<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Dünya &#8211; Almanya Haberleri &#8211; Egazete.de</title>
	<atom:link href="https://egazete.de/dunya/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://egazete.de</link>
	<description>Almanya&#039;nın Türkçe Haber Portalı</description>
	<lastBuildDate>Sat, 08 Aug 2026 11:45:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.6</generator>
	<item>
		<title>Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, üçlü savunma anlaşması imzaladı</title>
		<link>https://egazete.de/turkiye-suudi-arabistan-ve-pakistan-uclu-savunma-anlasmasi-imzaladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 08 Aug 2026 11:37:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[ittifak]]></category>
		<category><![CDATA[Pakistan]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[Suudi Arabistan]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31851</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye, Suudi Arabistan veya Pakistan’a yönelik bir saldırıyı üç ülkeye birden yapılmış sayacak üçlü anlaşma imzalandı]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, üçlü ortak savunma anlaşması imzaladı. Anlaşma, 3 devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek silahlı saldırının hepsine karşı yapılmış sayılacağını hükme bağladı.</p>



<p>AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile bir araya geldi.</p>



<p>Erdoğan, çalışma ziyareti kapsamında geldiği Suudi Arabistan&#8217;ın Mekke şehrinde ilk olarak Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile görüştü.&nbsp;Görüşmede, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın, Türkiye&#8217;nin Riyad Büyükelçisi Emrullah İşler ile Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan da yer aldı.</p>



<p>İkili görüşmelerin ardından Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman ve Pakistan Başbakanı Şerif, Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan üçlü savunma anlaşmasını imzaladı. </p>



<p>İLETİŞİM BAŞKANLIĞI&#8217;NDAN AÇIKLAMA</p>



<p>Konuya ilişkin İletişim Başkanlığı&#8217;ndan yapılan açıklamada da şu ifadelere yer verildi: &#8220;Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan İslam Cumhuriyeti Başbakanı Muhammed Şahbaz Şerif, üç devlet arasındaki derin tarihi ilişkiler, köklü kardeşlik ve İslami dayanışma bağları, müşterek stratejik çıkarları ve köklü savunma işbirlikleri temelinde, kolektif güvenliklerini daha da güçlendirmek, bölgede ve ötesinde barış, güvenlik ve istikrarı teşvik etmek, güvenli ve müreffeh bir geleceği birlikte inşa etmek yönündeki ortak iradelerini yansıtan Ortak Savunma Anlaşması&#8217;nı imzalamışlardır. Anlaşma, her türlü saldırganlığa karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlamakta ve üç devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek bir silahlı saldırının hepsine karşı yapılmış sayılacağını hükme bağlamaktadır. Anlaşma ayrıca, üç devlet arasındaki savunma işbirliğinin tüm boyutlarıyla geliştirilmesini öngörmektedir.&#8221; </p>



<p>MEKKE ANLAŞMASI BİR AMERİKAN PROJESİ</p>



<p>Anlaşma İran savaşının sürdüğü, Tahran destekli Yemen’deki Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarının arttığı bir döneme denk geldi.</p>



<p>Üç ülke arasında olası bir stratejik ittifak kurulacağı yönündeki iddialar aylardır gündemdeydi.</p>



<p>Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 17 Eylül’de imzalanan anlaşma da taraflardan birine yapılan saldırıyı her ikisine de yapılmış sayıyor ve tüm askeri araçları kapsıyordu. Dün atılan imza ile Türkiye de bu denkleme dahil oldu. Anlaşmayla İran’a karşı bölgesel caydırıcılığın ve iş birliğini artırılması hedefleniyor.</p>



<p>Pakistan, İslam ülkeleri arasında nükleer silaha sahip tek ülke konumunda. Suudi Arabistan da geçen ay ABD ile “barışçıl” nükleer anlaşma imzalamıştı. Türkiye’nin de nükleer silah sahibi olma isteği zaman zaman Batı medyasının gündemine düşüyor.</p>



<p>Ocak ayında İslamabad yönetimi tarafından duyurulan ve dün imzalanan anlaşma İran’a karşı bir askeri cephe örüyor. </p>



<p>ABD BÖLGEYİ MÜTTEFİKLERE VERİYOR</p>



<p>İsrail’in bölgedeki savaşlarına destek veren, birlikte İran’a saldıran Amerikan yönetimi Ortadoğu’yu sadık müttefikleri üzerinden yönetmenin peşinde.</p>



<p>Son yıllarda Körfez’deki askeri yükünü azaltıp bölgesel ortaklara daha fazla sorumluluk devretmeye çalışan ABD bu oluşumun arkasında. Askeri ittifak ABD’nin bölgesel güvenlik stratejisini destekleyen bir tür ‘yerel ortaklar ağı.’</p>



<p>Siyasi ve askeri ağırlığını Çin’i Hint-Pasifik’te kuşatmaya kaydıran Washington bölgede İsrail ile barışık, kendi emperyal çıkarlarına uyumlu rejim ve iktidarlara yeni sefer görev emirleri yazıyor. Pakistan, Suudi Arabistan ve Türkiye bu denklemde Trump ile uyum halinde çalışan, bir dediğini ikiletmeyen rejim ve liderlere sahip.</p>



<p>Şİİ HİLALİ’NE KARŞI SÜNNİ DOLUNAYI</p>



<p>Aralık ayında açıklanan ABD ulusal güvenlik strateji belgesinde de Ortadoğu’nun dizayn edildikten sonra bölgedeki bekçilerine bırakılması yer alıyordu.</p>



<p>Amerikan yönetimi Ortadoğu’da İran’a saldırırken şimdi bir “Sünni Cephe” kurdurarak Şii jeopolitiğine karşı yeni bir oyun kurdu.</p>



<p>Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında kurulan bu askeri ittifakla bölgede yeni bir güvenlik ekseni kurulmuş oldu. Bu eksenin rotası da ABD endeksli. Bir İran’ı çevreleme hamlesi olan askeri savunma anlaşması pek çok çevre tarafından “Sünni NATO”su olarak yorumlanmaya başlandı.</p>



<p>İran savaşının bölgesel dengeleri sarstığı bir dönemde yapılan bu anlaşma, üç ülke arasındaki askeri iş birliğini yeni bir seviyeye taşırken bunun etkilerini sadece Ortadoğu’da değil, Güney Asya ve Avrasya hattında da hissedilecektir</p>



<p>Anlaşmanın temelini Suudi Arabistan ile Pakistan arasında Eylül 2025’te imzalanan ‘Karşılıklı Savunma Anlaşması’ oluşturdu. Türkiye’nin söz konusu yapılanmaya katılacağına ilişkin işaretler ise yılın ilk aylarından itibaren ortaya çıktı.</p>



<p>Pakistan Savunma Bakanı Khavaja Asıf, ocak ayında Türkiye ve Katar’ın Suudi Arabistan-Pakistan savunma anlaşmasına dahil olmasından memnuniyet duyacaklarını belirtmişti.</p>



<p>Asıf, amaçlarını benzer güvenlik kaygılarına sahip ülkeler arasında daha geniş bir iş birliği zemini oluşturarak ‘bölgesel istikrarı ve kolektif güvenliği güçlendirmek’ şeklinde açıklamıştı.</p>



<p>Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan ve Katar’ı kapsayabilecek dörtlü bir güvenlik mekanizması yerine Ankara, Riyad ve İslamabad üçlü bir anlaşmaya imza atılmış oldu. Bu ittifaka Katar ve BAE’nin de gelecekte katılması bekleniyor.</p>



<p>Şİİ İRAN’A KARŞI SÜNNİ CEPHE KURULUYOR</p>



<p>Sekiz ay içerisinde iki kez İran’a saldıran ABD’nin başlattığı savaş sadece Ortadoğu’da dengeleri sarstı. Savaş Körfez Arap ülkelerine de sıçrarken İran’ın füze kapasitesi, müttefik ağları ve Hürmüz Boğazı kozu ABD-İsrail planlarını alt üst etti.&nbsp;Katar, Bahreyn, BAE, Irak, Suudi Arabistan, Yemen, Ürdün, Suriye ve hatta Mısır’a kadar yayılan savaşın bölgesel bir hüviyet kazanması söz konusu.</p>



<p>Diğer taraftan anlaşmanın imzalandığı ülkeler de savaş içinde. Pakistan Taliban Afganistanı ile sık sık çatışırken Suudi Arasbistan da Yemen’de Husilerle yıllardır savaş yürütüyor. Suudiler aynı zamanda İran ile de çatışma halinde. Taraflar ‘kolektif güvenlik’ vurgusu yapsa da İran’a yönelik stratejik çevreleme girişiminin parçası olan anlaşma ülkeyi her alanda çoklu bir savaşın parçası yapabilir.</p>



<p>birgun.net</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/08/Turkiye-SuudiArabistan-Pakistan800.png" length="359813" type="image/png"/>	</item>
		<item>
		<title>İsrail&#8217;in alıkoyduğu hekimler için acil çağrı!</title>
		<link>https://egazete.de/israilin-alikoydugu-hekimler-icin-acil-cagri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Jul 2026 19:29:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Tabipleri Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[hekimler]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Tabipleri Birliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31808</guid>

					<description><![CDATA[Dünya Tabipleri Birliği (DTB), İsrail'in alıkoyduğu Kemal Advan Hastanesi Müdürü Dr. Hussâm Ebu Safiyye ve Filistinli hekimler için dikkat çekti]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>DTB Başkanı Dr. Jacqueline Kitulu imzasıyla İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya hitaben mektubunda alıkonulan 14 Filistinli hekimin serbest bırakılmasını talep etti.</p>



<p>Türk Tabipleri Birliği (TTB), İsrail hükümeti tarafından alıkonulan Filistinli hekimler ve tecrit altında sağlık durumu her geçen gün ağırlaşan Kemal Advan Hastanesi Müdürü Dr. Hussâm Ebu Safiyye için Dünya Tabipleri Birliği’ne (DTB) acil müdahale çağrısında bulunmuştu.</p>



<p>TTB’nin çağrısı üzerine DTB de hızla harekete geçti.  DTB, mektup metnini internet sitesinde basın açıklaması olarak da yayımladı.</p>



<p>DTB’nin, gözaltındaki sağlık çalışanlarının adil yargılanma haklarının güvence altına alınması ve serbest bırakılması ile insani muamele ve sağlık hizmetlerine erişimin sağlanması konularında İsrail hükümetine Kasım 2026 ve Ocak 2026’da iki mektup daha yazdığı hatırlatılan yazıda; İsrail hükümetinin her iki mektuba da yanıt vermediği gibi, Filistinli hekimleri resmi bir suçlama olmaksızın gözaltında tutmayı sürdürdüğünü kaydetti. </p>



<p><strong>Dr. Hussam Ebu Safiyye İçin İsrail Hükümeti’ne Çağrı</strong></p>



<p>Dr. Hussâm Ebu Safiyye’nin sağlık durumunun ağırlaştığına özel olarak dikkat çekilen mektupta İsrail hükümetine şu çağrıda bulunuldu: İşkence veya kötü muamele iddiası söz konusu olduğunda İstanbul Protokolü’ne uygun bir tıbbi değerlendirme de dahil olmak üzere gözaltındaki tüm sağlık çalışanlarının bağımsız tıbbi bakıma erişiminin derhal garanti altına alınması; Hukuki süreç ve adil yargılanma güvencelerinin sağlanması ya da resmi bir suçlama bulunmaması halinde bu kişilerin derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılması. Hücre hapsine son verilmesi ve hukuki danışmanlık ile aileye düzenli erişimin sağlanması da dahil olmak üzere, insani gözaltı koşullarının temin edilmesi; Uluslararası insancıl hukuk ve tıbbi tarafsızlık ilkesi uyarınca sağlık personeli ve tesislerine tanınan koruma hükümlerine riayet edilmesi. DTB, konuyla ilgili yaşanacak herhangi bir gelişme veya İsrail hükümetinden gelecek herhangi bir yanıt ile ilgili TTB’yi ayrıca bilgilendireceğini de iletti.</p>



<p>Türk Tabipleri Birliği (TTB) adına, aralarında hastane yöneticileri, cerrahi bölüm başkanları ve kıdemli uzman hekimlerin de bulunduğu 14 Filistinli hekimin süregelen alıkonulma durumu hakkında size yazıyoruz. Söz konusu hekimlerin durumu, İnsan Hakları için Hekimler – İsrail (Physicians for Human Rights Israel – PHR-I) tarafından 30 Nisan 2025 tarihinde yayımlanan ve ekte yer alan “Acil Eylem Çağrısı” metninde belgelenmiştir. Bu hekimlerin çoğu, İsrail’in “Yasa Dışı Muharipler Yasası” kapsamında, herhangi bir resmî suçlama yöneltilmeksizin birkaç ay ila iki yılı aşkın zamandır alıkonulmaktadır. Alıkonulan hekimler:</p>



<p>Dr. Musab Samaan – Pratisyen hekim, El Aksa Hastanesi; 16 Şubat 2024’te alıkonuldu.</p>



<p>Dr. Omar Amar – Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanı; 3 Mart 2024’te alıkonuldu.</p>



<p>Dr. Ahmad Musa – Cerrah, Nasır Hastanesi; 16 Şubat 2024’te alıkonuldu.</p>



<p>Dr. Nahad Abu Taima – Nasır Hastanesi Cerrahi Bölüm Başkanı; 16 Şubat 2024’te alıkonuldu.</p>



<p>Dr. Medhat Abu Tabng’a – Endonezya Hastanesi Cerrahi Bölüm Başkanı; 3 Mart 2024’te alıkonuldu.</p>



<p>Dr. Hussâm Ebu Safiyye – Kemal Advan Hastanesi Müdürü; 27 Aralık 2024’te alıkonuldu.</p>



<p>Dr. Murad Alkuka – Ortopedi uzmanı, El Şifa Hastanesi; 18 Mart 2024’te alıkonuldu.</p>



<p>Dr. Mahmud Hallak – Yoğun Bakım hekimi, Nasır Hastanesi; 16 Şubat 2024’te alıkonuldu.</p>



<p>Dr. Hamza Abu Sabha – Ortopedi hekimi, Nasır Hastanesi; 16 Şubat 2024’te alıkonuldu.</p>



<p>Dr. Ahmad Shahada – Kardiyoloji uzmanı, Nasır Hastanesi; 16 Şubat 2024’te alıkonuldu.</p>



<p>Dr. Hassan Almukayed – Damar Cerrahisi uzmanı, Kemal Advan Hastanesi; 25 Ekim 2024’te alıkonuldu.</p>



<p>Dr. Raed Mahdi – Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları uzmanı, El Durra Hastanesi; 7 Aralık 2023’te alıkonuldu.</p>



<p>Dr. Akram Abu Odeh – Endonezya Hastanesi Ortopedi Bölüm Başkanı; 22 Kasım 2023’te alıkonuldu.</p>



<p>Dr. Muhammad Ubaid – Cerrah, Kemal Advan ve El Avde hastaneleri; Ekim 2024’te</p>



<p> (BSHA / Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)  Foto: Pixabay &#8211; call_my_doctor</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/07/call_my_doctor-doctor-10315393_800.jpg" length="55060" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Karaahmetoğlu: Güvenlik adına demokrasiden vazgeçilemez!</title>
		<link>https://egazete.de/karaahmetoglu-guvenlik-adina-demokrasiden-vazgecilemez/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Jul 2026 17:13:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Macit Karaahmetoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Nato]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31791</guid>

					<description><![CDATA[Karaahmetoğlu, NATO zirvesinin yalnızca ittifakın geleceğini değil, Avrupa'nın güvenlik anlayışını, demokrasiye bağlılığını ve uluslararası ortaklıklarını da yeniden tanımlayacak kritik bir dönüm noktası olarak nitelendirdi. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Alman Federal Meclisi SPD Milletvekili Macit Karaahmetoğlu, Ankara&#8217;da gerçekleştirilen NATO Zirvesi&#8217;ne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Karaahmetoğlu, zirveyi yalnızca ittifakın geleceğini değil, Avrupa&#8217;nın güvenlik anlayışını, demokrasiye bağlılığını ve uluslararası ortaklıklarını da yeniden tanımlayacak kritik bir dönüm noktası olarak nitelendirdi. Zirvenin başarısının yalnızca alınacak askerî kararlarla değil; güvenlik ile hukuk devleti, demokrasi ve temel haklar arasında kurulacak dengeyle ölçüleceğini vurguladı.</p>



<p>Federal Milletvekili Macit Karaahmetoğlu, zirveye ilişkin değerlendirmesinde Avrupa&#8217;nın güvenliğinin demokratik değerlerden bağımsız düşünülemeyeceğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:</p>



<p>Türkiye, NATO&#8217;nun vazgeçilmez üyelerinden ve Avrupa güvenliğinin önemli aktörlerinden biridir. NATO&#8217;nun en büyük ikinci ordusuna sahip olması, terörle mücadelede üstlendiği rol, göç yönetimi ve enerji güvenliği gibi alanlarda Avrupa&#8217;nın istikrarı açısından kritik bir sorumluluk üstlenmektedir. Bu nedenle Türkiye ile sürdürülebilir ve güçlü bir iş birliği, yalnızca bölgesel değil, Avrupa-Atlantik güvenlik mimarisinin geleceği açısından da stratejik önem taşımaktadır. Ancak stratejik ortaklık, demokrasi ve hukuk devleti ilkelerinin görmezden gelinmesi anlamına gelemez. Gerçek ortaklık, güvenlik çıkarları ile demokratik değerlerin birlikte savunulduğu bir zeminde mümkündür.&#8221;</p>



<p>Karaahmetoğlu, NATO Zirvesi&#8217;nin düzenlendiği dönemde Türkiye&#8217;de muhalefet siyasetçilerine, gazetecilere ve sanatçılara yönelik yargı süreçleri, basın üzerindeki baskılar ve ifade özgürlüğüne ilişkin tartışmaların uluslararası kamuoyunda ciddi endişeler yarattığına dikkat çekti.</p>



<p>&#8220;Demokrasi talep eden insanların, gazetecilerin ve haksız yere cezaevlerinde tutulanların sesi duyulmalıdır. Güvenlik iş birliği yürütülürken hukuk devleti ve temel haklar kapalı kapılar ardında bırakılmamalıdır. Bu başlıklar, en üst düzey siyasi temasların ayrılmaz bir parçası olmalıdır.&#8221;</p>



<p>Türkiye&#8217;nin Karadeniz&#8217;den Orta Doğu&#8217;ya, göç yönetiminden enerji güvenliğine kadar birçok alanda kritik bir rol üstlendiğini belirten Karaahmetoğlu, bu stratejik konumun ancak içeride hukuk devletinin güçlendirilmesi ve öngörülebilir, demokratik bir yönetim anlayışıyla değer kazanacağını ifade etti.</p>



<p>Avrupa&#8217;nın bugün yalnızca askerî değil, aynı zamanda siyasi ve toplumsal bir güven sınavından geçtiğini belirten Karaahmetoğlu, NATO&#8217;nun geleceğinin kamuoyuna doğru anlatılmasının önemine de dikkat çekti.</p>



<p>&#8220;Vatandaşlar yalnızca daha fazla savunma harcaması değil, bu harcamaların hangi değerleri koruduğunu da bilmek istiyor. NATO, sadece askerî bir ittifak değil; Avrupa&#8217;nın barışını, özgürlüğünü, demokrasisini ve toplumsal istikrarını koruma iradesidir.&#8221;</p>



<p>Açıklamasının sonunda Avrupa&#8217;nın önündeki temel tercihe işaret eden Karaahmetoğlu şu değerlendirmede bulundu:</p>



<p>&#8220;Benim için temel ilke nettir: Güvenlik, demokrasinin alternatifi değildir. Tam tersine, güvenlik demokrasiyi korumak için vardır. Ankara Zirvesi&#8217;nin başarısı da tam olarak bu dengeyi kurup kuramayacağıyla değerlendirilecektir.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/07/askeri-guc1-800.jpg" length="95674" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Bu üç kişi sınırlardan pasaportsuz geçiyor!</title>
		<link>https://egazete.de/bu-uc-kisi-sinirlardan-pasaportsuz-geciyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Apr 2026 20:03:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[pasaport]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31239</guid>

					<description><![CDATA[Dünyada sadece bu üç kişi  sınırlarda pasaport kontrolünden muaf tutuluyor!]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Gümrüklerde polis kontrolüne yaklaştığınızda kimliğinizi delicesine aradığınız, bütün ceplerinizi, çantanızı altını üstüne getirdiğiniz, hatta bulamayıp sinir krizleri geçirdiğiniz oldu mu? O hissi yaşayan bilir, kolay kolay unutulmaz. </p>



<p>Bütün dünyada olduğu gibi Almanya&#8217;da her bireye doğumundan itibaren bir kimlik verilir. Bu yasal bir zorunluluktur. </p>



<p>Peki pasaportsuz, kimliksiz gümrüklerden geçmek mümkün mü? Evet! Dünyada sadece bu üç kişi için böyle bir zorunluluk yok.</p>



<p>RND sitesinde yer alan habere göre bunlardan biri, İngiltere Kralı III. Charles. Büyük Britanya kurallarına göre “İngiliz pasaportu Majestelerinin adına düzenlendiğinden, Kralın kendisi böyle bir pasaporta sahip olması gerekmez.” Kralın başka bir ülkeye girişini sağlamak içinse Dışişleri Bakanı “izinsiz ve engelsiz serbest geçişe izin verilmesini ve kendisine gerekli destek ve korumanın sağlanmasını” talep eder. Kraliyet ailesinin diğer bireyleri ise kimlikle seyahat etmek zorundalar.   </p>



<p>Dünyada pasaportsuz, kimliksiz seyahat edebilen ikinci ve üçün kişiler de siyasi bir figür olmayan Japonya İmparatoru ve İmparatoriçesi.</p>



<p>Çevrimiçi dergi “Asienspiegel”e göre, Japonya Dışişleri Bakanlığı bu konuyu ilk kez 70&#8217;li yıllarda ele aldı. O zamanlar, dönemin İmparatoru Hirohito&#8217;nun ilk resmi yurt dışı gezisi planlanıyordu. Londra, Paris ve Bonn&#8217;a gidilecekti. Peki, Japonca&#8217;da İmparator anlamına gelen “Tenno”nun bunun için gerçekten pasaporta ihtiyacı var mıydı? Söylentilere göre, bakanlık bu konuda o zamanlar da pasaporta ihtiyaç duymayan Kraliçe II. Elizabeth&#8217;i örnek almış.</p>



<p>Peki diğer ülkelerdeki krallar, kraliçeler, kraliyet mensupları da pasaportsuz, kimliksiz seyahat edebiliyor mu? Hayır. Örneğin Hollanda Kraliçesi Maxima, Arjantin&#8217;de doğduğu için hem Arjantin hem de Hollanda pasaportuna sahip. </p>



<p>Sahi hiç gümrükten önce pasaport derdine düştünüz mü? Siz siz olun seyahat önce belgelerinizi kontrol edin ve yanınıza almayı unutmayın. Foto: jacqueline macou / Pixabay</p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/04/jackmac34-passport-3127925-800.jpg" length="108060" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Taliban: Kölelik ve istismar yasalaştı</title>
		<link>https://egazete.de/taliban-kolelik-ve-istismar-yasallasti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Apr 2026 18:36:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Afganistan]]></category>
		<category><![CDATA[kölelik]]></category>
		<category><![CDATA[Taliban]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31236</guid>

					<description><![CDATA[Taliban'ın ocak ayı başında geçirdiği 119 maddelik yasa, çocuk ve kadın istismarından ile köleliği yasalaştırıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>4 Ocak 2026&#8217;da Taliban, 119 madde, 10 bölüm ve üç kısımdan oluşan yeni bir &#8216;Ceza Muhakemesi Kanunu&#8217; yayınlayarak uygulanması için mahkemelere gönderdi. Söz konusu yasa, kamuoyuna duyurulmadı.</p>



<p>Hak grupları ve Taliban&#8217;ın kısıtlamaları altında çalışan bir avuç gazeteci belgeyi sızdırdı. The Diplomat&#8217;ın incelemesine göre söz konusu kanun, modern bir adalet sisteminin sağlaması gereken temel yasal korumaları ortadan kaldırıyor.</p>



<p>Avukat tutma hakkı, sessiz kalma hakkı ve hatta temel adil yargılanma hakkı gibi hakları tanımıyor. Bunun yerine, suçları kanıtlamanın ana yolu olarak itiraf ve tanıklığa odaklanıyor ancak zorla itiraf veya zorla tanıklığa karşı hiçbir koruma sağlamıyor.</p>



<p>Yasa, geniş bir dil kullanarak hakimlere ve yetkililere davaları istedikleri gibi karara bağlama konusunda büyük bir yetki veriyor. Birçok suç açıkça tanımlanmıyor. Bu nedenle neredeyse her türlü eylem “günah”, ‘ahlaksızlık’ veya “yozlaşma” olarak nitelendirilebilir.</p>



<p>Yasa, Afgan toplumunu din alimleri, elitler, orta sınıf ve alt sınıf gini sınıflara ayrılıyor ve her grup, yasa önünde farklı muamele görüyor.</p>



<p><strong>Hanefi mezhebinden ayrılmak suç!</strong></p>



<p>Kanunun birkaç maddesinde “köle” kelimesi birçok kez kullanılıyor. Kanun, yasal açıdan ‘özgür’ insanları “kölelerden” ayırıyor. Yasa, dini ayrımcılığı da içeriyor. Hanefi mezhebinin takipçilerini “gerçek Müslümanlar” olarak nitelendirirken diğer mezheplere veya inançlara sahip kişileri ‘yenilikçiler’ veya “kafirler” olarak tanımlıyor. Yasa, Hanefi mezhebinden ayrılmayı suç sayıyor.</p>



<p>Yasa, çocukları ve kadınları doğrudan etkiliyor. Yasa, sadece ağır yaralanmalara neden olan şiddeti yasaklayarak çocuk istismarından korumayı sınırlıyor, diğer fiziksel, psikolojik ve cinsel şiddet türleri yasak kapsamında değil. Babalar, namazı kaçıran 10 yaşındaki çocukları bile cezalandırabiliyor, bu da bedensel cezayı ve çocuk istismarını yasallaştırıyor. birgun.net</p>



<p>Foto: Amber Clay / Pixabay</p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/04/armyamber-men-60744-800.jpg" length="99806" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Schengen sınırlarında yeni dönem</title>
		<link>https://egazete.de/schengen-sinirlarinda-yeni-donem/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Mar 2026 21:08:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[pasaport kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[Schengen]]></category>
		<category><![CDATA[sınır kapısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31153</guid>

					<description><![CDATA[10 Nisan'dan itibaren Schengen sınırlarında tüm AB dışı yolcular, parmak izi ve biyometrik fotoğrafla dijital kayıt altına alınacak, giriş-çıkış işlemleri otomatik takip edilecek.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Schengen bölgesine yapılacak seyahatlerde artık manuel pasaport kontrolleri yapılmayacak. 10 Nisan 2026 itibarıyla devreye girecek EES (Entry/Exit System – Giriş/Çıkış Sistemi), sınır geçişlerini tamamen dijital hale getiriyor.</p>



<p>Bu sistemle, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları dahil tüm AB dışı yolcuların, parmak izi ve biyometrik fotoğraf vermesi zorunlu hale geliyor.</p>



<p>Yeni uygulamanın, hem güvenliği artırmayı hem de sınır geçişlerindeki insan hatalarını en aza indirmeyi hedefleniyor.</p>



<p>Manuel işlemlerin yavaşlığı ve hatalı kayıt riskini ortadan kaldıracak EES&#8217;nin, aynı zamanda Schengen bölgesine seyahat eden herkes için daha hızlı ve güvenli bir süreç sunması amaçlanıyor.</p>



<p>ESS SİSTEMİ NEDİR?</p>



<p>Sistemin en dikkat çekici özellikleri şu şekilde:</p>



<p><strong>Biyometrik Kayıt:</strong> Yolcuların parmak izleri ve yüz taramaları sisteme kaydedilecek.</p>



<p><strong>Otomatik 90/180 Gün Takibi:</strong> 180 gün içinde 90 gün kalış kuralı sistem tarafından otomatik hesaplanacak. Kurala uymayanlar anında sınır birimlerine bildirilecek.</p>



<p><strong>Verilerin 3 Yıl Saklanması:</strong> Biyometrik veriler üç yıl boyunca saklanacak, sonraki seyahatlerde işlemler hızlanacak.</p>



<p><strong>Pasaporta Damga Olmayacak:</strong> Giriş-çıkış damgaları kaldırılarak pasaport sayfalarının dolması sorunu ortadan kalkacak.</p>



<p><strong>ETIAS Entegrasyonu:</strong> EES, 2026 son çeyreğinde devreye girmesi beklenen ETIAS (Seyahat Ön Onay Sistemi) için temel veri kaynağı olacak.</p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İran&#8217;dan &#8216;ateşkes&#8217; açıklaması</title>
		<link>https://egazete.de/irandan-ateskes-aciklamasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Mar 2026 16:53:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[ateşkes]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31116</guid>

					<description><![CDATA[Ülkesinin ABD-İsrail ile savaşta geri adım atmayacağını belirten İran Dışişleri Bakanı Arakçi, "Ateşkesi kabul etmiyoruz. Ancak savaşı kalıcı olarak bitirecek ve İran’ın zararlarını karşılayacak bir öneri olursa dinleriz" dedi.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi,&nbsp;Al Jazeera’ya verdiği demeçte, İran’ın siyasi sisteminin güçlü olduğunu ve üst düzey isimlerin kaybının ülkeyi sarsmayacağını söyledi.</p>



<p>Arakçi, İran’da kurumların kişilere bağlı olmadığını vurgulayarak, en üst düzey liderin bile kaybı durumunda sistemin işlemeye devam edeceğini kaydetti.</p>



<p>Ülkesinin savaşı başlatmadığını ve yalnızca ABD-İsrail saldırılarına karşılık verdiklerini ifade eden Arakçi, şunları söyledi:</p>



<p><em>&#8220;ABD bize saldırdığında, füzelerimiz ve insansız hava araçlarımız ABD topraklarına ulaşamıyor. Bu nedenle bölgede bulunan Amerikan üslerini vurmak zorundayız. Ne yazık ki bu varlıklar bölgeye dağılmış durumda ve ne yazık ki dost ülkelerimizin topraklarında bulunuyorlar.</em></p>



<p><em>Dünyanın İran&#8217;daki yerleşim bölgelerine yapılan saldırılardan bahsetmemesine gerçekten şaşırdım. Ancak komşu ülkelerdeki sivil hedefleri hedef almadığımızı güvenle söyleyebilirim. Elbette, bazı durumlarda istenmeyen sonuçlar ortaya çıkmış olabilir ancak bu bizim niyetimiz değildi.&#8221;</em></p>



<p><strong>&#8220;AMERİKALILAR BU SAVAŞA İSRAİL TARAFINDAN SÜRÜKLENDİ&#8221;</strong></p>



<p>İranlı Bakan, ülkesinin savaşta geri adım atmayacağına da dikkati çekerek &#8220;Amerikalılar bu savaşa İsrail tarafından sürüklendi ve bence kendileri bile nihai hedeflerinin ne olduğunu bilmiyorlar. Her gün farklı bir şeyden bahsediyorlar. Bütün bunlar bir yanlış hesaplamaya dayanıyordu ve şimdi bu hata yüzünden kendilerini zor bir duruma soktukları sonucuna vardılar&#8221; görüşünü dile getirdi.</p>



<p>Arakçi, şöyle devam etti: &#8220;Bizden koşulsuz teslimiyet isteyenler şimdi Hürmüz Boğazı&#8217;nın açılması için rakiplerinden yardım istemek zorunda kalıyorlar. Bence bu savaşı başlatan Amerika Birleşik Devletleri&#8217;dir ve hata yaptığını kabul edip saldırganlığına son vermelidir. Biz ateşkes aramıyoruz çünkü bu senaryonun bir süre sonra tekrarlanmasını istemiyoruz ancak savaşın tamamen ve kalıcı olarak sona ermesini istiyoruz.&#8221;</p>



<p><strong>&#8220;TAZMİNAT VE SAVAŞIN KALICI SONLANMASINA AÇIĞIZ&#8221;</strong></p>



<p>Detay vermeden bazı ülkelerin ateşkesin sağlanması konusunda çaba gösterdiğini aktaran Bakan Arakçi, onlara teşekkür etti.</p>



<p>Arakçi, &#8220;Ateşkesi kabul etmiyoruz. Ancak savaşı kalıcı olarak bitirecek ve İran’ın zararlarını karşılayacak bir öneri olursa dinleriz&#8221; dedi.İran&#8217;ın yeni lideri Mücteba Hamaney&#8217;in yaralandığı yönündeki haberlerle ilgili soruya Arakçi, &#8220;Lider sadece yüzeysel yaralar almış, sağlığı mükemmel durumda ve durumu kontrol altında&#8221; cevabını verdi.</p>



<p>Hürmüz Boğazı&#8217;nın ABD-İsrail ile bağlantılı gemilerin geçişine açılmayacağını da yineleyen Arakçi, savaş sonrasında Boğaz&#8217;ın iki yakasındaki ülkelerin dahil olduğu bir protokol oluşturulabileceğini sözlerine ekledi. birgun.net</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pezeşkiyan&#8217;dan savaşı bitirmek için üç talep</title>
		<link>https://egazete.de/pezeskiyandan-savasi-bitirmek-icin-uc-talep/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Mar 2026 20:49:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31086</guid>

					<description><![CDATA[İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, savaşı bitirmek için İran'ın 3 talebini sıraladı]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda ABD ve İran&#8217;ın İran&#8217;a yönelik başlattığı emperyalist saldırıyı bitirmek için İran&#8217;ın taleplerini Rusya ve Pakistan liderlerine ilettiğini belirtti. Pezeşkiyan&#8217;ın üç talebini <em>&#8216;İran&#8217;ın devredilemez haklarını kabul etmek, tazminat ödemek ve yeniden saldırmama konusunda kesin bir uluslararası yükümlülük getirmek&#8217; </em>olarak duyurdu.</p>



<p>Pezeşkiyan tarafından yapılan paylaşımın tamamı şöyle:</p>



<p><em>&#8220;Rusya ve Pakistan devlet başkanlarıyla görüşürken, İran İslam Cumhuriyeti&#8217;nin bölgede barış ve huzura olan bağlılığını dile getirdim ve Siyonist rejimin ve Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nin kışkırtmasıyla başlayan savaşı sona erdirmenin yolunun &#8216;İran&#8217;ın devredilemez haklarını kabul etmek, tazminat ödemek ve yeniden saldırmama konusunda kesin bir uluslararası yükümlülük getirmek&#8217; olduğunu vurguladım.&#8221;</em></p>



<p><strong>İran ABD tesislerini hedef aldı</strong></p>



<p>Diğer yandan ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları 12. gününe girerken çatışmalar bölgenin farklı noktalarına yayılıyor. ABD ve İsrail&#8217;in saldırılarına karşılık İran&#8217;ın misillemelerinde 17 ABD tesisinin zarar gördüğü belirtildi. İran, bölgedeki ABD üslerini 2 tonluk savaş başlığı taşıyan Hürremşehr, İmad ve Kadr füzeleriyle yeniden vurduğunu bildirdi.</p>



<p>İran’ın yeni misilleme dalgası sonrası İsrail’in başkenti Tel Aviv başta olmak üzere birçok kentte sirenler çalarken İsrail ordusu saldırılarda 12 kişinin öldüğünü, 200 kişinin yaralandığını açıkladı. İran Devrim Muhafızları ABD’nin Bahreyn, Katar, Kuveyt ve Irak’taki üslerinin hedef alındığını açıkladı</p>



<p>Suudi Arabistan ise 7 balistik füze ve 2 İHA’nın düşürüldüğünü duyurdu. </p>



<p>ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail’den İran’ın petrol tesislerini daha fazla hedef almamasını istediği iddia edildi. </p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/03/iran-cumhurbaskani800.jpg" length="54945" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Trump: Vuracak hedef kalmadı, ne zaman istersem savaş o zaman bitecek</title>
		<link>https://egazete.de/trump-vuracak-hedef-kalmadi-ne-zaman-istersem-savas-o-zaman-bitecek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Mar 2026 19:26:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[iran]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[Trump]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31083</guid>

					<description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, İran'da 'vuracak hiçbir hedef kalmadığını' belirterek "Ne zaman istersem savaş o zaman sona erecek" dedi.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin İsrail ile birlikte İran&#8217;a yönelik saldırılarına ilişkin açıklama yaptı.</p>



<p>ABD merkezli Axios&#8217;a kısa bir açıklama yapan Donald Trump, İran ile savaşın “yakında” sona ereceğini, çünkü “hedef alınacak neredeyse hiçbir şey kalmadığını” söyledi.</p>



<p>Trump, “Ne zaman bitmesini istersem, o zaman bitecek” dedi.</p>



<p>&#8220;Savaş harika gidiyor, zaman çizelgesinin çok ilerisindeyiz&#8221; ifadelerini kullanan Trump, İran&#8217;a düşündüklerinden çok daha fazla hasar verdiklerini öne sürdü ve &#8220;Ne zaman istersem savaş o zaman sona erecek&#8221; dedi. Foto: Pixabay</p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/03/trump800.jpg" length="94051" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>İran: 120 okul hedef alındı</title>
		<link>https://egazete.de/iran-120-okul-hedef-alindi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Mar 2026 19:04:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31080</guid>

					<description><![CDATA[İran Eğitim Bakanı Ali Rıza Kazımi, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarında şu ana kadar 120 okulun hedef alındığını ve 206 öğrenci ve öğretmenin yaşamını yitirdiğini açıkladı.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İran resmi haber ajansı IRNA’ya göre, İran Eğitim Bakanı Ali Rıza Kazımi Tahran’da düzenlenen geniş katılımlı cenaze törenlerinin ardından açıklama yaptı.</p>



<p>İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırılarında &#8220;206 öğrenci ve öğretmenin öldüğünü, 161’inin ise yaralandığını&#8221; belirten Kazimi, saldırılarında toplamda 120 okulun da zarar gördüğünü söyledi.</p>



<p>Tahran’a 28 Şubat&#8217;ta başlatılan saldırılarla eş zamanlı olarak ülkenin güneyindeki Minab kentinde bir ilkokula düzenlenen saldırıda 165 çocuğun hayatını kaybettiği açıklanmıştı. <strong>Odatv.com</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/03/jorono-banner-2657195_800.jpg" length="38057" type="image/jpeg"/>	</item>
	</channel>
</rss>
