<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Politika &#8211; Almanya Haberleri &#8211; Egazete.de</title>
	<atom:link href="https://egazete.de/politika/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://egazete.de</link>
	<description>Almanya&#039;nın Türkçe Haber Portalı</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Apr 2026 20:22:36 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>
	<item>
		<title>Römer Sol Parti&#8217;de yeni başkanlar</title>
		<link>https://egazete.de/sol-parti-romerde-yeni-baskanlar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Apr 2026 20:07:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[frankfurt]]></category>
		<category><![CDATA[Sol Parti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31198</guid>

					<description><![CDATA[Frankfurt Belediye Meclisi Die Linke (Sol Parti) grubu başkanlığına Daniela Mehler-Würzbach ve Michael Müller getirildi]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Frankfurt Belediye Meclisi, Römer&#8217;deki Die Linke (Sol Parti) grubu, dokuz belediye meclisi üyesinden oluşan yeni bir yapıya dönüştü. Grupta Daniela Mehler-Würzbach ve Michael Müller oybirliğiyle başkan seçildiler. 15 Mart 2026 tarihinde gerçekleşen yerel seçimlerde Frankfurt’ta CDU yüzde 26,5, Yeşiller yüzde 21, SPD 16,7, AfD yüzde 9,1, Sol Parti 8,9, FDP yüzde 4,7 ve Volt 4.7 oranında oy almıştı. Frankfurt&#8217;ta SPD ve Yeşiller oy kaybederken Sol Parti oyunu yüzde 1,3 düzeyinde artırmıştı.</p>



<p>Die Linke (Sol Parti) Römer Fraksiyonu Başkanı Michael Müller, “Amacımız, Frankfurt’u ekonomik durum ve köken farkı gözetmeksizin herkesin kendini evinde hissedebileceği bir yer haline getirmektir. Frankfurt’un daha fazla sosyal konuta ihtiyacı var ve biz, bir sonraki kira artışında kimse evinden atılmaktan korkmasın diye mücadele ediyoruz. Biz tüm Frankfurtluların sesiyiz. Evimizden kâr elde edilmesin” dedi. </p>



<p>Mehler-Würzbach da “Die Linke, harika bir ekiple Römer’e giriyor. Frankfurt’un çeşitliliğini temsil ediyoruz. Birlikte, önceki grubun başarılarının üzerine inşa edeceğiz ve bu şehrin sosyal ilerlemesi için çalışmaya devam edeceğiz. Ortak görevimizi üstlenmekten mutluluk duyuyoruz ve tüm grubun bize gösterdiği büyük güven için teşekkür ediyoruz” açıklamasını yaptı.</p>



<p>Görev süresi sona eren grup, önceki grup başkanı Dominike Pauli’ye teşekkür etti. Sol Parti listesinden tekrar Frankfurt İl Genel Meclisi&#8217;ne girmeyi başaran Pauli&#8217;nin, grubun bünyesinde büyük tecrübesiyle çalışmalarını sürdüreceği açıklandı.</p>



<p>Yeni grupta İl Meclis Üyeleri Benjamin Aličić, Deniz Avan, Ayse Dalhoff, Dominike Pauli, Heike Leitschuh, Daniela Mehler-Würzbach, Michael Müller, Alexis Passadakis ve Mona Waissi yer alıyor</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/04/Sol-Parti-Frankfurt800.jpg" length="72442" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Ali Yalçın&#8217;a sert eleştiri</title>
		<link>https://egazete.de/ali-yalcina-sert-elestiri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Apr 2026 13:38:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Yalçın]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[narkoz]]></category>
		<category><![CDATA[sendika]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31174</guid>

					<description><![CDATA[Cumhuriyete yönelik sözleri nedeniyle gündeme gelen  Memur SenBaşkanı Yalçın'a tepkiler dinmiyor]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Demokratik Sağlık Sen Genel Başkanı Togan Demircan, Memur Sen Genel Başkanı Ali Yalçın’ı sert bir dille eleştirdi.</p>



<p>Demircan şunları söyledi, “Cumhuriyetin tüm niteliklerinden avuç avuç istifade ediyorsun, ama her fırsatta Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve inkılapları üzerine pervasızca cümle kurmaktan imtina etmiyorsun. Şunun ifadelerine bakın, resmen Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni hedef alıyor, suç işliyor. Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın; “Yiğit Düştüğü Yerden Kalkıyor” “Yiğit düştüğü yerden kalkar”, derler. Anadolu, 100 yıllık narkozdan çıkıyor. Yeni bir diriliş, yeni bir uyanış hamlesi yaşıyoruz. İradesi örselenmiş, tarihiyle bağı kesilmiş eski Türkiye yok artık. Yüklerinden kurtulan bir Türkiye var.” sözleriyle büyük bir gaflette bulunmuştur. </p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="800" height="450" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/04/demokratik2-800.jpeg" alt="" class="wp-image-31175" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/04/demokratik2-800.jpeg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/04/demokratik2-800-300x169.jpeg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/04/demokratik2-800-696x392.jpeg 696w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /><figcaption class="wp-element-caption">Demokratik Sağlık Sen Genel Başkanı Togan Demircan</figcaption></figure>



<p>Ali efendi narkoz dediğin dönem bir milletin varoluş dönemidir, yetmez mi? Bu yobaz ve benzerlerine, Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.” sözüyle karşılık verelim” (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="600" height="772" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/04/Memur-sen600.jpeg" alt="" class="wp-image-31177" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/04/Memur-sen600.jpeg 600w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/04/Memur-sen600-300x386.jpeg 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></figure>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/04/demokratik2-800.jpeg" length="124346" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>ADAMDER: &#8220;NATO dağıtılmalıdır!&#8221;</title>
		<link>https://egazete.de/adamder-nato-dagitilmalidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Apr 2026 13:23:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Der]]></category>
		<category><![CDATA[Nato]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31171</guid>

					<description><![CDATA[Askeri Darbelerin Asker Muhalifleri Derneği (ADAM-DER), Türkiye’deki NATO üsleri ve komutanlıklarının lağvedilmesi ve NATO’dan çıkılması çağrısını tekrarladı. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>ADAM-DER’in NATO’nun kuruluş yıldönümü vesilesiyle yayınladığı açıklamada <strong>“NATO’ya karşı çıkmak insanlık ve yurtseverlik gereğidir” </strong>vurgusu yapıldı.</p>



<p>Türkiye’de yeni NATO üsleri üzerine son günlerde çıkan ve Milli Savunma Bakanlığı tarafından da doğrulan haberlere işaret edip, bütün bunların Türkiye’yi ABD ve İsrail’in başlattığı savaşın <strong>“doğrudan tarafı”</strong> haline getireceği uyarısı yapılan açıklamada, <strong>“ADAM-DER çatısı altında toplanmış, savaşın vahşetini ve dehşetini bilen eski askerler olarak, NATO’ya ve ABD’ye Türkiye’de daha geniş ve etkili bir yapılanma sağlayacak yeni adımları reddediyoruz. Türkiye, NATO’ya yeni üsler ve komutanlıklar vermek yerine, mevcut üsleri ve komutanlıkları da lağvederek NATO’dan çıkmalıdır. Dünyanın mazlum halkları hep birlikte NATO’nun dağıtılması için mücadele etmelidir”</strong> denildi.</p>



<p>Silahlı kuvvetlerden 1971 ve 1980 askeri darbe dönemlerinde çıkartılan sol görüşlü subay, astsubay ve askeri öğrenciler tarafından kurulan ADAM-DER’in 4 Nisan 1949’da kurulan NATO’nun 77’nci yıldönümüyle ilgili açıklamasının tamamı şöyle:<br><em>“Milli Savunma Bakanlığı, Adana’da NATO kolordusu kurulacağını açıkladı.<br>Yine Milli Savunma Bakanlığı, İstanbul Boğazı’nda Beykoz’da NATO Deniz Unsur Komutanlığı kurulacağını bildirdi.<br>Bu açıklamaların İran’a yönelik ABD/İsrail saldırıları sürerken yapılması rastlantı değildir. Resmi açıklamaya göre, İran’dan ateşlenen ve Türk hava sahasına giren dördüncü füze de NATO tarafından etkisiz hale getirildi. Malatya ve İncirlik’e Patriot füzeleri yerleştirildi.<br>Adana’da kurulacak NATO kolordusu, Polonya ve Romanya’daki kolordularla birlikte Baltık’tan Akdeniz’e inen hatta esas olarak Asya’ya karşı cephe inşa edildiğini göstermektedir.<br>İstanbul’daki NATO Deniz Unsur Komutanlığı ise, Rusya’yı hedef almanın ötesinde Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni fiilen yürürlükten kaldırma potansiyeli taşımaktadır. Böyle bir komutanlığın kurulması ile Türkiye’nin Lozan’ı Montrö’yle taçlandırarak boğazlarda elde ettiği egemenliğine NATO ortak edilecek ve Karadeniz NATO’ya açılmış olacaktır.<br>NATO’nun bu adımları, ABD emperyalizminin küresel enerji tedarik sistemini kurtarabilmek için Asya’ya karşı savaş başlattığını göstermektedir. Bu savaşa karşı çıkmak, insanlığın gereğidir.<br>NATO, İkinci Dünya Savaşı’nın ardından 1949’da ABD öncülüğündeki 12 devlet arasında imzalanan Kuzey Atlantik Antlaşması ile kuruldu. Türkiye, 1952 yılında NATO’ya katıldı. Türkiye’nin NATO’ya katılması, palazlanan yerli sermayedar sınıfın emperyalist sermayeye yamanma tercihinin sonucuydu.<br>SSCB’ye karşı savaş örgütü olarak kurulan NATO’nun öncelikli hedefi, sola (sosyalizme) karşı mücadele etmek olarak tanımlandı. Bu çerçevede NATO, sosyalist kampı kuşatmakla kalmadı, başka ülkelerdeki işçi sınıfı ve devrimci hareketlerin bastırılması için saldırı ve savaş örgütü olarak da faaliyet yürüttü. NATO’nun tarihi, ulusal, etnik, mezhepsel çelişkilere dayanan iç savaşların kışkırtılmasıyla, darbeler, işgal ve soykırım pratikleriyle doludur.<br>Ülkemizde gerçekleşen faşist askeri darbelerin altında da NATO’nun imzası vardır. Türkiye NATO’ya üye olduktan sonra NATO generallerinin oyun sahası haline geldi. 6-7 Eylül Pogromu, 1977 Mayıs Katliamı, 1978 Maraş ve 1980 Çorum katliamları, 12 Eylül Darbesi gibi ülkemiz tarihinin pek çok kanlı hatırasının arkasında NATO ve ona bağlı kontrgerilla bağlantısı vardır.<br>Sola ve halklara karşı savaş örgütü olmanın yanı sıra NATO’nun bir amacı da kapitalizmin bekçiliğini yapmak ve ABD’nin Avrupalı müttefiklerini kontrol altında tutmak olarak tanımlandı.<br>Sovyetler Birliği 1991’de dağıldı ama NATO dağıtılmadı; amacı ve işlevi yeniden tanımlandı. Günümüzde NATO; Ortadoğu, Kuzey Afrika, Güney Asya, Karadeniz ve Akdeniz’de paylaşım mücadelelerine doğrudan müdahil olmakta, ‘yükselen tehdit’ diye tanımlanan Rusya-Çin bloğuna karşı yayılmacı savaş örgütü olarak pozisyon almaktadır.<br>Üye ülkelerin askeri ittifakı olarak adlandırılsa da NATO’nun başlıca hedefi, ABD’nin çıkarlarının savunulmasıdır. Bugün Avrupa ülkeleri ile ABD arasında yaşanan çelişkiler bunun göstergesidir. Avrupa ülkeleri, İran’a yönelik ABD/İsrail saldırılarına aktif destek vermiyorlar; hatta<br>İspanya hükümeti, İran’a saldırılara katılan ABD uçaklarına hava sahasını kapattı.<br>Küresel baş haydut ABD ile soykırımcı İsrail rejiminin İran dolayımıyla Asya’ya karşı başlattığı savaşa NATO üyesi Avrupa devletleri bile aktif destek vermekten kaçınırken, NATO’ya Türkiye’de daha geniş ve etkili bir yapılanma sağlanması Türkiye’yi savaşın doğrudan tarafı haline getirecektir. Türkiye halkları emperyalistler arası çelişkilerin tarafı olmadığı gibi, emperyalist paylaşım savaşlarının ve onların savaş örgütlerinin karşısındadır.<br>Bu savaş Türkiye halklarının savaşı değildir. ABD emperyalizminin savaşına dolaylı/dolaysız payanda olmak, sermaye değerlerine teslimiyettir.<br>NATO’yu Türkiye Cumhuriyetini koruyacak bir şemsiye olarak görmek, en hafif ifadeyle gaflettir. NATO ve ABD, Türkiye halklarını korumaz sömürü düzenin korur ve Türkiye’yi kendi savaşlarının parçası haline getirir.<br>Israrla vurgulanmalı ki, NATO güvenlik örgütü değil küresel emperyalizmin savaş ve terör örgütüdür. NATO nezdinde Türkiye’nin değeri, ucuz asker deposu ve ileri uç karakolu olmaktan ibarettir. Bu acı hakikat, Türkiye’nin NATO’ya üyelik sürecinde kanıtlandığı gibi, uluslararası para spekülatörü George Soros tarafından ‘Türkiye’nin stratejik konumu nedeniyle en iyi ihracat ürünü ordusudur’ sözleriyle açıkça dile getirildi (2002). Bu sözler belleklerde taptazeyken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın trilyonlarca dolarlık sermayeyi yöneten ve savaşlardan beslenen devasa fonları elinde tutan Dünya Ekonomik Forumu Başkanı Laurence D. Fink’i kabul etmesi manidardır (27 Mart 2026).<br>ADAM-DER çatısı altında toplanmış, savaşın vahşetini ve dehşetini bilen eski askerler olarak, NATO’ya ve ABD’ye Türkiye’de daha geniş ve etkili bir yapılanma sağlayacak adımları reddediyoruz. Türkiye, NATO’ya yeni üsler ve komutanlıklar vermek yerine, mevcut üsleri ve komutanlıkları da lağvederek NATO’dan çıkmalıdır. Dünyanın mazlum halkları hep birlikte NATO’nun dağıtılması için mücadele etmelidir.” </em>(gk)</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/04/adamder800.jpeg" length="190850" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Yargıtay, Erdoğan aleyhine slogan atanlara verilen cezayı bozdu!</title>
		<link>https://egazete.de/yargitay-erdogan-aleyhine-slogan-atanlara-verilen-cezayi-bozdu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Mar 2026 21:11:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[slogan]]></category>
		<category><![CDATA[Yargıtay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31167</guid>

					<description><![CDATA[Samsun'da 2014 yılında gerçekleşen bir eylemde Erdoğan aleyhine atılan sloganlar nedeniyle verilen mahkûmiyet kararı, Yargıtay 4. Ceza Dairesi tarafından "hukuka aykırılık" gerekçesiyle bozuldu. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Samsun&#8217;da atılan &#8220;Hırsız, katil&#8221; ve &#8220;Çimlere basma Tayyip&#8221; gibi Erdoğan aleyhine atılan sloganlar gerekçesiyle haklarında mahkûmiyet kararı verilen eylemciler, Yargıtay&#8217;ın &#8220;bozma&#8221; kararıyla yeniden yargılanacak. </p>



<p>Yargıtay kararında, davaya konu sloganların, &#8220;Cumhurbaşkanının onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici, nezaket dışı davranış niteliğinde&#8221; olduğu belirtildi.</p>



<p>Samsun&#8217;da yerel mahkeme, kentte 17 Aralık 2014&#8217;te gerçekleştirilen bir eylemde atılan sloganlar nedeniyle eylemciler hakkında &#8220;Cumhurbaşkanına hakaret&#8221; suçundan mahkûmiyet kararı vermişti.</p>



<p>Ancak dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesi, sloganın ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine hükmederek bu kararı oy çokluğuyla bozdu.</p>



<p><strong>&#8220;MAHKUMİYET KARARI HUKUKA AYKIRI&#8221;</strong></p>



<p>Kararda, suçla korunmak istenen değerin ölçüsüz bir şekilde genişleyecek ve ifade özgürlüğünü ön plana çıkaran evrensel hukuk düşüncesiyle bağdaşmayan bir yorum anlamına gelebileceği ifade edilerek &#8220;Cumhurbaşkanına hakaret&#8221; suçunun unsurlarının somut olayda oluşmadığı gözetilmeden, sanıkların beraatleri yerine, mahkûmiyetlerine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu kaydedildi.</p>



<p><strong>Yargıtay’ın bozma gerekçesinde şu ifadeler yer aldı:&nbsp;</strong></p>



<p><em>&#8220;Davaya konu kalıplaşmış slogan şeklindeki sözler; mağdurun onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici, nezaket dışı davranış niteliğindedir. Aksi düşünülecek olursa, suçla korunmak istenen değer ölçüsüz bir şekilde genişleyecek ve ifade özgürlüğünü ön plana çıkaran evrensel hukuk düşüncesiyle bağdaşmayan bir yorum anlamına gelebilecektir. Bu itibarla, Cumhurbaşkanına hakaret suçunun unsurlarının somut olayda oluşmadığı gözetilmeden, sanıkların beraatleri yerine, mahkûmiyetlerine karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür.&#8221;</em></p>



<p>Haklarında verilen mahkumiyet kararı bozulan eylemcilerin davası, 5 Mayıs Salı günü Samsun 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yeniden görülmeye başlanacak. birgun.net</p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/03/yargitay.jpg" length="356866" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Frankfurt&#8217;ta İmamoğlu&#8217;na destek eylemi</title>
		<link>https://egazete.de/frankfurtta-imamogluna-destek-eylemi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Mar 2026 17:21:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[19 Mart]]></category>
		<category><![CDATA[CHP Frankfurt]]></category>
		<category><![CDATA[Ekrem İmamoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31128</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye’deki 19 Mart operasyonlarının birinci yıldönümünde  Frankfurt’tan İmamoğlu ve arkadaşlarına destek.  Demokrasi ve özgürlük eylemi "Kurtuluş yok tek başına / Ya hep beraber, ya hiç birimiz!" sloganları eşliğinde yapıldı.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP&#8217;nin önümüzdeki dönem cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu ile arkadaşlarına yönelik 19 Mart operasyonlarının yıldönümünde Almanya’nın çeşitli kentlerinde de protesto ve dayanışma etkinlikleri gerçekleştirildi.<br>CHP&#8217;nin yurtdışı örgütlerinin çağrılarına destek veren çeşitli sivil toplum örgütlerinin de katılımıyla düzenlenen eylemlerde “İmamoğlu ve Türkiye’deki tüm siyasi tutuklular için özgürlük“ çağrıları yapıldı.<br>Frankfurt’ta “İmamoğlu’na Özgürlük! Sivil darbenin birinci yılında irademize ve demokrasimize sahip çıkıyoruz!“ çağrısıyla düzenlenen eylemde İmamoğlu’nun ve CHP’nin Yurtdışı Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Nurhayat Altaca Kayışoğlu&#8217;nun mesajları da okundu.</p>



<p><br>&#8220;Kurtuluş yok tek başına / Ya hep beraber, ya hiç birimiz!&#8221; sloganları eşliğinde konuşan CHP Frankfurt Birliği Başkanı Ercan Beğen, “19 Mart 2025’ten beri ülkemizde kimsenin can ve mal güvenliği kalmamıştır“ dedikten sonra İmamoğlu’nun 15,5 milyon kişinin oyuyla cumhurbaşkanlığına aday olduğunu hatırlattı ve “Ekrem Başkan’a sahip çıkıyor, onu destekliyoruz!“ dedi.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="800" height="449" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/03/chpfrankfurt-19mart-2026-3-800.jpeg" alt="" class="wp-image-31129" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/03/chpfrankfurt-19mart-2026-3-800.jpeg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/03/chpfrankfurt-19mart-2026-3-800-300x168.jpeg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/03/chpfrankfurt-19mart-2026-3-800-696x391.jpeg 696w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p>İMAMOĞLU’NUN MESAJI</p>



<p>İmamoğlu da Beğen tarafından okunan mesajında şunları söyledi:<br><em>“19 Mart darbesinin üzerinden tam bir yıl geçti. Bu bir yıl, bizleri özgürlüklerimizden mahrum kılarken, partimize yönelik sistemli saldırıların en ağır yaşandığı yıl oldu.<br>Bizler, Türkiye&#8217;nin kurucu partisi olan Cumhuriyet Halk Partililer, zorluklar, kumpaslar ve yargı saldırılarıyla mücadele ederken, yurt içinde de yurt dışında da direncimizi, cesaretimizi, umudumuzu asla kaybetmedik. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün partisidir.<br>Ülkenizden uzakta yaşamak zorunda kalmışken, kendi yurdunuzdaki büyük mücadelenin parçası olduğunuzu ve ne çok çalıştığınızı en iyi ben biliyorum.<br>Sizler, her sabah gözünüzü hem yaşamakta olduğunuz ülkeye hem de doğup büyüdüğünüz vatanınıza açıyorsunuz.<br>Gününüzü, bulunduğunuz ülkenin saatiyle olduğu kadar, ‘Türkiye saatiyle‘ de yaşıyorsunuz.<br>Bu yürekten bağlılık ve benzersiz vatanseverlikle Cumhuriyet Halk Partisi’ni iktidara taşıyacağınızdan hiç şüphem yok.<br>İktidar yürüyüşümüzde partimizin yurt dışı örgütleri olarak çok stratejik görevler üstleniyorsunuz.<br>Sizleri sadece ‘yurtdışından gelen oylar‘ olarak görenler çok yanılırlar. Siz, aynı zamanda, farklı fikirler, farklı bakış açıları, yeni bir ruh ve enerji kaynağısınız.<br>Farklı toplumsal ve kültürel çerçevelerde edindiğiniz bilgi ve birikimin, sahip olduğunuz siyasi tecrübenin mücadelemizdeki yeri çok önemli ve değerlidir.<br>Çünkü mücadelemiz, herkesin hak ettiği yaşam standartlarına kavuştuğu, özgür, mutlu ve güvenli bir Türkiye kurma mücadelesidir.<br>Mücadelemiz çok partili demokratik rejime son verme niyetini açıkça ortaya koymuş tek adam rejimine karşı 86 milyonun demokrasi, adalet ve hürriyet mücadelesidir.<br>Bu mücadele için her şeyden önce, seçimlerin adil, eşit ve güvenli bir ortamda yapılması için büyük bir sorumluluk duygusuyla çalışacağız.<br>Milletin iradesinin hiçbir baskı ve kuşku içermeyecek bir biçimde şekillenip sandıktan çıkmasını, yani ‘seçimde adaleti‘ sağlamadan, ülkemizdeki diğer adaletsizlikleri ortadan kaldıramayız.<br>Genel Başkanımız Özgür Özel’in büyük ve tarihi liderliğinde, Cumhuriyet Halk Partisi’nin kapsayıcı siyaset anlayışıyla milletin bütün sorunlarına çözümler üreterek, partimizi hep birlikte iktidara taşıyacağız.<br>Bir seçim günü milletçe sandığa coşkuyla, sevgiyle, sulh içinde gidecek ve ülkemizi bu karanlığın içinden çekip çıkaracağız.<br>Ülkemizde insanca ve hakça bir düzen kuracak, adalet ve hürriyete, refaha ve berekete, birlik ve kardeşliğe ulaşacağız.<br>Baştan sona adaletle işleyen, herkesin daha iyi, daha rahat, daha özgür yaşamasını hedefleyen, üretim odaklı, bereketli bir düzen kuracağız.<br>Hepimiz biliyoruz ki yolumuz kolay değildir.<br>Fakat bu yolu cesaretle, sabırla, kararlılıkla yürümeye devam edeceğiz.<br>Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten ve cumhuriyetimizi kuran siyasi kadrolardan devraldığımız bayrakla, ülkeyi içinde bulunduğu karanlıktan çıkartacağız.<br>Size güvenim, inancım sonsuzdur. Mücadelemiz sürekli, yolumuz açık olsun.“</em></p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="405" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/03/chpfrankfurt-19mart-2026-2-800.jpeg" alt="" class="wp-image-31130" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/03/chpfrankfurt-19mart-2026-2-800.jpeg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/03/chpfrankfurt-19mart-2026-2-800-300x152.jpeg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/03/chpfrankfurt-19mart-2026-2-800-696x352.jpeg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p>DÜNYANIN DÖRT BİR YANINDA</p>



<p>CHP’nin Genel Başkan Yardımcısı Kayışoğlu’nun mesajında da şu ifadeler yer aldı:<br>“Bugün burada yalnızca bir kişiye yapılan haksızlığı protesto etmek için değil, Türkiye’de demokrasiye ve halkın iradesine yöneltilmiş açık bir müdahaleye karşı ses yükseltmek için bir araya geldiniz. Bu anlamlı buluşma, sadece bulunduğumuz coğrafyada değil, dünyanın dört bir yanında yükselen demokrasi dayanışmasının da güçlü bir parçasıdır.<br>19 Mart’ta yaşananlar, bir hukuk sürecinden çok daha fazlasıdır. O gün yaşananlar, halkın sandıkta ortaya koyduğu iradeyi yok sayma girişimidir. Cumhurbaşkanı adayımız ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınarak Silivri zindanlarına gönderilmesi, yalnızca bir kişiye değil, milyonlarca yurttaşın oyuna ve geleceğe dair umuduna yönelmiş bir saldırıdır.<br>Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu adaletsizliğe karşı mücadelemizi hem Türkiye’de hem de dünyanın dört bir yanında kararlılıkla sürdürmeye devam ediyoruz. Sizlerin bugün burada gösterdiği dayanışma ve demokrasiye sahip çıkma iradesi, bu mücadelenin en güçlü göstergelerinden biridir. Aynı zamanda, farklı ülkelerden siyasi partilerin, demokratik kitle örgütlerinin ve sivil toplumun verdiği destek, bu mücadelenin evrensel bir demokrasi mücadelesi olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır.<br>İnanıyoruz ki, halkın iradesinin üzerinde hiçbir güç yoktur. Demokrasiye, hukuka ve adalete olan inancımızla bu zor günleri hep birlikte aşacağız. Türkiye’nin yeniden güçlü bir demokrasiye kavuşacağı günler mutlaka gelecektir.<br>Bu dayanışmayı büyüten, Türkiye’de ve dünyanın dört bir yanında demokrasi için ses veren tüm yol arkadaşlarımıza, dost siyasi partilere ve sivil toplum kuruluşlarına teşekkür ediyor, hepinizi saygı ve dayanışma duygularıyla selamlıyorum.“ (gk)</p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/03/chpfrankfurt-19mart-2026-3-800.jpeg" length="170637" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>İftara helikopterle gitmesi tartışmalara neden oldu!</title>
		<link>https://egazete.de/iftara-helikopterle-gitmesi-tartismalara-neden-oldu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Mar 2026 17:37:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[helikopter]]></category>
		<category><![CDATA[iftar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31121</guid>

					<description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun Muğla’daki bir iftar programına askeri helikopterle gitmesi ve aynı şekilde helikopterle ayrılması ilde ve ülke genelinde eleştirilere neden oldu.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Muğla’da çeşitli ziyaretlerde bulunan Memişoğlu, programına Valilik ve AK Parti İl Başkanlığı temaslarıyla başladı. Valilik Şeref Defteri’ni imzalayan Bakan, Vali İdris Akbıyık’tan kentte yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı. Programın en dikkat çeken bölümü ise Seydikemer’de düzenlenen halk iftarı oldu. Bakan Memişoğlu’nun iftar programına karayolu yerine helikopterle ulaşım sağlaması, “halk buluşmasına yüksek maliyetli ulaşım” eleştirilerini beraberinde getirdi. Helikopterin Seydikemer Mehmet Günay Stadı’na inişi, protokol karşılamasıyla birlikte kamuoyunda “tasarruf ve kamu kaynaklarının kullanımı” tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)</p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/03/helikopter26.jpeg" length="27292" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Özel: &#8220;Gürlek, her zaman Erdoğan&#8217;ın maşasıydı, emir eriydi, onun adına suç işleyendi&#8221;</title>
		<link>https://egazete.de/ozel-gurlek-her-zaman-erdoganin-masasiydi-emir-eriydi-onun-adina-suc-isleyendi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Feb 2026 18:04:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Akın Gürlerk]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür Özel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=30973</guid>

					<description><![CDATA[Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin önceki Genel Başkanlarından Deniz Baykal’ı anma töreninin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin önceki Genel Başkanlarından Deniz Baykal’ı anma töreninin ardından basın mensuplarına Akın Gürlek&#8217;in Adalet Bakanı olarak atanmasını değerlendirdi.  “‘Deniz Baykal’ deyince herhalde pek çok şey akla geldiğini, kendileri için çok ayrı anlamı olduğunu kaydeden Özel, şunları söyledi: &#8220;Ama herhalde bu ülkede yaşayan herkesin hatırlaması gereken bir konu olarak da altını çizmek lazım. Erdoğan iktidara gelmeden önce Amerika’ya gitti. Amerika’da iktidara geldiğinde nasıl bir Amerika’yla uyumlu iktidar olacağının sözünü verdi. Daha sonra da partisi iktidara geldiğinde Amerika’nın Erdoğan’dan istediği, Erdoğan’ın da partisinden istediği şey; Irak’ı işgal etmek üzere Amerikan ordusunun Mersin Limanı’nı kullanarak ve Güneydoğu Anadolu’dan geçerek ve orada konuşlanarak Irak operasyonu yapmasıydı. Ve o operasyonun sonunda hayatını kaybedecek olan, bugün gördüğümüz, bildiğimiz bir milyonun üzerindeki Müslüman’ın kanını akıtmak üzere gelenlerin Türkiye üzerinden geçmesiydi. Erdoğan buna izin verdi. Bu talebe ‘olur’ dedi. Ve Meclis’ten bunu istedi. Deniz Bey ve Cumhuriyet Halk Partisi grubu 1 Mart tezkeresinde buna direndiler. Ve 99 AK Partiliyi de ikna ederek bu tezkerenin geçmesi için yeterli sayıya ulaşmasını engel oldular. O işgalin Türkiye üzerinden yapılmasına engel oldular.”</p>



<p>“BİZ, FİLİSTİN’İ İŞGAL ETMEYE ÇALIŞANLARIN KARŞISINDAYIZ”</p>



<p>“O işgale o gün ‘evet’ diyen, destek veren Tony Blair, bugün o utançla yaşıyor. Hiçbirimiz artık onu bir solcu, sosyal demokrat İşçi Partisi’nin mensubu bir siyasetçi olarak görmüyoruz. Bakın bugün de Trump’ın maşası olarak Gazze planında, Gazze’nin işgalini, oradaki komiserliğini yapmaya hazırlanıyor. O gün bu plana ‘evet’ diyen Erdoğan bugün ülkenin başında ve Trump ile birlikte Gazze planının bir parçası ve oraya görevlendirme yapıyor. Gazze’den Filistinlileri sürüp oraya oteller, kumarhaneler yapacaklar. Orası çok güzel Trump&#8217;ın gözünde. Halen daha bu oyunun parçasındalar. Biz biraz önce bu oyunu 1 Mart’ta bozan, hiç değilse Türkiye&#8217;yi bu oyuna alet etmeyen birinin huzurundaydık. Yarın da milletin huzuruna çıktığımızda sandıkta görev talep ederken, Erdoğan’ın bizi hep eleştirdiği gibi ‘Sorun ana muhalefetin Amerikan karşıtı olmasıdır’ dediği noktada olacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın. Biz bu Trump’ın ve Trump’ın verdiği talimatlarla Irak’ı işgal edenlerin karşısında da yer aldık, Filistin’i işgal etmeye çalışanların planının karşısında da yer alıyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi durması gerektiği noktada durmaya devam ediyor.”</p>



<p>“GÜRLEK’İN ÜZERİNDE ÖMRÜ BOYUNCA MAAŞINI BİRİKTİRSE ALAMAYACAĞI 12 TAŞINMAZ VAR”</p>



<p>İçişleri ve Adalet Bakanlıklarında yapılan değişiklikler hakkındaki soruyu yanıtlayan Özel, şu ifadeleri kullandı:</p>



<p>“Sayın Erdoğan dün akşam yaptığı atamayla bizim tezimizin doğru olduğunun altına imza attı, kendi tezinin yalan olduğunun da altına imza attı. Erdoğan’ın iddiası nedir? ‘Türkiye bir hukuk devletidir.’ Bizim iddiamız nedir? ‘Bu yapılanlar bir yargılama değil, siyasi bir operasyondur.’ Biz diyoruz ki; bizim suçumuz Erdoğan’ı yenmek, 47 yıl sonra birinci parti olmak, AK Parti’yi ilk kez ikinci parti durumuna düşürmek. Erdoğan’ın tezine göre; İstanbul’u kazanan Türkiye’yi kazanacak, İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybedecek. Bu doğrultuda iktidar yolunda yürüyor olmak. Erdoğan bizi konvansiyonel, Erdoğan bizi normal siyasi bir mücadeleyle yenemediği ve yenemeyeceğini anladığı için, bizi yenmesi gereken partisine de güveni kalmadığı için, geleceğin iktidarına, bugünün iktidarı olarak kendisinden sonraki iktidara, bugünün Cumhurbaşkanı olarak kendisinden sonraki Cumhurbaşkanına darbe girişiminde bulundu. Bunu da bir siyasetçiyi Adalet Bakan Yardımcısı olan Akın Gürlek’i İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına atayarak, şeklen. Sonra da onu şimdi tekrar siyasi bir makama atayarak, bizim bunun bir siyasi operasyon olduğunu, bunu Akın Gürlek’ten başkasına yaptıramadığı için ona özel görevle bunu verdiğini ve meselenin yargı yetkisi eliyle darbe girişimi olduğunu söylüyorduk. Erdoğan da dün bunun altına imza attı. Dedi ki ‘Evet, Akın gitti görevini yaptı. Şimdi geliyor, çünkü dokunulmazlığa ihtiyacı var.’ Arkadaşlar Akın Gürlek yemin edip görevine başladıktan sonra HSK’nın Başkanı olacak. HSK’nın önünde kendisi hakkında sunduğumuz dört ayrı başvuru var. Son olarak yaptığımız iki başvuruyla, dört başvuruyu biliyorsunuz ve sürekli işlem yapmıyorlar. Erdoğan izin vermiyor. Şimdi yaptığımız son iki başvuruyla, mesela şu anda Akın Gürlek’in üzerinde ömrü boyunca ki Hakimler ve Savcılar başka gelir elde edemezler. Bu kanunla yasaklanmış. Ömrü boyunca aldığı bütün maaşları biriktirse ve en iyi şekilde değerlendirse alamayacağı, 16 görünen ama dördünü hızla üzerinden başkalarına devretmiş 12 tane taşınmaz var. İçinde 100 milyon liranın üzerinde olan tek bir parça taşınmaz var. Bu Akın Gürlek bunları yapan kişi, İstanbul&#8217;da İBB borsası kuran kişi, yapılan bütün operasyonlarda özel avukatlar görevlendirilerek, o avukatlar elinden ‘Şu iftirayı atarsan ya da şu parayı verirsen çıkarsın’ işinin en tepesindeki kişi, kendisi hakkındaki bütün somut delillerle yaptığımız suç duyurularına, itirazlara rağmen şimdi Adalet Bakanı oldu. HSK’nın başına geldi. Şimdi hakimler ve savcılar atayacak filan. Bunun adına da Erdoğan diyecek ki ‘Hukuk devleti. Burada bir demokrasi oyunu var’ filan.”</p>



<p>“İKTİDAR YÜRÜYÜŞÜMÜZÜ DURDURAMAZLAR”</p>



<p>“Şu kadarını söylüyorum. Zulmünüz artsın ki sonunuz gelsin. Sizden korkan sizden beter olsun. Ben dün akşam vurdum başımı yattım ve uyudum. Dün akşam uyuyamayanlara, dün akşam uykusu kaçanlara bu da dert olsun. Biz durduğumuz yerdeyiz. Cumhuriyet Halk Partisi’ni hiçbir sıra dışı müdahale, hiçbir saldırı yıldıramaz. İçeride yatanlar var. Aslanlar gibi bedel ödüyorlar. Dışarıda tehdit altında olanlar var. Her türlü tehdidin karşısında olanlar var. Ama şunu bilin. Bir Cumhuriyet Halk Partilinin huzurundan geliyoruz. Nasıl teslim olmadıysa, o gün 1 Mart tezkeresine ‘evet’ demediyse, biz de onun gibi teslim olmamaya, onun gibi mücadele etmeye devam edeceğiz. Bu ülke öyle kolay kurulmuş bir ülke değildir. O yüzden ne yaparlarsa yapsınlar karşılarında son bir Cumhuriyet Halk Partili kalana kadar bu kaleyi teslim alamazlar. İktidar yürüyüşümüzü durduramazlar.”</p>



<p>“MİLLETTEN YETKİYİ ALIP ONU YÜCE DİVANDA YARGILATANA KADAR DOKUNULMAZ OLACAK”</p>



<p>Genel Başkan Özel, Akın Gürlek’in Adalet Bakanı olarak atanmasının Mart ayında başlayacak olan İBB Davası duruşmalarını etkileyip etkilemeyeceği konusunda şu değerlendirmeyi yaptı:</p>



<p>“Arkadaşlar Akın Gürlek hiçbir zaman Cumhuriyet Başsavcısı olmadı zaten. O yüzden İstanbul’da Cumhuriyet Başsavcısının değişmesi hiçbir şeyi değiştirmez. Akın Gürlek her zaman Erdoğan’ın maşasıydı, emir eriydi. Onun adına suç işleyendi, hak yiyendi, kul hakkı yiyendi. Ailelerle uğraşandı, mala çökendi. Bundan sonra da Akın Gürlek’in Erdoğan’dan aldığı talimatları uygularken hangi koltukta oturduğunun bir anlamı yok. Bakanlık koltuğu ona yargılanmama, ona dokunulmazlık imkanı veriyor. Ne zamana kadar? Milletimiz yetkiyi bize verip, biz onu yüce divanda çatır çatır yargılatana kadar. O yüzden Mart’taki yargılamaların sonucunu merak etmeyin. O bir zaten kurgu ve biz o kurguya karşı mücadelemizi veririz. Siz Akın Gürlek’in yüce divanda yargılanacağı gün ne olacak? Akın Gürlek onu düşünsün.”</p>



<p>“ERDOĞAN’IN CESARETİ VARSA MİLLETİMİZİN ÖNÜNE ÇIKALIM”</p>



<p>Genel Başkan Özel, bu atamanın bir seçim hamlesi olup olmadığının sorulması üzerine ise, “Ne hamlesi olarak yapıyor olurlarsa olsunlar, başarıya ulaşamayacaklar. Eğer Erdoğan bir seçime niyetlendiyse, gelsin hemen bugün seçim kararını alalım. Cesareti varsa milletimizin önüne çıkalım. Hemen, ne zaman istiyorsa seçim yapsın. Kendisi için seçime elverişli yapacağı bütün hamleler bundan sonra yani Türk milletinin gözünün içine bakıp, ‘Türkiye hukuk devletidir….’ ‘Akın Gürlek gitti, orada hukukun gereğini yaptı.’ Bakan Yardımcısıyken yolladı onu oraya. ‘Git Akın.’ Gitti. ‘Yap Akın.’ Yaptı. ‘Gel Akın.’ Geldi. ‘Korun Akın.’ Korunacak. Şimdi yeni saldırılar mı yapacaklar, yeni hamleler mi yapacaklar? Ne yapabilirlerse yapsınlar. Milletimiz görüyor ki burada artık bir siyaset, bir eşit yarış, bir siyasi mücadele yok. Artık burada yapılan mesele Erdoğan’ın tutup da orduya ‘Git Cumhuriyet Halk Partisi’ne saldır, Cumhuriyet Halk Partisi’ni zapt et, bunları hapse at’ demesi nasıl bir darbeyse, yargıdaki emir ellerini kullanarak bizi hapse atması, bize saldırması aynı şeydir. Şu anda Bakanlık görevini bırakan Ali Yerlikaya, ona 8 Eylül 2025 günü… Hani Özgür Özel mesaj yazıyor ya bazılarına. Ona bir mesaj yazmıştım, şimdi o mesajı bir okusun. Ali Yerlikaya’ya Cumhuriyet Halk Partisi’nin İstanbul İl Başkanlığı’na beş bin polis soktuğunda bir mesaj yazmıştım. Dedim ki ‘Bu mesajı sana sonra bir daha okutacağım.’ Bugün bir okusun. O mesajı bir gün bir daha okutacağım.”</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/02/ozgur-ozel022026.jpg" length="102620" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>AfD’nin &#8220;Göçmen Avcısı&#8221; polis isteği toplumsal barışı dinamitler</title>
		<link>https://egazete.de/afdnin-gocmen-avcisi-polis-istegi-toplumsal-barisi-dinamitler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Feb 2026 21:50:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[AfD]]></category>
		<category><![CDATA[göçmenler]]></category>
		<category><![CDATA[İCE]]></category>
		<category><![CDATA[sınır dışı polisi]]></category>
		<category><![CDATA[SPD]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=30968</guid>

					<description><![CDATA[SPD Federal Milletvekili Macit Karaahmetoğlu, aşırı sağcı AfD'nin ABD'deki göçmenleri takip eden ICE benzeri bir sınır dışı polisi kurulması isteğinin tehlikelerine dikkat çekti]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>BERLİN</strong></p>



<p>Sosyal Demokrat Parti (SPD) Federal Meclis Milletvekili Macit Karaahmetoğlu, aşırı sağcı AfD’nin Bavyera eyaletinde, ABD’deki “göçmen avcısı” bir yapıya bürünen ICE uygulamasına benzer bir modelin örnek alınarak bir “Abschiebepolizei” (Sınır Dışı Polisi) kurulması ve vatandaşlığa kabul süreçlerinin keyfi biçimde sertleştirilmesi yönündeki önerilerinin tehlikelerine dikkat çekti. Karaahmetoğlu, Almanya’nın anayasal düzenine, hukuk devleti ilkesine ve insan hakları yükümlülüklerine bağlı kalmasının önemini vurguladı. SPD&#8217;li politikacı, Almanya’nın ihtiyacının, hukuku zorlayan sertlik gösterileri değil; anayasal sınırlara saygılı, insan onurunu merkeze alan ve toplumsal barışı güçlendiren bir göç ve entegrasyon politikası olduğunu kaydetti.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignleft size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="300" height="386" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/02/spd-macit-karaahmetoglu300.jpg" alt="" class="wp-image-30970"/></figure></div>


<p>SPD Federal Milletvekili Karaahmetoğlu&#8217;nun konuyla ilgili basın açıklaması şöyle:</p>



<p><em>AfD’nin Bavyera eyaletinde, ABD’deki “göçmen avcısı” bir yapıya bürünen ICE uygulamasına benzer bir modelin örnek alınarak bir “Abschiebepolizei &#8211; (Sınır Dışı Polisi) kurulması ve vatandaşlığa kabul süreçlerinin keyfi biçimde sertleştirilmesi yönündeki önerileri, Almanya’nın anayasal düzeni, hukuk devleti ilkesi ve insan hakları yükümlülükleri ile bağdaşmamaktadır.</em></p>



<p><em>Almanya’da yabancılar hukuku ve vatandaşlık hukuku, Alman Anayasası’nın açık hükümleri uyarınca federal yasama yetkisi kapsamındadır. Alman Anayasası’nın 73. maddesi, vatandaşlık hukukunun ve yabancıların statüsüne ilişkin düzenlemelerin federal düzeyde yapılacağını açıkça belirtmektedir. Vatandaşlığa kabul koşulları “Staatsangehörigkeitsgesetz” (StAG) ile, sınır dışı ve oturum işlemleri ise “Aufenthaltsgesetz&#8221; (AufenthG) ile düzenlenmiştir.</em></p>



<p><em>Bu alanda eyaletlerin görevi, federal hukuku uygulamakla sınırlıdır. Federal Anayasa Mahkemesi’nin belirlediği esaslara göre, eyaletlerin, federal yetki alanına karışan veya etkisizleştiren paralel yapılar kurması anayasal yetki düzenine aykırıdır. Bu nedenle, “Abschiebepolizei” adı altında özel yetkilerle donatılmış bir yapının kurulması, hukuken yetki aşımı anlamına gelmektedir.</em></p>



<p><em>ABD’de örnek gösterilen uygulamalarda görülen geniş takdir yetkileri, hızlandırılmış sınır dışı süreçleri ve fiilî özgürlük kısıtlamaları, bu anayasal ilkelerle ciddi bir çatışma riski taşımaktadır.</em></p>



<p><em>Oysa Alman Anayasası’nın temel taşı açıktır: Anayasası’nın 1. maddesi, insan onurunun dokunulmaz  olduğunu hükme bağlar. Federal Anayasa Mahkemesi’ne göre insan onuru, kişinin vatandaşlığına veya göç statüsüne bağlı değildir.</em></p>



<p><em>AfD’nin örnek gösterdiği Amerika Birleşik Devletleri’ndeki ICE uygulamaları, uluslararası insan hakları kuruluşlarının raporlarında da kapsamlı biçimde eleştirilmiştir. Human Rights Watch, Amnesty International, ACLU ve Birleşmiş Milletler raportörleri; bu model kapsamında ailelerin zorla ayrıldığı, çocukların gözaltında tutulduğu, uzun süreli ve yargısal güvenceden yoksun özgürlük kısıtlamalarının uygulandığı ve hukuki yardıma erişimin sınırlandırıldığı çok sayıda vakayı belgelemektedir.</em></p>



<p><em>Bu tür uygulamalar, Alman Anayasası’nın insan onuruna dayalı anlayışıyla bağdaşmaz.</em></p>



<p><em>Vatandaşlık hukuku, entegrasyon, hukuka bağlılık ve toplumsal katılım esasına dayanır. Eşitlik ilkesi, Alman Anayasası’nın 3. maddesinde güvence altına alınmıştır. Buna göre, vatandaşlığa geçiş, keyfi veya ekonomik faydaya indirgenemez. Vatandaşlık bir ayrıcalık değil, bireyin topluma fiilen katılımın hukuki sonucudur. Gelir veya ekonomik faydayı belirleyici kriter hâline getiren yaklaşımlar, dolaylı ayrımcılık riskini beraberinde getirir.</em></p>



<p><em>Bavyera’da 8 Mart 2026’da yapılacak mahalli (yerel) seçimler öncesinde, hukukun sınırlarını zorlayan bu tür yaklaşımların siyasal söylemde normalleştirilmesi, toplumsal barış bakımından da ciddi bir risk oluşturmaktadır. Seçim dönemlerinde göç ve güvenlik politikalarının korku ve dışlama dili üzerinden araçsallaştırılması, demokratik toplumlarda kutuplaşmayı derinleştirmekte ve devlet kurumlarına olan güveni zayıflatmaktadır. </em></p>



<p><em>Amerika Birleşik Devletleri’nde sertleştirilen göç politikalarının uzun vadede toplumsal gerilimleri artırdığı, Avrupa’da ise benzer söylemlerin geleceğe yönelik toplumsal kalıcı hasarlar bırakacağı açıkça görülmektedir. Demokratik bir hukuk devletinde seçimler, kısa vadeli siyasi kazançlar uğruna toplumsal gerilimleri tırmandırma aracı haline getirilmemelidir.</em></p>



<p><em>Almanya’nın ihtiyacı, hukuku zorlayan sertlik gösterileri değil; anayasal sınırlara saygılı, insan onurunu merkeze alan ve toplumsal barışı güçlendiren bir göç ve entegrasyon politikasıdır. Hukuk devleti gücünü adaletten ve insan haklarına bağlılıktan alır.</em></p>



<p>Foto: Pixabay / reportyorym</p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/02/Alman-polisi-3772469_800.jpg" length="109508" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>İmamoğlu &#8216;Yalanlar&#8217;ı hatırlattı</title>
		<link>https://egazete.de/imamoglu-yalanlari-hatirlatti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 Jan 2026 13:23:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[adalet]]></category>
		<category><![CDATA[Ekrem İmamoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[tutuklu]]></category>
		<category><![CDATA[yalanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=30889</guid>

					<description><![CDATA[Tutuklu İBB Başkanı ve CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, hakkında ortaya atılan iddiaların gerçeği yansıtmadığını savunarak soruşturma sürecine tepki gösterdi.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p></p>



<p>Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, hakkında yürütülen soruşturmaya ilişkin açıklamalarda bulundu. İmamoğlu, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi&#8217;nin sosyal medya hesabından paylaşılan mesajında şu ifadeleri kullandı:</p>



<p><em>&#8220;Unutmayın! Biz neden tutsağız? İşte bu yalanlar yüzünden: &#8216;Valizlerde para var.&#8217; dediler jammer olduğu ortaya çıktı. &#8216;560 milyar yolsuzluk var.&#8217; dediler, iddianamede 160 milyara düşürdüler. Aradaki 400 milyar unutuldu(!) Farklı tarihlerde farklı kişiler noktasından virgülüne bire bir aynı ifadeyi verdi. Seçim çalışması suç sayıldı. Kreş bağışları rüşvet sayıldı. CHP Kurultayı&#8217;ndaki sloganlar, pankartlar, tezahüratlar suç sayıldı. &#8216;Yolsuzluk soruşturması&#8217; dediler, CHP&#8217;ye kapatma istemi çıktı.</em></p>



<p><em>&#8220;Unutmayın! Biz neden tutsağız? İşte bu yalanlar yüzünden: &#8216;Valizlerde para var.&#8217; dediler jammer olduğu ortaya çıktı. &#8216;560 milyar yolsuzluk var.&#8217; dediler, iddianamede 160 milyara düşürdüler. Aradaki 400 milyar unutuldu(!) Farklı tarihlerde farklı kişiler noktasından virgülüne bire bir aynı ifadeyi verdi. Seçim çalışması suç sayıldı. Kreş bağışları rüşvet sayıldı. CHP Kurultayı&#8217;ndaki sloganlar, pankartlar, tezahüratlar suç sayıldı. &#8216;Yolsuzluk soruşturması&#8217; dediler, CHP&#8217;ye kapatma istemi çıktı.</em></p>



<p><em>Tek kare fotoğraftan casusluk çıkardılar, örgüt şemasına koydular. &#8216;Kiptaş&#8217;tan delegelere daire verildi.&#8217; dediler, tek bir kayda rastlanmadı. &#8216;Delegelere iphone dağıtıldı.&#8217; dediler; bahsedilen telefon modelinin o tarihte henüz piyasaya sürülmediği ortaya çıktı. İddianamede yer almadı. &#8216;Parkelerin altında 2 milyon dolar çıktı.&#8217; dediler, iddianamede yer almadı. Yalan olduğunu kabul ettiler. &#8216;İmamoğlu dükkanımı gaspetti.&#8217; dediler, yapısı kaçak çıktı.&#8221;</em> odatv.com</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CHP Frankfurt&#8217;tan Venezuela tepkisi</title>
		<link>https://egazete.de/chp-frankfurttan-venezuela-tepkisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Jan 2026 21:10:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[CHP Frankfurt]]></category>
		<category><![CDATA[Venezuela]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=30862</guid>

					<description><![CDATA[CHP Frankfurt, dış müdahalelere karşı olduklarını belirterek "Nerede olursa olsun, halkın iradesinin dış güçler tarafından gasp edilmesine "şiddetle" karşıyız." dedi]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>ABD&#8217;nin Venezuela saldırısına yönelik tepkiler tüm dünyada artarak devam ediyor. CHP Frankfurt Birliği de açıklamasında <strong>&#8220;Dış müdahalelerle rejim değiştirme çabaları asla kabul edilemez!&#8221;</strong> dedi. CHP Frankfurt, açıklamasında <strong>&#8220;Demokrasi Bir Bayrak Yarışıdır, İşgal Yarışı Değil. Biz, nerede olursa olsun, halkın iradesinin dış güçler tarafından gasp edilmesine &#8220;şiddetle&#8221; karşıyız. Bir ülkenin yönetimiyle ilgili kararı yalnızca o ülkenin halkı sandık başında vermelidir. Operasyonlarla, baskılarla veya askeri güç gösterileriyle bir ülkenin liderini alıkoymak, demokrasiyi savunmak değil; küresel bir kaosun fitilini ateşlemektir&#8221;</strong> ifadelerini kullandı. </p>



<p>CHP Frankfurt açıklaması şöyle: <em>EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETLERİNDİR!</em></p>



<p><em>Bugün dünya siyaset sahnesi, uluslararası hukuku ve bir ulusun kendi kaderini tayin etme hakkını hiçe sayan, endişe verici bir gelişmeye tanıklık etmiştir. ABD Başkanı Trump’ın, Venezuela Devlet Başkanı’na yönelik gerçekleştirilen bir müdahaleyi bir başarı öyküsü gibi duyurması, sadece o bölgenin değil, tüm dünya demokrasilerinin geleceği adına karanlık bir lekedir.</em></p>



<p><em>CHP Frankfurt Birliği olarak gür bir sesle haykırıyoruz: Dış müdahalelerle rejim değiştirme çabaları asla kabul edilemez!<br>Demokrasi Bir Bayrak Yarışıdır, İşgal Yarışı Değil</em><br><em>Bizler, nerede olursa olsun, halkın iradesinin dış güçler tarafından gasp edilmesine &#8220;şiddetle&#8221; karşıyız. Bir ülkenin yönetimiyle ilgili kararı yalnızca o ülkenin halkı sandık başında vermelidir. Operasyonlarla, baskılarla veya askeri güç gösterileriyle bir ülkenin liderini alıkoymak, demokrasiyi savunmak değil; küresel bir kaosun fitilini ateşlemektir.</em></p>



<p><em>&#8220;Yurtta Sulh, Cihanda Sulh&#8221; Pusulamızdır<br>Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün on yıllar öncesinden tüm dünyaya miras bıraktığı &#8220;Yurtta Sulh, Cihanda Sulh&#8221; ilkesi, bugün her zamankinden daha hayati bir önem taşımaktadır. Barış, ancak her milletin bağımsızlığına duyulan karşılıklı saygı ile mümkündür. Komşularının veya uzak coğrafyaların egemenliğine göz diken zihniyet, insanlığın ortak huzurunu tehdit etmektedir.<br>Tüm Üyelerimize ve Kamuoyuna Çağrımızdır</em><br><em>Demokrasiye gönül vermiş, özgürlüğü karakteri bellemiş tüm üyelerimizi ve dostlarımızı bu haksız müdahaleye karşı dik durmaya davet ediyoruz. Sessiz kalmak, yarın benzer bir adaletsizliğin başka bir coğrafyada yaşanmasına onay vermektir.</em></p>



<p><em>Demokrasi duyarlılığımız; sadece kendi sınırlarımız içinde değil, dünyanın her köşesinde &#8220;milli iradeye saygı&#8221; şeklinde tecelli etmelidir. Bizler, emperyalist yöntemlerin değil, diplomatik çözümün ve halkların özgür iradesinin yanındayız.</em></p>



<p><em>CHP Frankfurt Birliği Yönetim Kurulu</em></p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
