<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>admin &#8211; Almanya Haberleri &#8211; Egazete.de</title>
	<atom:link href="https://egazete.de/author/wpntr/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://egazete.de</link>
	<description>Almanya&#039;nın Türkçe Haber Portalı</description>
	<lastBuildDate>Sat, 27 Jun 2026 17:37:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>
	<item>
		<title>Bakanlık: Türkiye&#8217;ye birlikte getirilen eşyaların muafiyetinde değişiklik yok</title>
		<link>https://egazete.de/bakanlik-turkiyeye-birlikte-getirilen-esyalarin-muafiyetinde-degisiklik-yok/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Jun 2026 17:37:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[gümrük]]></category>
		<category><![CDATA[muafiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye tatili]]></category>
		<category><![CDATA[yolculuk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31764</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada yolcuların birlikte getirdikleri eşyaların muhafiyetin, 2009 yılından beri bir değişiklik yapılmadığına dikkat çekildi]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>FRANKFURT</strong></p>



<p>Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı, son günlerde bazı basın ve sosyal medya mecralarında, yolcuların Türkiye&#8217;ye beraberinde getirdikleri eşyalara ilişkin muafiyet uygulamalarında değişiklik yapıldığı yönünde paylaşımlar yapıldığını, ancak bunların gerçeği yansıtmadığını duyurdu. Bakanlık, mevcut uygulamanın en son 2009 yılında değişiklik yapıldığına dikkat çekti.</p>



<p>Açıklama şöyle:</p>



<p>27/06/2026</p>



<p>Bilindiği üzere, yolcu beraberinde getirilen eşyalara ilişkin muafiyetler, 2009/15481 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile düzenlenmiş olup söz konusu düzenlemeler 2009 yılından bu yana yürürlüktedir.</p>



<p>Bahse konu muafiyetler ve limitler konusunda yakın dönemde herhangi bir değişiklik yapılmamıştır.</p>



<p>YURTDIŞINDAN ÜLKEMİZE GİRİŞ YAPACAK TURİSTLER VE VATANDAŞLARIMIZIN BERABERİNDE GETİRDİĞİ EŞYALARA İLİŞKİN MUAFİYET HÜKÜMLERİ VE LİMİTLERİNDE HERHANGİ BİR DEĞİŞİKLİK BULUNMAMAKTA OLUP, MEVCUT UYGULAMA 2009 YILINDAN BU YANA AYNI ŞEKİLDE DEVAM ETMEKTEDİR.</p>



<p>Son günlerde bazı basın ve sosyal medya mecralarında, yolcu beraberinde yurda getirilen eşyalara ilişkin muafiyet uygulamalarında değişiklik yapıldığı yönünde gerçeği yansıtmayan paylaşımlar yer almaktadır.</p>



<p>Bilindiği üzere, yolcu beraberinde getirilen eşyalara ilişkin muafiyetler, 2009/15481 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile düzenlenmiş olup söz konusu düzenlemeler 2009 yılından bu yana yürürlüktedir.</p>



<p>Bahse konu muafiyetler ve limitler konusunda yakın dönemde herhangi bir değişiklik yapılmamıştır. </p>



<p>Bu kapsamda, Kararın Ek-9 listesi çerçevesinde her bir yolcu, aşağıda belirtilen gıda ürünlerini kişisel kullanım amacıyla muafen getirebilmektedir:</p>



<p>• Çay: 1 kg</p>



<p>• Çözülebilir hazır kahve: 1 kg</p>



<p>• Kahve: 1 kg</p>



<p>• Çikolata: 1 kg</p>



<p>• Şekerden mamul yiyecek: 1 kg</p>



<p>Yolcular, çikolata veya şekerden mamul yiyeceğe ilişkin toplam 2 kilogramlık haklarını, diledikleri takdirde yalnızca bu ürünlerden biri için kullanabilmektedir.</p>



<p>Bunun yanı sıra, transit yolcular hariç olmak üzere, kişisel ve ailevi kullanıma mahsus veya hediye edilmek üzere getirilen ve ticari mahiyet arz etmeyen eşya için de muafiyet uygulanmaktadır. Buna göre;</p>



<p>• Her bir yolcu için toplam gerçek kıymeti 430 Avro’yu geçmeyen eşya,</p>



<p>• 15 yaşından küçük yolcular için ise toplam gerçek kıymeti</p>



<p>150 Avro’yu geçmeyen eşya, vergilerden muaftır.</p>



<p>Ayrıca, yolcu beraberi hediyelik eşya kapsamında tüketim amacıyla getirilen bitkisel ürünlerden;</p>



<p>• Taze ve kuru meyve ve sebzelerde 3 kilograma,</p>



<p>• Diğer bitkisel ürünlerde ise 1 kilograma kadar muafiyet uygulanmaktadır. Bu miktarların üzerindeki bitkisel ürünler ticari miktar ve mahiyette kabul edilerek ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde değerlendirilmektedir.</p>



<p>Öte yandan, her bir yolcu için kıymeti 1.500 Avro’yu geçmeyen ve ticari nitelik taşımayan eşya için, eşyanın geldiği ülkeye göre tek ve maktu vergi uygulanmaktadır. Buna göre;</p>



<p>• Avrupa Birliği ülkelerinden doğrudan gelen eşya için %30,</p>



<p>• Diğer ülkelerden gelen eşya için %60,</p>



<p>• Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na ekli (IV) sayılı listede yer alan eşya için ise bu oranlara ilave %20 vergi uygulanmaktadır.</p>



<p>Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla bir kez daha önemle belirtmek isteriz ki; yolcu beraberinde getirilen eşyalara ilişkin muafiyet hükümleri ve limitleri 2009 yılından bu yana aynı şekilde uygulanmakta olup, söz konusu düzenlemelerde yakın tarihte herhangi bir değişiklik yapılmamıştır.</p>



<p>Kamuoyuna saygıyla duyurulur.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/yolculuk-800.jpg" length="170169" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>AfD yasağı için imza kampanyası başlatıldı</title>
		<link>https://egazete.de/afd-yasagi-icin-imza-kampanyasi-baslatildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Jun 2026 14:50:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[AfD]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı sağ]]></category>
		<category><![CDATA[imza kampanyası]]></category>
		<category><![CDATA[Özgürlük Hakları Topluluğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31761</guid>

					<description><![CDATA[Bilim insanları ve hukukçuların incelemesine yer veren rapor, aşırı sağcı partiyi yasaklama girişimini yeniden  gündeme getirdi. İnternette başlatılan imza kampanyasına ilgi çığ gibi artıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Almanya&#8217;da sivil toplum ve insan hakları kuruluşu Özgürlük Hakları Topluluğu&#8217;nun 3 milyon belgeye dayandırdığı rapora göre ırkçı parti AfD, giderek radikalleşip Anayasa ve demokrasiyi ortadan kaldıracak güç haline geliyor. https://aktion.campact.de adlı sitenin başlattığı kampanyada imza sayısı kısa sürede 600 bini aştı. İmza kampanyası açıklamasında <strong>“AfD anayasaya aykırı. Özgürlük Hakları Topluluğu’nun 1.500 sayfalık raporu, AfD&#8217;nin demokrasinin temel taşlarını hiçe saymakta olduğunu ve insan onurunu ihlal ettiğini ortaya koyuyor. Giderek daha fazla sayıda siyasetçi, parti yasaklama sürecine açık olduğunu belirtiyor. Federal Hükümet şimdi bu adımlara ayak uydurmalı ve AfD’nin yasaklanması sürecini başlatmalıdır. Federal Şansölye Friedrich Merz’e yönelik çağrımızı imzalayın!“</strong> denildi.</p>



<p>İmza kampanyasına katılın: <a href="https://aktion.campact.de/s/8QnxPyuE" rel="nofollow noopener" target="_blank"><strong>https://aktion.campact.de/s/8QnxPyuE</strong></a></p>



<p>Başbakan Friedrich Merz (CDU), Başbakan Yardımcısı Lars Klingbeil (SPD), İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt (CSU) ve Adalet ve Tüketiciyi Koruma Bakanı Stefanie Hubig&#8217;e (SPD) hitaben düzenlenen imza kampanyasında açıklamasında şu ifadelere yer verildi:</p>



<p><em>AfD, aşırı sağcı bir partidir. Bu durum çoktan ortadaydı – Mayıs 2025’te Anayasa Koruma Dairesi de AfD’nin tamamını kesin olarak aşırı sağcı olarak sınıflandırmıştı. Bu sınıflandırma yükseltmesi şu anda Köln İdare Mahkemesi tarafından incelenmektedir.</em></p>



<p><em>Özgürlük Hakları Topluluğu (GFF), yeni bir raporunda AfD’nin anayasaya aykırı olduğunu ortaya koyuyor. Dolayısıyla, AfD’nin yasaklanması için yapılacak bir başvurunun başarı şansı yüksek görünüyor.</em></p>



<p><em>Şimdiye kadar, Federal Anayasa Mahkemesi’nde davanın reddedilmesinden korktuğunuz için AfD’nin yasaklanmasını desteklemekte tereddüt ettiniz. Ancak GFF’nin ve Anayasa Koruma Dairesi’nin uzman raporlarıyla durum kökten değişti. AfD anayasaya aykırıdır; uzmanların net değerlendirmesi budur.</em></p>



<p><em>Federal Hükümet şimdi bir yasaklama süreci başlatmalıdır. Aksi takdirde tehlikeli bir mesaj vermiş olur: AfD, Anayasa’ya açıkça aykırı hareket edebilir – hiçbir sonuçla karşılaşmadan.</em></p>



<p><em>Bu nedenle talebimiz şudur: AfD’nin yasaklanması için derhal bir önerge hazırlayın ve bunun başarı şansını değerlendirin. Bu süreçte GFF’nin bulguları dikkate alınmalıdır.</em></p>



<p><em>Şeffaflık Notu: Özgürlük Hakları Topluluğu, kapsamlı ve hukuki açıdan titiz bir araştırma sonucunda AfD’nin anayasaya aykırı olduğunu kanıtlamıştır. Bir parti yasaklama davası muhtemelen başarılı olacaktır. Bu bulguyu, 25 Haziran 2026 tarihinde raporun yayınlanmasının ardından çağrı metnine ekledik.</em></p>



<p><strong>Özgürlük Hakları Topluluğu raporunda ne var?</strong></p>



<p><em>25 Haziran 2026 tarihinde Özgürlük Hakları Topluluğu (GFF), AfD hakkındaki uzman raporunu sundu. 1.500&#8217;den fazla sayfadan oluşan raporda, AfD’nin anayasaya aykırı olduğunu kanıtlıyor. Federal Anayasa Mahkemesi’ne sunulacak bir parti yasaklama talebinin gerçekçi başarı şansı vardır. GFF, partinin insan onurunun güvence altına alınmasını ve demokrasi ilkesini sistematik olarak ihlal ettiğini gösteren 2.500&#8217;den fazla kanıt topladı. Bu parti, insan onurunun güvence altına alınmasını ve demokrasi ilkesini sistematik olarak hiçe saymaktadır. AfD, hedeflerinde ve destekçilerinin davranışlarında, özgürlükçü demokratik temel düzeni zedelemek niyetindedir – Anayasa’ya göre bu, anayasaya aykırı bir partinin belirleyici özelliğidir.</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/GFF-raporu800.jpg" length="169468" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>3 milyondan fazla veriyi incelediler: AfD yasağı mümkün</title>
		<link>https://egazete.de/3-milyondan-fazla-veriyi-incelediler-afd-yasagi-mumkun/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Jun 2026 11:25:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[AfD]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı sağ]]></category>
		<category><![CDATA[Gesellschaft für Freiheitsrechte]]></category>
		<category><![CDATA[parti kapatma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31754</guid>

					<description><![CDATA['Gesellschaft für Freiheitsrechte' adlı sivil toplum ve insan hakları kuruluşuna göre Federal Anayasa Mahkemesi’ne sunulacak aşırı sağcı AfD'ye yönelik bir parti yasaklama talebinin başarı şansı çok yüksek.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>FRANKFURT</strong></p>



<p>Aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) hem daha radikalleşiriyor hem de gücünü artırıyor. Irkçı parti, eyalet meclisi seçimlerinde rekor sonuçlar elde ediyor. Seçim programında aşırı sağ ideolojileri açıkça savunan ırkçı parti, Saksonya-Anhalt’ta sonbaharda  iktidar partisi olabilir.  </p>



<p>Almanya&#8217;da faaliyet gösteren sivil toplum ve insan hakları kuruluşu Gesellschaft für Freiheitsrechte e.V. &#8211; GFF (Özgürlük Hakları Topluluğu) sekiz kişilik bir ekibiyle, AfD ile ilgili üç milyondan fazla veri noktasını inceledi. <a href="https://www.afd-gutachten.de/" target="_blank" rel="noreferrer noopener nofollow"><strong>Özgürlük Hakları Topluluğu’nun raporu</strong></a>na göre, AfD’nin anayasaya aykırı olduğu kanıtlandı. Bunun, resmi bir yasaklama sürecinin başlangıcı olabileceği ifade edildi.</p>



<p>Gesellschaft für Freiheitsrechte e.V., basın açıklamasıyla duyurduğu kapsamlı hukuki bilimsel raporunda Almanya için AfD&#8217;nin (Almanya için Alternatif) &#8220;kanıtlanabilir şekilde anayasaya aykırı&#8221; olduğunu belirtti.</p>



<p>GFF&#8217;nin bilim insanları ve hukukçulardan oluşan sekiz kişilik araştırma ekibi, 13 ay boyunca AfD ile ilgili 55.000 basın bülteni, eyalet meclislerinden gelen 70.000&#8217;e yakın parlamento belgesi ve AfD&#8217;nin 2,9 milyondan fazla sosyal medya paylaşımı yer aldığı yaklaşık üç milyondan fazla veriyi analiz edip değerlendirdi. Topluluğun bu çalışmasının, AfD&#8217;deki en radikal kesimin üstünlük kazanmasını ve son dönemdeki daha radikal partiye dönüşümünü ortaya koyuduğuna dikkat çekildi.</p>



<p>GFF, 1.500 sayfadan oluşan değerlendirme raporunda, AfD’nin anayasaya aykırı bir parti olduğunu ifade etti. GFF&#8217;ye göre Federal Anayasa Mahkemesi’ne sunulacak bir parti yasaklama talebinin başarı şansı oldukça yüksek. GFF, partinin insan onurunun güvence altına alınmasını ve demokrasi ilkesini sistematik olarak ihlal ettiğini gösteren 2.500&#8217;den fazla kanıt topladığını ve AfD&#8217;nin, hedefleri ve destekçilerinin davranışlarıyla özgürlükçü demokratik temel düzeni zedelemek amacı taşıdığını belirtti. Bu durum Anayasa’ya göre suç teşkil eden, anayasaya aykırı bir partinin belirleyici özelliği.</p>



<p><strong>Anayasayı Koruma Dairesi&#8217;nin AfD değerlendirmesi neydi?</strong></p>



<p>Bilindiği gibi Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı da 2 Mayıs 2025 tarihinde AfD’yi resmi olarak “kesinleşmiş aşırı sağcı hareket” olarak sınıflandırmıştı. Bu sınıflandırma, Köln İdare Mahkemesi’nin acil yargılama usulüyle verdiği bir karar uyarınca şu anda askıya alınmış durumda. Asıl davada henüz bir karar verilmedi. AfD, şimdilik aşırı sağcı şüpheli örgüt olarak değerlendirilmeye devam ediyor. Anayasayı Koruma Dairesi, hazırladığı raporda partinin “etnik köken temelli bir halk anlayışı”na sahip olduğunu belirtmişti. Buna göre, göçmen kökenli vatandaşlar ikinci sınıf Almanlar olarak görülüyor. Bu durum, liberal demokratik temel düzenle bağdaşmıyor.</p>



<p><strong>Almanya&#8217;da parti kapatmada nasıl bir yöntem izleniyor?</strong></p>



<p>Alman Anayasasının 21. maddesinin 2. fıkrası, bir siyasi partinin yasaklanmasına yönelik yöntemi ifade ediyor. Bu maddeye göre başvuru yapma yetkisi Federal Meclis, Federal Konsey ve Federal Hükümete ait. Bir siyasi partinin yasaklanmasına ilişkin karar, yalnızca Federal Anayasa Mahkemesine ait. Ön yargılama aşamasında Federal Anayasa Mahkemesi, başvurunun kabul edilebilir ve yeterince gerekçelendirilmiş olup olmadığını inceliyor.</p>



<p>Bir partinin yasaklanıp yasaklanmayacağına, Federal Anayasa Mahkemesi’nde “asıl dava” olarak adlandırılan süreçte karar veriliyor. Bu karar, Federal Anayasa Mahkemesi’nde parti yasaklamaları da dahil olmak üzere çeşitli konulardan sorumlu olan İkinci Daire’deki yargıçların üçte iki çoğunluğuyla alınabiliyor. Uzmanlar, mahkemenin kapsamlı bir şekilde delil toplama ve inceleme yapması gerektiğinden kapatma davasının oldukça zahmetli bir süreç olduğuna ve bu sürecin birkaç yıl süreceğini tahmin ediyor.</p>



<p><strong>Almanya&#8217;da partiler hangi durumlarda kapatılır?</strong></p>



<p>Almanya&#8217;da bir partinin yasaklanması için gerekli şartlar oldukça katı ve Federal Anayasa Mahkemesi tarafından inceleniyor. Anayasa’da, yasaklanacak partinin özgürlükçü demokratik temel düzeni zedelemek veya ortadan kaldırmak niyetinde olması gerektiği yer alıyor.</p>



<p>Federal Anayasa Mahkemesi’nin bugüne kadarki kararları, bireylerin açıklamaları ve eylemlerinin yeterli olmadığı, partinin bu görüşleri bir bütün olarak savunması gerektiğini açıkça ortaya koyuyor. Partini ayrıca hedeflerine “planlı” ve “aktif bir mücadele ruhuyla” çalışmalı ve bunları hayata geçirmek için gerçekçi bir perspektife sahip olması gerekiyor. Hukukçular buna “potansiyel” adını veriyor.</p>



<p><strong>AfD ile NPD arasında ne fark var?</strong></p>



<p>Özgürlük Hakları Topluluğu, raporunda AfD’yi neonazilerin oluşturduğu NPD (şimdiki adı: Die Heimat) ile karşılaştırıyor. NPD, Federal Anayasa Mahkemesi tarafından daha önce iki kez anayasaya aykırı bulunmuştu. Mahkeme, yasaklama kriterleri aşırı sağcı NPD’nin ideolojisi ve hedefleri açısından kesinlikle karşılansa da, bu partinin demokrasiyi tehlikeye atacak kadar önemsiz olduğu gerekçesiyle yasaklama kararı almamıştı.</p>



<p>Karşılaştırma yapıldığında her iki parti arasında, Federal Anayasa Mahkemesi’nin 2017 yılında NPD’nin anayasaya aykırı olduğunu kanıtladığı ırkçı talepler konusunda sayısız ortak nokta bulunuyor. Ancak NPD’den farklı olarak, AfD, sahip olduğu güç sayesinde anayasaya aykırı planlarını hayata geçirebilecek durumda.</p>



<p><strong>Almanya&#8217;da daha önce partiler kapatıldı mı?</strong></p>



<p>Federal Almanya&#8217;da bugüne kadar iki parti yasaklandı: 1952’de, NSDAP’nin halefi olan Sosyalist İmparatorluk Partisi (SRP) ile 1956 yılında, Almanya Komünist Partisi (KPD) yasaklanmıştı.</p>



<p>NPD’yi yasaklamaya yönelik iki girişim ise başarısızlıkla sonuçlandı. İlk denemede (2003), Anayasayı Koruma Teşkilatı’na bağlı çok sayıda gizli soruşturmacının partinin yönetim organlarında aktif olarak yer alması nedeniyle dava düşürüldü. İkinci davada ise 2017 yılında NPD anayasaya aykırı bir örgüt olarak sınıflandırılmış olsa da, “potansiyel tehlike” kriterini karşılamadığı ifade edilmişti.</p>



<p><strong>Parti kapatma demokratik mi?</strong></p>



<p>Bir partinin yasaklanması, demokratik rekabete yönelik ciddi bir müdahale. Bu nedenle Almanya&#8217;da, bir partinin yasaklanması için aşılması gereken engeller oldukça yüksek. Ancak Alman Anayasasının mimarları, Nazi döneminden alınan dersler ışığında bir parti yasaklama imkânı oluşturdu. Bu, demokrasinin sadece partiler arası rekabetten ibaret olmadığı, aynı zamanda insan onurunu, demokrasi ilkesini ve hukukun üstünlüğünü korumayı da gerektirdiği gerçeğini yansıtıyor.</p>



<p>Dolayısıyla, parti yasağı, savunma gücüne sahip demokrasinin en keskin kılıcı oluyor. Federal Anayasa Mahkemesi hâkimleri de, “özgürlüğün düşmanlarına koşulsuz özgürlük yok” ifadesiyle bunu çok isabetli bir şekilde özetliyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/afd-yasagi800.jpg" length="43044" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>AABF İnanç Kurulu’ndan Kiel’deki Alevi Mezarlığına Yapılan Saldırıya Sert Tepki</title>
		<link>https://egazete.de/aabf-inanc-kurulundan-kieldeki-alevi-mezarligina-yapilan-saldiriya-sert-tepki/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Jun 2026 18:31:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi mezarlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Kiel]]></category>
		<category><![CDATA[saldırı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31751</guid>

					<description><![CDATA[Kiel kentindeki Alevi mezarlığında mezarların kırmızı boyayla işaretlenerek tahrip edilmesine sert tepki gösterildi]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) İnanç Kurulu, Almanya’nın Kiel kentinde bulunan Alevi mezarlığında mezarların kırmızı boyayla işaretlenerek tahrip edilmesine ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, saldırının yalnızca Alevilere değil, insanlığın ortak vicdanına yönelmiş nefret suçu olduğu belirtilirken, olayın Muharrem Matem Orucu günlerinde gerçekleşmesinin kaygıları daha da artırdığı vurgulandı.</p>



<p>AABF İnanç Kurulu, Alevi toplumunun tarih boyunca ayrımcılık ve nefret politikalarının hedefi olduğuna dikkat çekerek, Kiel’de yaşanan saldırının bilinçli bir provokasyon olduğunu ifade etti.</p>



<p><strong>“Yezit Zihniyeti Nefretini Mezarlarımıza Yöneltiyor”</strong></p>



<p>Açıklamada, Alevi toplumunun kimliğine ve inancına tahammül edemeyen anlayışın, hırsını ve nefretini Alevi mezarlıklarına saldırarak dışa vurduğu belirtilerek şu değerlendirmeye yer verildi:</p>



<p>“İki gün önce Almanya’nın Kiel kentinde bulunan Alevi inancına mensup canların mezarlarının boya ile işaret edilip tahrip edilmesi, inanan veya inanmayan hiçbir toplumun vicdanında asla kabul gören bir durum değildir.”</p>



<p>İnanç Kurulu, mezarların hedef alınmasının yalnızca fiziki bir tahribat değil, aynı zamanda Alevi toplumunun inancına ve kimliğine yönelik bilinçli bir nefret eylemi olduğunun altını çizdi.</p>



<p><strong>“Muharrem Günlerinde Gerçekleşmesi Manidardır”</strong></p>



<p>Açıklamada, saldırının Alevilerin 1346 yıldır yasını tuttuğu Kerbela Katliamı ve On İki İmam Matem Orucu günlerinde gerçekleşmesine dikkat çekilerek, bunun tesadüf olarak değerlendirilemeyeceği ifade edildi.</p>



<p>Bu zamanlamanın, Alevi toplumunun inanç değerlerini hedef alan provokatif bir girişim niteliği taşıdığı belirtilirken, yaşanan olayın toplumsal barışı zedelemeyi amaçladığı kaydedildi.</p>



<p><strong>“Mezarlar İnsanlığın Ortak Vicdanıdır”</strong></p>



<p>AABF İnanç Kurulu açıklamasında, mezarlara bakıldığında insanların inancı, kimliği ya da kökeninin değil, toprağa emanet edilmiş bir canın görülmesi gerektiği vurgulandı.</p>



<p>Toprağın hiçbir ayrım yapmadan herkesi bağrına bastığı ifade edilen açıklamada, mezarları işaretleme, tahrip etme ve ayrıştırma girişimlerinin insanlığın ortak değerlerine yönelik saldırılar olduğu belirtildi.</p>



<p><strong>“Saldırıyı Lanetliyoruz”</strong></p>



<p>İnanç Kurulu, Alevi mezarlarını hedef alan saldırının yalnızca Alevilere değil, insanlığın ortak vicdanına yapılmış bir saldırı olduğunu belirterek, olayı en güçlü şekilde kınadı.</p>



<p>Açıklamanın sonunda, mezarları tahrip edilen ailelerin acılarının paylaşıldığı belirtilerek şu ifadeler kullanıldı:</p>



<p>“Alevi toplumuna yönelik yapılmış bu nefret dolu saldırıyı şiddetle kınıyor ve lanetliyoruz. Mezar sahibi ailelerimizin acılarını paylaşıyor, yanlarında olduğumuzu bilmelerini istiyoruz.”</p>



<p>Son günlerde Kiel’deki Alevi mezarlığına yönelik saldırının ardından Avrupa’daki çok sayıda Alevi kurumu ve demokratik kitle örgütü de benzer açıklamalar yaparak olayın aydınlatılmasını ve sorumluların yargı önüne çıkarılmasını talep ediyor.  <strong>Alevi Haber Ajansı</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Alevi-mezarligi-kiel-3-800.jpg" length="151201" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>2 Temmuz Çağrısı: “33 Can İçin Sivas’ta Omuz Omuza Olalım”</title>
		<link>https://egazete.de/2-temmuz-cagrisi-33-can-icin-sivasta-omuz-omuza-olalim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Jun 2026 18:24:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etkinlikler]]></category>
		<category><![CDATA[anma]]></category>
		<category><![CDATA[Sivas]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31748</guid>

					<description><![CDATA[Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, 2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak Oteli’nde katledilen 33 aydın, sanatçı ve ozanın anısına düzenlenecek anma programı öncesinde tüm canlara Sivas’ta buluşma çağrısı yaptı. Erçe, Madımak Katliamı’nın insanlığa karşı işlenmiş bir suç olduğunu belirterek, bu suçun zamanaşımıyla ortadan kaldırılamayacağını vurguladı. 2 Temmuz anmalarının yalnızca geçmişi hatırlamak [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, 2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak Oteli’nde katledilen 33 aydın, sanatçı ve ozanın anısına düzenlenecek anma programı öncesinde tüm canlara Sivas’ta buluşma çağrısı yaptı. Erçe, Madımak Katliamı’nın insanlığa karşı işlenmiş bir suç olduğunu belirterek, bu suçun zamanaşımıyla ortadan kaldırılamayacağını vurguladı.</p>



<p>2 Temmuz anmalarının yalnızca geçmişi hatırlamak değil, adalet, hakikat ve yüzleşme mücadelesini büyütmek açısından da büyük önem taşıdığına dikkat çeken Erçe, tüm demokrasi güçlerini Sivas’ta omuz omuza yürümeye davet etti.</p>



<p><strong>“33 Can, 33 Yıl”</strong></p>



<p>Açıklamasında Madımak Katliamı’nın üzerinden 33 yıl geçtiğini hatırlatan Cuma Erçe, katledilen canların unutulmadığını ve unutturulmayacağını ifade etti.</p>



<p>Her yıl olduğu gibi bu yıl da binlerce kişinin Sivas’ta bir araya gelerek adalet talebini yineleyeceğini belirten Erçe, katliamın toplumsal hafızadaki yerini koruduğunu söyledi.</p>



<p><strong>“Madımak Katliamı İnsanlığa Karşı İşlenmiş Bir Suçtur”</strong></p>



<p>Erçe, Sivas Madımak Katliamı’nın yalnızca Alevilere yönelik bir saldırı değil, insanlığa karşı işlenmiş bir suç olduğunu belirterek, uluslararası hukuk açısından insanlığa karşı suçlarda zamanaşımının söz konusu olamayacağını ifade etti.</p>



<p>Katliamla gerçek anlamda yüzleşilmeden toplumsal adaletin sağlanamayacağını vurgulayan Erçe, Madımak davasının yalnızca yaşamını yitiren 33 canın değil, tüm toplumun adalet davası olduğunu dile getirdi.</p>



<p><strong>“Sivas Davası İnsanlık Davasıdır”</strong></p>



<p>PSAKD Genel Başkanı, Madımak Katliamı’nın cezasızlık politikalarıyla anılmasının kabul edilemez olduğunu belirterek, adalet mücadelesinin kararlılıkla sürdürüleceğini söyledi.</p>



<p>“Sivas davası insanlık davasıdır” diyen Erçe, katliamın unutulmaması ve sorumlularla yüzleşilmesi gerektiğini ifade etti.</p>



<p><strong>2 Temmuz’da Sivas’a Çağrı</strong></p>



<p>Cuma Erçe, açıklamasını tüm canlara ve demokrasi güçlerine çağrıda bulunarak tamamladı.</p>



<p>“<strong>33 Can, 33 Yıl! 2 Temmuz’da Sivas’tayız. Sivas Madımak Katliamı, insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. İnsanlığa karşı işlenmiş suçların zamanaşımı yoktur. Sivas davası insanlık davasıdır. Cümle canları, 2 Temmuz’da Sivas’ta kol kola yürümeye çağırıyoruz.</strong>”</p>



<p>Bu yıl da Sivas’ta gerçekleştirilecek anma programı ve yürüyüşte, Madımak Katliamı’nda yaşamını yitiren 33 can anılacak, adalet, yüzleşme ve eşit yurttaşlık talepleri bir kez daha güçlü şekilde dile getirilecek.<strong> Alevi Haber Ağı</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/sivas-cagnisi-0626-800.jpg" length="111600" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Evrensel&#8217;e yönelik silahlı saldırı davasında yeni karar: Sanık zorla getirilecek</title>
		<link>https://egazete.de/evrensele-yonelik-silahli-saldiri-davasinda-yeni-karar-sanik-zorla-getirilecek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Jun 2026 18:15:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Evrensel]]></category>
		<category><![CDATA[saldiri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31745</guid>

					<description><![CDATA[Evrensel gazetesi İzmir Bürosu'na yönelik silahlı saldırıya ilişkin davasında mahkeme, duruşmalara katılmayan sanık İsa Can Biler'in bir sonraki celse zorla getirilmesine karar verdi.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Evrensel gazetesinin İzmir Bürosu&#8217;na 13 Ağustos 2025&#8217;te düzenlenen silahlı saldırıya ilişkin davanın 4. duruşması, İzmir 42. Asliye Ceza Mahkemesi&#8217;nde görüldü. Evrensel gazetesi avukatları, duruşmalara katılmayan sanık İsa Can Biler&#8217;in zorla getirilmesini, saldırıya ilişkin kamera kayıtlarının yeniden istenmesini ve soruşturmada adı geçen kişilerin dinlenmesini talep etti. Mahkeme, Biler&#8217;in bir sonraki duruşmaya zorla getirilmesine karar verdi.</p>



<p>Dosyaya, önceki celsede talep edilen Plaka Tanıma Sistemi (PTS) kayıtlarına ilişkin emniyet cevabı ulaştı. Emniyet yalnızca iki adet ikişer saniyelik görüntü sunarken, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı da saldırıya ilişkin yürütülen soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini mahkemeye bildirdi.</p>



<p>Evrensel gazetesi avukatı Barış İpek, HTS kayıtlarında sanık İbrahim Halil Yapıcı&#8217;nın İsa Can Biler&#8217;i bıraktığı bölgeye yaklaşık bir saat sonra yeniden gittiğinin görüldüğünü belirterek bunun nedenini sordu.</p>



<p>Yapıcı ise polis ekipleriyle birlikte yer gösterme işlemi için bölgeye döndüğünü savundu. Evrensel gazetesi avukatı Serhat Özkan ise emniyetin kamera kayıtlarının temin edilemediğine ilişkin cevabını yetersiz bulduklarını belirterek görüntülerin yeniden istenmesini talep etti. Özkan ayrıca, saldırının HABAŞ şirketiyle ilgili haberlerin ardından gerçekleştiğine dikkat çekerek, soruşturmada adı geçen ve sanıklarla irtibatı bulunduğu belirtilen kişilerin dinlenmesini istedi.</p>



<p>Sanık İbrahim Halil Yapıcı ise söz konusu kişileri mahalleden tanıdığını öne sürerek, horoz besledikleri için yemek artıkları vermek amacıyla görüştüğünü iddia etti. Evrensel gazetesi avukatları ayrıca sanıklar hakkındaki adli kontrol tedbirlerinin sürdürülmesini ve İsa Can Biler&#8217;in güncel adli sicil kaydının dosyaya eklenmesini talep etti.</p>



<h2 class="wp-block-heading">MAHKEMEDEN ARA KARAR</h2>



<p>Mahkeme, duruşmalara katılmayan sanık İsa Can Biler&#8217;in bir sonraki celse zorla getirilmesine karar verdi. Sanıklar hakkındaki adli kontrol tedbirlerinin devamına hükmeden mahkeme, İbrahim Halil Yapıcı&#8217;nın duruşmalardan vareste tutulması talebini kabul etti. Mahkeme ayrıca, saldırıya ilişkin soruşturmada verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararının kesinleşip kesinleşmediğinin İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı&#8217;ndan sorulmasına karar verdi. <strong>Dava, 14 Eylül 2026 saat 13.30&#8217;a ertelendi.</strong></p>



<p>Duruşma sonrası adliye önünde açıklama yapan Evrensel gazetesi avukatı Barış İpek, saldırının yalnızca iki sanık üzerinden değerlendirilmesini istemediklerini belirterek, olayın arkasındaki kişi ve bağlantıların ortaya çıkarılması gerektiğini söyledi. Gazetenin İzmir muhabiri Emirhan Durmaz ise saldırının münferit bir olay olarak gösterilmeye çalışıldığını savunarak taleplerinin karşılanmadığını ve sürecin takipçisi olacaklarını ifade etti.</p>



<p>İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi ile Türkiye Gazeteciler Sendikası İzmir Şube Başkanı Nil Kahramanoğlu da yaptıkları açıklamalarda saldırının basın özgürlüğüne yönelik bir gözdağı olduğunu belirterek davanın takipçisi olacaklarını vurguladı. birgun.net</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Evrensel-davasi800.jpg" length="89319" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>&#8216;Sahibinden Rahmet&#8217;e ödül yağdı</title>
		<link>https://egazete.de/sahibinden-rahmete-odul-yagdi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Jun 2026 12:40:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür ve Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Altın Elma]]></category>
		<category><![CDATA[Frankfurt Türk Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Sahibinden Rahmet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31725</guid>

					<description><![CDATA[26. Frankfurt Uluslararası Türk Filmleri Festivali, Altın Elma ödülleriyle sona erdi. Festivalde en iyi film “Sahibinden Rahmet” oldu. “Sahibinden Rahmet” festivalde toplam dört ödül kazandı.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Avrupa’daki en uzun soluklu Türk sinema etkinliklerinden biri olan Uluslararası Frankfurt Türk Film Festivali, Cinestar Metropolis’te gerçekleştirilen ödül töreniyle taçlandı.</strong></p>



<p><strong>Festivalin en iyi filmi &#8216;Sahibinden Rahmet&#8217; olurken &#8216;2026 Altın Elma En İyi Kadın Oyuncu Ödülü&#8217; Hazal Türesan&#8217;a &#8216;En İyi Erkek Oyuncu Ödülü&#8217; ise Cem Yiğit Üzümoğlu&#8217;na verildi.</strong></p>



<p>Sunuculuğunu Gökhan Mumcu ile Ebru Susur Atlı’nın üstlendiği ödül gecesinde, Almanlardan oluşan jüri tarafından yapılan değerlendirme sonucunda, “En İyi Film” dalında “Sahibinden Rahmet” ödüle layık görülürken, filmin yönetmenleri Gözde Yetişkin ile Emre Sert de “En İyi Yönetmen” ve “En İyi Senaryo” ödülünü aldılar. Ödüller filmin görüntü yönetmeni Arınç Arısoy’a takdim edildi.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="800" height="450" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Frankfurt-Turk-Film-Festivali-062026-6-800.jpg" alt="" class="wp-image-31731" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Frankfurt-Turk-Film-Festivali-062026-6-800.jpg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Frankfurt-Turk-Film-Festivali-062026-6-800-300x169.jpg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Frankfurt-Turk-Film-Festivali-062026-6-800-696x392.jpg 696w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /><figcaption class="wp-element-caption">Ödüllü görüntü yönetmeni Arınç Arısoy</figcaption></figure>



<p>Hazal Türesan’ın “Bildiğin Gibi Değil” filmindeki performansıyla “En İyi Kadın Oyuncu” ödülüne layık görüldüğü festivalde, “En İyi Erkek Oyuncu” ödülünü ise “Sahibinden Rahmet” filmindeki rolüyle Cem Yiğit Üzümoğlu aldı.</p>



<p><strong>“Almanya&#8217;nın ayıbı”</strong></p>



<p>Hessen Milletvekili Turgut Yüksel (SPD) ödül kazanan sinemacıların vize alamayıp törene katılamamasını “Büyük bir skandal” ve “Almanya&#8217;nın ayıbı” olarak niteledi. Yüksel, “Bu kabul edilemez bir durum. Çok ayıp. Yazar, sanatçı, aktörler vize alamadıkları için programlarını iptal etmek zorunda kalıyor. Ödüllerini alamıyorlar. Herkesi bu durumu protesto etmeye davet ediyorum” diye konuştu.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="800" height="440" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Frankfurt-Turk-Film-Festivali-062026-5-800.jpg" alt="" class="wp-image-31730" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Frankfurt-Turk-Film-Festivali-062026-5-800.jpg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Frankfurt-Turk-Film-Festivali-062026-5-800-300x165.jpg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Frankfurt-Turk-Film-Festivali-062026-5-800-696x383.jpg 696w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p><strong>Hazam Türesan “hikayelerin zamansız ve mekansız olduğuna inanıyorum.”</strong></p>



<p>Ödülünü Hessen eyaleti milletvekili Turgut Yüksel’den alan Hazal Türesan yaptığı konuşmada, “Frankfurt’ta olduğum için çok mutluyum. Hikayeyi okuduğumda çok sevmiştim. Ben iyi hikayelerin zamansız ve mekansız olduğunu düşünürüm. Bu da sanırım Tokat’ta çekilen üç kardeşin hikayesini anlatan filmin, Frankfurt’ta karşılığını bulmasıyla kanıtlanmış oluyor. Vuslat’a hikaye anlatmayı tercih ettiği için, beni seçtiği için ve partnerlerim Alican Yücesoy ile Serdar Orçin’e bana gerçekten küçük bir kız kardeş olmayı öğrettikleri için çok teşekkür ediyorum” dedi. Cem Yiğit Üzümoğlu’nun katılamadığı törende ödülünü filmin görüntü yönetmeni Arınç Arısoy aldı.</p>



<p>“En İyi Görüntü Yönetmeni” dalında &#8216;Tavşan İmparatorluğu&#8217; filmiyle Claduia Becerril Bulos ödül alırken, “En İyi Müzik” dalında &#8216;Noir&#8217; filmiyle Uğur Akyürek, “En İyi Belgesel” dalında Tayfun Belet’in yönettiği “Roman Gibi”, “Üniversitelerarası En İyi Kısa Film Türkiye” dalında Ömer Nusret Tanır ile Azmican Zengin’in yönettiği ‘Hatırlayabildiğim Kadarıyla” ve “Üniversitelerarası En İyi Kısa Film Almanya” dalında da Katja Friedrich’in yönettiği “Isolated-İzole” ödüle layık görüldüler.</p>



<p><strong>Seyirci ödülü &#8220;Mukadderat&#8221;a</strong></p>



<p>2025 yılının en çok izlenen film kategorisinde ise, Nadim Güç’ün yönettiği, başrollerinde Nur Sürer, Aslıhan Gürbüz, Osman Sonat ve Şerif Erol’un oynadığı “Mukadderat” filmi ödül almaya hak kazandı. Ödülü filmin başrol oyuncularından Aslıhan Gürbüz, Festival Direktörü Serap Gedik’ten aldı. Gürbüz, “Bu ödülü ekip arkadaşlarım adına alıyorum. Tüm arkadaşlarım adına tüm festival ekibine ve gönüllülük esasına göre çalışan herkese çok teşekkür ediyorum” dedi.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="800" height="449" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Frankfurt-Turk-Film-Festivali-062026-7-800.jpg" alt="" class="wp-image-31732" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Frankfurt-Turk-Film-Festivali-062026-7-800.jpg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Frankfurt-Turk-Film-Festivali-062026-7-800-300x168.jpg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Frankfurt-Turk-Film-Festivali-062026-7-800-696x391.jpg 696w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p><strong>Başarı ödülü Merve Dizdar&#8217;ın</strong></p>



<p>Türk sinemasının Avrupa’daki en köklü temsil alanlarından biri olan Uluslararası Frankfurt Türk Film Festivali bu yıl “Başarı Ödülü”nü, dünyada ülkemizi başarı ile temsil eden, Kuru Otlar Üstüne filmiyle 76. Cannes Film Festivali’nde “En İyi Kadın Oyuncu” ödülü alan Merve Dizdar’a verdi. Dizdar’a ödülünü Festival Başkanı Hüseyin Sıtkı takdim etti. Merve Dizdar yaptığı konuşmada, “öncelikle tüm festival ekibine teşekkür ederim. Festivalde çok güzel bir film seçkisi var. Burada sizlerle filmleri izlemek isterdim. Festivallerin en güzel tarafı birlikte film izlemek. Seyirci bizim için her zaman çok önemli. Herkese çok teşekkür ediyorum. Ödüller her zaman çok güzel. Ödül törenleri de bir kutlama günü. Önemli olan ne kadar iyi oynadığınız, ne kadar iyi yönettiğiniz değil, bu işi tutkuyla yapmanız. Bu sektördeki herkesin işini tutkuyla yaptığını biliyorum. Bu benim için daha kıymetli. Herkese çok teşekkür ederim. Umarım hep birlikte film izlemeye&nbsp;devam ederiz” dedi.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="447" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Frankfurt-Turk-Film-Festivali-062026-4-800.jpg" alt="" class="wp-image-31729" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Frankfurt-Turk-Film-Festivali-062026-4-800.jpg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Frankfurt-Turk-Film-Festivali-062026-4-800-300x168.jpg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Frankfurt-Turk-Film-Festivali-062026-4-800-696x389.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p><strong>Yetkin Dikinciler&#8217;e teşekkür plaketi</strong></p>



<p>Bu yıl “Kültürlerin Ortak Dili: Sinema” mottosuyla gerçekleştirilen festival kapsamında, Türk tiyatrosunun ve sinemasının usta ismi Yetkin Dikinciler’e de, bugüne kadar festivale yaptığı katkılarından dolayı teşekkür plaketi takdim edildi. Dikinciler’e plaketini Festival Başkanı Hüseyin Sıtkı verdi. Usta sanatçı yaptığı konuşmada; “çok heyecanlandım. Bu plaket benim için çok değerli. Her zaman canı gönülden buradayım. Ne zaman ihtiyaç olursa burada olmaya devam edeceğim. İyi ki varsınız ve devam edelim” dedi.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignleft size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="400" height="373" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Frankfurt-Turk-Film-Festivali-062026-3-800.jpg" alt="" class="wp-image-31728" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Frankfurt-Turk-Film-Festivali-062026-3-800.jpg 400w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Frankfurt-Turk-Film-Festivali-062026-3-800-300x280.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 400px) 100vw, 400px" /></figure></div>


<p><strong>Hüseyin Sıtkı: &#8220;Yeniden buluşmayı umut ediyoruz&#8221;</strong></p>



<p>Festival Başkanı Hüseyin Sıtkı, 26 yılı geride bırakan festivalin Türk sinemasına ve kültürel etkileşime sunduğu katkılara değinerek, tüm katılımcılara ve destekçilere teşekkür etti.</p>



<p> Hüseyin Sıtkı konuşmasında, “Bugün ödül alacak tüm sanatçılarımızı ve ekiplerini şimdiden tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum. Her finalist ve her katılımcı, ortaya koyduğu emek ve yaratıcılıkla bu festivalin gerçek kazananları arasında yer almaktadır. Sinemanın, sanatın ve kültürel diyaloğun insanları bir araya getirmeye devam etmesini diliyorum. Sizlerle bu güzel atmosferi paylaşmış olmaktan büyük mutluluk duyduğumuzu ifade etmek istiyorum. Gelecek yıl yeniden buluşmayı umut ediyoruz” dedi.</p>



<p>Geceye katılanlar arasında; yönetmen Şeyhmus Altun, yönetmen Emine Emel&nbsp; Balcı, yönetmen Murat Fıratoğlu, yapımcı Tuncay Kaymaz, yönetmen Dicle Mahalli, yönetmen Hasan Tolga Pulat, yönetmen Seyfettin Tokmak, görüntü yönetmeni Arınç Arısoy, Hüseyin Başusta, oyuncu ⁠Ömer Filikçi, Erden Alkan, &nbsp;iş insanı Hakan İnoğlu, iş insanı Mert Mandalı, iş insanı Erkan Altındağ ve iş insanı Orhan Alp ile&nbsp;festivalin Türkiye proje ortağı Taha Feyizli yer aldı.</p>



<p><em>Ödül töreni, dört dalda ödül kazanan “Sahibinden Rahmet” filminin gösterimiyle sona erdi.</em></p>



<p><strong>Organizasyon ve Destekçiler</strong></p>



<p>26. Uluslararası Frankfurt Türk Film Festivali, Almanya merkezli Kültürlerarası Transfer Derneği (Transfer Zwischen den Kulturen) tarafından organize ediliyor. Festivalin hayata geçirilmesinde, Hessen Eyaleti Bilim ve Sanat Bakanlığı ile Frankfurt Büyükşehir Belediyesi, T.C. Frankfurt Başkonsolosluğu, Hessen Film ve Medya Kurumu ile Frankfurt Belediyesi Çok Kültürlülük Dairesi’nin&nbsp;ve&nbsp;festivalin Türkiye proje ortağı KADİM’in&nbsp; (Taha Feyizli)&nbsp;değerli katkıları bulunuyor. Her biri, kültürlerarası diyaloğun güçlenmesine ve Türk sinemasının Avrupa&#8217;daki görünürlüğünün artmasına önemli ölçüde destek sağlıyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="389" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Frankfurt-Turk-Film-Festivali-062026-2-800.jpg" alt="" class="wp-image-31727" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Frankfurt-Turk-Film-Festivali-062026-2-800.jpg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Frankfurt-Turk-Film-Festivali-062026-2-800-300x146.jpg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Frankfurt-Turk-Film-Festivali-062026-2-800-696x338.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p><strong>2026 FRANKFURT ULUSLARARASI TÜRK FİLM FESTİVALİ ÖDÜLLERİ</strong></p>



<p><strong>&nbsp;En İyi Film: Sahibinden Rahmet</strong></p>



<p><strong>En İyi Yönetmen: Gözde Yetişkin- Emre Sert “Sahibinden Rahmet”</strong></p>



<p><strong>En İyi Senaryo: Gözde Yetişkin- Emre Sert “Sahibinden Rahmet”</strong></p>



<p><strong>En İyi Kadın Oyuncu-Hazal Türesan “Bildiğin Gibi Değil”</strong></p>



<p><strong>En İyi Erkek Oyuncu: Cem Yiğit Üzümoğlu&nbsp; “Sahibinden Rahmet”</strong></p>



<p><strong>En İyi Görüntü Yönetmeni: Claduia Becerril Bulos “Tavşan İmparatorluğu”</strong></p>



<p><strong>En İyi Müzik: Uğur Akyürek “Noir”</strong></p>



<p><strong>En İyi Belgesel: “Roman Gibi” &#8211; Tayfun Belet</strong></p>



<p><strong>Üniversitelerarası En İyi Kısa Film Türkiye: “Hatırlayabildiğim Kadarıyla” &#8211; Nusret Tanır, Azmican Zengin</strong></p>



<p><strong>Üniversitelerarası En İyi Kısa Film Almanya: “Isolated-İzole” Katja Friedrich</strong></p>



<p><strong>2025 yılının en çok izlenen filmi: Mukadderat</strong></p>



<p><strong>2026 Başarı Ödülü: Merve Dizdar</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Frankfurt-Turk-Film-Festivali-062026-1-800.jpg" length="110039" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Hazal Türesan: “Filmin her anı benim için zordu”</title>
		<link>https://egazete.de/hazal-turesan-filmin-her-ani-benim-icin-zordu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Jun 2026 15:34:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür ve Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Bildiğin gibi değil]]></category>
		<category><![CDATA[festival]]></category>
		<category><![CDATA[frankfurt]]></category>
		<category><![CDATA[Hazal Türesan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31721</guid>

					<description><![CDATA[Frankfurt'ta “Bildiğin Gibi Değil” filminin gösterimine katılan Hazal Türesan,  oynadığı Remziye karakteriyle ilgili olarak, “filmin her anı benim için zordu” dedi.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>26. Uluslararası Frankfurt Türk Film Festivali’nde Türk sinemasına emeği geçen oyuncu, yönetmen ve yapımcılar sinema severler bir araya getirdi.</p>



<p>26. Uluslararası Frankfurt Türk Film Festivali kapsamında gösterilen “Bildiğin Gibi Değil” filmin başrolünde oynayan Hazal Türesan, filmin ana hatlarıyla gerçek hayattan alınmış bir hikaye olduğunu söylerken, bazen etrafımızda olan şeylerin görmezden gelindiğini, maalesef kimseyle paylaşılamadığını ifade etti.</p>



<p>Türesan, oynadığı Remziye karakteriyle ilgili olarak da, “filmin her anı benim için zordu” dedi.</p>



<p>Festival kapsamında gösterilen filmlerden Vuslat Saraçoğlu’nun yazıp yönettiği &nbsp;“Bildiğin Gibi Değil” filminin başrol&nbsp;Hazal Türesan, gösterim sonrasında seyirci ile buluştu. Seyircinin sorularını yanıtlayan Türesan, filmdeki rolü için “gerçekten çok zorlayıcı bir karakterdi. Kardeşlik bağı akrabalık bağı çok önemli. Senaryoyu okuduğum zaman çok tanıdık bir şey vardı. Çok gerçekti. Onun bir parçası olacaktım. Remziye’nin hikayesi gerçekten anlatılmaya değerdi” dedi.</p>



<p>Filmin, yönetmenin doğup büyüdüğü Tokat’taki evinde çekimlerinin gerçekleştirildiğini söyleyen Hazal Türesan, filmdeki samimiyetin buradan geldiğini de ifade etti.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="435" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/hazal-turesan3-800.jpg" alt="" class="wp-image-31723" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/hazal-turesan3-800.jpg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/hazal-turesan3-800-300x163.jpg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/hazal-turesan3-800-696x378.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p>Ana hatlarıyla gerçek hayattan alınmış bir hikaye olduğunu, bazen etrafımızda olan şeylerin görmezden gelindiğini, maalesef kimseyle paylaşılamadığını da söyleyen Hazal Türesen, en zorlandığı sahne konusunda gelen soruya işe şöyle yanıt verdi: “Benim için her bir an zordu. Vuslat bir hayal kuruyor. Oynadığım oyuncular Alican Yücesoy ve Serdar Orçin. Onların oyunculuklarına ihanet edemem. Vuslat’a ihanet edemem. Her şeyden öte Remziye olarak anlatılan yüzlerce, milyonlarca kadının da bir parçası, bir anı benim ağzımdan çıkıyor. Ona da ihanet edemem. Sahne olarak beni çok zorladı gibi bir şey değil. En gerçeği nasıl yakalayabileceğimdi önemli olan. Bu bir sinema filmi, bunu 20 yıl sonra da izleyeceğiz. Kendi adıma, ne kadar kötü oynamışım dememek için, utanmamak için etik ve ahlaklı kalmaya çalıştım. Her bir anı benim için zorluydu.”</p>



<p><strong>TÜRK SİNEMASI FRANKFURT’TA</strong></p>



<p>Bu yıl 26’ncı kez izleyici ile buluşan festivalde gösterilen “Tavşan İmparatorluğu”nun yönetmeni Seyfettin Tokmak, “Buradayım İyiyim” filminin yönetmeni Emine Emel Balcı, “Tuvaldeki Sır” filminin yönetmeni Ömer Evre, “Aldığım Nefes” filminin yönetmeni Şeyhmus Altun ve “O da Bir Şey mi” filminin yapımcı Dide Mahalli de, film gösterimleri öncesinde seyirciyle bir araya geldiler.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/hazal-turesan2-800.jpg" length="99830" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Euro Bölgesi: Enflasyon son 2,5 yılın zirvesinde</title>
		<link>https://egazete.de/euro-bolgesi-enflasyon-son-25-yilin-zirvesinde/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Jun 2026 19:03:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[enflasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Euro Bölgesi]]></category>
		<category><![CDATA[EZB]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31718</guid>

					<description><![CDATA[Euro Bölgesi’nde tüketici fiyatları mayıs ayında yükselişini sürdürdü. Aylık enflasyon yüzde 0,1, yıllık enflasyon ise yüzde 3,2 olarak kaydedildi.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat) verilerine göre, enerji, gıda, alkollü içecekler ve tütün hariç hesaplanan çekirdek enflasyon mayıs ayında aylık bazda yüzde 0,3, yıllık bazda ise yüzde 2,6 oldu. Tütün hariç tüketici fiyatları ise aynı dönemde aylık yüzde 0,1, yıllık yüzde 3,1 arttı.</p>



<p>Avrupa Birliği genelinde yıllık enflasyon nisan ayındaki yüzde 3,2 seviyesinden Mayıs ayında yüzde 3,3’e yükseldi. Bir yıl önce bu oran yüzde 2,2 seviyesindeydi. </p>



<p><strong>EN DÜŞÜK YILLIK ENFLASYON İSVEÇ&#8217;TE</strong></p>



<p>Üye ülkeler arasında en düşük yıllık enflasyon yüzde 1,1 ile İsveç’te görülürken, Danimarka ve Çekya yüzde 1,8 ile İsveç’i izledi. En yüksek enflasyon ise yüzde 9,7 ile Romanya’da kaydedildi. Romanya’yı yüzde 6,3 ile Bulgaristan, yüzde 5,1 ile Litvanya takip etti.</p>



<p>Verilere göre, Nisan 2026’ya kıyasla yıllık enflasyon 11 üye ülkede gerilerken 16 ülkede artış gösterdi.</p>



<p>Euro Bölgesi yıllık enflasyonuna en büyük katkı 1,61 puan ile hizmetler sektöründen geldi. Enerji 0,98 puan, gıda, alkollü içecekler ve tütün 0,36 puan, enerji dışı sanayi ürünleri ise 0,23 puanlık katkı sağladı.</p>



<p><strong>Odatv.com</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/EZB-800.jpg" length="111836" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>&#8220;Türkiye, AB&#8217;nin mineral yağ kalıntıları standartlarına hazır değil&#8221;</title>
		<link>https://egazete.de/turkiye-abnin-mineral-yag-kalintilari-standartlarina-hazir-degil/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Jun 2026 16:04:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[AB]]></category>
		<category><![CDATA[Ege]]></category>
		<category><![CDATA[kalıntı]]></category>
		<category><![CDATA[Zeytin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31715</guid>

					<description><![CDATA[Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçı Birlikleri  Yönetim Kurulu Üyesi Rahmi Balsarı, Avrupa Birliği ülkelerinin geliştirdiği mineral yağ kalıntıları standart ve motodlarına uyum sürecine Türkiye’nin hazır olmadığını söyledi. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçı Birlikleri tarafından düzenlenen basın toplantısında konuşan Yönetim Kurulu Üyesi Rahmi Balsarı, Avrupa Birliği ülkelerinin geliştirdiği mineral yağ kalıntıları standart ve motodlarına uyum sürecine Türkiye’nin hazır olmadığını söyledi. </p>



<p>Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçı Birlikleri tarafından düzenlenen basın toplantısında konuşan Yönetim Kurulu Üyesi Rahmi Balsarı, Avrupa Birliği ülkelerinin geliştirdiği mineral yağ kalıntıları standart ve motodlarına uyum sürecine Türkiye’nin hazır olmadığını söyledi. </p>



<p><strong>“Yasal Limitler 2027’de Değil, 2030’da Devreye Alınsın”</strong></p>



<p>Balsarı, şunları söyledi, “Sektörümüzün küresel pazarda kalıcı olabilmesi, sadece miktarsal üretim gücümüzle değil, uluslararası gıda güvenliği standartlarına uyum sağlamamızla mümkündür. Son dönemde, özellikle Avrupa Birliği ülkelerinde mineral yağ kalıntıları (kısaca MOSH MOAH) üzerine yeni standartlar/metotlar geliştirilmektedir. Bu bulaşanlara karşı bitkisel yağlarda ve zeytinyağında toleransın neredeyse sıfıra indirilmesi, diğer zeytinyağı üretici ülkeler gibi ülkemiz üretimi ihracatı üzerinde bir risk oluşturmaktadır. Söz konusu yasal limitlerin ve uygulamaların 2027 yılında devreye alınması planlanıyor. Ancak sektörümüzün bu yeni standartlara altyapı, teknoloji ve lojistik açıdan tam anlamıyla uyum sağlayabilmesi, gerekli tüm hazırlıklarını eksiksiz yapabilmesi adına bu sürenin 2030 yılına ertelenmesi yönünde devletimiz öncülüğünde uluslararası görüşmelerimiz ve girişimler yoğun bir şekilde sürmektedir. Bu riskin önüne geçebilmek adına, tarladan sofraya kadar uzanan zincirin tüm halkalarında farkındalık yaratmak zorundayız. MOSH ve MOAH kontaminasyonu; &nbsp; mekanik zeytin toplama makinelerinin yağlarından, taşımada kullanılan uygunsuz çuvallardan, sıkım tesislerindeki endüstriyel makine yağlarından ve hatta lojistik süreçlerdeki egzoz gazlarından dahi ürüne bulaşabilmektedir. Birliğimiz bu süreçte gıda güvenliği alanındaki tüm küresel gelişmeleri ve güncel yönergeleri çok yakından takip etmektedir. Önümüzdeki rekolte döneminde bu kalıntılar sebebiyle zorluklar yaşamamak adına, üreticimizden ambalaj tesislerimize kadar tüm paydaşlarımızın çok daha hassas ve dikkatli olması gerekmektedir. Bizler de bu doğrultuda bilgilendirme ve bilinçlendirme çalışmalarımıza ağırlık vererek, Türk zeytinyağının premium marka algısını küresel pazarda korumak için üzerimize düşen uyarıcı rolü oynamaya devam edeceğiz” (BSHA / Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/ege-zeytinyagi800.jpeg" length="112866" type="image/jpeg"/>	</item>
	</channel>
</rss>
