NÜRNBERG
29. Türkiye Almanya Film Festivali’nde yarışma bölümlerinde üç farklı seçici kurulun ödülleri açıklandı. Toplam 9 ödülün verildiği festivalde 12 bin Euro değerindeki ödüller de sahiplerini buldu.
Uzun film yarışmasına Almanya’dan katılan Ali Samadi Ahadi’nin YEDİ GÜN adlı filmi 29. Türkiye Almanya Film Festivali’nin En iyi Uzun Film Ödülü’nü kazandı. Büyük Jüri Ödülü de yönetmen Jannis Aleyander Kiefer‘in filmi Another German Tank Story‘e verildi.
Oyunculuk ödülleri ve Ümit Ünal‘ın Türkiye yapımı Evcilik filmi:
En İyi Kadın Oyuncu Ödülü, Evcilik filmindeki performansı için Deniz Işın’a,
En İyi Erkek Oyuncu Ödülü ise Evcilik filmindeki üstün başarısı nedeniyle Nejat İşler‘e verildi.
Seyirci Ödülü’nü izleyicilerden en çok oy alan Ali Samadi Ahadi’nin yönettiği Yedi Gün (Sieben Tage) filmi kazandı.
Öngören jürisi de festivalin insan hakları ve demokrasi ödülünü Ali Samadi Ahadi’nin Yedi Gün (Sieben Tage) filmine verdi.
Törende festivale yıllarca büyük katkılar veren Tün Güney’e ve Ümit Yılmaz’a birer teşekkür plaketi verildi.
Kısa film yarışmasındaki ödüllerin dağılımı şöyle:
En iyi kısa film Morî (Yönetmen: Yakub Tekintangaç)
İkincilik Ödülü Merhaba Anne, Benim, Lou Lou (Yönetmen: Atakan Yılmaz)
Üçüncülük Ödülü Mother Love (Yönetmen: Numan Acar)
29. Türkiye Almanya Film Festivali’ne seyirci büyük ilgi gösterdi. Türkiye ve Almanya’dan 70’in üzerinde sanatçı ve sinema sektörü uzmanının ağırlandığı festivalde toplam 64 etkinliğe yedi binin üzerinde seyirci ilgi gösterdi, filmleri izledi ve yoğun geçen söyleşilere katıldı. Açılışta oyuncu Nur Sürer ve gazeteci ve belgeselci Osman Okkan’a festivalin Onur Ödülü verilmişti.
Uzun Film Yarışması
Seçici Kurul Üyeleri
Klaus Eder Jüri Başkanı, Film Eleştirmeni & Sinema Yazarı, Münih
Andrea Kuhn Nürnberg Uluslararası İnsan Hakları Film Festivali
M. Caner Alper Yönetmen & Senarist, İzmir
Meltem Cumbul Oyuncu, İstanbul
Sema Poyraz Oyuncu, Berlin
En İyi Film: Yedi Gün
Yönetmen: Ali Samadi Ahadi
Seçici kurul gerekçeli kararı:
Almanya’da bugünlerde göçmenler üzerine hararetli siyasi tartışmalar yaşamaktayız. Sinema sanatı da bu tartışmalara uzak kalamaz ve kalmıyor da.
Bu yılki festivalde göçün aslında insanlara neleri kaybettirdiğini – aile kaybı, insan onuru, öz vatanından kopmak, gibi insanı insan yapan bütün değerlerin kaybı – büyük bir duygusallıkla anlatan bir filmi ödüllendiriyoruz.
Film aynı zamanda jüri üyelerini bütünlüğüyle; etkileyici senaryosuyla, titiz yönetmenliğiyle, iyi bir görüntü yönetmenliğiyle ve duygusal olarak hepimize ulaşan başrol oyuncusunun performansıyla ikna etti. Ailesi ile toplumsal mücadele arasında bir seçim yapmak zorunda kalan anne, ailesini feda ederek kararını direnmekten, mücadeleden yana veriyor.
29. Türkiye Almanya Film Festivali‘nin en iyi filmi: Yedi Gün
Büyük Jüri Ödülü:
Another German Tank Story
Yönetmen: Jannis Aleyander Kiefer
Seçici kurul gerekçeli kararı:
Birbirinden farklı küçük hikayeleri ve egzantrik karakterleri durağan bir mikrokosmozda bir araya getirebilmesi, eski ve yeniyi, geçmiş ve geleceği kendine has mizah anlatısıyla seyircisine anlatmayı başarabilmesi sebebiyle Büyük Jüri Ödülü
Bir Başka Alman Tankı Hikayesi (another german tank story)
adlı filme verilmiştir.
En İyi Kadın Oyuncu: Deniz Işın
Film: Evcilik (Das Ehespiel)
Yönetmen: Ümit Ünal, TR 2024
Seçici kurul gerekçeli kararı:
Aktör, fiziksel ve zihinsel yaklaşımında, özgür ifadesini kullanarak rolüyle baş etmiş, duyduğu korkuları, güvenli alanlardan çıkarak, özünden kopmadan cesaretle karakteri üzerinden tanımlamıştır. Eserin gerekliliklerini‚ ’duyguya ulaşma isteği‘ tuzağına düşmeden sıcak ve içten bir şekilde yansıtmayı tercih etmiş, bu sebeble jüri üyeleri tarafından oy birliğiyle en iyi kadın oyuncu ödülü layık görülmüştür.
En iyi kadın oyuncu ödülü: Evcilik filminden Deniz Işın.
En İyi Erkek Oyuncu: Nejat İşler
Film: Evcilik (Das Ehespiel)
Yönetmen: Ümit Ünal, TR 2024
Seçici kurul gerekçeli kararı:
Aktör, kendi otantik yapısına güvenerek dürüst bir şekilde organik ifadeyle eserde içsel ve dışsal anlamda hayata geçirdiği karakteri‚ mekan-zaman, diğer karakterlerle kurduğu ilişkisi, tematik ve alt anlamlar üzerinden yaratmış olduğunu hissettirebildiği, kamerayı da anlatıcı vasıflarına uygun halde kullanabildiği için yaşayan bir oyunculuk tekniği ile yaklaşım göstermiştir. Bu tercihleri sebebiyle jüri üyeleri tarafından oy birliğiyle en iyi erkek oyuncu ödülünü kazanmıştır.
Seyirci Ödülü:
Festival seyircilerinin oyları ile belirlenen Seyirci Ödülü açıklandı:
Sieben Tage (Yedi Gün)
Yönetmen: Ali Samadi Ahadi, DE, 2024
Öngören Ödülü
Seçici Kurul:
Michael Aue (Yönetmen)
Selim Çelebi (InterForum Yönetim Kurulu)
Sinem İlterli (Festival kuratörü)
Gönül Ayrılmaz (Yönetici)
Monika Ott (Sosyal Pedagog)
Jochen Schmoldt (Gazeteci)
Dr. Matthias Strobel (Eski) Kültür Direktörü
Ersin Uğurlu (InterForum – 2. Başkan)
29. Türkiye Almanya Film Festivali‘nin Mahmut Tali Öngören adına verilen İnsan Hakları ve Demokrasi Ödülü Almanya’dan festivale katılan
Sieben Tage (Yedi Gün)
Yönetmen: Ali Samadi Ahadi, DE, 2024
adlı filme oy birliğiyle verilmiştir.
Seçici kurul gerekçeli kararı:
“Benim adım Maryam.” Başkahramanın çocuklarından öğrendiği ilk Almanca cümle budur.
Maryam, altı yıldır hapiste olan bir İranlı insan hakları aktivistidir. Geçirdiği kalp krizi sonrası yedi günlük bir izin alır. Ancak bu izin, annesi ve kardeşi tarafından titizlikle planlanmış tehlikeli bir kaçışa dönüşür. Karlarla kaplı dağları aşarak Türkiye’ye geçer ve nihayet yıllardır Almanya’da mülteci olarak yaşayan iki çocuğuna ve eşine kavuşur.
Ali Samadi Ahadi’nin Yedi Gün filmi, İranlı insan hakları aktivisti ve Nobel Barış Ödülü sahibi Narges Mohammadi’nin hayatından esinlenmiştir ve klasik bir kahramanlık destanı olarak başlar. Ancak film, Türkiye-İran sınırında, yıllardır ayrı kalan ailenin kavuştuğu anla birlikte ikinci bir anlatıya, asıl dramına evrilir: Maryam, hangi yolu seçeceğine dair ağır bir kararın eşiğindedir. Diğerleri gibi yurtdışına mı kaçmalı, ailesiyle sürgünde yeniden bir hayat kurup oradan mücadelesine devam mı etmeli? Yoksa İran’a, hapishaneye geri dönerek ülkesinin içinden direnişi mi sürdürmeli? Bu seçim, ailesinden vazgeçmek anlamına gelecektir. Çözümsüz bir ikilem.
İran’dan sürgün edilen yönetmen Ahadi ve senarist Rasoulof, mücadeleci bir aktivist ile sevgi dolu bir anne arasındaki bu iki rolü, tarafsız ve derin bir duyarlılıkla ele almayı başarıyor. Maryam’ın içsel parçalanmışlığı, patriyarkal rollerin toplumda yarattığı baskıyla daha da derinleşiyor. Maryam, eşine şu cümleleri söylerken bu gerçeği vurguluyor:
“Eğer bir baba olsaydım, kimse yokluğumu fark etmezdi. Beni kahraman ilan ederlerdi. Ama bir kadın olduğum için yine ayrımcılığa uğruyorum.”
İnsan hakları ve kadın hakları aktivistlerinin diktatörlüklerde göze almak zorunda kaldığı en mahrem, en derin fedakârlıklar çoğu zaman görünmez kalır. Yedi Gün işte bu gerçeği de çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor.
Kısa Film Yarışması
Seçici Kurul:
Klaus Ploth Jüri Başkanı, Medya Pedagogu
Irfan Taufik Oyuncu
Dr. Silvia Tiedke Dr. Silvia Tiedtke, FilmFernsehfonds Bayern
En İyi Kısa Film: Morî
Yönetmen: Yakub Tekintangaç, TR, 2024
Seçici kurul gerekçeli kararı:
Morî – hem ödüllü filmin adı hem de başkahramanının ismi. Bir kısa film olmasına rağmen, içinde neredeyse destansı bir derinlik barındırıyor. Başrol oyuncusu ise, yaşının küçüklüğüne rağmen muhteşem bir performans sergiliyor. Yakub Tekintangaç, sembollerle, imalarla, ince ama yoğun bir anlatımla ve büyük sinema görüntüleriyle hikayesini anlatıyor: Geniş, uçsuz bucaksız doğa, hem güzelliği hem de ıssızlığıyla adeta Morî’nin iç dünyasındaki yalnızlığı ve soğukluğu yansıtıyor. Öyle büyük bir baba özlemi var ki, hiç tanımadığı, başka bir dil konuşan bir adamı bile kendi babası olarak hayal edebiliyor. Onun bu “küçük” hikayesinde, bir halkın büyük trajedisi de hissedilir hale geliyor: Türkiye’de Kürtlerin tarihi, sürgünleri ve baskı altında yaşam mücadelesi.
İkincilik Ödülü: Merhaba Anne, Benim, Lou Lou
Yönetmen: Atakan Yılmaz, TR, 2024
Seçici kurul gerekçeli kararı:
İkincilik ödülü, Atakan Yılmaz’ın Merhaba Anne, Benim, Lou Lou filmine verildi. Film, hâlâ tabu olarak görülen bir konuyu ele alıyor: Ataerkil bir toplumda bir yaşam biçimi olarak queerlik ve trans kimlik. Atakan Yılmaz, bu anlatımında ne abartılı efektlere ne de ötekileştirme yaklaşımına başvuruyor; ne basit bir siyah-beyaz karşıtlığına ne de dost-düşman imgelerine dayanıyor. Bunun yerine, izleyiciye dokunabilecek karmaşık bir aile yapısı ve çok yönlü karakterler sunuyor. Queerlik, filmde bir gerçeklik olarak kabul ediliyor; yas tutulması gereken bir durum değil, kutlanması gereken bir varoluş olarak ele alınıyor. Bu yüzden “Lou Lou” bir trajediyle değil, barışma ve bir kutlama ile son buluyor.
Üçüncülük Ödülü Mother Love
Yönetmen: Numan Acar, DE, 2024
Seçici kurul gerekçeli kararı:
Üç dil – Kürtçe, Türkçe ve Almanca – Numan Acar’ın Mother Love filminde hem tarihsel hem de güncel bir bağlam oluşturuyor: Artık kendisi de bir kız babası olan bir oğul, annesinin hikayesini Almanca olarak anlatıyor. Kürt olan annesi, Türkiye’de bir oğlunun, sadece bir kitaba sahip olduğu için Türkler tarafından vahşice öldürülmesine tanık olmak zorunda kalmıştır. Numan Acar’ın kullandığı semboller, özellikle de annenin her ölüm yıldönümünde yeniden ipe astığı kanlı çamaşırlar, bize doğrudan gösterilmeyen şiddeti hissettiren bir anlatım dili oluşturuyor. Ancak film yalnızca bu acı dilinde kalmıyor; aynı zamanda barışın ve uzlaşmanın dilini de konuşuyor. Artık ipe asılan çamaşırlar tertemiz ve sıradan olduğunda, anneye ve büyükanneye veda etmek, ölüm yıldönümü ritüeline de veda etmek anlamına geldiğinde ve bir kitap miras olarak toruna devredildiğinde, geçmişle bir hesaplaşma ve aynı zamanda yeni bir başlangıç mümkün hale geliyor.