12.3 C
Almanya
Pazar, Eylül 25, 2022

Seçim barajı yüzde 7

Seçim barajının yüzde 7’ye düşürülmesini içeren kanun teklifi dün TBMM’ye sunuldu. Buna göre ittifaklarda yer alan partiler ancak illerdeki barajı geçebilirlerse milletvekili çıkarabilecek.

Son anketlere göre tabanı hızla eriyen iktidar çareyi seçim yasasını değiştirmekte arıyor. AKP ve MHP milletvekilleri seçim barajının yüzde 7’ye düşürülmesini de içeren 15 maddelik kanun teklifini dün TBMM’ye sundu. Teklifin ayrıntılarını AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı paylaştı. Teklife göre siyasi partilerin seçimlere katılması için TBMM’de grubu bulunması şartı kalkarken en can alıcı düzenleme ise milletvekili seçimlerine ilişkin oldu. Buna göre ittifaktaki partiler ancak illerdeki barajı geçebilirlerse milletvekili çıkarabilecek. Ayrıca seçim sürecindeki yasakları düzenleyen kanun maddesinden ‘başbakan’ ibaresi çıkarılırken, partili cumhurbaşkanına yönelik propaganda yasağına ilişkin bir ifadenin yer almaması da dikkat çekti.

Teklifte yer alan diğer dikkat çeken düzenlemeler ise şöyle:

İl seçim kurulu bir başkan, iki asıl, iki yedek üyeden oluşacak. İl seçim kurulu başkan ve asıl üyeleri, iki yılda bir ocak ayının son haftasında, il merkezinde görev yapan ve birinci sınıfa ayrılmış hakimler arasından ilk derece adli yargı adalet komisyonu tarafından yapılan kura çekimiyle tespit edilecek.

Mahalli İdareler ile Mahalli Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun uyarınca yapılacak seçimlerde, yerleşim yeri adresine göre oluşturulan bir yıl önceki seçmen kütüğü üzerinden güncelleme işlemleri yapılacak.

Seçim sonucuna göre ilk sırada yer alan muhtar adayı seçilme yeterliliğine sahip olduğunu en geç bir ay içinde belgelendirmesi halinde kendisine seçim kazandığına dair ilçe seçim kurulunca mazbata verilecek.

Muhalefetten tepki var

Cumhur İttifakı’nın söz konusu teklif ile seçimi kazanamayacağını ilan ettiğini ve iktidarın lehine bir hamle gerçekleştirildiğini vurgulayan muhalefet partileri tepki gösterdi.

CHP’nin Adalet Komisyonu üyesi Süleyman Bülbül, seçim kurulu hakkındaki maddeye dikkat çekti. CHP’li Bülbül, “Yargı sistemini ele geçiren, her yere kendi hakim ve savcılarını atayan AKP, seçimi yine demokratik alandan çıkarıp partizan bir atmosferde yapmak istiyor” dedi. Bülbül, seçmen kütüğünde öngörülen değişiklik hakkında ise, farklı şehirlerde okuyan öğrencilerin oy kullanmakta zorlanacağını belirtti.

Seçim barajının yüzde 7’ye çekilmesinin objektiflikten uzak ve tamamen AKP lehine bir hamle olduğunu belirten HDP Seçim İşlerinden Sorumlu Eş Sözcüsü ve Batman Mehmet Rüştü Tiryaki, “Seçime giderken seçim yasalarını iktidarın lehine göre değiştirme hamlesi. Yapılan düzenleme demokratik olmaktan çok uzakta. Planlanan bu yasa değişikliği, temsil edilmeyen siyasi partilerin önünü açmak için yapılmış bir düzenleme değil. Daha çok iktidar ortağı olan MHP’nin oylarının düşmesi nedeniyle yaptıkları bir düzenleme. Yoksa gerçekten siyasi partilerin temsilini düşünen bir yapı olsaydı seçim barajı yüzde 7’ye değil 0’a indirmeleri gerekirdi. Ama amaçları bu değil” dedi.

Teklif yargı bağımsızlığının ihlali

İktidarın objektif bir seçim yapmak istemediğine dikkat çeken Tiryaki, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şu anda mevcut 2022 yılı il ve ilçe seçim kurulu hakimleri belirlenmiş ve 2024’e kadar yemin ederek göreve başlamışlardı. Görevde olanlar da görevden alınacak ve yerlerine kurayla hakim atayacaklar. Yani eğer bu kanun yürürlüğe girerse yargıç güvencesi de böylece ortadan kalkacak. Kıdemli olsun veya olmasın kurayla seçilmiş bir hakim, il veya ilçe seçim kurulu başkanı olabilecek. Başka hiçbir koşulda kura ile hakim belirlenemezken yeni düzenleme ile kıdemli hakimler saf dışına itilecek ve yargı bağımsızlığı tehlikeye düşecek.”

İYİ Parti Grup Başkanı İsmail Tatlıoğlu ise şu değerlendirmeyi yaptı: “Oyun başladıktan sonra kurallar değişmez sözü Sayın Erdoğan’a aittir. Ve 2017 referandumu ve 2018’de Başkanlık Sistemi ve bu ittifakları düzenleyen Seçim Kanunu bizzat her ikisinin düzenlemesidir. Şimdi görünmektedir ki kendi düştükleri oy oranını taban alarak bir baraj düzenlemesi yapıp ittifaklar sistemini tasfiye etme amacı taşımaktadırlar… ‘İktidar ve Tayyip Erdoğan’a verilmeyen oylar geçersizdir’ teklifi ile bile gelirlerse şaşmamak lazım. Çünkü artık bu işin kuralı ve standardı kaçmış durumdadır.”

***

Mesele baraj değil ‘Atı Çalma’ hesabı

Seçim düzenlemesine tepki gösteren SOL Parti’den yapılan açıklamada, “Toplumsal desteklerini tümüyle yitirmiş AKP-MHP iktidarı yasaları kendine uydurarak, yeni hile ve zorbalıklarla bir kez daha ‘atı çalmanın’ hesabı içinde” denildi.

“Barajı yüzde 7’ye düşünüyoruz diye atılan adım; barajın MHP boyuna ayarlanmasıyla birlikte halkın Mecliste temsil önünde ikinci bir baraj oluşturulması dışında anlamı yoktur” vurgusunun yapıldığı açıklamada şu ifadeler yer aldı: “AKP ve MHP temsilcileri bu oyunu ‘demokrasi’ olarak sunmaya çalışması boşunadır. Tepeden tırnağa anti-demokratik haksızlığı derinleştiren eşitsizliği artıran bir girişimdir. Bu köhnemiş rejim ortadan kaldırılmadan demokrasinin D’sinden dahi söz edilemez. Seçim barajlarının olmadığı, örgütlenme ve temsilin önündeki her tür kısıtlamanın kaldırıldığı, sandığa atılan her bir oyun karşılığını bulduğu demokrasiyi tek adam rejimine son vererek hep birlikte kuracağız!”

***

Toplumun yönetimdeki etki ve yetkisi artırılmalı

Mevcut teklifin demokratikleşme adımı olmadığına dikkat çeken Siyaset Bilimci Akademisyen Onur Alp Yılmaz, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi öncesinde Türkiye’de siyasi temsil yine çok merkeziydi, ancak milletvekilleri vasıtasıyla halkla temas bugüne göre ehven-i şerdi. Bugün temsil sembolik olarak parlamentoda olsa da tamamen saray ve çevresinde, yani tek bir seçilmişin atadığı ve yetkiyi halktan almayanlar elinde toplanmış durumda. Ancak bu önceki durumu da aklamaz. Yerelin problemlerinin merkezden atanmış bürokratların vesayetinden çıkmış ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesi haricindeki hiçbir düzen demokratik olmayacaktır” dedi.
Toplumun yetki ve etkisinin arttırılmadığı, kamusal özne hâline getirilmediği bir düzenin katılımcı demokrasiye uygun düşmeyeceğine vurgu yapan Yılmaz, “Temsili demokrasinin krizi, ancak katılımcı demokrasiyle uzlaştırılarak aşılabilir. Bu da hem güçlü bir yerel yönetimler hem de sivil toplum aracılığıyla karar alma süreçlerine kendi öz-katılımını sağlayarak kamusal özne hâline gelen yurttaşlarla mümkündür. Hele ki Türkiye gibi toplumsal fay hatlarının son derece derin olduğu ve kutuplaşmanın da bu yüzden had safhada seyrettiği ülkelerde siyasete girmekten imtina eden insanların özel alana hapsedilmesinin önüne geçmenin yegane yolu, bu iki alanı güçlendirerek, onları en azından kendi mikro problemleri içinde kamusal özne kılabilmektir” değerlendirmesini yaptı. Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bunları sağlamayan, aksine milletin özneleştiği tek gün olan seçim günü dahi siyaset mühendisliğiyle iradesinin sandığa yansıdığı şekilde bir temsile dönüşmemesi için çaba gösterenlerin attıkları adımların demokratikleşme yönünde olmadığı aşikardır.”

***

Demokratik kültürün bir an önce inşa edilmesi şart

Düzenlemeye ilişkin değerlendirmelerde bulunan SODEV Başkanı Ertan Aksoy da ‘’Yüzde 7 barajını MHP’in istediğini düşünüyorum. HDP’nin yüzde 10 seviyesinin üzerinde oy alması ve MHP’nin beşinci parti durumuna düşmesi parti için bir yük haline dönüştü. İktidar, HDP barajı geçsin diye oy kullanan HDP seçmeninin partiye oy vermemesini bekliyorlar. Ama iktidarın başarılı olacağını düşünmüyorum. Çünkü muhalefet çok konsantre olmuş durumda” dedi.
‘’Barajın düşürülmesinin demokrasiyi güçlendirmesi için barajın yüzde 10’dan 7’ye düşürülmesi yetmez” diyen Aksoy, sözlerini şöyle sürdürdü: “Gerçekten demokratik bir karar olması için yüzde 1, 2’ye düşürülmesi gerekiyor. Genel olarak, daha demokratik bir seçim sistemi için birkaç yasanın değiştirilmesi yetmez. Demokratik bir kültür inşa edilmesi gerekiyor. ’’

Son Haberler

İlgili Haberler