<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Nur Türk &#8211; Almanya Haberleri &#8211; Egazete.de</title>
	<atom:link href="https://egazete.de/author/nur-turk/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://egazete.de</link>
	<description>Almanya&#039;nın Türkçe Haber Portalı</description>
	<lastBuildDate>Wed, 29 Jan 2020 21:49:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.2</generator>
	<item>
		<title>Resim sanatına neden karşılar? &#8211; Nur Türk</title>
		<link>https://egazete.de/resim-sanatina-neden-karsilar-nur-turk/</link>
					<comments>https://egazete.de/resim-sanatina-neden-karsilar-nur-turk/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nur Türk]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Jan 2020 21:49:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arşiv]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür ve Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[resim]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/resim-sanatina-neden-karsilar-nur-turk/</guid>

					<description><![CDATA[Sosyal medyadaki hocanın ‘Resim yapmak günahtır, ressamlar cennete girmezler’ diye fetva vermesi üzülerek okuyorum. Bu nasıl bir aymazlıktır]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="western" align="left"><span style="font-family: Arial, serif;"><span style="font-size: medium;"><b><em>SANAT BİR TOPLUMUM BİNLERCE YILLIK KÜLTÜREL BİRİKİMİNİN DIŞA VURUMUDUR.</em> </b></span></span></p>
<p class="western" align="left"><span style="font-family: Arial, serif;"><span style="font-size: medium;">Okurlarım yine bir sanat sohbetimizde birlikteyiz. Umarım okuduklarınızdan keyif alırsınız.</span></span></p>
<p class="western" align="left"><span style="font-family: Arial, serif;"><span style="font-size: medium;">Kendimden bahsetmek hiç hoşlanmadığım bir durumdur. Ama bugün yaşadığım bir olayı size anlatmadan önce kendimden birazcık bahsedeceğim, çünkü yaşadığım olayla ilgili…</span></span></p>
<p class="western" align="left"><span style="font-family: Arial, serif;"><span style="font-size: medium;">Ben 1961 yılında Bolu’da doğdum. Ailem muhafazakâr ve dindardı. Arap fetvalarına inanarak yaşarlardı. Sorgusuz sualsiz, her şey yasaktı. Dedem ya da babam koyardı kuralları, beni ilkokuldan sonra okutmama kararı aldıklarında, bir hafta açlık grevi yaparak odaya kilitledim kendimi, mahalle muhtarımız kadındı ve babamı zorlukla ikna etti, Kız okulu diye kız meslek lisesine okullar açıldıktan 10 gün sonra başlamıştım. En çok bu duruma üzülende annemdi.”Ah ben bu kızı nasıl zapederim, kötü yola düşer ”demişti. Resim sanatını seçmem ve bu yolda ilerlemem ailem için yüz karasıydı. Ben Müslüman olamazdım. Rahmetli amcama göre, şeytanın önde gideniydim. Benden Müslüman olmazdı. Olsam da cehennemliktim.</span></span></p>
<p class="western" align="left"><span style="font-family: Arial, serif;"><span style="font-size: medium;">Ailemden farklı bir dünya görüşüne sahip olmanın bedelini çok acılar çekerek yaşadım. Ötekileştirildim, dışlandım, Yalnız kaldım, hakkımda çıkarılan olur olmaz birçok iftiralara maruz kaldım. Bu ailede ilk yüksekokula giden, ilk Bolulu olmayan biri ile evlenen, ilk meslek sahibi olan bendim. Kaç kez yıkılan yaşamımı, yeniden kurduğumu hatırlamıyorum bile…</span></span></p>
<p class="western" align="left"><span style="font-family: Arial, serif;"><span style="font-size: medium;">Evet; bugün annem telefonla aradı, komşusu olan yaşlı bir amca varmış, kızı ile Ankara’ya doktora muayene için geleceklermiş, bir gün misafir edebilir m</span></span><span style="font-family: Arial, serif;"><span style="font-size: medium;">i</span></span><span style="font-family: Arial, serif;"><span style="font-size: medium;">sin diye sordu.</span></span></p>
<p class="western" align="left">”<span style="font-family: Arial, serif;"><span style="font-size: medium;">Anne senin komşuların tabi ki gelsinler, kalsınlar“ dedim. </span></span><span style="font-family: Arial, serif;"><span style="font-size: medium;">A</span></span><span style="font-family: Arial, serif;"><span style="font-size: medium;">nnem mutlu olarak kapattı telefonu, aradan 10 dakika geçmişti ki yeniden aradı. Meraklanarak telefona cevap verdim.</span></span></p>
<p class="western" align="left">”<span style="font-family: Arial, serif;"><span style="font-size: medium;">kızım senin yaptığın o resimler halen evinin duvarlarında mı?”</span></span></p>
<p class="western" align="left">“<span style="font-family: Arial, serif;"><span style="font-size: medium;">Evet, anne duvarlarımda asılı duruyorlar. Hayırdır niye soruyorsun?”</span></span></p>
<p class="western" align="left">“<span style="font-family: Arial, serif;"><span style="font-size: medium;">Sen onları bir günlüğüne kaldırabilir misin?”</span></span></p>
<p class="western" align="left">“<span style="font-family: Arial, serif;"><span style="font-size: medium;">Neden kaldırayım anne?”</span></span></p>
<p class="western" align="left">“<span style="font-family: Arial, serif;"><span style="font-size: medium;">Adam da kızı da namaz kılıyorlar, resim olan evde şeytan olur. Bir de geri geldiklerinde bütün mahalleye senin o halini anlatırlar. “Sakin olmaya çalışıyordum.</span></span></p>
<p class="western" align="left">“<span style="font-family: Arial, serif;"><span style="font-size: medium;">Anne senin komşuların, bir başka şeytansız yer bulsunlar bana gelmesinler” dedim. 70 li yıllarda yaşadığım olayların halen günümüze kadar geldiğini, son zamanlarda sosyal medyadaki hocanın ‘Resim yapmak günahtır, ressamlar cennete girmezler’ diye fetva vermesi üzülerek okuyorum. Bu nasıl bir aymazlıktır?<br />
</span></span></p>
<p class="western" align="left"><span style="font-family: Arial, serif;"><span style="font-size: medium;">Gelinen aşama da </span></span><span style="font-family: Arial, serif;"><span style="font-size: medium;">k</span></span><span style="font-family: Arial, serif;"><span style="font-size: medium;">ültür ve </span></span><span style="font-family: Arial, serif;"><span style="font-size: medium;">s</span></span><span style="font-family: Arial, serif;"><span style="font-size: medium;">anata nerden, nasıl bakıldığı aşikârdır.</span></span></p>
<p class="western" align="left"><span style="font-family: Arial, serif;"><span style="font-size: medium;">Fransa’daki Lascaux mağarasında bulunan hayvan figürleri ve av sahnelerinden oluşan çizimler günümüzden 40.000 yıl önce yapılmış. En eski resim olarak kabul edilir. ‘İnsan kendini ifade etme ve gereksinimi duyduğu andan itibaren resim yapmaya başlamış olmalı’ diye düşünüyorum.</span></span></p>
<p class="western" align="left"><span style="font-family: Arial, serif;"><span style="font-size: medium;">İnsanlığın </span></span><span style="font-family: Arial, serif;"><span style="font-size: medium;">e</span></span><span style="font-family: Arial, serif;"><span style="font-size: medium;">ski taş çağlarından bu yana eserleri ile çizdiği grafik izlendiğinde, küçük avcı topluluklarından köylere, köylerden site hayatına, site hayatından kent devletlerine ve daha sonraları, imparatorluklar ile diğer çeşitli devlet yönetimlerine varılır. Toplumun yapı ve kültürünü oluşturan sonsuz faktörlerin kışkırttığı Sanatçının eseri, dolayısıyla toplum-sanatçı ikilisinin ortak malı olur. Ancak eser, sanatçıdan çok toplum malı olarak kabul edilir. Bu nedenle sanatçıları, çeşitli kavim ve milletlerin adına göre sıralıyoruz. Bu açıdan bakma, sanat eserinin kişisel bir fantezi olduğu görüşünü de reddeder. Bu yüzden sanat eseri, toplumsal yapıyı ve düşünüşü yansıttığı oranda, sanatçı kişiliğini ve fantazisini de ortaya koymaktadır.</span></span></p>
<p class="western" align="left"><span style="font-family: Arial, serif;"><span style="font-size: medium;">Rene Hygu’ün de dediği gibi sanat estetikle iç içedir. Çünkü çağların dünya görüşleri, aynı zamanda estetik görüşleri de yansıtır. Sanat eserinin bir dünya görüşü ürünü olduğu kabul edilince, Mısır mimarisinin neden bir Yunan mimarisinden farklı olduğu anlaşılır. Gene aynı şekilde, Hristiyan ve İslam toplumlarının neden ayrı birer dünya görüşünü yansıtan sanat eserine ihtiyaç duydukları da ortaya çıkar. Bu bakımdan biz, devlet yapısının ve inançların, sanat eserinde payları olduğunu anlıyoruz.</span></span></p>
<p class="western" align="left"><span style="font-family: Arial, serif;"><span style="font-size: medium;">Sanat bir toplumum binlerce yıllık kültürel birikiminin duşa vurumudur.</span></span></p>
<p class="western" align="left"><span style="font-family: Arial, serif;"><span style="font-size: medium;">SAĞLIKLA, SEVGİYLE, SANATLA KALINIZ.</span></span></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://egazete.de/resim-sanatina-neden-karsilar-nur-turk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2022/03/kelebek11.jpg" length="52269" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Sanat Ömrü Uzatıyor &#8211; Nur Türk</title>
		<link>https://egazete.de/sanat-omru-uzatiyor-nur-turk/</link>
					<comments>https://egazete.de/sanat-omru-uzatiyor-nur-turk/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nur Türk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Jan 2020 19:40:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arşiv]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür ve Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[huzur]]></category>
		<category><![CDATA[insan ömrü]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/sanat-omru-uzatiyor-nur-turk/</guid>

					<description><![CDATA[Hangi sanat dalı olursa olsun, sanat bir ilaçtır. Hayatı sevdirir, düşünceleri olgunlaştırır Sanat, düşünceyi besleyen, geliştiren ve çabuklaştıran ana kaynaklardan biridir. Stresi azaltır zihni açar, hantallıktan kurtarır]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong> Nur Türk </strong></p>
<p><strong>ÜRETMENİN BÜYÜLÜ DÜNYASI</strong></p>
<p>Merhaba değerli okuyucularım, üç haftalık ayrılıktan sonra yine sanat sohbetlerimizde beraberiz. Son bir aydır beni bir yatırıp, bir kaldıran domuz gribi, son iki haftayı tam hastalandırdı. Ne olur grip deyip geçmeyin. Ben çok zor atlattım, üç gün zaman kavramını kaybettim. Bütün duyu organlarım işlevini yitirdi. Öksürük, kas ve kemik ağrıları, ateş, üşüme, mide bulantısı derken, iki haftayı geçirdim. Şimdi, çabuk yorulmanın ve halsiz olmanın dışında daha iyi sayılırım. Geçen bu süreçte bir kez daha anladım ki, sağlık her şeyin başında geliyor. Onun için gecikmiş yeni yıl kutlaması için ilk söyleyeceğim dilek; Sağlıklı yıllar dilemek olacak. Kişi fiziksel ve ruhsal sağlıklı olduğu süreçte, onu başarıda, parada, huzurda bulacaktır.</p>
<p>Ben sağlığıma kavuşma cabası içeresindeyken okuduğum bir haber benim düşüncelerimi doğruladığını görmek sevindiriciydi.</p>
<p>‘NTV sanat sayfasından alıntı’</p>
<p><strong>SANAT ÖMRÜ UZATIYOR (12 YILLIK ARAŞTIRMA)</strong></p>
<p>Sağlıklı, uzun bir ömre sahip olmak için kimi beslenmesine dikkat ediyor, kimi spor yapıyor. Yeni bir araştırmaya göre, ayda bir kez tiyatroya giden kişilerin ölüm riski % 30 düştü. Sanatın; sağlıklı beslenmek, spor yapmak, yürüyüşe çıkmak kadar yaşam kalitesini arttırdığı belirlendi. İngiltere’de Londra Üniversitesi Akademisi’nin yaptığı araştırmada, ayda bir kez tiyatroya veya müzeye giden kişilerin erken ölüm riskinin yüzde 30; birkaç ayda bir giden kişilerde ise riskin yüzde 14 azaldığı tespit edildi. Bilim insanları bu tespitlere 50 yaşın üzerindeki 7 bin kişiyle 12 yıl süren çalışma sonucu ulaştı.</p>
<p><strong>ALINAN ZEVK AKLI KORUYOR</strong></p>
<p>Araştırmada, sanatsal aktivitelerden alınan zevkin akıl ve psikolojik sağlığı koruduğu da belirlendi. Araştırmayı yürüten ekibin başında yer alan doktor Daisy Fancourt, “Sanatın sağlık açısından yararlı olduğu bilimsel olarak kanıtlandı. Ayrıca bu araştırma, farklı sosyal faktörlerin insan sağlığına etkilerini aydınlatmak açısından da çok önemli” dedi. Ayrıca araştırma, sanatın sağlık sorunlarını önleyici etkisini ortaya koyan ilk araştırma olma özelliği de taşıyor.<br />
Sizi bilmem ama ben bu habere birebir katılıyorum.1999 Yılında Düzce-Bolu depremini maddi manevi kayıplarla yaşamıştım. Çok zor bir dönemimdi. Ruhsal çöküntüm, fiziksel rahatsızlıklarımı da tetikliyordu. Altı ay bu şekilde ilaçların yardımı ile yaşadım.<br />
Bir gün bir arkadaşım yeni açmış olduğu resim atölyesine davet etti. Ben resim eğitimi almış biri olarak, kendimi teoride çok iyi yetiştirdiğimi düşünürüm. Ancak çeşitli nedenlerle o zamana kadar resim yapamamıştım ve bu durum içimi acıtıyordu. Atölyeye girdiğimde boya ve tinel kokuları beni farklı bir boyuta taşıdı. Arkadaşım sağolsun’atölye senin, istediğini yap’ dediğinde boş bir tuvali alıp, şövaleye yerleştirdim. Karşısına geçip oturdum. Ne kadar zaman boş tuvale baktım bilmiyorum. Paletime çeşitli renkleri sıktım ve fırçayı elime aldım. Renklerin dünyasına girmiştim.<br />
Her ne kadar Newton renk diye bir şey yok, demese de renkleri oluşturan nesneler değil, nesnelerin üstüne düşen ışıktır, demeyi ihmal etmez.</p>
<figure id="attachment_394" aria-describedby="caption-attachment-394" style="width: 230px" class="wp-caption alignleft"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-medium wp-image-394" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2022/03/nur-8.jpg" alt="" width="230" height="300" /><figcaption id="caption-attachment-394" class="wp-caption-text">Nur Türk</figcaption></figure>
<p>İnsana huzur veren renkler soğuk renklerdir, çoğu insan buna şaşırır. Soğuk renkler (mavi, yeşil, mor) ve huzur. Elimdeki fırça Karadeniz’in hırçın dalgalarındaydı ama huzurluydu denizin laciverti olmasa bile…<br />
Enerjimize enerji katan sıcak renkler (kırmızı, sarı, turuncu) Resmin neresinde durmam gerektiği uyarısı yapan renkler. Ardınca sürüklendiğim aşk gibi…<br />
Her insanın ana renkleri vardır. Ama benim ara k renklerimde var. Van Gogh&#8217;un turuncusuna bir gıdım kırmızı ve bir gıdım sarıdan ulaştım. Gönlümün yeşiline mavi ve sarıyı karıştırarak kavuştum.<br />
Değerli okuyucularım ister herhangi bir sanatla uğraşın, isterse sadece sanatsever olun. Sanat sizin dünyanıza girdiğinde, kişiliğinizde ne gibi değişiklikler yaptığını benim tespitlerimle paylaşayım.<br />
Hangi sanat dalı olursa olsun, sanat bir ilaçtır. Hayatı sevdirir, düşünceleri olgunlaştırır Sanat, düşünceyi besleyen, geliştiren ve çabuklaştıran ana kaynaklardan biridir. Stresi azaltır zihni açar, hantallıktan kurtarır. Sanat güzel Görmemizi sağlar. Bizi ‘Bir Bilen” yapar. Bilgi dağarcığımızı ve kelime hazinemizi zenginleştirir. Anlama gücümüzü ve konuşma yeteneğimizi kuvvetlendirir. Genel kültürümüzü artırır. Etkin ve etkili bir insan olmanın yollarını açar. Dünyaya bakış açımızı değiştirir. Toplumsal ilişkilerimizin kalitesini artırır. Hayal gücümüzü geliştirir. Sanat haz duymaya, zihnimizi süslemeye, karar verme yeteneklerimizi geliştirmeye yarar. İnsanı olgunlaştırır, erdemli kılar&#8230;<br />
Sağlıkla, sevgiyle ve sanatla kalınız.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://egazete.de/sanat-omru-uzatiyor-nur-turk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2022/03/nur-8.jpg" length="46237" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Nur Türk &#8211; İstersen Yaparsın</title>
		<link>https://egazete.de/nur-turk-istersen-yaparsin/</link>
					<comments>https://egazete.de/nur-turk-istersen-yaparsin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nur Türk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Dec 2019 14:17:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arşiv]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür ve Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[Nur Türk]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/nur-turk-istersen-yaparsin/</guid>

					<description><![CDATA[Sanat, güzellik anlayışının çeşitli şekillerde gün yüzüne çıkmasıyla oluşur.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><a name="_GoBack"></a> <b>Nur Türk<br />
</b></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Sanat, güzellik anlayışının çeşitli şekillerde gün yüzüne çıkmasıyla oluşur.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Merhaba değerli okuyucularım, hepinize sağlıklı, huzurlu, başarılı bir hafta diliyorum.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">1976 yılı kız meslek lisesi birinci sınıfında okurken, okulumuza yeni bir resim eğitimi öğretmeni geldi. Tam da mesleğinin hakkını veren resim gibi bir kadındı. Her daim bakımlı, kırmızı ruju ve ojeleriyle bütün öğrencilerin idolü olmuştu. Onula vakit geçirmek hepimizi mutlu ederdi. O öyle bildiğim öğretmenler gibi değildi. Bizler o gelinceye kadar resim dersinde masaya konan vazo, bardak, çaydanlık çizer ya da elimizi ayağımızı sıkılarak çizmeye çalışır, ortaya hiç de güzel olmayan resimler çıkardı. Ama bu öğretmenimiz öyle mi? Havalar iyi olduğu zaman bizi okulun arkasındaki çam, meşe ve çınar ağaçlarının olduğu geniş bahçeye çıkarır doğa analizi yaptırırdı. İlk başlarda ne yapmak istediğini hiç anlamazdım. Sürekli bize “çimenlere, ağaçlara, kuşlara, bulutlara bakın “derdi. Bakardık, bakarken sıkılırdık. Bize sürekli “ne görüyorsunuz? “diye sorar bizde gördüklerimizi söylerdik. Yüzünü buruşturduğunda istediği cevabı alamadığını anlardık. Ama sonradan anladım ki, bizim farkındalığımızı ortaya çıkarmak için mücadele edermiş. Bir gün sınıfa elinde büyük bir çınar yaprağı ile geldi. Bu yaprak sonbahar olduğu için renkleri solmuş ve hafifte kuruydu. Hepimize tek tek bu yaprağı gösterdi ve her birimizden yaprakta gördüğümüz renkleri yazmamızı söyledi. Beş den fazla renk yazan olmadı. Sonra öğretmenimiz Paletine farklı renklerde en az yirmiye yakın renk sıktı. Tuvale, elindeki çınar yaprağını çizdi ve boyamaya geçti. Her renk değişiminde o rengi tahtaya yazdı. Bizim sadece yeşil dediğimiz renkten, başka boyalarla elde ettiği yeşillerle tam on iki renk daha çıkardı. Çınar yaprağında görmediğimiz mor, turuncu, mavi, kırmızı, gri, lacivert vs. renkler ininde olduğunu gördük. Resmi bitirdiğinde elindeki çınar yaprağı ile aynısı idi. Sonraki doğa analizi derslerimizde çimenlerin arasındaki karıncaları, böcekleri, ağaçların kabuğundaki mantarları, kuş yuvalarını, ağaç kabuğundaki bin bir türlü renkleri, kuş çeşitlerini, bulutların pembe ve yeşil bile olduğunu görmeye başladık. Evet, o da vazo, çaydanlık çizdirdi ama uzunca bir süre objeleri okşatırdı, dokusunu duyumsamamız için…</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;"><img decoding="async" class="size-medium wp-image-6968 alignleft" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2022/03/nur-Turk-resim1-300x273.jpg" alt="" width="300" height="273" />Sizlere bunları yazarken şimdi hatırladığım bir anım daha gözlerimin önünde beliriverdi. Evimize yeni televizyon alınmıştı 1971 yılında hafta iki gün yayın yapardı ve siyah beyazdı. Bir seferinde ismini hatırlamayacağım bir ressamın hayatını konu alan filim izlemiştim. Beni etkileyen sahne ressam altmış yaşlarında bir adamdı, torunu ile ekmek fırınının önünden geçerlerken ressam torununa ekmeği elletti ve <strong>&#8220;nasıl?&#8221;</strong> Diye sordu. Çocuk <strong>&#8220;sıcak&#8221;</strong> dedi. Ressam dönüp torununa &#8220;<strong>Bu ekmeği resim olarak, yaptığında resme bakanlar ekmeğin sıcaklığını hissetmeleri lazım. O, zaman iyi bir resim yapmış olursun.&#8221; </strong></span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Bu repliği ne zaman tuvalimin başına geçip, resim yapmaya başladığımda hatırlarım.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Evet; Sevgili okurlarım benim sanat aşkımı ortaya çıkaran, değerli öğretmenim oldu.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Sanat yapan insanların, hemen hepsi doğadan esinlenir. Bunun için derler ki “<strong>en büyük sanatçı Tanrıdır.</strong> “</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Sanat yaşamımda en çok karşılaştığım sorulardan bir tanesi de sanat yapan kişinin alaylı mı? Yok sa, mekteplisi mi makbuldür?</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Kafasındaki cevabı duyarsa hafif bir gülümseme, duymak istediği cevabı alamazsa somurtarak yanımdan ayrılır. Oysa bu sorunun tek doğrusu vardır.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Sanatın okulu olur, sanatçının okulu olmaz. Sanatçının okulu, çevresidir, yaşanmışlıklarıdır, olaylara karşı duyarlılığıdır, durduğu yerdeki durma şeklidir. Mektep ise bunlara bilimsellik, kendini ifade ederken süslü cümleler katar.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Öyle mektepliler vardır ki bu sanat camiasında, konuşurken sözlerinin aralarına sokuşturduğu yabancı kelimelerden oluşmuş Türkçe cümlelerle anlatır da anlatır kendini. Anla anlayabilirsen yanında sözlükle dolaşman lazım.</span></span></p>
<figure id="attachment_394" aria-describedby="caption-attachment-394" style="width: 230px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class="size-medium wp-image-394" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2022/03/nur-7.jpg" alt="" width="230" height="300" /><figcaption id="caption-attachment-394" class="wp-caption-text">Nur Türk</figcaption></figure>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Sanatçının, sözlerinin kifayetsiz kaldığı anda devreye eseri girer, yapıtı konuşur. Bazen derim ki sen sus artık; yüreğini içine koyup akıttığın kelimelerin, renklerin konuşsun. Çığlıkların, sessiz yalnızlıkların, içinde beslediğin, büyüttüğün ama bir türlü kendisine şans vermediğin “sen” konuşsun. Doğal katıksız saf ve temiz.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Bunun için mektepli olmaya gerek yok. Ahlaklı dürüst insan olmak gerek. Yorum yapabilen, düşünen kendisine saygısı olan sorumlu birey olmak yeterlidir.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Bu okulun adı hayat okuludur. Ayrıca sanatçı olunmaz, sanatçı doğulur. Ne yazık ki çevremizde sanatçı ruhuna sahip olmayan, ama sanatçı olan bir sürü insan var maalesef. Elbette ki eğitim şarttır, kişinin kendisini geliştirmesi, yenilemesi, yeniliklere açık olması gerekir. Bunu yapmak için mutlaka bir okula gitmesi gerekmiyor. Etrafını gözleyerek, izleyerek, iyi olanı kendine rehber edinerek de, ruhunu, beynini eğitebilir, gelişebilir.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Mektepliye göre, sanatçının alaylı olanını savunuyorum. Yeniliklere açık, kalemine, fırçasına saygısı olan, etik kurallar çerçevesinde sanat yaşamını sürdüren, adına alaylı dediğimiz, bana göre aslında gerçek sanatçı insanlar. Kaleminiz de ki ve paletinizdeki renklerle dostluğu, sevgiyi, paylaşımı simgeleyen cümleleriniz solmasın, renkleriniz kurumasın.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Sevgili okurlarım, yazımdan da anladığınız gibi sanat sohbetleri köşemde bir süre resim sanatından konuşacağız, var mısınız renklerin dilinde sohbet etmeye…</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">SEVGİ VE SANATLA KALINIZ.</span></span></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://egazete.de/nur-turk-istersen-yaparsin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2022/03/nur-Turk-resim1.jpg" length="94511" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Yaratıcı sürecin büyüsünü kaybetmemek &#8211; Nur Türk</title>
		<link>https://egazete.de/yaratici-surecin-buyusunu-kaybetmemek-nur-turk/</link>
					<comments>https://egazete.de/yaratici-surecin-buyusunu-kaybetmemek-nur-turk/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nur Türk]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Dec 2019 18:31:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arşiv]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür ve Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[Nur Türk]]></category>
		<category><![CDATA[senaryo]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/yaratici-surecin-buyusunu-kaybetmemek-nur-turk/</guid>

					<description><![CDATA[Kurumların ve özel sektörlerin açtığı yarışmalara senaryonuzu gönderecekseniz, güzel bir kapak sonrası, dosyanızı hazırlamalısınız.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Merhaba Sevgili okuyucularım.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Senaryo yazıp bunu sektör içerisinde değerlendirmek isteyenler, genellikle bunu bir &#8216;yapımcı ‘ya ulaştırıp okutmak görüş almak isterler. Türkiye&#8217;de sinema sektörü henüz gelişmekte olan bir sektör olduğu için &#8216;senaryo&#8217; paylaşmadan, önce yapılması gereken birkaç noktayı paylaşmak istiyorum. Bu arada bu öneriler, naçizane kendi deneyimlerimle oluşturduğum fikirlerim ve uluslararası alanda yaptığım araştırma-gözlemlerimdir. Zira bu konuda farklı fikirler olabilir ama benim benimsediğim bakış açısını buradan paylaşmak istiyorum.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">1- Filminizin fikrini tek cümleyle ifade edebileceğiniz bir özet hazırlayın. Eğer bunu yapamıyorsanız fikriniz sunuma uygun değildir.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">2- Tür, ton, dönem ve ana mekanı belirleyin.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">3- Kahramanı tanıtın ve onu ilgi çekici yapan şeylerin neler olduğunu anlatın.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">4- Hikayenin başını, ortasını ve sonunu canlı bir biçimde anlatın ve duygusal çatışmalara dikkat çekin. Her şeyi anlatmaya çalışmayın.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">5- Önemli bir şey unutursanız, geriye dönük anlatımlara girerken dikkatli olun ki, dinleyenin aklı daha çok karışmasın. Bazı durumlarda geriye dönmeden doğrudan hikayeye devam etseniz daha iyi olur. Eğer kafası karışmış görünen biri varsa, kibarca sizi geldiğiniz noktaya kadar takip edip edemediğini sorun.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">6- Senaryonuz bir komediyse, senaryom komik demeyin, komik olun.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">7- Eğer stüdyo yöneticisinin telefonu görüşmeniz sırasında çalarsa esnek ve anlayışlı olun. İlk önceliğiniz, satışı gerçekleştiremeseniz de kapıyı açık tutmak olmalıdır.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">8- Sunumunuzu yüksek ve kışkırtıcı bir noktada kapatın.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">9-Film fikrini satmak zordur. Ama etkili ve yerinde kullanılan bir kısa cümle önünüze yeni kapılar açabilir. Filme koyacağınız etkili bir isim de pazarlamanın anahtar cümlelerinden biri olabilir.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">10- Senaryonun iyi bir sinopsis ve tretmana sahip olması.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">11-Senaryonun 1 ya da 2 veya kaçıncı yazımı olduğunun ve geliştirmek istenen yönlerinin belirtilmesi.</span></span></p>
<figure id="attachment_394" aria-describedby="caption-attachment-394" style="width: 230px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-394" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2022/03/nur-6.jpg" alt="" width="230" height="300" /><figcaption id="caption-attachment-394" class="wp-caption-text">Nur Türk</figcaption></figure>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">12-Kişisel hedef ve amaçlar doğrultusunda, senaryonun konumlandırılması.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">13-Eğer mümkünse, senaryo ile ilgili bir yönetmenin olması.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">14-Senaryo sunum dosyasının olması ve bunun içine &#8216;yönetmen görüşü&#8217; eklenmesi.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">15-Senaryonun hedef ve amaçlarının belirtilmesi.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">16-Senaryoda karakter analizlerinin yer alması.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">17-Senaryonun, &#8216;senaryo geliştirme&#8217; fonlarına başvurması.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">18- Senaryonun işinin ehli bir senaryo doktoru veya sektörden deneyimli birine okutulup raporlanması ve bu raporun sunulması.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">19-Senaryonun hedef ve beklentilerine uygun yapımcılarla randevu alınıp yüz yüze görüşme yapılması ve değerlendirilmesi.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">20-Senaryonuzu kendi adınıza tescil ettirerek, kayıt altına alın. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Öneri alternatifi 1- Sinopsis ve tretmanı önce sunup ardından senaryo isteğe bağlı olarak gönderilebilir.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Öneri alternatifi 2- Ön sunumda, senaryo yazarı daha önceki işleri ve onların somut sonuçları ile ilgili bir sunum hazırlayabilir.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Öneri alternatifi 3-Ön sunumda, senaryo yazarı ilk kez böyle bir çalışma yazdıysa, kendini ifade eden özgün bir sunum hazırlayabilir. Zira yaratıcılık her koşulda anlaşılacaktır.</span></span></p>
<p align="justify"><a name="_GoBack"></a> <span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Kurumların ve özel sektörlerin açtığı yarışmalara senaryonuzu gönderecekseniz, güzel bir kapak sonrası, dosyanızı hazırlamalısınız. Sizlere kısa film senaryomun hazırlanma kapağından sonraki sayfayı örnek olarak yazıyorum. Umarım sizlerin çalışmalarına yardımcı olur.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;"><b>HEDEF KİTLE:</b></span></span><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;"> İlgili kurumlar(genel)</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;"><b>İSİM:</b></span></span><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;"> ÖDÜL</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;"><b>TÜR:</b></span></span><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;"> Kısa </span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;"><b>SÜRE:</b></span></span><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">1 dak.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;"><b>FORMAT</b></span></span><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">😕</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;"><b>TEMEL FİKİR</b></span></span><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">: Özgün üretilen eserlerin telif almaları gereklidir.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;"><b>SİNOPSİS</b></span></span><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">: Yasalar ve kurallar emrettiği için değil, doğru ve etik olduğu için insan ahlaklı davranmalıdır.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;"><b>GÖRSEL TARZ:</b></span></span><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;"> Kamera hareketleri hızlı.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;"><b>SESLE ANLATIM</b></span></span><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">: kişilerin karşılıklı konuşmalarının anlamlarına göre arka fonda hafif ya da yüksek fonda keman dinletisi.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;"><b>MEKÂN:</b></span></span><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;"> Mutfak-öğretmenler odası-sınıf (dekor yapılabilinir.)</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;"><b>OYUNCULAR:</b></span></span><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;"> Anne, baba, öğretmen, on yaşlarında iki erkek çocuk.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;"><b>İSİM SOYAD: </b></span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;"><b>ÖZ GEÇMİŞ: </b></span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;"><b>TELEFON: </b></span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;"><b>ADRES: </b></span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Sevgi ve sanatla kalın.</span></span></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://egazete.de/yaratici-surecin-buyusunu-kaybetmemek-nur-turk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2022/03/nur-6.jpg" length="46237" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Eleştiri &#8211; Nur Türk</title>
		<link>https://egazete.de/elestiri-nur-turk/</link>
					<comments>https://egazete.de/elestiri-nur-turk/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nur Türk]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Dec 2019 19:13:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arşiv]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür ve Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[Nur Türk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/elestiri-nur-turk/</guid>

					<description><![CDATA[Kimseyi yargılamadan, kıyaslamadan, egomuzu doyurmadan kaçınamıyoruz. Bilmeden, görmeden, emek harcamadan edindiğimiz ön yargılarla dilimiz her yere uzanıyor, kıvırıp büküyoruz..]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="left"><em><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Bilim ve Sanat, takdir edilmediği yerden göç eder&#8230; İbn-i Sina</span></span></em></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;"><b>Nur TÜRK<br />
</b></span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Şimdiye kadar sanatın bireylere, toplumlara kattığı değerleri, güzellikleri konuştuk. Günümüze gelindiğinde sanat yapan kişilerin ürettikleri eserlerini gün yüzüne çıkardıklarında, ya da pazarladıklarında yaşanan olumsuzluklardan konuşalım. Senaryo, roman, öykü, şiir, tiyatro oyunları</span> <span style="font-size: medium;">yazmadan ve beste, heykel, resim yapmadan önce sanatçı kendine şu beş değerlendirmeyi yapmalıdır.(İlham verici miyim? Faydalı mıyım? Yol gösterici miyim? Cesaret verici miyim? Moral verici miyim ?)Ve ona göre harekete geçmelidir. Bu saydıklarımızdan biri eksik olduğunda bireyler ya da toplumlar tarafından eleştiriliriz.</span> <span style="font-size: medium;">Eleştirmek geliştirir ancak ilerletmez ama alternatif sunmak hem geliştirir hem de ilerletir. İlerlemek ancak alternatifleri ortaya koyup eleştirmekle olanaklı hale gelir.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Hafta içi yaşadığım bir olay bu yazıyı yazmama ilham olurken, yazdıklarımın ne kadar gerçek olduğunu da ortaya koyuyor. Yaptığım tablomun, çerçevesini yaptırmak için her zaman gittiğim çerçevecide birkaç ressam oturmuş sohbet ediyorlardı. Beni gördüklerinde “hadi tabloyu Nur hanıma da gösterin, bakalım tanıyabilecek mi? “dediler. Birisi tablonun imza kısmını kapatarak bana gösterdi. “Tanıyamadım ama x ……kişinin tablolarına bakarak acemice yapılmış bir tablo “dedim. Kahkahalar havada uçuştu. Meğerse x….dediğim kişinin 35 yıl öncesi bir çalışmasıymış. O yıllarda öğrenci olduğu için bir tabloyu çerçeveciye vererek diğer tablosunu çerçeve yaptırmış. Çerçevecide kalmış, çerçevecide bunu deşifre etmekten büyük keyif alıyor. O yıllarda o tabloyu yapan kişi şu an sanatının zirvesinde olup, yurt dışında Ülkemizi temsil eden biri. “Ne olmuş X… tablosuysa? Aslında görebilseniz insan isterse ne çok ilerleyebiliyor. Ben biliyorum çoğunuz onun tablolarını taklit edip, paralar kazandınız. Şimdide kahkahalarla gülüyorsunuz. Keşke sizlerde onun yarısı kadar kendinizi geliştirebilseydiniz. “dedim ve o ortamı terk ettim.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Kimseyi yargılamadan, kıyaslamadan, egomuzu doyurmadan kaçınamıyoruz. Bilmeden, görmeden, emek harcamadan edindiğimiz ön yargılarla dilimiz her yere uzanıyor, kıvırıp büküyoruz. Kendi değer ölçülerimiz başkaldırıyor, başka birinin tercih edilmesini, beğenilmesini kendimize yediremiyoruz. Küçümsüyoruz. Sözcükler, bakışlar, dudak kıvrımları anlatıyor her şeyi.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Çok değer verdiğim Edebiyat ustası bir abim anlatmıştı. &#8216;Aslan yedikleriyle aslandır.&#8217; Yani ki bir aslan bir ceylanı yemişse onun hızını, bir sığırın gücünü alır, vücudunda eritir. Yazarlar da okudukları, beslendikleri eserlerle onları hazmederek özgün bir ses olur ama onları bire bir taklit ederse aslana organ nakli yapılmış gibi üçayağı aslan bir ayağı ceylan olan garip bir varlığa dönüşür.&#8221; </span></span></p>
<p align="left"><a name="_GoBack"></a> <span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Sizlere geçen hafta söz verdiğim gibi, kendi yazdığım senaryomun “MOLOZ DUVARLAR “ tretmanını yazdım.(Filimin ilk 10-15 dakikası) Umarım sizlerin yararına olur. Keyifli okumalar. Haftaya senaryolarımızı pazara çıkarırken hazırlayacağımız dosya ile ilgili sohbet edeceğiz. Tekrar buluşuncaya kadar sevgi ve sanatla kalın.</span></span></p>
<figure id="attachment_394" aria-describedby="caption-attachment-394" style="width: 230px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-394" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2022/03/nur-5.jpg" alt="" width="230" height="300" /><figcaption id="caption-attachment-394" class="wp-caption-text">Nur Türk</figcaption></figure>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;"><b>TREATMENT</b></span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;"><b>Birinci Perde </b></span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Işıl yıllardır bastırılmış sanatını; Gerçekleştirmenin ve Maksut ’ta verdiği sözü yerine getirmenin, heyecanıyla açtığı resim sergisinde istenilen röportajı, duygulandığı için veremez. Bu günlere nasıl geldiği gözlerinin önünden geçmeye başlar.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;"><b>Olay:1</b></span><span style="font-size: medium;"> 1977 yılı-(Işıl resim yarışmasına katılmak ister ancak Düzce ‘de istediği malzemeleri bulamaz. Yakın arkadaşı Zühal’in yönlendirmesiyle, ailelerinin haberi olmadan birlikte Ankara’ya giderler. Işıl amacına ulaşabilecek mi?)</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">1-Resim galerisinde, sergi açılışı yapılır. Ressam Işıl röportaj verirken duygulanır. Konuşamaz, donuklaşır, yaşadıkları bir film şeridi gibi gözlerinin önünden geçmeye başlar. Geçmişine döner…</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">2-Zühal apartman kapısı önünde, koşarak gelen Işıl’la buluşur. Apartmanın asansöründe üzerlerindeki okul formalarını çıkarıp, gömlek ve pantolonlarını giyip, saçlarını dağıtıp, ruj sürerler.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">3-Ankara’ya günü birlik gitmek için otobüse binerler. Otobüsteki sohbetlerinde Işıl’ın ailesiyle aralarındaki sorunlar anlaşılır.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">4-Zühal’lin erkek arkadaşı Nedim, Ankara garında Işıl’la ile Zühal’i karşılar.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">5-Alış verişlerini yapıp, bir kafeye giderler.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">6-Maksut kafede tek başına oturur, Nedim’i bekler.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">7-Üçlü Maksut ’un masasına oturur. Maksut ‘un Işıl ‘a olan ilgisi, Işıl’ın hoşuna gider.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">8-Düzce’ye geldiklerinde terminalin tuvaletinde üzerlerine okul formalarını giyerler.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">9-Düzce’ye dönüş yolunda otobüsün arızalanmasıyla eve geç kalan Işıl’la babası kızarak tokat atar.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;"><b>Olay 2:</b></span><span style="font-size: medium;"> (İlk defa babasının şiddeti ile karşı karşıya gelen Işıl, kendine söz verir. Yüksekokula gidip, ressam olacaktır.)</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">1-Işıl yarışma için hazırladığı tabloyu öğretmenine teslim eder. Öğretmeninden üniversite sınavına katılmak için Ankara’ya götürme sözü alır.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">2-Zühal sevgilisi Nedim’den mektup alır. Mektubun içinden Işıl’a verilmesi istenen bir mektup daha çıkar, Maksut göndermiştir.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">3-Işıl odasında aşkına karşılık almanın keyfini yaşarken, annesinin suçlamaları, yargılamaları na bile aldırış etmez. Üniversiteyi kazanmak için daha çok çalışır, şimdi bir amacı daha vardır. Maksutta yakın olmak.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">4-Maksut İranlı öğrencilerin kaldığı evde, İran’daki siyasi kargaşayı farsça konuşurlar. Arkadaşları Maksut tu uyarır ’sen bakanın oğlusun, bütün gözler senin üzerinde’ derler.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">5-Maksut evden çıktığında takip edilir. Devrim subayları tarafından mı yoksa sağcılar tarafından mı takip edildiğini anlayamaz. Arabası oldukça hasar alır.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">6-Işıl yarışmayı birincilikle kazanmış, öğretmenlerinden takdir almıştır. Sevinçlidir.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">7-Öğretmen Vildan, Işıla destek olmak için İdris Bey’e (babaya) yalan söyler, Ankara’ya gezi yapıyoruz diyerek izin alır. Birlikte Ankara’ya giderler ve Işıl sınava girer.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">8-Maksut Işıl’dan gelen mektupla mutlu olur. Azeri şarkılar söyler…</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">9-Maksut’la Nedim sabahın erken saatinde okul kapısında beklerler. Zühal’le Işıl’a sürpriz yapıp hep birlikte Abant’ta güzel bir gün geçirirler.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">10-Okul kapanmıştır. Annesinin Işıl’ı ev kadını yapma çabaları başlamıştır. Işıl heyecanla sınav sonuçlarını bekler.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">11-Işıl sınavı kazanmıştır. Buruk bir sevinç yaşar. Amcasının ve mahallenin kadın muhtarı Bedriye Hanım’ın babasını ikna etme çalışmaları boşa çıkmıştır.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">12-Işıl kendini odasına kilitler. Yemek yemez… Yine de babasını ikna edemez.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">13-Bedriye Hanım Işıl’ın durumuna üzülür. Ziyaretine gelir. Madem bursun var. Git diye Işıl’ı cesaretlendirir. Tanıdığı kişileri arayacağını yurtta kalmasını sağlayacağını söyler.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">14-Zuhal’le birlikte postaneden yazdırmalı telefon başvurusu yapıp, uzun bir bekleyiş sonrası Işıl, Maksutla konuşur. Kayıt günün sona ermesine bir gün kalmıştır. Maksutla plan yaparlar.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">15-Maksut Düzce’ye Işıl’ı almaya gelir. Işıl sadece kimliğini alarak evden kaçar.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;"><b>İkinci perde: </b></span><span style="font-size: medium;">(Işıl’ı Ankara’ da yeni bir yaşam beklemektedir. Hayallerini gerçekleştirebilecek mi?)</span></span></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://egazete.de/elestiri-nur-turk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2022/03/nur-5.jpg" length="46237" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Senaryo yazmak: Tretman senaryonun programıdır &#8211; Nur TÜRK</title>
		<link>https://egazete.de/senaryo-yazmak-tretman-senaryonun-programidir-nur-turk/</link>
					<comments>https://egazete.de/senaryo-yazmak-tretman-senaryonun-programidir-nur-turk/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nur Türk]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 Nov 2019 09:12:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arşiv]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Nur Türk]]></category>
		<category><![CDATA[senaryo]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Tretman]]></category>
		<category><![CDATA[yazmak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/senaryo-yazmak-tretman-senaryonun-programidir-nur-turk/</guid>

					<description><![CDATA[Okumak, yazmak, film izlemek sporcunun antrenmanına benzer. Günü gününe yapılmayan antrenmanla maça çıkarsanız yenilirsiniz]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="left"><strong><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Nur TÜRK</span></span></strong></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;"><em>Sanat bir haz, bir avuntu ya da eğlence değildir. Çok yüce bir şeydir. Sanat insanların bilincini ve aklını, duygu alanına aktaran bir insanlık yaşamı organıdır. Tolstoy</em> </span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Her senaryo yazanın gözü o zirvede olsa da, kimsenin de gökten zembille oraya inmediğinin ayırdındaydım. Bu piramite sıfırdan tırmanmalı, yazdıklarımızın beğenilip, beğenilmediğine bakmadan, durup dinlenmeden okuyup yazmalıyız. Filmler izlemeli, bu filmlerin senaryolarını bulup okumalısınız. Okumak, yazmak, film izlemek sporcunun antrenmanına benzer. Günü gününe yapılmayan antrenmanla maça çıkarsanız yenilirsiniz. Bir aşka emek vermeden vuslata ermek nasıl hayalse, senaryo yazmayada emek vermeden birilerinin sırtına binerek başarılı olamazsınız. Hem o sırtına bindiğiniz medya, reklam ve ödüller; hatıra binaen senaryonuz beğenilir, filim yapılır. Sizde gerçekten bir cevher yoksa sizi her an sırtından indirebilir ve piramittin keskin yüzeyinden dibe yuvarlanabilirsiniz. Onun için gerçekten başarılara imza atmış kişiler gibi düzenli ve onların izlediği, önerdiği şekilde yol almalıyız.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Tretman sinopsisten uzun olmakla birlikte, film sahnelerinin daha ayrıntılı bir şekilde belirtilmiş halidir. Öz eğitim planıdır. Sinopsisin aksine bazen içeriğinde diyaloglara yer verilebilse de temel anlamda diyaloğun olmadığı bir şekilde senaryo yazmanın şeklidir. Senaryoya yakın olan tretman aynı zamanda senaryonun planı durumundadır.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Tretman, bir anlamda film öyküsünün özeti olduğu için sinopsisin de geniş halidir. İki tür tretmanın olduğu bilinmektedir. İlki bilinen orijinal tretmanın taslağı olup uzun ve detaylı olarak sahnelerin ana hatları ile belirlenip bir arada tutulmasıdır ve yazının gelişiminde oluşur. Diğeri ise sunum tretmanıdır. Emir üzerine yazılan sunum tretmanı önemli hikaye olguları ile tüm hikayeyi basit bir kalıba sığdırmaktadır.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Bir tretmanın uzunluğu kimilerine göre 7- 18 kimilerine göre 15-80 sayfa arasında söylentiler olduğunu fark ettim. Tretman sinopsisten yola çıkarak yazılacağı için, sinopsise göre daha ayrıntılı ve önemli diyaloglar dışında diyalog kullanmadan geniş zaman kipi ile yazılmalıdır. Filminizin giriş, gelişme ve sonuç bölümünü ele alarak yazacağınız için sayfa sayısına pek takılabileceklerini zannetmiyorum.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;"><b>İYİ BİR TRETMAN NASIL OLMALIDIR?</b></span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">-Tretman yazarken kişilerin yani karakterlerin özellikleri muhakkak belirtilmelidir.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">-Betimlemelerin bolca bulunduğu tretmanda çevrenin özellikleri de ortaya konulmalıdır.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">-Öyküde görülmesi gereken hareketler belirtilmeli ve bazı hareketler olması gerektiği şekilde düzeltilmelidir.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">-Tretman aşamasında iken dramatik yapının kurulmasıyla olgular da sıralanmalıdır. Bu yapılırken de olayların bağlantıları bir şekilde sağlanmalıdır. Konunun gelişme noktaları ile çatışmaları da belirlenmelidir.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">-Geniş zaman diliyle kişiler tüm karakteristik özellikleriyle tanıtılmalıdır.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">-Kişilerle, ortaya koydukları olaylar incelenir.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">-Sinopsis gibi hiç diyalog olmayacak diye bir durum olmasa da diyalogların yalnızca en önemli olanları yazılabilir. En önemli diyaloglar haricinde diyalog bulunmaz.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">-Yalnızca öykünün ele alınan ana hikayesi değil, aynı zamanda yan hikayeleri de belirlenmelidir. Çünkü tretmanın öykünün plan hali olduğu unutulmamalıdır.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Tretman hazırlanırken yazılan her cümlesi, her kelimesi filmde oluşacak görüntüye uygun şekilde yazılmalıdır.</span></span></p>
<figure id="attachment_394" aria-describedby="caption-attachment-394" style="width: 230px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-394" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2022/03/nur-4.jpg" alt="" width="230" height="300" /><figcaption id="caption-attachment-394" class="wp-caption-text">Nur Türk</figcaption></figure>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;"><b>TRETMAN NEDEN ÖNEMLİDİR?</b></span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Tretman senaryonuz ve fikriniz hakkında karşı tarafı önemli derecede bilgilendirir. Bu yüzden çoğu senaryo fonu ve geliştirme atölyesine ortada henüz bir senaryo yokken bile tretman yazarak başvurabilirsiniz. Senaryo teknik bir metin olduğundan senaryo’da görsel olarak ortaya konulan sahnelerin aralarındaki ilişkinin anlaşılması çaba gerektirir. Fakat tretmanda olaylar arası nedensellik ilişkisi ve karakterlerin motivasyonları karşı tarafa hazır bir şekilde sunulur. Böylece tretman daha az çaba gerektiren ve daha anlaşılabilir içerik sunabilmenizi mümkün kılar.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Tretmanda karşı tarafın ilgisini çekeceğini düşündüğünüz bölümleri ön plana çıkarabilirsiniz. Örneğin, senaryonuzda sizin için önemli olan fakat okuyucuyu yorabilecek uzun bir giriş sekansı olabilir. Senaryonuzda uzun bir yer kaplayan, okuyucunun çaba göstermesi gereken bu bölümü, tretmanda bir kaç cümleyle açıklayarak değerlendirme sırasında handikap oluşturacak faktörleri engelleyebilirsiniz.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Tretman aynı zamanda yararlı bir çalışma metnidir. Senaryonuza daha geniş bir açıyla bakıp olayları kurgulamanıza olanak sağlar. Tretman senaryo yazmaya başlamadan önce hazırlanan bir taslak görevi görebilir ve çalışma arkadaşlarınızla fikirlerinizi paylaşmanızı hızlandırır.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Senaryo birincil olarak yapımcı, yönetmen ve oyuncuların muhatap olduğu bir metindir. Fakat unutmayın, artık heterojen ekiplerin yürüttüğü kurumsal fonların ve seçici kurulların projeler hakkında karar verdiği bir dönemdeyiz. Bu değerlendiricilerin her biri yönetmen veya yapımcı değil, bu yüzden senaryo gibi teknik bir metne aşina olmayan insanları tretmanla daha kolay ikna edebilirsiniz.</span> </span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Değerli okuyucularım haftaya sizlere şimdiye kadar anlattığım konuların örneklerini yazacağım.</span></span></p>
<p align="left">Okumanızı tavsiye ediyoruz: Elma Güzeli &#8211; Nur Türk</p>
<p align="left"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-242" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2022/03/Nur-Turk-elma-guzeli1-1.jpg" alt="" width="287" height="300" /></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;"> </span></span></p>
<p align="justify">
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://egazete.de/senaryo-yazmak-tretman-senaryonun-programidir-nur-turk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2022/03/Nur-Turk-elma-guzeli1-1.jpg" length="20666" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Bakmak ve görmek &#8211; Nur Türk</title>
		<link>https://egazete.de/bakmak-ve-gormek-nur-turk/</link>
					<comments>https://egazete.de/bakmak-ve-gormek-nur-turk/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nur Türk]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 17 Nov 2019 16:50:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arşiv]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür ve Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[dizi]]></category>
		<category><![CDATA[Nur Türk]]></category>
		<category><![CDATA[senaryo]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/bakmak-ve-gormek-nur-turk/</guid>

					<description><![CDATA[Sahne; zaman, mekan, olay, tema/motif, içerik, kavram ya da karakter gibi araçlarla birleştirilmiş, tek ve kesintisiz bir dramatik eylem içeren bir birimdir.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><a name="_GoBack"></a> <span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;"><strong>Nur TÜRK</strong> </span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Değerli okuyucularım, elimde olmayan iki haftalık gecikmeyle yine sizlerle birlikteyim. Kaldığımız yerden sohbetlerimize devam edeceğiz. </span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Sanat yapmak isteyenlere naçizane bir hatırlatma söylemek istiyorum. Sanatçının gözlemi ve algısı yüksek olmalı, hepimiz hatırlarız ilkokuldaki Türkçe dersimizde bakmak-görmek üzerine dersimiz vardı. Öğretmenim bana yanımda oturan arkadaşımın, ona bakmadan giydiği hırkanın rengini sordu. Her gün yanyana oturduğum, aynı sokağa birlikte sabah akşam yürüdüğüm arkadaşımın hırka rengini bilemedim. Ama dersimi almıştım. Evet, baktığımızı görmemiz ve algılamamız gerekiyor. Bir besteci, bülbülün sesinden, bir ressam bulutun renginden, bir yazar doğadan, insanlardan esin alarak sanatını yapar ve ilerletir. Ama bir senarist bütün sanatlara esin olan kaynakları bilip algılayıp senarist olabilir.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;"><b>Sahne;</b></span><span style="font-size: medium;"> yer, zaman, olay, içerik açısından birbirine bağlı kesintisiz bir eylem içeren bölümdür. Aynı mekan da bulunan insanlar, araya başka mekan ve zaman girene kadar, o ortama girip çıkan kişiler ve o ortamda geçen diyaloglar bir SAHNEyi oluşturur. Birbiriyle ilişkili sahnelerin tamamına da SEKANS denir</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Filmler, sahne ve sekanslardan oluşurlar. Temel öyküden yola çıkarak öyküyü geliştirdikten sonra, onu sahne ve sekanslar halinde işlemeye hazırız demektir.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Sahne; zaman, mekan, olay, tema/motif, içerik, kavram ya da karakter gibi araçlarla birleştirilmiş, tek ve kesintisiz bir dramatik eylem içeren bir birimdir. Genellikle birbirleriyle ilgili bir çekimler dizisinden oluşur. Ancak tek bir çekimden de oluşabilir. Örneğin Şenlik Ateşi filminin giriş sahnesi, Pulitzer ödülünü kazanan bir gazetecinin ödül töreninin yapıldığı binaya girişinden kürsüye kadar gelip ödülü kazanmasını sağlayan haberi anlatışına dek uzanan süreyi kapsayan tek bir çekimden oluşur.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Sahneler, olay akışını çok sayıda çekime bölseler bile, genellikle tek bir zaman dilimini ya da tek olaylık bir süreci kapsarlar. Örneğin Thelma ve Louise&#8217;de, iki kadın kahramanın bara gelişleri ile başlayan ve oradan ayrılmalarıyla noktalanan sahne, çok sayıda çekimden oluşur ve sahnenin temelini oluşturan olay çizgisi, arkadaşlık teklifinden tecavüz girişimine ve oradan da cinayete uzanan süreci kapsar.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Sekans ise, birbiriyle ilişkili olan sahnelerin bir araya gelmesiyle oluşur. Sekansı oluşturan sahneler, farklı olayları ele almakla birlikte, sekans kendi içinde yine de bir bütünlüğe sahiptir. Sekans genellikle bir süreklilik içermez. Olaylar farklı zaman ve mekanlarda geçer. Ama son kertede ayrı ayrı olay çizgileri arasında bir bütünlük söz konusudur.</span></span></p>
<figure id="attachment_394" aria-describedby="caption-attachment-394" style="width: 230px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-394" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2022/03/nur-3.jpg" alt="" width="230" height="300" /><figcaption id="caption-attachment-394" class="wp-caption-text">Nur Türk</figcaption></figure>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Sahnenin işlevi, senaryonun bütünü içerisinde ondan yerine getirmesini umduğumuz görevdir.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Öncelikle sahnenin amacı/görevi belirlenmelidir. Sahneyle ne yapılmak isteniyor? Sahne hangi görevi yerine getirecek? Seyirci bu sahneden neyi algılamalı, ne tür anlamlar çıkarmalı? Kısacası, &#8220;Bu sahne neden var?&#8221; sorusunun belirgin ve açık bir yanıtı olmalıdır. İşlevi yoksa ya da başka bir sahnenin işlevini tekrarlıyorsa, çıkarılmasında fayda vardır.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Sahneler, genellikle öyküyü geliştirmek, ilerletmek zorundadırlar. Bunu örneğin bir problem sunarak veya çözerek ya da bazı olaylara yer vererek yaparlar. Bazı sahneler ise sadece yan olayları/alt öyküleri açıklarlar.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Sahnelerin temel işlevleri arasında şunları sayabiliriz: Mekan oluşturmak, atmosfer yaratmak, tema ya da tez sunmak, karakter ya da ilişkiler hakkında açıklama yapmak, bir olay çizgisini başlatmak, ilerletmek ya da sonlandırmak. Zaman ve mekan geçişleri için ise genellikle kısa ara sahneler kullanılır. Bazen de gerilimi düşürmek ve izleyiciyi rahatlatmak için dinlenme sahneleri konulur.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Bazı sahnelerin işlevi, hızlı bir kurguya yaslanarak, gerçekte çok uzun süreleri kapsayan olayları kısa görüntülerle özetlemektir. Örneğin Rocky&#8217;nin büyük boks maçına hazırlıklarının müzik eşliğinde özetlendiği sahneler.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Bazı sahneler ise sadece ilginç bir aksiyon içerirler, ama öykünün ilerlemesine bir katkıları yoktur. Bunları da dinlenme sahneleri olarak görmek mümkündür. Genellikle komikliklerin sergilendiği bu sahnelerin bir işlevi de, izleyicideki özdeşleşme duygusunu arttırmaktır.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;"><b>Sahnelerin sürekliliği,</b></span><span style="font-size: medium;"> filmin akışı ve ritmi açısından son derece önemlidir.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">İyi filmlerdeki sahnelerin gelişim çizgisi içinde, filmin genel etkisine katkıda bulunacak bir akış ve ritim vardır.</span> <span style="font-size: medium;">Sahne sürekliliğini, akış ve ritim yaratacak biçimde düzenlemenin bir yolu, film doruk noktaya yaklaştıkça sahne yoğunluğunu arttırmaktır. Örneğin filmin ilk bölümleri ağır tempolu sahneler içerir. Sonlarına doğru ise daha hareketli ve heyecanlı sahneler çoğunluktadır. Bazı filmlerse, izlemiş olduklarımızı ya da bize anlatılmak isteneni içeren anlamlı ve yumuşak sonlarla biterler. Film, yapısal bütünlüğü zedelenmemek koşuluyla, bazı çeşitlemelere gereksinim duyar. Örneğin hep aynı yoğunlukta olan sahnelerin art arda gelişi zamanla ilginin düşmesine neden olur. Tekdüzelik sıkıcılığa neden olur. Bu nedenle gerilimli sahnelerle rahat sahnelerin iyi bir dengesini kurmak gerekir. Kriz/bunalım anlarıyla çatışma ve doruk nokta gibi önemli ve gerilimli anlar arasına daha sakin ve rahatlatıcı sahneler yerleştirilmelidir. Örneğin olayların baş döndürücü bir yüksekliğe ulaşacağı sahnelerden önce, karakterlerin kendilerini tanıttıkları ya da bir atmosferin oluşturulmaya çalışıldığı, izleyiciye nefes aldıran sahneler konulabilir.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;"><b>Sahnelerin İç Yapısı,</b></span><span style="font-size: medium;"> Tıpkı filmin bütünü için söz konusu olduğu gibi, sahnelerin de kendi içyapıları vardır. Bu nedenle yazar sahnenin işlevini belirlerken, sahneyi nasıl yapılandıracağına da karar vermelidir. Her sahnenin kendine ait bir başlangıcı, gelişimi ve sonu vardır. Sahnenin içyapısına ilişkin temel bir yaklaşım, sahnenin amacını belirlemektir. Bir sahnenin amacına ilişkin en etkin yaklaşım yöntemi ise, ana karakterlerin amaçlarını belirlemektir. Çünkü kahraman genellikle sahnenin aksiyonunun failidir. Karakterin amacı aktif fiil formuyla belirlenir: &#8220;&#8230;-mak/-mek&#8221; gibi. Sahnedeki her karakter kendi amacına göre hareket eder. Sahnelerin çoğunluğunda en azından bir karakterin bir amacı vardır: Önceki sahnelerde başlatmış olduğu herhangi bir aksiyonu geliştirmek. Karakterlerin amaçlarını belirlemek sahnenin yapılandırılmasında yazara yardımcı olacaktır.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Sahnelerin çoğunluğu, problem-gelişim-doruk sürecini izleyen bir dramatik yapı içerir. Çoğu kez sahneler kendi doruk noktalarından sonra tamamlanırlar. Bazen de ya yeni bir sorun yaratarak biter ya da bizi yeni bir gelişimin içine iterler.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;"><b>Sahnelerde Merak Unsurunun Kullanımı, </b></span><span style="font-size: medium;">Sahne ve sekans yapısını oluşturmanın tekniklerinden bir tanesi merak ögesine başvurmadır. Bu arada merak ögesinin anlatının temel ilkelerinden biri olduğu da hatırlanmalıdır. Seyirci, heyecanlı bir gelişme ya da örneğin öç alma duygusunun içine sürüklendiğinde merak ögesi de işlemeye başlar. Seyircinin umutla beklemesi de önemlidir. Öte yandan bir olayın yarattığı korku, olayın kendisinden daha önemlidir. Merak, genellikle ipucu-gecikme-gerçekleşme sürecini izler. Seyirciye önce bir şeyle ilgili bir ipucu verilir. Sonra olay geciktirilir. Olay öylece havada asılı kalır ve heyecan artar. Daha sonra olayın gerçekleşme evresine geçilir. Fakat olayın gerçekleşme biçimi de beklenenden farklı ve şaşırtıcı olur genellikle.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;"><b>Sahnenin Atmosferi,</b></span><span style="font-size: medium;"> Her sahne kendine özgü bir atmosfere sahiptir. Bu, filmin genel atmosferine katkıda bulunur. Ciddi filmler, gerilimli atmosferi kurabilmek için arada rahatlatıcı komik sahnelere de yer verirler. Samimi bir havada yapılan diyaloglu sahneler, gerilim dolu anlatımın akışında bir değişikliğe neden olur. Rahat ve gerilim dolu anların sırayla verilmesi, filmin akışının geliştirilmesine katkıda bulunur.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;"><b>Sahnelerin bakış açıları vardır. </b></span><span style="font-size: medium;">Yazar burada hangi karakterin ne ölçüde sahnede etkin olacağına karar vermek durumundadır: Sahnede hangi karakterin varlığı ve bakış açısı belirleyici olmalıdır? Karakter, sahnedeki pek çok kişi gibi nesnel olarak mı işlenmelidir? Kamera öznel mi, yarı-öznel mi, nesnel mi olmalıdır?</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Yazar, seyircinin sahneye ne kadar yakın ya da uzak olacağına da karar vermelidir: Kamera, seyirciye kendisini aksiyonun içinde olduğunu hissettirecek şekilde sahnenin tam ortasında mı olmalıdır? Yoksa farklı bir bakış açısı elde etmek için sahneden uzak bir yere mi yerleşmelidir? Bakış açısı, bir sahnenin planlanmasında göz önünde tutulması gereken önemli bir ögedir. Bir sahne çoğunlukla değişik bakış açılarının karışımından meydana gelir ve bakış açıları yazarın tasarımına göre değişiklikler gösterir.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Bakış açısındaki değişimler sürpriz ve merak duygusu yaratabilir.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Örnek: Çekim 1 (Bel plan, önden) Çekmece kurcalayan bir adam.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Çekim 2 (Boy plan, arkadan, hızlı kaydırma ile yaklaşılır) Çekmeceyi kurcalayan adam</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;"><b>Sahne Geçişleri, </b></span><span style="font-size: medium;">Sahne geçişlerinin önemle üstünde durulması gerekir. Sahneleri birleştiren birer köprü olarak da düşünebileceğimiz geçişler, sahnenin akıcılığına ve etkisine katkıda bulunarak filmin üslup kazanmasına yardım eder. Bu köprüler genellikle zaman ve mekanda yapılan geçişlerle ilgilidir. Standart yaklaşımlardan biri, bir karakter bir yere gideceğini söyledikten sonra, o yere ve karaktere kesme yapmaktır. Geçişler için kullanılan standart araçlar, kesme, zincirleme, kararma ve açılmadır. Özel efektler, bindirmeler ya da optik silmeler geçiş için kullanılan diğer yöntemler arasında sayılabilir. İlginç geçişler için, görüntüler, diyaloglar, ses, müzik ve anlatımın mantığı kullanılır. Haftaya buluşmak üzere kendinize iyi bakın. Sevgiyle kalın.</span></span></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://egazete.de/bakmak-ve-gormek-nur-turk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2022/03/nur-3.jpg" length="46237" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Edebi eserlerin senaryoya dönüştürülmesi &#8211; Nur Türk</title>
		<link>https://egazete.de/edebi-eserlerin-senaryoya-donusturulmesi-nur-turk/</link>
					<comments>https://egazete.de/edebi-eserlerin-senaryoya-donusturulmesi-nur-turk/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nur Türk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Oct 2019 18:17:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arşiv]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür ve Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[dizi]]></category>
		<category><![CDATA[edebi eserler]]></category>
		<category><![CDATA[Nur Türk]]></category>
		<category><![CDATA[roman]]></category>
		<category><![CDATA[senaryo]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/edebi-eserlerin-senaryoya-donusturulmesi-nur-turk/</guid>

					<description><![CDATA[Senaryolar duyulmamışı anlatmalı ve inandırıcı bir atmosfer yaratmalı. Seyirci de zaten sinemaya inanmaya hazır bir şekilde gelir. Film yaparken hep bir çatışma durumu vardır.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="left"><em><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Mükemmellik olağanüstü şeyler yapmakla değil, sıradan şeyleri olağanüstü iyi yapmakla elde edilir.</span></span></em></p>
<p align="left"><a name="_GoBack"></a><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Angelique Arnauld</span></span></p>
<p align="left"><strong><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Nur TÜRK</span></span></strong></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Sinema ile en çok karşılaştırılan ve ilişki kurulan sanat edebiyat olmuştur. Sinemanın olmazsa olmaz öğelerinden birini oluşturan senaryonun, başlıca iki hareket noktası vardır. Bunlardan birini özgün senaryolar, diğerini ise edebiyat eserlerinden yapılan uyarlamalar oluşturur. Özgün senaryo; film yapmak isteyen bir kişinin ya da yönetmenin, kafasında tasarladığı konuyu yalnızca sinemanın olanaklarını, özelliklerini göz önüne alarak yaptığı çalışmadır. Uyarlama ise, daha önce başka bir amaçla hazırlanmış bir metni, örneğin bir romanı senaryo biçimine dönüştürme işlemidir.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Sinemaya yapılan uyarlamaların büyük bir çoğunluğunu da, genellikle romanlar oluşturur. Roman ile sinema arasındaki ilişkinin kökeni, sinemanın başlangıç yıllarına kadar dayanmaktadır.19.yüzyılın popüler eğlencesi olan roman ile sinemanın teknik yönleri arasında bir süreklilik vardır. Roman ve sinemanın ilişkileri incelendiğinde, iki sanatın da zaman zaman birbirlerinin olanaklarından yararlanmakta oldukları görülür. Sinema romandan ilginç konular, öyküler ve birtakım anlatım teknikleri açısından yararlanırken, roman da özellikle sinemanın somutlama, görselleştirmede yararlı birtakım betimleme sağlama ve bileşim teknikleri konusunda yaralanmaya çalışır. En önemlisi de her iki sanatın amacı aynıdır, göstermek. Ancak sinema görüntüler aracılığıyla bunu yapmaya çalışırken, roman sözcüklerin gücünü kullanır. Yani amaç aynı fakat kullanılan yöntemler birbirinden çok farklıdır. Bu nedenle roman ve sinemanın algılanma biçimleri de birbirinden oldukça farklılık gösterir: Roman okuyucusunun okuduklarını zihninde canlandırması gerekirken, film izleyicisinin ise sinemasal görüntülerin anlamlarını “okuması “için bu görüntüleri içselleştirmesi gerekir.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Bu konuya açıklık getirdikten sonra, fıkra ile yola çıkmıştık. Şimdi onu senaryo formatına getirerek görselleştirelim.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;"><i>Üç zengin Yahudi kardeş annelerine doğum gününde birer hediye almaya karar vermişler.</i></span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;"><i>Hediyelerini yolladıktan sonra aralarında sohbet etmeye başlamışlar.</i></span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Fıkranın bu ilk iki cümlesini senaryoya uygulayacağız. Bu üç zengin kardeşi, lüks bir restoranda ya da açık havada golf sahasında buluşturabiliriz.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;"><b>1.SAHNE/İÇ MEKÂN/RESTORAN/GÜNDÜZ</b>: Geniş, görkemli, aydınlık, lüks eşyalarla döşenmiş restoranda üç kardeş masa etrafına oturup yemeklerini yerken, aralarında sohbet ederler.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;"><b>Abraham</b>: Daha önceden aldığımız karar üzerine, ben anneme kocaman bir ev aldım.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;"><b>Mişon: </b>Ben bir limuzin aldım ve bir de şoför tutum.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;"><b>Solomon</b>: Benim hediyem hepinizinkinden güzel. Annemin Tevrat&#8217;ı okumayı ne kadar sevdiğini ve gözlerinin iyi görmediği için artık eskisi gibi okuyamadığını biliyorsunuz. Ona bütün Tevrat&#8217;ı ezbere bilen büyük kahverengi bir papağan gönderdim. Onu eğitmek için 12 Haham 12 yıl boyunca uğraşmış. Tevrat’ı ezberletmişler. Bu papağan için havraya 20 yıl boyunca 1 milyon dolar bağışlayacağım ama buna değer. Annem sadece bölümün adını söyleyecek ve papağan ona ezbere okuyacak.</span></span></p>
<figure id="attachment_394" aria-describedby="caption-attachment-394" style="width: 230px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-394" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2022/03/nur-2.jpg" alt="" width="230" height="300" /><figcaption id="caption-attachment-394" class="wp-caption-text">Nur Türk</figcaption></figure>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Senaryoya format olarak baktığımızda ana iki tür görüyoruz; 1- Fransız /İtalyan formatı: Sahne tanımlarının (mekânın, iç/ dış çekim, gece gündüz çekimi gibi bilgiler ) senaryonun sol kısmında tanımlanırken, o sahnede geçen diyaloglar sağ tarafta yer alır. 2- Amerikan formatı: Sahne tanımlarının sonrasında, o sahnenin diyalogları sayfanın ortasına gelecek şekilde yazılır. Herhangi bir resim ya da yazı formatlama (koyu yazı, altçizgili ) kullanılmaz. 12 boyutunda &#8216; Courier&#8217; font kullanılarak dümdüz yazılır. Senaryoda her sayfa 1 dakikayı ifade eder. Yani iki saatlik bir filmin senaryosu 120 sayfadır.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;"><b>Senaryo hikâyeyi nasıl anlatır: </b>Sinemada temel amaç inandırıcılık olduğundan, gerçekçi olma çabası gereksizdir. Gerçekçilik televizyon için geçerli bir konu. Senaryolar duyulmamışı anlatmalı ve inandırıcı bir atmosfer yaratmalı. Seyirci de zaten sinemaya inanmaya hazır bir şekilde gelir. Film yaparken hep bir çatışma durumu vardır. Sessiz sahne arkasından aksiyon, birbiri ardına gündüz -gece, hüzün -neşe gibi. Film hep kontrastlarla anlatılır. Örneğin bir kiliseye girildiğinde atmosferden dolayı kişilerin ruh durumu, tutumu değişir. Daha sessiz olunmaya çalışılır. Bir anda sokaktan gelen taşkın bir grubun kiliseyi basması ile atmosfer bir anda değişir. Aynı atmosferde ayni anda iki farklı durum olamaz. Başka bir örnek, ölüm haberi gelen bir düğünün bir anda neşesini kaybetmesi olarak verilebilir. Senaryonun anlatımının temellerinden biri dramadır. Dramayı ele aldığımızda objektif drama ya da sübjektif drama kullanılabiliriz. Objektif dramayı, tanımasak bile insanlar için üzülmek ya da endişelenmek olarak tanımlayabiliriz. Duvarda yürüyen bir bebek için tanımadığımız halde düşecek mi diye korkarız. Sübjektif dramada ise karakteri tanırız. Korkularını biliriz ve karakteri bu korkulacak durum içine koyarsak seyirce de korkar. Gerilimi yüksek tutmanın ve akılda kalıcılığın daha kolay sağlanması için ani bir şoktansa, seyircinin bildiği ancak karakterin bilmediği bir tehlike daha etkili olur. Bir anlık bomba patlaması yerine bir masa altına bomba koyulduğunu göstermek ve karakterin bundan habersizce sandalyeye oturulup bu masada yemek yemesi çok daha büyük ve etkili bir gerilim yaratır. Bu şekilde tansiyonun uzun süre yüksek tutulması sağlanabilir. Tesadüfler ancak karakterin aleyhine islerse ve hedefler zorlaşırsa seyirci inanır. Aksi taktirde hedefi kolaylaştıran tesadüfler karakteri pasifleştirir ve filmdeki gerçekçilik duygusunu bozar Senaryoda görsellik nasıl anlatılır: Bir senaryo ana fikirden yola çıkar. Senaryo yazılırken önce bunun &#8221; snopsis &#8220;i sonra &#8220;threatment&#8221; i yazılır. Yani her sahnede neler olacağı önce sadece görsel olarak anlatılır. Diyaloglar hale hazırda yazılmamıştır. Sonrasında resimlerin yetmediği yerde senaryo yazarken diyaloglar sadece gerektiğinde araya girer. Film çıkışında hiçbir diyalog kolay kolay hatırda kalmaz. Görsel hafızanın daha kuvvetli olması sebebi ile sinemayı sinema yapan görselliğidir. Karakteri yaptığı şeyler tanımlar. Karakter aksiyonun içine atılınca bir reaksiyon gösterir ve böylece karakteri ortaya çıkar. Hisler hareketlerle daha belirgin bir şekilde ortaya koyulur. Örneğin &#8221; senden nefret ediyorum&#8221; demektense tokat atmak daha etkili olur ve akılda kalır. Diyaloglar akıldan geldiği gibi konuşuluyormuş havası verilmelidir. Bir şair günlük hayatında sürekli şiirsel konuşmaz. Her insanın ve mesleğin kendi konuşma tarzı vardır. Bunları yazmak için gerekirse o insanlarla vakit geçirme ve onları konuşturup dinlemek iyi olabilir. Ancak şu unutulmamalı ki, film görseldir, temel amaç aksiyonlarla hikâye anlatmaktır ve diyaloglar üzerine kurulmaz. Diyaloglar endirekt mesajlar, gelecek, geçmiş hakkında bilgiler verebilir. </span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Senaryo yazılırken başka kimsenin işine karışmamak gerekir. Filmde her çalışan bir şey katar. Örneğin kameramanlara nasıl çekim yapılacağı söylenmez. Kameraman açıları, konsepti, ışığı, ekipmanları kullanarak görselliği arttırır. Oyuncuya öğüt verilmez, dekora karışılmaz. Söyle denir &#8221; 1930 Karaköy &#8216; de bir otel&#8221;. Gerisi yönetmen, görüntü yönetmeni, sanat yönetmeni, kameraman ve diğer kişilerin halledeceği detaylardır. Mesela oda duvarının renginin ne olduğu senaryoda bir detay ve önem taşıyan bir mesele ise verilir yoksa kimsenin işine karışmaya gerek yok. Müzik, ses ve efektler de konuyu besler. Ancak senarist eğer senaryosu için özel bir anlam ifade etmiyorsa yine kullanılacak müziklere de karışmaz. <b>Senaryo teknik bilgisine kimler sahip olmalı:</b> Senaryodan teknik anlamda film yapan herkes anlamalıdır. Prodüktör senaryonun genel beğeniye uygun olup olmadığını bilebilmeli ki ona göre yatırım yapsın ve oynadığı bu kumarda batmasın, bir sürü para yatıracak yönetmen senaryoyu çekerken eksikleri olup olmadığını görebilmeli; oyuncu, kameraman, ışıkçı, sesçi herkes başarılı bir film için senaryo nedir konusunda bilgili olmalı. Hollywood&#8217; da binlerce senarist ajanslara bağlı çalışıyor. Prodüktöre gelene kadar senaryolar birçok kez okunur ve kontrol etmeye ve düzeltmeye yönelik çalışan profesyoneller tarafından da incelenir. Anlaşmaya göre film çekilirken senaryonun kelimesine bile dokunulmayabilir ya da sadece fikir de satılmış olabilir. Bu durumda yönetmen ve yapımcı bunu istediği gibi yorumlar ve çeker. Film çekimi sırasında Türkiye &#8216; de yönetmen mutlak güç. Amerika&#8217; da ise prodüktörler son sözü söyler. Kendi kurgucuları vardır ve yönetmeni kurguya sokmazlar. Yönetmenler piyasaya sürülen filmlerini ancak galada görürler. Bunun sebebi yönetmenlerin gelende filmi daha uzun tutma eğilimleri ve en sevdikleri kısımları kurguda çıkartmalarının kolay olmayışıdır. Bununla birlikte bazı filmler &#8220;Director s cut&#8221; denilen yönetmenin kurgusu da daha sonra piyasa verilmekte. Yönetmenin işi kabaca takımını motive etmek, yönlendirmek.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Umarım senaryonuzu yazmaya başladığınız zamanda anlattıklarım size yol gösteriyordur. Haftaya’ threatment nasıl yazılır?’ konumuzla birlikte olacağız. Kendinize çok iyi bakın, hepinize sevgilerimi iletiyorum.</span></span></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://egazete.de/edebi-eserlerin-senaryoya-donusturulmesi-nur-turk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2022/03/nur-2.jpg" length="46237" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Senarist nasıl olunur? &#8211; Nur Türk</title>
		<link>https://egazete.de/nasil-senarist-olunur-nur-turk/</link>
					<comments>https://egazete.de/nasil-senarist-olunur-nur-turk/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nur Türk]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Oct 2019 16:39:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arşiv]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür ve Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[çekim]]></category>
		<category><![CDATA[dizi]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[Nur Türk]]></category>
		<category><![CDATA[senarist­]]></category>
		<category><![CDATA[senaryo]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/nasil-senarist-olunur-nur-turk/</guid>

					<description><![CDATA[Hikâyemizi yazarken karakterlerimiz de hayat bulmaya başlar.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a name="_GoBack"></a> <span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Eric Hoffer’in söylediği gibi,” Yaratıcılık mutsuzluğun sanata çevrilmiş halidir.”</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;"><strong>Nur TÜRK</strong> </span></span></p>
<p>(Fotograflar:  Arşiv)</p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Ne zaman sanat ile iç içe geçmiş, tek vücut olmuş bir toplum oluruz. O zaman bu topraklarda yaşamak bir ayrıcalık haline dönüşecek daha keyifli hale gelecektir. Maalesef insani duyguların giderek yok olduğu; birbirini “ötekileştirmeyi” görev bilen, birbirinden her geçen gün bir adım daha uzaklaşan, hırçınlaşan, çirkinleşen, yozlaşan bireylerden oluşan bu toplumda bir şeylerin ters gittiği muhakkak ama bu tersliği çağda aramak yerine, her birimizin ne kadar sanattan yoksun olduğumuz gerçeğinde ararsak sorunun çözümü noktasında belki bir ilerleme kaydetme şansımız olabilir. Gelecek nesillerin daha huzur ve barış içinde olabilmesi umuduyla, sanatı yaşantımızın tümüne yaymalıyız ancak bu şekilde daha sağlıklı beyinlere sahip bir toplum olabiliriz.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Geçen hafta nasıl senaryo yazılır? Konusunu anlatırken başlangıç tekniklerini sizlerle paylaşmıştım. Şimdi bu teknikleri biraz daha detaylandıracağım.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">1-Nasıl senaryo yazılır sorusuna cevap vermeden önce şu bilinmelidir ki senaryolar, film ya da dizi sektörüne yazılan teknik metinlerdir. Bu nedenle içerisinde romanlarda sıklıkla yapılan soyut anlatım biçiminden uzak durulması zorunludur. Kısacası nasıl senaryo yazılır sorusu ile ilgili dikkat edilmesi gereken birinci kural soyut kavramlardan uzak durmaktır. Örneğin “Ahmet içeri girer. Etrafına bakınıp boş gördüğü yatağa yönelir.” cümlesi, senaryo yazımında tamamen somuttur ve doğru bir aksiyondur. Eğer senaryoda “Ahmet işinden ayrılmayı çok istemektedir” yazarsak, bu soyut ifadenin karşılığını ne yönetmen ne de oyuncu veremeyeceği için yanlış yazmış oluruz. Ahmet’in işinden ayrılmak istemesini somut bir şekilde izleyiciye aktarmamız, anlatmamız gerekmektedir.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">2-Nasıl senaryo yazılır dediğimizde karşımıza çıkan ikinci kural senaryonun yazım dilidir. Senaryolar geniş zamanda yazılırlar. Örneğin “Ahmet içeri girer” dediğimizde girme eyleminin geniş zamanda verildiğini görmekteyiz.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">3-Senaryo yazımı konusunda üçüncü kural da yazarken yönetmenin işine karışmamaktır. Senarist olmak ve yönetmen olmak kendi içlerinde farklı disiplinleri barındırdığından senaryo yazarken kameranın açısına karışmak yönetmenin çalışma alanına müdahalede bulunmak anlamına gelmektedir.</span></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">ÖN HAZIRLIK SÜRECİ, SİNOPSİS NASIL YAZILIR?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Senaryo yazmak demek, senaristin uzun yolculuğunun en son dönemecidir. Nasıl senaryo yazılır diye sorduğumuzda pek çok kişi senaryo yazmaya başlamadan önce yapması gereken ön hazırlığı atlar. Ön hazırlık senaryo yazmadan önce yapılması tavsiye edilen bir şey değil, yapılması zorunlu olan bir aşamadır. Ön hazırlık yapmadan senaryo yazmaya başlamak, araba kullanmayı yeni öğrenen birisinin İstanbul trafiğinde araba sürmesine benzer. Siz o arabada yer almak ister misiniz? İnanın senaryonuzu okuyan yapımcılar da eğer bir ön hazırlığınız yoksa aynı duyguları hissederler.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Ön hazırlığın ilk aşaması filmimizin Sinopsisini yazmaktır. Sinopsis, filmin anlatılabilecek en kısa özetidir. Genellikle de 1 sayfayı geçmemelidir. Nasıl senaryo yazılır konusunda aslında aklımıza gelen ve bundan güzel film olur dedirten bir noktanın vücut bulmuş halidir. Faydalarından bir tanesi, eğer yazdığımız sinopsisi beğenir ve ondan iyi bir film senaryosu çıkacağına inanırsak yolumuza devam ederiz. Diğer faydası da yapımcıların senaryomuzu okumaya karar vermede ikna edici nokta olmasıdır. Doğru söylemek gerekirse senaryomuzun tamamını okumaya hiçbir yapımcı gönüllü olmayacaktır. Onları heyecanlandıracak ve senaryomuzu bir solukta okutacak silah, yazdığımız 1 sayfalık sinopsistir. Sadece ana karakteri tanıtması ve okuyan kişiye filmin nasıl bir film olacağı konusunda bir ışık yakması yeterli olacaktır.</span></span></p>
<figure id="attachment_394" aria-describedby="caption-attachment-394" style="width: 230px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-394 size-medium" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2022/03/nur-1.jpg" alt="" width="230" height="300" /><figcaption id="caption-attachment-394" class="wp-caption-text"><em>Nur Türk</em></figcaption></figure>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">FİLM HİKÂYESİ NASIL YAZILIR?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Nasıl senaryo yazılır sorusunda Sinopsisi yazdıktan sonra onu biraz daha uzatıp yan karakterleri de ekleyip karakterimizin yaşayacağı macerayı detaylandırırsak filmin hikayesini yazmış oluruz. Bu da ön hazırlık sürecinde bir gerekliliktir. Çevremizdeki birçok insan “hayatımı anlatsam film olur” yaklaşımıyla kendi hayatlarını, dünya üzerindeki milyarlarca insanın hayatından farklı göstermeye çalışmaktadır. Aslında şunu söylemekte fayda var ki hayatımız bir film olamayacak kadar monotondur ve klişelerden oluşur. Yani kardeşimiz ya da eşimiz bir gün kaçırılıp bizden kimse 1 milyon dolar fidye istemeyecektir. İnsanlar bu nedenledir ki farklı hayatlar görebilmek için sinemaya gider, film izlerler. Senaristi de o insanlardan ayıran nokta farklı hayatları görebilmesi, kurgulayabilmesidir. Senaryonun hikâyesini yazmaya başlamadan önce günlük hayatın bu klişelerinden arınmak, izlenebilecek bir hikâye oluşturmak gerekmektedir. Bunu yaparken de karakterin günlük rutinini kırmamız gerektiğini de hiçbir zaman unutmamalıyız.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Örnek verecek olursak, Ali bizim ana kahramanımız olsun. Hikâyemizde Ayşe’yi çok seviyor ve onu babasından istemeye gidiyor. Babasının bu evliliği onaylaması ve Ali’yle Ayşe’nin evlenip mutlu bir yuva kurmasını anlatacaksak bizim filmimizi kimse izlemez. Az önce dediğimiz gibi hikâyemizi kırmamız gerekmektedir. Yani babasının bu evliliği onaylamaması, hatta evlenebilmeleri için birtakım şartlar öne sürmesi hikâyemizi etkileyici hale getirir. Dikkat ettiyseniz rutini kırarak yeni, izleyicinin de merak edeceği bir maceraya giriş yapmış olduk. Uzun metraj film senaryosu yazacak senaristlerin filmlerinin hikâyesini minimum 6 sayfada tutmaları gerekmektedir. Daha azı, senaryomuzu yazmaya başladığımız anda tıkanmamıza neden olabilir. Bitmiş bir hikâye, senaryomuzu yazarken bize yol gösterecektir.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">SENARYODA KARAKTERLER</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Hikâyemizi yazarken karakterlerimiz de hayat bulmaya başlar. Onları tanır, isimlerini, mesleklerini, nereli olduklarını, beklentilerini, motivasyonlarını, korkularını, ideallerini yani kısaca fiziksel, sosyolojik ve psikolojik özelliklerini ortaya çıkarırız. Bir karakteri yeterince tanımıyorsak hikâyemizde oradan oraya savrulan bir karakter halini alacaktır. O nedenle senaryo yazmaya başlamadan önce karakterlerimiz hakkında yeterince bilgi sahibi olmalıyız. Bunu da karakter özelliklerini oluşturarak yapmalıyız.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">SENARYO YAZIM FORMATI</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Senaryonun diğer yazım formatlarından ayrı bir formatı vardır. Yani düz yazı formatıyla yazdığımız bir senaryoyu kimseye okutamayız.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Dünya üzerinde yazılan bütün senaryolar sadece 2 formata bağlı kalınarak yazılır. Senaryo yazım formatları “Amerikan Format” ve “Fransız Format” tır. Bu iki senaryo yazım formatı içerik olarak değil, biçimsel olarak birbirinden ayrılırlar. Yani her iki format da temelde aynı şeyi anlatır, hikâyemizi. Ama biçimsel anlamda farklılıkları vardır. Aşağıdaki örnekte bu farkı çok net bir şekilde görebileceğiz.(haftaya her iki formatı da örnekleyeceğiz)</span></span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-553" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2022/03/senaryo11-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" /></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">FRANSIZ FORMATI</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">AMERİKAN FORMATI</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Örneklerden de anlaşılacağı üzere her iki format, sadece biçimsel olarak birbirinden ayrılmaktadır. Bir senarist, kendisine kolay gelen herhangi bir formatı seçip yazmaya başlayabilir.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">SENARYO YAZIM TEKNİKLERİ</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Senaryo yazım teknikleri konusuna gelmeden önce senaryo sahnelerden oluştuğunu belirtmek gerekmektedir. Yani sahnelerin birleşimi bize senaryoyu verir. Sahne demek aslında iki farklı olguyu bir arada toplayan bir yapı demektir. Mekân ve Zaman… Anlatacağımız bir mizansende karakterler mekân ya da zaman değiştiriyorsa sahne de değişmelidir. Sahneyi yazmaya başlamadan önce sahne başlığı atarız. Örnek bir sahne başlıkları aşağıdaki gibidir.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">SAHNE 1 / KÜTÜPHANE/İÇ ÇEKİM/GÜNDÜZ</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">SAHNE 2/CADDE/DIŞ ÇEKİM/GECE</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Sahnelerin uzunluğu, bizim o sahnede anlattığımız olay kadardır. İstersek sahneyi çok kısa, istersek de çok uzun tutabiliriz. Ama bir sahne ne kadar uzarsa onu izleyen bir izleyicinin de algısı o denli kaybolabilir.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Sahne yazımında dikkat edilmesi gereken en önemli husus, bir sahnenin bizim zihnimizde nasıl canlandıysa onu o şekilde kâğıda dökmemizdir. Buna sahne atmosferi oluşturmak da denir. Burada da dikkat etmemiz gereken şey, hikâyemiz ve karakterimizin işine yarayacak detaylandırmaları yapmaktır. Örneğin bir otel odası sahnesi yazacaksak öncelikli olarak o odanın nasıl bir oda olduğunu tanıtmamız gerekir. Kaç yıldızlı bir otelin odası? İçerisi kasvetli mi yoksa aydınlık mı? Yatak örtüsü pis mi yoksa son derece düzenli mi? Tabii bu detayları, az önce bahsettiğimiz gibi hikâyenin işine yarayacak detaylar olması beklenir. Bir otel odasında klima olup olmaması karakter o klimayı kullanmayacaksa gereksizdir, yazılması gerekmez.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Bir film, hikâyemizi kaç sahneyle aktarabiliyorsak o kadar sahneden oluşur. Sahnelemede dikkat etmemiz gereken onların sayısı değil, katmanlı olup olmadıklarıdır. Yani bir sahne, senaryodan atıldığından anlatımda ve hikâyede herhangi bir değişiklik olmuyor, bir eksiklik yaratmıyorsa o sahne katmansız sahnedir. Yani hikâye için önemsizdir. Senaryo yazarken her sahnenin bir şeye hizmet etmesi gerekir.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">FİLM SENARYOSU NASIL YAZILIR?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Senarist olmak istiyorum diyen birçok kişinin girdiği ayrımlardan bir tanesi de kendilerini film senaryosu ve dizi senaryosu yazmak arasında bir seçim yapmak zorunda hissetmeleridir. Şu unutulmamalıdır ki yukarıda anlatmış olduğumuz konuların tamamı film senaryosu nasıl yazılır sorusuna bir cevap niteliğindedir. Tabii ki aralarında birtakım farklılıklar da vardır. Film Senaryosu yazmak aslında içerisinde biraz da mesleki idealizm barındırır. Sektörde çalışan dizi senaristlerinin birçoğuna neden dizi senaryosu yazdıklarını sorduğunuzda tamamına yakınının para kazanmak için yazdıklarını öğrenirsiniz. Lakin film senaryosu yazmak daha sanatsal estetik kaygıları da beraberinde getirir.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">DİZİ SENARYOSU NASIL YAZILIR?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Dizi senaryosu nasıl yazılır sorusuna cevap verecek olursak uzun metraj film senaryolarındaki tüm biçimsel kurallar dizi senaryoları için de geçerlidir lakin birtakım farklılıklarından da bahsetmek gerekir. Dizi senaryosu yazmak, film senaryosu yazmaktan çok daha kısa bir zamanda gerçekleşmesi gereken bir iştir ve genellikle film senaryolarında başlayıp biten hikâyeler dizi senaryolarında son bölüme kadar uzatılırlar. Dizi senaryosu yazmak istiyorum diyenlere vereceğimiz tavsiye, karakterler üzerine daha uzun süre çalışmaları olacaktır. Günümüzde tıkanan dizilerin en büyük sorunu güçlü karakterler yerine daha yüzeysel karakterlerin kullanılmasıdır.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">NASIL SENARİST OLUNUR?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Senarist olmak istiyorum diyen birçok kişi için öncelikle ya senaryo yazma eğitimini akademik alanda veren üniversitelere gitmek ya da özel eğitim kurularından senaryo kursu almak gerekmektedir. Eğitimler, senaryo kitaplarıyla da desteklenerek teorik anlamda alınması gereken bilgi süreci tamamlanır. Nasıl senarist olurum sorusuna sadece eğitimle olunabilir şeklinde verilecek bir cevap doğru olmaz. Senaryo en çok yazarak öğrenilen bir şeydir. Senaristin bu konuda defalarca yazım pratiği yapması ve belki de bu uğurda birçok yazdığı birçok senaryoyu çöpe atması gerekmektedir.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Her yazılan yeni senaryo hem senaristin kendi dilini oturtmasını sağlar, hem de sektörden yeni yönetmen ve yapımcılarla onu tanıştırır. Şu unutulmamalıdır ki yapımcılar, kalemini bildikleri senaristlerle çalışmak isterler. Senarist olmak istiyorum demekle senarist olunmayacağını da bu şekilde açıklamak gerekmektedir.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Sevgili okuyucularım, Unuttuğumu sanmayın, geçen hafta ki fıkramızı senaryo formatında, haftaya yazıp paylaşacağım. Haydi, bakalım yazacağınız senaryonun hikâyelerini yazmaya başlayın.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Nur Türk</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">12.10.2019</span></span></p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">ANKARA</span></span></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://egazete.de/nasil-senarist-olunur-nur-turk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2022/03/nur-1.jpg" length="46237" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Sanat sohbetleri: Senaryo yazmaya karar vermek &#8211; Nur Türk</title>
		<link>https://egazete.de/sanat-sohbetleri-senaryo-yazmaya-karar-vermek/</link>
					<comments>https://egazete.de/sanat-sohbetleri-senaryo-yazmaya-karar-vermek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nur Türk]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 Oct 2019 08:27:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür ve Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[Nur Türk]]></category>
		<category><![CDATA[sanat sohbetleri]]></category>
		<category><![CDATA[senaryo]]></category>
		<category><![CDATA[yazmak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/sanat-sohbetleri-senaryo-yazmaya-karar-vermek/</guid>

					<description><![CDATA[Senaryoya koyduklarımız kadar koymadıklarımız da önemli. Bilmemek seyirciyi heyecanlandırır ve meraklandırır.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="left"><strong>Nur Türk</strong></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;"><b>`Sanat insan ruhunun arayışıdır`</b></span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Senaryo yazmak içimizdeki hikâyeyi dışarı çıkartmanın yollarından biri; filme dönüşsün diye hikâyeler kurmakla kalmayıp, zihinsel anlamda içimizden dışarı doğru genişletir bizi ‘yolunu bulmak’ için ‘yola çıkma cesareti ‘olan herkesin tadabileceği ‘kendini keşfetme yolculuğudur’ senaryo yazmak!</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">İlk adım tema, yola çıkmanın amacıdır. Bizim temaya bakış açımızsa, yol boyu elimizden bırakmayacağımız pusulamız, kaybolup oyalanmadan hedefe varmamız için kılavuzluk eder bize. Varış noktasına hikâyenin tadı kaçmadan doğrudan ve vaktinde ulaşırız.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Filmin hikâyesi, yol haritamız, karakterler, yol arkadaşlarımız artık pusulamızla haritamızı alıp, oyalanmadan çıkabiliriz yola…</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Sinema zorlu olduğu kadar ciddi de bir uğraştır. Dolayısıyla bu süreci profesyonel bir tavırla yürütmek gerekiyor. Sinema filminin olması için ilk önce para gerekiyor ama biz sanat sohbeti yaparak adım attığımız bu serüveni maddiyatla zorlaştırmayalım. Bırakalım bu işi yapımcılar çözsün. Bizim için filimin olmazsa olmazı senaryo olduğuna göre senaryo yazmaya başlayalım. Peki, nasıl yazacağız? Dediğinizi duyar gibiyim.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Yıllar önce, Ankara İletişim Fakültesi amfisinde yetmiş ya da seksen kişi Ünlü yönetmen Haluk Ünal’ın dersinde onun anlattıklarını dikkatlice dinlerken, hocamız birden bire bizlere dönüp “Kimler çocukken evden kaçtı. El kaldırsın” dedi. Şaşırmıştık, on kişi kadar ürkekçe el kaldırdık. Haluk Bey ”El kaldırmayanlar, isterlerse sınıftan çıkabilirler. Çünkü evden kaçmanın altında ne çeşit neden olduğu değil, kaçan kişinin merakı ve başka bir Dünya’yı tanıma isteğidir. İşte meraklı kişiler Senaryo yazar, hikâye anlatır ”demişti. O anda bu söylemi çok anlamlandıramasam da şimdi anlıyorum ki haklıydı. Evet; meraklı olmak demek, Başka insanların hayatlarını tanımaktır. Asla sizlere evden kaçın demiyorum ama meraklı olun.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Senaristler senaryo yazarken şimdiki zamanı kullanmalılar.(Adam kapıdan içeri girdi. Kadın elindeki tepsiyi düşürdü)gibi. Şimdiki zaman gelir, gider. Geniş zaman hata yaptırır.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Bir sayfa senaryo yazımı filimin bir dakikasına tekâmül eder. Ortalama 110 dakika olan filimin senaryosu 110 sayfa olmalıdır. Bazı durumlarda dakikaların üstüne ya da altına inilebilir. Bazen senaryoda bir mekânı, kostümü yazmanız bir sayfayı geçer ama filimde bir saniyede görürsünüz o mekânı.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Senaryonun bir amacı olmalıdır, en güçlü mesajı soru sormaktır. &#8221; Hansel ile Gratel&#8221; masalı aslen sütten kesilen içerlemiş çocuğun halen ana babaya yemek konusundaki bağlılığını anlatır. Ama bu mesaj gayet iyi gizlenmiş durumda. Sizi motive eden bir cümleniz var ve bunu anlatmak istiyorsunuz. Kendinize soracağınız soru, bunu en basit şekilde nasıl anlatabilirim? Görme özürlü birini düşün o sadece sesleri duyar. Siz ona görüntüyü anlatmalısınız. Ne olursa olsun hikâye en basit şekilde, tepeden bakıp görerek anlatılmalı. İçine girildiğinde detaylarda boğulmak çok kolaydır. Bazı şeyler de saklanmalı. Açıkça uçağın düşeceğini söylemek yerine, Pilota annesinin ‘Aman oğlum bugün uçma kötü bir rüya gördüm’ demesi gibi. Senaryoya koyduklarımız kadar koymadıklarımız da önemli. Bilmemek seyirciyi heyecanlandırır ve meraklandırır.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">İyi bir hikâye avcısı olmalıyız. Nasıl bir insanın hayatı karakter olabilir? Niye bizler hikâye olamıyoruz. Ya da hikâye olacak gibi yaşıyor muyuz? Tekdüze bir hayatımız mı var? Burada söylenmesi gereken yapamadıklarımızı, olamadıklarımızı, kahramanın ayakkabıları içine girerek yaşıyormuş hissine kapılmamızdır.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-394 alignleft" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2022/03/nur.jpg" alt="" width="230" height="300" /></span></span><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Senarist yazarak düşünür. Uçuşan düşüncelerini somutlaştırır. Bakma, görme biçimini geliştirmelidir, ufuk çizgisini zorlayıp onun ötesine geçebilmelidir. Ahlakçılıktan kurtulup, toplum terbiyecisi olmamalıdır. Senarist yazdığı senaryoyu niye sevdiğini, hangi evrensellikte anlatıldığının bilincinde olmalıdır. En önemlisi senaryo hikâyemizin ruhu olmalıdır ve bu ruh seyirciye geçmelidir. Seyirci merak etmeli, hüzünlenmeli, ağlamalı, kızmalı, korkmalı, eğlenmeli, öğrenmeli filimin sonuna kadar o heyecanını kaybetmemelidir.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Senaryo hikâyesinin, klasik mimarı üç bölümden oluşur. (üç perdeli yapı)</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">1-Kuruluş; bütün hikâyenin genetik kotları burada vardır. Seyirciye vaat eder. Macera burada başlar.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">2-Yüzleşme; gelişmedir.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">3-Çözüm: final</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Basit bir örnek verecek olursam lise yıllarında yazdığımız kompozisyonlar gibi ’Giriş, Gelişme, Sonuç ’tur.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Hikâye mimarisini oluşturduktan sonra, kahramanın yolculuğu başlar. İlginç bir kahramanla çarpıcı, güçlü bir kriz oluşturmalıyız. İlginç, cazip, kuşatıcı bir atmosfer yaratmalıyız. Tıpkı Ömer Kavur ’un çektiği filim Anayurt otelinde olduğu gibi kuruluşun, yüzleşmenin, çözümün en güzel örneğidir.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">1-Kuruluş: Kahramanlar tanıtılır, kahramanların bir hedefi olmalı, kader değişimi, baht dönümü vardır. Değişen, güçlü, kavgadan kaçmayan. Karakterlerimiz iyi ve kötüyü barındırmalı, zıt diologlar lezzetli olmalı…</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Kahramanlar tanıtılır derken öyle romanlardaki gibi uzun uzun kızgındı, cimriydi, çok iyiydi gibi süslemeli sözlerden bahsetmiyorum. Kahramanın karakterini görsele taşırken seyirci karakterin nasıl birisi olduğunu çözebilmelidir. Örnek verecek olursak; Adam çalışma masasına oturmuş, telefonla konuşuyor. Saçı sakalı karmaşık, ağzındaki sigaranın külü yere düşüyor. Masanın üzeri dağınık not alacağı kalemi kâğıdı ararken önündeki kahve fincanı devriliyor dağılan kahveyi kolu ile silmeye çalışıyor. Böyle bir kahramanı filimin ilk saniyelerinde görüyorsunuz, sizce nasıl bir adamdır? Savruk, dağınık, pis, dikkati dağınıktır değil mi?</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">2-Yüzleşme de; Tetikleyici olay, kırılma, dönüm noktaları, kahramanın yeni hedefi vardır. Korkmayan, yüzleşebilen, değişen, kavgadan kaçmayan, eylem planını uygular. Dramda çatışma olursa nereye gittiğinizi bilirsiniz.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">3- Çözüm; Doyurucu bir final olmalıdır.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Sevgili okuyucularım geçen hafta size kahramanı o gizemli ormana nasıl sokarız diye sormuştum, gelen bir mesajda “Çok sevdiğim sevgilim o ormandaysa, bende o ormana girerim ”demiş. Doğruda söylemiş, Kahramanlarımızı tetikleyen nedenler olmalı, bir baba evladı için girebilir, bir kadın eşi için girebilir bu örnekler çoğaltılır. Bana sorulan sorulara buradan yanıt verdiğimi sanıyorum. Lütfen bana yazın bende eksik kalan, gözden kaçırdıklarımı yazayım. Haftaya senaryo yazımının detaylarına başlayacağız.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Sizlere bir alıntı bir fıkra yazdım. Şimdi bu fıkrayı beyninizde canlandırın. Hatta hepiniz birer fıkra hazırlayın onları senaryo olarak yazalım ne dersiniz?</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Üç zengin Yahudi kardeş annelerine doğum gününde birer hediye almaya karar vermişler.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Hediyelerini yolladıktan sonra aralarında sohbet etmeye başlamışlar.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Birincisi demiş ki; -&#8216; Ben anneme kocaman bir ev aldım&#8217;.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">İkincisi</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">-&#8216;Ben bir limuzin aldım ve bir de şoför tutum.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Üçüncüsü</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">-&#8216; Benim hediyem hepinizinkinden güzel.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Annemin Tevrat&#8217;ı okumayı ne kadar sevdiğini ve gözlerinin iyi görmediği için artık eskisi gibi okuyamadığını biliyorsunuz. Ona bütün Tevrat&#8217;ı ezbere bilen büyük kahverengi bir papağan gönderdim. Onu eğitmek için 12 Haham 12 yıl boyunca uğraşmış. Tevrat’ı ezberletmişler. Bu papağan için havraya 20 yıl boyunca 1 milyon dolar bağışlayacağım ama buna değer. Annem sadece bölümün adını söyleyecek ve papağan ona ezbere okuyacak.&#8217;</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Öbür kardeşler biz niye bunu düşünemedik diye hayıflanmışlar ve kıskanmışlarsa da bir şey dememişler. Kısa bir süre sonra anneleri üçüne de birer teşekkür mektubu yazmış.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Birinciye,</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">-&#8216; Abraham bu ev bana çok büyük geliyor. Tek bir odası yetiyor ama hepsini temizlemek zorunda kalıyorum.&#8217;</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">İkinciye,</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">-&#8216; Mişon yolculuk etmek için çok yaşlıyım arabayı hiç kullanmıyorum ve şoför çok kaba.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">&#8216; Üçüncüye</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">-&#8216;Solomon&#8217;cuğum, annesini mutlu etmeyi bilen tek evladım sensin. Her şeyin büyük maddi hediyeler olmadığını gösterdin. Gönderdiğin tavuk çok lezzetliydi. Teşekkür ederim.</span></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;">Sanatla kalın, mutlu olun. SEVGİLERİMLE…</span></span></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://egazete.de/sanat-sohbetleri-senaryo-yazmaya-karar-vermek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2022/03/nur.jpg" length="46237" type="image/jpeg"/>	</item>
	</channel>
</rss>
