<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Almanya Haberleri &#8211; Egazete.de</title>
	<atom:link href="https://egazete.de/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://egazete.de</link>
	<description>Almanya&#039;nın Türkçe Haber Portalı</description>
	<lastBuildDate>Thu, 20 Aug 2026 22:29:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.7</generator>
	<item>
		<title>Türk kökenli çok dilli oyunculara atölye daveti</title>
		<link>https://egazete.de/genc-turk-oyunculara-atolye-daveti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Aug 2026 17:04:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür ve Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[Türk oyuncular]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31857</guid>

					<description><![CDATA[Almanya'daki Türk tiyatro ve sinema oyuncularına Frankfurt'tan davet var.

]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>FRANKFURT</strong></p>



<p>Eğitimci, Oyuncu ve yazar, Derya Şahin, iki kültürle yetişmiş oyuncu adaylarını 26 ve 27 Eylül 2026 tarihinde “Oyunculukta iki dillilik” adıyla uygulamalı atölyeye davet etti.</p>



<p>Frankfurt’ta gerçekleşecek “Mehrsprachigkeit im Schauspiel / Oyunculukta çok Dillilik”  iki kültür arasında yetişmiş çok dilli oyuncuların dilsel ve kültürel deneyimlerini bilinçli birer sanatsal kaynağa dönüştürmelerini hedefliyor. Hessen Film &amp; Medien’in desteğiyle hazırlanan pilot proje, aynı zamanda Almanya ve Türkiye’den oyuncular ile sektör profesyonellerini bir araya getirerek yeni profesyonel bağlantılar ve uluslararası işbirlikleri için alan oluşturmayı amaçlıyor.<br><br>Almanya&#8217;da yetişmiş, Türk kökenli çok dilli oyuncuların mesleki ve sanatsal gelişimini desteklemek amacıyla geliştirilen, Türkiye ve Almanya’dan sektör profesyonellerin katılacağı ücretsiz atölyede Almanca ve Türkçe kamera önü oyunculuk pratiği, uluslararası casting süreçleri, Audition çalışmaları, sanatçı hakları, film sektöründe farkındalık gibi konular yer alacak.<br><br>Oyuncular <a href="http://thespianartschool.com" target="_blank" rel="noreferrer noopener nofollow"><strong>thespianartschool.com</strong></a> üzerinden programa başvurabilecek. Eğitim günleri Frankfurt&#8217;ta, &#8216;Nextstep Film- &amp; Gründungszenteum&#8217; adresinde olacak. Eğitim için katılımcılardan atölye ücreti alınmayacak. Proje koordinatörü Derya Şahin, katılımcı sayısının sınırlı sayıda olacağına ve başvuruların biran önce yapılması gerektiğine dikkat çekti.<br><br>Şahin, iki dilli oyuncuların uluslararası alanda yeni perspektifler kazandırmasını ve profesyonel gelişimlerine katkı sunmasını hedeflediğini, iki günlük çalışmanın ardından sonraki formatların da olacağını belirtti. </p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignleft size-full"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="340" height="436" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/08/Derya-Sahin3-340.jpeg" alt="" class="wp-image-31862" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/08/Derya-Sahin3-340.jpeg 340w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/08/Derya-Sahin3-340-300x385.jpeg 300w" sizes="(max-width: 340px) 100vw, 340px" /><figcaption class="wp-element-caption">Proje sorumlusu Derya Şahin, genç Türk sanatçıları iki günlük atölyeye davet etti</figcaption></figure></div>


<p>Derya Şahin, “Yıllardan beri gözlemliyorum. Almanya&#8217;da yaşayan birçok Türk kökenli oyuncu, uluslararası yapımlar için değerli, çok dilli ve kültürlerarası deneyimlerin yanı sıra güçlü bir oyunculuk yetkinliğine sahip. İhtiyacımız olan tek şey bu yetenekleri bir araya getirecek daha fazla bağlantı, Türk film sektörüne de erişim imkanı yaratmak.<br><br>Önemli olan sadece yetenek değil, bu film alanında bilinçli ve sektördeki doğru insanlarla çalışmak.<br>Ama film sektörü fazlasıyla zor. Branş içinde bitmek bilmeyen eğitim gerekiyor.<br>Ben de bu süreçte benzer zorlukları yaşadım. 10 yıldır tiyatro yapıyorum ancak sanatçıların kendilerini ispat edebilecekleri alanlara ihtiyaç var.<br><br>Bazı genç oyuncularımız iki dilde oyunculuk yaparken dilsel farklılıklarla karşılaşabiliyor. Burada amacımız çok dilliliği oyuncular için bir engel olarak değil, oyuncunun sanatsal ifade gücünü geliştirebileceği bir kaynak olarak ele almak.<br><br>Dil ve diksiyon, eğitim ve pratikle geliştirilebilen alanlar. Buradaki amaç ise yalnızca dili doğru kullanmak değil, oyuncunun iki dilde de aynı duyguyu ve karakter derinliğini aktarabilmesini sağlamak.<br><br>Frankfurt&#8217;ta film ve sanat alanında tanınmış kamu kurumlardan Hessen Film &amp; Medien den destek alarak hazırladığımız pilot proje, oyuncuların dilsel ve kültürel deneyimlerini bilinçli sanatsal kaynak olarak değerlendirmelerine olanak tanıyor. Çok dilli oyunculuğa yeni bakış açısı açıları kazandırmayı ve yaratıcı potansiyellerini geliştirmeyi amaçılıyor. Program, Almanya ve Türkiye arasında oyuncular ile sektör profesyonellerini buluştururak mesleki paylaşımı, uluslararası işbirliğini ve yeni profesyonel bağlantılar kurulmasını teşvik ediyor” dedi.<br><br>Derya Şahin Almanya&#8217;da oyunculuğun yanısıra Türkiye&#8217;de Arka Sokaklar, Mevsim Çiçek Açtı ve Kül&#8217;de yer aldı. Frankfurtda kültürlerarası ve kadın temalı Renkli Kadınlar adlı tiyatro grubu ile tiyatro projelerinde üretici ve oyuncu olarak aktiv rol alıyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="800" height="450" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/08/Derya-Sahin2-800.jpeg" alt="" class="wp-image-31858" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/08/Derya-Sahin2-800.jpeg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/08/Derya-Sahin2-800-300x169.jpeg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/08/Derya-Sahin2-800-696x392.jpeg 696w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p><strong>Yeni matematik kitabı yayınlanacak</strong><br><br>Frankfurt&#8217;ta matematik öğretmenliğini de sürdüren Derya Şahin, “ Çok kutsal bir mesleğim var. Ben çok seviyorum. Medyayı, tiyatroyu, sinemayı, kamera önünü de seviyorum. Ama öğretmenlik hayatın anlamı. Almanca ile “Lebenssinn” diye ifade ediliyor. Hayata bakış açımı yansıtıyor. İnsanlara yardım etmek, öğrencilerimin yolunda etkileyici olmak. 10. sınıfımı bir kaç ay önce mezun ettim ve öğrencilerim geri dönüş yaptıklarında çok mutlu oluyorum. Öğrencilerime destek olmak beni besliyor. Tıpta okuyan öğrencilerim var. Bu beni çok gururlandırıyor. Matematiği öğrencilere sevdirmek için, başarılı olmaları için çok uğraş veriyorum” diyerek duygularını anlattı.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="800" height="450" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/08/Derya-Sahin12-800.jpeg" alt="" class="wp-image-31868" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/08/Derya-Sahin12-800.jpeg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/08/Derya-Sahin12-800-300x169.jpeg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/08/Derya-Sahin12-800-696x392.jpeg 696w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p>Derya Şahin aynı zamanda başarılı bir yazar. Yaz tatilinde ortaokul ve lise öğrencilerinin yararlanabileceği üçüncü matematik kaynak kitabını hazırladığını ifade eden Derya Şahin, yapıtının gelecek yıl raflarda yerini alacağını aktardı. Kitabı hazırlarken öğrencilerin sosyal medya merakını göz ardı etmeyip örneklemelerde bol bol kullandığını kaydeden Şahin, “Örneklemelerde onların kullandığı terimler var. Hem daha inandırıcı, hem daha ilgi çekiyor ve odaklanma artıyor. Okulda da ilgi hep dağılıyor. Sık sık bir konudan bir konuya atlamak zorunda kalıyoruz. Onlar tik tok videoları izledikçe, ilgileri, odaklanmaları azalıyor ve hızla geçiş yapmak istiyorlar. Öğretmenleri olarak ilgilerini işlediğimiz konulara nasıl çekebiliriz diye çok düşünüyoruz ve planlar yapıyoruz. Bu yaz da tatile gitmeyip öğrencilerimize yararlı olacağına inandığım yardımcı matematik kitabını hazırladım. Gelecek yıl Westermann yayınevi çıkaracak&#8221; dedi.<br><br>Derya Şahin, sanatın da matematik kadar kendini beslediğini belirtti. Şahin, “Öğretmenliği hakkıyla yapmak durumundayım. Ama ruhumu sanatla da beslemem gerekiyor. Eğitim de sanat da insanlara dokunmak, ilham vermek ve bir iz bırakmakla ilgili. Ben kendimi bu iki alanın kesişmesinde buluyorum” diye konuştu</p>



<figure class="wp-block-video"><video controls src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/08/deryasahinofficial_8f86625d44e04baea5802b7e43e70d5d.mp4"></video></figure>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/08/deryasahinofficial_8f86625d44e04baea5802b7e43e70d5d.mp4" length="9286326" type="video/mp4" />

		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/08/Derya-Sahin2-800.jpeg" length="136923" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, üçlü savunma anlaşması imzaladı</title>
		<link>https://egazete.de/turkiye-suudi-arabistan-ve-pakistan-uclu-savunma-anlasmasi-imzaladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 08 Aug 2026 11:37:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[ittifak]]></category>
		<category><![CDATA[Pakistan]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[Suudi Arabistan]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31851</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye, Suudi Arabistan veya Pakistan’a yönelik bir saldırıyı üç ülkeye birden yapılmış sayacak üçlü anlaşma imzalandı]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, üçlü ortak savunma anlaşması imzaladı. Anlaşma, 3 devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek silahlı saldırının hepsine karşı yapılmış sayılacağını hükme bağladı.</p>



<p>AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile bir araya geldi.</p>



<p>Erdoğan, çalışma ziyareti kapsamında geldiği Suudi Arabistan&#8217;ın Mekke şehrinde ilk olarak Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile görüştü.&nbsp;Görüşmede, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın, Türkiye&#8217;nin Riyad Büyükelçisi Emrullah İşler ile Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan da yer aldı.</p>



<p>İkili görüşmelerin ardından Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman ve Pakistan Başbakanı Şerif, Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan üçlü savunma anlaşmasını imzaladı. </p>



<p>İLETİŞİM BAŞKANLIĞI&#8217;NDAN AÇIKLAMA</p>



<p>Konuya ilişkin İletişim Başkanlığı&#8217;ndan yapılan açıklamada da şu ifadelere yer verildi: &#8220;Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan İslam Cumhuriyeti Başbakanı Muhammed Şahbaz Şerif, üç devlet arasındaki derin tarihi ilişkiler, köklü kardeşlik ve İslami dayanışma bağları, müşterek stratejik çıkarları ve köklü savunma işbirlikleri temelinde, kolektif güvenliklerini daha da güçlendirmek, bölgede ve ötesinde barış, güvenlik ve istikrarı teşvik etmek, güvenli ve müreffeh bir geleceği birlikte inşa etmek yönündeki ortak iradelerini yansıtan Ortak Savunma Anlaşması&#8217;nı imzalamışlardır. Anlaşma, her türlü saldırganlığa karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlamakta ve üç devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek bir silahlı saldırının hepsine karşı yapılmış sayılacağını hükme bağlamaktadır. Anlaşma ayrıca, üç devlet arasındaki savunma işbirliğinin tüm boyutlarıyla geliştirilmesini öngörmektedir.&#8221; </p>



<p>MEKKE ANLAŞMASI BİR AMERİKAN PROJESİ</p>



<p>Anlaşma İran savaşının sürdüğü, Tahran destekli Yemen’deki Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarının arttığı bir döneme denk geldi.</p>



<p>Üç ülke arasında olası bir stratejik ittifak kurulacağı yönündeki iddialar aylardır gündemdeydi.</p>



<p>Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 17 Eylül’de imzalanan anlaşma da taraflardan birine yapılan saldırıyı her ikisine de yapılmış sayıyor ve tüm askeri araçları kapsıyordu. Dün atılan imza ile Türkiye de bu denkleme dahil oldu. Anlaşmayla İran’a karşı bölgesel caydırıcılığın ve iş birliğini artırılması hedefleniyor.</p>



<p>Pakistan, İslam ülkeleri arasında nükleer silaha sahip tek ülke konumunda. Suudi Arabistan da geçen ay ABD ile “barışçıl” nükleer anlaşma imzalamıştı. Türkiye’nin de nükleer silah sahibi olma isteği zaman zaman Batı medyasının gündemine düşüyor.</p>



<p>Ocak ayında İslamabad yönetimi tarafından duyurulan ve dün imzalanan anlaşma İran’a karşı bir askeri cephe örüyor. </p>



<p>ABD BÖLGEYİ MÜTTEFİKLERE VERİYOR</p>



<p>İsrail’in bölgedeki savaşlarına destek veren, birlikte İran’a saldıran Amerikan yönetimi Ortadoğu’yu sadık müttefikleri üzerinden yönetmenin peşinde.</p>



<p>Son yıllarda Körfez’deki askeri yükünü azaltıp bölgesel ortaklara daha fazla sorumluluk devretmeye çalışan ABD bu oluşumun arkasında. Askeri ittifak ABD’nin bölgesel güvenlik stratejisini destekleyen bir tür ‘yerel ortaklar ağı.’</p>



<p>Siyasi ve askeri ağırlığını Çin’i Hint-Pasifik’te kuşatmaya kaydıran Washington bölgede İsrail ile barışık, kendi emperyal çıkarlarına uyumlu rejim ve iktidarlara yeni sefer görev emirleri yazıyor. Pakistan, Suudi Arabistan ve Türkiye bu denklemde Trump ile uyum halinde çalışan, bir dediğini ikiletmeyen rejim ve liderlere sahip.</p>



<p>Şİİ HİLALİ’NE KARŞI SÜNNİ DOLUNAYI</p>



<p>Aralık ayında açıklanan ABD ulusal güvenlik strateji belgesinde de Ortadoğu’nun dizayn edildikten sonra bölgedeki bekçilerine bırakılması yer alıyordu.</p>



<p>Amerikan yönetimi Ortadoğu’da İran’a saldırırken şimdi bir “Sünni Cephe” kurdurarak Şii jeopolitiğine karşı yeni bir oyun kurdu.</p>



<p>Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında kurulan bu askeri ittifakla bölgede yeni bir güvenlik ekseni kurulmuş oldu. Bu eksenin rotası da ABD endeksli. Bir İran’ı çevreleme hamlesi olan askeri savunma anlaşması pek çok çevre tarafından “Sünni NATO”su olarak yorumlanmaya başlandı.</p>



<p>İran savaşının bölgesel dengeleri sarstığı bir dönemde yapılan bu anlaşma, üç ülke arasındaki askeri iş birliğini yeni bir seviyeye taşırken bunun etkilerini sadece Ortadoğu’da değil, Güney Asya ve Avrasya hattında da hissedilecektir</p>



<p>Anlaşmanın temelini Suudi Arabistan ile Pakistan arasında Eylül 2025’te imzalanan ‘Karşılıklı Savunma Anlaşması’ oluşturdu. Türkiye’nin söz konusu yapılanmaya katılacağına ilişkin işaretler ise yılın ilk aylarından itibaren ortaya çıktı.</p>



<p>Pakistan Savunma Bakanı Khavaja Asıf, ocak ayında Türkiye ve Katar’ın Suudi Arabistan-Pakistan savunma anlaşmasına dahil olmasından memnuniyet duyacaklarını belirtmişti.</p>



<p>Asıf, amaçlarını benzer güvenlik kaygılarına sahip ülkeler arasında daha geniş bir iş birliği zemini oluşturarak ‘bölgesel istikrarı ve kolektif güvenliği güçlendirmek’ şeklinde açıklamıştı.</p>



<p>Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan ve Katar’ı kapsayabilecek dörtlü bir güvenlik mekanizması yerine Ankara, Riyad ve İslamabad üçlü bir anlaşmaya imza atılmış oldu. Bu ittifaka Katar ve BAE’nin de gelecekte katılması bekleniyor.</p>



<p>Şİİ İRAN’A KARŞI SÜNNİ CEPHE KURULUYOR</p>



<p>Sekiz ay içerisinde iki kez İran’a saldıran ABD’nin başlattığı savaş sadece Ortadoğu’da dengeleri sarstı. Savaş Körfez Arap ülkelerine de sıçrarken İran’ın füze kapasitesi, müttefik ağları ve Hürmüz Boğazı kozu ABD-İsrail planlarını alt üst etti.&nbsp;Katar, Bahreyn, BAE, Irak, Suudi Arabistan, Yemen, Ürdün, Suriye ve hatta Mısır’a kadar yayılan savaşın bölgesel bir hüviyet kazanması söz konusu.</p>



<p>Diğer taraftan anlaşmanın imzalandığı ülkeler de savaş içinde. Pakistan Taliban Afganistanı ile sık sık çatışırken Suudi Arasbistan da Yemen’de Husilerle yıllardır savaş yürütüyor. Suudiler aynı zamanda İran ile de çatışma halinde. Taraflar ‘kolektif güvenlik’ vurgusu yapsa da İran’a yönelik stratejik çevreleme girişiminin parçası olan anlaşma ülkeyi her alanda çoklu bir savaşın parçası yapabilir.</p>



<p>birgun.net</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/08/Turkiye-SuudiArabistan-Pakistan800.png" length="359813" type="image/png"/>	</item>
		<item>
		<title>Almanya&#8217;da &#8216;radar maratonu&#8217; başlıyor</title>
		<link>https://egazete.de/almanyada-radar-maratonu-basliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 02 Aug 2026 18:38:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[hız kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[radar]]></category>
		<category><![CDATA[trafik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31846</guid>

					<description><![CDATA[Almanya'da 3-9 Ağustos 2026 tarihleri arasında trafikte yoğun hız denetimleri yapılacak]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Almanya&#8217;da  3-9 Ağustos tarihleri arasında Avrupa Trafik Polisi Ağı’nın (ROADPOL) düzenlediği geleneksel “Speedweek” (Radar Maratonu) kapsamında trafikte hız denetimleri yapılacak. </p>



<p>Ülkedeki 13 eyalette polis ekipleri, bir hafta boyunca şehir içi ve  şehir dışı güzergahlar, okul ve kreş çevreleri, hastane önleri ile yol çalışması bulunan bölgelerde;  gizli ve mobil radarlarla hız kontrolleri yapacak. Denetimlerin özellikle kaza riski yüksek noktalarda yoğun şekilde yapılması bekleniyor.<br><br>Güzergahı ve kontrol noktaları önceden açıklanmayacak radar maratonunun amacı hız kaynaklı trafik kazalarını azaltmak ve sürücülerin hız limitlerine uymasını sağlamak. 3 &#8211; 9 Ağustos tarihleri arasındaki hız maratonuna Bavyera, Saarland ve Saksonya eyaletleri  katılmayacak. Ancak Saksonya eyaleti okulların açılmasıyla birlikte 17 Ağustos – 4 Eylül tarihleri arasında “Okul Başladı” sloganıyla bir dizi denetim yapacak. </p>



<p><strong>Cezalar cep yakıyor</strong></p>



<p>Almanya&#8217;da hız sınırını aşmanın bedeli 800 Euro’ya, ehliyete el konulma süresi ise 3 aya kadar çıkabiliyor.</p>



<p>Almanya&#8217;da trafikte hız ihlali cezaları, şehir içi veya şehir dışı olmasına, hız yüksekliğine göre para cezası, ceza puanı ve ehliyete el koyma şeklinde uygulanıyor.  Hız ihlallerinde zamanaşımı süresi 6 aya çıkarıldı. 1 yıl içinde 26 km/h ve üzeri hız ihlalinin tekrarlanması durumunda ek sürüş yasağı verilebiliyor.</p>



<p>Şehir içi hız ihlalleri ve cezaları</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>10 km/saate kadar ihlalde:</strong> 30 Euro para cezası</li>



<li><strong>11–15 km/h:</strong> 50 €</li>



<li><strong>16–20 km/h:</strong> 70 €</li>



<li><strong>21–25 km/h:</strong> 80 €  ve 1 ceza puanı</li>



<li><strong>26–30 km/h:</strong> 100 €  ve 1 ceza puanı</li>



<li><strong>31–40 km/h:</strong> 160 €  ve 2 ceza puanı ile 1 ay ehliyet yasağı</li>



<li><strong>41–50 km/h:</strong> 200 €  ve 2 ceza puanı ile 1 ay ehliyet yasağı</li>



<li><strong>70 km/h üzerindeki ihlaller:</strong> 800 €  ve 2 ceza puanı ile 3 ay ehliyet yasağı</li>
</ul>



<p>Şehir dışı hız ihlalleri ve cezaları</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>10 km/saate kadar ihlalde:</strong> 20 Euro para cezası</li>



<li><strong>11–15 km/h:</strong> 40 €</li>



<li><strong>16–20 km/h:</strong> 60 €</li>



<li><strong>21–25 km/h:</strong> 70 €  ve 1 ceza puanı</li>



<li><strong>26–30 km/h:</strong> 80 €  ve 1 ceza puanı</li>



<li><strong>31–40 km/h:</strong> 120 €  ve 1 ceza puanı</li>



<li><strong>41–50 km/h:</strong> 160 €  ve 2 ceza puanı ile 1 ay ehliyet yasağı</li>



<li><strong>51–60 km/h:</strong> 240 €  ve 2 ceza puanı ile 1 ay ehliyet yasağı</li>
</ul>



<p>Cezalar konusunda mevzuat ve ayrıntılı bilgi için <a href="https://bussgeld-kontrolle.de/hiz-yapmanin-cezalari-2025-ceza-tablosu-ve-pratik-tavsiyeler/" target="_blank" rel="noreferrer noopener nofollow">Almanya Ceza Kataloğu</a>&#8216;na tıklayın</p>



<p>Foto: Pixabay / Manfred Richter</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/08/speed-camera-3293907_800.jpg" length="91310" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Güne bir bardak ılık suyla başla</title>
		<link>https://egazete.de/gune-bir-bardak-ilik-suyla-basla/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 02 Aug 2026 17:38:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sabah]]></category>
		<category><![CDATA[Su]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31842</guid>

					<description><![CDATA[Uzmanlar, sabah ilk iş olarak ılık su içmenin vücutta yarattığı inanılmaz değişimlere dikkat çekiyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Güne başlarken hiçbir ekstra çaba harcamadan sadece bir bardak ılık su tüketerek sindirim, metabolizma ve dolaşım sisteminizi baştan sona destekleyebilirsiniz. İşte ılık suyun sağlığınıza sunduğu 4 temel fayda.</p>



<p><strong>Vücudu toksinlerden arındırıyor</strong></p>



<p>Geleneksel Çin Tıbbı (GÇT) uygulayıcıları, uzun zamandır vücudu detoksifiye etmek için ılık sudan faydalanıyor. Artan su sıcaklığı, vücutta biriken toksinlerin çok daha kolay çözünmesini ve sistemden dışarı atılmasını kolaylaştırıyor.</p>



<p><strong>Metobolizma ve sindirimi hızlandırıyor </strong></p>



<p>Ilık su içmek, metabolizmayı doğrudan uyararak sindirim sürecini başlatır. Suyun içilmesiyle birlikte kan damarları genişler; bu durum suyun mideye hızlıca ulaşmasına ve tüketilen gıdaların bileşenlerine ayrılmasına yardımcı olur.</p>



<p>Vücut, içilen soğuk suyu öncelikle mide sıcaklığına getirmek için fazladan enerji harcar. Yaklaşık 36°C (vücut sıcaklığında) içilen su ise vücudu yormaz ve bu enerji harcamasını tamamen ortadan kaldırır. </p>



<p><strong>Zayıflama sürecini destekliyor</strong></p>



<p>Yemeklerle veya sabahları ılık su içmenin zayıflama sürecinde iki büyük avantajı bulunuyor. Vücudun yağları daha etkili bir şekilde sindirmesine katkı sağlar. Vücut sıcaklığındaki hafif artış, damarları genişleterek kaslara ve dokulara daha fazla kan akışı sağlar. Bu da yağ birikintilerinin parçalanmasını hızlandırır.</p>



<p><strong>Güne daha yüksek enerjiyle başlatıyor</strong></p>



<p>Sabah uyandıktan hemen sonra içilen bir bardak ılık su, vücut sıcaklığını hafifçe artırarak dolaşım sistemini aktif hale getirir. Kan dolaşımının hızlanması, daha hızlı uyanmanızı ve güne daha yüksek bir enerjiyle başlamanızı sağlar.</p>



<p><strong>Odatv.com</strong> Foto: Pixabay / cocoparisienne</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/08/water-3853492_800.jpg" length="88056" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Frankfurt’tan Küba’ya dayanışma mesajı!</title>
		<link>https://egazete.de/frankfurttan-kubaya-dayanisma-mesaji/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 02 Aug 2026 12:49:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[dayanışma]]></category>
		<category><![CDATA[frankfurt]]></category>
		<category><![CDATA[Küba]]></category>
		<category><![CDATA[protesto]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31833</guid>

					<description><![CDATA[ABD’nin Küba’ya yönelik ambargosu ile istikrarsızlaştırma girişimleri ve karalama kampanyaları Frankfurt'ta protesto edildi]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p></p>



<p>Frankfurt’taki komünist, sosyalist ve diğer sol örgütlerle çeşitli göçmen derneklerinin oluşturduğu “girişim“, ABD’nin Küba’ya yönelik ambargosu, istikrarsızlaştırma girişimleri ve karalama kampanyalarını protesto edip, Küba’daki sosyalist direnişe güçlü bir dayanışma mesajı gönderdiler.</p>



<p>Kent içindeki yüzlerce kişinin katıldığı yürüyüşün ardından tarihi Paul Meydanı’ndaki mitingle devam eden dayanışma eyleminde ABD’nin Küba’ya saldırma hazırlıkları içinde olduğuna dikkat çekilerek, tüm dünyadaki ilerici güçler buna karşı protestoya çağrıldı. Bu arada Federal Almanya hükümetinin de Küba’ya yönelik politikaları kınanarak, Almanya’nın başta Birleşmiş Milletler olmak üzere uluslararası kurumlarının bu konudaki karar ve çağrılarına katılmak zorunda olduğu, bir an önce Küba’ya gerekli acil insani yardımları başlatması gerektiği vurgulandı.</p>



<p>Küba’yla dayanışma eylemleri, yürüyüş ve mitingin ardından “Almanya-Küba Dostluk Derneği“nin Alman Sendikalar Birliği (DGB) Frankfurt’taki merkezinde  düzenlediği “dayanışma festivali“yle devam etti. (gk)</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/08/Kuba-dayanismasi082026-800.jpeg" length="153222" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Yeni Parti bağış kampanyası başlattı</title>
		<link>https://egazete.de/yeni-parti-bagis-kampanyasi-baslatti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 02 Aug 2026 12:31:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[bağış kampanyası]]></category>
		<category><![CDATA[yeni parti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31821</guid>

					<description><![CDATA[Hazine yardımından yararlanamayan Yeni Parti kurumsal olarak bağış toplama çağrısı yaptı. Yeni Parti'ye ilk 48 saatte  85 bin 975 vatandaş, 182 milyon 068 bin 243 TL bağış yaptı.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Yeni Parti&#8217;de üyelik başvuruları, Yargıtay sürecinin tamamlanmasının ardından yapılabilecek.   Hazine yardımlarından yararlanamayacak olan Yeni Parti,  olası giderlerini karşılayamak için bağış kampanyası başlattı. Yeni Parti adına açılan üç hesaba bankalar aracılığıyla para yatırılabilecek. Yeni Parti İdari ve Mali İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Çanakkale Milletvekili Özgür Ceylan, dayanışma kampanyasına ilk 24 saatte katılan 31 bin 934 kişinin toplamda yaklaşık 113 milyon 842 bin TL bağış yaptığını duyurdu. Ceylan, 48 saat sonunda da bağış tutarının 182.068.243 TL&#8217;ye ulaştığını belirtti. </p>



<p>Yeni Parti bağış kampanyasına yönlendiren tek adres linki şöyle: <a href="http://yeni-parti.org.tr/bagis/" data-type="link" data-id="yeni-parti.org.tr/bagis/" target="_blank" rel="noreferrer noopener nofollow"><strong>yeni-parti.org.tr/bagis/</strong></a></p>



<p>Yeni Parti&#8217;nin bağış hesapları şöyle: </p>



<p>Türkiye İş Bankası, TR51 0006 4000 0014 2011 5395 48</p>



<p>Halk Bankası, TR31 0001 2001 4790 0086 0000 09</p>



<p>Ziraat Bankası, TR38 0001 0009 0398 4234 2950 01</p>



<p>Genel Başkan Özgür Özel 29 Temmuz&#8217;da paylaştığı videoda, &#8220;Yeni Parti&#8217;yi millet kurdu, millet büyütecek ve yeni partiyi millet iktidara taşıyacak&#8221; ifadelerini kullanmıştı.</p>



<p>Özgür Özel, üye kaydı için Yargıtay sürecinin tamamlanmasını beklediklerini söylemişti.</p>



<p>Yeni Parti&#8217;den bağış kampanyası açıklaması şöyle: </p>



<p>Değerli Vatandaşlarımız;</p>



<p>YENİ Partimizin dayanışma kampanyasına 48 saatte 85.975 vatandaşımız tarafından 182.068.243 TL bağışta bulunulmuştur.</p>



<p>Bu büyük ve yeni yürüyüşe destek olan tüm yurttaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Toplanan bağışlarla ilgili bilgileri şeffaflıkla açıklamaya devam edeceğiz.</p>



<p>Tek resmi bağış sayfamız aşağıdadır, desteklerinizi bekliyoruz.</p>



<p>yeni-parti.org.tr/bagis/</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/08/Yeni_Parti_2026_logo-800.png" length="66509" type="image/png"/>	</item>
		<item>
		<title>Özel: İstanbul susmadı, Türkiye darbeye teslim olmadı</title>
		<link>https://egazete.de/ozel-istanbul-susmadi-turkiye-darbeye-teslim-olmadi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 02 Aug 2026 11:39:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Ekrem İmamoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür Özel]]></category>
		<category><![CDATA[yeni parti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31814</guid>

					<description><![CDATA[YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul’un Beylikdüzü ilçesinde düzenlenen, “500 Gündür Süren Hukuksuzluğa Karşı Adalet İçin Yürüyoruz” programına katıldı.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p> Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, 19 Mart darbesinin 500. gününde, Beylikdüzü Belediyesi’nden binlerce yurttaşla birlikte Yaşam Vadisi’ne yürüdü. Yeni Parti lideri Özel, burada yaptığı konuşmada, “Beylikdüzü’nün alnı açık, başı dik, seçtiğine, komşusuna, evladına, evlatlarına sahip çıkan güzel insanları, hepinize merhaba, hepiniz hoş geldiniz. Mehmet Murat Çalık’ın ve Ekrem İmamoğlu’nun komşularını saygıyla selamlıyorum. Bugün 19 Mart darbesinin üzerinden tam 500 gün geçti. Hatırlayın, ne diyorlardı? ‘Bekleyin, bir aya kalmaz hele bir şu eldekiler dökülsün. İnsan içine çıkamayacaklar, birbirlerinin yüzüne bakamayacaklar, eşlerinin gözünün içine bakamayacaklar.’ Bu topraklarda namuslu, şerefli insanlara, onların özel hayatlarına, iş görüş biçimlerine ve haysiyetlerine yapılmış en büyük suikasttı” dedi. </p>



<p>Özel, şunları söyledi:</p>



<p>“MİLLETİN FERASETİNİ HESAP EDEMEDİLER”</p>



<p>“Bunu yapanlar ellerindeki devlet gücüne, siyasileştirdikleri yargıya, adeta yargı kollarına dönüştürdükleri hakimlere, savcılara ve onların masum insanlara kurdukları kumpaslara güveniyorlar; bunların televizyonlarda, gazetelerde yer almasıyla birlikte bu insanların gözden düşeceğini, gönüllerde edindikleri yerleri kaybedeceklerini düşünüyorlardı. Ama bir şeyi hesap edemediler. Sizi, sizin vicdanınızı, ferasetinizi, cesaretinizi hesap edemediler. İlk gün olduğu gibi bugün de buradan, hani diyor ya ‘Biz bu işin hiçbir yerinde yokuz.’ Tam göbeğinde olana sesleniyorum. Ey Erdoğan; görüyor musun? Bir ay geçmedi, 10 gün geçmedi, 100 gün geçmedi. Üzerinden tam 500 gün geçti. İşte buradayız, insanların arasındayız. Milletin yüzüne, birbirimizin gözüne bakıyoruz. Buradan dosta &#8211; düşmana haykırıyorum ki 500 gün geçti; bu meydan bir kişi eksilmedi, bir yürek eksilmedi. Her yürüyüşte, ayaklarımıza yeni ayaklar eklendi, omuz başımızda yeni yoldaşlar belirdi. 500 gün geçti; Beylikdüzü geri adım atmadı, İstanbul geri adım atmadı, bu millet geri adım atmadı. 500 gün geçti; İstanbul susmadı, Türkiye darbeye teslim olmadı. Haklıyı &#8211; haksızı ayıran, doğruyu yanlıştan ayıran, namusluyu namussuzdan ayıran ve evlatlarına sahip çıkan bu asil milletin, hepinizin önünde saygıyla elliyoruz.”</p>



<p>“MİLLET AYAKTADIR, ZAFER ÇOK YAKINDADIR”</p>



<p>“Milletin iradesine kasteden darbeciler bilsin ki ‘Seçimle geldim ama seçimle gitmem artık, buralar bana kalacak’ diyenler bilsin ki ne yapsanız boş. Millet ayaktadır, Türkiye ayaktadır. Zafer çok yakındadır. Bugünler, bu zor günler eninde sonunda bitecek. Hep birlikte huzura ereceğiz. Sevdiklerimize kavuşacağız. Hak ettiğimiz gibi bir yönetime elbette kavuşacağız. Bu zor günleri tarih yazacak. Tarih, bu 500 günü 2 ayrı hikayeyle yazacak. Birinci hikayede milletten korkan, sandıktan kaçan, hukuku silaha çevirenlerin utanç sayfaları yer alacak. O sayfalarda tükenmiş bir iktidarın son çırpınışları yer alacak. Ama tarih, zalime hak ettiği yeri verirken millet o kitapta kendisine bembeyaz bir sayfa da açacak. Ve o sayfada milletin destana çevirdiği, 500 gündür sürdürdüğü, Saraçhane’de başlattığı, bugüne kadar taşıdığı demokrasi destanı o kitapta yerini alacak. O kitap, korkuyu evde bırakanları yazacak. O kitap, omuz omuza verenleri, tehditten yılmayanları, şantaja teslim olmayanları yazacak. Bir tarafta saray düzeninin utanç sayfaları yer alacak, diğer tarafta milletin hanesinde cesaret, direniş ve zafer yazacak.</p>



<p>“EKREM BAŞKANIN HİKAYESİNİN BAŞLADIĞI İLÇE”</p>



<p>“Bugün burada dostların arasındayız. Ekrem Başkanımızın hikayesinin başladığı, memleketinden kalkıp gelip yerleştiği, ticaret yaptığı, siyasete atıldığı, ilçe başkanlığı yaptığı, belediye başkanlığı yaptığı, sonra burada ilk adaylığında Adalet ve Kalkınma Partisi’nin elinden belediyeyi alıp bir dönem yaptığı muhteşem belediyecilikten sonra ki ona bu başarı İstanbul Büyükşehir’in kapılarını açtığında ta Kartal’da oyların sayıldığı bir salonun başında beklerken, birisi ‘Biz MHP’liyiz ama ilk kez bu seçimde size oy verdik’ dedi. ‘Seni kim ikna etti ablacığım?’ dedim. Bana dedi ki ‘Beylikdüzü’nde görümcem oturuyor. Dedi ki ‘Biz oy vermedik, vermediğimize pişman olduk. Şimdi İstanbul’a aday yaptılar. Oy verin, verdirtin, pişman olmayacaksınız’ dediler. Onun için oy verdik’ diyordu. Ta Kartal’da hayatında Beylikdüzü’nü hiç görmemiş, Ekrem Başkan’ın hiç elini tutmamış ama kefili sizin komşularınız olan insanlar. İşte o gün Ekrem Başkan bir kez daha, ikinci kez Erdoğan’ın gösterdiği bir adayı, bir eski Başbakan’ı, bir Meclis Başkanı’nı yenmişti. 13 bin 600 farka, ‘Bu farkla sana İstanbul’u mu veririz?’ diyenler, yani İstanbul’u kendilerine tapulu mal görenler, milletinin iradesini ceplerinde, kendilerine ait sananlar o gün bu iradeyi küçümsemiş, o gün bu iradeyi İstanbul’u teslim etmeyeceğini söylemiş, 19 gün süren, yeniden ve yeniden sayımlardan sonra verilen mazbatayı 6 Mayıs günü iptal etmişlerdi. İşte Ekrem Başkan’ın hikayesi bir kez daha yine Beylikdüzü’nde, 6 Mayıs 2019 gününde tam burada, bu sahnede, bu kürsüde başladı. Bu kürsü onun ceketini çıkardığı, beyaz gömleğinin kollarını sıvadığı, ‘Gençliğimiz var’ diye yola çıktığı kürsüdür. (‘Cumhurbaşkanı İmamoğlu’) Bütün Türkiye’de atılıyor bu slogan ama herhalde en çok buraya yakışıyor ve buradan bütün Türkiye’ye yankılanıyor. İşte o gün ‘Gençliğimiz var’ diyerek çıktığı bu yolda 806 bin farkla İstanbul’u kazanmış, bu kez herkesten; vicdanı olan herkesten, haksızlığa itiraz eden herkesten oy almış, çok daha güçlü bir şekilde yola koyulmuştu. Beş yıl boyunca görev yaparken neler yapmadılar, neler? Otobüs kiralayıp yalandan yaktılar, filme çektiler. Metroları kendileri kapatıp filme çektiler. Yürüyen merdivenlere taş sıkıştırdılar. Her türlü haksızlığı yaptılar ama ilk seçimde 1 milyondan fazla fark yiyerek milletin demokrasi tokadını bir kez daha tattılar.”</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="449" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/08/yeni-parti-500gunde-4-800.jpg" alt="" class="wp-image-31817" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/08/yeni-parti-500gunde-4-800.jpg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/08/yeni-parti-500gunde-4-800-300x168.jpg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/08/yeni-parti-500gunde-4-800-696x391.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p>“BİZİM SOKAK SOKAK BÜYÜYEN BİR HİKAYEMİZ VAR”</p>



<p>“İşte bizim hikayemiz öyle rastgele bir hikaye değildir. Bizim hikayemiz haksızlıklara uğrayan, ama yılmayan, durmayan, teslim olmayan ve milletle birlikte sokak sokak büyüyen, sizlerle birlikte zafer zafer büyüyen bir hikayemiz var bizim. Bu yüzden başımıza ne geldiyse bu bizden korkanların, ‘İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybeder’ deyip, ‘İstanbul’u kazanan Türkiye’yi kazanır’ diyenlerin artık Türkiye’yi yönetme sırasının Ekrem Başkan’a geldiğini, Türkiye’yi yönetme sırasının artık bizlere geldiğini görüp de buna karşı darbeye girişenlerin yaptıkları kötülüklerdir bunlar. Unutmayalım ki Erdoğan’ı ve adaylarını dört kez yenen Ekrem Başkan beşinci zaferini kazanmasın diye kendisine ‘hırsız’ dediler, olmadı. ‘Casus’ dediler, tutmadı. Diplomasını elinden aldılar, millet buna asla teslim olmadı. Yetmedi, ‘terörist’ bile dediler. O tertemiz, sadece sizi düşünen; rantı rantçılarla, rantiyecilerle bölüşüp de yüzde 20’sini alan, yüzde 10’unu Ankara’ya yollayıp 10’unu kendine zulalayanlardan olmadığı için, rantı size hizmete çevirdiği için, sizin için çalıştığı için iftiraya uğradı. Hatırlayın, 500 gündür neler anlatıyorlardı? Neler, neler… ‘Bekleyin, görüntüsü çıkacak. Bekleyin, videosu çıkacak. Bekleyin, kanıtları çıkacak’ dediler. Hiçbir şey çıkmadı. İlk gün gözlerinin içine baktığımda onun Vatan Emniyet’ten ifade vermek için Çağlayan Adliyesi’ne geldiğinde, onun gözünün içinde dürüstlüğü, haklılığı ve cesareti gördüm. O günden beri de hep şunu söyledim. Biz birbirimize güveniyoruz. Biz evladımıza güveniyoruz. Biz bu kumpasın, iftiranın karşısında sonuna kadar direndik. Sonuna kadar direneceğiz.”</p>



<p>“MEHMET MURAT ÇALIK’A EMANET ETTİ”</p>



<p>“Herkes şunu bilsin ki Ekrem İmamoğlu 500 gündür 4 kez AK Parti’yi yendiği için yapılacak seçimde bir kez daha yeneceği için benim değil, partimin değil, 23 Mart’ta yapılan seçimle 15,5 milyon vatandaşın oyuyla milletin adayı olduğu için milletin cumhurbaşkanı adayı olduğu için hapistedir. Ekrem Başkanın Beylikdüzü’nden ayrılırken gözü arkada kalmadı. Beylikdüzü’nü geçmişte birlikte çalıştığı birine, Beylikdüzü’nün her metrekaresinde emeği olan birine can yoldaşı Mehmet Murat Çalık kardeşine emanet ederek gitmişti. Mehmet Murat Çalık da kendisine duyulan güveni, partisinin adaylaştırmasını, sizlerden, iki seçim üst üste yüzde 50’nin üzerinde oy alarak görevini nasıl iyi yaptığını ve bu kente ne kadar iyi hizmet ettiğini dosta, düşmana gösterdi. Burası Beylikdüzü, televizyondan izleyenlere hatırlatmak, bilmeyenlere anlatmak isterim. Burayı Esenyurt‘la bir yol ayırır. O yoldan geçerseniz, bir taraf yıllardır neredeyse 30 yıldır AK Parti’nin yönettiği güç bela bir önceki seçimlerde aldığımız, şimdi de kayyım atadığı Türkiye’nin en büyük ilçesi Esenyurt‘tur. Ve yolun bu tarafı 10 kat &#8211; 12 kat &#8211; 16 kat kent suçları müzesidir. Ve sadece yarım metrekare yeşil alan vardır kişi başına. Yolun bu tarafı ise planını Mehmet Murat Çalık’ın çizdiği, üzerinde Ekrem Başkan’la yıllarca çalıştıkları, son iki dönemdir de Murat Çalık’ın bizzat belediye başkanı olarak hizmet ettiği bu tarafta o 16 katlara karşı dört katlar, 3,5 katlar, yarım metrekare yeşil alana karşı kişi başına 12 metrekare yeşil alan vardır. Bir tarafta kent suçları müzesi vardır, öbür tarafta halkçı belediyecilikğin, halktan yana, dürüst belediyeciliğin, Mehmet Murat Çalık’ın, Ekrem İmamoğlu’nun izi vardır, emeği vardır.”</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="448" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/08/yeni-parti-500gunde-2-800.jpg" alt="" class="wp-image-31815" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/08/yeni-parti-500gunde-2-800.jpg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/08/yeni-parti-500gunde-2-800-300x168.jpg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/08/yeni-parti-500gunde-2-800-696x390.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p>“RESUL EMRAH ŞAHAN’IN DİK DURUŞUNUN ÖNÜNDE SAYGIYLA EĞİLİYORUZ”</p>



<p>“Hiçbir delil olmadan iftiralarla, hastalığına rağmen anacığının gözyaşlarına, evlat nöbetine rağmen 500 gündür gözaltında tutulan, kelepçe ile kanser tedavisine, tetkiklerine götürülen ve yaptıkları zulüm bir türlü bitmeyen ama eğilmeyen, bükülmeyen, evladınız, komşunuz Mehmet Murat Çalık’a da bir kez daha selam olsun. Bu iki yiğit evladınız 500 gündür çile çekerken ama eğilmez, bükülmez, dimdik dururken; yanlarında Şişli’nin seçilmiş belediye başkanı 500 gündür orada kalan evladımız, kardeşimiz Resul Emrah Şahan var. Ona da selam olsun. Kendisini önce kent uzlaşısından içeri alanlar, yani kendisinin emeği olan, ‘Eğer Kürtler batıda belediye başkanı çıkaramıyorsa güçlerinin nispetinde belediye meclislerinde temsil edilsinler, söz söylesinler’ diye emek veren Resul Emrah Şahan’ın bu davranışını terörizm diye niteleyenler; onu terör soruşturmasıyla tutuklayıp Şişli Belediyesine kayyım atadılar, halen daha o kayyımla yönetiyorlar. Türkiye’de gelişen süreç, kayyımların iadesini gündeme getirince telaşa kapıldılar. ‘Resul Emrah Şahan çıkar, gider’ dediler. ‘Onun tutukluluğunu yedekleyelim’ dediler. Şişli’de imar rantı elde ettiği için değil; AK Parti’ye yakın iş adamlarının imar rantlarına engel olduğu için, kente karşı suç işlemediği, işleyenlere geçit vermediği için kendisini iftiralarla içeriye attılar, onu da 500 gündür tutuyorlar. Resul Emrah Şahan’ın tertemiz yüreğinin, apaçık alnının, dik duruşunun önünde saygıyla eğiliyoruz hep birlikte.”</p>



<p>“KARARI MİLLET VERDİ, BİZİM ADAYLARIMIZI SEÇTİ”</p>



<p>“Biz son seçimlerde yıllar sonra 47 yıl sonunda partimizi birinci parti yapmıştık. Ve Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarını kurulduğu günden beri Türkiye’de ilk kez yenilgi ile tanıştırmıştık. O gün, 31 Mart 2023 gecesi İstanbul’da, bu güzel şehirde tam 26 belediye kazandık. Bunda doğru adayların, iyi adayların, büyük mücadelenin, Ekrem Başkanın ekibinin ve şimdi YENİ Parti’nin kurucusu olan o günün İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ve bütün örgütümüzün emeği vardır. Bizim 26 belediye kazandığımız gece Adalet ve Kalkınma Partisi İstanbul’a olan düşkünlüklerini şiirlere, şarkılara sığdıramayanlar, İstanbul’a karşı hançerleri saplayıp saplayıp en büyük kötülüğü yaptıklarını itiraf edip, İstanbul’un bir türlü yakasından düşmeyenler; milletin gözünden düşmüş, sadece 13 belediye ile yetinmişlerdir. 26 belediye bizde, 13 belediye Recep Tayyip Erdoğan’ın gösterdiği adaylarda, partisinde kalmıştı. Kararı millet verdi. AK Parti’yi değil; halkın adaylarını, bizim adaylarımızı seçti. Ve o güne kadar kazandığı her seçimden sonra ‘Milli irade, milli irade’ diye övgüler düzenler; milli iradeyi yok saymaya, bu büyük başarıya gölge düşürmeye çalışmaya ve operasyonlarla Cumhuriyet Halk Partisi&#8217;ne, oradan seçilen belediye başkanlarına saldırmaya başladılar. Seçimlerden beri seçilmiş 26 belediye başkanımızdan 15’ini tutukladılar. Kimisine ‘terörist’ dediler, kimisine ‘Hırsızlık yaptı’ dediler. Ama aynı şehirde bulunan 13 belediye başkanına AK Parti’nin asla dokunmadılar. Allah şahit ki herkes biliyor ki Beylikdüzü’nde ve İstanbul’un diğer 38 ilçesinde yaşayan, Adalet ve Kalkınma Partisi’ne mensup herkesin ve tarihin önünde şunu ifade ederim ki, bizim 15 belediye başkanımızda şu kadar bir leke varsa bunun 500 katı Adalet ve Kalkınma Partili belediye başkanlarında var. Yalansa ‘Yalan’ desinler. Eğer AK Partili belediyelerde olanlar CHP’dekilerin misliyle fazla değilse buna inananlar, bundan sonra da Tayyip Erdoğan’a oy versinler. Ama buradan açıkça söylüyorum. Yıllardır kirliliklerine kendileri tanıklık edenler, Erdemliler Hareketi diye kurulup yüzdeci bir parti olduğu içeriden bilenler, kendi belediye başkanlarını parsel parsel kenti satmakla suçlayanlar ve AK Parti’nin paçasından yolsuzluk aktığını bilenlere diyorum ki, ‘Bundan sonra AK Parti’nin kara düzeninin sürmesine artık hep birlikte izin vermeyeceğiz, hep birlikte.’”</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="449" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/08/yeni-parti-500gunde-3-800.jpg" alt="" class="wp-image-31816" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/08/yeni-parti-500gunde-3-800.jpg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/08/yeni-parti-500gunde-3-800-300x168.jpg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/08/yeni-parti-500gunde-3-800-696x391.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p>“SİNEM DEDETAŞ NAMUSUYLA CEZAEVİNE GİTTİ”</p>



<p>“Değerli İstanbullular, son olarak Üsküdar’a, Sinem Dedetaş‘a gözbebeğimiz, çalışkan, pırıl pırıl bir Cumhuriyet kadınına işinde, görevinde başarılı, ilçesinde destanlar yazan Sinem Dedetaş’a el uzattılar. Önce trolleriyle, medyadaki iftiracılarıyla hedef gösterdiler. Ve bir yandan da Sinem Dedetaş’a şantajda bulunmaya, AK Parti’nin yolunu işaret etmeye kalktılar. Buradan, şimdi bu akşam Çorlu’da olan, Çorlu’da namusuyla, inancıyla, bu kara düzene teslim olmadan cezaevini göze alan Sinem Dedetaş bu iftiraların karşısında kaya gibi durdu, bu tekliflere yüzünü dönmedi, namusuyla cezaevine gitti. Hapsedilmeyi göze aldı ama Üsküdar’a ihaneti, Üsküdar halkının oylarına ihaneti göze almadı. Tıpkı İzmit Belediye Başkanımız Fatma Kaplan Hürriyet gibi ‘AK Parti’ye geçeceğime paşa paşa hapis yatarım’ dedi. ‘Paşa paşa hapis yatarım.’ Buradan cezaevinde duran tüm arkadaşlarımızın bu onurlu duruşlarını selamlarlarken, kendisi cezaevine girmeden üç hafta önce, iki hafta önce ve son gece gelip ‘Gelirsen kurtarırız, yoksa içeri girersin’ diyenlere ‘Ben Terzi Fikri’nin geleneğinden geliyorum’ diyen Bayrampaşa Belediye Başkanımız Hasan Mutlu’yla selam duruyoruz, Hasan Mutlu’yla.”</p>



<p>“TUZLA REZALETİNİN SONUNDA HESABINI VERECEKLER”</p>



<p>“Oysa bugün Tuzla’nın, Çekmeköy’ün oylarını, Şile’de kendisine belediye meclisimizin verdiği vekaleti AK Parti’ye satanlara, bunun bahanesi için ‘Eşimi, evladımı gözaltına alacaklardı’ diyen Çekmeköy’e, ‘Damadımla tehdit ediliyorum’ diyen Şile’ye ve AK Parti’nin geçmiş dönemde yaptığı dünya siyaset tarihinin en büyük yolsuzluğu, Tuzla’daki emsal transferine ortaya çıktığı gün… Size söyleyeyim, söyleyeyim bu güzel akşamda. Emsal transferi şudur. Burada bir yeşil alan. Bunu kamuya bırakırsın, karşılığında bir başka yerinde üç-dört kat fazla alırsın. Hak yerini bulmuş, buradaki katın karşılığı, buradaki arsan yeşil alan olmuştur. Ama bunu bir önceki Tuzla Belediye Başkanı Şadi, şöyle yapmış. Sistemin boşluğunu bulmuşlar. Bir yeşil alanı onlarca binaya mükerrer yazmışlar. Her birinden alacakları yerine tek bir yeşil alanı bütün Tuzla’ya saydırıp Tuzla’yı kandırmışlar, devleti kandırmışlar. İlk birkaç aydan sonra, belediye bizdeyken bu iş ortaya çıkmış. Eren Ali Bingöl bunu görünce, İBB bunu fark edince buna karşı Ekrem Başkan, sonra Başkan Vekilimiz Teftiş Kurulu’na harekete geçirince, Teftiş Kurulu dedi ki ‘Bunu yapanlara işlem yapılsın, bütün suçlular hesap versin. Bu kötülük Tuzla’ya yapılamaz.’ Biz de dedik ki ‘Pisliği yapan geçen dönem Şadi geziyor. Bir an önce buna ne yapacaksanız yapın. Ayrıca devlet olarak Tuzla’ya toplam kadar yeşil alanı bağışlayın. Bunu siz aktarın. çünkü sizin belediye başkanınız yaptı ve göz yumdunuz. Bu ilgililere bölünsün, haksız gelir elde eden müteahhitler parasını ödesin ve Tuzla yeşil alanına devlet para kaybından kurtulsun, hak yerini bulsun. Suçlu Şadi de cezasını çeksin.’ AK Parti bunu yapmak yerine ‘Şadi de dursun, Eren Ali Bingöl de AK Parti‘ye katılsın, işin üstü örtülsün, bu iş bana yarasın’ dedi. Buradan şunu söylüyorum. Bu işe, başta Tuzla’ya bu kötülüğü yapan Şadi de bununla uzlaşıp AK Parti ile anlaşan Eren Ali de biz ‘Şeffaf bir şekilde Tuzla’nın hakkını verin, devletin hakkını verin’ demişken bu kumpas kurulsun diye bile bile buna lades diyen bakanlık yetkilileri de ve tüm bu işlerin başında Tuzla‘da hobi bahçesinden başlayıp kendine villa projesi çıkaran, ben bunu söyleyince Eren Ali’yi tehdit edip bana yollayan, ‘Aman Genel Başkanım Akın Gürlek’e bulaşma. Beni tutuklatırsın’ diyenlere söylüyorum. Bunu söylüyorum. Tuzla rezaletinin Şadi de Eren de bürokratların hepsi de Akın Gürlek de eninde sonunda hesabını verecek.”</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="450" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/08/yeni-parti-500gunde-5-800.jpg" alt="" class="wp-image-31819" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/08/yeni-parti-500gunde-5-800.jpg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/08/yeni-parti-500gunde-5-800-300x169.jpg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/08/yeni-parti-500gunde-5-800-696x392.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p>“BU SİYASET ANLAYIŞINI GERİDE BIRAKMAK İÇİN YOLA ÇIKTIK”</p>



<p>“AK Parti’nin kara düzenine teslim olmadık, olmayacağız. İşte biz bu siyaset anlayışını geride bırakmak için yola çıktık. Eskimiş, köhnemiş, çürümüş ya da mücadele gücü kalmamış bir siyaseti reddediyoruz. Haklının yanında duramayan, iftirayı atılan arkadaşlarını savunmak yerine onları suçlayan, kurgulanmış AK Parti yargısına kutsiyet atfeden, ‘Yargı süreçlerini takip edeceğiz’ diyerek AK Parti yargı kollarına evlatlarını teslim eden butlancı anlayışı geride bıraktık. Kimse endişe etmesin ki kimse, eski nesil siyasetle muhatap olacak, onları dikkate alacak, onlarla mücadele edecek değiliz. Milletimiz o teslim olmuş, muhalefete alışmış, iktidar hedefini unutmuşları geride bıraktı. Millet yanımızdadır, millet bizimledir. Bu yüzden 22 il gezdim ve bana söyleneni yaptım, benden isteneni yaptım. Önce partim için, partimiz için mücadele ettim. Tüm yollar tükenince bir yol bulamayınca yeni bir yol açmak için yola çıktım, yola çıktık. Yoldayız. Artık biz emeklilerin ve emekçilerin YENİ Partisiyiz. Çiftçilerin ve esnafların YENİ Partisiyiz. Memurların, engellilerin YENİ Partisiyiz. Kadınların YENİ Partisiyiz, kadınların yeni partisine selam olsun. Gençlerin YENİ Partisine selam olsun. Beylikdüzü’nün YENİ Partisine selam olsun. Türkiye’nin YENİ Partisinin yolu açık olsun. Bu coşkunuzu tüm Türkiye paylaşıyor. Buradan büyük bir memnuniyetle, büyük bir kıvançla ifade etmek isterim ki siyaset tarihinde kuruluşunu ismini ve bütçesini milletin belirlediği bir başka parti yoktur. Millet istedi, YENİ Parti kuruldu. Millet adını böyle söyledi, adı YENİ Parti oldu. Millet emekli maaşından, kumbarasından, yastığın altından, kefen parasından yolladı. YENİ Partinin bütçesi bu oldu. Bizim gücümüz, milletten, milletin sevgisinden, umudundan geliyor.”</p>



<p>“HALKIN COŞKUN AKAN SELİ KARŞISINDA KİMSE DURAMAZ”</p>



<p>“Şu kadarını söyleyeyim. Biz kurulduğu gün ana muhalefet olan ilk partiyiz. Kurulduğu gün anketlerde birinci parti olan ilk partiyiz. Buradan Erdoğan’a bir kez daha hatırlatıyorum. Öyle iftira ile olmaz. Taşıma kalabalık ile olmaz. Kendi gençlik kollarınla, kadın kollarında olmaz. Milletle olur. Şuraya bak Erdoğan, şuraya bak. İlk gün söyledim, 500’ncü gün söylüyorum. Ahlaki üstünlük bizdedir, psikolojik üstünlük bizdedir, çoğunluk enerjisi bizdedir. Millet bizimle beraberdir. Bertolt Brecht‘in dediği gibi ‘Halkın coşkun akan selinin karşısında kimse duramaz.’ Adana’da Tekir Yaylası’ndaki amcamın kendi diliyle söylediği gibi ‘Millet sel olmuş akıyor. Önünde hiçbir kütük duramaz.’ Evlatlarınıza sahip çıkmaya devam edecek misiniz? Resul Emrah Şahan’a, Mehmet Murat Çalık’a, Ekrem İmamoğlu’na sahip çıkmaya devam edecek misiniz? Benimle bu yeni yolda yürümeye var mısın? Hep birlikte iktidara varacak mıyız? Ülkeyi kurtaracak mıyız? Yeni ve güzeli birlikte kuracak mıyız? Siz de bu inanç, sizde bu azim oldukça biz buradayız, yanı başınızdayız. Hep birlikte yürüyeceğiz. Haydi o zaman; yolunuz açık olsun, yolumuz açık olsun. Yürüyelim arkadaşlar.” Foto: Yeni Parti Fotograf Servisi</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/08/yeni-parti-500gunde-2-800.jpg" length="130131" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>10’ncu yılında Münih katliamı</title>
		<link>https://egazete.de/10ncu-yilinda-munih-katliami/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gürsel Köksal]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Aug 2026 14:02:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[anma]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı sağ]]></category>
		<category><![CDATA[ırkçılık]]></category>
		<category><![CDATA[Münih katliamı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31838</guid>

					<description><![CDATA[İran kökenli Alman terörist David Sonboly’nin Münih’in ortasında hepsi göçmen kökenli, sekizi genç, biri yetişkin dokuz insanı katlettiği, beş genci ağır biçimde yaraladığı katliamın üzerinden 10 yıl geçti.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>GÜRSEL KÖKSAL</p>



<p>“Şimdi kim olursa olsun, karşıma çıkan her Alman Türkü’nü yok edeceğim.“<br>Münih’te 10 yıl önce savaş sonrası Almanya’nın en kanlı katliamlarından birini gerçekleştiren faşist terörist, geride bıraktığı veda mektubunu bu sözlerle bitirmişti.<br><br>22 Temmuz 2016 tarihinde Münih’teki Olimpiyat Alışveriş Merkezi’nde (OEZ) yaşanan katliamda Armela Segashi (14), Can Leyla (14), Dijamant Zabërgja (20), Guiliano Kollmann (19), Hüseyin Dayıcık (17), Roberto Rafael (15), Sabina S. (14), Selçuk Kılıç (15) ve Sevda Dağ (45) yaşamını yitirmişti. Ölenlerin üçü (S. Kılıç, C. Leyla ve S. Dağ) Türkiye vatandaşı, biri de (H. Dayıcık) Batı Trakya Türklerinden Yunanistan vatandaşıydı.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="460" height="600" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/08/munih-katliami-10yilinda-600.jpeg" alt="" class="wp-image-31839" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/08/munih-katliami-10yilinda-600.jpeg 460w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/08/munih-katliami-10yilinda-600-300x391.jpeg 300w" sizes="auto, (max-width: 460px) 100vw, 460px" /></figure>



<p>Norveç’te çoğu genç insanlardan oluşan 77 kişiyi katleden faşist terörist Breivik’in eyleminin (2011) tam beşinci yıldönümünde Münih’te yaşanan bu katliamın daha sona Almanya’nın Halle (2019) ve Hanau (2020) kentlerindeki, Yeni Zelanda’da (2019) 55 kişinin katledildiği ya da Münih’te 13 kişinin öldüğü, 200’den fazla insanın yaralandığı “Oktoberfest Katliamı“ndaki gibi faşist bir saldırı olduğu daha başından belliydi. Ancak polis ve diğer yetkililer uzunca bir süre bunu açıkça gösteren ipuçlarını, dahası birbirinden bağımsız üç bilirkişinin raporlarını görmezden gelip, olayı okulda mobinge uğrayan, psikolojik sorunları olan bir gencin intikam amaçlı bir “bireysel amok“ eylemi olarak değerlendirmekte ısrar etti.</p>



<p>Ancak olaydan 3,5 yıl sonra bir kısmı Münih doğumlu dokuz insanı öldüren faşist katilin ırkçı, faşist, yabancı düşmanı ve özellikle Türk düşmanı olduğunu, katliamı Hitler’den geriye kalan faşistlerin gelecek kuşaklar için çizdikleri “yalnız kurt terörizmi“nin tipik bir temsilcisi olduğu, olayda kullandığı silahı satın aldığı kişinin de Hitler hayranı, tanınmış bir ırkçı olduğu bilinmesine rağmen göz ardı edildi.</p>



<p>Tıpkı Almanya’yı yıllarca dolaşıp, ülkenin dört bir köşesinde çoğu Türkiye kökenli esnafları ve bir polis memurunu bir köşede kıstırıp, kurşuna dizen faşist terör örgütü NSU’nun (Nasyonal Sosyalizm Yeraltı) cinayetlerinde olduğu gibi, bu eylemlerin ırkçı, yabancı düşmanı, neo-nazi, sağcı ideolojilerden kaynaklandığını olaydan uzun süre sonra kabul eden yetkililerin bunu gönülsüz bir biçimde yaptıklarının kanıtı, katliamda yaşamını yitirenlerin ailelerinden şu ana kadar özür dilenmemiş olması…</p>



<p>Olayın gerçekleştiği Bavyera Eyaleti’ndeki merkez sağ hükümet olayın soruşturulmasındaki hatalardan dolayı özür dilemekten imtina ediyor. Ancak şunu da görmek gerekiyor: Katliamda yaşamını yitiren 14 – 20 yaşlarındaki gençlerin ve 45 yaşındaki (35 yıldır Almanya’da yaşayan) annenin yakınlarının, Münih’teki antifaşistlerle birlikte kurdukları “Münih Hatırlıyor“ insiyatifinin inatla sürdürdükleri mücadeleyi ve eleştirileri saygıyla, olgunlukla karşılıyorlar.<br>Nitekim Eyalet Başbakanı, Eyalet Meclisi Başkanı, Eyalet İçişleri Bakanı başta olmak üzere, buradaki eyalet hükümetinde çoğunlukta olan merkez sağ parti CSU’nun (Hıristiyan Sosyal Birlik) üst düzey temsilcileri olayın 10’ncu yıldönümünde düzenlenen anma törenine katılıp, evlatları öldürülen ailelerin temsilcilerinin kürsüden kendilerine yönelttiği eleştirileri, sitemleri sessizce dinlediler.</p>



<p>Münih’teki anma töreninde devleti eyalet hükümetindeki politikacılardan önce, Almanya’nın sosyal demokrat kökenli Cumhurbaşkanı Steinmeier ve Münih’in Yeşiller partisinden Büyükşehir Belediye Başkanı Dominik Krause temsil etti.</p>



<p>Görev süresi önümüzdeki yıl mart ayında biten ve iki dönem sınırı nedeniyle yeniden bu göreve aday olmayacak olan Steinmeier’in ve Krause’nin anma törenindeki konuşmaları, Almanya’nın demokrat geleneğinin ülkenin faşist geçmişinden ve son yıllardaki sağ terör eylemlerinden sonraki skandallardan büyük ölçüde ders aldığını gösterdi.</p>



<p>Başkan Krause, 10 yıl önce saldırının başladığı 17.51’de kent geneline bir dakikalık saygı duruşu yapılmasını, bu sırada metro, tramvay ve otobüs seferlerinin de bir dakika süreyle durmasını sağlayarak, Münih’in katliamı anmasına ön ayak oldu.</p>



<p>Törenden önce ve sonra katliamda ölenlerin aileleriyle biraraya gelip, onlara samimi dileklerini, desteğini sunan Steinmeier de konuşmasında şunları söyledi: &#8220;Şunu kavramamız gerekiyor. Göç geçmişine sahip olan, sadece tek tek insanlar değildir. Tüm ülkemizin bir göç geçmişi vardır. Almanya göçmen kökenli bir ülkedir. Bizi biz yapan da budur. Bu ırkçı saldırı sadece mağdurları ve onların yakınlarını ve dostlarını, sadece Münih kentini ya da yalnızca Bavyera eyaletini ilgilendirmiyor. Bu olay bütün ülkemizi ilgilendiriyor ve bu ülkede yaşayan hepimizi yakından ilgilendiriyor. Biz bu ideolojiyi tanıyoruz. Tarihte Almanlar bu ideolojiyle milyonlarca insanı öldürdü. Bu tür bir düşüncenin ülkemizde yeniden zemin bulmasına asla izin veremeyiz. Antisemitizm ve ırkçılığın toplumumuzda yeri olamaz. Ve bunu sağlamak bizim temel görevimizdir.&#8221;</p>



<p>Steinmeier, Hanau’da 2020 yılında yaşanan katliamda da derhal olay yerine gidip, bunun bir sağ terör eylemi olduğunu açıklayarak, olayın psikolojik sorunları olan bir manyağın işi olduğunu geveleyen yerel yetkililerin seslerini kesmelerini sağlamıştı.<br>Münih’teki anma töreni aşırı sağın toplumun üçte birini arkasına aldığı Almanya’daki demokrasi güçlerinin bir direnişi olarak tarihe geçti. birgun.net</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/08/munih-katliami-10yilinda-600.jpeg" length="86955" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>SGK binasının Demokrasi Üniversitesi’ne verilmesine sert tepki!</title>
		<link>https://egazete.de/sgk-binasinin-demokrasi-universitesine-verilmesine-sert-tepki/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Jul 2026 13:25:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31829</guid>

					<description><![CDATA[Büro-İş Sendikası İzmir Şubesi tarafından düzenlenen eylemde, Dokuz Eylül SGM hizmet binasının Demokrasi Üniversitesine tahsis edilmesi protesto edildi.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Büro-İş Sendikası İzmir Şubesi tarafından yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi. </p>



<p><strong>Binlerce Vatandaş Mağdur Olacak!</strong></p>



<p>“Bugün burada, Dokuz Eylül Sosyal Güvenlik Merkezi hizmet binasının tek bir imzayla İzmir Demokrasi Üniversitesine tahsis edilmesi kararını protesto etmek amacıyla toplanmış bulunuyoruz. Bu karar yalnızca kurum çalışanlarını değil, her gün bu binadan hizmet alan binlerce vatandaşı da mağdur edecektir. Üstelik İzmir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü, depreme dayanıklı olarak hizmet vermesi planlanan önemli bir kamu binasını da kaybetmiş olacaktır. Bugün Menemen’den, Çiğli’den, Karşıyaka’dan, Bornova’dan, Balçova’dan ve İzmir’in birçok noktasından gelen çalışanlar, metro ve diğer toplu ulaşım araçlarıyla merkezi konumdaki bu binaya kolaylıkla ulaşabilmektedir. Buna rağmen çalışanların ve emeklilik tahsis servisinin Buca Sosyal Güvenlik Merkezi yerleşkesine taşınmasının planlanmasını doğru bulmuyor, bu kararı kınıyoruz. Emeklilik tahsis işlemleri, Sosyal Güvenlik Kurumunun vatandaşa en yoğun hizmet sunduğu birimlerden biridir. Bu hizmetin ulaşımı kolay, merkezi bir noktada verilmesi hem vatandaşlarımız hem de kamu çalışanları açısından büyük önem taşımaktadır” </p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="450" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/08/buro-is-072-2-800.jpeg" alt="" class="wp-image-31831" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/08/buro-is-072-2-800.jpeg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/08/buro-is-072-2-800-300x169.jpeg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/08/buro-is-072-2-800-696x392.jpeg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p><strong>Yunus Elitaş ve Rektör Selim Karahasanoğlu’na sesleniyoruz!</strong></p>



<p>“Ayda ortalama 8 ila 10 bin, yılda ise 80 ila 90 bin vatandaşa hizmet veren bir kamu binasının, yaklaşık 8 bin öğrencisi bulunan İzmir Demokrasi Üniversitesine tahsis edilmesi kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılmasına aykırıdır. Kamu binalarının kişisel ilişkilerle değil, kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda değerlendirilmesi esastır. Bizler, kamu hizmetinin kesintisiz, erişilebilir ve verimli bir şekilde sürdürülmesini istiyoruz. Bu nedenle, çalışanları ve vatandaşları mağdur edecek bu uygulamadan derhal vazgeçilmesini talep ediyoruz. Başta Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’a, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanı Yunus Elitaş ve İzmir Demokrasi Üniversitesi Rektörü Selim Karahasanoğlu olmak üzere tüm yetkilileri, kamu hizmetinin verimliliğini ve Sosyal Güvenlik Kurumunun kurumsal itibarını zedeleyecek bu yanlıştan bir an önce dönmeye davet ediyoruz” (Bilim ve Sağlık Ajansı)</p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/08/buro-is-072-1-800.jpeg" length="183200" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Filenin Sultanları, ikinci kez Milletler Ligi Şampiyonu!</title>
		<link>https://egazete.de/filenin-sultanlari-ikinci-kez-milletler-ligi-sampiyonu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Jul 2026 13:14:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[filenin sultanlari]]></category>
		<category><![CDATA[şampiyon]]></category>
		<category><![CDATA[voleybol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31826</guid>

					<description><![CDATA[A Milli Kadın Voleybol Takımımız, Çin’in Makao şehrinde düzenlenen 2026 FIVB Milletler Ligi finalinde Brezilya’yı 3-1 mağlup ederek tarihinde ikinci kez Milletler Ligi Şampiyonu oldu.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Türkiye A Milli Kadın Voleybol Takımı, Çin’in Makao şehrinde düzenlenen 2026 FIVB Milletler Ligi finalinde Brezilya’yı 3-1 mağlup ederek tarihinde ikinci kez Milletler Ligi Şampiyonu oldu.</p>



<p>Karşılaşmayı Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak ve Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Mehmet Akif Üstündağ da izledi.</p>



<p>2023 yılında elde ettiği ilk FIVB Milletler Ligi şampiyonluğunun ardından bir kez daha zirveye çıkan Filenin Sultanları, organizasyonda ikinci kez kupanın sahibi olarak Türk voleyboluna bir tarihi başarı daha kazandırdı.</p>



<p>Milli Takımımızda Melissa Vargas, “En Değerli Oyuncu” (MVP) seçildi.</p>



<p>TÜRKİYE-BREZİLYA: 3-1<br>SALON: East Asian Games Dome<br>HAKEMLER: &nbsp;Francisco Denny Leassi Cespedes (Dominik Cumhuriyeti), Vladimir Simonovic (İsviçre)<br>TÜRKİYE: Elif, Hande, Zehra, Vargas, İlkin, Sinead-Jack, Gizem (L) (Cansu, Saliha, Eylül, Yaprak)<br>BREZİLYA: Bergmann, Diana, Rosamaria, Ana Cristina, Luzia, Roberta, Marcelle (L) (Macris, Helena, Kisy, Natinha (L), Maira)<br>SETLER: 23-25, 25-23, 26-24, 25-21<br>SÜRE: 112 dakika</p>



<p><strong>İstatistikler için <a href="https://vnlw.volleystation.com/tr/matches/2491348/" target="_blank" rel="noreferrer noopener nofollow">tıklayınız.</a></strong></p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/08/filenin-sultanlari0726-800.jpg" length="145369" type="image/jpeg"/>	</item>
	</channel>
</rss>
