Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, üçlü ortak savunma anlaşması imzaladı. Anlaşma, 3 devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek silahlı saldırının hepsine karşı yapılmış sayılacağını hükme bağladı.
AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile bir araya geldi.
Erdoğan, çalışma ziyareti kapsamında geldiği Suudi Arabistan’ın Mekke şehrinde ilk olarak Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile görüştü. Görüşmede, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın, Türkiye’nin Riyad Büyükelçisi Emrullah İşler ile Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan da yer aldı.
İkili görüşmelerin ardından Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman ve Pakistan Başbakanı Şerif, Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan üçlü savunma anlaşmasını imzaladı.
İLETİŞİM BAŞKANLIĞI’NDAN AÇIKLAMA
Konuya ilişkin İletişim Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada da şu ifadelere yer verildi: “Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan İslam Cumhuriyeti Başbakanı Muhammed Şahbaz Şerif, üç devlet arasındaki derin tarihi ilişkiler, köklü kardeşlik ve İslami dayanışma bağları, müşterek stratejik çıkarları ve köklü savunma işbirlikleri temelinde, kolektif güvenliklerini daha da güçlendirmek, bölgede ve ötesinde barış, güvenlik ve istikrarı teşvik etmek, güvenli ve müreffeh bir geleceği birlikte inşa etmek yönündeki ortak iradelerini yansıtan Ortak Savunma Anlaşması’nı imzalamışlardır. Anlaşma, her türlü saldırganlığa karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlamakta ve üç devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek bir silahlı saldırının hepsine karşı yapılmış sayılacağını hükme bağlamaktadır. Anlaşma ayrıca, üç devlet arasındaki savunma işbirliğinin tüm boyutlarıyla geliştirilmesini öngörmektedir.”
MEKKE ANLAŞMASI BİR AMERİKAN PROJESİ
Anlaşma İran savaşının sürdüğü, Tahran destekli Yemen’deki Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarının arttığı bir döneme denk geldi.
Üç ülke arasında olası bir stratejik ittifak kurulacağı yönündeki iddialar aylardır gündemdeydi.
Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 17 Eylül’de imzalanan anlaşma da taraflardan birine yapılan saldırıyı her ikisine de yapılmış sayıyor ve tüm askeri araçları kapsıyordu. Dün atılan imza ile Türkiye de bu denkleme dahil oldu. Anlaşmayla İran’a karşı bölgesel caydırıcılığın ve iş birliğini artırılması hedefleniyor.
Pakistan, İslam ülkeleri arasında nükleer silaha sahip tek ülke konumunda. Suudi Arabistan da geçen ay ABD ile “barışçıl” nükleer anlaşma imzalamıştı. Türkiye’nin de nükleer silah sahibi olma isteği zaman zaman Batı medyasının gündemine düşüyor.
Ocak ayında İslamabad yönetimi tarafından duyurulan ve dün imzalanan anlaşma İran’a karşı bir askeri cephe örüyor.
ABD BÖLGEYİ MÜTTEFİKLERE VERİYOR
İsrail’in bölgedeki savaşlarına destek veren, birlikte İran’a saldıran Amerikan yönetimi Ortadoğu’yu sadık müttefikleri üzerinden yönetmenin peşinde.
Son yıllarda Körfez’deki askeri yükünü azaltıp bölgesel ortaklara daha fazla sorumluluk devretmeye çalışan ABD bu oluşumun arkasında. Askeri ittifak ABD’nin bölgesel güvenlik stratejisini destekleyen bir tür ‘yerel ortaklar ağı.’
Siyasi ve askeri ağırlığını Çin’i Hint-Pasifik’te kuşatmaya kaydıran Washington bölgede İsrail ile barışık, kendi emperyal çıkarlarına uyumlu rejim ve iktidarlara yeni sefer görev emirleri yazıyor. Pakistan, Suudi Arabistan ve Türkiye bu denklemde Trump ile uyum halinde çalışan, bir dediğini ikiletmeyen rejim ve liderlere sahip.
Şİİ HİLALİ’NE KARŞI SÜNNİ DOLUNAYI
Aralık ayında açıklanan ABD ulusal güvenlik strateji belgesinde de Ortadoğu’nun dizayn edildikten sonra bölgedeki bekçilerine bırakılması yer alıyordu.
Amerikan yönetimi Ortadoğu’da İran’a saldırırken şimdi bir “Sünni Cephe” kurdurarak Şii jeopolitiğine karşı yeni bir oyun kurdu.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında kurulan bu askeri ittifakla bölgede yeni bir güvenlik ekseni kurulmuş oldu. Bu eksenin rotası da ABD endeksli. Bir İran’ı çevreleme hamlesi olan askeri savunma anlaşması pek çok çevre tarafından “Sünni NATO”su olarak yorumlanmaya başlandı.
İran savaşının bölgesel dengeleri sarstığı bir dönemde yapılan bu anlaşma, üç ülke arasındaki askeri iş birliğini yeni bir seviyeye taşırken bunun etkilerini sadece Ortadoğu’da değil, Güney Asya ve Avrasya hattında da hissedilecektir
Anlaşmanın temelini Suudi Arabistan ile Pakistan arasında Eylül 2025’te imzalanan ‘Karşılıklı Savunma Anlaşması’ oluşturdu. Türkiye’nin söz konusu yapılanmaya katılacağına ilişkin işaretler ise yılın ilk aylarından itibaren ortaya çıktı.
Pakistan Savunma Bakanı Khavaja Asıf, ocak ayında Türkiye ve Katar’ın Suudi Arabistan-Pakistan savunma anlaşmasına dahil olmasından memnuniyet duyacaklarını belirtmişti.
Asıf, amaçlarını benzer güvenlik kaygılarına sahip ülkeler arasında daha geniş bir iş birliği zemini oluşturarak ‘bölgesel istikrarı ve kolektif güvenliği güçlendirmek’ şeklinde açıklamıştı.
Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan ve Katar’ı kapsayabilecek dörtlü bir güvenlik mekanizması yerine Ankara, Riyad ve İslamabad üçlü bir anlaşmaya imza atılmış oldu. Bu ittifaka Katar ve BAE’nin de gelecekte katılması bekleniyor.
Şİİ İRAN’A KARŞI SÜNNİ CEPHE KURULUYOR
Sekiz ay içerisinde iki kez İran’a saldıran ABD’nin başlattığı savaş sadece Ortadoğu’da dengeleri sarstı. Savaş Körfez Arap ülkelerine de sıçrarken İran’ın füze kapasitesi, müttefik ağları ve Hürmüz Boğazı kozu ABD-İsrail planlarını alt üst etti. Katar, Bahreyn, BAE, Irak, Suudi Arabistan, Yemen, Ürdün, Suriye ve hatta Mısır’a kadar yayılan savaşın bölgesel bir hüviyet kazanması söz konusu.
Diğer taraftan anlaşmanın imzalandığı ülkeler de savaş içinde. Pakistan Taliban Afganistanı ile sık sık çatışırken Suudi Arasbistan da Yemen’de Husilerle yıllardır savaş yürütüyor. Suudiler aynı zamanda İran ile de çatışma halinde. Taraflar ‘kolektif güvenlik’ vurgusu yapsa da İran’a yönelik stratejik çevreleme girişiminin parçası olan anlaşma ülkeyi her alanda çoklu bir savaşın parçası yapabilir.
birgun.net
