<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kadın &#8211; Almanya Haberleri &#8211; Egazete.de</title>
	<atom:link href="https://egazete.de/kadin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://egazete.de</link>
	<description>Almanya&#039;nın Türkçe Haber Portalı</description>
	<lastBuildDate>Sun, 08 Feb 2026 14:51:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.4</generator>
	<item>
		<title>Geçen ay 22 kadın erkekler tarafından öldürüldü</title>
		<link>https://egazete.de/gecen-ay-22-kadin-erkekler-tarafindan-olduruldu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Feb 2026 14:51:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadın cinayeti]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[rapor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=30944</guid>

					<description><![CDATA[KCDP’nin raporuna göre, geçen ay 22 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 19 kadın ise şüpheli şekilde ölü bulundu. Her iki kadından biri ateşli silahla katledildi.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun bu yılın ilk ayına ilişkin raporu, ülkedeki kadınlara yönelik şiddetin geldiği boyutu bir kez daha gözler önüne serdi.</p>



<p>Rapora göre, Ocak ayında 22 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 19 kadın ise şüpheli şekilde ölü bulundu.</p>



<p>Ocak ayında öldürülen 22 kadından 1’i ekonomik bahanelerle, 1’i kızının evli olduğu erkeğin barışma teklifini kabul etmemesi bahanesiyle katledildi. 20 kadının ise hangi bahaneyle öldürüldüğü tespit edilemedi.</p>



<p>Raporda kadınların neden ve kim tarafından öldürüldüğü tespit edilmedikçe, adaletin sağlanamayacağı vurgulandı. Platform, <strong>“20 kadının hangi bahaneyle öldürüldüğünün tespit edilememesi, kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin görünmez kılınmasının bir sonucudur. Kadınların kim tarafından, neden öldürüldüğü tespit edilmedikçe; adil yargılama yapılmayıp katiller caydırıcı cezalar almadıkça, önleyici tedbirler uygulanmadıkça şiddet boyut değiştirerek sürmeye devam ediyor”</strong> ifadelerini kullandı.  Öte yandan rapora göre kadınlar en çok evlerinde, ateşli silahla ve evli olduğu erkekler tarafından hayattan koparıldı. </p>



<p>ÜÇ KİŞİ GÖZALTINA ALINDI</p>



<p>Iğdır&#8217;da 28 yaşındaki Ceren Işık, ateşli silahla öldürülmüş halde bulundu, 3 kişi gözaltına alındı. Olay Bağalar Mahallesi’nde yaşandı. Bir apartmanda silah sesinin duyulması üzerine olay yerine gelen polis, ambulans ve itfaiye ekipleri apartmanın birinci katına çıkarak Ceren Işık’ın cansız bedeniyle karşılaştı. Olayla ilgili üç kişi gözaltına alındı.</p>



<p>EGE’DE 2025&#8217;TE 50 KADIN KATLEDİLDİ</p>



<p>İnsan Hakları Derneği İzmir Şubesi Kadın Komisyonu, kadına yönelik hak ihlallerine ilişkin hazırladığı raporu dernek binasında basın toplantısı ile açıkladı. Burada yapılan açıklamada 2025 yılında kadınların eşit ve özgür yaşamın en ağır şekilde ihlal edildiği ifade edildi.  Açıklamada “2025 yılında Ege Bölgesi’nde en az 50 kadın cinayeti ve şüpheli kadın ölümü meydana gelmiş; birçok kadın, 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma kararı almasına rağmen şiddetten korunamamış, bazı vakalarda ise kamu görevlilerinin ihmali şiddetin devam etmesine yol açmıştır&#8221; denildi. birgun.net</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadınlardan 10 Ocak’ta dev miting</title>
		<link>https://egazete.de/kadinlardan-10-ocakta-dev-miting/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Jan 2026 12:50:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadin]]></category>
		<category><![CDATA[miting]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=30844</guid>

					<description><![CDATA[Kadınlar, şiddetsiz yaşam, laiklik, eşit yurttaşlık ve güvenceli çalışma talebiyle 10 Ocak’ta Ankara Tandoğan'da kadın mitinginde buluşacak. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kadınların yaşam hakkını hedef alan politikalar, güvencesiz çalışma, cezasızlık ve aile merkezli düzenlemelerle derinleşirken; sendikalar, meslek odaları ve kadın örgütleri 10 Ocak’ta Ankara’da yapılacak Kadın Mitingi için ortak bir itirazda buluştu.</p>



<p>Laiklikten eşit yurttaşlığa, şiddetsiz yaşamdan güvenceli emeğe uzanan taleplerle kadınlar, erkek egemen, neoliberal ve otoriter politikalara karşı örgütlü mücadelenin sesini yükseltmeye hazırlanıyor.</p>



<p><strong>EN GÜÇLÜ YANIT ÖRGÜTLÜ MÜCADELE</strong></p>



<p>Sema Pınar &#8211; KESK MYK Üyesi</p>



<p>10 Ocak’ta yapılması planlanan, bizleri bir araya getiren ‘kadın mitingi’, kadınların yaşamını her alanda kuşatan eşitsizliklere, hak gasplarına; kadınları güvencesizliğe, yoksulluğa ve şiddete mahkûm eden erkek egemen, neoliberal ve otoriter anlayışa karşı örgütlü bir duruşun, bir itirazın ifadesidir. Kamuda esnek ve güvencesiz çalışmayı dayatan uygulamalara karşı çıkarken, aynı zamanda toplumsal cinsiyet eşitliğini reddeden, kadını yalnızca aile içinde tanımlayan muhafazakâr politik anlayışlara da itiraz ediyoruz. Bu miting elbette yalnızca bir itiraz değil; aynı zamanda dayanışmanın, örgütlü mücadelenin ve umudun bir kez daha ifadesi olacaktır.</p>



<p>10 Ocak Kadın Mitingi, aynı zamanda farklı kurum ve bağımsız birçok kadının ortak taleplerini de dile getireceği geniş katılımlı bir miting olacaktır. Kısaca özetlemek gerekirse; şiddetsiz bir yaşam hakkı istiyoruz. Kadına yönelik şiddetin önlenmesi için etkin ve kararlı politikalar uygulanmasını, cezasızlığın son bulmasını, İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı yasanın eksiksiz uygulanmasını talep ediyoruz.</p>



<p>Eşit ve güvenceli çalışma, tüm kadınların ortak taleplerinden bir diğeridir. Kadın emeğini ucuzlaştıran, güvencesiz ve esnek çalışmayı yaygınlaştıran politikalara son verilmesini; eşit işe eşit ücret ve güvenceli istihdam hakkının hayata geçirilmesini istiyoruz. Eğitimden çalışma yaşamına kadar her alanda toplumsal cinsiyet eşitliğinin esas alınmasını talep ediyoruz.</p>



<p>Laiklik, kadınların eşit ve özgür yaşamının temel güvencesidir. Bugün kadınların haklarına yönelik saldırılarla laikliğin aşındırılması, aynı politik anlayışın ürünüdür. Laiklik geriledikçe kadınlar kamusal alandan dışlanmakta, emeği güvencesizleştirilmekte ve yaşamları aile içine hapsedilmektedir. 10 Ocak Kadın Mitingi, tam da bu nedenle, yalnızca bir kadın mitingi değil; aynı zamanda laik, eşit ve özgür bir yaşam talebinin güçlü bir ifadesidir. Biz kadınlar biliyoruz ki laiklik olmadan eşitlik olmaz, özgürlük olmaz. Laiklik olmadan şiddetsiz bir yaşam mümkün değildir.</p>



<p>Ayrıca bakım yükünün kadınların omuzlarına yıkılmasına karşı, nitelikli, ücretsiz ve kamusal kreş, yaşlı ve hasta bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılmasını istiyoruz. Her gün hayatı yeniden yaratan biz kadınlar, her nerede isek orada mücadeleyi ortaklaştırmaya, büyütmeye büyük çaba harcıyoruz. Sendikalar ve meslek odaları, kadın emeğinin görünmezliğine karşı yeterli olmasa da ortak eylemler yapma çabasında. Öncelikle toplu sözleşme süreçlerinde eşit işe eşit ücret, güvenceli istihdam ve kreş hakkını temel talepler hâline getirmeye özen gösteriyoruz.</p>



<p>Kadın komisyonları ve kadın meclisleri aracılığıyla kadınların karar mekanizmalarında söz sahibi olmasını sağlıyoruz. İşyerlerinde <a href="https://www.birgun.net/etiket/siddet-2443" target="_blank" rel="noreferrer noopener nofollow">şiddet</a>, taciz ve ayrımcılığa karşı açık ve bağlayıcı mücadele politikaları oluşturuyoruz. Çünkü biliyoruz ki kadın emeğinin sömürüsüne karşı en güçlü yanıt, örgütlü ve kolektif mücadeledir.</p>



<p>10 Ocak Kadın Mitingi bizim için bir son değil, yeni bir başlangıç olacaktır. Bu mitingle açığa çıkan ortak iradeyi kalıcı ve örgütlü bir mücadele hattına dönüştürmek, öncelikli görevlerimizden biri olacaktır. Kadın mücadelesi yalnızca kadınların değil, tüm toplumun mücadelesidir. Bu nedenle sendikalar, meslek odaları ve bağımsız kadın örgütleri arasındaki dayanışmayı güçlendireceğiz. Alanlarda, sokakta ve ortak platformlarda yan yana gelmeye devam edeceğiz. Eşit, özgür, laik ve şiddetsiz bir yaşam talebimizi her alanda yükselteceğiz.</p>



<p>Çünkü biliyoruz ki bu rejim, kadınlar başta olmak üzere tüm kesimlerin ortak, birleşik ve örgütlü mücadelesiyle değişecektir. 10 Ocak’ta; kadınların haklarını yok sayan, kadın cinayetlerine, cezasızlığa, eşitsizliğe, yaşamlarımızı denetim altına almaya çalışan bu gerici politikalara karşı; itirazın, öfkenin, isyanın ve ortak mücadelenin sesi olmaya, Ankara mitinginde buluşmaya davet ediyorum.</p>



<p><strong>MÜCADELE İÇİN YENİ BİR BAŞLANGIÇ</strong></p>



<p>Ayşe&nbsp;Gültekin &#8211;&nbsp;TTB Kadın Hekimlik ve&nbsp;Kadın Sağlığı Kolu&nbsp;</p>



<p>10 Ocak Kadın Mitingi, en temel anlamda toplumsal cinsiyeti ve kadınları hedef alan; dolaylı ya da dolaysız her şekilde kadınların hayatına, yaşam tarzına müdahale eden; kadınları sosyal olarak, hukuki olarak, ekonomik olarak eşitsizliğe mahkûm eden; toplumdan izole edip aileye kapatan; bakım emeğine mahkûm eden ve son noktada şiddetle yüz yüze bırakan cinsiyetçi politikalara, kadınları ve LGBTİ+’ları&nbsp;nesneleştirerek ve susturmaya çalışarak, onların bedenleri ve yaşamları üzerinden topluma hiza vermeye çalışan bir siyasi anlayışa bir itiraz, bir mücadelenin somutlaştığı an olarak görüyoruz.</p>



<p>Mitingdeki temel amacımız; kadınların ve LGBTİ+’ların&nbsp;toplumsal olarak ellerinden alınmış olan tüm haklarının iade edilmesi, kadınları <a href="https://www.birgun.net/etiket/esitsizlik-4962" target="_blank" rel="noreferrer noopener nofollow">eşitsizlik</a>, yoksulluk ve şiddet ile yüz yüze bırakan tüm politikalardan vazgeçilmesi ve bu tehditlerden kadınları koruyacak tedbirlerin derhal alınması, kadınların ve LGBTİ+’ların&nbsp;bedenleri ile ilgili kararlarda tek söz sahibi olduklarının kabul edilmesi ve toplumsal cinsiyet temelli toplumsal barış ortamının oluşturulmasıdır. Daha somut olarak söylersek; derhal İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönülmesi, 6284 sayılı yasanın etkin bir şekilde uygulanması, medeni hakların koruma altına alınması, kadınların yüksek oranda güvencesiz koşullarda çalıştırılmalarının önüne geçilmesi ve çalışma haklarının güvence altına alınması, Aile Yılı ve benzer söylemler ile kadınları çalışma hayatından izole ederek bakım emeğine hapseden politikalara son verilmesi, kadınların doğum yapıp yapmayacağına, hangi yöntemle doğum yapacaklarına ve kaç çocuk doğuracaklarına dair kadınlar yerine söz söyleyen söylem ve politikalardan vazgeçilmesi, kadın ve LGBTİ+ sağlığını ve sağlık hakkını koruma altına alacak tedbirlerin alınması, yasal bir hak olan kürtajın uygulanmasının önündeki fiili engellerin kaldırılması, istismarın etkin bir şekilde cezalandırılması, kız çocuklarının eğitiminin desteklenmesi ve önündeki engellerin kaldırılması, kadınlar ve LGBTİ+’ların&nbsp;yaşama hakkı ve özgürlüklerini tehdit eden açıklamalar ve yasal düzenlemelere derhal son verilmesi ve kaldırılması en temel somut taleplerimizi oluşturmaktadır.</p>



<p>Bugün kadın emeği açısından en büyük sorun; kadınların güvencesiz ve parça başı işlerde çalıştırılarak hem çalışma hayatına tam anlamıyla dâhil olamaması, emeklerinin karşılığını alamaması ve hem de ekonomik, sağlık ve uzun vadede son derece kırılgan bir konuma sabitliyor olması; aynı zamanda da bu işlerin geçici işler olduğu algısının yaratılarak kadının birincil olarak evde bakım ve yeniden üretim emeği sorumluluğu olduğunun çeşitli şekillerde ifade ediliyor ve bu açıdan kadınlar üzerinde söylemsel olarak, hukuki olarak baskı kuruluyor olmasıdır. Bu durum kadınları eve bağlı ve eve bağımlı hâle getirmekte, bu da kadınların toplumsal eşitsizliğine ve son kertede şiddete kapı açmaktadır.</p>



<p>Biz TTB Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu olarak, bu politikaların kadınlar üzerinde, kadınlar ve LGBTİ+’ların&nbsp;bedenleri ve sağlıkları üzerinde oluşturduğu hasar ve tehditlerin farkında olarak bunları gün yüzüne çıkarmaya, kadın ve LGBTİ+’ların&nbsp;bedenlerini, sağlıklarını ve sağlık haklarını korumaya yönelik adımlar atmaya çalışıyoruz. Özellikle son bir yılda; gerek Nüfus Politikaları Enstitüsü’nün kurulması, gerek Aile Yılı ilan edilmesi, gerek doğum şeklinin ve kürtajın tekrar tartışmaya açılması, gerek LGBTİ+’ların&nbsp;yaşamlarını sınırlayan düzenlemelerin gündeme getirilmesi gibi konularda aktif tutum aldık; toplumsal cinsiyet eşitliğini ve kadın ve LGBTİ+’ların&nbsp;sağlığını ve beden özerkliğini önceleyen ve altını çizen açıklamalar, eylemler yaptık, eğitim faaliyetleri ve toplantılar yürüttük ve bu hatta da ilerlemeye kararlıyız. Bu anlamda Kadın Mitingi bileşenlerinden biri olmak bizim için hem son derece doğal hem de bir o kadar güzel ve umut vericidir elbette.</p>



<p>Kadınların mücadelesi tabii ki çok uzun soluklu bir mücadele. Biz 10 Ocak’ta bu mücadelenin yeni bir adımını atacağız, sesimizi bir defa daha, hep birlikte, dayanışarak yükselteceğiz. Elbette bu bir son değil; mücadeleye devam etmek için yeni bir nefes, yeni bir aradalık yaratma şansı ve yeni bir başlangıç olacaktır diye düşünüyoruz. Çünkü mücadelemiz bitmedi; amaçlarımız gerçekleşene kadar da devam edecek, bunu biliyoruz.</p>



<p>Bu mücadelenin, bu dayanışmanın ve bu kolektif sesin bir parçası olmak isteyen tüm kadın ve LGBTİ+’ları&nbsp;10 Ocak’ta Tandoğan Meydanı’na bekliyoruz!</p>



<p><strong>MİTİNG BİR EŞİK NOKTASI</strong></p>



<p>Hanze Gürkaş &#8211; TMMOB Yönetim Kurulu Üyesi ve Kadın Çalışma Grubu Sorumlu Y.K. Üyesi </p>



<p>10 Ocak’ta alanlarda olma çağrımız, kadınları toplumsal yaşamdan dışlayan, laikliği tahrip eden ve gerici politikalarla kazanılmış haklarımızı geri götüren siyasal-toplumsal anlayışa karşı güçlü bir itirazdır. Son dönemde hukuki güvencelerin zayıflatılması, şiddette cezasızlık eğiliminin artması ve aile merkezli politikaların kurumsallaşması, kadınların kamusal alandaki eşit konumunu geri dönülmez biçimde tehdit eder hâle gelmiştir. Bu nedenle 10 Ocak, bir eşik noktasına işaret etmektedir.</p>



<p>Bugün medeni haklarımız ve yıllarca kazanılmış özgürlüklerimiz adım adım yok sayılıyor; İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme, eğitimden sağlığa, çalışma yaşamından kamusal alana kadar uzanan geniş bir alanda eşit ve özgür varlığımızı hedef alıyor. Bu tablo, toplumsal yaşam üzerinde denetimi derinleştiren siyasal yönelimin parçasıdır ve biz kadınlar bu gidişata boyun eğmiyoruz.</p>



<p>Bu mitingi, eşit yurttaşlık ve laik-özgür yaşam talebinin kamusal alanda yeniden ve güçlü biçimde ifade edilmesi olarak görüyoruz. Kadına yönelik şiddetin cezasızlığa mahkûm edilmesine, bakım yükünün kadınlara dayatılmasına ve çalışma yaşamında ayrımcılığın normalleştirilmesine karşı “eşit, özgür ve güvenceli yaşam” diyoruz. Kadın emeği bugün; ücret eşitsizliği, güvencesiz istihdam, kayıt dışı ve esnek çalışma biçimleri ile ev içi görünmez emek arasında sıkışmaktadır. 10 Ocak, bu tabloya karşı emeğimizin ekonomik, toplumsal ve kamusal değerini görünür kılan bir ortak itirazdır.</p>



<p>Olmazsa olmaz taleplerimiz; şiddetin her türüne karşı etkin korunma mekanizmalarının işletilmesi, laik ve bilimsel eğitimin korunması, sağlık ve üreme haklarının güvence altına alınması, güvenceli ve eşit istihdam ile temsiliyetin sağlanması, bakım hizmetlerinin toplumsallaştırılması ve kadın emeğinin görünürlüğünün artırılmasıdır. Kadın politikalarında aile merkezli ve cinsiyetçi yaklaşımların terk edilmesi, sosyal politikaların eşitlik eksenli yeniden düzenlenmesi acil bir zorunluluktur.</p>



<p>Sendikalar, meslek odaları ve TMMOB çatısı altındaki Kadın Çalışma Grubu, kadınların örgütlenmesini ve hak mücadelesini görünür kılarak hukuki ve fiili bir mücadele hattı örmektedir. 10 Ocak’ın ardından da bu mücadele; çalışma yaşamında, kentte ve meslek alanlarımızda, politika üretme süreçlerinde devam edecek; laiklik, eşitlik ve özgürlük için kadın emeğinin ve yaşam hakkının kamusal değerini savunan kalıcı ve dayanışmacı bir mücadele hattı olarak güçlenecektir. </p>



<p><strong>DAHA FAZLA EKSİLMEMEK İÇİN MEYDANLARDAYIZ</strong></p>



<p>Canan Güllü &#8211; Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı </p>



<p>2011 yılında İstanbul Sözleşmesi’nin imzalandığı günlerde, kadın hareketi olarak çok mutlu olmamız gereken bir zamanda üzgündük. Çünkü Kadın Bakanlığı kapatılarak Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı kurulmuştu. Yani kadın-erkek eşitsizliğinden kaynaklanan kadına yönelik şiddeti önlemek için “şiddetsiz bir Avrupa” düşü ile İstanbul Sözleşmesi imzalanırken, aynı anda eşitsizliğin kaynağı olan aile politikaları öne çıkarılıyordu. Bu ilk adım sonrası İstanbul Sözleşmesi’nin içeride uygulanması adına hazırlanan 6284 sayılı Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi Yasası da Meclis’te önergelerle isim değiştirip adı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi diye onaylandı; içinde bulunan Toplumsal Cinsiyet Eşitliği cümlelerinin üzeri çizilerek. Bizler STK olarak, 2011 yılından başlayan aile kavramının eşitlik karşısında güçlendirilmesi politikalarının aslında süreci nasıl kör bir kuyuya çevirdiğinin tanıklarıyız. Mücadelemiz o zamanlardan sonra daha da derinleşti, bilendi. Çünkü kazanımlarımız göz göre göre tırpanlanıyordu.</p>



<p>O günlerden hemen sonra TBMM’de kurulan boşanma komisyonuna, kürtajın önlenmesi adına sağlık bilgi sistemine getirilen yasaklara, evlenme yaşımızdan doğuracağımız çocuk sayısına, normal doğumun tercih edilmesine ve sezaryenin yasaklanmasına, 4+4+4 sistemi ile erken ve zorla evliliklere kapı açılmasına, 18 yaş altı erken ve zorla evlilik yapmış olanlar için adına “tecavüz önergesi” dediğimiz af önergesinin hem de dönemin Adalet Bakanı tarafından verilmesine, Anayasa Mahkemesi’nce resmî nikâh olmadan dinî nikâh kıyılamaz maddesinin iptal edilmesine, müftülüklere nikâh yetkisi verilmesine, rehber öğretmenlerin görev tanımının değiştirilmesi ile istismarın hasır altı edilmesine, koronavirüs zamanı infaz yasasına erken yaşta zorla evliliklerin eklenmesi çabalarına, ardı ardına çıkarılan yargı paketlerinde kazanımlardan geri adım atılmasına, LGBTİ+’ların yaşam hakkı gaspı içeren mevzuat değişim taleplerine, eşitsizliğin kadın cinayetlerini yüzlü rakamlara getirdiği ülkemizde hukukun insan odaklı bakması gerektiğini savunanlara ve bakım yükünün kadınlar üzerine ihale edilmesi için harcanan çabaların yerel yönetimlerin açtığı Yuvam İstanbul kreşlerine karşı savaş açmasına; cezasızlığın garipsenmediği bir durum olarak hüküm sürdüğü ülkemizde, en az 11. yargı paketi ile kadın cinayetleri ve çocuk istismarına af getirmeyi düşünen, Diyanet fetvaları ile laikliği yok eden çağdaşlık karşıtı bağnazlığa dur deme ve tüm yaşananları görmezden gelerek 2025 yılını Aile Yılı ilan eden zihniyete, kadın politikasızlığına kocamanından hayır demek için Anayasamızdan kaynaklanan protesto hakkımızı kullanarak 10 Ocak Cumartesi günü meydanda olacağız.</p>



<p>Yıllardır içimizde biriktirdiğimiz öfke ile, uzlaşma bulamadığımız zeminlerin yokluğu ile, daha fazla eksilmemek ve sorumlusu olduğumuz kitlelerin talepleri ile meydanda olacağız. Siyasetin kadını görünmez kılan, yaşam hakkını elinden alan, istihdamda ve eğitimde görünmez kılan bakış açısına karşı yan yanayız. Yıllardır dayanışmadan aldığımız güç ve çağdaş zeminin bize sağladığı Atatürk Türkiyesi’nin Cumhuriyet kazanımları için; hakkımıza sahip çıkmak, eşitlik için, barış için, laiklik ve yaşam için meydanda olacağız.   birgun.net</p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadınlar sokaklarda: Feminizm antifaşizmdir</title>
		<link>https://egazete.de/kadinlar-sokaklarda-feminizm-antifasizmdir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 09 Mar 2025 13:49:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[8 Mart]]></category>
		<category><![CDATA[frankfurt]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=29760</guid>

					<description><![CDATA[Frankfurt'ta 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde kadınlar sokaklara çıktı. Eylemlerde eşitlik ve antifaşizm vurgusu öne çıktı]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Frankfurt&#8217;ta antifaşist kadınlar ile SPD yanlısı Die Falken adlı gençlik grubunun da yer aldığı inisiyatif, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü&#8217;nde „Feminizm antifaşizm“ dedi. İnisiyatifin çağrısıyla Römer meydanını dolduran protestocular, „Benim bedenim, benim kararım, „218 sayılı kanun yasağı kaldırılsın“, „Her erkek değil ama hep erkekler“, „Çocuk olacak mı biz karar veririz“, &#8220;Kadına yönelik şiddete hayır&#8221; ifadeleriyle dikkat çektiler. </p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="402" height="445" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2025/03/frankfurt-8mart-400-2.jpg" alt="" class="wp-image-29765" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2025/03/frankfurt-8mart-400-2.jpg 402w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2025/03/frankfurt-8mart-400-2-300x332.jpg 300w" sizes="(max-width: 402px) 100vw, 402px" /></figure>



<p>Römer meydanında gerçekleşen başlangıç mitinginde aşırı sağcının güçlenmesiyle yalnızca kadınlara yönelik iyileştirmeleri engellemediği, bizzat kadın düşmanı politikaların geliştirilmesine de önayak olduğuna dikkat çekildi. Almanya&#8217;da hemen her gün bir kadının katledilmesine vurgu yapılan konuşmalarda feminizmin aynı zamanda eşit ve temel haklar için mücadele etmek anlamına geldiği belirtildi. Durumun pempe tablo olmasının çok ötesinde olduğunu kaydeden kadınlar, „Sağ politikacılar artık açıkca aşırı sağ ile işbirliği yapabiliyor. Bu da faşistlerin kadın politikasının yaygınlaştırması anlamına geliyor. Kadınların ezildiği bütün ülkelerde ortak özellik patriarkal düzendir. Bu düzeni yıkmamız şart“ dediler. Uzak Doğulu kadınlar da Almanya&#8217;da göçmenlikle bağlantılı sorunlarla birlikte ırkçılık ve ayrımcılıkla da mücadele etmek durumunda kaldıklarına dikkat çekerek, „kadın düşmanı, ayrımcı ve ırkçı politikalara karşı sizinle birlikte mücadele ediyoruz“ ifadesini kullandılar. </p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="800" height="444" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2025/03/frankfurt-8mart-800-3.jpg" alt="" class="wp-image-29762" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2025/03/frankfurt-8mart-800-3.jpg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2025/03/frankfurt-8mart-800-3-300x167.jpg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2025/03/frankfurt-8mart-800-3-696x386.jpg 696w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p>Römer&#8217;de başlayan grubun yürülüşü, Main nehri kıyısından Sachsenhausen üzerinden tekrar kent merkezine yöneldi. Yürüyüşe inisiyatif verilerine göre 3 binden fazla insan katıldı.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="1920" height="1280" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2025/03/IMG_5070.jpg" alt="" class="wp-image-29761" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2025/03/IMG_5070.jpg 1920w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2025/03/IMG_5070-300x200.jpg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2025/03/IMG_5070-696x464.jpg 696w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2025/03/IMG_5070-1068x712.jpg 1068w" sizes="(max-width: 1920px) 100vw, 1920px" /></figure>



<p>Hauptwache meydanında da göçmen kuruluşlarından da aralarında olduğu bir inisiyatif, 8 Mart etkinliğinde kadınlar üzerindeki baskılara ve eşitsizliğe dikkat çekti. 500 kişilik grup da kent merkezinde yürüyüş gerçekleştirdi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2025/03/IMG_5070.jpg" length="374888" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>&#8216;Kadın her yerde saldırı altında&#8217;</title>
		<link>https://egazete.de/kadin-her-yerde-saldiri-altinda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 09 Mar 2025 11:44:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[8 Mart]]></category>
		<category><![CDATA[Dr Eylem Çamuroğlu Çığ]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Kadınlar Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Halkevi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=29743</guid>

					<description><![CDATA[Frankfurt'ta 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinliğine katılan Dr. Eylem Çamuroğlu, kapitalizmin son evresinde bütün hatlarda muhafazakar, ırkçı, aşırı milliyetçi, maço ve antifeminist bir söylemle saldırıya geçtiğini söyledi]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>FRANKFURT</strong></p>



<p>Frankfurt gerçekleşen 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinliğinde kadınlara yönelik muhafazakar ve aşırı sağ politikaların aile üzerinden mutfak, din ve çocuk kavramlarıyla uygulamaya konulduğuna dikkat çekildi. </p>



<p>Frankfurt Halkevi&#8217;nin düzenlediği 8 Mart etkinliğinde Mira ve Ella kadın hakları ve uluslararası kadın hareketi konusuna yer verdiler. Bülent Yavuz da Almanca ve Türkçe&#8217;deki kadın karşıtı ifadeleri tek tek saydı.  İbrahimi dilerdeki Havva ve Adam hikayesinin kadını yasak elmayı erkeğe veren figür olarak tanımladığına dikkat çeken Yavuz, Türkçe&#8217;deki adam sözcüğünün ise &#8216;insan&#8217; anlamında kullanıldığını ve buna bağlı terimler üretildiğini söyledi. Kadını aşağılayan, “kızını dövmeyen dizini döver” gibi çok sayıda sözcük ve terime de dikkat çeken Yavuz, kadının evlenmesini &#8216;kocaya varmak&#8217; olarak tanımlandığını belirtti. Yavuz Almanca&#8217;da da kadını aşağılayan sözcüklerin olduğunu söyledi.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignleft size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="400" height="362" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2025/03/dr-camuroglu-cig.jpg" alt="" class="wp-image-29744" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2025/03/dr-camuroglu-cig.jpg 400w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2025/03/dr-camuroglu-cig-300x272.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 400px) 100vw, 400px" /></figure></div>


<p><strong>“Büyük bir kadın nefreti var”</strong></p>



<p>“Yeniden üretim, toplumsal cinsiyet ve aşırı sağın yükselişi” konusunda bilgi aktaran, konunun uzmanı Dr. Eylem Çamuroğlu Çığ da kapitalizmin başlangıcından bugüne beden politikalarında bir süreklilik görüldüğünü söyledi. </p>



<p>Dr. Çamuroğlu Çığ konuşmasında, “Bugün aşırı sağın yükselişe geçtiği, herşeyin birbirine girmeye başladığı, ama çok net erkeklik kavramının tekrar tekrar gündeme geldiği, Trump gibi, Erdoğan, Macaristan&#8217;da Orban, Hindistan&#8217;da Modi gibi bir çok erkek figürünün hem de yönetici olarak feminizme saldırarak muazzam bir kadın nefretiyle geldiklerini görüyoruz. Kapitalizmin bu aşaması, neoliberalizmin bu evresi, özel sektörcü, piyasacı, &#8216;herşeyi özelleştiririm&#8217; diyen kapitalizmin şimdiki evresi 80&#8217;lerin tamamlanmasıdır. Karşı devrimin son aşamalarına gelmiş gibi görünüyoruz. Bu nedenle bütün hatlar saldırı altında, bu nedenle tek bir coğrafyada değil. Sadece Afganistan, sadece Türkiye değil. Hepsinin ortak noktası muhafazakarlık, ırkçılık, aşırı milliyetçilik, maçoluk ve antifeminist bir söylemdir. Coğrafyalara özgü olmayan din de ortak özellik. Türkiye&#8217;de İslam, Hindistan&#8217;da İslam karşıtlığı, Avrupa&#8217;da da yine İslam karşıtı Hristiyan versiyonları. Hepsinin ortak noktaları aileci olmaları, aile söylemine geri dönmeleri. Kadın cinsiyet olarak ortadan kalkar. Nasyonal Sosyalizm&#8217;de üç kavram vardı. Mutfak, kilise ve çocuklar (Küche, Kirche, Kinder) aynısı bu aile söyleminin içerisinde yer alıyor” ifadelerine yer verdi.</p>



<p><strong>Eşitsizlik farklı kimliklerle katlanıyor</strong></p>



<p>Eşitsizliğin tek bir eksende yaşanmadığını vurgulayan Dr. Çamuroğlu Çığ, “Bunun içine farklı kimlikler, ırk girmeye başlıyor. LGBT+, göçmen olmak, sınıf farkları girmeye başlıyor. Her bir kimliğimiz, aidiyetimiz yaşadığımız eşitsizliği kat kat artıran bir özelliğe dönüşebiliyor. Toplumsal cinsiyet karşıtı hareketin karşıtlığının ideolojik temellerinde muhafazakarlık, kökten dincilik gibi ideolojiler görürsünüz. Örneğin Türkiye&#8217;deki piyacılaşma din sosludur. AKP bunu çok daha ileri taşıdı. AfD&#8217;li Alice Weidel toplumsal cinsiyet kürsülerini kapatacaklarını söyledi. Buna pek tepki olmadı. Aşırı sağ ideolojiler, sağın da desteğini almış durumda. Bu ideolojiler uzun zamandır bu yolu örüyorlardı. Cüretin çok arttığı bir aşamadayız. Kürtaj en fazla saldırı olan haklardan bir tanesi. LBGT haklarını geri alan girişimler var. Aile içi şiddeti hafifleten yasalar var” dedi.</p>



<p><strong>Yeni yasal düzenleme yolda </strong></p>



<p>Türkiye&#8217;de 2025&#8217;in “Aile yılı” ilan edildiğine dikkat çeken Dr. Çamuroğlu Çığ konuşmasını şöyle sürdürdü: “Aile göründüğü kadar masum bir kavram değil. Kadını ve bütün farklılıkları o kavramın içine sıkıştırdığınızda kapitalizm düzeninin devam edebilmesi için gerekli bir adım sağlamış oluyorsunuz. Ne Nasyonal Sozyalizm aileyle boşuna ilgilendi ne de bugünün aşırı sağı boşuna ilgileniyor. Türkiye&#8217;de aile ilgili toplantılara bakın, hepsinde büyük oranda erkekleri göreceksiniz. Biyolojik cinsiyeti yasalara getirmek istiyorlar. Bunun üzerinden ahlaki bir tanım ve kamusal alanda biyolojik cinsiyete uygunsuz davrananlara ceza getiren bir yasa olacak. Bu yasa çok tehlikeli, her yere gidebilecek bir şey. Aile kavramının dışında kadın ve erkek rollerinin her türlüsünü suç haline getiriyor. Türkye&#8217;nin başını çektiği bir sözleşmeyi, İstanbul Sözleşmesi&#8217;ni bir gecede kararname ile yürürlükten kaldırdılar. İstanbul Sözleşmesi, feminist mücadelede çok önemli bir yer tutuyor. Yürürlüğe girişi de feminist mücadele sonucu oldu. O yasadan çıkılması korkunç bir dönemi haber verir. Kadın cinayetleri daha mart ayının başında 69. İstanbul Sözleşmesi&#8217;nde çıkıldığından beri, cinayet sayıları artarak gidiyor. Sözleşme tam uygulanamasa bile koruyucu olduğunu görmek mümkün. Almanya&#8217;da da AfD aile kavramı ve kadın bedeni üzerinden mesaj veriyor.”</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1920" height="1440" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2025/03/halkevi0325.jpg" alt="" class="wp-image-29745" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2025/03/halkevi0325.jpg 1920w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2025/03/halkevi0325-300x225.jpg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2025/03/halkevi0325-696x522.jpg 696w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2025/03/halkevi0325-1068x801.jpg 1068w" sizes="auto, (max-width: 1920px) 100vw, 1920px" /></figure>



<p>Toplantıda sanatçı Zeynep Sibel Başaran feminist şarkıları seslendirdi. Ali Rıza Sayedi yönetimindeki İranlılar korosu ile sanatçı Niko Nikoi santur eşliğinde söylediği birbirinden güzel şarkılarla programa konuk oldular.</p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2025/03/dr-camuroglu-cig.jpg" length="41888" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>DİSK&#8217;li kadınlar 7 Mart’ta greve gidiyor</title>
		<link>https://egazete.de/diskli-kadinlar-7-martta-greve-gidiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Mar 2025 21:02:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Disk]]></category>
		<category><![CDATA[grev]]></category>
		<category><![CDATA[kadinlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=29696</guid>

					<description><![CDATA[Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) 7 Mart’ta greve çıkma kararı aldı. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>DİSK’li kadınlar, Genel Başkan Arzu Çerkezoğlu’nun da katılımıyla İzmir’de bir araya geldi. DİSK Ege Bölge Temsilciliği’nden Kıbrıs Şehitleri Caddesi’ne yürüyen kadınlar, Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde bir açıklama gerçekleştirdi.</p>



<p>Kadınların, 7 Mart’ta iş yerlerinde, evlerinde, sokaklarda ve meydanlarda bir araya gelerek kadın grevi gerçekleştireceğini duyuran Çerkezoğlu, kadınların ekonomik ve toplumsal hayatta giderek daha fazla mağdur edildiğini belirtti.</p>



<p>Kadınların, eşit işe eşit ücret, kadına yönelik şiddetin son bulması, İstanbul Sözleşmesi’nin ve 190 sayılı ILO sözleşmesinin yeniden yürürlüğe girmesi ve kadın emeğinin görünür kılınması talepleriyle meydanlarda olacağını aktaran Çerkezoğlu, “Bizi yoksulluğa, güvencesizliğe ve şiddete mahkûm eden bu düzene karşı itirazımızı yükseltiyoruz” dedi.</p>



<h5 class="wp-block-heading"><strong>Kadın durursa, hayat durur! </strong></h5>



<p>“Omuz omuza vererek dayanışmayı büyütelim, mücadelemizi hep birlikte sürdürelim” çağrısında bulunan Çerkezoğlu, şunları söyledi:</p>



<p><em>“Tüm kız kardeşlerimizi neredeysek orada yaptığımız işi bırakarak bir kadın görevine çıkmaya çağırıyoruz. Biz kadınlar durursak hayatın duracağını herkese bir kez daha gösterelim. Birimizin omuzları biraz düştüğünde diğeri onun omuz başında olacak ve ayağa kaldıracak. Birimiz herhangi bir mağduriyet yaşadığımızda hemen koşup onun o mağduriyetini ortadan kaldıracak büyük kadın dayanışmasını örgütleyeceğiz.”</em></p>



<p>Basın açıklamasını okuyan DİSK 3 Nolu Şube Kadın Komisyonu Üyesi Mine Bilir ise, “Sadece kadın olduğumuz için erkeklerle eşdeğer işleri yapmamıza rağmen daha düşük ücret alıyoruz. Çalışma hayatında cinsiyet, ücret ve inanç ayrımcılığına karşı grevdeyiz. Eşit işe eşit ücret istiyoruz” diye konuştu.</p>



<p>Şiddetsiz ve tacizsiz işyerleri istediklerini belirten Bilir, “ILO’nun 190 sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesi hâlâ onaylanmadı. Hükümetin, işyerlerinde kadınların güvende olması için derhal bu sözleşmeyi onaylaması gerekiyor” ifadelerini kullandı.</p>



<h5 class="wp-block-heading"><strong>Talepleri neler?</strong></h5>



<p>“Kadınları eve hapsetmeyi hedefleyen politikalara karşıyız. Doğum teşviki yerine nitelikli, kamusal ve ücretsiz kreşler istiyoruz. Gebelik izni değil, ebeveynlik izni talep ediyoruz” sözlerine yer veren Bilir, kadınların taleplerini sıraladı:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>İstanbul Sözleşmesi’nin fesih kararından vazgeçilerek yeniden uygulanması,</li>



<li>ILO 190 sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesi’nin onaylanması,</li>



<li>Kadın cinayetlerinde ve toplumsal cinsiyet temelli suçlarda cezasızlık politikalarına son verilmesi,</li>



<li>Kadınların bakım yükünü azaltacak sosyal politikaların hayata geçirilmesi,</li>



<li>Eşit işe eşit ücret ilkesinin uygulanması ve denetlenmesi,</li>



<li>Tam zamanlı ve güvenceli kadın istihdamı olanaklarının artırılması,</li>



<li>Karar mekanizmalarında eşit temsiliyetinin sağlanması.</li>
</ul>



<p>“Kadınlar olarak emeğimize sahip çıkıyoruz” diyen Bilir, sözlerini “Yaptığımız iş her ne olursa olsun bırakıp alanları, sokakları ve meydanları dolduruyoruz&#8221; diyerek sonlandırdı.  birgun.net</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2025/03/disk-li-kadinlar-7-martta-grevde800.jpg" length="168314" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Gökçe Kübra Yıldırım A380 kaptan koltuğunda</title>
		<link>https://egazete.de/gokce-kubra-yildirim-a380-kaptan-koltugunda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Feb 2025 19:52:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[gökçe kübra yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[kaptan pilot]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=29668</guid>

					<description><![CDATA[Gökçe Kübra Yıldırım, Airbus A380'in kaptan koltuğuna oturan ilk Türk kadın pilot olarak tarihe geçti.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Airbus A380&#8217;in kaptan koltuğuna oturan Gökçe Kübra  Yıldırım, &#8220;Yaklaşık 12 yıl önce başladığım bu yolculuk, bugün beni kaptanlık noktasına taşıdı. Bugün burada olmamı sağlayan ve destekleyen herkese teşekkür ederim&#8221; dedi.</p>



<p>Türk Hava Yolları&#8217;nın (THY) Airbus filosunda ikinci pilot olarak göreve başlayan Gökçe Kübra Yıldırım, gerekli eğitimleri tamamladıktan sonra kariyerine Dubai&#8217;de devam etmeye karar verdi.</p>



<p>Yıldırım, havacılık sektörüne adım attığı 12 yıllık sürecin ardından, Dubai&#8217;nin en büyük havayolu şirketinde Airbus A380 tipi uçakta kaptan pilot olarak görev yapmaya başladı.</p>



<p>Dünyanın en büyük çift katlı uçağında kaptan koltuğuna oturan Yıldırım, başarısını sosyal medya hesabından paylaşarak, &#8220;Her bir adım, her zorluk, her başarı bana çok şey kattı. Bu meslek, sadece bir iş değil, hayatımın parçası oldu. Bugün burada olmamı sağlayan, destekleyen herkese teşekkür ederim&#8221; ifadelerini kullandı.  <strong>Odatv.com</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2025/02/gokce-kubra-yildirim.jpg" length="108017" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Almanya kadına yönelik şiddette alarm veriyor</title>
		<link>https://egazete.de/almanya-kadina-yonelik-siddette-alarm-veriyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Nov 2024 18:43:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=29227</guid>

					<description><![CDATA[Almanya'da her üç dakikada bir kadının şiddet gördüğünü ortaya koyuyor. Kadınlar artan şiddete karşı ayaklandı.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><strong>FRANKFURT</strong> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;">Frankfurt&#8217;ta kadın örgütleri, siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları Uluslararası Kadına Yönelik Şiddete Karşı 25 Kasım Eylem Günü nedeniyle miting düzenledi. Kadına yönelik eylem günü nedeniyle kentte aralarında Avrupa Merkez Bankası&#8217;nın olduğu bankalar, resmi binalar, metrolarda müzeler portalar renkli ışıklandırma yapıldı. Konstablerwache&#8217;de düzenlenen mitingte Almanya&#8217;da her üç dakikada bir kadının şiddet gördüğüne dikkat çekildi. Mitinge katılan kadınlar <strong>„Hayır, hayırdır. Beden benim, bedenimle ilgili kararı da ben veririm“</strong> diye haykırdı.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-29232" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2024/11/frankfurt-kadina-yonelik-siddet-1124-5.jpg" alt="" width="800" height="449" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2024/11/frankfurt-kadina-yonelik-siddet-1124-5.jpg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2024/11/frankfurt-kadina-yonelik-siddet-1124-5-300x168.jpg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2024/11/frankfurt-kadina-yonelik-siddet-1124-5-696x391.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;">Mitinge CDU&#8217;dan Yeşillere, kiliselerden sendikalar ve sivil toplum kuruluşlarına kadar; Türkiye&#8217;den ise Sol Feminist Hareket, Göçmen Kadınlar Birliği ile Tip&#8217;li Kadınlar&#8217;dan katılım oldu. Die Linke eski Eş Genel Başkanı Janine Wissler ile Frankfurt Kadınlardan Sorumlu Encümen Tina Zapf Rodrigez de mitingte yer aldılar. </span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-29229" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2024/11/frankfurt-kadina-yonelik-siddet-1124-2.jpg" alt="" width="800" height="448" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2024/11/frankfurt-kadina-yonelik-siddet-1124-2.jpg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2024/11/frankfurt-kadina-yonelik-siddet-1124-2-300x168.jpg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2024/11/frankfurt-kadina-yonelik-siddet-1124-2-696x390.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;">Etkinlikte yapılan konuşmalarda kadına yönelik şiddetin artık toplumsal bir sorun haline geldiği belirtilerek <strong>„Toplum olarak şiddete müsade etmemeliyiz. Biz koruma boşluklarını tamamen kapatmak zorundayız. Birlikte şiddetsiz bir yaşam için çalışmalıyız. 25 Kasım dışında da tacizci insanlara, cinsiyetçi yaklaşımlara, şiddete başvuran eşe, arkadaşa hayır demeliyiz. Biz kiminle konuşacağımıza, saçımızın, kıyafetimizin nasıl olacağına, bedenimiz üzerine kendimizi karar veririz. Benim bedenim, benim kararım. Fiziksel, psikolojik, her türlü şiddete, cinsiyet ayrımına karşıyız. Cinsiyet bazlı şiddete karşı dumak için özelliklere erkeklere büyük görev düşüyor“</strong> denildi.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-29231" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2024/11/frankfurt-kadina-yonelik-siddet-1124-4.jpg" alt="" width="800" height="450" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2024/11/frankfurt-kadina-yonelik-siddet-1124-4.jpg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2024/11/frankfurt-kadina-yonelik-siddet-1124-4-300x169.jpg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2024/11/frankfurt-kadina-yonelik-siddet-1124-4-696x392.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;">Yaklaşık binbeşyüz kişinin katıldığı Mitingte İranlı sanatçı Azadeh Bahrami (artemis) de sahne aldı. Kadına yönelik şiddeti protesto edenler Berliner Str yönüne yürüyüşe geçerek Korn Markt üzerinden tekrar Kontablerwache meydanına ulaştı. </span></p>
<p><strong>Kadına yönelik şiddette artış var</strong></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;">Diğer yandan Almanya Federal Kriminal Dairesi (BKA) raporunda yer alan son on yıl verilere göre aile içi şiddet, cinsel saldırılar ve psikolojik şiddet vakaların kayıtlara geçen sayısının ülke genelinde arttı.</span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;">Almanya İçişleri Bakanı Nancy Faeser&#8217;in açıkladığı &#8220;Kadınlara Yönelik Spesifik Cinsiyet Suçları&#8221; başlıklı raporunda, özellikle cinsel suçlar son iki yıl içinde iki katına çıktığı görüldü.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-29230" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2024/11/frankfurt-kadina-yonelik-siddet-1124-3.jpg" alt="" width="800" height="450" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2024/11/frankfurt-kadina-yonelik-siddet-1124-3.jpg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2024/11/frankfurt-kadina-yonelik-siddet-1124-3-300x169.jpg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2024/11/frankfurt-kadina-yonelik-siddet-1124-3-696x392.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><strong>Ev içi şiddet mağdurlarının yüzde 70&#8242; i kadın</strong> </span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;">Verilere göre, ev içi şiddet mağdurlarının yüzde 70&#8217;i kadın, 2023 yılında toplam 938 kadına eşleri, partnerleri veya eski eşleri, eski partnerleri cinayet girişimi olurken 360 kadın ise katledildi. Bir yıl öncesinde öldürülen kadın sayısı 133 olarak belirlenmişti. Aile içi şiddette veriler şöyle: 2023 yılında 180 bin 715 kadının aile içi şiddete uğradığı belirlenirken rakamlar bir yıl öncesinde 171 bin 76 olarak kayda geçmişti.</span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;">Rapor, kadınlara yönelik tecavüz, taciz, bedensel zarar, insan kaçırma gibi suçlarda da büyük artış olduğunu gösteriyor. Örneğin 2022 yılında kadın ve kızlara yönelik cinsel suç 49 bin 284 iken 2023 yılında yüzde 6,2 artışla 52 bin 330&#8217;a ulaştı. </span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;">İnsan kaçırma, reşit olmayanların alıkonulması, çocuk ticareti, özgürlükten yoksun bırakma, zorla evlendirme gibi kişi hürriyetiyle ilgili suçlarda mağdur kadın sayısı son on yılda (2014 yılı kaydı: 105 bin 223) yüzde 41 artışla 148 bin 15’e (2023 verisi) ulaştı</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2024/11/frankfurt-kadina-yonelik-siddet-1124-1.jpg" length="74204" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Dünya Şiddete Hayır Günü</title>
		<link>https://egazete.de/dunya-siddete-hayir-gunu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Oct 2024 09:36:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=28990</guid>

					<description><![CDATA[Dünya Şiddete Hayır Gününde konuşan uzmanlar, şiddetin psikolojik etkileri ile başa çıkma yollarını anlattı.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="post-content cf entry-content content-spacious">
<p>Dünya Şiddete Hayır Günü, bireylerin ve toplumların şiddetsiz, barış içerisinde yaşamaları için farkındalık oluşturmayı amaçlıyor. Uzm. Klinik Psikolog Cansu Karaman, şiddetin psikolojik etkilerine karşı yapılması gerekenleri anlattı. Dünya genelinde her yıl 2 Ekim’de kutlanan Dünya Şiddete Hayır Günü, şiddetsizliğin yaygınlaştırılması ve barış içinde bir arada yaşama kültürünün geliştirilmesi amacıyla Birleşmiş Milletler (BM) tarafından 2007 yılında ilan edildi. Şiddetsizlik; fiziksel, psikolojik ya da duygusal şiddetin kullanılmaması anlamına geliyor. Bu kavram, çatışmaların barışçıl yollarla çözülmesini, uzlaşmayı ve empatiyi ön planda tutuyor. Bireyler arasındaki ilişkilerde, toplumlarda ve uluslararası düzeyde barışın sağlanması için şiddetsizlik temel bir ilke olarak kabul ediliyor.</p>
<p><strong>Psikolojik Olarak Derin Etkiler Bırakabilir</strong></p>
<p>Dünya Şiddete Hayır Günü’nün, şiddetin bireyler ve toplum üzerindeki yıkıcı etkilerini anlamak ve bu konuda toplumsal bilinç oluşturmak amacıyla kutlandığına değinen Acıbadem LifeClub Sağlık Hizmetleri’nden Uzm. Klinik Psikolog Cansu Karaman, “Bugün, sadece fiziksel şiddetin değil, psikolojik, cinsel ve ekonomik şiddetin de ele alınmasını sağlar. Dünya Şiddete Hayır Günü, sadece şiddetin kınanması değil, aynı zamanda onun psikolojik etkilerinin anlaşılması ve bu etkilerle başa çıkma yollarının araştırılması için önemli bir olanaktır. Şiddetin psikolojik etkileri, kurbanlar üzerinde büyük ve derin izler bırakabilir. Fiziksel şiddet, travma sonrası stres bozukluğu, anksiyete (kaygı) ve depresyon gibi psikolojik sorunlara yol açabilir. Bu durum, kişilerin sosyal ilişkilerini ve genel yaşam kalitelerini olumsuz etkileyebilir. Özellikle çocuklar, şiddet ortamında büyüdüklerinde, gelişimsel açıdan ciddi geri dönüşler yaşayabilirler. Bu durum, özgüven eksikliği ve sosyal ilişkilere yabancılaşma gibi uzun vadeli sorunlara yol açabilir. Şiddet, yalnızca fiziksel eylemlerle sınırlı kalmaz; psikolojik ve duygusal istismar da kişiler üzerinde büyük travmalar yaratabilir. Kurbanlar; kendilerini yalnız, çaresiz ve değersiz hissedebilir” dedi.</p>
<p><strong>Sadece Kişileri Değil, Toplumları Da Etkiliyor</strong></p>
<p><strong>Uzm. Klinik Psikolog Cansu Karaman</strong>, şiddetin sadece kişileri etkilemediğine, toplumların genel ruh sağlığını da olumsuz etkilediğine dikkat çekti: “Şiddet içeren bir çevrede yaşayan kişiler, güven duygusunu kaybeder ve sosyal bağlantılarında zayıflama gözlemlenir. Bu, toplumsal birlikteliği ve dayanışmayı tehdit eder. Ayrıca, sürekli şiddete maruz kalma, bireylerde duyarsızlaşma ve bunun normal olduğunu kabul etme eğilimi yaratabilir. Bu açıdan, farkındalık oluşturmak, etkili iletişim yöntemlerini yaygınlaştırmak ve sağlıklı ilişki dinamiklerini öğretmek kritik önem taşımakta olup toplumsal bilinçlenmeyi artırma, şiddetin nedenlerine dair anlayış geliştirme amacı güder. Düzenlenecek olan bazı eğitim programları, atölyeler ve destek grupları aracılığıyla kişiler, sağlıklı başa çıkma becerileri geliştirebilir. Okullarda yapılan şiddete hayır eğitimleri, gençlerin bu konudaki duyarlılığını artırabilir. Ayrıca, bu tür etkinlikler, toplumsal dayanışmayı ve kişilerin empati seviyesini de güçlendirir.”</p>
<p><strong>Şiddetsiz Bir Toplum İçin Farkındalık Önemli</strong></p>
<p>Dünya Şiddete Hayır Günü’nün, yalnızca bir hatırlatma değil, şiddetsiz bir toplum yaratma yolunda atılacak adımlar için önemli bir çağrı olduğunun altını çizen Acıbadem LifeClub’ın <strong>Uzm. Klinik Psikoloğu Cansu Karaman</strong>, sözlerini şöyle noktaladı: “Psikolojik sağlığı korumak ve toplumsal barışı sağlamak amacıyla herkesin bu mücadelede yer alması gerekir. Farkındalık yaratmak, sağlıklı ilişkiler kurmak ve destek mekanizmalarını güçlendirmek, barış dolu bir geleceğin anahtarlarıdır. Şiddet kurbanlarına yönelik psikolojik desteğin güçlendirilmesi de önemlidir. Psikoterapi kişilerin yaşadıkları olumsuz travmatik deneyimlerin iyileşmesine yardımcı olur. Toplumda dayanışma ruhunu geliştirmek, kişilerin kendilerini güvende hissetmelerine katkı sağlar ve kişilerin psikolojik iyi oluşunu artırır” (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı) Foto: Pixabay / Vika Glitter</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2024/10/tears-4551435-800.jpg" length="21528" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Yılın ilk 7 ayında 225 kadın öldürüldü!</title>
		<link>https://egazete.de/yilin-ilk-7-ayinda-225-kadin-olduruldu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Aug 2024 11:53:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadın cinayeti]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=28849</guid>

					<description><![CDATA[CHP İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, 2024 yılının ilk 7 ayında 225 kadının katledildiğine dikkat çekerek, "2024’ün ilk 6 ayında 16 kadın tedbir kararına rağmen öldürüldü. AKP iktidarı için kadının adı, kadının kıymeti yok bu acı gerçek apaçık ortada" dedi.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="resize">
<p>CHP İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu ve Anıt Sayaç verilerini değerlendirdi.</p>
<p>İlgezdi, 2024 yılının ilk 7 ayında 225 kadın cinayeti gerçekleştiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: &#8220;AKP iktidarı için kadının adı, kıymeti yok. 2013-2023 yılları arasında en az 3 bin 969 kadın cinayete kurban gitti. 2013 yılında en az 232, 2014 yılında en az 291, 2015 yılında en az 294, 2016 yılında en az 292, 2017 yılında en az 354, 2018 yılında en az 408, 2019 yılında en az 425, 2020 yılında en az 418, 2021 yılında en az 432, 2022 yılında en az 409, 2023 yılında en az 414 kadın cinayeti yaşandı. İllere göre 2024 yılının ilk 6 ayında kadın cinayetinde İstanbul birinci sırada, Ankara ikinci ve İzmir üçüncü sırada.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu verilerine göre, 2024’ün ilk 6 ayında 16 kadın tedbir kararına rağmen öldürüldü.</p>
<p>AKP iktidarı için kadının adı, kadının kıymeti yok bu acı gerçek apaçık ortada. AKP iktidarının yarattığı yeni Türkiye’de veriler bize kadınların en çok evlerinde öldürüldüğünü gösteriyor. 2024 yılının ilk 6 ayında kadınların 117’si evinde öldürüldü, öldürülen 205 kadının 86’sı evli olduğu erkek, 20’si eskiden evli olduğu erkek, 19’u babası, 15’i tanıdığı biri, 10’u akrabası, 9’u oğlu, 3’ü kardeşi tarafından öldürüldü. Aileyi korumak adına atılan her adım aslında 6284’ün etkinliğini zayıflatıyor, kadınlar sokak ortasında vahşice öldürülüyor, buna son vereceğiz.” birgun.net</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TİP bir günde 8 kadının katledilmesini Meclis gündemine taşıdı</title>
		<link>https://egazete.de/tip-bir-gunde-8-kadinin-katledilmesini-meclis-gundemine-tasidi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Mar 2024 20:44:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadın cinayetleri]]></category>
		<category><![CDATA[TİP]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=28222</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye İşçi Partisi (TİP) Sözcüsü Sera Kadıgil, şubat ayının son günlerinde 24 saat içinde 8 kadının katledilmesini Meclis gündemine taşıdı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın yanıtlaması istemiyle soru önergesi veren Kadıgil, “Kadınların ölüm tehdidi almadan veya öldürülmeden boşanabilmelerini sağlamak için yürüttüğünüz bir çalışma var mı?” ifadelerini kullandı. 27-28 Şubat günlerinde, 7 farklı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="news-detail__content">
<p>Türkiye İşçi Partisi (TİP) Sözcüsü Sera Kadıgil, şubat ayının son günlerinde 24 saat içinde 8 kadının katledilmesini Meclis gündemine taşıdı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın yanıtlaması istemiyle soru önergesi veren Kadıgil, “Kadınların ölüm tehdidi almadan veya öldürülmeden boşanabilmelerini sağlamak için yürüttüğünüz bir çalışma var mı?” ifadelerini kullandı.</p>
<p>27-28 Şubat günlerinde, 7 farklı ilde yaşayan 8 kadının 24 saat içerisinde erkekler tarafından öldürülmesi gündeme oturmuş, AKP iktidarının kadına yönelik şiddete ilişkin cezasızlık politikaları bir kez daha tepkilerin odağı haline gelmişti.</p>
<p>İstanbul Pendik’te yaşayan Sevilay Karlı 5 ay önce boşandığı Ümit Karlı tarafından, İstanbul Çekmeköy’de Emine Ülkü Araz evli olduğu Hakan Araz tarafından, Sakarya’da yaşayan Hatun Ekrem Aslan boşanma aşamasında olduğu Ali Rıza Aslan tarafından, İzmir’de Özlem Çankaya evli olduğu ancak ayrı yaşadığı Ahmet Çankaya tarafından, Bursa’da yaşayan Tuba Ateşci boşandığı Murat Demir tarafından, Adıyaman’da yaşayan Tuğba Avcı evli olduğu Kasım Avcı tarafından, Denizli’de yaşayan Afganistan uyruklu Nasım Gol Karımı evli olduğu Mohammed Esmail Habibi tarafından ve Erzurum’da yaşayan Elif Saydam evli olduğu cezaevi firarisi Şafak Saydam tarafından katledilmişti.</p>
<p><strong>24 SAATTE 8 KADININ KATLEDİLMESİ TBMM GÜNDEMİNDE</strong></p>
<p>TİP Sözcüsü Sera Kadıgil, 24 saat içinde 8 kadının katledilmesini, sayısı giderek artan kadın cinayetleri ile kadına yönelik şiddeti önlemede Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının sorumluluğunu hatırlatarak Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşıdı.</p>
<p>Sera Kadıgil, Bakan Mahinur Özdemir Göktaş’ın yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde yaklaşık 24 saat içinde 8 kadının öldürülmesinde önleme ve tedbir görevlerinin yerine getirilmediğinin altını çizdi. Kadıgil, önergesinde şunları kaydetti:</p>
<p>“2023 yılında erkekler tarafından en az 315 kadın öldürülürken 248 kadın ise şüpheli bir şekilde ölü bulundu.  Kadınların yüzde 41’i evli olduğu erkek tarafından, yüzde 65’i, yani 205 kadın kendini en çok güvende hissetmesi gereken yer olan evlerinde öldürülmüştür. Her gün en az 5 kadının öldürüldüğü Türkiye’de geçtiğimiz günlerde ise yaklaşık 24 saat içinde İzmir, Bursa, Sakarya, Erzurum, Denizli ve İstanbul&#8217;da 8 kadın, evli oldukları, ya da boşandıkları erkekler tarafından öldürülmüştür.</p>
<p><strong>‘KADINLARIN YÜZDE 65’İNİN EVLERİNDE ÖLDÜRÜLMESİNE DAİR DEĞERLENDİRMENİZ NEDİR?’</strong></p>
<p>‘Medeni Kanun’u sil baştan yazacağını’ söyleyen Adalet Bakanlığı’nın ‘aile arabuluculuğu’ projesi dışında, bakanlığınızın kadınların ölüm tehdidi almadan veya öldürülmeden boşanabilmelerini sağlamak için yürüttüğü bir çalışma var mıdır? Sadece geçen yılki verilerden hareketle, kadınların yüzde 41’inin evli olduğu erkek tarafından, yüzde 65’inin en güvenli hissetmeleri gereken evlerinde öldürülmesine dair değerlendirmeniz nedir?”</p>
<p><strong>ELİF SAYDAM VE EMİNE ÜLKÜ ARAZ’IN KATLEDİLMESİNİ HATIRLATTI</strong></p>
<p>Önergesinde koruma ve önleme mekanizmalarının doğru ve etkin işletilmediğinin altını çizen Kadıgil, cezaevi firarisi Şafak Saydam’ın evli olduğu Elif Saydam’ı, Hakan Araz’ın ise evli olduğu Emine Ülkü Araz’ı öldürdüğü cinayetleri hatırlatarak şunları kaydetti:</p>
<p>“Öldürülen kadınlar arasında yer alan Elif Saydam’ın boşanmaya çalıştığı, 30 sabıka kaydı olan ve 19 Şubat’ta bulunduğu açık cezaevinden firar eden erkek Şafak Saydam tarafından öldürülmesi, bir süre kadın sığınma evinde kaldığı öğrenilen Emine Ülkü Araz’ın tehditler üzerine evine dönmek zorunda kalması, Emine’nin polis şiddet hattına ihbarda bulunmasının ardından ekiplerin eve geldiği sırada öldürülmesi kadınların hayatını korumakta etkin bir yol izlenemediğini aile içi şiddet önleme mekanizmalarının doğru işletilmediğini bir kez daha  ortaya çıkarmıştır.</p>
<p>30 sabıka kaydı bulunan Şafak Saydam’ın cezaevinden firar etmesinin ardından potansiyel kurban Elif Saydam’a bilgi verilmiş midir? Elif Saydam’ın hayatını korumak için herhangi bir tedbir alınmış mıdır?</p>
<p>Emine Ülkü Araz’ın yerinin sığınma evi personeli tarafından, katile deşifre edildiği iddiasına yönelik Bakanlığınız soruşturma başlatmış mıdır? Başlatmadıysa can güvenliği tehlikede olan kadınların yerinin bizzat can güvenliğini korumakla görevli personel tarafından ifşa edildiği iddiasının soruşturulmamasının gerekçesi nedir? Soruşturma başlatıldıysa sonucu kamuoyuna açıklanacak mıdır?</p>
<p><strong>‘SIĞINMA EVLERİNDEKİ MAĞDURLARIN KİMLİKLERİNİN DEŞİFRE OLMAMASI İÇİN ALDIĞINIZ ÖNLEMLER NELERDİR?’</strong></p>
<p>Bugüne dek sığınma evinde kalan kaç kadının yeri deşifre olmuştur? Sığınma evlerinin yerlerinin ve kalan mağdurların kimliklerinin deşifre olmaması için Bakanlığınızın aldığı önlemler ve uyguladığı cezai yaptırımlar nelerdir?</p>
<p>Emine Ülkü Araz’ın polise şiddet ihbarında bulunmasından ne kadar süre sonra güvenlik güçleri olay mahaline ulaşmıştır? Rehin alınan Emine’yi kurtarma operasyonunun başarılı olmamasına yol açan etmenler nelerdir? Başarısız operasyonla ilgili herhangi bir soruşturma başlatılmış mıdır?”</p>
<p><strong>‘ŞÜPHELİ KADIN ÖLÜMLERİ SAYISINA İLİŞKİN BAKANLIĞINIZIN BİR ÇALIŞMASI VAR MIDIR?’</strong></p>
<p>Soru önergesinde Kadın Cinayetlerini Önleyeceğiz Platformu’nun şüpheli kadın ölümlerine ilişkin raporunu da hatırlatan Kadıgil, “Neredeyse erkekler tarafından öldürülen kadın sayısına ulaşan şüpheli kadın ölümleri sayısına ilişkin Bakanlığınızın bir çalışması var mıdır? Soruşturmaların etkin yürütülmesi için Bakanlığınız dosyalara müdahil olmuş mudur? Bakanlığınız döneminde kaç şüpheli kadın ölümü aydınlığa kavuşturulmuştur?” diye sordu.</p>
<p><strong>‘ŞİDDET MAĞDURU KADINLARIN DEVLET KURUMLARINA ERİŞİMDE YAŞADIKLARI ÇEKİNCELERİ GİDERECEK ÇALIŞMANIZ VAR MI?’</strong></p>
<p>Yürütülen araştırmaların, şiddete uğrayan kadınların yüzde 90’a yakın bir kesiminin şiddeti bildirmediğini ortaya koyduğunu kaydeden Sera Kadıgil, Bakan Göktaş’a şunları da sordu:</p>
<p>“Eylül 2023 tarihinde Esenyurt&#8217;ta evli olduğu erkek tarafından çocuklarının gözü önünde bıçaklayarak öldüren Peri Dağlar’ın cinayetten 8 gün önce şiddet ihbarında bulunduğu, karakola götürüldükten sonra ise herhangi bir şikayetinin olmadığını ifade ettiği bilgisi kamuoyuna yansımıştır. Konuyla ilgili tarafınıza yöneltilen soru önergesine gelen yanıtta da Dağlar’ın ‘6284 sayılı kanun kapsamında 2021 yılında alınmış bir ay süreli, 2022 yılında alınmış 10 gün süreli ve Nisan 2023&#8217;te alman 15 gün süreli tedbir kararları olduğu’ resmi olarak doğrulanmıştır.</p>
<p>Şiddetin süreklilik gösterdiği fakat kadının şikayetçi olmadığı koşullarda, kadının hangi sebeple şikayetçi olmadığı, tehdit ya da korku sebebiyle mi şikayetini geri çektiği vb. sebeplerin değerlendirmesinin gerektiği çok açık bir şekilde ortadadır. Bakanlığınızın şiddete uğrayıp şikayetlerini geri çeken kadınlara ilişkin mevcut tehdit olasılıklarını değerlendirip önlemler aldığı bir mekanizması mevcut mudur?</p>
<p>Yapılan çalışmalar şiddete uğrayan kadınların yüzde 90’a yakın bir kesiminin şiddeti bildirmediğini göstermektedir. Şiddet mağduru kadınların devlet kurumlarına erişimde yaşadıkları çekinceleri giderecek, şiddet önleyici mekanizmalara erişimlerini kolaylaştıracak, şiddet faillerine yönelik cezasızlığının önün geçecek bir çalışmanız var mıdır?” İLERİ HABER</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2024/03/sera-kadigil800.png" length="156965" type="image/png"/>	</item>
	</channel>
</rss>
