<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Türkiye &#8211; Almanya Haberleri &#8211; Egazete.de</title>
	<atom:link href="https://egazete.de/turkiye/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://egazete.de</link>
	<description>Almanya&#039;nın Türkçe Haber Portalı</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Apr 2026 19:24:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>
	<item>
		<title>Çiftçi: “Savunma Susturulduğunda Adalet Susar”</title>
		<link>https://egazete.de/ciftci-savunma-susturuldugunda-adalet-susar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Apr 2026 19:24:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[5 Nisan]]></category>
		<category><![CDATA[Avukatlar Günü]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[Gül Çifçi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31195</guid>

					<description><![CDATA[CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftci, avukatların özgürce görev yapamadığı bir düzende, yurttaşın hakkını arama imkanının zayıflacağını, hukukun güçlünün aracına dönüşeceğini kaydetti. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftci, 5 Nisan Avukatlar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, “Unutulmamalıdır ki savunma susturulduğunda adalet susar. Avukatların özgürce görev yapamadığı bir düzende, yurttaşın hakkını arama imkanı zayıflar, hukuk güçlünün aracına dönüşür. Bu nedenle avukatların mesleki faaliyetlerini hiçbir baskı altında kalmadan sürdürebilmeleri, yalnızca meslek örgütlerinin ve hukukçuların sorunu değil, toplumun tamamının ortak meselesidir” dedi.</p>



<p>CHP Seçim ve Parti Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftci, 5 Nisan Avukatlar Günü dolayısıyla yazılı açıklama yaptı. Çiftci’nin açıklaması şöyle:</p>



<p>“Bugün, savunmanın yalnızca bir meslek faaliyeti olmadığını; adaletin, özgürlüğün ve hukuk devletinin en temel güvencelerinden biri olduğunu hatırlatan anlamlı bir gündür. Avukatlık, yurttaşın hak arama mücadelesinin en önemli dayanağıdır. Savunma makamı, yargının kurucu unsurlarından biridir ve güçlü bir savunma olmadan adil yargılanma hakkından söz etmek mümkün değildir. Ancak bugün ülkemizde hukuk düzeni ağır bir aşınma süreci içinden geçmektedir. Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı her geçen gün daha fazla tartışma konusu haline gelmekte, savunma makamı ise sistematik biçimde baskı altına alınmaktadır.</p>



<p>&#8220;Savunma susturulduğunda adalet susar”</p>



<p>Son dönemde yaşananlar, bu gerilemenin somut örnekleriyle doludur. Avukatların mesleki faaliyetleri nedeniyle hedef haline getirilmesi, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin bir baskı aracına dönüşmesi hukuk devleti ilkesine açık müdahaledir. Avukat Mehmet Pehlivan’ın tutukluluğu da bu tablonun en çarpıcı örneklerinden biridir. Bir avukatın üstlendiği dosyalar ve yürüttüğü savunma faaliyeti nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılması, savunma hakkının kendisine yönelmiş bir tehdittir. Unutulmamalıdır ki savunma susturulduğunda adalet susar. Avukatların özgürce görev yapamadığı bir düzende, yurttaşın hakkını arama imkanı zayıflar, hukuk güçlünün aracına dönüşür. Bu nedenle avukatların mesleki faaliyetlerini hiçbir baskı altında kalmadan sürdürebilmeleri, yalnızca meslek örgütlerinin ve hukukçuların sorunu değil, toplumun tamamının ortak meselesidir.</p>



<p>&#8220;Can Atalay, yüreğinde adalet duygusu taşıyan herkesin gözünde Hatay Milletvekilidir”</p>



<p>Can Atalay tüm Hataylıların, meslektaşlarının ve yüreğinde adalet duygusu taşıyan herkesin gözünde Hatay Milletvekilidir. Bu duygu ve düşüncelerle birey hak ve özgürlüklerinin savunulması, hukukun üstünlüğünün var olabilmesi için özveriyle durmaksızın çabalayan meslektaşlarımın 5 Nisan Avukatlar Günü&#8217;nü kutlarım.”</p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/04/Gul-Ciftci.jpeg" length="107761" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>“Ali Yalçın Hangi Narkozun Etkisinde Konuşuyor!”</title>
		<link>https://egazete.de/ali-yalcin-hangi-narkozun-etkisinde-konusuyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Mar 2026 20:42:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Yalçın]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşik Kamu İş]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31162</guid>

					<description><![CDATA[Ali Yalçın’ın Cumhuriyet ile ilgili açıklamaları tartışma yarttı. Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu İzmir İl Başkanı Barış Düdü, “Cumhuriyete “Narkoz” demek “Sevr” ile aynı çizgiye düşmektir!” şeklinde tepki gösterdi.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Ali Yalçın’ın Cumhuriyet ile ilgili açıklamaları tartışma yarttı. Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu İzmir İl Başkanı Barış Düdü, “Cumhuriyete “Narkoz” demek “Sevr” ile aynı çizgiye düşmektir!” şeklinde tepki gösterdi.</p>



<p>Ali Yalçın’a tepkiler artıyor! Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu İzmir İl Başkanı Barış Düdü, konu hakkında bir açıklama yaparak, “Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın’ın kamuoyuna yansıyan açıklamalarını ibretle takip ediyoruz!” dedi.</p>



<p>İşte o açıklama:</p>



<p>Cumhuriyete “Narkoz” demek “Sevr” ile aynı çizgiye düşmektir!</p>



<p>“Bu cumhuriyetin hangi koşullarda, nasıl bir yokluk ve yoksulluk içinde, emperyalizme karşı verilmiş destansı bir mücadeleyle kurulduğunu bilerek çarpıtıyorsunuz. Bu ülke, Sevr’i dayatanların parçalamak istediği bir coğrafyadan, halkın kendi iradesiyle ayağa kalkarak var edilmiştir. Bugün Cumhuriyet’e “narkoz” diyen bir anlayış, bilinçli şekilde o gün bu millete Sevr’i reva görenlerle aynı zihinsel çizgiye düşmektedir. Siyasi iktidarla birlikte hareket ederek Cumhuriyet değerlerine karşı gerici bir hatta birleştiğiniz açıktır. Bu duruş ne sendikacılıkla ne de kamu emekçisinin hakkını savunmakla bağdaşır. Kamu emekçilerinin haklarını savunmakla yükümlü bir konfederasyonun başında bulunan bir kişinin, toplumu ayrıştıran, kutuplaştıran ve siyasal iktidarın diliyle birebir örtüşen ifadeler kullanması kabul edilemez. “Anadolu 100 yıllık narkozdan çıkıyor” şeklindeki sözler, Cumhuriyetimizin kuruluşunu ve onun aydınlanmacı değerlerini hedef almakta; Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde verilen bağımsızlık mücadelesini yok saymaktadır. Bu ifadeler, sadece tarih bilincinden uzak değil, aynı zamanda Cumhuriyet’in temel kazanımlarına açık bir saldırıdır. Türkiye Cumhuriyeti, bir “narkoz” dönemi değil; aksine bağımsızlığın, laikliğin, çağdaşlaşmanın ve halk egemenliğinin tesis edildiği bir aydınlanma devrimidir. Bu gerçeği çarpıtanlar, ya tarih bilmemekte ya da bilinçli bir şekilde Cumhuriyet değerlerini hedef almaktadır. Sendikacılık; iktidara yakınlık yarışına girmek, toplumu ayrıştırmak ya da ideolojik dayatmalar yapmak değildir. Sendikacılık; emeğin hakkını savunmak, tüm kamu çalışanlarını ayrım gözetmeksizin temsil etmek ve demokratik değerleri korumaktır” </p>



<p><strong>İzin vermeyeceğiz!</strong></p>



<p>“Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu olarak altını çiziyoruz: Türkiye’nin ihtiyacı olan şey; Cumhuriyet’in kurucu değerlerine sahip çıkan, toplumsal birliği güçlendiren ve emek mücadelesini büyüten bir anlayıştır. Bizler, Atatürk ilke ve devrimlerinin ışığında, laik, demokratik ve sosyal hukuk devleti mücadelesinden asla vazgeçmeyeceğiz. Cumhuriyet’i hedef alan her türlü söylemin karşısında durmaya, kamu emekçilerinin onurlu mücadelesini kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz” (BSHA / Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="600" height="772" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/03/memur-sen600.jpeg" alt="" class="wp-image-31164" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/03/memur-sen600.jpeg 600w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/03/memur-sen600-300x386.jpeg 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></figure>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/03/baris-dudu800.jpeg" length="116349" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>&#8220;Basına özgürlük, ülkeye demokrasi!&#8221;</title>
		<link>https://egazete.de/basina-ozgurluk-ulkeye-demokrasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Mar 2026 20:32:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Alican Uludağ]]></category>
		<category><![CDATA[basın özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[gazetecilere engel]]></category>
		<category><![CDATA[İsmail Arı]]></category>
		<category><![CDATA[Merdan Yanardağ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31158</guid>

					<description><![CDATA[Gazetecilere yönelik baskı ve tutuklamalara karşı Kadıköy'de yapılmak istenen 'Gazetecilere Özgürlük' yürüyüşüne polis barikat kurarak engel oldu. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>BirGün muhabiri İsmail Arı, DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ ve gazeteci-yazar Merdan Yanardağ&#8217;ın aralarında olduğu gazetecilerin tutuklanması ve gazeteciliğe yönelik artan baskılara tepkiler çığ gibi büyüyor.</p>



<p>Gazetecilerin çağrısıyla yurttaşlar, aralıksız ve yoğun yağışa rağmen Mehmet Ayvalıtaş Parkı’nda toplandı.</p>



<p>Eyleme çok sayıda medya kuruluşunda çalışan gazeteciler, işsiz bırakılan gazeteciler, yurttaşlar ve demokratik kitle örgütleri ile sendikalar, emekliler, iletişim fakültesi öğrencileri ile akademisyenlerin yanı sıra siyasi partiler ve basın meslek örgütleri destek verdi.</p>



<p>İsmail Arı’nın ailesi de eyleme destek verirken depremde 3 yakınını kaybeden Nurgül Göksu da Arı için ses yükseltti. </p>



<p><strong>POLİS BARİKAT KURDU, YÜRÜYÜŞE ENGEL OLDU!</strong></p>



<p>BirGün muhabiri İsmail Arı ile gazeteciler Alican Uludağ, Pınar Gayıp, Merdan Yanardağ ve tutuklu tüm gazeteciler için “Gazeteciler yalnız değildir” sloganları atıldı.</p>



<p>Kitle, &#8220;İsmail’e, Merdan’a, Alican’a özgürlük&#8221;, &#8220;Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz&#8221;, &#8220;Faşizme karşı omuz omuza&#8221;, &#8220;Özgür basın, demokratik Türkiye&#8221;, &#8220;Özgür basın susturulamaz&#8221;, &#8220;Basına değil, çetelere barikat&#8221; ve &#8220;Aç, aç barikatı aç&#8221; sloganları da attı.</p>



<p>Polis, Moda’da bulunan Mehmet Ayvalıtaş Parkı’ndan Rıhtım’a yürümek isteyen kitlenin demokratik yürüyüşünü barikat kurarak engelledi.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="800" height="449" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/03/gazetecilere-ozgurluk-yuruyusune-engel-800-2.jpg" alt="" class="wp-image-31160" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/03/gazetecilere-ozgurluk-yuruyusune-engel-800-2.jpg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/03/gazetecilere-ozgurluk-yuruyusune-engel-800-2-300x168.jpg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/03/gazetecilere-ozgurluk-yuruyusune-engel-800-2-696x391.jpg 696w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p><strong>&#8220;BU DERT SADECE BİZİM DEĞİL, MEMLEKETİN DERDİ&#8221;</strong></p>



<p>Polis barikatları arasında basın açıklaması yapıldı</p>



<p>Basın açıklamasını birgun.net Yayın Koordinatörü Berkant Gültekin okudu. Gazetecilere yönelik baskılara değinilen açıklamada şunlar kaydedildi:</p>



<p><em>&#8220;Bugün size ne istatistiklerden ne de haberlerimizden bahsedeceğiz. Yıllardır yazıyor, anlatıyoruz. Yolsuzluğa, usulsüzlüğe, haksızlığa, kayırmaya, torpile, istismara, çetelere ve daha birçok meseleye ışık tuttuk, halkın bir kuruşu daha çalınmasın, bir günü daha heba olmasın diye çabaladık. Biz gazeteciler, bugüne kadar elimizden geldiğince derdi olan herkesin derdini dinledik, yazdık; duyurmaya çalıştık. Şimdi bizim büyük bir derdimiz var ve bu dert aslında sadece bizim değil, memleketin derdi.</em></p>



<p><em>Gazetecilik mesleği ağır bir baskı altında. Medyanın büyük çoğunluğunun iktidar kontrolüne alınmasının ardından, bugün geldiğimiz noktada gazetecilikte ısrar eden bizler, hedef tahtasına oturtuluyoruz. Teslim olmadığımız, hizaya gelmediğimiz için bize gazeteciliğin bedeli ödetiliyor. Bu bedeli ödeyen son gazeteci BirGün muhabiri İsmail Arı oldu. Ailesini bayram ziyaretine gittiği Tokat’tan alelacele gözaltına alınıp Ankara’ya getirilen arkadaşımız, bir gün boyunca sorgulandıktan sonra 22 Mart Pazar gecesi tutuklanarak Sincan Cezaevi’ne gönderildi. İsmail Arı da Alican Uludağ, Merdan Yanardağ ve diğer birçok meslektaşımız gibi “gazetecilik suçu” nedeniyle demir parmaklıkların ardına gönderildi.</em></p>



<p><strong>&#8220;SUÇLAMALAR BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNÜ HEDEF ALAN BİRER SİLAH OLARAK KULLANILIYOR&#8221;</strong></p>



<p><em>Gazetecileri susturmak için kanunların art niyetli ve zorlama yorumlarla araçsallaştırıldığı günlerden geçiyoruz. Özellikle “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma”, “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik” ve “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamalarının gazeteciliğe yönelen başlıca tehditler olduğuna şahitlik ediyoruz. Bu suçlamalar bir yandan basın özgürlüğünü ve halkın haber alma hakkını hedef alan birer silah olarak kullanılırken, diğer yandan da istisnai durumlarda uygulanması gereken adli tedbirler, söz konusu “makbul görülmeyen gazetecilik” olduğunda hiç düşünülmeden devreye alınıyor.</em></p>



<p><em>Yıllardır bu mesleği yapan, yeri-yurdu belli olan, vaktinin çoğunu adliye koridorlarında geçiren biz gazeteciler, savcıların talebi ve mahkemelerin kararı doğrultusunda “kaçma şüphesi bulunan şüpheliler” olarak tanımlanıyoruz. Bugün Türkiye’nin yargı sistemi, son derece ölçülü ve dikkatli şekilde başvurulması gereken tutuklama, ev hapsi ve yurt dışına çıkış yasağı gibi özgürlüğü kısıtlayıcı adli tedbirleri, mutlak cezalandırma anlayışının keyfi pratiklerine dönüştürmüş durumda. Bu hukuksuzluklardan payını sadece gazeteciler değil, toplumun tamamı alıyor. Yargı erki üzerinden yürütülen bu hukuksuzlukları kabul etmiyoruz. </em></p>



<p><strong>&#8220;OKURUMUZUN, HALKIMIZIN BİZİ YALNIZ BIRAKMAYACAĞINI BİLİYORUZ&#8221;</strong></p>



<p><em>Biz gazeteciyiz; elimizdeki kalemden, dilimizdeki sözden başka bir şeyimiz yok. Böylesi bir atmosferde yazdığımız herhangi bir cümle nedeniyle gözaltına alınıp tutuklanabileceğimizi biliyoruz. Okuduğumuz bu açıklamanın içinden bile bizi hedef haline getirecek bir bahane üretilebilir. Biz, başımıza gelebileceklerin farkındayız. Buna rağmen yazıyoruz, konuşuyoruz. Ve yazmaya da konuşmaya da devam edeceğiz. Çünkü korkmuyoruz. Çok cesur ve gözü kara olduğumuzdan ya da kahramanlığa soyunduğumuzdan değil.  Korkmuyoruz çünkü gerçeklerin gücüne ve halkın demokrasiye sahip çıkan iradesine inanıyoruz. Okurumuzun, halkımızın bizi yalnız bırakmayacağını, bize sahip çıkacağını biliyoruz.</em></p>



<p><strong>TALEPLER SIRALANDI</strong></p>



<p><em>Taleplerimiz açık ve nettir:</em></p>



<p><em>Tutuklu tüm gazeteciler bir an önce serbest bırakılmalıdır! <br>Basın özgürlüğünün üzerindeki baskılar son bulmalıdır!<br>Hukuku ayaklar altına alan keyfi cezalandırma pratiklerinden derhal vazgeçilmelidir!<br>Gazeteciliğe özgürlük, ülkeye demokrasi istiyoruz! <br>Ve bir kez daha haykırıyoruz: Gazetecilik suç değildir!&#8221; </em></p>



<p>TUTUKLU GAZETECİLERİN MESAJLARI OKUNDU</p>



<p>Eylemde, tutuklu gazeteciler İsmail Arı, Alican Uludağ ve Merdan Yanardağ&#8217;ın mesajları okundu.</p>



<p>Silivri&#8217;de tutulan Merdan Yanardağ&#8217;ın mesajı şöyle:</p>



<p><em>&#8220;Türkiye gerici iktidar eliyle islamcı-faşist bir diktatörlüğe doğru sürüklenmek isteniyor. Bu amaçla her türden demokratik ve ilerici muhalefet ezilmeye, toplumun cumhuriyetçi direnişi kırılmaya, halkın eşitlik ve özgürlük mücadelesi bastırılmaya çalışılıyor. Yine bu amaçla halktan ve gerçekten yana gazetecilik yapan bağımsız medya kuruluşları susturulmak isteniyor.</em></p>



<p><em>Halkın haber alma ve doğru bilgiye ulaşma hakkını savunan, çalışmalarıyla bu hakkın gerçekleştirilmesini somut olarak ortaya koyan gazeteci ve yayıncılar zindanlara atılarak etkisizleştirmek hedefleniyor. Ancak başaramayacaklar. Beşinci sınıf bir kumpas ile Tele1’e el koyup beni ve arkadaşlarımı susturmaya çalıştılar. Ardından Alican Uludağ arkadaşlarımızı düzmece bir suçlamayla tutukladılar. Son olarak arkadaşımız İsmail Arı, yalan ve iftira ile cezaevine konuldu. Acizliklerini sergiliyorlar.</em></p>



<p><em>Bu tablo bir korkuya işaret ediyor. Çok korkuyorlar. Bu, halka ve tarihe karşı suç işleyenlerin, demokrasi ve adalet çiğneyenlerin korkusudur. Hiçbir korkuya benzemediği gibi kaybetmelerini de durduramayacaktır. Çünkü tarihsel ve siyasal ömrünü dolduran ve tükenen iktidar yönetimini sürdürebilmek için öncelikle basın ve ifade özgürlüğünü ortadan kaldıramaya çalışıyor. Toplumsal tabanı çözülen iktidar, gerçeği görülmesini ve yürüttüğü algı yönetimine dayalı sanal hegemonyanın yıkılmasını önlemek istiyor. Cumhuriyeti büyük ölçüde imha etmesine karşın, kendi rejimini kuramıyor. Buna gücü, görgüsü, bilgisi yetmiyor. Çünkü halkın büyük kesimi; gazeteciler, aydınlar, gençlik ve emekçiler direniyor.</em></p>



<p><em>Durum böyle olunca gerici-faşist iktidar saldırganlaşıyor. Sola ve cumhuriyetçilere karşı hukuksuz, ahlaksız ve ölçüsüz bir imha operasyonu yürütülüyor. İran savaşının yol açtığı yıkıcı ve halk düşmanı ortamı fırsata çevirmeye, ABD emperyalizminden meşruiyet devşirmeye çalışıyor. Saldırgan ABD haydut devletini, bir kelime ile bile kınayamıyor. Timsah gözyaşı döküyor. Bu oyunu bozacağız. Bu ablukayı hep birlikte kıracağız. Bunun yolunun  birleşik bir muhalefet cephesini örmekten geçtiğini unutmayacağız. Bağımsız ve özgür basını, halkın bilgiye ve gerçek habere ulaşma hakkını, gerçek gazeteciliği savunmaya devam edeceğiz.&#8221;</em> </p>



<p>&#8220;YOLUMUZ UĞUR MUMCU&#8217;NUN YOLU, SONUNDA GAZETECİLİK KAZANACAK&#8221;</p>



<p>Silivri&#8217;de tutuklu bulunan Alican Uludağ&#8217;ın mesajı okundu:</p>



<p><em>&#8220;Türkiye’de bir gazetecinin tutuklanması yalnızca basına yönelik bir müdahale değildir. Asıl susturulmak istenen halkın kendisidir. Gazetecinin hapiste olması demek halkın gerçekleri öğrenememesi demektir. Yani halkın gözünün, kulaklarının, ağzının kapatılması demektir. Ses kısılan halkın kendisidir.</em></p>



<p><em>Bugün bize yapılanlar son yıllarda ülkede artan hukuksuzluklardan ayrı tutulamaz. Şuan seçilmiş belediye başkanları, avukatlar, insan hakları aktivistleri, öğrenciler, gazeteciler cezaevinde. Asıl hedef Türkiye&#8217;deki demokratik düzendir. Merdan Yanardağ&#8217;ın, İsmail Arı&#8217;nın tutuklanması da bu düzene karşı yapılan bir hukuksuzluktur.</em></p>



<p><em>20 Şubat&#8217;tan beri cezaevindeyim. Bir günde tutuklanmam için dosya hazırlayanlar günlerdir iddianameyi yazmıyor, yazmak istemiyor. Sonunda beraat edeceğim bir dosyada süreç geciktirilerek tutukluluk cezalandırmaya dönüştürülüyor. Bir günde soruşturma izni veren Adalet Bakanı Akın Gürlek 2 hafta geçti dava açılması için gereken kovuşturma iznini vermekten kaçıyor. Amaçlarının adalet değil susturma olduğunu açıkça gösteriyorlar.</em></p>



<p><em>Ama buradan ilan ediyorum. Dün nasıl gazetecilik yaptıysam yarın daha güçlü gazetecilik yapmayı sürdüreceğiz. Yolumuz Uğur Mumcu&#8217;nun yolu. İster mezar, ister cezaevi. Sonunda gazetecilik kazanacak. Halkımız için ödediğimiz bu bedel bizim için onurdur.&#8221;</em> </p>



<p>&#8220;BENİ CEZAEVİNDE TUTANLAR SUÇ İŞLİYOR&#8221;</p>



<p>Sincan Cezaevi&#8217;nde tutulan muhabirimiz İsmail Arı&#8217;nın mesajı:</p>



<p><em>&#8220;Sadece gazetecilik yaptığım için cezaevinde tutuluyorum. Daha önce hakkımda yürütülen bir hukuksuz soruşturma kapsamında MASAK raporum ile HTS kaydım alındı. Ve hiçbir şey bulamadılar. Çünkü ben tertemizim. Bir şey bulamadıkları için de bayram günü, şehir dışında aile ziyaretindeyken gözaltına alıp beni tutukladılar. Hem de yatarı olmayan bir suçla!</em></p>



<p><em>Bayram günü beni gözaltına almak için Tokat’taki tüm akrabalarıma eş zamanlı jandarma ve polis gönderildi. Azılı bir suçluya operasyon düzenlenir gibi kendi halindeki insanların kapısına jandarma, polis dayandı! Peki ne için yapıldı bu? Gazeteci İsmail Arı’yı susturmak için. Son bir yıldır da açığımı aradıklarını, beni tutuklamak için bahane aradıklarını biliyordum. Ben gazeteciyim. Gazetecilik dışında da bir şey yapmadım. Haberlerim birilerini rahatsız etti diye cezaevine atıldım.</em></p>



<p><em>* Peki ben Fatmanur Çelik’in haberini yaptığım için mi tutuklandım? Yoksa ısrarla yolsuzlukların üzerine gittiğim için mi?</em><br><em>* Kesilen ağaçların haberini yaptım diye mi beni içeri attılar, yoksa diğer kent suçlarının mı?</em><br><em>* İstismara maruz bırakılan çocukların sesi oldum diye mi cezaevindeyim, yoksa depremzedelerin sesini duyurdum diye mi?</em></p>



<p><em>Beni cezaevinde tutanlar suç işliyor. Bu mücadeleyi büyütmenizi, gazetecilere sahip çıkmanızı rica ediyorum.&#8221;</em></p>



<p>Burada konuşan RSF Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ve TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş de gazetecilere yönelen baskıların son bulmasını talep etti. birgun.net   Foto: BirGün</p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/03/gazetecilere-ozgurluk-yuruyusune-engel-800-1.jpg" length="142905" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Gazetecilerden çağrı: Sevgili halkımız, bizi yalnız bırakmayın</title>
		<link>https://egazete.de/gazetecilerden-cagri-sevgili-halkimiz-bizi-yalniz-birakmayin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Mar 2026 17:01:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Alican Uludağ]]></category>
		<category><![CDATA[gazeteciler]]></category>
		<category><![CDATA[İsmail Ari]]></category>
		<category><![CDATA[Merdan Yanardağ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31144</guid>

					<description><![CDATA[Meslektaşlarının tutuklanmasını kabul etmeyen gazeteciler, 29 Mart Pazar günü Kadıköy’de basın özgürlüğü ve haber alma hakkı için yürüyüş gerçekleştirecek.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Gazetecilerin tutuklanmasına yönelik tepki çığ gibi büyüyor.  Kamuoyuna çağrıda bulunan gazeteciler, “Bugün Türkiye’de tehdit altında olan basın özgürlüğünün tek teminatı, halkın teslim olmayan iradesidir. Sevgili halkımız, size sesleniyoruz. Biz sizi hiç yalnız bırakmadık; siz de gazetecileri yalnız bırakmayın” dedi.</p>



<p>BirGün muhabiri İsmail Arı’nın tutuklanmasının ardından gazetecilere dönük baskılar bir kez daha gündemin ilk sırasına yerleşti.</p>



<p>Ülkenin pek çok yerinde İsmail Arı, Alican Uludağ ve Merdan Yanardağ’ın tutuklu olmasını protesto eden yurttaşlar, “Gazetecilere özgürlük” talebinde bulundu.</p>



<p>Gazeteciler ise basın özgürlüğüne yönelik baskıları ve meslektaşlarının tutuklanmasını protesto etmek için yürüyüş çağrısı yaptı.</p>



<p>“Gazetecilere özgürlük” başlıklı çağrıda, “Halk bilsin diye yazıyoruz, halkla birlikte yürüyoruz” denildi.</p>



<figure class="wp-block-embed is-type-rich is-provider-twitter wp-block-embed-twitter"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<blockquote class="twitter-tweet" data-width="550" data-dnt="true"><p lang="tr" dir="ltr">İsmail Arı, Alican Uludağ, Merdan Yanardağ ve tutuklu tüm gazeteciler için pazar günü saat 14.00’te Kadıköy’de Mehmet Ayvalıtaş Parkı’nda buluşuyoruz. <br>“Sevgili halkımız size sesleniyoruz. Biz sizi hiç yalnız bırakmadık. Siz de gazetecileri yalnız bırakmayın.” <a href="https://t.co/sJDIJnedn5" rel="nofollow">pic.twitter.com/sJDIJnedn5</a></p>&mdash; Timur Soykan (@timursoykan) <a href="https://twitter.com/timursoykan/status/2037153408163979731?ref_src=twsrc%5Etfw" rel="nofollow noopener" target="_blank">March 26, 2026</a></blockquote><script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>
</div></figure>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/03/gazetecilerden-yuruyus800.jpg" length="60460" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>İsmail Arı’nın haberlerine sahip çıkıyorlar</title>
		<link>https://egazete.de/ismail-arinin-haberleri-sahip-cikiliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Mar 2026 20:36:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[gazetecilik]]></category>
		<category><![CDATA[İsmail Arı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31140</guid>

					<description><![CDATA[Birgün muhabiri İsmail Arı’nın tutuklanması yurdun dört bir yanında protesto edildi. Meslek örgütleri ve halk, "Gazetecilik suç değildir" diyerek destek verdi.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Aile ziyareti için Tokat’ta bulunduğu sırada gözaltına alındıktan sonra Ankara’ya götürülen BirGün gazetesi Muhabiri İsmail Arı, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.</p>



<p>AKP iktidarının basın üzerinde baskı sopasına dönüşen ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçundan dolayı tutuklanan İsmail Arı, &#8220;Son bir yıldır beni tutuklamak için bahane arıyorlardı. Tek suçum bu ülkede gazetecilik yapmak. Gazetecilik suç değildir&#8221; dedi. Tutukluluğu kamuoyunda tepkiyle karşılanan Arı, Sincan Cezaevi’ne gönderildi.</p>



<p>İsmail’in gözaltına alınmasından başlayan ve tutuklamaya kadar giden süreçte büyük bir hukuk garabeti yaşandı. Yaptığı haberler nedeniyle çeteler tarafından tehdit edilen ve polis koruması verilen Arı’ya açılan onlarca soruşturma ile dava sonucunda adliye yolunu aşındırdı. Buna rağmen bayram ziyareti nedeniyle Tokat’ta ailesinin yanından gözaltına alınarak Ankara’ya götürüldü. Bir suçlama nedeniyle gözaltına alınan Arı’nın dosyasına emniyette yeni ‘bulgular’ girdi. Önceki haberleri ve BirGün TV yayınındaki ifadeleri sorulan Arı, tüm haberlerin arkasından durduğunu söyleyerek ortaya çıkardığı Yunus Emre Vakfı soygununa ilişkin “Devletin bana madalya vermesi lazım” dedi. Emniyetteki ifadelerinin ardından savcılığa sevk edilen Arı’yı savcı dinleme zahmetinde bile bulunmayarak tutuklama talebiyle mahkemeye sevk etti. Arı mahkemede, yazdığı satırın, konuştuğu her cümlenin arkasında durduğunu belirterek haberlerde yanlış olmadığını belirtti. Mahkeme, haberlere ilişkin herhangi bir araştırma yapmadan, Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin  dezenformasyon yalanlama metnine dayanarak Arı’yı tutukladı.</p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://static.birgun.net/resim/content/2026/03/24/ismail-arinin-haberlerine-herkes-sahip-cikti-gercekleri-hapsedemezsiniz-2.jpg" alt=""/></figure>



<p>Kamu kurumlardaki yolsuzluklar ve usulsüzlükler başta olmak üzere birçok gündeme oturan haberlere imza attığı gerekçesiyle tutuklanan Arı’ya toplumun tüm kesimlerinden destek yağdı. Attığı haberlerle birçok kesimin sesini duyuran, dayanışma içinde olan Arı’ya başta depremzede aileleri, sağlık çalışanları, yaşam savunucularının, istismar mağdurlarının yanı sıra sendikalar, meslek örgütleri sahip çıktı. Dört bir tarafta yapılan eylemlerde “İsmail yalnız değildir” sloganları yükselirken on binlerce sosyal medya paylaşımı ile gazeteci Arı’ya destek verildi.</p>



<p>Toplumun çeşitli kesimlerin gün içerisinde BirGün gazetesinin Ankara ve İstanbul bürosuna destek ziyaretleri yapıldı. CHP heyetinin Ankara büroya ziyaretinde konuşan Grup Başkanvekili Emir, &#8220;İsmail Arı’nın kasten yaptığı bir suç, bir fiil varsa o da halkın vergisine sahip çıkmaktır. Bütçenin birileri tarafından vakıflar eliyle veya başka yollarla talan edilmesine karşı çıkmaktır. Ve özgür gazeteciliğin gereği olarak da bunu haberleştirmektir&#8221; dedi. </p>



<p><strong>‘İSMAİL HEP YANIMIZDAYDI’</strong></p>



<p>İsmail’e en çok haberlerini yaptığı depremzede aileler sahip çıktı. Adalet Peşinde Aileleri Platformu İstanbul büroyu ziyaret etti. Ziyarette konuşan Avukat Eren Can, “Depremde kaybettiklerimizin hesabını sormaya çalışırken, gerçeğin peşinden giden gazeteciler hep yanımızdaydı. Yıkılan binaların neden yıkıldığını, sorumluların kimler olduğunu, ihmalleri ve kamu adına bilinmesi gerekenleri yazdılar. İsmail Arı da bu sürecin en görünür, en ısrarlı takipçilerinden biridir.</p>



<p>Depremde yaşanan ihmalleri, sorumluluk zincirini ve adalet arayışını görünür kılan gazetecilerin bugün hedef alınması kabul edilemez. Çünkü gazeteciler susturulursa gerçek karartılır, gerçek karartıldığında ise adalet sağlanamaz. Bu nedenle bugün burada, dayanışma için ve gerçeğin yanında olduğumuzu göstermek için bulunuyoruz. İsmail Arı yalnız değildir. Gazetecilik suç değildir” ifadelerini kullandı. </p>



<p><strong>DÖRT BİR YANDA EYLEM</strong></p>



<p>Gazeteci Arı için ülkenin dört bir tarafında destek eylemi yapıldı. İstanbul ve Ankara’nın ardından İzmir, Denizli, Mersin, Kocaeli, Antalya, Artvin, Bursa, Eskişehir, Malatya ve Uşak’ta basın açıklaması düzenleyen BirGün dostları, Arı’ya özgürlük talebinde bulundu. Ortak açıklamalarda, gazetecilik faaliyetinin bir suç gibi gösterildiğine dikkat çekilirken Dezenformasyon Yasası’nın iktidar baskı aracığına dönüştüğü belirtildi.</p>



<p>“İsmail Arı’nın tutuklanması yalnızca bir gazetecinin değil, tüm basının hedef alınmasıdır. Bu, açık bir gözdağıdır” denilen açıklamalarda, “Ne tehditler, ne baskılar, ne de tutuklamalar gerçeğin yazılmasını engelleyemez. Bugün İsmail Arı üzerinden verilmek istenen mesaj açıktır: Yolsuzluğu yazmayın. Rant düzenini ifşa etmeyin. Adaletsizliği görünmez kılın” ifadeleri yer aldı.</p>



<p>Ülkedeki gazetecilik üzerindeki baskıya dikkat çekilen açıklamalarda, “Türkiye’de gazetecilik uzun süredir baskıyla, davayla, gözaltıyla, tutuklamayla susturulmak isteniyor. Çünkü gazetecilik bu topraklarda yalnızca bir meslek değildir; halkın gerçeği bilme hakkının savunulmasıdır. BirGün Gazetesi de bu mücadelenin bir parçasıdır. Kurulduğu günden bu yana sermayenin değil halkın yanında duran, karanlığı değil gerçeği büyüten, suskunluğu değil sözü çoğaltan bir çizgiyi temsil etmektedir” denildi.</p>



<p>Ortak açıklamalarda İsmail’in yolsuzluğu yazmasın, depremde yaşanan ihmalleri ortaya çıkarmasın, tarikat ve vakıf düzenini teşhir etmesin diye tutuklandığına dikkat çekilirken şu ifadeler yer aldı: Hiçbir baskı, hiçbir gözdağı, bağımsız gazeteciliği susturamayacaktır. Gazeteciliğe yönelik her türlü baskının, her türlü hukuksuzluğun karşısındayız. Bağımsız ve özgür gazeteciliği savunuyoruz. İsmail Arı ve tüm tutuklu gazeteciler derhal serbest bırakılmalıdır.”</p>



<p>***</p>



<p>SÜREÇ GADDAR YÜRÜTÜLDÜ</p>



<p>İsmail Arı’nın tutuklanma sürecini değerlendiren hukukçular, süreci &#8220;gaddarlık&#8221; olarak tanımladı. BirGün TV yayınında değerlendirmelerini paylaşan hukukçu İlhan Cihaner, &#8220;Savcının ifade almadan mahkemeye sevki çok rutin bir durum değil. Ayrıca usul yönünden de pek çok sorun var. Polis koruması altında olan, attığı adım bilinen bir kişiyi, tatil günü kamu kaynaklarını da heba ederek gidip Tokat’tan alıyorsunuz. Niçin bu kadar sıradışı bir şey yapılıyor? İsmail’e yöneltilen bir suç da yok. Tutuklama gerekçesi de Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin İsmail’in haberini yalanlaması. Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma başlığındaki 217/A maddesini bu şekilde yorumlamak gazeteciliği fiilen imkansız hale getirir. Bu haberlerin hangisi halkta endişe, korku ya da panik yaratabilir? haberlerin neresinde kamu düzenini bozucu unsur var? Tersine kamu faydası var&#8221; diye konuştu.</p>



<p>SAVCI BAKAMADI MI?</p>



<p>&#8220;Arı’nın haberlerinin suç olmadığı çok açık&#8221; diye Cihaner sözlerine şöyle devam etti:</p>



<p>&#8220;Belki de savcının ifade almamasının gerekçesi, bizzat kendi kaleminden çıkmış daha önceki takipsizlik kararları nedeniyle şüphelinin yüzüne bakamamasıdır. İsmail’e yöneltilen ve işlediği iddia edilen suçun  alt sınırı bir yıl. İnfaz hukukumuzda alt sınırı 2 yıl olan suçların yatarı yok. Yani suç unsurları oluşsa bile cezaevinde yatmayacak bir kişiye en ağır koruma tedbirini uyguluyorsunuz ve ev hapsi, yurtdışı çıkış yasağı veya imza gibi orantılı tedbirleri uygulamıyorsunuz. Hem usul hem maddi ceza hukuku yönünden yapılan işlem hukuksuzdur, gaddarlıktır. Bu, tıpkı Alican Uludağ, Merdan Yanardağ, Furkan Karabay gibi cesur araştırmacı gazetecilere yapılanlar gibi, susmalarını istedikleri için yapılıyor. Çünkü tüm baskılara rağmen iktidarın ve kamunun yanlışlarını, yolsuzluklarını cesaretle yazıyorlar. Sorguya giren avukatlar AİHM kararları ve AYM yorumunu ortaya koyarken tutuklama gerekçesi olarak DMM’nin açıklaması konuluyor. Bu bir skandaldır. O zaman cübbeye, savcıya, polise, yargıya ne gerek var?&#8221;</p>



<p>GERÇEKLER YARGILANIYOR</p>



<p>Arı’nın da avukatlığını üstelenen Av. Kerem Altıparmak, &#8220;Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma Suçunda (TCK 217/A) suçun oluşması için beş şart var. Bu hüküm düzenlenirken bu beş şart nedeniyle gazetecilerin etkilenmeyeceği vaat edildi. AYM de bu gerekçeyle hükmü Anayasa’ya aykırı bulmadı. Ama uygulamada en temel unsur bile uygulanmıyor&#8221; dedi.</p>



<p>Av. Altıparmak’ın Arı’nın tutuklanmasına ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlar şöyle:</p>



<p>&#8220;Gazeteciye haberinizdeki şu cümle, şu iddia gerçeğe aykırı diye soru sorulmuyor. Onun yerine şöyle soruluyor: ‘Haberinizin suç oluşturduğu belirtilmektedir. Savunmanızı yapın’. Dün gazeteci İsmail Arı’ya da bu oldu. Eğer gazetecinin yaptığı haberin neresinin gerçeğe aykırı olduğunu ortaya koyamıyorsanız, geriye kalan tek şey gazeteciliğin yargılanması. Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçu başından itibaren bir muhalif gazeteci avlama suçuna dönüşmüştür. Biraz objektif gazetecilik yapan her gazeteci biliyor ki piyango günün koşullarına göre kendisine de vurabilir. Zaten o kural tam da bu duygu için var.&#8221;</p>



<p>***</p>



<p>BU HABERLERİN HEPSİ DOĞRU AMA BİRİLERİ İÇİN TEHLİKELİ</p>



<p>İlk olarak BirGün TV’de Bilal Erdoğan’ın &#8220;vakıf hükümdarlığına&#8221; ilişkin sözleri nedeniyle gözaltına alınan İsmail Arı’nın emniyetteki ifadesi sırasında dosyayı şişirmek için özel çaba sarf edildi.</p>



<p>Diğer kaleme aldığı haberler ve sosyal medya paylaşımları dosyaya eklenerek İsmail’e sorular soruldu. Haberlerin arkasında duran İsmail, verdiği ifadede haberlere tekzip dahi gelmediğini hatırlattı.</p>



<p>İsmail’e sorulan, her bir cümlesi doğru olan ve birçoğu ödül alan haberleri ve yayında anlattıklarını hatırlayalım.</p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://static.birgun.net/resim/content/2026/03/24/ismail-arinin-haberlerine-herkes-sahip-cikti-gercekleri-hapsedemezsiniz.png" alt=""/></figure>



<h5 class="wp-block-heading">1-BİLAL ERDOĞAN’IN VAKIFLARI VE AKAN KAMU KAYNAKLARI</h5>



<p>Erdoğan’ın ailesi 20’ye yakın vakıf yönetirken yaklaşık 15’inin yönetiminde veya mütevelli heyetinde Bilal Erdoğan bulunuyor. Kamu kaynakları ‘bu vakıflar kamu yararına çalışıyor’ denilerek aktarılabiliyor.</p>



<h3 class="wp-block-heading">2- TARİHİ YAPILAR&nbsp;GÖZDEN ÇIKARILDI</h3>



<p>AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve birçok iktidar mensubunun mezun olduğu ve İstanbul Recep Tayyip Erdoğan Anadolu İmam Hatip Lisesi olarak değiştirilen lise için dikkati çeken bir karara imza atıldı. İmam hatip lisesine yurt inşa edilmesi için tescilli yapıların bulunduğu alan seçildi. Korunması gereken kültür varlıklarının yapılacak yurt inşaatı için taşınmasına karar verildi.</p>



<h3 class="wp-block-heading">3- KAMU VAKFI NAYLON FATURALARLA SOYULMUŞ</h3>



<p>Vergi müfettişlerinin, kamu vakfı olarak kurulan ve 66 ülkede faaliyet gösteren Yunus Emre Vakfı hakkında soruşturma yürüttüğü ortaya çıktı. Tabela şirketlerden alınan sahte faturalarla vakfın kasasının boşaltıldığı öğrenildi.</p>



<h3 class="wp-block-heading">4- SARAYIN KORİDORLARINDAKİ TORPİL ÇARKI</h3>



<p>Siyasi referansla atanan hakim ve savcılar mülakata tabi tutuluyor. Birçok aday ‘referans’ adı altında isimlerini Saray’a ya da Adalet Bakanlığı’na göndermeye çalışıyor. Bu zamana kadar, Akın Gürlek Bakan olunca görevden alınan Ramazan Can bu mülakatlara giriyordu. Bu kişi AKP Milletvekiliydi.</p>



<p>***</p>



<h3 class="wp-block-heading">ARTIK KARARI DMM Mİ&nbsp; VERİYOR?</h3>



<p>Çeyrek asırlık Saray rejimi, akademisyenlere, avukatlara, siyasetçilere ve gazetecilere baskı aracı olarak kullandığı ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçu kullanışlı bir aparata dönüştü. İktidar ve tarikat çevrelerini, ihalecileri, talanı, yağmayı ve devlet içindeki çürümeyi kaleme alınan gazeteciler ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçu gerekçe gösterilerek cezaevine gönderiliyor. Ancak İsmail Arı’nın tutukluluğuna neden olan dosyasında kamuoyunun çok da alışkın olmadığı bir durum yaşandı. AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mezun olduğu imam hatip lisesinde yurt inşa edilmesi için tescilli yapılan bulunması ve taşınmasına karar verilmesine ilişkin haber Dezenformasyonla Mücadele Merkezi tarafından yalanlandı. Gazetecilerin, yurttaşların dönüp bakmadığı, toplumda bir karşılığı olmayan iktidarı aklama merkezine dönüşen Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, bu kez kolluk kuvvetleri ve mahkeme tarafından kabul gördü. Hangi kadroların, nasıl bir yetkinlikle haberi dezenformasyon olarak nitelendirip açıklama yaptığı bilinmezken Ankara’daki emniyette sorulan sorular arasında “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mezunu olduğu İmam Hatip Lisesi’nde tarihi yapılar ve kültür varlıkları gözden çıkarıldı” şeklindeki paylaşımınızla Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin de dezenformasyon yalanlama metni olduğu görülmektedir, bu paylaşım ile ilgili olarak savunmanızı veriniz?” denildi. Habere ilişkin herhangi bir araştırma, soruşturma yapılmasına gerek görmeyen mahkeme de tutukluluk kararında, “Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin 11 Mart 2026 tarihli paylaşım içeriği… göz önünde bulundurularak tutuklanmasına karar verilmiştir” denildi.</p>



<p><strong>TEPKİ ÇEKMİŞTİ</strong></p>



<p>Gazeteciler ve kamuoyunun “Sansür yasası” olarak nitelendirdiği yasaya itirazlarına rağmen AKP’li vekillerin oluruyla 2022’de DMM kuruldu. MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, gazetecilere yönelik birbiri ardına gerçekleştirilen operasyonların ardından Şubat 2026’da yaptığı açıklamada yasa maddesiyle ilgili, “Haberle, haberciyle meselesi yok” dedi.</p>



<p>Dezenformasyon Yasası, “Gazetecileri susturma aracı” oldu. Dezenformasyon Yasası ile TCK’ye eklenen ve “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlaması, “Doğru haberlere yalan etiketi yapıştırma” fırsatına dönüştürüldü. birgun.net</p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/03/ismail-arinin-haberleri800.jpg" length="198674" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Yeni yılda Suriyelilere geri dönüş planı</title>
		<link>https://egazete.de/yeni-yilda-suriyelilere-geri-donus-plani/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Dec 2025 13:40:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[geri dönüş]]></category>
		<category><![CDATA[Suriyeliler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=30832</guid>

					<description><![CDATA[Yeni yılla birlikte Suriyelilere verilen ücretsiz sağlık hizmeti bitecek. Suriyelilerin Türkiye'de ikamet izni almaları,  Suriye'ye geri dönüşlerini teşvik için zorlaşacak. Vatanına gitmek isteyen Suriyelilere BM fonlarından ücret ödenmesi ve yol masraflarının karşılanması planlanıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İktidara yakın Türkiye gazetesinde yer alan habere göre, iç savaşın sona ermesinin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen Suriyelilerin ülkelerine dönüşü beklentinin altında kaldı.</p>



<p>8 Aralık 2024&#8217;ten bu yana yaklaşık 600 bin sığınmacı ülkesine giderken, 2 milyon 370 bin Suriyeli hâlâ Türkiye&#8217;de hayatını sürdürüyor. Türkiye&#8217;nin Suriyelilerin ülkelerine dönüşleri hızlandıracak yeni ve kademeli adımlar atmaya hazırlandığı belirtiliyor.</p>



<p>Yeni yılla birlikte Suriyelilere verilen ücretsiz sağlık hizmeti bitecek. Bu çerçevede, 1 Ocak’tan itibaren sağlık hizmeti almak isteyen Suriyeliler de katkı payı ödemek zorunda kalacak. Geçici koruma statüsü kademeli olarak kaldırılacak, ikamet izni şartları ağırlaşacak. Örneğin evi ve işi olacak, kira sözleşmesi getirecek. &#8220;Sağlık sigortası ve bankada parası var mı?&#8221; gibi kriterlere bakılacak. İzin alamayanlar kaçak durumuna düşecek.</p>



<p><strong>BM FONLARI KULLANILACAK</strong></p>



<p>Ayrıca Birleşmiş Milletler&#8217;den (BM) gelen fonların Suriyelilerin dönüşleri için kullanılacağı belirtildi. Ülkesine dönmek isteyen Suriyelilere BM fonlarından ücret ödenmesi ve yol masraflarının karşılanması, planlanıyor.  </p>



<p>Bütün bu sıkı kurallar sebebiyle Suriyelilerin ülkelerine dönüşlerinin hızlanması bekleniyor.</p>



<p><strong>ERDOĞAN ENGEL OLDU</strong></p>



<p>Edinilen bilgilere göre dönüşlerin hızlandırılması için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a Avrupa’da olduğu gibi Suriyelilerin geçici koruma statülerinin hemen kaldırılması önerildi. Ancak Erdoğan’ın, Türkiye’nin başından beri sürdürdüğü tavrı hatırlatarak, zorla göndermeye yönelik uygulamalara itiraz ettiği belirtildi. Bu sebeple, geri dönüşlerin bazı yeni tedbirlerle kademeli olarak gerçekleştirilmesi kararlaştırıldı. odatv.com</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2025/12/suriyeliler-geriye-donus800.jpg" length="106439" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Eski Başkonsolos Karartı&#8217;ya adli işlem!</title>
		<link>https://egazete.de/eski-baskonsolos-karartiya-adli-islem/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Nov 2025 17:53:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=30721</guid>

					<description><![CDATA[Milli İstihbarat Teşkilatı'nın (MİT), Dışişleri Bakanlığı’na sızmaya çalışan Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) yapılanmasını ortaya çıkardığı öğrenildi]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Dışişleri Bakanlığı, Ankara Emniyet Müdürlüğü ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın koordinasyonunda yürütülen operasyonlarla örgütün kripto unsurları tespit edildi.</p>



<p>Odatv haberine göre MİT’in 9 Mayıs 2025 tarihli tespit tutanağında, Dışişleri yapılanmasında Fetö mensubu olduğu iddia edilen 123 isim belirlendi.</p>



<p>8 Temmuz–29 Eylül 2025 arasında dört eşzamanlı operasyon gerçekleştirildi. 58 şüpheliye gözaltı kararı verildi; 16’sı tutuklandı. 31 şüpheli itirafçı oldu; ifadelerinde 700 isim geçti, bunların 553’ü açık kimlikle tespit edildi. İtiraflarda adı geçen 70 kişinin hâlen kamu kurumlarında aktif görevde olduğu ortaya çıktı. </p>



<p>Frankfurt eski Başkonsolosu Karartı da listede</p>



<p>Odatv haberinde Temmuz–Ekim 2025 arasında yürütülen dört aşamalı operasyonlarda, aralarında eski Münster Başkonsolosu Arif Hakan Yeter, eski Dışişleri Genel Müdür Yardımcısı Burak Karartı ve eski Tel Aviv Maslahatgüzarı Gürçay Şeker’in de bulunduğu 58 kişi hakkında adli işlem yapıldığı bilgisi yer aldı.</p>



<p>Hazırlanan rapora göre Fetö, Dışişleri Bakanlığı kadrolarına kendi üyelerini yerleştirebilmek için özel hazırlık merkezleri kurdu. “Meslek Memuru” ve “Konsolosluk İhtisas Memuru” pozisyonları hedef alınarak mülakat provaları, soru paylaşımları ve yabancı dil kurslarıyla mensuplar sisteme hazırlandı.</p>



<p>Dışişleri sınavlarında yer alacak soruların örgüt evlerinde paylaşıldığı, seçkin üniversitelerden mezun olan üyelerin özel takibe alındığı ve mülakatlarda başarı sağlamaları için “prova seansları” düzenlendiği belirlendi.</p>



<p>Soruşturmalarda, Dışişleri yapılanmasının başında örgütün “Almanya imamı” Ömer Erfidan’ın bulunduğu belirlendi.</p>



<p>Erfidan’ın daha önce FETÖ’nün Dışişleri imamı olarak görev yaptığı, ardından yurtdışına kaçarak örgütün Avrupa’daki yapılanmasını yönettiği ortaya çıktı.</p>



<p>Yapılan analize göre, Bakanlık içinde aktif görevde bulunan bazı kripto FETÖ mensupları kurum içinde fişleme yaptı, himmet paraları topladı, Dışişleri personelini örgüt içi evliliklerle eşleştirdi, devletin gizli bilgilerini örgüt kanallarına sızdırdı.</p>



<p>Örgüt mensuplarının iletişimde ByLock ve benzeri gizli uygulamaları, ankesörlü hatları ve operasyonel telefonları kullandığı tespit edildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2025/11/kararti.jpg" length="82993" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Ankara Büyükşehir Belediyesi&#8217;ne konser soruşturması</title>
		<link>https://egazete.de/ankara-bbne-sorusturma/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Sep 2025 12:49:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Mansur Yavaş]]></category>
		<category><![CDATA[soruşturma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=30647</guid>

					<description><![CDATA[Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, belediyeye yönelik soruşturmaya ilişkin, "Biz kendi incelememizi yaptık daha önce. Mülkiye müfettişleri de yaptı ve bir kamu zararı bulunamadı. Şimdi işin içine ihaleye fesat karıştırmak falan gibi bir şeyler katarak bambaşka bir yere götürmeye çalışıyorlar" dedi]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Ankara Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin (ABB) 2021-2024 dönemindeki konser harcamalarının &#8220;kamu zararına sebebiyet verdiği&#8221; iddiası üzerine başlatılan soruşturmada 13 kişi gözaltına alındı.</p>



<p>Soruşturmaya ilişkin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş&#8217;tan ilk açıklama geldi.</p>



<p>Gazeteci Ünsal Ünlü&#8217;ye konuşan Yavaş, &#8220;Biz bu döneme (2021-2024) ilişkin kendi incelememizi yaptık daha önce. Buna ilişkin sorular geldiğinde. Kaldı ki mülkiye müfettişleri de yaptı ve bir kamu zararı bulunamadı burada&#8221; ifadelerini kullandı.</p>



<p>Mansur Yavaş, &#8220;Şimdi işin içine ihaleye fesat karıştırmak falan gibi bir şeyler katarak bambaşka bir yere götürmeye çalışıyorlar&#8221; tepkisini gösterdi. </p>



<p>ANKARA BÜYÜKŞEHİR&#8217;E SORUŞTURMA</p>



<p>Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca, Ankara Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin (ABB) 2021-2024 dönemindeki konser harcamalarının &#8220;kamu zararına sebebiyet verdiği&#8221; iddiası üzerine başlatılan soruşturmada 13 kişi gözaltına alındı.</p>



<p>Başsavcılıktan yapılan açıklamaya göre, İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliği tarafından düzenlenen tevdii raporu, MASAK incelemesi, Sayıştay incelemesi ve bilirkişi raporlarına göre 32 konser hizmet alımında idarenin 154 milyon 453 bin 221,60 lira zarara uğratıldığı belirtildi.</p>



<p>Soruşturma kapsamında, eski ABB Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı H.A.B, eski ABB Kültür Etkinlikleri Şube Müdür Vekili / eski Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkan Vekili H.E, eski ABB Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkan Vekili H.Z, eski ABB Kültür Etkinlikleri Şube Müdür Vekili A.A.Ç, ABB Kültür Etkinlikleri Şube Müdür Vekili C.A, ABB Kültür Etkinlikleri Şube Müdür Vekili K.B, Evren Teknik Grup Müzik Organizasyon San. Tic. Ltd. Şti sahibi O.E, Universe Production Organizasyon San. Tic. Ltd. Şti. sahibi S.E, Festiva ve Enfest Organizasyon Turizm San. Tic. Ltd. Şti. ortakları K.A ve S.Ç, Gurudan Turizm Danışmanlık Organizasyon Reklam San. Tic. A.Ş ortağı A.A, Yalınayak Gıda Organizasyon Turizm. San. Tic. Ltd. Şti. ortakları E.D ve L.E, &#8220;görevi kötüye kullanma&#8221; ve &#8220;ihaleye fesat karıştırma&#8221; suçlamasıyla gözaltına alındı. birgun.net</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CHP’den yaz saati uygulaması önergesi</title>
		<link>https://egazete.de/chpden-yaz-saati-uygulamasi-onergesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Sep 2025 11:29:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[soru önergesi]]></category>
		<category><![CDATA[yaz saati]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=30640</guid>

					<description><![CDATA[CHP'den Milletvekili Nimet Özdemir’den kalıcı yaz saati uygulamasıyla ilgili soru önergesi hazırladı.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İstanbul Milletvekili Nimet Özdemir, Türkiye’de 2016 yılından beri uygulanan kalıcı yaz saati uygulamasının özellikle sonbahar ve kış aylarında öğrenciler üzerinde yarattığı olumsuz etkilerle ilgili TBMM’ne soru önergesi verdi.</p>



<p>Özdemir, önergesinde kalıcı yaz saatinin sabah erken saatlerde karanlıkta okula gitmek zorunda kalan öğrencilerin sağlık, güvenlik ve akademik başarılarını olumsuz etkilediğine dikkat çekti. Kış aylarında günün geç aydınlanması nedeniyle çocukların biyolojik ritimlerinin bozulduğunu ve bunun fiziksel ile ruhsal sağlıklarını etkilediğini vurguladı.</p>



<p>Uygulamanın temel gerekçesi olarak sunulan enerji tasarrufu iddialarının bilimsel verilere dayanmadığını belirten Özdemir, kamuoyunun tatmin edici ve şeffaf bilgilerle aydınlatılmasını talep etti.</p>



<p>Verilen soru önergesinde Bakanlıktan şu konulara yanıtlar isteniyor:</p>



<ol class="wp-block-list">
<li>Öğrencilerin sabah erken saatlerde, henüz kahvaltı yapmadan okula gitmelerinin çocuk gelişimi ve sağlığı üzerindeki etkileri ve bu konuda yapılmış herhangi bir çalışma olup olmadığı.</li>



<li>Kalıcı yaz saati uygulamasının öğrencilerin uyku düzeni, dikkat süresi ve okul başarısı üzerindeki etkilerine dair yürütülen güncel araştırmalar.</li>



<li>Sabah karanlığında okula giden öğrenciler ve öğretmenlerin psikolojik ve fiziksel güvenliğiyle ilgili değerlendirmeler ve Milli Eğitim Bakanlığı ile ortak çalışmalar.</li>



<li>Uygulamanın biyolojik ritim, uyku kalitesi, ruh sağlığı ve günlük yaşam performansı üzerindeki etkilerine dair üniversiteler veya bilimsel kuruluşlarla iş birliği yapılıp yapılmadığı.</li>



<li>Vatandaşlardan gelen şikayet, öneri veya taleplerin değerlendirilip değerlendirilmediği ve bu geri bildirimlerin politika belirleme sürecine etkisi.</li>



<li>Toplumsal memnuniyet düzeyine ilişkin kamuoyuna yönelik anket, saha araştırması veya etki değerlendirme planlarının olup olmadığı.</li>
</ol>



<p>CHP&#8217;den Nimet Özdemir, kalıcı yaz saati uygulamasının yeniden gözden geçirilmesi ve kış saatine geçiş yapılması gerektiğini vurgulayarak, bu taleplerini Meclis gündemine taşıdı. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2025/09/CHP-Nimet-Ozdemir800.jpeg" length="86553" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Alevi kurumlarından yeni açıklama</title>
		<link>https://egazete.de/alevi-kurumlarindan-yeni-aciklama/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Sep 2025 08:26:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kurumları]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Merdan Yanardağ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=30636</guid>

					<description><![CDATA[Alevi Kurumları, Gazeteci Yanardağ'ın açıklamalarıyla ilgili tartışmaların Alevi toplumunu hedef gösterir biçimde kullanıldığını belirterek, “Aleviliği siyasi hesapların aparatı yapmanıza izin vermeyeceğiz” dedi.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Alevi Bektaşi Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Alevi Kültür Dernekleri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu, bir yanda Gazeteci Merdan Yanardağ&#8217;a yönelik ilk açıklamalarını savundu bir yandan da  TELE 1 televizyonunun kapatılması için yürütülen girişimlere tepki gösterdi. Alevi Kurumları, Gazeteci <strong>Merdan Yanardağ’</strong>ın açıklamaları üzerine başlayan polemiklerin Alevi toplumunu hedef gösterir biçimde kullanıldığını belirterek, <strong>“Aleviliği siyasi hesapların aparatı yapmanıza izin vermeyeceğiz”</strong> dedi. Açıklamada TELE 1&#8217;in kapatılması yönündeki girişimlerin halkın haber alma hakkına açık saldırı olduğu da belirtildi.</p>



<p>Merdan Yanardağ ise TELE 1 yayında ikinci açıklamaya da <strong>&#8220;Alevi Kurumları olarak, yayınladığımız bildiride yazan her bir kelimenin arkasında olduğumuzu belirtmek isteriz&#8221;</strong> ifadesi nedeniyle sert tepki gösterdi. Yanardağ, Alevi kurumlarının ilk açıklamasında kendisine yönelik dört ayrı iftira ve yalan ifadeler yer aldığını söyledi. Yanardağ, Alevi kurumlarının bildirileriyle Saray çevresinin TELE 1&#8217;e yönelik kampanyalarına meydan hazırladığını da belirtti. </p>



<p><strong>Bildirici: Cümlenin sadece ilk yarısını almak gerçeği saptırmaktır</strong></p>



<p>Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici de TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ&#8217;ın hedef alınmasına ilişkin kalem aldığı yazıda <strong>&#8220;Böyle bir cümlenin ilk yarısını alıp sadece Aleviler için söylenmiş gibi aktarmak gerçeği saptırmaktır&#8221;</strong> sözlerini kullandı. Bildirici yazısında  &#8220;Merdan Yanardağ’ın, <strong>“Alevilerin haini çoktur” dediği yazılıp çiziliyor. Halbuki bu, cümlenin ilk yarısı. Bir sözü değerlendirirken cümlenin ilk yarısını alıp, o bölüm üzerinde tepinmek doğru değil. Çok konuşulan, eleştirilen o cümlesinin tamamı aynen şöyleydi&#8221;</strong> diyerek, Yanardağ&#8217;ın kullandığı ifadelerin tamamına yer verdi. </p>



<p><strong> Alevi kurumlarının konuyla ilgili ikinci açıklamasında şu ifadeler yer aldı:</strong></p>



<p>”Gazeteci Merdan Yanardağ’ın açıklamaları üzerine, Alevi Kurumları olarak 15 Eylül 2025’te yaptığımız ortak bildirinin yayınlanmasının ardından başlayan tartışmalar nedeni ile, yeni bir açıklama kaleme alma ihtiyacı doğmuştur.<br>Öncelikle; Alevi Kurumları olarak, yayınladığımız bildiride yazan her bir kelimenin arkasında olduğumuzu belirtmek isteriz.<br>Meramımız yeteri kadar anlaşılmamış olabilir.<br>Buna itirazımız yoktur.<br>Ancak; bile bile tartışmayı farklı mecralara çekmek isteyenlerin de farkındayız.</p>



<p><strong>Alevilik Siyasi Tartışmaların Aparatı Yapılamaz</strong></p>



<p>İtirazımız ve talebimiz nettir.<br>Hiç kimse, Aleviliği ve Alevileri, siyasi tartışmalarının, siyasi rekabetlerinin, suni kavgalarının ve iktidar çekişmelerinin aparatı yapamaz.<br>Sadece Aleviliği veya Alevileri değil, hiçbir kimliği, kişisel hesaplarına malzeme yapamaz.<br>Sayın Yanardağ’a itirazımız, siyaset yapanlara yönelik eleştirilerine değil, bunları inançsal kimlikleri ile eşleştirmesine idi.<br>Kendisinden kamuoyu önünde özür dilemesini istedik ve kendisi de zaten gereğini yapıp özür diledi.</p>



<p><strong>Siyasi Tartışmalar Kimlikleri Rencide Etmemeli</strong></p>



<p>Siyasi tartışmaların, siyasi bir dille yapılması gerektiğini, Alevi, Kürt, Zaza, Arap, Abdal, Roman vb. kimlikleri rencide edecek ifadelerle siyaset yapılamayacağını, bugüne kadar her fırsatta dile getirdik. Bugün aynı noktadayız.<br>Son dönemde ne yazık ki, her siyasi tartışmanın odağına Alevi toplumu yerleştirilmekte, asıl sorunların üzeri bununla örtülmeye çalışılmaktadır. Bu yolla da toplumsal muhalefetin kendi içinde bölünmesi amaçlanmaktadır.</p>



<p><strong>Erdoğan’ın Açıklamaları İnandırıcı Değil</strong></p>



<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Alevilerle ilgili yaptığı son açıklamalar ise, inandırıcılıktan uzaktır.<br>Çünkü; geçmişte Alevilere yönelik ayrıştırıcı, ötekileştirici ve hedef gösterici birçok söylem, bizzat kendisi ve siyasi temsilcileri tarafından dile getirilmiştir.<br>Bugün ise, siyasi çıkarlar doğrultusunda, seçim hesaplarıyla farklı bir dil kullanılmaktadır.<br>Bu yaklaşım, Alevi toplumunun yıllardır süren eşit yurttaşlık mücadelesini gölgelemekte, samimi bir çözüm iradesi olmadığını göstermektedir.<br>Sivas Madımak katillerini serbest bırakan, davayı zaman aşımına uğratan, Suriye’de süren Alevi Soykırımı’na sessiz kalıp katillerin sırtını sıvazlayan, Berkin Elvan’ın annesini miting meydanlarında yuhalatan, çeyrek asırlık iktidarları boyunca tek bir talebimizi karşılamayan bir anlayış, inandırıcılığını çoktan yitirmiştir.</p>



<p><strong>Tele 1’in Kapatılmasına İzin Vermeyeceğiz</strong></p>



<p>Bizim bildirimizde ifade ettiğimiz eleştiriye yaslanıp, bunu kötü emellerine malzeme yapmalarına da müsaade etmeyiz.<br>TELE 1 televizyonunun kapatılması için fırsat kollayan RTÜK ve siyasal iktidarın, bizi bahane etmesine izin vermeyeceğiz.<br>Bugüne kadar, büyük bir çürümüşlüğün parçası olan televizyon programlarına, dizi filmlere, bizlere alenen hakaret eden kanallara ve programcılara en ufak bir işlem yapmayan, hiçbir talebimizi görmeyen RTÜK, şimdi böyle davranamaz.<br>Basın özgürlüğü, demokrasinin temel şartıdır. Farklı düşünceleri susturmak, ekranları karartmak, topluma tek ses dayatmak hiçbir şekilde meşru değildir.<br>TELE 1 televizyonunun kapatılması, halkın haber alma özgürlüğüne yönelik açık bir saldırıdır.</p>



<p><strong>Eşit Yurttaşlık Taleplerinden Vazgeçilmeyecek</strong></p>



<p>Biz Aleviler, inancımız ve kimliğimiz üzerinden yürütülen ayrıştırıcı politikaları reddediyoruz!<br>İnancımızın ve kimliğimizin, siyasete kurban edilmesini kabul etmiyoruz!<br>Laik, Demokratik bir Cumhuriyet, Özgür ve İnsanca bir Yaşam, Eşit Yurttaşlık taleplerimizden vazgeçmeyeceğiz!<br>Ne inancımıza yönelik saldırılara ne de antidemokratik uygulamalara sessiz kalmayacağız!”</p>



<p><strong>Ne olmuştu?</strong></p>



<p>TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ 4 Soru 4 Yanıt programında Kemal Kılıçdaroğlu’nun mutlak butlan ile geri geleceği iddialarını yorumlamış, Kılıçdaroğlu’nun geri gelmesi için “Alevi” kimliğini öne çıkaran bazı trollere değinmişi.</p>



<p>Yanardağ&#8217;ın sözleri sosyal medyada kırpılarak hedef gösterildi. RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin ise algı operasyonunun üzerine &#8220;Gereği yapılacaktır&#8221; açıklaması yaptı.</p>



<p>Merdan Yanardağ bugün sözlerine 4 Soru 4 Yanıt programında bir kez daha değinerek algı operasyonunu ifşa etti. Programda görüntülerin tamamı yayınlandı.</p>



<p>Yanardağ, konuya ilişkin, “Kimse kimseden daha iyi ve daha büyük, daha erdemli Alevi olduğunu iddia etmesin. Hiç kimse. Herkes inançları temelinde en iyi Alevidir. En erdemli Alevidir. En doğru Alevidir. Şunu çok net bir şekilde söylemek lazım. Bir millete, bir inanç grubuna, bir topluma topyekün tamamını kapsayacak bir genelleme içinde hain demek, onursuz demek ya da başka bir nitelemeyle hitap etmek son derece yanlış. Ya bunu yapmak için aptal olmak lazım” dedi.</p>



<p><strong>“ORTADA BİR SARAY OPERASYONU VAR”</strong></p>



<p>Provokasyonu anlatan Yanardağ şunları söyledi:</p>



<p>“Beni asıl üzen şey şu; bazı Alevi yurttaşlarımızın, bazı Alevi kardeşlerimin ve bazı Alevi kurumlarının benim böyle bir şeyi söyleyebileceğimi varsayıp yani Alevilerin sanki tümü hainmiş dediğimi varsayıp bana karşı yürütülen saray operasyonunun ve RTÜK’ün, Tele1&#8217;in lisansını iptal girişimine malzeme olmalarıdır. Destek olmalarıdır. Tutun ki söz maksadını aştı. Söz maksadını aştı. Bir kazayla çıktı. Bakın ben sözlerimin tamamen arkasındayım. Hiçbir yanlış yok. Yani neden söylediğimi belirttim ama tutun ki söz maksadını açtı. Ortada bir saray operasyonu var ya.</p>



<p>Zaten bizim sesimizi kesmeye çalışıyorlar. Ne zamandan beri RTÜK Alevilerin sözcüsü ve savunucusu oldu da bu arkadaşlar yan yana düştüler? Şimdi o Alevi kuruluşlarının ortak imzayla yayınladıkları bildiriyi RTÜK kendi kararına gerekçe yapacak ve belki de bizim lisansımızın iptaline giden süreci başlatacak.”</p>



<p>Alevi Haber Ağı / TELE 1 / EGAZETE.DE</p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2025/09/Alevi-kurumlar2-800.jpg" length="99408" type="image/jpeg"/>	</item>
	</channel>
</rss>
