU gGmbH adlı bir yan kuruluşu ve 200&#8217;den fazla çalışanı olan tanınmış bir eğitim kurumuna dönüştürdü. Başlangıçta bir göçmen örgütü olarak bilinen, şimdi ise kâr amacı gütmeyen kurum, Frankfurt&#8217;ta giderek daha önemli bir kültürlerarası oyuncu haline gelmiş ve belediye, eyalet ve federal yetkililerle yakın işbirliği içinde gençlik ve aile desteği, katılım ve demokrasi için fon projeleri geliştirip uygulamaktadır (…) Frankfurt şehri, 2006 yılında henüz bir dernek olan KUBI&#8217;ye şehrin Entegrasyon Ödülü&#8217;nü vererek onun başlattığı çalışmaları onurlandırdı. Arslaner, 2021 yılında da eşit katılım ve entegrasyon, demokrasi ve sosyal uyum alanlarındaki onlarca yıllık özverili çalışmaları nedeniyle Frankfurt Şehri Onur Madalyası&#8217;nı aldı. Ödül törenindeki konuşmasında ‘Birçok insana eğitim ve entegrasyon fırsatları sağlamak için yorulmadan çalışan tüm personelimize ve ortaklarımıza teşekkür ediyorum. Bu ödül aynı zamanda sizin de ödülünüz!’ demişti. KUBI’nin tam da bu ruhla çalışmalarına devam etmesini amaçlıyoruz. Ancak bugün Arif&#8217;in ailesi, eşi ve çocuklarıyla birlikte yas tutuyoruz, onlara ve tüm sevdiklerine çok direnç diliyoruz.”</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="360" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/04/arslaner2-800.jpeg" alt="" class="wp-image-31285" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/04/arslaner2-800.jpeg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/04/arslaner2-800-300x135.jpeg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/04/arslaner2-800-696x313.jpeg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p><strong>Frankfurt Başkonsolosluğu&#8217;ndan taziye</strong></p>



<p> Frankfurt Başkonsolosluğu taziye mesajında &#8220;Derin bir üzüntüyle vefatını öğrendiğimiz Arif Arslaner’i rahmet ve saygıyla anıyoruz.<br><br>Eğitim alanındaki kıymetli katkıları ve birlikte hayata geçirdiğimiz çalışmalar her zaman hatıralarımızda yaşayacaktır.<br><br>Ailesine, yakınlarına ve sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyoruz.&#8221; dedi.</p>



<p><strong>Büyükşehir Belediye Başkanı Josef&#8217;den taziye </strong></p>



<p>Frankfurt Büyükşehir Belediye Başkanı Mike Josef yayınladığı taziye mesajında, &#8220;Çalışmaların kentimiz için daima değerli kalacaktır. Hoşcakal, Sevgili Arif&#8221; ifadelerine yer verdi. </p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="475" height="632" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/04/Screenshot-2026-04-21-at-18-57-48-Stories-•-Instagram.png" alt="" class="wp-image-31288" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/04/Screenshot-2026-04-21-at-18-57-48-Stories-•-Instagram.png 475w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/04/Screenshot-2026-04-21-at-18-57-48-Stories-•-Instagram-300x399.png 300w" sizes="auto, (max-width: 475px) 100vw, 475px" /></figure>



<p><strong>Huzur içinde yat Arif</strong></p>



<p>Frankfurt Belediye Başkanı Nargess Eskandari Grünberg de taziye mesajında &#8220;Doğru kelimeleri bulmak zor. Arif’in kaybıyla sadece bir yol arkadaşımı değil, her şeyden önce bir dostumu da kaybettim. İnanılmaz bir sıcaklık, netlik ve kararlılıkla başkalarının yanında olan bir insanı.</p>



<p>Arif, Frankfurt&#8217;a damgasını vurdu. 1979&#8217;da buraya geldiğinden beri, göçmen kökenli insanların hak ettikleri fırsatları elde etmeleri için yorulmak bilmeden mücadele etti. KUBI ile alanlar yarattı, ufuklar açtı ve nesiller boyu gençlere eşlik etti.</p>



<p>Onu özel kılan şey: Harekete geçmesiydi. Her zaman. Her insanda, doğru fırsatlar sunulduğunda potansiyel olduğuna dair derin bir inançla.</p>



<p>Arif, şehrimizi oluşturan değerleri temsil ediyordu: Çeşitlilik, dayanışma ve kimseyi geride bırakmama konusundaki sarsılmaz irade. Irkçılığa karşı, demokrasi ve saygılı bir birlikte yaşama lehine sesini yükselten biriydi.</p>



<p>Onu olduğu gibi hatırlayacağım: mücadeleci, ilham verici ve hayat dolu bir insan. İnsanları bir araya getiren ve harekete geçiren biri.&#8221; dedi.</p>



<p>Onun kaybı büyük bir boşluk bırakıyor.</p>



<p>Düşüncelerim ailesiyle, özellikle eşiyle ve iki harika çocuğuyla, ayrıca ona yakın olan herkesle birlikte.</p>



<p>Huzur içinde yat Arif.&#8221; dedi</p>



<figure class="wp-block-embed is-type-wp-embed is-provider-almanya-haberleri-egazete-de wp-block-embed-almanya-haberleri-egazete-de"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="XKUDZ6rzdO"><a href="https://egazete.de/unutmamaliyiz-arif-arslaner/">&#8220;Unutmamalıyız&#8221; &#8211; Arif Arslaner</a></blockquote><iframe loading="lazy" class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="&#8220;&#8220;Unutmamalıyız&#8221; &#8211; Arif Arslaner&#8221; &#8212; Almanya Haberleri - Egazete.de" src="https://egazete.de/unutmamaliyiz-arif-arslaner/embed/#?secret=O20XzCmPgu#?secret=XKUDZ6rzdO" data-secret="XKUDZ6rzdO" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe>
</div></figure>



<p><strong>Türk toplumunun büyük bir kaybı</strong></p>



<p>Arslaner’in erken vefatı Türk toplumunda büyük üzüntüyle karşılandı.<br>Kendisini Almanya’ya geldiği ilk denemlerden beri tanıyan, birlikte çeşitli, sosyal, siyasal ve kültürel çalışmalarda yer alan, Frankfurt’taki Türk toplumunun ilklerinden ve önde gelen isimlerinden Şener Sargut ve Hüseyin Adalı, Arslaner’in hizmetleri ve çalışkanlığına dikkat çektiler.<br>Şener Sargut’un açıklaması:<br>“Arif kardeşimizin Almanya’ya gelişinden beri yaşamını ve gelişmesini yakından takip etme şansını bulan biri olarak, gerek iş hayatında ve gerekse de özel hayatında, özellikle de eğitim ve sosyal çalışmalardaki yetenekli ve başarılı duruşunu çok takdir ettiğimi ve Türk Toplumunun büyük bir kayıp yaşadığını belirtmek isterim. Ailesine baş sağlığı ve sabır diliyorum. Ruhu şad olsun.”<br>Hüseyin Adalı: “Arif Arslaner&#8217;i genç yaşta kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyoruz. Maalesef kafasındaki, Türk toplumu ile ilgili bir çok değerli projeyi hayata geçiremeden, çok erken ayrıldı aramızdan. Ailesine, yakınlarına bassağlığı dilerim.”</p>



<p><strong>TG Hessen: Bizim için rehber olmaya devam edecek</strong></p>



<p>Kurucuları arasında yer aldığı Hessen Türk Toplumu’dan yapılan açıklama da şöyle:<br>“KUBİ (Kültür ve Eğitim Derneği) Kurucusu, Almanya Türk Toplumu (TGD) eski Genel Başkan Yardımcısı ve geçmişte uzun yıllar Hessen Türk Toplumu (TG Hessen) Yönetim Kurulu Üyesi olan Sayın Arif Arslaner’in vefatını derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz.<br>Ömrünü Almanya’daki Türk toplumunun gelişimine, gençlerimizin eğitimine ve Türk-Alman dostluğunun pekişmesine adayan Arslaner, sivil toplum alanında bıraktığı kalıcı eserler ve vizyonuyla daima minnetle anılacaktır. Onun toplumsal uyuma ve eşitliğe verdiği eşsiz katkılar, bizler için her zaman bir rehber olmaya devam edecektir.<br>Merhuma Allah’tan rahmet; kederli ailesine, yakınlarına ve başta KUBİ olmak üzere tüm Türk toplumuna, Türk-Alman eğitim ve sosyal camiasına başsağlığı ve sabır diliyoruz.<br>Ruhu şad, mekânı cennet olsun.”</p>



<p><strong>CHP Frankfurt: Silinmez izler bıraktı</strong></p>



<p>CHP Frankfurt da yayınladığı taziye mesajında <a href="https://www.instagram.com/chp_frankfurt/" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a>&#8220;Hayatımıza yön veren, tecrübeleriyle bizlere ışık tutan kıymetli büyüklerimizden Arif Arslaner’in vefat haberini derin bir teessürle almış bulunuyoruz.<br><br>Kendisi; duruşu, bilgeliği ve insanlara olan yaklaşımıyla her zaman saygıyla anılacak, gönüllerde silinmez izler bırakmıştır. Onun yokluğu büyük bir boşluk olsa da, bıraktığı hatıralar ve değerler yaşamaya devam edecektir.<br><br>Merhuma Allah’tan rahmet, başta ailesi olmak üzere tüm sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyoruz. Mekânı cennet, ruhu şad olsun.&#8221; ifadelerini kullandı. <br></p>



<p><strong>Almanya&#8217;ya 16 yaşında geldi</strong></p>



<p>Yozgat Çayıralan’a bağlı Çokradan Köyü’nde 1963 yılında dünyaya gelen Arif Arslaner, 1979’dan bu yana Frankfurt’ta yaşıyordu.<br>Almanya’da çalışan babasının Türkiye’deki eşi ve çocuklarını yanına alması üzerine Frankfurt’a gelen ve eğitimini burada sürdüren Arslaner, önce meslek eğitimi hazırlık kursları çerçevesinde Hauptschule’yi bitirdikten sonra, akşam okuluna devam ederek lise mezunu oldu. Frankfurt Yüksek Okulu’nda “sosyal hizmet uzmanlığı”, Frankfurt Üniversitesi’nde de “eğitim ve siyaset bilimleri, psikoloji” bölümlerindeki yüksek öğrenimini başarıyla tamamladıktan sonra KUBI’yi kurdu.<br>Eğitim ve öğrenim sürecinde Türk ve Alman gençler tarafından kurulan Saz-Rock’un da aktif üyeleri arasında yer alan Arslaner, Hessen Türk Toplumu (TG Hessen) ve bunun çatı örgütü Almanya Türk Toplumu (TGD) kurucuları arasında yer aldı. Bir dönem TGD’nin genel başkan yardımcılığını yürüttü. Arslaner, 2021 yılında Frankfurt Büyükşehir Belediyesi’nin onur plaketini alarak kentin “Fahri Vatandaşı” ünvanını kazanan ikinci Türk oldu. Evli ve iki çocuk babası olan Arslaner’in kardeşlerinden Hilime Arslaner, 2021 yılında Frankfurt Belediye Meclisi’nin Başkanlığı’nı üstlenmişti.</p>



<p><strong>Frankfurt&#8217;ta toprağa verilecek</strong></p>



<p>Arslaner Ailesi, Arif Arslaner&#8217;in 24 Nisan Cuma günü, Frankfurt ile Bad Vilbel kentleri arasındaki Heiligenstock mezarlığında (Friedberger Str 647, 60389 Frankfurt) toprağa verileceğini duyurdu. Mezarlıkta buluşma saat 10.45, defin ise saat 11.00&#8217;de gerçekleşecek (gk)</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="600" height="750" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/04/Arif-Arslaner12-800.jpg" alt="" class="wp-image-31289" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/04/Arif-Arslaner12-800.jpg 600w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/04/Arif-Arslaner12-800-300x375.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></figure>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/04/arslaner2-800.jpeg" length="108974" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Barış hareketi ayakta</title>
		<link>https://egazete.de/baris-hareketi-ayakta/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Apr 2026 18:15:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[baris]]></category>
		<category><![CDATA[frankfurt]]></category>
		<category><![CDATA[Osternmarsch]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31230</guid>

					<description><![CDATA[Almanya’daki geleneksel barış yürüyüşleri, tüm ülkede en az 100’den fazla yerde gerçekleştirilen ve binlerce barış sevdalısının katıldığı eylemlerle tamamlandı.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Her yıl paskalya bayramına ve öncesindeki tatil günlerine denk getirilen yürüyüş ve mitinglerde İran, Gazze, Lübnan ve Ukrayna’daki savaşlara son verilmesi çağrıları yapıldı. Eylemlerde, hükümetin ülkeyi “savaşabilir hale getirme” planlarına, silahlanmaya, zorunlu askerliği geçiş hazırlıklarına, haksız savaşlara taraf olan ülkelere silah yardımı ve ihracatına, buradaki NATO ve Amerikan askeri üslerinin (örneğin Ramstein) savaşlarda kullanılmasına yönelik eleştiriler dile getirildi.</p>



<p>KATILIM UMUT VERİCİ</p>



<p>İsrail’in Gazze’deki ve Lübnan’daki kıyımları, Trump yönetiminin uluslararası hukuğu çiğneyerek önce Venezüla’ya, beş haftadır da İran’a yönelik saldırıları ve bütün bunların sonucu olarak tüm dünyayı ağır bir ekonomik krize sürüklemesi nedeniyle bu yılki yürüyüşlere katılım geçen yılın üstünde oldu. Eylemleri koordine eden “Barış Hareketi Ağı”nın önceki yıllara göre çok daha kitlesel katılım beklentileri gerçekleşmedi, ancak buna rağmen gözlenen küçük artışın barış hareketi açısından umut verici olduğu açıklandı.<br>Barış hareketi kitleleri sokaklara çekmeye çalışırken, hükümet Almanya’nın önümüzdeki yıllarda Rusya’nın doğrudan askeri saldırısına uğrayabileceğini ileri sürerek hızla silahlanmayı, silahlı kuvvetleri bunun için etkin bir biçimde yeniden organize etmeyi, gerektiğinde zorunlu askerliği yürürlüğe koyarak silah altındaki asker sayısını artırmayı, ülke ekonomisini ve alt yapısını olası bir savaşa hazır hale getirmeyi hedefliyor. Bu arada “İsrail’in kendisini savunma hakkı”na destek gerekçesiyle bu ülkeye silah yardımları ve satışları devam ediyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="450" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/04/Baris-yuruyusu042026-2-800.jpeg" alt="" class="wp-image-31232" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/04/Baris-yuruyusu042026-2-800.jpeg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/04/Baris-yuruyusu042026-2-800-300x169.jpeg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/04/Baris-yuruyusu042026-2-800-696x392.jpeg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p>KARŞI KAMPANYALAR</p>



<p>Ana akım medyanın, muhalefetteki partilerden Yeşiller’in büyük bir gayretle desteklediği bu politikalar zaman zaman Sol Parti’nin de (Die Linke) onayını alıyor. İsrail’in Gazze’yi yaşanmaz hale getiren yıkımına, Venezüela’da olduğu gibi İran’ın petrolüne de el koyacağını açıklayan Trump’ın hukuk tanımazlığına rağmen dikkatleri Ukrayna savaşına çekmeye çalışan kampanyalar devam ediyor.<br>Bu arada Alman hükümeti, birçok diğer Avrupa ülkesi gibi İran’a karşı savaşta destek beklentilerine “Bu bizim savaşımız değil!” diyerek karşı çıktı, ancak Almanya’daki Amerikan askeri üslerinin bu savaşta kullanılmasına en küçük bir itirazda bile bulunmuyor. Trump’ı “uluslararası hukuğu ihlal ettiği için” değil, dolaylı olarak da olsa “Putin’e hizmet ettiği” gerekçesiyle eleştirmeyi tercih ediyorlar. Bu savaşta onları en rahatsız eden husus, “Rusya’nın savaş nedeniyle yaşanan petrol sıkıntısından faydalanması, dış pazarlara enerji ihracatını arttırarak, Ukrayna’ya karşı olan savaşı daha iyi finanse edebilmesi.”<br>Öte yandan Almanya’nın uzun yıllar boyunca Amerika’nın askeri desteğine ihtiyacı olduğu propogandaları da sürüyor. Özellikle Trump’ın ABD’yi NATO’dan çıkaracağına dair tehditlerinin ardından Almanya’nın ve Avrupa’nın Rus tehdidi karşısında savunmasız kalacağı tezleri bu kampanyaları besliyor.</p>



<p>FİLİSTİN VE KÜBA’YA DESTEK ÇAĞRILARI</p>



<p>Ancak bir yandan da İran savaşı nedeniyle başta akaryakıt olmak üzere temel tüketim mallarının fiyatlarındaki astronomik artışlar, kamuoyunda bu durumun birinci derecedeki sorumluları Trump ve Netanyahu’ya olan tepkileri daha arttırıyor.<br>Paskalya barış yürüyüşlerine, öncelikle İran ve Lübnan’da tırmanan savaşlar damgasını vurdu. Bazılarına binlerce, bazılarına da yüzlerce kişinin katıldığı eylemlerde Ukrayna, Sudan ve Kongo gibi Afrika’nın diğer yerlerindeki savaşlar ve çatışmalar da gündeme getirildi. Alman hükümetinin bu savaş ve çatışmaların sonlandırılması için diplomatik girişimlerde bulunmakla yükümlü olduğu hatırlatıldı. İsrail’in Gazze’de Filistin’e karşı savaşı açıkça “soykırım” olarak tanımlanarak, protesto edildi.<br>Bu arada Amerika’nın Küba’yı teslim almaya yönelik saldırgan politikalarına karşı tepkiler ve Küba’yla dayanışma çağrıları da öne çıktı.<br>Eylemlerde dile getirilen en önemli eleştirilerden biri de küresel silahlanma yarışının devam etmesiydi. Büyük paraların yatırıldığı bu yarışın daha fazla silahlanmayı hedefleyen “tırmanma”ya neden olduğuna, çevre koruma, eğitim, sosyal ve sağlık sektörleri için acilen ihtiyaç duyulan mali kaynakların sınırlanmasına neden olduğuna vurgulandı.<br>Eylemlerde ABD&#8217;nin Almanya&#8217;ya atom bombası başlıklı yeni orta menzilli füzeler konuşlandırma planları eleştirildi. Aralarında Almanya’nın da yer aldığı çeşitli Avrupa ülkelerindeki “kendi atom bombasına sahip olma” tartışmalarına dikkat çekildi. Bütün bu gerilimi tırmandırıcı gelişmelerin nükleer silahların kullanıldığı, tüm insanlığı tehdit eden küresel çatışmalara, üçüncü dünya savaşına neden olabileceği uyarıları dile getirildi.</p>



<p>FEDERAL MECLİS’TEN İRAN RAPORU!</p>



<p>Bu arada barış hareketinin hükümete karşı eleştirilerini destekleyen sembolik değeri yüksek önemli gelişmeler de hatırlatıldı.<br>Bunlardan biri uzun süredir bu konuda sessiz kalan Cumhurbaşkanı Steinmeier’in kısa bir süre önce İran’a karşı savaşı açıkça uluslararası hukuğun ihlali olarak değerlendirip, hükümetin bu konudaki denge politikasına karşı çıkmasıydı.<br>Diğeri de Almanya’nın en yüksek yasama organı Federal Meclis’in (Bundestag) Bilimsel Araştırma Servisi’nin bu savaşı uluslararası hukuk açısından değerlendirdiği raporuydu. Bu servis de savaşta uluslararası hukuğun ihlal edildiğini açıkladı.<br>Tabii hem Cumhurbaşkanı’nın, hem de Araştırma Servisi’nin değerlendirmelerinin hükümet politikaları üzerinde doğrudan bir bağlayıcı etkisi yok. Ancak bu gelişmeler barış hareketinin tezlerini ve hükümete yönelik çağrılarını destekliyordu. Onlar da bu savaşın uluslararası hukuğun ihlali olduğunu, bu durumun da Alman hükümetine ülke anayasası gereği yükümlülükler getirdiğini hatırlatıyor. İspanya’yı ve diğer Avrupa ülkelerini örnek alarak “Almanya&#8217;daki ABD askeri üslerinin bu savaşta kullanılmasını yasaklanması” talep ediyor, aksi takdirde bu durumun “savaş suçuna ortaklık” anlamına geldiği uyarısında bulunuyorlar.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="450" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/04/Baris-yuruyusu042026-2-800.jpeg" alt="" class="wp-image-31232" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/04/Baris-yuruyusu042026-2-800.jpeg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/04/Baris-yuruyusu042026-2-800-300x169.jpeg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/04/Baris-yuruyusu042026-2-800-696x392.jpeg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p>SLOGANLAR</p>



<p>Barış eylemlerinde en büyük katılım, paskalya bayramının son gününde Frankfurt’ta gerçekleştirildi. Organizatörler kentin çeşitli yerlerinden ve komşu kentlerden Frankfurt’un ortasındaki Römer Meydanı’na yürüyen ve oradaki mitinge katılanların sayısını yaklaşık beş bin kişi olarak açıkladı. Stuttgart’taki eyleme de dört bin kişinin katıldığı açıklandı. Münih, Berlin, Hamburg, Köln, Nürnberg, Duisburg’daki eylemlerde de binin üzerinde katılım oldu.<br>Çeşitli göçmen örgütlerinin de yer aldığı bu eylemlerde atılan sloganlardan bir bölümü şöyle:<br>“Yaşasın uluslararası dayanışma!”<br>“Ami (Almanya’daki Amerikan askerleri kastdeliyor) evine dön!”<br>“NATO’ya hayır / NATO’dan çıkılsın!”<br>“NATO yerine BARIŞ!”<br>“Eğitime yatırım yapın, silahlanmayı azaltın!”<br>“Daha fazla silahlanma, daha fazla silah — barış getirmez!”<br>“Küba’ya evet, ambargoya hayır!”<br>“Filistin’e özgürlük / Yaşasın Filistin!”<br>“İran’dan elinizi çekin!”<br>“Almanya finanse ediyor, İsrail bombalıyor!”<br>“Zenginler savaş istiyor, gençlik ise bir gelecek!”<br>“Zorunlu askerliğe, savaşa hayır — Barış kazanana kadar eylem!”<br>“Bir daha zorunlu askerlik mi? Hayır, asla!”<br>“Tanklar, silahlar, askerler barış getirmez!”<br>“Silahlanmada hızlılar ama eğitim için hiçbir şey yapmıyorlar”<br>Polisin genellikle yoğun güvenlik önlemleri aldığı yürüyüşler sorunsuz olarak tamamlandı. Frankfurt’taki bir küçük grubun İran’ın şu anki bayrağıyla, Amerika’yı protesto etmesi, diğer katılımcıların karşı çıkması üzerine küçük çaplı bir itiş-kakışın ardından engellendi. Yürüyüşe Amerikan bayrağıyla katılan bir protestocu, bayrağı protesto amaçlı olarak ters taşıdığını fark etmeyen, diğer katılımcıların tepkisini çekti. Ancak durum anlaşılınca bu küçük kriz de ortadan kalktı.<br>İlk olarak İngiltere’de başlayan ve 1960 yılından itibaren de Almanya’da düzenlenen paskalya barış eylemleri 80’li yıllarda komünist, sosyalist, sosyal demokrat örgüt ve partilerden, sendikalara, kiliselere çeşitli kesimlerden yüzbinlerin katılımıyla gerçekleşiyordu. Almanya’ya orta menzilli nükleer füzelerin konuşlandırılması ya da bu ülkenin Amerika’nın Irak’a açtığı savaşa karşı çıkıp, katılmamasının ardında buradaki barış hareketinin gücü yer alıyordu. Ancak soğuk savaşın ardından bu yürüyüşlere katılım giderek düşmeye başlamıştı. Sendikaların, kiliselerin, sosyal demokrat ve yeşil partilerin merkezi olarak barış hareketinden uzaklaşmasına rağmen yine de her yıl binlerce kişi bu geleneksel eylemlere katılıyor. Uzun süredir ilk kez geçtiğimiz yılki barış yürüyüşlerine katılanların sayısında önceki yıllara göre artış gözlenmişti. (gk)</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/04/Baris-yuruyusu042026-3-800.jpeg" length="167113" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>TMMB üç temsilcilik açacak</title>
		<link>https://egazete.de/tmmb-uc-temsilcilik-acacak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Apr 2026 19:10:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Demir Ceylan]]></category>
		<category><![CDATA[mimar]]></category>
		<category><![CDATA[TMMB]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31189</guid>

					<description><![CDATA[Frankfurt merkezli “TMMB Almanya” (Türk Mühendis ve Mimarlar Birliği), kuruluşunun 35’nci yılında Almanya’nın çeşitli merkezlerinde temsilcilikler açarak daha geniş kesime ulaşmayı hedefliyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kısa bir süre önce Frankfurt’ta genel kurulunu gerçekleştiren, Almanya’da yaşayan Türk mühendis ve mimarların meslek örgütü  TMMB&#8217;nin  önümüzdeki dönemde Berlin, Stuttgart ve Düsseldorf’ta temsilcilikler açacağı öğrenildi.</p>



<p>Almanya’daki Türk toplumunun “ilk ve tek kayıtlı meslek birliği” olan TMMB’nin 17’nci dönem yönetim kurulunun faaliyet ve mali raporlarının ibraz edildiği genel kurulda yapılan seçimlerde yeni yönetim de seçildi. Genel kuruldaki sunumlarda derneğin son dönemde sadece Frankfurt ve çevresinde değil, Almanya genelinde de büyümeye başladığını vurgulandı. Geçtiğimiz dönemde açılan Hamburg ve Münih temsilciliklerinin kısa sürede aktif çalışmalar yürütmeye başladığına dikkat çekildikten sonra, yeni dönemde derneğin büyüme hedefleri doğrultusunda Stuttgart, Düsseldorf ve Berlin’de de temsilcilikler açılmasının planlandığı açıklandı. Böylece derneğin Almanya genelinde daha geniş bir kitleye ulaşması hedefleniyor.</p>



<p>Genel kurulda yeni dönemin etkinlik programına ilişkin de bilgiler paylaşıldı. Buna göre derneğin önümüzdeki dönemde gerçekleştireceği ilk büyük etkinlik Münih&#8217;te düzenlenecek. Hamburg&#8217;ta ilki düzenlenen ve büyük ilgi gören “TechTalks” etkinliğinin ikincisinin 26 Nisan tarihinde Münih&#8217;te gerçekleştirileceği açıklandı. Düzenlenen etkinliklerde havacılık, telekomünikasyon, siber güvenlik başta olmak üzere çeşitli alanlarda yapay zekayla ilgili gelişmeler çeşitli yönleriyle ele alınacak.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="450" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/04/tmmb3-800-1.jpeg" alt="" class="wp-image-31192" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/04/tmmb3-800-1.jpeg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/04/tmmb3-800-1-300x169.jpeg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/04/tmmb3-800-1-696x392.jpeg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /><figcaption class="wp-element-caption">Demir Ceylan</figcaption></figure>



<p>Genel kuruldaki seçimler sonucu belirlenen yeni yönetim kurulu da şu isimlerden oluşuyor:<br>Ahmet Demir Ceylan (Yönetim Kurulu Başkanı, Makine Yüksek Mühendisi), Utku Külahçı (Başkan Yardımcısı, Mimar), Dr. Esra İçer (Sekreter, Makine Mühendisi), Burhan Engin (Sayman, Kimya Yüksek Mühendisi) ve Yönetim Kurulu Üyeleri Serkan Çakır (Elektrik Mühendisi), Bülent Aydın (Matematik Mühendisi), Nurseren Tol (Jeoloji Yüksek Mühendisi).<br>Kuruluşundan bu yana önce Frankfurt ve çevresinde, son yıllarda da Almanya’nın diğer kentlerinde kültürel, sosyal ve toplumsal birçok etkinlik düzenleyerek topluma katkı bulunmayı hedefleyen TMMB, bilim, araştırma, eğitim, kültür, gençlik çalışmaları ve toplumsal dayanışma alanlarında yaptığı faaliyetlerle tanınıyor. 1991’de kurulan TMMB’nin makine, elektrik-elektronik, bilgisayar, telekomünikasyon, kimya, fizik, çevre, ekonomi, matematik mühendisleri ve mimarlardan oluşan 400’e yakın üyesi bulunuyor. (gk)</p>



<p><br></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/04/tmmb3-800.jpeg" length="99311" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Ortaylı’dan Türk – Alman ilişkileri üzerine tarih dersi</title>
		<link>https://egazete.de/ortaylidan-turk-almaniliskileri-uzerine-tarih-dersi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gürsel Köksal]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Mar 2026 13:04:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[İlber Ortaylı]]></category>
		<category><![CDATA[tarih dersi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Alman Kulübü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31098</guid>

					<description><![CDATA[Önceki gün hayatını kaybeden İlber Ortaylı Frankfurt'ta, Türklerle Almanların ilişkilerinin geçmişine, mevcut durumuna ve geleceğine ilişkin “ezber bozan” açıklamalarıyla, önemli bir “tarih dersi” vermişti.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>GÜRSEL KÖKSAL</strong><br>Türkiye’de tarihle ilgilenen birçok kişi Türk-Alman ilişkilerini okumaya, Günümüz Türk tarihçiliğinin büyük isimlerinden Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın ilk baskısı 1983’te gerçekleştirilen kapsamlı kitabı “Osmanlı İmparatorluğu’nda Alman Nüfuzu”yla başlamıştır. Birçok kişi, çaresizlik içindeki Osmanlı İmparatorluğu’nun kendisini “Ben üç yüz milyon Müslüman’ın koruyucusuyum” diyen Alman Kayzeri’ne nasıl inandırdığını, Osmanlı’yla Almanya arasındaki askeri işbirliğinin arka planını, gönderilen Alman askeri uzmanları uzmanlıklarını (!), Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Alman Koridoru’nu (Bağdat Demiryolu) ilk kez ondan okudu ve öğrendi.<br>Ortaylı dilini ve tarihini çok iyi bildiği Almanya’da da sık sık çeşitli etkinliklere katılıp, Türk – Alman ilişkileri üzerine ya da başka konularda konferanslar veriyordu.<br>Onu hayranlıkla dinleyenlerin katıldığı konferansları genellikle birer “tarih dersi” gibi geçiyordu. Örneğin 2013 yılı başında Frankfurt’taki Türk Alman Klübü’nün kahvaltılı toplantısı da öyle olmuştu. Aslında Frankfurt’a bu kez Opera’da “La traviata”yı izlemek üzere gelmişti. Ancak kendisinin Frankfurt’a geleceğini öğrenen kulübün “Türk – Alman ilişkilerinin tarihi” üzerine bir konferans talebini de kabul etmişti. Ortaylı, “Türkler tarih yapar, tarih yazamaz” vurgusunu da yaptığı bu toplantıda Türklerle Almanların ilişkilerinin geçmişine, mevcut durumuna ve geleceğine ilişkin “ezber bozan” açıklamalarıyla, önemli bir “tarih dersi” vermişti.<br>Aşağıda Ortaylı’nın bu “dersi”yle ilgili olarak o dönemde yayınlanan Avrupa Gün dergisinde yayınlanan haberimiz yer alıyor.</p>



<p>FRANKFURT &#8211; Türkiye’nin önde gelen tarihçilerinden Prof. Dr. İlber Ortaylı, Türkiye ile Almanya arasındaki ilişkilerin birçok “şehir efsanesi” barındırdığına dikkat çekti. Derin bilgisi ve ilginç belirlemeleriyle on yıllardır dikkatleri üzerinde toplayan ünlü tarihçi, Frankfurt Türk-Alman Kulübü’nün kahvaltılı toplantısında, Almanya’daki Türk toplumunun geleceğiyle ilgili değerlendirmeler de yaptı.</p>



<p>Frankfurt Türk-Alman Kulübü adına Başkan Dr. Ezhar Cezairli tarafından selamlanan Ortaylı’yı dinlemek üzere gelenler arasında Frankfurt’ta görevine kısa bir süre önce başlayan Başkonsonsolos Ufuk Ekici de yer aldı. Tarih dersine dönüşen toplantıda Prof. Dr. Ortaylı, zaman zaman dinleyicilerin tarih bilgisini yokladı ve kitaplarını imzaladı.</p>



<p><br>Prof. Dr. İlber Ortaylı, önce “Türk-Alman ilişkilerinin tarihi”ne ilişkin okullarda öğretilen yanlışlıklara işaret etti. Dr. Ortaylı, okul kitaplarındaki “Avusturya-Osmanlı savaşları”ndaki Avusturya’nın aslında Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu ya da Alman İmparatorluğu olduğunu hatırlatarak, Türklerle Almanlar arasında “tarihi bir dostluk” olduğu iddialarını reddetti. Osmanlılarla Almanların (Avusturya’nın) en son 1790’da savaştığını belirten Ortaylı, “Savaş hali bitmesine rağmen, ondan sonra da dostluk olmadı. Almanca konuşulan ülkelerde Türk dostluğu yoktu” dedi. Türklerin tarihte Almanların karşıtlarına yakın olduğunu vurgulayan Ortaylı, “dostluk denilebilecek bir hava”nın ilk kez Birinci Dünya Savaşı döneminde söz konusu olduğunu belirtti. “Bu ittifaka gelinceye kadar Osmanlı İmparatorluğu’nun asıl müttefiki İngiltere ve Fransa’ydı” görüşünü yineleyen Ortaylı, Atatürk ve çevresinin Allmanya’ya ittifaka karşı olduğunu hatırlattı.<br>Günümüzdeki Almanya’nın Avrupa’nın en güçlü ülkesi olduğunu belirten Ortaylı, “Türkiye’nin Almanya’yla ilişkileri iki düzeyde, herhangi bir Avrupa ülkesiyle olduğu biçimde yürümesi gerekir. Bizim Almanya’yla en büyük problemimiz Ortak Pazar değildir. Almanya’yla şu anki en büyük meselemiz &#8216;holocaust&#8217; meselesidir. Almanlar bu konuda kendisine ortak arıyor. Mazide ‘holocaust’ hadisesi yapmış başka kavimler arıyor ki, suç yayılsın. Bir İtalyan lafı vardır: &#8216;Herkes suçluysa, hiç kimse suçlu değildir&#8217; diye. Ama hiçbir şey bununla (holocaust) mukayese edilemez. Bu kriminalitenin ötesinde korkunç bir şeydir“ diye konuştu.<br>Almanya’nın Yahudi soykırımı konusunda kendi geçmişiyle hesaplaştığı iddialarına karşı çıkan İlber Ortaylı, “Şu yalanı hiçbir zaman kabul etmeyiz: &#8216;Biz tarihle hesaplaştık&#8217;. Hayır, siz tarihle hesaplaşmadınız, hesaplaştırıldınız” diyerek, Almanya’daki soykırımla ilgili tartışmaların, eğitsel bir sürecin sonunda eleştiri kültürünün yerleşmesi ve dış dinamiklerin dayatmasıyla gerçekleştiğini vurguladı. Ortaylı, “Türkiye maalesef bu konuda Almanya’yla çok kavga edecek. Bu toplumda yaşayan Türklerin, Türk kimliğini taşıdığı sürece, ki taşıyorsunuz, taşıyacaksınız, başka çare yoktur, bu konuyu çok iyi etüt etmesi, hazırlıklı olması lazım” dedi.<br>Almanya Türkleri<br>Prof. Dr. İlber Ortaylı, konuşması boyunca Almanya’ya Türkiye’den göç konusunda, her iki devlete de eleştirilerde bulundu. Ortaylı şunları söyledi:<br>“Bu memlekete biz 1961’de Anadolu’dan işçi yolladık. İlk başta gelen işçilerimize bir şey diyemeyiz. Bunlar cahil filan da olsalar, şehirli cahillerdir. İşin feci tarafı Lice depreminden sonradır. Deprem dolayısıyla oradan Almanya’ya işçi yollandı. Ondan sonra da kıyamet koptu. Almanya’daki nüfus siyasi bakımdan problem haline geldi. Etnik hareketlilik başladı. İkincisi sosyal bakımdan problem oldu. Çünkü çok cahildi gelen insanlar. Ve işçiler arasında kapışmalar başladı. Hariciye nezareti de bu sorunlara cevap veremedi.”<br>Almanya’daki Türk toplumunun uyumlu olduğunu kaydeden ünlü tarihçimiz, göz göre göre yaşanan haksızlıklara da parmak bastı:<br>“Almanya’da üç milyon Türk işçisi var. Baktığın zaman ne seni, ne beni memnun etmez onların durumu. Ama burada çok haksızlık yapıyorlar. Bu insanların kriminalite raporları fevkalada düşüktür. Sosyal gelişmeleri normaldir. İstediğimiz gibi değil, ama iyi kötü entegre oluyorlar. Aklı başında bir cemiyetin ve idarecinin sabah akşam dua etmesi gereken bir azınlıktır.”<br>Almanya’da ilkokul 4’üncü sınıftan itibaren çocukların hangi orta öğrenim sürecine devam edeceğine yönelik eleme sistemine “ultra faşist” eleştirisinde bulunan Ortaylı, bu konuda kararın bir öğretmenin hazırladığı rapora dayanılarak verilmesine isyan ederek, “Bizdeki üniversite giriş sınavları bile dahi çocuğu tespit edemiyor. Başarıya odaklanmış toplum böyle olmaz. Almanya yanlış yolda gidiyor” diye konuştu.<br>“Ermenileri sevmek lazım!”<br>Ortaylı, Almanya’daki Yahudi soykırımıyla ilgili geçmişle hesaplaşmanın toplumun kendi iç dinamik gelişiminin değil, dış dayatmanın sonucu olarak yaşandığını vurguladı. Soykırım günahının altında ezilen Almanların tarihte “suç ortağı” aradığını belirten Ortaylı, Ermeni kıyımı nedeniyle Türkiye’ye yönelik suçlamaların ardında bu yaklaşımın büyük bir rol oynadığı, bu konunun önümüzdeki dönemde Türk – Alman ilişkilerinde önemli sorun olacağı uyarısında bulundu. Ortaylı’nın bu konudaki şunları söyledi:<br>“Bu Ermeni meselesi bir &#8216;Massaker&#8217;dır. Karşılıklı bir ‘Massaker’ (katliam). İmparatorluğun yıkılış döneminde çok hazin olaylar olmuştur. Netice itibarıyla iki milyon Ermeni yoktur imparatorlukta. Ama sayı mühim değildir. Bu bir &#8216;Massaker&#8217;dır, karşılıklıdır. Çünkü Ermeniler, Berlin Yahudileri gibi değildir. Silahlı taburları vardır. Taşnakları vardır. Sultan Hamid&#8217;in dirayeti olmakla birlikte, son derece uyuşuk tarafları da vardı. Çeşitli yerlerde her cuma camiden çıkan insanları tarıyor Taşnaklar. Avrupa devletlerinden çekinilerek, hiçbir şey yapılamıyor. Bunlar birike birike sonunda İttihatçı delileri ortaya çıkarmıştır. Onlar da Almanya&#8217;yı beklemiştir. Deportasyon denen olayı planlayan zaten büyük ölçüde Alman genelkurmayıdır. Enver Paşa&#8217;nın Genelkurmay Başkanı General Friedrich Bronsart von Schellendorf idi. Giderken de bütün evrakı götürdü. Bu bilinir.<br>Maalesef Türkiye&#8217;nin Birinci Cihan Harbi&#8217;ne girmesi çok şeyi götürdü. Tamamen ırkçılıktan uzak bir şekilde Ermeni tarihini bilmek lazım. Ve Ermenice bilmek lazım. Ve Ermenileri sevmek lazım. Bunun çaresi bu. Yani oturacaksınız, ciddi ciddi ‘Armenolog’ olacaksınız. Bilhassa böyle bir ülkede (Almanya) bu çok iyi yapılabilir. Burada filolojik imkanlar vardır. Ondan sonra sizin tezinizi dinlerler. Benim gibi, Türkkaya Ataöv gibi adamları pek ciddiye almazlar. Meclisler bu konulara karar veremez. Bunlar münakaşalı konulardır. Bizim memleketin içinde bir takımlar var. Pro Armenier falan. Onlar çıktı çıkalı, gürültü çıkarttı çıkartalı, Türkiye&#8217;den her hafta kaçan kaçana. Batı Ermeniliği ve o kültür neredeyse eriyecek. Bu işler maalesef kavgacı bir ortamda olmuyor.”<br>Prof. Dr. Ortaylı, bu konuda öncelikle Guenter Lewy ve Jean-Louis Mattei gibi eserleri Türkçede de yayınlanmış tarafsız araştırmacıların eserlerinin okunması tavsiyesinde bulundu. Ortaylı, “Bunlar Türklere karşı duygularla arşivlere girmiş kişilerdir” dedi.<br>Almanca’dan çok İngilizce<br>Federal Almanya’da yaşayan Türklerin çocuklarının eğitiminde Almanca’ya ağırlık verilmesi yolunda çağrılar yapıldığını belirten Ortaylı, Almanca’nın “anadili” olarak görülmesi beklentilerinin hatırlatılması üzerine şöyle konuştu:<br>“Almanlar lisan öğrenmeye çok fazla önem verirler. Açıkçası kendi lisanlarına da çok düşkün değildirdir. Size tavsiyede bulunan o politikacıya, Alman akademisyenlerin kaçta kaçının Almanca makale yazdığını sorun. Çocuklarınızın Almanca’yı çok iyi öğrenmesi lazım. Fakat İngilizce’yi daha iyi öğrenmesi lazım. Çocuklarınızın liseyi bitirdiği zaman Almanca’yla başbaşa kalmaları fevkalade mahzurludur. Lütfen Almanca’ya tabii çocuk yetiştirmeyin. Çünkü Almanca süratle kendi elitleri tarafından bile kullanılmayan bir dil haline gelmektedir. Tabii benim branşımda olduğu gibi bazı sahalarda kullanılıyor. Unutmayın, Büyük Friedrich, Fransızca’yı Almanca’dan daha iyi bilirdi.”<br>Almanya’da eğitim görenlerin Almanca’yı zaten öğrendiğini vurgulayan Prof. Dr. Ortaylı, Türkçe öğreniminin ise zor olduğuna işaret etti. Eğitim bakanlıklarının Türkiye’den Almanya’ya öğretmen gönderirken, uzmanlık yerine, siyasal taraftarlığı önemsediğini hatırlatan Ortaylı, “Herkes kendi adamını yolluyordu. Elbette aralarında çok mükemmelleri de vardır. Ama böyle politikalarla bu memlekette lisan öğrenilmez” dedi. Bu konuda aydınların da yetersiz kaldığını belirten Ortaylı şöyle devam etti:<br>“Türkçe konusunda realist olmamız lazım. Öğrenmek zor. Bu anne-baba işi değil, bir teşkilat meselesidir. Kendi cemiyetleriniz, kuruluşlarınız çıkar. Ama kimse uğraşmıyor. Burada yapılacak olan şu: Bu Türkçe işine takmayalım. Öğrenen öğrendiği kadar öğrenir. Çünkü evlerde de doğru dürüst konuşulmuyor. İkinci, üçüncü nesil eriyip gidiyor. Fakat bir şeye dikkat edin: Sizin çocuğunuz Alman değil. Bunu unutmayın. Bu ülkede yaşıyor. Almanca’yı zaten yeterince öğreniyor. Çocuğunuzun Almanca’dan çok daha iyi İngilizce bilmesi lazım. İngilizce bilmeyen hiçbir işe yaramaz.”<br>Tarihi dostluk masalı</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="450" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/03/ortayli1-gkoksal800.jpeg" alt="" class="wp-image-31100" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/03/ortayli1-gkoksal800.jpeg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/03/ortayli1-gkoksal800-300x169.jpeg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/03/ortayli1-gkoksal800-696x392.jpeg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p>Ortaylı “tarihte Türk – Alman dostluğu” konusunda da şunları söyledi:<br>“Türk-Alman tarihi dostluğu, Türk-Fransız tarihi dostluğu gibi bir şey değildir. Bizim Birinci Cihan Harbi’nde Almanya’yla bir ittifakımız var. Bu, bir ittifaktır. Bu ittifaka gelinceye kadar Türkiye’nin asıl müttefiki Fransa ve İngiltere’dir. Biz Rusya’ya karşı Kırım Savaşı’nı İngiltere, Fransa ve Piamonte, yani doğmukta olan Kuzey İtalya’yla birlikte yaptık. Bütün (sorunlarımızda) Başbakan D’Israeli dostumuzdu, ama ayrılmış olan Avusturya İmparatorluğu değildi, katiyen değildi. Savaş hali bitmiş olmasına rağmen, çok karıştırıcı bir bünyeydi Balkanlar.<br>Bismarck için Türk dostluğu çok önemli bir şey değildi. Sonradan önem verildi. Bizim Alman dostluğu, aslında Birinci Cihan Harbi’nde doğan bir bütünlüktür. Almanya’yla (birlikte) savaşa girmek konusunda: Biliyorsunuz Atatürk ve çevresi taraftar değildi bu işe. Katiyetle değillerdi. İsmet Paşa çok karşıydı mesela. (Ona göre) Almanya’nın askeri üstünlüğü çok şüpheliydi.”</p>



<p>Antisemitik kültürel yapı</p>



<p>“Yapıları bilmek lazım. Almanya’da antisemitizm kültürel olarak vardır. Bunu böyle bilmek lazım. Mesela Luther: Bize okullarda, özgürlük, yenilik falan diye bir yerlerden kopya edildi, oysa alakası yok, Türkleri kesmekten bahseder, (Yahudilere karşı da) bir şeyler anlatır. 16’ncı yüzyılın başında bir program bu aslında. Bunlarla bir yapı oluşuyor bu şekilde. Bu toplumda bir Türk dostluğu falan yok; bu, yanlış. Almanca konuşulan ülkelerde öyle bir Türk dostluğu yoktur; bunlar doğru değil. Tarihi Türk dostluğu veya tarihi Alman dostluğu… Böyle şeyler yoktur. Tam aksine, buranın düşmanı olan unsurlarla Türklerin bir yakınlığı vardır. Bunlar kimdir? Yahudiler, Protestanlar… İspanya’dan atılan Yahudiler Türkiye’ye gelir, Alman ülkelerinden atılanlar, kaçanlar Türkiye’ye gelir. Tarih boyunca böyle birkaç tane “Jüdische Welle” (Yahudi Dalgası) olmuştur, gelir içimizde otururlar. Çok önemli bir şey, üzerinde durmamız lazım.<br>Birinci Cihan Harbi, bilhassa savaşan sınıflar üzerinde iyi intibalar bırakmamıştır,. Sevmezler. Şimdi çok asker hatıratı çıkmaya başladı Türkiye’de. Herkes dedesinden bir şeyler alıp getiriyor. Onlara baktığımız zaman (görüyoruz ki), pek sevmiyor bizim savaşan sınıflarımız bu Alman takımını. Belki tersi de vardır. Şurası bir gerçek: Bu Alman-Türk ilişkilerinde dostluk diyebileceğim bir hava varsa, o da gene askerlerde vardır. Fakat bu büyütülecek bir şey değildir, çünkü Türkleri askerler sever. Alman olmak gerekmiyor onun için. Yani Türkleri Rus askerler sever; sever, çünkü Türkler iyi asker, eh o da asker, severler birbirlerini. İyi sanatçı da iyi sanatçıyı sever. Herbert von Karajan’a leke atıldığında Yehudi Menuhin, &#8216;O yönetmezse çıkmıyorum konsere&#8217; demişti. Karajan’ın üzerindeki o leke ondan sonra kalkmıştı.”</p>



<p>Yakınlık ve problemler<br>“Bizim tabii Almanya’ya bir yakınlığımız vardır. Buranın attığı insanları Atatürk döneminde biz bağrımıza bastık. Genelde Türkiye için iyi bir aşılama olmuştur. Böyle bir kültürel ilişki dönemimiz vardır. Mesela Paul Hindemith. Karısı yarı Yahudi olan Hindemith’e &#8216;çıfıt bulaşığı&#8217; falan diyerek hücum ediyorlar. O zamanki Frankfurter Allgemeine’nin ilk sayfasında Kurt Furtwängler’in kocaman bir makalesi var. Nazi Almanyası’nda ön sansür yoktur. Önce yazdırıp sonra hesabı sorulurdu. Furtwängler orada Hindemith’i savunur. Yani Furtwängler’in Hitler’i savunması falan yalandır. Sanatçı adam, nerede çalacak? Aynı şey Gustaf Gründgens için de olmuştur. İşte o sıralarda Hindemith bize geliyordu yaşamak için. Türk operasına hizmetleri çok fazladır. Aynı şekilde Carl Ebert de öyledir.”</p>



<p><strong>Almanya’nın özellikleri</strong></p>



<p>“Almanya’yla bizim problemlerimiz var. Bu, Avrupa’nın en kuvvetli memleketidir. İkinci Dünya Savaşı’na girerken, Fransa yüzde 55’i köylü bir memleketti. Ama endüstriyel cemiyet, endüstrisi var, kolonileri vardı. İngiltere sanayileşmiş ülkeydi tabii, fakat insanlar arasında müthiş gelir farkları var. Şehirsel yoksulluk diye bir şey var.<br>Almanya en kalabalık ülke Avrupa’da, o zamanki nüfusu 100 milyonu buluyordu. Almanlar büyük kalabalık bir millet. Bir de kaliteli bir topluluk. Eğitimi yüksek, işçi sınıfı çalışkan, sınıf mücadeleleri safhasını hemen hemen atlatmışlar. İşte bu Almanya İkinci Cihan Harbi’nden sonra kolay toparlandı, çünkü tahrip olan sanayiyi daha kolay kurabildi. Büyük adamı da vardı. Mesela (Hjalmar) Schacht. Yani (Ludwig) Erhard’ın mucizesi değildi o, Schacht mucizesiydi. Almanlar kalkındı. Fransa da kalkındı, ama 1955’e kadar berbat vaziyetteydi. Almanya kendini çabuk toparlayabildi, çünkü kurallara uyuyor, vergi teşkilatı fevkalade, muhasebe kayıtları ve sistemi fevkalade, sağlık sigortası kurulmuş. Buraya bomba düştü diye de değişecek değil, yine kaldığı yerden devam ediyor. Sendikal yapısı çok değişik. İşte biz bu memlekete işçi yolladık. ”</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="449" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/03/ortayli2-gkoksal800.jpeg" alt="" class="wp-image-31101" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/03/ortayli2-gkoksal800.jpeg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/03/ortayli2-gkoksal800-300x168.jpeg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/03/ortayli2-gkoksal800-696x391.jpeg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p><strong>Alman eğitiminde korkunç hata</strong></p>



<p>Ortaylı’nın Almanya’daki eğitim sistemi üzerine eleştirileri de şöyle:<br>“Dahi çocuğu bizim üniversitenin girişi imtihanları bile tespit edemiyor. Bunu bana Cerrahpaşa’da bir profesörler kurulu anlattı, sordum, kavga çıkardım, anlattılar. Sadece ezberci ve çalışkan çocuk o imtihanda muvaffak oluyor.<br>Almanya’da (ise) bir kadın giriyor sınıfa, Allah’ın orta zekalısı, katiyen fazla bir şey bilmiyor, gidiyor müdürüyle (beraber) raporu yazıyor, &#8216;Das ist nichts&#8217; diyor, &#8216;Bu Lehrlingschule’ye gider&#8217; (meslek eğitimine) diyor. O çocuğun ailesinin de zaten ya umurunda değil yahut da ağızları var dilleri yok zavallıların. Olmaz öyle şey. Yanlış iş o. Burası &#8216;achieving society&#8217; (başarı odaklı toplum) değil, burada &#8216;Leistungsfähigkeit&#8217; (verimlilik gücü) gittikçe azalıyor, bunun zararını görürler. Yanlış yolda gidiyor Almanya. Bak, Rusya entegre ediyor bir sürü milletleri. Ne oluyor, kazançlı çıkıyor. Rusya’nın her zaman büyük dahileri var. En zor zamanda, Rusya’nın fetret devrinde, bunlar çıkıyorlar bir yerden ve o memleketi kalkındırıp götürüyorlar bir yerlere. Amerika da öyle. Burası yanlış yolda gidiyor. Öyle şey olur mu? Çocuğun ne olacağına oradaki öğretmen karar veriyor. Testler, gözlemler yapılır ondan sonra böyle kararlar alınır. &#8216;Bu zaten işçi çocuğu, bunlardan bir şey olmaz’ diyor…”<br>Ortaylı, Almanya’da nazizmin iktidara geliş sürecine ilişkin de önemli bir hatırlatmada bulundu:<br>“Mesela büyük efsaneler vardır. ‘İşsizlik yüzünden nazilik geldi’ derler. Tam tersine. Naziliği destekleyen işi olanlardı. İşimizi kaybederiz diye korkanlar.. Bizdeki kalıplara da çok uyuyor.” <strong>Foto: Arşiv</strong></p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/03/ortayli-25-800-egazete.de_.jpg" length="93413" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Okkan’a “Anadili Destek” ödülü</title>
		<link>https://egazete.de/okkana-anadili-destek-odulu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Feb 2026 18:57:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[ödül]]></category>
		<category><![CDATA[Osman Okkan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31074</guid>

					<description><![CDATA[Almanya’nın Münster şehri, şimdiye kadar genellikle kültürel çalışmaları ve belgeselleriyle ödüllendirilen Gazeteci – Belgesel Yönetmeni Osman Okkan’ı göçmenlerin eşit hakları ve anadilleri için yürüttüğü çalışmalar için ödüllendirdi.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Gazeteci ve Yönetmen Osman Okkan, Almanya’da üniversite öğrencisi, öğretim üyesi, sendikacı, aktivist ve gazeteci olarak ilk yıllarını geçirdiği Münster şehrinden onur ödülü aldı.</p>



<p>Geçtiğimiz yıl içinde Nürnberg, Köln ile Hamburg merkezli saygın sivil toplum ve kültür örgütlerinin “onur ödülü”ne layık görülen Okkan, tam adıyla “Anadili Destek ve Entegrasyon Onur Ödülü”nü Münster’in tarihi Belediye Sarayı’nda Dünya Anadil Günü’nde düzenlenen törende aldı. Okkan’a ödül plaketini Avrupa Türkiyeli Yazarlar Grubu (ATYG) Eşbaşkanı Nevin Lutz ve Münster Üniversitesi&#8217;nden Joachim Sommer sundular.<br>Münster Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı “Entegrasyon Merkezi” ve Radyo-Kaktüs Derneği tarafından “Kökenin Sesleri” (Stimmen der Herkunft) başlığı altında düzenlenen Dünya Anadil Günü toplantısına Münster’de entegrasyon çalışması yapan resmi ve özel kurumların temsilcileriyle, Radyo-Kaktüs’ün yöneticileri katıldı. Dünya Anadil Günü’nün kutlandığı ve Osman Okkan’ın göçmenlerin anadil ve eşit haklar mücadelesine katkısıyla, gazeteci ve belgeselci olarak yaptığı çalışmaların anlatıldığı toplantıya müzisyenler Neva Hadipour, Olaf Götze, Ibsabell Lipthay, Martin Firgau ve Nedim Şahin’in mini konseriyle eşlik ettiler. Toplantıya Okkan’ın 61 yıl önce üniversite öğrencisi olarak geldiği ve yıllarca yaşadığı Münster’deki arkadaşları da katıldı.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="451" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/02/Osman-Okkkan-022026-2-800.jpeg" alt="" class="wp-image-31076" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/02/Osman-Okkkan-022026-2-800.jpeg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/02/Osman-Okkkan-022026-2-800-300x169.jpeg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/02/Osman-Okkkan-022026-2-800-696x392.jpeg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p>Köln’de 33 yıl önce kurulan Türkiye Avrupa Kültür Forumu’nun (geçtiğimiz yıla kadar “Türkiye Almanya Kültür Forumu”) Kurucu Başkanı ve Sözcüsü Osman Okkan, araştırmacı gazeteci, yazar, radyo – televizyon muhabiri, haber programı ve belgesel film yönetmeni olmasının yanı sıra, bir kültür, insan hakları ve barış savaşçısı olarak tanınıyor. Yaşamını demokrasi ve eşit haklar mücadelesine, halklar arasında kardeşliğe adayan, yankıları Avrupa sınırlarını aşan birçok etkinliğe imzasını atmış olan Okkan, şimdiye kadar eserleri ve çalışmaları nedeniyle başta Almanya Liyakat Nişanı ve Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti Liyakat Nişanı olmak üzere, çok sayıda ödüle layık görüldü. Okkan en son olarak geçtiğimiz yıl Nürnberg’de Türkiye Almanya Film Festivali’nin, Köln’de Kültür Konseyi’nin ve Hamburg’da “Kültürlerarası Düşünce Fabrikası”nın onur ödüllerini almıştı.</p>



<p>Ankara’da 1947 yılında dünyaya gelen Osman Okkan 61 yıldır Almanya’da yaşıyor. Okkan’ın bu ülkedeki ilk durağı 1965 yılında üniversite öğrencisi olarak, Kuzey Ren Vestfayla eyaletindeki kültür ve eğitim açısından önemli merkezlerden Münster oldu.</p>



<p><br>Okkan, önce Münster Üniversitesi’nde ekonomi, sosyoloji ve siyasal bilimler alanlarında öğrenim gördü. O dönemde Türkiye’den Almanya’ya işgücü göçü başlamıştı. O da böylece resmen 1961 yılında başlayan göçün ilk tanıklarından biri oldu. Üniversitedeki akademik çalışmalarının ağırlığı da göç sürecinin sosyal ve siyasal boyutlarıyla ilgiliydi.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="448" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/02/Osman-Okkkan-022026-3-800.jpeg" alt="" class="wp-image-31077" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/02/Osman-Okkkan-022026-3-800.jpeg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/02/Osman-Okkkan-022026-3-800-300x168.jpeg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/02/Osman-Okkkan-022026-3-800-696x390.jpeg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p>Münster’de öğrenci ve göçmen işçilerin hakları için mücadele veren örgütlerin kurulmasında, yönetimlerinde, çalışmalarında aktif olarak yer alarak bu yeni göç sürecinin de bir parçası oldu. Kurucuları arasında yer aldığı, günümüzde halen aktif olarak çalışmalarını sürdüren Münster Türk İşçi ve Öğrenci Derneği’nin başkanlığını yaptı. Alman Sendikalar Birliği’nde (DGB) ve çeşitli sendikalarda üye olarak, danışmanlık yaparak işçi hakları için verilen mücadeleye katıldı, bu arada uzun bir dönem de Essen Üniversitesi&#8217;nde asistan ve öğretim görevlisi olarak Türkoloji bölümünde çalıştı. Daha sonra Köln’e yerleşen Okkan, yaşamını ve çalışmalarını halen orada sürdürüyor.<br>Kısa bir süre içinde dört ayrı kentte onur ödülü alan Okkan, bu ödülü de daha önce olduğu gibi Türkiye’de haksız yere hapiste tutulan siyasi mahkumlara adadığını açıkladı. (gk)</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/02/Osman-Okkkan-022026-1-800.jpg" length="85598" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Yeter Gültekin, Hasret&#8217;ine kavuştu</title>
		<link>https://egazete.de/yeter-gultekin-hasretine-kavustu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Feb 2026 21:26:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Hasret Gültekin]]></category>
		<category><![CDATA[Yeter Gültekin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31015</guid>

					<description><![CDATA[Unutulmaz sanatçı Hasret Gültekin'in eşi Yeter Gültekin'in vefatı sevenlerinde derin üzüntü yarattı]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak Oteli’nde katledilen ozan Hasret Gültekin’in eşi Yeter Gültekin, uzun yıllardır ikamet ettiği Berlin’de hayatını kaybetti. Gültekin’in vefatı, sevenleri, Aleviler ve demokratlar arasında derin bir üzüntüyle karşılandı.</p>



<p>Sivas Katliamı’nın ardından geçen 33 yıl boyunca adalet arayışından bir an olsun vazgeçmeyen Yeter Gültekin, toplumsal hafızanın diri tutulması için büyük bir emek verdi. Avrupa’daki Alevi toplumu ve demokrasi güçleri açısından sembol isimlerden biri haline gelen Gültekin, mücadelesiyle hafızalarda yer etti</p>



<p>Gültekin, bir süredir amansız hastalığı sebebiyle tedavi görüyordu.</p>



<p>Ailesi, 1980’li yıllarda Türkiye’den Almanya’ya göç eden Yeter Gültekin,  yaşamını Berlin&#8217;de sürdürüyordu. </p>



<p><strong>AABK duyurdu</strong></p>



<p>Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Yeter Gültekin’in Hakk’a yürüdüğünü derin bir üzüntüyle duyurdu. Yapılan açıklamada, Gültekin’in yalnızca bir eşin yasını tutmadığı, aynı zamanda 33 yıl boyunca adalet mücadelesinin ön saflarında yer aldığı vurgulandı.</p>



<p>Açıklamada, Yeter Gültekin’in daha evladını kucağına alamadan yoldaşını yitirmiş bir anne olarak, “Sivas için adalet, herkes için adalet” diyerek hakikat ve adalet arayışından bir an olsun geri durmadığı ifade edildi. Madımak Katliamı’nın unutulmaması, insanlık suçu olarak tanınması ve sorumluların hesap vermesi için onurlu ve kararlı bir duruş sergilediği belirtildi.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="600" height="688" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/02/hasretine-kavustu600.jpg" alt="" class="wp-image-31016" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/02/hasretine-kavustu600.jpg 600w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/02/hasretine-kavustu600-300x344.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></figure>



<p><strong>“Acının İçinden Umudu Büyüttü”</strong></p>



<p>AABK, Yeter Gültekin’in acının içinden direnişi, yasın içinden umudu büyüten bir anne, bir abla ve bir yoldaş olarak hafızalarda yaşamaya devam edeceğini kaydetti.</p>



<p>Konfederasyon açıklamasında, “Yeter Gültekin’in anısı önünde saygıyla eğiliyoruz. Başta oğlu Roni Hasret Gültekin olmak üzere tüm ailesine sabır diliyoruz” ifadelerine yer verildi.</p>



<p>Açıklama, “Devri âsan, yıldızlar yoldaşı olsun” sözleriyle sona erdi.</p>



<p><strong>ADA: Bütün mazlumların sesi oldu</strong></p>



<p>Alevi Dayanışma Ağı (ADA) da yaşamını yitiren Yeter Gültekin için bir taziye açıklaması yayımladı. Açıklamada, Gültekin’in 33 yıl boyunca sürdürdüğü adalet mücadelesine ve Madımak Katliamı sonrası sergilediği onurlu duruşa vurgu yapıldı. ADA’nın yayımladığı açıklama şöyle:</p>



<p><em>2 Temmuz 1993’te insanlık düşmanı şeriatçı-faşist güçler tarafından Madımak Oteli’nin ateşe verilmesi sonucu 33 can yoldaşıyla birlikte katledilen Hasret Gültekin’in sevgili eşi, hakikat ve adalet mücadelesinin onurlu neferi Yeter Gültekin’in Hakk’a yürüdüğünü derin bir hüzünle öğrenmiş bulunuyoruz.</em></p>



<p><em>Yeter Gültekin yalnızca bir eş değildi. O, acının küllerinden direnen bir vicdandı. Henüz evladını kucağına alamadan yol arkadaşını, can yoldaşını Madımak’ın ateşinde yitiren bir anneydi. 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta yakılan yalnızca 33 can değildi; adalet, eşitlik ve insanlık değerleriydi. Yeter Gültekin, o günden itibaren bu değerlerin yeniden yeşermesi için ömrünü adadı.</em></p>



<p><em>Hasret Gültekin’in “Gece çok uzun sürdü ve çok karanlıktı. Artık aydınlık olsun.” sözleriyle ismini verdiği oğlu Roni’yi büyütürken, aynı zamanda Madımak’ın karanlığını dağıtacak adalet ışığını aradı. Yasını içine akıttı ama mücadelesini dışa vurdu. Öfkesini kinle değil, hakikatle yoğurdu. Acısını umuda, matemi direnişe dönüştürdü.</em></p>



<p><em>Tam 33 yıl boyunca adalet arayışından bir an olsun vazgeçmedi. Davaları takip etti, zaman aşımına karşı ses yükseltti, katliamın insanlık suçu olarak tanınması için ulusal ve uluslararası platformlarda mücadele etti. Yeter Gültekin’in duruşu; sabrın, inancın ve Alevi öğretisinin yaşayan bir ifadesiydi. “İncinsen de incitme” diyen bir yolun evladı olarak, karanlığa karşı hakikatin ışığını büyüttü.</em></p>



<p><em>O, yalnız kendi acısının değil, bütün mazlumların sesi oldu. Madımak’ın dinmeyen sızısını toplumsal hafızaya kazıdı. Unutmadı, unutturmadı. Hafızamızın en onurlu sayfalarında yerini aldı.</em></p>



<p><em>Alevi Dayanışma Ağı (ADA) olarak; Yeter Gültekin’in bıraktığı mücadele mirasını bir emanet olarak görüyoruz. Hakikat ve adalet talebini büyütmek, Madımak’ı unutturmamak ve insanlık suçlarının karşısında dimdik durmak boynumuzun borcudur.</em></p>



<p><em>Devrin daim, mekânın gönüller olsun.</em></p>



<p><em>Alevi Dayanışma Ağı (ADA)</em></p>



<p><strong>DİDF: Mücaledeyi elden bırakmadı</strong></p>



<p>Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu da yayınladığı taziye mesajında Yeter Gültekin&#8217;in son nefesine kadar katillerin peşinde koşarken, faşizme, kökten dinciliğe, her türden ırkçılığa ve milliyetçiliğe karşı mücadeleyi elden bırakmadığına dikkat çekti.</p>



<p>DİDF mesajında şu ifadeler yer aldı:</p>



<p><em>Temmuz 1993&#8217;de Sivas&#8217;ta katledilen halk ozanı Hasret Gültekin&#8217;in değerli eşi Yeter Gültekin&#8217;in vefatını büyük bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz.<br><br>Yeter Gültekin son nefesine kadar katillerin peşinde koşarken, faşizme, kökten dinciliğe, her türden ırkçılığa ve milliyetçiliğe karşı mücadeleyi elden bırakmadı. Acısını, hasretini, umudunu ve öfkesini yüreğinde taşıyarak aramızdan ayrıldı.<br><br>DİDF olarak ailesine, dostlarına, sevenlerine başsağlığı diliyoruz. Anısı mücadelemizde hep yaşamaya devam edecek.<br><br>Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF)</em></p>



<p>Alevi Haber Ağı / egazete.de</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/02/hasretine-kavustu600.jpg" length="170774" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Levent Gültekin: Atatürk&#8217;e yenildiniz</title>
		<link>https://egazete.de/levent-gultekin-ataturke-yenildiniz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Feb 2026 20:55:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Bülent Arınç]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[Levent Gültekin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31007</guid>

					<description><![CDATA[Gazeteci Levent Gültekin yayınladığı videoda ''Herkes Dindarlardan kaçıyor diyen Bülent Arınç'a cevap verdi. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Gazeteci Levent Gültekin, Bülent Arınç&#8217;ın konuşmasını hedef aldığı konuşmasında, İslamcıların Atatürk&#8217;e yenildiğini söyledi. Gültekin, Atatürk&#8217;ün İslamcıların Osmanlı&#8217;da olduğu gibi ülkeyi yıkımın eşiğine getirdiğini, ‘Cumhuriyet değerleriyle yönetilen ülke kurmamız lazım’ diyen Atatürk&#8217;ün kıymetini bilmediğini vurguladı.</p>



<p>Levent Gültekin&#8217;in konuşmasından satırbaşları:<h1 class="_ap3a _aaco _aacu _aacx _aad7 _aade" dir="auto"></h1></p>



<p>Erbakan ‘faiz haram’ diye ortalıkta geziyordu, bankalarda para batırdığı çıktı ortaya. İslamcılık buydu. İkiyüzlülüktür İslamcılık.“Bülent  Arınç’ın konuşması, Atatürk’e mağlubiyetin ilanıdır. Atatürk bunu  gördüğü için Cumhuriyet’e döndü. Bunu gördüğü için laikliği getirdi.Osmanlı bu yüzden yıkıldı. Sizin bugün ülkeyi yıkımın eşiğine getirdiğiniz gibi o zaman bir Atatürk çıktı.O yüzden ‘Cumhuriyet değerleriyle yönetilen ülke kurmamız lazım’ dedi. Kıymetini bilmediniz.<br><br>Mustafa Yeneroğlu da aynı şeyi yapıyor. ‘Dindarlık çok zarar gördü, İslamcılık böyle bir şey miydi’ diyor.<br><br>Evet böyle bir şey. Anlatamıyoruz insanlara.<br><br>• Kendi evinde bir kadeh içki içip Müslümanlığını yaşayan adama Müslüman gözüyle bakmıyordun. Şimdi o adamın zaferidir bu.<br><br>• ‘İnancımı sana göstermeye ihtiyacım yok, kamusal alana çekmeye ihtiyacım yok’ diyen adama yenildiniz.<br><br>• Başı açık ama evinde namazını kılan, Ramazan sofrası hazırlayan ama dışarıda Cumhuriyet felsefesiyle hayatın daha iyi olacağını düşünen kadınlara yenildiniz.<br><br>Şimdi çıkın, yenildiğinizi kabul edin, ben 2010’da kabul ettim.”</p>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe loading="lazy" title="BÜLENT ARINÇ&#039;IN TARİHİ İTİRAFI - Levent Gültekin" width="696" height="392" src="https://www.youtube.com/embed/bezfOwj4Ew0?start=30&#038;feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/02/Levent-Gultekin800.jpg" length="61450" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Oyuncu Kanbolat Görkem Arslan hayatını kaybetti</title>
		<link>https://egazete.de/oyuncu-kanbolat-gorkem-arslan-hayatini-kaybetti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Feb 2026 18:19:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Görkem Arslan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=30976</guid>

					<description><![CDATA["Hatırla Sevgili", "Çemberimde Gül Oya" ve "Poyraz Karayel," gibi yapımlarda aldığı rollerle tanınan oyuncu Kanbolat Görkem Arslan, gece yarısı fenalaşarak hastaneye kaldırıldı. Arslan kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Oyuncu Kanbolat Görkem Arslan, 45 yaşında hayatını kaybetti. Arslan, geceyarısı Beyoğlu&#8217;nda bulunan evinde rahatsızlandı.</p>



<p>Eşinin çağrısı üzerine eve gelen sağlık ekipleri kalp krizi geçiren Arslan&#8217;a burada ilk müdahaleyi gerçekleştirdi.</p>



<p>Ardından Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#8217;ne kaldırılan Arslan burada yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.</p>



<p>Geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybeden Kanbolat Görkem Arslan&#8217;ın menajeri Selin Kök, Instagram hesabından yapmış olduğu açıklamada cenaze töreni bilgilerinin daha sonra paylaşılacağını duyurdu:</p>



<p><em>&#8220;Değerli oyuncumuz Kanbolat Görkem Arslan&#8217;ı kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyiz. Kendisine Allah&#8217;tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı ve sabır dileriz. Cenaze töreni bilgileri daha sonra paylaşılacaktır. Mekanı cennet olsun.&#8221; </em></p>



<p><strong>CENAZE PROGRAMI BELLİ OLDU</strong></p>



<p>Oyuncunun eşi Hicran Akın Arslan&#8217;ın sosyal medya hesabından yaptığı açıklamaya göre, Kanbolat Görkem Arslan için yarın ikindi namazını müteakip Zincirlikuyu Camisi&#8217;nde cenaze namazı kılınacak. Sanatçı ardından Zincirlikuyu Mezarlığı&#8217;na defnedilecek.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="450" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/02/Oyuncu-Kanbolat-Gorkem-Arslan-hayatini-kaybetti2-800.jpg" alt="" class="wp-image-30978" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/02/Oyuncu-Kanbolat-Gorkem-Arslan-hayatini-kaybetti2-800.jpg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/02/Oyuncu-Kanbolat-Gorkem-Arslan-hayatini-kaybetti2-800-300x169.jpg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/02/Oyuncu-Kanbolat-Gorkem-Arslan-hayatini-kaybetti2-800-696x392.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p><strong>KANBOLAT GÖRKEM ASLAN KİMDİR?</strong></p>



<p>Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü Oyunculuk Anasanat Dalı mezunu olan Arslan, profesyonel oyunculuk kariyerine 2004 yılında yayımlanan “Çemberimde Gül Oya” dizisiyle adım attı.</p>



<p>1998’den bu yana tiyatro sahnelerinde aktif olarak yer alan Arslan; sinemada&nbsp;“Daire”, “Yurt” ve “Teslimiyet” gibi yapımlarda rol aldı. Televizyon izleyicisinin karşısına ise “Çemberimde Gül Oya”, “Yer Gök Aşk”, “Ezel”, “Poyraz Karayel” ve “Hayat Bazen Tatlıdır” gibi dizilerle çıktı.</p>



<p>Kanbolat Görkem Arslan, &#8220;Hatırla Sevgili&#8221; dizisinde Türkiye devrimci hareketinin önderlerinden Mahir Çayan&#8217;ı canlandırmıştı.</p>



<p>Arslan, Türkiye İşçi Partisi (TİP) üyesiydi. birgun.net</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/02/Kanbolat-Gorkem-Arslan-hayatini-kaybetti800.jpg" length="31636" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Öğretmen Şaşmaz&#8217;a itfaiye teşekkürü</title>
		<link>https://egazete.de/ogretmen-sasmaza-itfaiye-tesekkuru/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Feb 2026 15:30:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[itfaiye]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Şaşmaz]]></category>
		<category><![CDATA[plaket]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=30946</guid>

					<description><![CDATA[Öğretmen Mehmet Şaşmaz, itfaiye hizmetlerine desteği ve İtfaiye Derneği’ne 30 yıllık üyeliği vesilesiyle Ehringshausen İtfaiye'sinden teşekkür plaketi aldı]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Almanya’da uzun yıllar Türkçe ve Türk Kültürü öğretmeni olarak görev yaptıktan sonra dört yıl önce emekliye ayrılan Mehmet Şaşmaz’a, uzun yıllar yaşadığı Ehringhausen’in itfaiye teşkilatından, üyeliğinin 30’ncu yılında teşekkür plaketi verildi.</p>



<p>İtfaiye hizmetlerine desteği ve İtfaiye Derneği’ne 30 yıllık üyeliği vesilesiyle verilen plaketini Ehringhausen İtfaiyesi Onursal Başkanı Alfred Lehmann ve İtfaiye Derneği Başkanı Jens Hagner’den alan Şaşmaz’ı ilk kutlayan kişi de Ehringshausen Belediye Başkanı Jürgen Mock oldu.</p>



<p>Giessen yakınlarındaki Ehringhausen ile çevresindeki kasaba ve köylerde yaşayan Türk toplumunun önde gelen isimleri arasında yer alan, bu bölgedeki 41 yıllık öğretmenliği süresinde yüzlerce Türk çocuğu ve gencinin Türkçeli bir eğitim sürecinden geçmesine katkısı olan Şaşmaz, itfaiye gibi toplumsal yaşamda çok önemli fonksiyonu olan kurumlara desteğin çok önemli olduğuna dikkat çekti. Almanya’da küçük kent, kasaba ve köylerdeki itfaiye hizmetlerinin esas olarak gönüllülük temelinde yürüdüğüne dikkat çeken Şaşmaz, “Bu kurumun hizmetleri hepimiz için. Yaşadığımız yerlerde bu hizmetleri veren itfaiye teşkilatını destekleyen derneklere üyeliği da vatandaşlık görevi olarak değerlendirebiliriz. Nasıl burada kendi kültürümüze, Türkiye’ye yönelik sosyal sorumluluk faaliyetlerine katılıp, destek veriyor, bu amaçla kurulmuş olan derneklere üye oluyorsak, artık bir parçası olduğumuz kentlerde hizmet, sosyal yardım ve dayanışma hedefli kurumlara da bizzat üye olarak, faaliyetlerine katılarak ya da maddi, manevi bağışta bulunarak destek olmalıyız” dedi.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="450" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/02/mehmet-sasmaz2-022026-800.jpeg" alt="" class="wp-image-30947" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/02/mehmet-sasmaz2-022026-800.jpeg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/02/mehmet-sasmaz2-022026-800-300x169.jpeg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/02/mehmet-sasmaz2-022026-800-696x392.jpeg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p>Almanya’daki yaygın ve afet güvenliğinin temellerinde gönüllü itfaiye sisteminin büyük bir payı var, özellikle küçük ve orta büyüklükteki yerleşim yerlerinin hemen hepsinde güvenliği esas olarak gönüllü itfaiyeciler sağlıyor. Tüm ülkedeki itfaiyecilerin yüzde 90’ı gönüllü olarak bu hizmeti veren insanlardan oluşuyor. Yaklaşık 40 bin profesyonel itfaiyecinin görev yaptığı Almanya’daki gönüllü itfaiyecilerin sayısı bir milyonu aşıyor. (gk)</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/02/mehmet-sasmaz2-022026-800.jpeg" length="93509" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Gazeteci – Yazar Pürsün Frankfurt’ta toprağa verildi</title>
		<link>https://egazete.de/gazeteci-yazar-pursun-frankfurtta-topraga-verildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 23 Nov 2025 21:08:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Doğan Pürsün]]></category>
		<category><![CDATA[frankfurt]]></category>
		<category><![CDATA[vefat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=30783</guid>

					<description><![CDATA[Avrupa’daki Türkçe basının duayenlerinden Gazeteci – Yazar Doğan Pürsün, Frankfurt’ta ebediyete uğurlandı]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Geçtiğimiz hafta vefat eden Avrupa’daki Türkçe basının duayenlerinden Gazeteci – Yazar Doğan Pürsün Frankfurt’ta toprağa verildi.<br>Heiligenstock Park Mezarlığı’nda yapılan cenaze töreni ve namazına Pürsün’ün eşi Ülkü Pürsün, oğulları Yarış, Yaman ve Yankı Pürsün ve onların aileleriyle, Frankfurt ve çevresinden dostları, meslektaşlarından oluşan kalabalık bir katılım oldu.</p>



<p>Türkiye’nin Frankfurt Başkonsolosu İlknur Akdevelioğlu, Kültür ve Tanıtım Ataşesi Ferruh Parmaksız, Hessen Eyaleti Milletvekili Turgut Yüksel ile Frankfurt Belediye Meclisi Üyesi Hüseyin Sıtkı ve Frankfurt Türk Alman Kulübü’nün çok sayıda üyesinin katıldığı törende din görevlisinin dualarının ardından Pürsün’ün oğullarının babaları için kaleme aldıkları mesaj okundu.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="446" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2025/11/Dogan-Pursun-1125-11-800.jpg" alt="" class="wp-image-30785" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2025/11/Dogan-Pursun-1125-11-800.jpg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2025/11/Dogan-Pursun-1125-11-800-300x167.jpg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2025/11/Dogan-Pursun-1125-11-800-696x388.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p></p>



<p>Özel sektörde yönetici olarak çalışan oğulları Yarış ve Yaman ile Hessen Eyalet Milletvekili Yankı Pürsün’ün babalarının Frankfurt’tan İstanbul ve Kapadokya’ya kadar uzanan yaşam öyküsünün aynı zamanda bir “cumhuriyet öyküsü” olduğunu vurguladıkları mesajları şöyle:<br>“<em>Sevgili dostlar ve Pürsün ailesi,<br>Bugün burada, Mevlüt Doğan Pürsün&#8217;ü son yolculuğuna uğurlamak için bir araya geldik. Hayatı aynı zamanda bir nevi Cumhuriyet&#8217;in hayat öyküsüdür. Uçhisar Nevsehir’den İstanbul’a, oradan da Frankfurt&#8217;a kadar uzanan bir öykü. Yeniliğe hep açık, çalışkan ve meraklı, aynı zamanda köklerini unutmadan.<br>Doğan Pürsün, 1939&#8217;da Beşiktaş&#8217;ta doğdu, kökleri Kapadokya, Uçhisar&#8217;dır. Dedesi Uçhisarlı Mevlüt bir Çanakkale gazisi olarak, İstanbul‘da hastanede tedavi gördükten sonra Dolmabahçe Sarayı&#8217;nda bahçıvan olarak çalışmıştır. Sonra Babası, Faik Bey 1930&#8217;da köyden İstanbul&#8217;a yürüyerek babasının yanına Beşiktaş&#8217;a gelmiştir. Doğan eski ahşap evli Beşiktaş&#8217;ta, Rum, Ermeni ve Türk dostluklarının yaşandığı bir ortamda büyüdü. Babası okuma yazmayı kendi başına öğrenmişti. Ama oğlu, Dogan‘ın eğitimine çok önem veriyordu.<br>Dogan Pürsün‘ün babası şimdi Deniz Müzesi olarak bilinen yerde küçük, ama canlı, günlük gazete dağıtımımın da yapıldığı bir kahve işletiyordu. Burada işçiler, zanaatkârlar ve şoförler bir araya geliyordu. Doğan küçük yaşlarda orada babasına yardım etmiştir. Ve belki de onu şekillendiren, dünyaya ve insanlara olan merakı ve onu gazeteciliğe yönelten ilgi burada filizlenmistir.</em><br><em>Babasının çok erken kaybından sonra İstanbul Gazetecilik ve Ticaret Okulu&#8217;ndan mezun oldu. Aynı zamanda çok değer verdiği annesinin, kardeşleri Ülker ve Ahmet’in mesuliyetini üstlenmişti.</em><br><em>Gazeteciliğe 1956 yılında İstanbul Ekspres Gazetesi&#8217;nde başladı. Akşam, Hürriyet ve Tercüman gazetelerinde görev yaptı. Eşi Ülkü Hatice ile 1967 yılında İstanbul’da evlenip hemen akibetinde, Almanya&#8217;da lisan ve meslek öğrenimi gördü. 1967- 1969 yılları arasında Alman Die Welt, Bild gazeteleri ve Alman Haber Ajansı DPA&#8217;da çalıştı.1967-2004 yılları arasında Tercüman ve Dünya‘da devam etti. Hürriyet Gazetesi yurtdışı baskılarında &#8220;Emeklinin Danışmanı&#8221; köşesini yönetti.<br>Ayrıca Burhan Felek Basın Hizmet Ödülü ve Basın Şeref Kartı sahibidir, ‘Nasıl Kazandılar?‘ ve ‘Nasıl Emekli Olunur?‘ kitapları kalıcı eserler haline geldi, ödüllendirildi.</em><br><em>Sadece bir gazeteci değildi – Türk toplumunun sesi, danışmanı, ve tarihçiydi. 1960&#8217;larda, ‘Uçun kuşlar uçun – Almanya’ya doğru‘ adlı bir dizi makalelerle Almanya&#8217;ya işçilerin ilk göçünü anlatmıştır.<br>Yazıları, insanların Türkiye ve toplum hakkında bilgi sahibi olmalarına yardımcı oldu. Ancak onu özel kılan sadece gazetecilik başarısı değil, insanlığıydı. Her zaman yardımsever, hayata bakış açısı pozitif olan, iyi dinleyen ve başkalarını cesaretlendiren ve çalışkan biriydi.<br>Almanya&#8217;da neredeyse 60 yıl çalıştı. Burada Ülkü ile birlikte bir hayat kurdu, Türkiye ve Almanya arasında köprüler kurdu. Ve hiç bir zaman köklerini unutmadı. Türkiye ve İstanbul‘u hep kalbinde taşıdı.<br>Sevgili eşi Ülkü&#8217;nün desteğiyle Frankfurt onun ve ailesinin memleketi oldu. Oğullarına sağlam değerler ve her zaman eğitime önem verdiler. Başarılarıyla ve onların eşleri, aileleriyle, çok sevdiği torunlarıyla gurur duyabileceklerini düşünüyoruz. O, her zaman insanlarda iyiliği görmek isteyen sevgi dolu bir eş, baba ve dede olmuştur.<br>Biz oğulları olarak anne ve babamızı her zaman arkamızda bildik. Bizi daima desteklediler ve bizlerden hiç bir zaman sevgi esirgemediler. Babamıza her şey için çok minnettarız ve başarılarıyla gurur duyuyoruz.<br>Bugün Dogan Pürsün’e, sevgi dolu bir eş, baba ve dedeye, Türk ve Avrupa topluluğuna gazeteciliğiyle iz bırakmıs başarılı gazeteciye veda ediyoruz. Biz ailesi olarak onu her zaman kalbimizde yaşatacağız ve o her zaman yazdığı makaleler ve kitaplarda yasayacak.“</em> (gk)</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="450" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2025/11/Dogan-Pursun-1125-10-800.jpg" alt="" class="wp-image-30786" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2025/11/Dogan-Pursun-1125-10-800.jpg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2025/11/Dogan-Pursun-1125-10-800-300x169.jpg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2025/11/Dogan-Pursun-1125-10-800-696x392.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2025/11/Dogan-Pursun-1125-12-800.jpg" length="169030" type="image/jpeg"/>	</item>
	</channel>
</rss>
