HANAU
Hanau’da ırkçı saldırganın altı yıl önce katlettiği göçmenler Ferhat Ünvar, Gökhan Gültekin, Fatih Saraçoğlu, Sedat Gürbüz ile Hamza Kurtovic, Mercedes Kierpacz, Kaloyan Velkov, Vili Viorel Pun, Said Nasser El Hashemi ile saldırıda ağır yaralı olarak kurtulan ancak geçtiğimiz Ocak ayında hayatını kaybeden İbrahim Akkuş, Almanya’nın yüze yakın kentinde anıldı.
Anmalarda katledilen göçmenlerin adlarının görünür kılınması, saldırının tüm yönleriyle aydınlatılması ve adaletin sağlanması talep edilerek artan aşırı sağa ve terörüne ve kurumsal ırkçılığa dikkat çekildi. Anmalarda Hanau katliamının psikolojik sorunu olan bir kişinin gerçekleştiği münferit bir olay değil değil, son 40 yılda 200’ün üzerinde göçmenin hayatına mal olan ırkçı saldırıların bir parçası olduğu vurgulandı.
Anmalar, 19 Şubat günü Hanau, Offenbach ve Ditzenbach mezarlıklarında, akşam saatlerinde gençlik yas yürüyüşü ve suç mahallinde mitingle devam etti.

Çetin Gültekin: Bu faşist çığ durdurulamaz görünüyor
Hanau Markplatz’da 6 gençlik örgütlerinin birlikte düzenlediği yürüyüş ve mitinge de binlerce kişi katıldı.
Markplatz’da yapılan gösteride gençlik örgütleri, yakınlarını kaybeden ailelerin hiçbir talebinin kabul edilmediğine dikkat çektiler. Kent yönetimine ailelere gerçek anlamda destek vermesini isteyen gençlik örgütleri temsilcileri, ailelerle birlikte olayın aydınlatılması, devlet ve emniyet mensupları dahil olayda sorumluluğu olanlardan hesap sorulması, hatırlama işlevi için merkezi bir meydanda heykel dikilmesi taleplerinden de vaz geçmeyeceklerini, birlikte artan aşırı sağ ve kurumsal ırkçılığa karşı mücadeleyi sürdüreceklerini duyurdular.

Almanya’da hızla artan ırkçılık ve aşırı sağ tehlikesine dikkat çeken Gökhan Gültekin’in abisi Çetin Gültekin, eylül ayında Saksonya-Anhalt ve Mecklenburg-Vorpommern eyaletlerinde yapılacak seçimlerde aşırı sağcı AfD’nin eyalet hükümetlerine dahil olduğunda, bu faşizme doğru atılmış yeni bir adım olacağını savundu. Çetin Gültekin, “Nerede hata yaptık ki bu parti son yıllarda giderek güçlendi çok merak ediyorum. Ve yaklaşan felaketi durdurmak için ne yapabiliriz?” diye sordu
Çetin Gültekin konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Aşırı sağın sesinin giderek yükseldiğini, seçim sonuçlarının sadece Almanya’da değil, her yerde giderek arttığını görüyoruz. Hanau olayından sonra bile sağa kayışı durduramadığımızı kabul etmeliyiz. Aksine, bu faşist çığ bugün her zamankinden daha durdurulamaz görünüyor.

Yaklaşan felaketi durdurmak için ne yapabiliriz?
Almanya’da aşırı sağcı bir partinin demokratik yollarla merkezi iktidar pozisyonlarına gelme tehlikesi hiç bugünkü kadar büyük olmamıştı. Eylül ayında Saksonya-Anhalt ve Mecklenburg-Vorpommern eyaletlerinde yapılacak seçimlerde AfD eyalet hükümetlerine girerse, bu faşizme doğru atılmış yeni bir adım olacaktır. Nerde hata yaptık ki bu parti son yıllarda giderek güçlendi, çok merak ediyorum. Ve yaklaşan felaketi durdurmak için ne yapabiliriz?
Bavyera’daki AfD, ABD’deki benzer bir polis grubu kurmayı ve sözde geri göç programını uygulamaya koymayı talep etti. Şimdiden Almanya’da ve Hanau’da, 20 yıl veya daha uzun süredir burada yaşayan insanların sınır dışı edilmesini, bizi hayrete düşüren uygulamalarını yaşıyoruz. Yani İCE, giderek daha acımasız hale gelen bir sınır dışı etme makinesi, yakın gelecekte Almanya’da da görülecek bir tablo haline gelecek.“
ABD’de sınırdışı polisine karşı yapılan protestoların direnişin mümkün ve başarılı olabileceğini gösterdiğini kaydeden Gültekin konuşmasını şöyle sürdürdü: “Minneapolis’teki direniş, ırkçı şiddete karşı günlük direniş, bizim örnek ve rol modelimiz olmalıdır. Giessen’de AfD gençliğine karşı protestolar önemliydi. 4 Temmuz’da AfD, Erfurt’ta parti kongresini yapacak. Wiedersetzen İnisiyatifi ve pek çok grup, protesto çağrısı yaptı. Biz hepimiz orada olmalıyız.
Vaz geçemeyiz, vaz geçmemeliyiz. Bugün burada anmamızı yapalım ve faşizme ve ırkçılığa karşı mücadelemizde devam edelim. Anmak demek değiştirmek demektir.“

Mağdurlara kulak verilmeli
Sedat Gürbüz’ün annesi Emiş Gürbüz de “Sizi kurbanlar olarak değil, ırkçı bir katil tarafından öldürülen insanlar olarak hatırlıyoruz. Oğlum, adın unutulmamalı, ölümünüz sonuçsuz kalmamalı.
Diğerleri görmezden geldiğinde sesimizi yükseltmekle size karşı sorumluyuz. Nefretin önemsizleştirilmesine karşı çıkmakla size karşı sorumluyuz. Sorumluların hesap vermesi için size karşı sorumluyuz. Ve kimsenin kendisi olmakta korkmaması gereken bir toplum yaratmakla size karşı sorumluyuz.
Sedat Gürbüz’ün annesi olarak, adalet, aydınlatma ve gereğinin yapılması için mücadeleye devam edeceğim.
Hanau şehri hala sorumluluk almadı. Neyi bekliyorlar?
Almanya uyanmalı ve parlamentoda ve sokaklarda ırkçılara karşı açık ve kararlı bir tavır sergilemelidir.
Aşırı sağcı bir hükümetin tehlikesinin gerçek olduğu bir dönemde, açıkça söylüyoruz: Bir daha asla.
Mağdurlara kulak verilmesi ve onlara gerçek bir dayanışma gösterilmesi talep ediyoruz.
Bu toplumun eşit bir parçası olarak kabul edilmediğimiz sürece, aşırı sağcı şiddet, ırkçılık, antisemitizm ve dışlanma devam edecek. Bunlar istisna değil, bu durumun bir parçası.” diye konuştu.
