<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Almanya Haberleri &#8211; Egazete.de</title>
	<atom:link href="https://egazete.de/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://egazete.de</link>
	<description>Almanya&#039;nın Türkçe Haber Portalı</description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Jul 2026 19:28:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>
	<item>
		<title>Akciğer kanseri vakaları hızla artıyor</title>
		<link>https://egazete.de/akciger-kanseri-vakalari-hizla-artiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Necati Suözer]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Jul 2026 19:28:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[AOK Hessen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31795</guid>

					<description><![CDATA[Hem dünya ve Almanya genelinde hem de Hessen eyaletinde  akciğer kanseri vakaları hızlı bir şekilde artış gösteriyor. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><br>Necati SUÖZER</p>



<p>AOK Hessen&#8217;in yaptığı  güncel bir değerlendirmeye göre, eyalette 2024 yılında 2017’ye kıyasla 3 binden daha fazla akciğer kanseri vakası görüldü.<br><br>2024 yılında Hessen´de yaşayan 14 bin 100 kişi,  akciğer kanseri ile ilişkilendirildi. Bu tespit 2017 yılına göre 3 bin kadar bir artış  anlamına geliyor. 14 bin 100 akciğer kanseri vakası, eyalet nüfusunun yüzde 0,32&#8217;sine tekabül ediyor</p>



<p>Hastaların 8 bini erkek, 6 bin 100&#8217;ü kadın. Böylece akciğer kanseri, hızlı bir eğilimle en sık görülen kanser türlerinden biri haline geldi. </p>



<p>Akciğer kanserinin başlangıçta herhangi bir belirti göstermediği için genellikle geç teşhis edildiği açıklandı.  Ancak kişiye özel bir tedavi, bu hastaların da yaşam süresini uzatmaya yardımcı olabilir. Sağlık sigortası AOK Hessen, en iyi tedavi için ağ tabanlı teşhis ve tedavi planlamasının masraflarını karşılıyor.</p>



<p><strong>Bölgelere göre farklılıklar var</strong></p>



<p>Hessen’de akciğer kanseri tanısının sıklığı konusunda belirgin bölgesel farklılıklar görülüyor. 2024<br>yılında Darmstadt, Taunus, Bergstraße ve Fulda’da nüfusun yüzde 0,3’ünden azı bu hastalıktan<br>etkilenirken, Kuzey Hessen’de söz konusu prevalans oranı belirgin şekilde daha yüksek oldu. Bu<br>konuda en yüksek oranlara sahip bölgeler, sırasıyla yüzde 0,46 ve 0,41 ile Werra-Meißner İlçesi ve<br>Kassel İlçesi oldu. Bunun arkasındaki temel neden, muhtemelen Kuzey Hessen’deki daha yaşlı nüfus yapısı oldu. Ancak yaş veya cinsiyete bağlı bu tür farklılıklar dahil edilmediği zaman şöyle bir  tablo çıkıyor: Bu durumda Offenbach, büyük bir farkla ilk sırada yer alıyor (yüzde<br>0,44).  Taunus Bölgesi&#8217;nde (Hochtaunus ve Main-Taunus ilçeleri) akciğer kanseri sıklığının önemli ölçüde daha düşük oldu.</p>



<p><strong>Kişiselleştirilmiş tıp yani kişiye özel hizmetler daha etkili oluyor</strong><br></p>



<p>Etkilenen her beş hastadan dördünde, “küçük hücreli olmayan akciğer kanseri” görülüyor.  Bu tümörlerin yaklaşık yüzde 20 ila 50’sinde, tümörlerin büyümesinden sorumlu olan genetik değişiklikler, yani “sürücü mutasyonlar” mevcut. Bu sürücü mutasyonlar, spesifik ilaçlarla<br>hedefli bir şekilde engellenebilir. Bu “kişiselleştirilmiş tıp” veya “hassas tıp” adlandırılıyor. Bu ilaçlarla tedavi edilen hastaların yaşam süresi, mevcut tedavilere kıyasla ortalama olarak yaklaşık iki ila beş yıl uzayabiliyor.</p>



<p><strong>AOK Hessen, hastaları destekliyor</strong></p>



<p>Bu nedenle AOK, Ulusal Genomik Tıp Ağı (nNGM) ile sözleşmeler imzalamış ve ağ kapsamındaki son derece uzmanlaşmış tümör teşhisi ile tedavi masraflarını üstleniyor. Bu hizmetten, semptomları olsun ya da olmasın, ilerlemiş akciğer kanseri hastası olan tüm AOK sigortalıları yararlanabilir. Küçük hücreli tumörlerde bu tür sürücü mutasyonlar mevcut. Ancak bunlar çok daha nadir görüldüğünden, kişiselleştirilmiş tedavi bu durumda şu ana kadar daha seyrek olarak uygulanabiliyor.<br>*Son 10 yıl içinde ilgili kanser tanısı belgelenmişse (10 yıllık prevalans), bu bir hastalık olarak<br>kabul edilir. 30 yaş ve üzeri kişilerde görülen hastalık vakaları sayılıyor.<br><br>Daha fazla bilgi için: <a href="https://www.aok.de/pk/leistungen/krebsvorsorge-frueherkennung/krebsvorsorge/" target="_blank" rel="noreferrer noopener nofollow">https://www.aok.de/pk/leistungen/krebsvorsorge-frueherkennung/krebsvorsorge/</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/07/globoxr-ribbon-8243070_800.png" length="37819" type="image/png"/>	</item>
		<item>
		<title>Karaahmetoğlu: Güvenlik adına demokrasiden vazgeçilemez!</title>
		<link>https://egazete.de/karaahmetoglu-guvenlik-adina-demokrasiden-vazgecilemez/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Jul 2026 17:13:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Macit Karaahmetoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Nato]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31791</guid>

					<description><![CDATA[Karaahmetoğlu, NATO zirvesinin yalnızca ittifakın geleceğini değil, Avrupa'nın güvenlik anlayışını, demokrasiye bağlılığını ve uluslararası ortaklıklarını da yeniden tanımlayacak kritik bir dönüm noktası olarak nitelendirdi. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Alman Federal Meclisi SPD Milletvekili Macit Karaahmetoğlu, Ankara&#8217;da gerçekleştirilen NATO Zirvesi&#8217;ne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Karaahmetoğlu, zirveyi yalnızca ittifakın geleceğini değil, Avrupa&#8217;nın güvenlik anlayışını, demokrasiye bağlılığını ve uluslararası ortaklıklarını da yeniden tanımlayacak kritik bir dönüm noktası olarak nitelendirdi. Zirvenin başarısının yalnızca alınacak askerî kararlarla değil; güvenlik ile hukuk devleti, demokrasi ve temel haklar arasında kurulacak dengeyle ölçüleceğini vurguladı.</p>



<p>Federal Milletvekili Macit Karaahmetoğlu, zirveye ilişkin değerlendirmesinde Avrupa&#8217;nın güvenliğinin demokratik değerlerden bağımsız düşünülemeyeceğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:</p>



<p>Türkiye, NATO&#8217;nun vazgeçilmez üyelerinden ve Avrupa güvenliğinin önemli aktörlerinden biridir. NATO&#8217;nun en büyük ikinci ordusuna sahip olması, terörle mücadelede üstlendiği rol, göç yönetimi ve enerji güvenliği gibi alanlarda Avrupa&#8217;nın istikrarı açısından kritik bir sorumluluk üstlenmektedir. Bu nedenle Türkiye ile sürdürülebilir ve güçlü bir iş birliği, yalnızca bölgesel değil, Avrupa-Atlantik güvenlik mimarisinin geleceği açısından da stratejik önem taşımaktadır. Ancak stratejik ortaklık, demokrasi ve hukuk devleti ilkelerinin görmezden gelinmesi anlamına gelemez. Gerçek ortaklık, güvenlik çıkarları ile demokratik değerlerin birlikte savunulduğu bir zeminde mümkündür.&#8221;</p>



<p>Karaahmetoğlu, NATO Zirvesi&#8217;nin düzenlendiği dönemde Türkiye&#8217;de muhalefet siyasetçilerine, gazetecilere ve sanatçılara yönelik yargı süreçleri, basın üzerindeki baskılar ve ifade özgürlüğüne ilişkin tartışmaların uluslararası kamuoyunda ciddi endişeler yarattığına dikkat çekti.</p>



<p>&#8220;Demokrasi talep eden insanların, gazetecilerin ve haksız yere cezaevlerinde tutulanların sesi duyulmalıdır. Güvenlik iş birliği yürütülürken hukuk devleti ve temel haklar kapalı kapılar ardında bırakılmamalıdır. Bu başlıklar, en üst düzey siyasi temasların ayrılmaz bir parçası olmalıdır.&#8221;</p>



<p>Türkiye&#8217;nin Karadeniz&#8217;den Orta Doğu&#8217;ya, göç yönetiminden enerji güvenliğine kadar birçok alanda kritik bir rol üstlendiğini belirten Karaahmetoğlu, bu stratejik konumun ancak içeride hukuk devletinin güçlendirilmesi ve öngörülebilir, demokratik bir yönetim anlayışıyla değer kazanacağını ifade etti.</p>



<p>Avrupa&#8217;nın bugün yalnızca askerî değil, aynı zamanda siyasi ve toplumsal bir güven sınavından geçtiğini belirten Karaahmetoğlu, NATO&#8217;nun geleceğinin kamuoyuna doğru anlatılmasının önemine de dikkat çekti.</p>



<p>&#8220;Vatandaşlar yalnızca daha fazla savunma harcaması değil, bu harcamaların hangi değerleri koruduğunu da bilmek istiyor. NATO, sadece askerî bir ittifak değil; Avrupa&#8217;nın barışını, özgürlüğünü, demokrasisini ve toplumsal istikrarını koruma iradesidir.&#8221;</p>



<p>Açıklamasının sonunda Avrupa&#8217;nın önündeki temel tercihe işaret eden Karaahmetoğlu şu değerlendirmede bulundu:</p>



<p>&#8220;Benim için temel ilke nettir: Güvenlik, demokrasinin alternatifi değildir. Tam tersine, güvenlik demokrasiyi korumak için vardır. Ankara Zirvesi&#8217;nin başarısı da tam olarak bu dengeyi kurup kuramayacağıyla değerlendirilecektir.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/07/askeri-guc1-800.jpg" length="95674" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Yardım grubunuza destek alın</title>
		<link>https://egazete.de/yardim-grubunuza-destek-alin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Jul 2026 16:57:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[AOK Hessen]]></category>
		<category><![CDATA[kendi kendine destek grubu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31788</guid>

					<description><![CDATA[AOK Hessen'de 'Kendi Kendine Yardım Grupları' için ayrılmış olan bütçe neredeyse bitmek üzere. Proje desteği için ayrılan bütçeden sadece 132 bin Euro kaldığı duyuruldu. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>AOK Hessen, uzun yıllardır kendi kendine yardım gruplarına ve irtibat noktalarına maddi destek sağlıyor. Ancak bu kez, destek fonunun yüzde 75’i yılın ortasında tükendi. Dolayısıyla, 2026 yılı için başvuruları başarıyla sunmak için çok az zaman ve bütçe kaldı.</p>



<p>AOK Hessen&#8217;den yapılan açıklamaya göre bu yıl şimdiye kadar projeler için 276.000 Euro ödeme yapıldığı, ek olarak da 111.000 Euro daha ayrılarak ödenek miltarı 132.000 Euro tutarına çıkarıldı.<br>AOK Hessen yıl içinde 131 projeyi onaylayıp parasal destek verdi. Projelerin içeriği çoğunlukla<br>üyelerin mesleki eğitimine veya halkla ilişkiler çalışmalarına odaklı oldu. </p>



<p>Ayrıca bu destek sayesinde hastalıklarla başa çıkmaya yönelik seminerler de düzenlenebildi. Bu yılki fon desteğinin öne çıkan etkinliklerinden biri de kendi kendine yardım grubu tarafından Kassel’de düzenlenen lipödem ve lenfödem konulu uzmanlar toplantısı oldu.  </p>



<p>AOK Hessen’de kendi kendine yardım çalışmalarından sorumlu Susanne Strombach, “Aralık ayına kadar  gerçekleştirilecek ve finansal olarak desteklememiz gereken projeler hâlâ başvurulabilir. En iyisi, destek başvurusu bu yaz içinde yapılmalıdır. Ne kadar erken olursa o kadar iyi. Zira, ödenen fon miktarı her yıl artmasına rağmen, ihtiyaç da giderek büyüyor” dedi.  </p>



<p>Bu konu hakkında teknik bilgi ve evraklara almanca içerikli sayfamızdan ulaşabilirsiniz:<br><a href="https://www.aok.de/pk/leistungen/therapien/selbsthilfegruppen/" target="_blank" rel="noreferrer noopener nofollow"><strong>https://www.aok.de/pk/leistungen/therapien/selbsthilfegruppen/</strong></a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/07/grafik.jpg" length="298137" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>&#8216;Göç Senfonisi&#8217; Muğla&#8217;da evinde</title>
		<link>https://egazete.de/goc-senfonisi-muglada-evinde/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gürsel Köksal]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Jul 2026 16:24:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür ve Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Fuat Saka]]></category>
		<category><![CDATA[Göç Senfonisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31782</guid>

					<description><![CDATA[Fuat Saka'nın bestelediği 'Göç Senfonisi', İstanbul, Hatay – Defne ve Almanya’nın Köln, Münster ve Siegen kentlerinin ardından evine döndü. Eser, Muğla Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrası tarafından önce Turgutreis’te, sonra da Datça’da halkımızla buluştu…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>GÜRSEL KÖKSAL</strong></p>



<p>“ (…) Sevdiğimi derya aldı içimde sızısı kaldı<br>Şimdi ben bu gurbet elde hüzünlü kederli yalnız<br>Bir yanım deryada şimdi, bir yanım duvarsız, damsız<br>“Yaşamak güzel şey” dendi, bitti günlerim tükendi<br>Dediler “yaşamak güzel”, soldu güllerim sarardı<br>Bir yanım deryada şimdi, bir yanım sılamda kaldı<br>Felek aldı yere çaldı gecem gündüzüm karardı<br>Her şey umutlarda saklı sabah seheri gün attı<br>Gün doğar günün içinde doğudan güneşim kalktı<br>Batıda o güneş battı. (…)“</p>



<p>Fuat Saka’nın Datça’da altı yıl önce tarihte ve günümüzde insanlığın karşısında en önemli sosyal sorunlardan zorunlu göçün neden olduğu yıkımları, göçmenlerin acıları ve umutlarından esinlenerek bestelediği “Göç Senfonisi“nin son parçası “Yabancı Topraklar &#8211; Xenitia“ böyle bitiyor. Üstad Fuat Saka‘nın 2020 yılında bestelediği senfoni sonunda tam da ortaya çıktığı yerde Akdeniz ve Ege’nin binlerce göçmene mezar olan sularının kıyısındaki Bodrum ve Datça’da ya da “güneşin doğduğu“ yerlerde binlerce müzikseverle buluştu.</p>



<p>İnsanlığın en önemli gündemini…. oluşturan göç konusunu, çeşitli nedenlerle yaşadıkları ülkeleri terkedip göç yollarına koyulan, bu yolda (örneğin Ege’nin ya da Akdeniz’in “karanlık suları”nda) yaşamını yitiren ya da tüm engelleri aşıp “göçmen“ olanların trajedisini, ama bir yandan da gittikleri yerlerdeki umutlarını, hayallerini işleyen “Göç Senfonisi“nin bir diğer başlığı da “Karanlık Sular“…</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="800" height="338" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/07/Fuat-Saka0726-4-800.jpeg" alt="" class="wp-image-31786" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/07/Fuat-Saka0726-4-800.jpeg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/07/Fuat-Saka0726-4-800-300x127.jpeg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/07/Fuat-Saka0726-4-800-696x294.jpeg 696w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p>Fuat Saka Bodrum ve Datça konserleriyle ilgili olarak da şunları söylemişti:<br>“Bodrum ve Datça, Türkiye’nin masmavi deniz kıyısındaki en güzel yerlerinden. Ancak bu denizin suları Avrupa’ya göç etmek, sığınmak için geçiş yolu olarak kullananlar için hiç de masmavi değil. Biz de bu denizin kıyısında yaşayan insanlar olarak bunu gözledik, acısını çektik. Buralar birçok insanın yaşamını yitirdiği karanlık sular aynı zamanda. Bu başlığı bizim senfonimize tam da bu nedenle verdim.”</p>



<p>Haftasonunda önce Bodrum Turgutreis’te Şevket Sabancı Parkı‘nda, sonra da Datça’daki Amfitiyatro’daki konserler Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin, Bodrum ve Datça belediyelerinin desteğiyle ve büyük bir başarıyla gerçekleştirildi. Oldukça büyük bir organizasyon gerektiren bu konserlerin tam da burada, hem Fuat Saka’nın yıllardır yaşamını sürdürdüğü bölgede, hem de eserin sessiz kahramanlarının “karanlık“ yolculuklarına başladığı kıyılarda da yapılmasının zorunluluğunu yıllar önceden görüp, bu yolda yoğun çaba veren “Datça Dayanışma“ gibi etkin sivil toplum girişimlerinin de bu başarıda çok önemli payı oldu. Binlerce kişinin izlediği konserler daha öncekilerde olduğu gibi Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (UNHCR) desteğini aldı.Dünya prömiyeri 2022 yılında İstanbul’da yapılan “Göç Senfonisi – Karanlık Sular” şimdiye kadar Türkiye ve Almanya’da yedi kez, son ikisi hariç her defasında bir başka şefin yönetimindeki bir başka senfoni senfoni orkestrası tarafından sahnelendi. Atina’dan gelip büyük çoğunluğu gencecik müzisyenlerden oluşan Muğla Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrası’yla önce üç günlük yorucu provaları, ardından da iki konseri büyük bir başarıyla yöneten Şef Anastasios Symeonidis, İstanbul’da dört yıl önceki ilk “Göç Senfonisi“ konserinde de Cemal Reşit Rey Orkestrası’nı yönetmişti.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="800" height="450" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/07/Fuat-Saka0726-1-800.jpeg" alt="" class="wp-image-31783" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/07/Fuat-Saka0726-1-800.jpeg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/07/Fuat-Saka0726-1-800-300x169.jpeg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/07/Fuat-Saka0726-1-800-696x392.jpeg 696w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /><figcaption class="wp-element-caption">Soldan sağa&#8230; Cihan Yurtçu, Ioanna Forti, Anastasios Symeonidis, Fuat Saka, Ahmet Yeşilyaprak (Göç Senfonisi&#8217;nin fikir babası) ve Zacharias Spyridakis&#8230;</figcaption></figure>



<p>Fuat Saka’nın da senfoninin son parçasında solist olarak bizzat sahneye çıktığı konserin değişmeyen diğer solistleri de Atina‘dan Ioanna Forti, Zacharias Spyridakis (Girit kemençesiyle) ve Cihan Yurtçu (çoban kavalıyla) oldu. Forti kendine özgü Türkçesiyle okuduğu şarkılarla, Spyridakis ve Yurtçu da Ege’nin iki kıyısının geleneksel enstrümanlarıyla 65 kişilik klasik müzik orkestrasına katılarak, senfoninin doğudan “ayrılış“la başlayan göç öyküsünü hissederek yaşattılar. Tabii ki konserin en yüksek noktası Saka ve Forti’nin birlikte okudukları son parça “Yabancı Topraklar – Xenitia“ oldu. Öyle olduğu için de bitmeyen alkışlar nedeniyle bir daha, yeniden söylendi. “Gün doğar günün içinde doğudan güneşim kalktı. Batıda o güneş battı.“</p>



<p>Müzik tarihinde göç konusunu doğrudan konu alan, işleyen, göçmenlerin sesi olan bu ilk senfoniye eserleriyle katkıda bulunan bir diğer sanatçı da ülkemizin tanınmış ressamlarından Prof. Dr. Nedret Sekban. Türkiye ve dünyadaki siyasi gelişmelere tavrını yansıtan unutulmaz eserler vermiş olan Sekban’ın göçü, göç yollarını, “karanlık sular“ı konu alan eserleri konserlerde sahnenin arkasındaki perdeye devasa boyutlarda yansıtılarak, orkestranın ve solistlerin müzikle, şarkılarla anlattıklarıyla olağanüstü bir uyum içinde Fuat Saka’nın kurguladığı büyük resmi tamamladılar. (Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü öğretim üyeliğinden 2017 yılında emekli olan ve halen resim üretmeye, hem de öğretmeye devam eden Prof. Sekban’la Fuat Saka’nın Trabzon’daki lise ve İstanbul’daki üniversite yıllarından beri yol arkadaşı olduğunu da geçerken belirtelim.)</p>



<p>Hem Almanya’daki hem de büyük depremde ölen insanlarımız anısına Hatay’ın Defne ilçesindeki “Göç Senfonisi“ konserlerine destek veren Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ni (UNHCR) temsilen de Bernhard &#8221;Felix&#8221; Von Grünberg de konserlere katıldı. Almanya’daki Birleşmiş Milletler Sığınmacılara Yardım Derneği yöneticileri arasında yer alan eski Milletvekili Grünberg, Bodrum ve Datça’daki konuşmalarında günümüzde halen 120 milyon insanın yaşadıkları yerleri terkedip göç yollarına dökülmüş olduğunu vurguladıktan sonra, başta ABD olmak üzere birçok ülkenin bu insanlara yönelik desteğini kestiğine ya da azalttığına dikkat çekti. Akdeniz’den geçerek Avrupa’ya gitmek isteyen sığınmacılara yönelik kurtarma faaliyetlerinin insani bir görev olmasının ötesinde uluslararası hukuk kapsamındaki bir yükümlülük olduğunu belirten Grünberg, bunun yerine getirilmediğine ve sadece 2025 yılında Akdeniz’de iki bin kişinin yaşamını yitirdiğine, bu sayının belki de daha büyük olduğuna işaret etti. İki büyük dünya savaşının çıkamasına neden olan kendi ülkesi Almanya’nın da bu konuda büyük sorumluluğu olduğuna işaret etti.<br>Datça’daki konserde konuşan Belediye Başkanı Aytaç Kurt ise burada yaşayan aydınlık insanlarla “Göç Senfonisi – Karanlık Sular” senfonisinde bir araya geldiklerine vurgu yaptı. Kurt, “Göçün ne olduğunu, vicdanınızda nasıl hissedeceğinizi anlatmaya çalışacağız. Valizlerde kaybolan hayatlar, göçmenlerin çektiği acıları sizlerle paylaşacağız. Yaşadığımız adaletsiz dünyada bir umut olmak için çaba harcayacağız. Nazım Hikmet’in dediği gibi, ‘Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine’, kardeşçe yaşayacağımız günlerde buluşmak üzere” dedi.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="800" height="444" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/07/Fuat-Saka0726-2-800.jpeg" alt="" class="wp-image-31784" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/07/Fuat-Saka0726-2-800.jpeg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/07/Fuat-Saka0726-2-800-300x167.jpeg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/07/Fuat-Saka0726-2-800-696x386.jpeg 696w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p><strong>BU DÜNYA HERKESE YETER</strong></p>



<p>Fuat Saka, özellikle Almanya’daki konserlerden önce yaptığı açıklamalarda göçün insanlığın başladığı günden bu yana yaşanan bir olgu olduğuna dikkat çekerek, bu konuyu tartışırken öncelikle “göçü tetikleyen nedenlere” kafa yorulması gerektiğini vurgulayıp, “Bu dünya herkese yeter!” ve “Keşke savaşlar olmasaydı da biz de göçün senfonisini yazmasaydık!” mesajlarını vermişti.<br>Böylece eserini göçmen karşıtlığının her geçen gün daha da güçlendiği birçok Avrupa ülkesinde olduğu gibi Almanya’daki demokrasi ve eşitlikten yana olan ilerici, demokrat mücadeleye adamıştı.<br>Saka, müzik tarihine bir ilk olarak geçen eseriyle ilgili şunları söylüyor:<br>“Yaşamının 20 yılını zorunlu olarak çıktığı yurtdışında geçiren ve kısa sürede sürgüne dönüşen göçmenliği hemen her açıdan yaşayan bir sanatçı olarak insanlığın en önemli sorunlarından biri olan göç konusunda yeni ve kalıcı bir müzik eseri vermek benim için bir görevdi.<br>Tabii şimdiye kadar birçok müzisyen göçmenlerin ve sığınmacıların sorunları, acıları ve umutlarını müzik aracılığıyla dile getiren eserler verdiler. Eksik olan 70 – 80 enstrümanlık orkestraların çalacağı senfonik bir eserdi. ‘Göç Senfonisi’nin şarkılarını pandemi döneminde yazdım ve besteledim. Klasik müziğin bu en üst formunu, şarkılarımızla, kaval ve kemençe gibi özgün enstrümanlarımızla burada buluşturduk.<br>10 bölümden oluşan senfoniyi orkestraya Atina’dan Vangelis Zografos aranje etti. Türkçe şarkılar için solistliği Atina’dan Ioanna Forti üstlendi. Girit’ten Zacharias Sypridakis kemençesiyle, İstanbul’dan da Cihan Yurtçu çoban kavalıyla diğer solistlerimiz oldular. Önce İstanbul’da, sonra Köln ve Münster’de, ardından Hatay’da ve en son olarak yine Almanya’da, Siegen’de beş ayrı şefin yönetimindeki, beş ayrı orkestrayla beş konser yaptık.<br>Göç bitmeyen bir yara, dinmeyen bir sızı. Ve göç alan birçok ülkede yaşanan ekonomik, sosyal sorunların sorumlusu olarak göçmenleri gösteren ırkçı, yabancı düşmanı ve aşırı sağcı güçler her geçen gün biraz daha güçleniyorlar. Akdeniz’in karanlık sularında yaşamını yitiren göçerleri unutturmamak için aynı zamanda ‘Karanlık Sular’ adını verdiğimiz eserimizi Türkiye’de, Almanya’da ve dünyanın birçok başka yerinde icra ederek bu yolculuğumuzu sürdürmeye devam ediyoruz.<br>Bu eserin ortaya çıkmasında ve şimdiye kadarki başarılı konserlerinde bir çok yol arkadaşımın, dostumun desteğini aldım. Böyle bir eserin ortaya çıkması gerektiğini savundular ve beni bu yolda teşvik ettiler. Şarkılar can arkadaşım Prof. Dr. Nedret Sekban’ın eserleriyle resimlendi. Başta Muğla Büyükşehir Belediyesi, Datça Belediyesi ve ‘Datça Dayanışma‘ eserin sahnelenmesi için büyük destekler verdiler. Emeği geçen, destekleyen herkese çok teşekkürler.”</p>



<p><strong>BİR SENFONİYE BEŞ ŞEF VE ALTI AYRI ORKESTRA</strong></p>



<p>Göç Senfonisi’nin İstanbul’daki dünya prömiyeri Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu’nda, Şef Anastasios Symeonidis’in yönettiği Cemal Reşit Rey Orkestrası (10 Haziran 2022), Almanya prömiyeri de Köln’de Filarmoni Salonu’nda, Şef Ustina Dubitsky yönetimindeki Köln Senfoni Orkestrası (GürzenichOrkestrası) tarafından (5 Temmuz 2024) icra edildi.<br>Üçüncü konser Münster’de ŞehirTiyatrosu’nda Şef Thorsten Schmid-Kapfenburg’un yönetimindeki Münster Senfoni Orkestrası (28 Eylül 2024), dördüncüsü büyük depremin ikinci yıldönümünde yaşamını yitiren insanlarımız anısına Hatay’ın Defne ilçesinde Şef Eray İnal’ın yönetimindeki Çukurova Filarmoni Orkestrası (5 Şubat 2025), sonuncusu da yine Almanya’da, Siegen’deki Apollo Tiyatrosu’nda Şef Luka Hauser’in yönetimindeki Güney Vestfalya Filarmoni Orkestrası tarafından başarıyla gerçekleştirildi. Bodrum ve Datça konserlerinde de Muğla Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrası’nın yönetimini dört yıl önce İstanbul’daki konseri yöneten Şef Anastasios Symeonidis yönetti.<br>Bu arada “Göç Senfonisi”nin ADA MUZİK tarafından kısa bir süre önce çıkarılan Long Play’i de çıktı. Sanatın evrensel diliyle göçü, acıyı, hafızayı ve vicdanı aynı sahnede buluşturan &#8220;Göç Senfonisi – Karanlık Sular&#8221;ı bizzat izleyemeyenlerin bilgisine…<br>Datça Belediyesi’nden yapılan açıklamada belirtildiği gibi “İnsan olmaya, hatırlamaya ve unutmamaya dair derin bir çağrı sunan“ bu büyük eser Türkiye ve Türkiye dışında çalınmaya devam edecek. Bundan sonraki konser büyük olasılıkla önümüzdeki şubat ayında Berlin’de gerçekleştirilecek.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/07/Fuat-Saka0726-1-800.jpeg" length="135490" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Deniz Göktaş’ın tutuklanmasına Alman yazarlar örgütünden de protesto</title>
		<link>https://egazete.de/deniz-goktasin-tutuklanmasina-alman-yazarlar-orgutunden-de-protesto/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Jul 2026 21:37:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[Deniz Goktaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31779</guid>

					<description><![CDATA[Almanya’daki en büyük yazarlar örgütlerinden “PEN Berlin” de Deniz Göktaş'ın tutuklanmasını protesto etti.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>PEN Berlin, Almanya Başbakanı Friedrich Merz’e seslenerek, bu nedenle Ankara’daki NATO zirvesine bizzat katılımdan vazgeçmesinden memnuniyet duyacaklarını açıkladı.<br>PEN Berlin’in “Mizah suç değildir!” başlığıyla yayınladığı protesto açıklamasının Türkçesi şöyle:<br>“Geçtiğimiz hafta, 32 yaşındaki komedyen, ‘Ölü Deniz’ adlı gösterisinin final performansının tamamını reklamsız olarak YouTube&#8217;a yükledi. Cuma öğlenine kadar video yaklaşık on milyon kez izlendi. Göktaş, kendi kuşağının sesi. Şakaları, hicvin tam da olması gerektiği gibi. Kendisine ve geldiği Alevi-solcu topluluğa da dahil olmak üzere herkese ve her şeye yönelik. Bu programda Göktaş, siyasi ve kamusal hayattaki birçok diğer figürle birlikte, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ı ve İslam&#8217;ı da konu alıyor. Ama halkı kışkırtıcı bir biçimde değil, aksine zekice bir şekilde. Ancak, Erdoğan rejiminde iktidardakileri eleştirmek, hele ki onlarla ilgili şaka yapmak, suç sayılıyor.</p>



<p>Videonun yayınlanmasından kısa bir süre sonra, AKP&#8217;li politikacılar ve propagandacılar ona karşı bir kampanya başlattı, hatta bazıları açıkça şiddet tehdidinde bulundu. Savcılık vakit kaybetmeden soruşturma başlattı. Suçlamalar: ‘Dini değerlere hakaret’ ve ‘cumhurbaşkanına hakaret’.<br>Deniz Göktaş, Perşembe günü yurt dışı tatilinden Türkiye&#8217;ye döndüğünde neyle karşılaşacağını biliyor olmalıydı. Yine de döndü ve bu nedenle kendisine en büyük saygımızı sunuyoruz.<br>Ve elbette, bugün emredilen tutuklu yargılama kararı -ki bu, mevcut Türk yasalarına göre de hukuka aykırıdır- sadece yanlış yönlendirilmiş bir İstanbul mahkemesinin adaletsizliği değildir. Erdoğan rejiminin Türk yargısı üzerindeki tam kontrolü ve bu konunun son günlerde Türkiye&#8217;de yarattığı kargaşa göz önüne alındığında, tutuklu yargılama kararının bizzat cumhurbaşkanı tarafından emredildiği varsayılmalıdır. PEN Berlin sözcüsü Deniz Yücel, ‘Bu hakimler ve savcılar, hakim cübbesi giymiş Erdoğan&#8217;ın adamlarıdır’ dedi.</p>



<p>Bu programda Deniz Göktaş, Erdoğan’la ilgili ‘baskı altında tutulan bir diktatörden’ ‘kendisiyle barışık bir diktatöre dönüşüm’ esprisi yapmıştı. Tutuklanması, Göktaş&#8217;ın ne kadar haklı olduğunu acı bir şekilde gösteriyor. Diktatör, kendisine diktatör diyenleri hapse atan kişidir.<br>Önümüzdeki günlerde Almanya Başbakanı Friedrich Merz, NATO zirvesi için Ankara&#8217;ya gidecek. Deniz Yücel, yaklaşan bu geziyle ilgili olarak şunları söyledi: ‘ABD Başkanı Donald Trump, zirveye sadece Erdoğan’ın hatırına şahsen katılacağını belirtti. Biz de Şansölyenin bu tutuklama kararı nedeniyle kendi şahsi katılımından vazgeçmesini çok memnuniyetle karşılarız. Öte yandan, böyle bir şey olmayacağını da biliyoruz. Almanya&#8217;da kendisine yöneltilen &#8216;Yalancı Fritz&#8217; veya &#8216;Pinokyo&#8217; gibi sözlerin cezai sonuçlara yol açabileceğini umursamayan Şansölye, belki de Trump ve Erdoğan ile iktidardakilere yönelik eleştiri ve alayları etkili bir şekilde nasıl bastıracaklarını görüşmek için bu fırsatı kullanacaktır. Ve şimdi bu şakayı çok abartılı bulan herkes, Alman Ceza Kanunu&#8217;nun 188. maddesi olan siyasetçilere hakaret suçunun 2021 yılında Alman ceza hukukuna neden eklendiğini ve o zamandan beri bunun binlerce soruşturmaya ve sayısız absürt karara yol açtığını kendine sormalıdır.” (gk)</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/07/Deniz-goktas.png" length="112070" type="image/png"/>	</item>
		<item>
		<title>“Kadir Abi”, Almanya’da da derin izler bıraktı</title>
		<link>https://egazete.de/kadir-abi-almanyada-da-derin-izler-birakti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gürsel Köksal]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 28 Jun 2026 08:55:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür ve Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[festival]]></category>
		<category><![CDATA[Kadir İnanir]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31767</guid>

					<description><![CDATA[Usta sanatçı Kadir İnanır, filmlerinin yanısıra kendisi de Almanya'da film festivallerinin konuğu oldu.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>GÜRSEL KÖKSAL</strong></p>



<p>Önceki gün yitirdiğimiz Türk sinemasının sevilen, başarılı oyunculuğu yanısıra ilkeli siyasi duruşuyla da tarihe geçen oyuncularından Kadir İnanır, Almanya’da da derin izler bıraktı.<br>Sinema hayatının en son filmi “Kapı”da Almanya’da yaşayan Mardin’li acılı bir Süryani ailesinin büyüğünü canlandıran ünlü oyuncu, buradaki Türk kültür girişimlerinin organize ettiği film festivallerine konuk oldu. </p>



<p>Bu vesileyle zaman zaman Almanya’nın çeşitli kentlerindeki sinemaseverlerle ve hayranlarıyla da biraraya geldi. İnanır’ın sinema kariyeri boyunca aldığı onlarca saygın ödül arasında Almanya’daki festivallerden aldığı “onur ödülleri” de yer alıyor.</p>



<p>Örneğin Almanya’daki en eski ve kapsamlı Türk film etkinliği olan Nürnberg’deki “Türkiye Almanya Film Festivali”nin 2016 yılında, “Uluslararası Frankfurt Türk Film Festivali”nin de 2009 yılındaki onur konuğu olarak Almanya’ya gelmişti.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="380" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/kadir-inanir-nurnberg800.jpeg" alt="" class="wp-image-31770" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/kadir-inanir-nurnberg800.jpeg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/kadir-inanir-nurnberg800-300x143.jpeg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/kadir-inanir-nurnberg800-696x331.jpeg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /><figcaption class="wp-element-caption">Yaklaşık üç ay arayla yitirdiğimiz iki büyük sanatçı Mario Adorf, Kadir İnanır ve son nefesine kadar yanında olan eşi Jülide Kural, &#8220;Türkiye Almanya Film Festivali&#8221; ekibi ve misafirleriyle birlikte Nürnberg’de.</figcaption></figure>



<p>Ünlü oyuncumuza Nürnberg’deki festivalde onur ödülünü bizzat takdim eden sanatçı da Alman sinemasının en büyük isimlerinden Mario Adorf olmuştu. İlginç bir tesadüf, büyük Alman düşünürü Karl Marks’ı canlandırdığı filmle sinema kariyerini noktalayan Mario Adorf da, geçtiğimiz nisan ayında, Nürnberg’de birlikte olduğu Kadir İnanır’dan yaklaşık üç ay önce yaşamını yitirdi.</p>



<p>Kadir İnanır Nürnberg’deki ödül töreninde yüzlerce sinemaseverin ve hayranlarının alkışlarıyla desteklediği konuşmasında şunları söylemişti:</p>



<p><strong>“ÇÖZECEĞİZ, MUTLAKA ÇÖZECEĞİZ!”</strong></p>



<p>“Havaalanına indikten itibaren bugüne kadar karşılaştığım bütün insanlar, adım attığım bütün sokaklar bana hiç yabancı gelmedi. Biliyordum burada yaşayan insanlarımızın sayısını. Bütün Avrupa’da yaşayanları da biliyorum. Onların acılarını, sevdalarını, özlemlerini hepsini biliyorum. Birçoğunu da filmlerime yansıttım. Onlardan aranızda olanlara söylemek istiyorum. Ben size dünyanın en güzel ülkesinden en güzel selamları getirdim.<br>Sorunlarımız var. Çözeceğiz. Tam üç yıldır, büyük bir barış savunucusu olarak, asla sanat yapmayı düşünmeden yollardayım. Dünyanın çatışmalı bölgelerine gittim. Bizim barış kelimesini kullanmaktan, el ele tutuşup bu güzel vatanı paylaşmaktan başka hiçbir sorunumuz yok. Bunu çözeceğiz, mutlaka çözeceğiz. Eğer dünyada ve özellikle ülkesinde önemli sorunlar varsa, bir sanatçı bu sorunlara karşı duyarlı değilse ben ona sanatçı demem.”<br>İnanır’ın Nürnberg’le sıcak ilişkisi hep sürdü. 2019 yılında da aynı festivalde, Uluslararası Jüri’nin başkanlığını üstlenmişti.<br>Kadir İnanır’ın cenazesine katılmak üzere Türkiye yolculuğu öncesinde kendisine ulaşabildiğimiz Nürnberg Film Festivali Başkanı Adil Kaya, “Kadir İnanır festivaliminiz açısından da çok özel bir değerdi. Onu tarif etmek gerçekten çok zor. Kaybını kabul etmek ise çok daha da güç. Nürnberg&#8217;de onu Avrupa’nın en önemli sinema oyuncularından Mario Adorf karşılamıştı. Adorf, onunla görüşmelerinden o kadar etkilenmişti ki, törende kendisine ödülü takdim ederken yaptığı konuşmasında ‘Kadir, kardeşim benim, bu kadar güzel bir insan nasıl olunabilir!’ demişti. Milliyetçi-ırkçı tayfadan vaz geçtim de, Kadir İnanır’ın enternasyonal sanatçı ve insancıl derinliğinin değerini kimler iyi anlayabildi?“ diye konuştu.<br>Kaya, cenazeye yetişebilmek için yola koyulmuşken Festivalin Yönetmeni Ayten Akyıldız ise dört haftadır, Jülide Kural’la birlikte hasta yatağındaki Kadir İnanır’ın başında nöbet tutuyordu.</p>



<p><strong>ÖDÜLÜNÜ ÖĞRETMENİNİN OĞLUNDAN ALDI</strong></p>



<p>Kadir İnanır, 2009 yılında da “Uluslararası Frankfurt Türk Film Festivali Onur Ödülü”nü almıştı. Festivalin galasında da sanatçının başrol oyuncuları arasında yer aldığı “Son Cellat” filmi gösterilmişti. Kadir inanır’ın idam mahkumu bir savcı ile, cellatlık yapmaya zorlanan bir köylünün öyküsünü işleyen bu filmin başrol oyuncularından biri de eşi Jülide Kural’dı.<br>“Son Cellat” filminin gösterildiği gala gecesinde kendisi de Fatsalı olan, dönemin Frankfurt Başkonsolosu İlhan Saygılı hazır bulunmuş, Fatsa’da babasının öğrencisi olan Kadir İnanır‘a Frankfurt’un onursal ödülünü takdim etmişti.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="567" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/frankfurt-kadir-inanir-kupur800.jpeg" alt="" class="wp-image-31776" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/frankfurt-kadir-inanir-kupur800.jpeg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/frankfurt-kadir-inanir-kupur800-300x213.jpeg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/frankfurt-kadir-inanir-kupur800-696x493.jpeg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p><br>Festivalin galasında da sanatçının başrol oyuncuları arasında yer aldığı “Son Cellat” filmi gösterilmişti.<br>Frankfurt’taki Türk film festivalinin 2019 yılındaki açılış filmi de İnanır’ın başrollerini Vahide Perçin’le paylaştığı son sinema filmi “Kapı” olmuştu.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignleft size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="262" height="318" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/kadir-inanir-kapi.jpeg" alt="" class="wp-image-31769"/></figure></div>


<p><br>Frankfurt Türk Film Festivali’nin Başkanı Hüseyin Sıtkı da Kadir İnanır’ın vefatı üzerine yaptığı açıklama şunları söylüyor:<br>“Dediler ki, Kadir İnanır zor bir insandır. Davetinizi kabul etmeyebilir. Kabul etse bile birlikte geçireceğiniz o birkaç gün içinde sizi yorabilir, kırabilir, kapris yapabilir… Ben de dedim ki, O, Türk sinemasının Kadir İnanır’ı. Bana ayıracağı dört gün içinde kapris yapsa ne olur? O dört gün boyunca her türlü davranışını da, her türlü halini de büyük bir saygı ve sevgiyle karşılarım. Yıl 2009’du. Kendisini Türk Film Festivali’ne davet etmiştim. Davetimizi kabul etti, geldi ve bizimle dört gün geçirdi. O dört gün boyunca bana hiçbir zorluk değil, aksine hayatımın en değerli ve unutulmaz dört gününü hediye etti. Bugün geriye dönüp baktığımda, sadece Türk sinemasının efsane bir ismini değil; zarafetiyle, insanlığıyla ve bıraktığı izlerle çok değerli bir insanı tanımış olmanın onurunu taşıyorum. Kadir İnanır, gözümüzden gönlümüze akıp giden büyük bir değerdi. Onu kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyorum. Mekânı gönüllerde olsun. Türk sinemasının ve sanat dünyasının başı sağ olsun. Çünkü bazı insanlar hayattan gider, ama bıraktıkları iz, ömür boyu bizimle kalır…“</p>



<p>ALMANYALI FİLMLERİ</p>



<p>Ünlü oyuncunun kariyeri boyunca kamera karşısına geçtiği 180’in üzerinde sinema filmi arasında, son filmi “Kapı”dan başka, başrollerini Türkan Şoray’la paylaştığı 1972 yapımı “Dönüş” ve başrollerini Filiz Akın’la paylaştığı 1974 yapımı “Almanyalı Yarim” gibi filmler de Almanya bağlantılı öyküleri içeriyordu.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignleft size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="330" height="447" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/kadir-inanir-turkan-soray-donus.jpeg" alt="" class="wp-image-31771" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/kadir-inanir-turkan-soray-donus.jpeg 330w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/kadir-inanir-turkan-soray-donus-300x406.jpeg 300w" sizes="auto, (max-width: 330px) 100vw, 330px" /></figure></div>


<p><br>Başrol oyunculuğunun yanısıra yönetmenliği de Türkan Şoray’ın üstlendiği “Dönüş”, kimi sinema tarihçilerince “Türk sinemasında Almanya’ya göç” teması işleyen ilk film olarak kabul ediliyor. </p>



<p>İnanır, Türkiye’den işgücü göçü sürecinin ilk dönemlerinin çok yönlü dramlarını çok etkileyici bir biçimde ele alan bu filmde çalışmak üzere Almanya’ya giden ve orada büyük bir değişim geçiren İbrahim’i, Şoray da onun çocuğuyla birlikte köyde yalnız bıraktığı, olağanüstü bir yaşam ve onur mücadelesi vermek zorunda kalan karısı Gülcan’ı canlandırıyordu.</p>



<p>Halktan, emekten, Türkiye ve tüm dünyada barıştan yana kararlı duruşuyla örnek bir sanatçı olarak tarihe geçen Kadir İnanır’ın anısına saygıyla…</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/kadir-inanir-frankfurtta-2009-800.jpeg" length="124258" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Bakanlık: Türkiye&#8217;ye birlikte getirilen eşyaların muafiyetinde değişiklik yok</title>
		<link>https://egazete.de/bakanlik-turkiyeye-birlikte-getirilen-esyalarin-muafiyetinde-degisiklik-yok/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Jun 2026 17:37:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[gümrük]]></category>
		<category><![CDATA[muafiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye tatili]]></category>
		<category><![CDATA[yolculuk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31764</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada yolcuların birlikte getirdikleri eşyaların muhafiyetin, 2009 yılından beri bir değişiklik yapılmadığına dikkat çekildi]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>FRANKFURT</strong></p>



<p>Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı, son günlerde bazı basın ve sosyal medya mecralarında, yolcuların Türkiye&#8217;ye beraberinde getirdikleri eşyalara ilişkin muafiyet uygulamalarında değişiklik yapıldığı yönünde paylaşımlar yapıldığını, ancak bunların gerçeği yansıtmadığını duyurdu. Bakanlık, mevcut uygulamanın en son 2009 yılında değişiklik yapıldığına dikkat çekti.</p>



<p>Açıklama şöyle:</p>



<p>27/06/2026</p>



<p>Bilindiği üzere, yolcu beraberinde getirilen eşyalara ilişkin muafiyetler, 2009/15481 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile düzenlenmiş olup söz konusu düzenlemeler 2009 yılından bu yana yürürlüktedir.</p>



<p>Bahse konu muafiyetler ve limitler konusunda yakın dönemde herhangi bir değişiklik yapılmamıştır.</p>



<p>YURTDIŞINDAN ÜLKEMİZE GİRİŞ YAPACAK TURİSTLER VE VATANDAŞLARIMIZIN BERABERİNDE GETİRDİĞİ EŞYALARA İLİŞKİN MUAFİYET HÜKÜMLERİ VE LİMİTLERİNDE HERHANGİ BİR DEĞİŞİKLİK BULUNMAMAKTA OLUP, MEVCUT UYGULAMA 2009 YILINDAN BU YANA AYNI ŞEKİLDE DEVAM ETMEKTEDİR.</p>



<p>Son günlerde bazı basın ve sosyal medya mecralarında, yolcu beraberinde yurda getirilen eşyalara ilişkin muafiyet uygulamalarında değişiklik yapıldığı yönünde gerçeği yansıtmayan paylaşımlar yer almaktadır.</p>



<p>Bilindiği üzere, yolcu beraberinde getirilen eşyalara ilişkin muafiyetler, 2009/15481 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile düzenlenmiş olup söz konusu düzenlemeler 2009 yılından bu yana yürürlüktedir.</p>



<p>Bahse konu muafiyetler ve limitler konusunda yakın dönemde herhangi bir değişiklik yapılmamıştır. </p>



<p>Bu kapsamda, Kararın Ek-9 listesi çerçevesinde her bir yolcu, aşağıda belirtilen gıda ürünlerini kişisel kullanım amacıyla muafen getirebilmektedir:</p>



<p>• Çay: 1 kg</p>



<p>• Çözülebilir hazır kahve: 1 kg</p>



<p>• Kahve: 1 kg</p>



<p>• Çikolata: 1 kg</p>



<p>• Şekerden mamul yiyecek: 1 kg</p>



<p>Yolcular, çikolata veya şekerden mamul yiyeceğe ilişkin toplam 2 kilogramlık haklarını, diledikleri takdirde yalnızca bu ürünlerden biri için kullanabilmektedir.</p>



<p>Bunun yanı sıra, transit yolcular hariç olmak üzere, kişisel ve ailevi kullanıma mahsus veya hediye edilmek üzere getirilen ve ticari mahiyet arz etmeyen eşya için de muafiyet uygulanmaktadır. Buna göre;</p>



<p>• Her bir yolcu için toplam gerçek kıymeti 430 Avro’yu geçmeyen eşya,</p>



<p>• 15 yaşından küçük yolcular için ise toplam gerçek kıymeti</p>



<p>150 Avro’yu geçmeyen eşya, vergilerden muaftır.</p>



<p>Ayrıca, yolcu beraberi hediyelik eşya kapsamında tüketim amacıyla getirilen bitkisel ürünlerden;</p>



<p>• Taze ve kuru meyve ve sebzelerde 3 kilograma,</p>



<p>• Diğer bitkisel ürünlerde ise 1 kilograma kadar muafiyet uygulanmaktadır. Bu miktarların üzerindeki bitkisel ürünler ticari miktar ve mahiyette kabul edilerek ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde değerlendirilmektedir.</p>



<p>Öte yandan, her bir yolcu için kıymeti 1.500 Avro’yu geçmeyen ve ticari nitelik taşımayan eşya için, eşyanın geldiği ülkeye göre tek ve maktu vergi uygulanmaktadır. Buna göre;</p>



<p>• Avrupa Birliği ülkelerinden doğrudan gelen eşya için %30,</p>



<p>• Diğer ülkelerden gelen eşya için %60,</p>



<p>• Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na ekli (IV) sayılı listede yer alan eşya için ise bu oranlara ilave %20 vergi uygulanmaktadır.</p>



<p>Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla bir kez daha önemle belirtmek isteriz ki; yolcu beraberinde getirilen eşyalara ilişkin muafiyet hükümleri ve limitleri 2009 yılından bu yana aynı şekilde uygulanmakta olup, söz konusu düzenlemelerde yakın tarihte herhangi bir değişiklik yapılmamıştır.</p>



<p>Kamuoyuna saygıyla duyurulur.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/yolculuk-800.jpg" length="170169" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>AfD yasağı için imza kampanyası başlatıldı</title>
		<link>https://egazete.de/afd-yasagi-icin-imza-kampanyasi-baslatildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Jun 2026 14:50:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[AfD]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı sağ]]></category>
		<category><![CDATA[imza kampanyası]]></category>
		<category><![CDATA[Özgürlük Hakları Topluluğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31761</guid>

					<description><![CDATA[Bilim insanları ve hukukçuların incelemesine yer veren rapor, aşırı sağcı partiyi yasaklama girişimini yeniden  gündeme getirdi. İnternette başlatılan imza kampanyasına ilgi çığ gibi artıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Almanya&#8217;da sivil toplum ve insan hakları kuruluşu Özgürlük Hakları Topluluğu&#8217;nun 3 milyon belgeye dayandırdığı rapora göre ırkçı parti AfD, giderek radikalleşip Anayasa ve demokrasiyi ortadan kaldıracak güç haline geliyor. https://aktion.campact.de adlı sitenin başlattığı kampanyada imza sayısı kısa sürede 600 bini aştı. İmza kampanyası açıklamasında <strong>“AfD anayasaya aykırı. Özgürlük Hakları Topluluğu’nun 1.500 sayfalık raporu, AfD&#8217;nin demokrasinin temel taşlarını hiçe saymakta olduğunu ve insan onurunu ihlal ettiğini ortaya koyuyor. Giderek daha fazla sayıda siyasetçi, parti yasaklama sürecine açık olduğunu belirtiyor. Federal Hükümet şimdi bu adımlara ayak uydurmalı ve AfD’nin yasaklanması sürecini başlatmalıdır. Federal Şansölye Friedrich Merz’e yönelik çağrımızı imzalayın!“</strong> denildi.</p>



<p>İmza kampanyasına katılın: <a href="https://aktion.campact.de/s/8QnxPyuE" rel="nofollow noopener" target="_blank"><strong>https://aktion.campact.de/s/8QnxPyuE</strong></a></p>



<p>Başbakan Friedrich Merz (CDU), Başbakan Yardımcısı Lars Klingbeil (SPD), İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt (CSU) ve Adalet ve Tüketiciyi Koruma Bakanı Stefanie Hubig&#8217;e (SPD) hitaben düzenlenen imza kampanyasında açıklamasında şu ifadelere yer verildi:</p>



<p><em>AfD, aşırı sağcı bir partidir. Bu durum çoktan ortadaydı – Mayıs 2025’te Anayasa Koruma Dairesi de AfD’nin tamamını kesin olarak aşırı sağcı olarak sınıflandırmıştı. Bu sınıflandırma yükseltmesi şu anda Köln İdare Mahkemesi tarafından incelenmektedir.</em></p>



<p><em>Özgürlük Hakları Topluluğu (GFF), yeni bir raporunda AfD’nin anayasaya aykırı olduğunu ortaya koyuyor. Dolayısıyla, AfD’nin yasaklanması için yapılacak bir başvurunun başarı şansı yüksek görünüyor.</em></p>



<p><em>Şimdiye kadar, Federal Anayasa Mahkemesi’nde davanın reddedilmesinden korktuğunuz için AfD’nin yasaklanmasını desteklemekte tereddüt ettiniz. Ancak GFF’nin ve Anayasa Koruma Dairesi’nin uzman raporlarıyla durum kökten değişti. AfD anayasaya aykırıdır; uzmanların net değerlendirmesi budur.</em></p>



<p><em>Federal Hükümet şimdi bir yasaklama süreci başlatmalıdır. Aksi takdirde tehlikeli bir mesaj vermiş olur: AfD, Anayasa’ya açıkça aykırı hareket edebilir – hiçbir sonuçla karşılaşmadan.</em></p>



<p><em>Bu nedenle talebimiz şudur: AfD’nin yasaklanması için derhal bir önerge hazırlayın ve bunun başarı şansını değerlendirin. Bu süreçte GFF’nin bulguları dikkate alınmalıdır.</em></p>



<p><em>Şeffaflık Notu: Özgürlük Hakları Topluluğu, kapsamlı ve hukuki açıdan titiz bir araştırma sonucunda AfD’nin anayasaya aykırı olduğunu kanıtlamıştır. Bir parti yasaklama davası muhtemelen başarılı olacaktır. Bu bulguyu, 25 Haziran 2026 tarihinde raporun yayınlanmasının ardından çağrı metnine ekledik.</em></p>



<p><strong>Özgürlük Hakları Topluluğu raporunda ne var?</strong></p>



<p><em>25 Haziran 2026 tarihinde Özgürlük Hakları Topluluğu (GFF), AfD hakkındaki uzman raporunu sundu. 1.500&#8217;den fazla sayfadan oluşan raporda, AfD’nin anayasaya aykırı olduğunu kanıtlıyor. Federal Anayasa Mahkemesi’ne sunulacak bir parti yasaklama talebinin gerçekçi başarı şansı vardır. GFF, partinin insan onurunun güvence altına alınmasını ve demokrasi ilkesini sistematik olarak ihlal ettiğini gösteren 2.500&#8217;den fazla kanıt topladı. Bu parti, insan onurunun güvence altına alınmasını ve demokrasi ilkesini sistematik olarak hiçe saymaktadır. AfD, hedeflerinde ve destekçilerinin davranışlarında, özgürlükçü demokratik temel düzeni zedelemek niyetindedir – Anayasa’ya göre bu, anayasaya aykırı bir partinin belirleyici özelliğidir.</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/GFF-raporu800.jpg" length="169468" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>3 milyondan fazla veriyi incelediler: AfD yasağı mümkün</title>
		<link>https://egazete.de/3-milyondan-fazla-veriyi-incelediler-afd-yasagi-mumkun/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Jun 2026 11:25:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[AfD]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı sağ]]></category>
		<category><![CDATA[Gesellschaft für Freiheitsrechte]]></category>
		<category><![CDATA[parti kapatma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31754</guid>

					<description><![CDATA['Gesellschaft für Freiheitsrechte' adlı sivil toplum ve insan hakları kuruluşuna göre Federal Anayasa Mahkemesi’ne sunulacak aşırı sağcı AfD'ye yönelik bir parti yasaklama talebinin başarı şansı çok yüksek.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>FRANKFURT</strong></p>



<p>Aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) hem daha radikalleşiriyor hem de gücünü artırıyor. Irkçı parti, eyalet meclisi seçimlerinde rekor sonuçlar elde ediyor. Seçim programında aşırı sağ ideolojileri açıkça savunan ırkçı parti, Saksonya-Anhalt’ta sonbaharda  iktidar partisi olabilir.  </p>



<p>Almanya&#8217;da faaliyet gösteren sivil toplum ve insan hakları kuruluşu Gesellschaft für Freiheitsrechte e.V. &#8211; GFF (Özgürlük Hakları Topluluğu) sekiz kişilik bir ekibiyle, AfD ile ilgili üç milyondan fazla veri noktasını inceledi. <a href="https://www.afd-gutachten.de/" target="_blank" rel="noreferrer noopener nofollow"><strong>Özgürlük Hakları Topluluğu’nun raporu</strong></a>na göre, AfD’nin anayasaya aykırı olduğu kanıtlandı. Bunun, resmi bir yasaklama sürecinin başlangıcı olabileceği ifade edildi.</p>



<p>Gesellschaft für Freiheitsrechte e.V., basın açıklamasıyla duyurduğu kapsamlı hukuki bilimsel raporunda Almanya için AfD&#8217;nin (Almanya için Alternatif) &#8220;kanıtlanabilir şekilde anayasaya aykırı&#8221; olduğunu belirtti.</p>



<p>GFF&#8217;nin bilim insanları ve hukukçulardan oluşan sekiz kişilik araştırma ekibi, 13 ay boyunca AfD ile ilgili 55.000 basın bülteni, eyalet meclislerinden gelen 70.000&#8217;e yakın parlamento belgesi ve AfD&#8217;nin 2,9 milyondan fazla sosyal medya paylaşımı yer aldığı yaklaşık üç milyondan fazla veriyi analiz edip değerlendirdi. Topluluğun bu çalışmasının, AfD&#8217;deki en radikal kesimin üstünlük kazanmasını ve son dönemdeki daha radikal partiye dönüşümünü ortaya koyuduğuna dikkat çekildi.</p>



<p>GFF, 1.500 sayfadan oluşan değerlendirme raporunda, AfD’nin anayasaya aykırı bir parti olduğunu ifade etti. GFF&#8217;ye göre Federal Anayasa Mahkemesi’ne sunulacak bir parti yasaklama talebinin başarı şansı oldukça yüksek. GFF, partinin insan onurunun güvence altına alınmasını ve demokrasi ilkesini sistematik olarak ihlal ettiğini gösteren 2.500&#8217;den fazla kanıt topladığını ve AfD&#8217;nin, hedefleri ve destekçilerinin davranışlarıyla özgürlükçü demokratik temel düzeni zedelemek amacı taşıdığını belirtti. Bu durum Anayasa’ya göre suç teşkil eden, anayasaya aykırı bir partinin belirleyici özelliği.</p>



<p><strong>Anayasayı Koruma Dairesi&#8217;nin AfD değerlendirmesi neydi?</strong></p>



<p>Bilindiği gibi Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı da 2 Mayıs 2025 tarihinde AfD’yi resmi olarak “kesinleşmiş aşırı sağcı hareket” olarak sınıflandırmıştı. Bu sınıflandırma, Köln İdare Mahkemesi’nin acil yargılama usulüyle verdiği bir karar uyarınca şu anda askıya alınmış durumda. Asıl davada henüz bir karar verilmedi. AfD, şimdilik aşırı sağcı şüpheli örgüt olarak değerlendirilmeye devam ediyor. Anayasayı Koruma Dairesi, hazırladığı raporda partinin “etnik köken temelli bir halk anlayışı”na sahip olduğunu belirtmişti. Buna göre, göçmen kökenli vatandaşlar ikinci sınıf Almanlar olarak görülüyor. Bu durum, liberal demokratik temel düzenle bağdaşmıyor.</p>



<p><strong>Almanya&#8217;da parti kapatmada nasıl bir yöntem izleniyor?</strong></p>



<p>Alman Anayasasının 21. maddesinin 2. fıkrası, bir siyasi partinin yasaklanmasına yönelik yöntemi ifade ediyor. Bu maddeye göre başvuru yapma yetkisi Federal Meclis, Federal Konsey ve Federal Hükümete ait. Bir siyasi partinin yasaklanmasına ilişkin karar, yalnızca Federal Anayasa Mahkemesine ait. Ön yargılama aşamasında Federal Anayasa Mahkemesi, başvurunun kabul edilebilir ve yeterince gerekçelendirilmiş olup olmadığını inceliyor.</p>



<p>Bir partinin yasaklanıp yasaklanmayacağına, Federal Anayasa Mahkemesi’nde “asıl dava” olarak adlandırılan süreçte karar veriliyor. Bu karar, Federal Anayasa Mahkemesi’nde parti yasaklamaları da dahil olmak üzere çeşitli konulardan sorumlu olan İkinci Daire’deki yargıçların üçte iki çoğunluğuyla alınabiliyor. Uzmanlar, mahkemenin kapsamlı bir şekilde delil toplama ve inceleme yapması gerektiğinden kapatma davasının oldukça zahmetli bir süreç olduğuna ve bu sürecin birkaç yıl süreceğini tahmin ediyor.</p>



<p><strong>Almanya&#8217;da partiler hangi durumlarda kapatılır?</strong></p>



<p>Almanya&#8217;da bir partinin yasaklanması için gerekli şartlar oldukça katı ve Federal Anayasa Mahkemesi tarafından inceleniyor. Anayasa’da, yasaklanacak partinin özgürlükçü demokratik temel düzeni zedelemek veya ortadan kaldırmak niyetinde olması gerektiği yer alıyor.</p>



<p>Federal Anayasa Mahkemesi’nin bugüne kadarki kararları, bireylerin açıklamaları ve eylemlerinin yeterli olmadığı, partinin bu görüşleri bir bütün olarak savunması gerektiğini açıkça ortaya koyuyor. Partini ayrıca hedeflerine “planlı” ve “aktif bir mücadele ruhuyla” çalışmalı ve bunları hayata geçirmek için gerçekçi bir perspektife sahip olması gerekiyor. Hukukçular buna “potansiyel” adını veriyor.</p>



<p><strong>AfD ile NPD arasında ne fark var?</strong></p>



<p>Özgürlük Hakları Topluluğu, raporunda AfD’yi neonazilerin oluşturduğu NPD (şimdiki adı: Die Heimat) ile karşılaştırıyor. NPD, Federal Anayasa Mahkemesi tarafından daha önce iki kez anayasaya aykırı bulunmuştu. Mahkeme, yasaklama kriterleri aşırı sağcı NPD’nin ideolojisi ve hedefleri açısından kesinlikle karşılansa da, bu partinin demokrasiyi tehlikeye atacak kadar önemsiz olduğu gerekçesiyle yasaklama kararı almamıştı.</p>



<p>Karşılaştırma yapıldığında her iki parti arasında, Federal Anayasa Mahkemesi’nin 2017 yılında NPD’nin anayasaya aykırı olduğunu kanıtladığı ırkçı talepler konusunda sayısız ortak nokta bulunuyor. Ancak NPD’den farklı olarak, AfD, sahip olduğu güç sayesinde anayasaya aykırı planlarını hayata geçirebilecek durumda.</p>



<p><strong>Almanya&#8217;da daha önce partiler kapatıldı mı?</strong></p>



<p>Federal Almanya&#8217;da bugüne kadar iki parti yasaklandı: 1952’de, NSDAP’nin halefi olan Sosyalist İmparatorluk Partisi (SRP) ile 1956 yılında, Almanya Komünist Partisi (KPD) yasaklanmıştı.</p>



<p>NPD’yi yasaklamaya yönelik iki girişim ise başarısızlıkla sonuçlandı. İlk denemede (2003), Anayasayı Koruma Teşkilatı’na bağlı çok sayıda gizli soruşturmacının partinin yönetim organlarında aktif olarak yer alması nedeniyle dava düşürüldü. İkinci davada ise 2017 yılında NPD anayasaya aykırı bir örgüt olarak sınıflandırılmış olsa da, “potansiyel tehlike” kriterini karşılamadığı ifade edilmişti.</p>



<p><strong>Parti kapatma demokratik mi?</strong></p>



<p>Bir partinin yasaklanması, demokratik rekabete yönelik ciddi bir müdahale. Bu nedenle Almanya&#8217;da, bir partinin yasaklanması için aşılması gereken engeller oldukça yüksek. Ancak Alman Anayasasının mimarları, Nazi döneminden alınan dersler ışığında bir parti yasaklama imkânı oluşturdu. Bu, demokrasinin sadece partiler arası rekabetten ibaret olmadığı, aynı zamanda insan onurunu, demokrasi ilkesini ve hukukun üstünlüğünü korumayı da gerektirdiği gerçeğini yansıtıyor.</p>



<p>Dolayısıyla, parti yasağı, savunma gücüne sahip demokrasinin en keskin kılıcı oluyor. Federal Anayasa Mahkemesi hâkimleri de, “özgürlüğün düşmanlarına koşulsuz özgürlük yok” ifadesiyle bunu çok isabetli bir şekilde özetliyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/afd-yasagi800.jpg" length="43044" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>AABF İnanç Kurulu’ndan Kiel’deki Alevi Mezarlığına Yapılan Saldırıya Sert Tepki</title>
		<link>https://egazete.de/aabf-inanc-kurulundan-kieldeki-alevi-mezarligina-yapilan-saldiriya-sert-tepki/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Jun 2026 18:31:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi mezarlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Kiel]]></category>
		<category><![CDATA[saldırı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31751</guid>

					<description><![CDATA[Kiel kentindeki Alevi mezarlığında mezarların kırmızı boyayla işaretlenerek tahrip edilmesine sert tepki gösterildi]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) İnanç Kurulu, Almanya’nın Kiel kentinde bulunan Alevi mezarlığında mezarların kırmızı boyayla işaretlenerek tahrip edilmesine ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, saldırının yalnızca Alevilere değil, insanlığın ortak vicdanına yönelmiş nefret suçu olduğu belirtilirken, olayın Muharrem Matem Orucu günlerinde gerçekleşmesinin kaygıları daha da artırdığı vurgulandı.</p>



<p>AABF İnanç Kurulu, Alevi toplumunun tarih boyunca ayrımcılık ve nefret politikalarının hedefi olduğuna dikkat çekerek, Kiel’de yaşanan saldırının bilinçli bir provokasyon olduğunu ifade etti.</p>



<p><strong>“Yezit Zihniyeti Nefretini Mezarlarımıza Yöneltiyor”</strong></p>



<p>Açıklamada, Alevi toplumunun kimliğine ve inancına tahammül edemeyen anlayışın, hırsını ve nefretini Alevi mezarlıklarına saldırarak dışa vurduğu belirtilerek şu değerlendirmeye yer verildi:</p>



<p>“İki gün önce Almanya’nın Kiel kentinde bulunan Alevi inancına mensup canların mezarlarının boya ile işaret edilip tahrip edilmesi, inanan veya inanmayan hiçbir toplumun vicdanında asla kabul gören bir durum değildir.”</p>



<p>İnanç Kurulu, mezarların hedef alınmasının yalnızca fiziki bir tahribat değil, aynı zamanda Alevi toplumunun inancına ve kimliğine yönelik bilinçli bir nefret eylemi olduğunun altını çizdi.</p>



<p><strong>“Muharrem Günlerinde Gerçekleşmesi Manidardır”</strong></p>



<p>Açıklamada, saldırının Alevilerin 1346 yıldır yasını tuttuğu Kerbela Katliamı ve On İki İmam Matem Orucu günlerinde gerçekleşmesine dikkat çekilerek, bunun tesadüf olarak değerlendirilemeyeceği ifade edildi.</p>



<p>Bu zamanlamanın, Alevi toplumunun inanç değerlerini hedef alan provokatif bir girişim niteliği taşıdığı belirtilirken, yaşanan olayın toplumsal barışı zedelemeyi amaçladığı kaydedildi.</p>



<p><strong>“Mezarlar İnsanlığın Ortak Vicdanıdır”</strong></p>



<p>AABF İnanç Kurulu açıklamasında, mezarlara bakıldığında insanların inancı, kimliği ya da kökeninin değil, toprağa emanet edilmiş bir canın görülmesi gerektiği vurgulandı.</p>



<p>Toprağın hiçbir ayrım yapmadan herkesi bağrına bastığı ifade edilen açıklamada, mezarları işaretleme, tahrip etme ve ayrıştırma girişimlerinin insanlığın ortak değerlerine yönelik saldırılar olduğu belirtildi.</p>



<p><strong>“Saldırıyı Lanetliyoruz”</strong></p>



<p>İnanç Kurulu, Alevi mezarlarını hedef alan saldırının yalnızca Alevilere değil, insanlığın ortak vicdanına yapılmış bir saldırı olduğunu belirterek, olayı en güçlü şekilde kınadı.</p>



<p>Açıklamanın sonunda, mezarları tahrip edilen ailelerin acılarının paylaşıldığı belirtilerek şu ifadeler kullanıldı:</p>



<p>“Alevi toplumuna yönelik yapılmış bu nefret dolu saldırıyı şiddetle kınıyor ve lanetliyoruz. Mezar sahibi ailelerimizin acılarını paylaşıyor, yanlarında olduğumuzu bilmelerini istiyoruz.”</p>



<p>Son günlerde Kiel’deki Alevi mezarlığına yönelik saldırının ardından Avrupa’daki çok sayıda Alevi kurumu ve demokratik kitle örgütü de benzer açıklamalar yaparak olayın aydınlatılmasını ve sorumluların yargı önüne çıkarılmasını talep ediyor.  <strong>Alevi Haber Ajansı</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Alevi-mezarligi-kiel-3-800.jpg" length="151201" type="image/jpeg"/>	</item>
	</channel>
</rss>
