<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kenan Çığır &#8211; Almanya Haberleri &#8211; Egazete.de</title>
	<atom:link href="https://egazete.de/author/kenan-cigir/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://egazete.de</link>
	<description>Almanya&#039;nın Türkçe Haber Portalı</description>
	<lastBuildDate>Sun, 21 May 2023 22:15:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.2</generator>
	<item>
		<title>Pazartesi Yazıları:  Güzeldi&#8230; Hepsi çok güzel &#8211; Kenan Çığır</title>
		<link>https://egazete.de/pazartesi-yazilari-guzeldi-hepsi-cok-guzel-kenan-cigir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kenan Çığır]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 May 2023 22:12:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kenan Çığır]]></category>
		<category><![CDATA[Pazartesi yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=26679</guid>

					<description><![CDATA[Evet, kötü günler... kötü ilişkiler, kötü insanlarla da karşılaşmış olabiliriz. Dibe vurduysak da aldatıldıysak da yok sayıldıysak da...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Geçmişte birlikte yaşadığımız ve birlikte keyif aldığımız tüm güzel zamanları, şartlar bir hayli değişti ve &#8220;eski çamlar bardak oldu!&#8221; diye dillendirmeden, bugün sevgiyle anabildiğimizde&#8230; bir parça daha insanlaşabileceğimize inananlardan oldum hep! Tıpkı sizler gibi.</p>
<p>Arkadaş olduk&#8230;</p>
<p>Dostluklar kurduk&#8230;</p>
<p>Guruplara dahil olup huzur bulduk, ait hissettik ve sarmalandık.</p>
<p>Aşklar yaşadık&#8230;</p>
<p>Aile bireyleriyle kah güldük, kah ağladık. Ya birlikte güldük, ya birileri bizi ya da biz birilerini ağlattık. Sonuçta aileydik ve seçme şansımız elbette yoktu.</p>
<p>İnsan tek başına da yaşar diye düşünsek de birlikte olmanın ve birlikte hareket etmenin enerjisini, sinerjisini, gücünü iliklerimize kadar yaşamaktan her zaman keyif aldık.</p>
<p>Herşey güzel ve yolundayken mutluluğumuza diyecek yoktu da&#8230; ya birşeyler anlamını yitirmeye başlayınca, sanki altımızdaki zemin ufak ufak kaymaya başlamıştı.</p>
<p>Arkadaşlarımızla anlaşamadığımız her konuda suçu onlarda bulduk ve yaşamımızdan çok çabuk çıkarttık. Artık adını ağzımıza bile almaz olduk. Yaşanmışlık ve paylaşım azlığı nedeniyle herhangi bir arkadaşı silmek çoğunlukla kolayımıza geldi.</p>
<p>&#8220;Dostum&#8230;&#8221; dediğimiz insanla ters düştüğümüzde yaralandık, yıprandık, çok üzüldük. Yaşanılan ve paylaşılan geçmiş güzel günleriyse çok çabuk unutup, yeni dostluklara yelken açtık.</p>
<p>Yeni dostluklar kurmak, paylaşmak, kafa yapılarımızın uyması elbette çok güzeldi de&#8230; geçmişte eski dostumuzla yaşadığımız güzel günleri, bir anda hafızamızdan silme isteği ne kadar doğruydu.? Bırakın doğru ya da yanlış olmasını&#8230; yaşanmışlıkları yok saymak insafsızca değil miydi?</p>
<p>Aşklar, sevdalar, sevgililer&#8230; Zurnanın zırt dediği yerde, türlü türlü yaşananları gördüğümüzde çoğumuzun nutku tutulmadı mı?</p>
<p>Bir insan bir insanı sevip, onunla en özelini paylaşıp, yıllarca ya da aylarca el ele göz göze yaşayıp sonra nasıl düşman olabilirdi? Bu ego manyaklığının ucu bucağı yok muydu?</p>
<p>Aşk bitebilirdi&#8230; Sevgi de bitebilirdi. İnsanlığımız bitmediyse bir çözüm elbette bulunabilirdi. Eziklik hissedilen kişiliğin dürtüsüyle kirli çamaşırları ortaya dökmekten&#8230; birbirine zarar vermeye kadar her türlü çaresizliğin zavallılaşan dışa vurumu kapladı insanlığı.</p>
<p>Kadın cinayetlerine dikkat çekmek için kitaplar yazdım. &#8220;Okyanusta bir damla!&#8221; dedim adına. Bir şeyleri değiştirebilecek gücüm elbette yoktu, değişen bir şey de olmadı.</p>
<p>Yine&#8230; eril zihniyet, bitip tükenmek bilmeyen sevgisinden(!) kadın öldürmeye devam ediyor.</p>
<p>Yine&#8230; kadının resmi günahtır diyen zihniyet, her kesimden biraz biraz taraftar ve destek bulabiliyor.</p>
<p>Geçmişte güzel ve değer katan yaşanmışlıkların, bir ömür anısını sıcak tutmak neden bu kadar zor? Neden bu kadar tüketmeye ve yok etmeye odaklıyız? Neden geçmiş hesaplaşmaları bir türlü kapatıp yolumuza devam edemiyoruz? Gün be gün ağırlaşan intikam yükünün altında ezilmekten niye vazgeçmiyoruz?</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-full wp-image-22435 alignleft" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2022/03/kenan-cigir-34.jpg" alt="" width="300" height="302" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2022/03/kenan-cigir-34.jpg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2022/03/kenan-cigir-34-150x151.jpg 150w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />Sorular, sorular, sorular&#8230;</p>
<p>Farkındalık ve akılla çözülebilecek, yeni günde ve yeni yaşamımızda arkamızda bırakmamız gereken sorular&#8230;</p>
<p>Sevdim, gezdim, yedim içtim; sevgililerim, dostlarım arkadaşlarım oldu&#8230; Sevgiler, acılar, başarılar, yenilgiler hepsi varlığımla ilgiliydi ve hepsine bir şekilde kucak açtım diyebilmek ve gerçekten böyle hissedebilmek için, aklı duyguların bir parça önüne koymak gerekmez mi?</p>
<p>Onun için hep birlikte çözümde akıl demeye çalışıyoruz ya!</p>
<p>Evet, kötü günler&#8230; kötü ilişkiler, kötü insanlarla da karşılaşmış olabiliriz. Dibe vurduysak da aldatıldıysak da yok sayıldıysak da&#8230;</p>
<p>Dün de kaldı tüm bunlar.</p>
<p>Bunlarla sürekli hesaplaşma içinde kalınarak ve hiç bir şekilde çözüm üretilemiyeceği bilinerek, beyinleri patlatırcasına tekrar tekrar kurgulamak mı&#8230; yoksa gelecekteki güzel günleri yakalayabilmek adına, içinde bulunulan an&#8217;a odaklanmak mı bizi yaşama tekrar bağlar?</p>
<p>Farkındalık dediğimiz muamma bu değilse nedir?</p>
<p>An&#8217;ı yaşamaktan, hayatımızda olanlara sevgiyle ve anlayışla yaklaşmaktan, gelene ve gidene &#8220;eyvallah&#8221; demekten başka her tür yaklaşım, bizi bir adım daha sona yaklaştırmıyor mu?</p>
<p>Bokuyla kavga eden insanlardan&#8230; kendini matah bir bok zannedenlere!</p>
<p>Sevgiyi kazanılmış hak olarak görenlerden&#8230; sevgi ve kıskançlık savunmasıyla can&#8217;a kıyanlara!</p>
<p>Mutluluğu dünde arayanlardan&#8230; dün olan biteni bir türlü hazmedemeyenlere kadar birçok insan yaşadığını sansa da; sadece nefes almak ve nokta kadar da olsa bir yer işgal etmek bence yaşamak değildir.</p>
<p>O insanlar kendi sonlarına çoktan varmış, ne yazık ki beraberlerinde bir çok insanın da sonunu getirmişlerdir&#8230;</p>
<p>Yanımdaymışsınız hissiyle bir pazartesi yazısını sohbet ederek bitirdik. Dost olarak, arkadaş olarak, okur olarak bana kattıklarınız için minnettarım. Bir sır vereyim mi?</p>
<p>Benim insanlarım hep güzeldi&#8230; Hepsi çok güzel&#8230;</p>
<p>Günaydın. Sağlık ve sevgiyle bezeli bir hafta diliyorum.</p>
<p>Kenan Çığır<br />
22.05.2023</p>
<p>Antalya<br />
Foto: Pixabay</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2023/05/hands-2847508-800.jpg" length="28729" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Pazartesi Yazıları: Azrail Uykusu! &#8211; Kenan Çığır</title>
		<link>https://egazete.de/pazartesi-yazilari-azrail-uykusu-kenan-cigir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kenan Çığır]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Apr 2023 22:15:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Kenan Çığır]]></category>
		<category><![CDATA[secimler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=26483</guid>

					<description><![CDATA[En tepeden en alta, toplasanız bin tane egosu tavan siyasetçinin "şamar oğlanı" olmak istemiyoruz kardeşim!]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yatakta değildim&#8230; Koltukta hafifçe kaykılmış, ayaklarımı pufa uzatmıştım. Uyumadığıma ne kadar emin olsam da gördüğüm rüyalara verecek cevap, yükleyecek anlam bulamıyordum.</p>
<p>Narkolepsi değildim ki rem uykusunda boğuşayım! Peki&#8230; bu halüsinasyonlar neyin nesiydi? Bilincim yerindeyken bu gördüklerim, duyduklarım rüya olamazdı&#8230; Kesinlikle halüsinasyondu ve ben halüsinasyon girdabında nefes almakta zorlanıyordum&#8230;</p>
<p>Bir nevi konar göçer olarak, dünyada ve bulunduğumuz coğrafyadaki misafirliğim ne kadar da fırtınalıydı. Her tür yokluğu, yoksunluğu, refahı, konforu, inanılmaz süratteki gelişimi ve değişimi yaşamış bir insan olarak&#8230;</p>
<p>&#8220;Bu devirde bunu da mı duyacak, bunuda mı yaşayacaktık!&#8221; açmazı, halüsinasyonlarımı çoğaltıyordu.</p>
<p>Ülke insanını parça pinçik yapma çabası halüsinasyon ya da rüya değilse başka ne olabilirdi?</p>
<p>Alnı secdeye değenlerle, şampanya içenler&#8230;</p>
<p>Erkek erkeğe evlenenlerle, dört kadın alanlar&#8230;</p>
<p>Değişimi darbe olarak görenlerle, huzur ve rahatlama olarak görenler&#8230;</p>
<p>Eşini çocuğunu reislerine emanet edenlerle, birilerine emanet edilecek yükümüz yok diyenler&#8230;</p>
<p>Bu denli zırva&#8230; Bu denli akıl tutulması&#8230; Bu denli deli saçması gerçek olabilir miydi?</p>
<p>Bitmiyor ki;</p>
<p>&#8220;Faşist Kürt&#8221; söylemiyle ırkçılığa&#8230; &#8220;Alevi&#8217;den cumhurbaşkanı olmaz!&#8221; söylemiyle ayrımcılığa selam çakanları duyuyordu bu kulaklar&#8230;</p>
<p>Peki&#8230; Kendini sosyalist olarak lanse eden bir insanın bu söylemleri gerçek olabilir miydi?</p>
<p>Nereye düştük biz anam babam, nereye? Bu ne yaman bir misafirlikti!</p>
<p>Uyur uyanık duyuyor, görüyorudum:</p>
<p>Başbakanlık yapmış, ülkenin 20 yılını işgal etmiş bir zat; &#8220;Ülkeyi işgalcilerden kurtaracağız!&#8221;diye bağırıyordu!</p>
<p>Bu da mı halüsinasyon değil?</p>
<p>Bu söylem de gerçek olabilir mi ya?</p>
<p>Kalkıyorum koltuktan, uyku sersemi bahçeye atıyorum kendimi.</p>
<p>Güllerim çıngıl çıngıl&#8230; Begonvillerim coşmuş&#8230; Denize doğru yürüyeyim diyorum, &#8220;sarı&#8221; kedim kendini köpek zannediyor&#8230; zıplaya sürtüne yanımda yürüyor.</p>
<p>Yan komşum Alman. Çaprazım Kürt. İki altta ülkücü eski milletvekili. Alt komşum Kılıçdaroğlu ile çalışmış, toz kondurmuyor. Bir Akepeli Ahmet var ki&#8230; şahsıma saygıdan başka birşey görmedim adamdan. Ona selam buna selam yürüyorum.</p>
<p>Deniz kenarı yerli yabancı turist kaynıyor.</p>
<p>&#8220;Günaydın&#8221; diyorum&#8230;<br />
&#8220;Good morning&#8230;<br />
Guten morgen&#8230;<br />
Beyani Baş&#8230;<br />
Hello&#8230;&#8221;</p>
<p>&#8220;Selamın aleyküm&#8221; diyene, &#8220;tek başımayım&#8221; ukalalığına girmeden içtenlikle &#8220;aleyküm selam&#8221; diyorum.</p>
<p>Biz sıradan insanlar böyle basit ve anlamlı yaşarken, bunu anlayacak zekaya sahip yöneticiler, bakanlar, vekiller istiyorum.</p>
<p>Siyaset konuşmak, halüsinasyon görmek, kuyuya atılan taşın peşinden balıklama dalmak istemiyorum&#8230;</p>
<p>Sade bir vatandaş olarak, kimsenin bana hakaret etmediği, kimsenin beni tehdit etmediği bir ortamda mutlu olarak yaşamak ve üretmek istiyorum. Her sade vatandaş gibi&#8230;</p>
<p>Çok şey mi istiyoruz?</p>
<p>Çiftçi ekip biçmek&#8230; öğretmen, mühendis, hemşire atanmak istiyor.</p>
<p>Bilim adamı, doktor, teknoloji ve genetik dehaları ülkelerinde saygı ve değer görmek istiyor.</p>
<p>En tepeden en alta, toplasanız bin tane egosu tavan siyasetçinin &#8220;şamar oğlanı&#8221; olmak istemiyoruz kardeşim!</p>
<p>Halkız biz. Halklarız&#8230;</p>
<p>Sana ne terbiyesiz, halkın namazından, içkisinden!<br />
Sana ne terbiyesiz, halkın mezhebinden, ırkından!<br />
Sana ne terbiyesiz, halkın yaşam tarzından&#8230; şortundan, örtüsünden!<br />
Sana ne?</p>
<p>Toplasan bin tane ukala dümbeleği&#8230; halkı biçtiği elbiseye sokmaya çalışıyor.</p>
<p>Dar o elbise dar&#8230; Sığmıyor insanlığımız, sığmıyor düşlerimiz.</p>
<p>Zorlamayın kardeşim, bir rahat bırakın, bir huzur verin ya! İsteyen istediğini seçsin, isteyen istediğini içsin, isteyen istediği gibi ibadetini yapsın. &#8220;Darlatmayın&#8221; bu milleti&#8230;</p>
<p>Bugün 1 Mayıs&#8230;</p>
<p>2008&#8217;de&#8230; Sevgili dostum, can sosyalist&#8230; Umran Ketenci ile doğum gününde omuz omuza vermiş, sloganlar eşliğinde Taksim&#8217;e girmiştik. Meşhur katliamdan 33 yıl sonra izin çıkmıştı ve kutlamalar Taksım&#8217;de yapılacaktı. Yapıldı da&#8230;<br />
Ne muhteşem duygu, ne güzel bir gün yaşamıştık.</p>
<p>Bugün de Murat Ayaz&#8217;la kol kola meydanlarda olacağız.</p>
<p>Ve umutla haykıracağız&#8230;</p>
<p>&#8220;Direne direne kazanacağız.&#8221;</p>
<p>Emeğin, alın terinin, emekçinin günü&#8230; 1 Mayıs kutlu olsun.</p>
<p>Günaydın&#8230; Dayanışmanın ve örgütlü mücadelenin haftasında, tüm dostlara sağlıklar diliyorum.</p>
<p>Kenan Çığır<br />
01.05.2023</p>
<p>Antalya</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2023/05/pen-2181101-800.jpg" length="31567" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Pazartesi Yazıları: Artık&#8230; Kenan Çığır</title>
		<link>https://egazete.de/pazartesi-yazilari-artik-kenan-cigir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kenan Çığır]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Apr 2023 21:50:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[artık]]></category>
		<category><![CDATA[göçmen]]></category>
		<category><![CDATA[Kenan Çığır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=26451</guid>

					<description><![CDATA[Beyniniz okuduklarına isyan etmeye başladı mı? Ne güzel. Etmeli zaten. Zaman zaman balataları yakmak iyidir.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>O kadar mutluyum ki dostlar&#8230; Sizlerle paylaşmasam olmazdı!</p>
<p>Canlı, insan, erkek diye bilirken kendimi&#8230; Öğrenmenin yaşı olmaz misali, &#8220;Artık&#8221; diye bir kavramla taçlandım! İnsan yepyeni kavramlarla tanışınca, buruk da olsa bir mutluluk duyuyor&#8230;</p>
<p>Meğer ben bir Artık&#8217;mışım&#8230;</p>
<p>Anneannem Hanka&#8230; Yugoslavya&#8217;dan göç edince Hanife olmuş. İzmit Bağçeşme mezarlığındaki mezar taşında yine de Hanka yazar.</p>
<p>Tito artığı Hanife hanımın, bu ülkede doğan güzeller güzeli kızı Sabahat ile Erzurum&#8217;da doğan Naci&#8217;den artmışım.</p>
<p>&#8220;Annen madem bu kadar güzel de senin tipin niye bozuk?&#8221; Dediğinizi duyar gibiyim, lütfen sulandırmayalım konuyu&#8230;</p>
<p>Sevgili Yavuz Atan&#8217;ın da dediği gibi &#8220;Hitler artığı&#8230;&#8221; bir zat, bazı insanları utanmadan sıkılmadan Tito artığı olarak lanse etmiş&#8230;</p>
<p>Böylesi insanlara iki yüzlü demek ne kadar naif kalsa da içimden geçenleri söylemek ya da yazmak terbiye sınırlarını bir hayli zorlayacaktır.</p>
<p>Irak, Pakistan, Suriye, Afganistan&#8217;dan özellikle getirilenlere; ağzı, gözü, kulakları kapalıdır bunun gibi Hitler Artığı&#8217;nın.</p>
<p>Zorunlu göç başka birşeydir, herhangi bir proje kapsamında &#8220;savaş tecrübesi olan erkekleri konumlandırmak&#8221; başka birşey! Bunu da görmezden, bilmezden, anlamazdan gelir bu kafatasçı zihniyet.</p>
<p>Neyse&#8230;</p>
<p>Size birkaç sır verebilir miyim?</p>
<p>Hiç kimsenin bilmediği, gitmediği bir yerde Amerikalılar nasıl oldu, biliyor musunuz? Nerden bileceksiniz!</p>
<p>Amerika Kıtası keşfedilmeden önce, toprak ana devasa bir ağaç doğurdu&#8230; O ağacın meyveleri insan olarak olgunlaşıp çoğalarak Amerikalıları oluşturdu. Hatta bunu da size kimse söylemez&#8230; ağaçtan erken düşen meyve beyaz, geç düşen siyahi oldu!</p>
<p>Avustralya Aborjinleri mesela, söylendiği ya da yazıldığı gibi Güneydoğu Asya&#8217;dan gelmemişlerdir. Onlar sadece Avustralya&#8217;da yetişen bir tür sarmaşık bitkinin meyveleridir.</p>
<p>Türkler, Kürtler, Lazlar, Çerkezler, Gürcüler de&#8230; Anadolu&#8217;daki birçok ulu ağaçtan düşerek bu toprakları vatan bellediler&#8230;</p>
<p>Göç denen zorunluluk, sadece sizi aldatmak için uydurulmuş, bir varmış bir yokmuşla başlayan masaldır dostlar, masal! Herkesin ataları şu anda bulunulan topraklardaki ağaçlardan yetiştiler!</p>
<p>Beyniniz okuduklarına isyan etmeye başladı mı? Ne güzel. Etmeli zaten. Zaman zaman balataları yakmak iyidir.</p>
<p>Görüşü, çapı çeperi, ırkı, dini, inançları ne olursa olsun, bir insanı &#8220;artık &#8221; diye tanımlayan zihniyet karşısında; beynimizle, yüreğimizle, tüm benliğimizle isyan etmeliyiz.</p>
<p>&#8220;İktidar değişirse;</p>
<p>Terör örgütü gelir&#8230;<br />
İnançsızlar bizi yönetir&#8230;<br />
İstanbul Sözleşmesi geri gelir; aile bütünlüğümüze halel gelir.<br />
Camide bira içip, seccadeye ayakkabıyla basarlar&#8230;<br />
Kadınlar ahh o kadınlar, cehennem soğuyuncaya kadar&#8230;&#8221;</p>
<p>derken&#8230; bir de nur topu gibi &#8220;artık&#8221; korkumuz, korkutmamız oldu!</p>
<p>Ne diyeyim? İnandığınız Tanrı, ARTIK sizi bildiği gibi yapsın&#8230;</p>
<p>Siz, Hitler Artıkları&#8230; söylemezseniz de biliyoruz:</p>
<p>&#8220;Bu ülkede göçmen olmak ya da etnisite sorun değil, hangi partili olduğunuz ve kimi desteklediğiniz bizim için büyük sorun!&#8221; Diye düşünüyor ve olması muhtemel iktidar değişikliğinden korkuyorsunuz.</p>
<p>Bizim sorunlarımızın ise etiket, unvan ya da koltukla hiçbir ilgisi yok. Hatta siyasetçinin belirleyeceği bir zamanda &#8220;vur de vuralım, öl de ölelim!&#8221; gibi bir safsata da bizim sorunumuz değil! Adı üstünde safsata&#8230;</p>
<p>Gerçeklere gelirsek:</p>
<p>Bu ülkede öğrenci olmak sorun değil de&#8230; okul bittikten sonra iş ve dolayısıyla aş bulabilmek büyük sorun!</p>
<p>Bu ülkede işçi, memur, esnaf, emekli olmak sorun değil de&#8230; elinize geçen parayla geçinebilmek büyük sorun!</p>
<p>Bu ülkede kadın olarak doğmak sorun değil de&#8230; kadınlığını özgürce yaşayabilmek büyük sorun!</p>
<p>Bu ülkede asgari ücretle çalışıp, ev kirası verip üstüne de iki çocuk okutarak fakir kalmak sorun değil de&#8230; 1000 odalı saraylarda yaşayarak herşeyi bildiğini düşünmek, her istediğine sahip olduğu halde &#8220;bu fakir!&#8221; olmak, çok ama çok büyük bir sorun!</p>
<p>&#8220;Artık&#8221; insanlar, bir ulu ağaçtan peydahlanan insanlar derken&#8230; bu hafta da yazımızın sonuna geldik. Bu fakirin siyasetten uzak öyküler de yazmasını ve okuyucuya hayatın renkli yanlarını anlatmasını umarken, kalın sağlıcakla&#8230;</p>
<p>Günaydın&#8230; Akıl sağlığınızı muhafaza edebileceğiniz, güzel bir hafta diliyorum.</p>
<p>Kenan Çığır<br />
16.04.2023</p>
<p>Antalya</p>
<p>Foto: Pixabay / Inactive account – ID 3935302</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2023/04/train-station-3169964-800.jpg" length="44503" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Pazartesi Yazıları: Hayalet Ağrı&#8230; Kenan Çığır</title>
		<link>https://egazete.de/pazartesi-yazilari-hayalet-agri-kenan-cigir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kenan Çığır]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Apr 2023 08:19:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Kenan Çığır]]></category>
		<category><![CDATA[pahalılık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=26422</guid>

					<description><![CDATA[Tarım ülkesi olarak övündüğümüz coğrafyada; soğanı tane, biberi bir tutam, ekmeği bayat, karnabaharı yarım, lahanayı çeyrek, domatesi ezik satın almaya çalışmanın neresi mantıklı?]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bomboş evde bağıra çağıra konuştuğumu farkedince, imdadıma yine Tamer abi yetişmişti&#8230;</p>
<p>&#8220;Bağırma!&#8221; Dedi, &#8220;anlat&#8230;&#8221;</p>
<p>&#8220;Ayşe Kadın&#8217;la bakıştık abi&#8230; uzun uzun bakıştık.&#8221;</p>
<p>&#8220;Eee, kaptın mı sonunda hanımefendiyi?&#8221;</p>
<p>&#8220;&#8216;Sen benim dengim değilsin! Sırık tam sana göre!&#8217; Dedi.&#8221;</p>
<p>&#8220;Nasıl yani?&#8221;</p>
<p>&#8220;Ayşe Kadın fasulye 100 TL, sırık fasulye 70 TL olmuş abi. İkisiyle de sadece bakıştık.&#8221;</p>
<p>&#8220;Bakmaya para almıyorlar&#8230; henüz!&#8221;</p>
<p>Kendi yarattığın karaktere, birşeyleri yüksek sesle anlatarak kafayı boşaltmaya çalışmak bir yere kadar anlaşılabilir de&#8230; o da sana cevap vermeye başladıysa &#8211; ki, Tamer abinin herşeye bir cevabı vardı! &#8211; yandı gülüm keten helva!</p>
<p>&#8220;Soğan 30 TL, sivri biber 70 TL olmuş Tamer abi, gel de kafayı üşütme!&#8221;</p>
<p>&#8220;Oğlum, kıymanın 300 TL, beyaz peynirin 200 TL, bir litre sütün 25 TL olduğu olduğu ülkede elbet soğan da 30 TL olur! Niye şaşırıyorsunki? Şaşıracağına damak tadını değiştir!&#8221;</p>
<p>&#8220;Dana yerine kuzu mu?&#8221;</p>
<p>&#8220;Eden etmiş&#8230; Sen bari densizlik etme! Halkın alım gücüne ve içinde bulunduğu sıkıntıya duyarsızlaşan bu zihniyetin, Kraliçenin &#8216;ekmek bulamıyorlarsa brioche* yesinler!&#8217; lafındaki aşağılayıcı üsluptan ne farkı var?&#8221;</p>
<p>&#8220;Damak tadı demiştin&#8230;&#8221;</p>
<p>&#8220;Soğansız yemek, fasulyesiz türlü, peynirsiz börek, bibersiz menemen, etsiz dürüm&#8230; sütlü değil de sütsüz nuriye mesela!&#8221;</p>
<p>&#8220;Nuriye, süt banyosu yapmasa daha ulaşılır olmayacak ama anladım mantığını abi!&#8221;</p>
<p>&#8220;Ulan hıyar, bu işte mantık mı var? Tarım ülkesi olarak övündüğümüz coğrafyada; soğanı tane, biberi bir tutam, ekmeği bayat, karnabaharı yarım, lahanayı çeyrek, domatesi ezik satın almaya çalışmanın neresi mantıklı?</p>
<p>Ayşe kadına ancak görücü olarak bakarken, çoğu insan eti rüyalarında görüp&#8230; uykusunda akan salyalarıyla yorganını ıslatıyor.&#8221;</p>
<p>&#8220;O kadar da değ&#8230;&#8221;</p>
<p>&#8220;O kadar! O kadar!</p>
<p>Halka çadır veremezken, ev yapacağız safsatasıyla bilimi ve uzman görüşünü hiçe sayarak temel atma törenleri düzenleyenler&#8230;</p>
<p>Deprem gününde&#8230; ihtiyacın yaşamsal olduğu o günde, internet bant daraltması vahşiliğine &#8216;gerektigi için yaptık&#8217; cümlesinden başka açıklama getiremeyenler&#8230;</p>
<p>Depremden ölmeyenleri; asbest, toz, kalkan ve copla öldürmekten beter edenler&#8230;</p>
<p>Aşka ya da hırsıza denk gelip, sağa sola ateş edenler&#8230; ettirenler!</p>
<p>Hayattaki en önemli hedefi dokunulmazlık zırhı olan (bazı); kadın düşmanları, dönekler, katiller, azmettiriciler, hırsızlar, yalakalar, soytarılar&#8230;</p>
<p>Halkın ne yediği, ne içtiği ile mi ilgilenir sence?&#8221;</p>
<p>&#8220;Kızma abi tamam, biraz ara ver!</p>
<p>&#8220;Kızmıyorum. Sadece artık hiçbir kuruma ve hiç kimseye güven duymuyorum.&#8221;</p>
<p>&#8220;Toplumun büyük bir kısmında sendeki gibi güvensizlik hakim abi. Kızılay&#8217;da kan stoğu erimiş. Kimse kan bile bağışlamıyor.&#8221;</p>
<p>&#8220;Bu kadar skandaldan sonra, yüzsüzce koltuğunda oturana mı güveneceksin&#8230; onu görevden almayarak, rezaleti sahiplenen otoriteye mi güveneceksin? Bir hayır kurumunu rantiyeye çevirenler utansın!&#8221;</p>
<p>&#8220;Aslında &#8216;Hayalet Ağrı&#8217; çekiyoruz abi&#8230;<br />
Eli ya da ayağı kesilen bir insanın, o uzvu hala yerindeymişçesine ağrı çekmesi gibi bizim hayatımız:</p>
<p>Tarım, hayvancılık&#8230; Özgürlük, adalet, hukuk, hoşgörü, vicdan ve hatta Kızılay&#8230; varmış gibi hissediyoruz. Çoktan kesip, söküp, kopartıp, kazıyıp, içini boşaltarak yok etmediler mi?</p>
<p>Neyin ağrısını duyuyor, neyin kavgasını yapıyoruz abi? Bizler, havanda su dövmekten öteye ne zaman geçeceğiz?&#8221;</p>
<p>&#8220;Ahh be Kenan, bu saydıklarını etkisiz ve işlevsiz hatta sevimsiz hale getirebilirler ama geri dönüş elbette mümkün&#8230; her cephede kararlı bir dayanışma, bütün zorlukları zamanla aşacaktır.&#8221;</p>
<p>Anlamamıştım&#8230; Hiç kimseye ve hiçbir kuruma güvenmeyen Tamer abi, dayanışmayı kimlerle sağlayacaktı?</p>
<p>Öyle ya;</p>
<p>Kan vermek istemiyorduk ama&#8230; hastamıza kan lazım olduğunda bulunsun istiyorduk.</p>
<p>Oy kullanmak istemiyorduk ama&#8230; sistem ve düzen değişsin istiyorduk.</p>
<p>Hayat pahalılığını, enflasyonu, geçim sıkıntısını, işsizliği, yoksulluğu, yoksunluğu istemiyorduk ama&#8230; bir türlü akıllanmıyor, aynı haritayla farklı diyarlara ulaşmak istiyorduk.</p>
<p>Depremzedeler unutulmasın istiyorduk ama&#8230; bölgedeki sorunlarla, mümkünse bizim dışımızdaki insanlar ilgilensin istiyorduk.</p>
<p>Dayanışmayı, sırtımızı bir yerlere ya da birilerine dayamaya indirgemiştik. Birileri gelecek, bombok hayatımızı gül bahçesine dönüştürüverecekti&#8230; Birileri gelecek, elindeki sihirli değnekle her sorunumuzu çözüverecekti&#8230; Birileri gelecek, bizi bu arabesk hayatımızdan çekip çıkarıverecekti&#8230;</p>
<p>O birinin, kendimiz olduğunun farkına ne zaman varacaktık? Ne zaman?</p>
<p>Kendi içime kapanıp aklımın girdabında dönüp dururken, Tamer abi de sessizce gitmişti. Bomboş evde, bir an önce geçmesini dilediğim hayalet ağrılarımla yine baş başa kalmıştım&#8230;</p>
<p>Günaydın&#8230; Sağlıklı ve umutlu bir hafta diliyorum&#8230;</p>
<p>Kenan Çığır<br />
10.04.2023</p>
<p>Antalya</p>
<p>*Brioche; Bir tür şekerli ekmek.  (Karar okuyucunundur.)  Bir rivayete göre pasta.<br />
Bir başka rivayete göre makarna.</p>
<p>Foto: Pixabay /RitaE</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2023/04/asparagus-2169313-800.jpg" length="57803" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Pazartesi Yazıları: &#8220;Düşün Peşime!&#8221; Kenan Çığır</title>
		<link>https://egazete.de/pazartesi-yazilari-dusun-pesime-kenan-cigir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kenan Çığır]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 02 Apr 2023 20:55:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[Kenan Çığır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=26334</guid>

					<description><![CDATA[Dilimiz sevgi olmalı.  Dilimiz umut olmalı.  Dilimiz güzel yarınlar için hayal kurdurabilmeli.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dili birçok bakımdan &#8220;dna&#8221; ya benzetsem, bilime emek veren insanları kızdırır mıyım bilemem ama, izninizle yine de benzetmek istiyorum.</p>
<p>Konuşurken kullandığımız kelimeler yaşımızı ele verir mi mesela&#8230;</p>
<p>Sürekli atar yapan üslupla konuşan bir insanın, dağarcığında pek de bir bilginin olmadığını düşünür, kültür düzeyinin bir balon olduğunun fikrine kapılır mısınız mesela&#8230;</p>
<p>Okuduğumuz okullar, öğrenim durumumuz, konuşma dilimizi şekillendirir mi mesela&#8230;</p>
<p>Ruh halimiz; anlayışımız, sevgimiz, öfkemiz, heyecanımız, korkularımız ifade biçimimize yansır mı sizce&#8230;</p>
<p>Eğer, &#8220;olabilir yaaaa!&#8221; diyorsanız, tam da bahsettiğim &#8220;dna&#8221; bu oluyor.</p>
<p>Dil, insanı eleverip, çırılçıplak ortada bırakıveriyor&#8230;</p>
<p>***</p>
<p>Yaklaşık on gün önce, eski ama bir türlü mazide kalmayı içine sindiremeyen sevgilim ziyaretime geldi&#8230;</p>
<p>Ben onu görmeyi çok istemesem de o yılda bir iki kez beni mutlaka ziyaret ediyor. Espri bir yana, zorlu bir gut atağı geçirdim. Sağ elimi hiç kullanamayacak kadar ağrılı, sancılı bir bela! Geçen hafta, &#8220;Pazartesi Yazıları&#8221; bu nedenle yayınlanmadı dostlar.</p>
<p>Sağ olsun, genel yayın yönetmenim Kazım Doğan bir hafta izin verdi ve ben eve kapandım.</p>
<p>İyi de&#8230; sürekli evde oturmaktan gına geliyor insana.</p>
<p>Gece, ağrıdan dolayı doğru dürüst uyuyamış olarak sabahın erken saatinde sokağa attım kendimi. Ağrılı elim montumun cebinde, ağır aksak bir hayli yol yürüdüm.</p>
<p>Alışveriş için bir markete girmek üzereyken birinin bana seslendiğini duyup döndüm:</p>
<p>&#8220;Buradan geçer misin birader, bu yoldan yürür müsün!&#8221;</p>
<p>&#8220;?&#8221;</p>
<p>&#8220;Kardeşim buradan geç sen!&#8221;</p>
<p>Adamın biri sana bir şeyler söylüyor&#8230; Doğru davranış, gidip adamın ne demek istediğini anlamak olmalı öyle değil mi?</p>
<p>Pratikte öyle olmadı&#8230; ya da doğrusunu söylemek gerekirse, ben iletişimi beceremedim.</p>
<p>&#8220;Sana mı soracağım nereden geçeceğimi? Hem nerden kardeş oluyoruz biz seninle?&#8221;</p>
<p>Bak! ayıya bak&#8230;</p>
<p>Dilimi tutamamış, dna&#8217;mın bir yerlerinde saklı öfke nöbetine yakalanmıştım. Hem de enini, boyunu ve sonunu düşünmeden.Tek elli korsan olarak temiz bir dayak da yiyebilirdim.</p>
<p>Yıllar içinde sakin, hatta bir anlamda &#8220;Light&#8221; bir adama dönüştüğümü zannederek övünürken&#8230; içimden aniden ve hızla bir &#8220;ayı&#8221; çıkmıştı.</p>
<p>Uykusuzluk, ağrı ve sabahın afyon patlamamış saatlerine sığınmak istese de bir yanım, hala içimde bir yerlerde saklı bir odunluk olduğu apaçık ortadaydı.</p>
<p>Ömrüm olduğu sürece o odunları da kırmak için çalışacağıma, kendi kendime söz verdim çabucak!</p>
<p>Yaklaşık 30 yıldır görmediğim&#8230; çok naif, çok nazik, çok da sevdiğim bir arkadaşım&#8230; Ali Hikmet Görgün&#8217;müş seslenen.</p>
<p>Tanıyamamıştım.</p>
<p>Kısa bir an sonra jetonum düşünce, utancımdan ne yapacağımı bilemeden, gidip sımsıkı sarıldım. Özür üstüne özür diledim.</p>
<p>&#8220;Herkese anlatacağım, adamın içinden canavar çıktı diye!&#8221; Dedi ve gülüştük&#8230;</p>
<p>Sevgili arkadaşım, kaç dosta gülerek anlattın bu olayı bilmiyorum ama Frankfurt&#8217;da yayımlanan gazetedeki köşemi okuyanlar da dahil olmak üzere, sosyal medyada alenen yazıyorum utancımı&#8230;</p>
<p>***</p>
<p>Dil demiştik ya&#8230;</p>
<p>Kimi zaman umutlandırırken insanları, kimi zaman da benim başıma gelen gibi utandırıyor.</p>
<p>Kimi zaman söylemiyle nefret uyandıran birilerini görürken sağda solda, kimi zaman da söyledikleri yüzünden sarıp sarmalamak istediğiniz insanlar çıkarıyor hayat karşınıza&#8230;</p>
<p>Bazı insanlar da var ki&#8230; ne söylerse söylesin, ne anlatırsa anlatsın, hiç üstünde durmamak gerekiyor.</p>
<p>Dna&#8217;ları yılan olmuş insanlardan, gündeme dair iyi birşeyler umut etmek ancak gaflet olur.</p>
<p>Dna&#8217;larıyla nefret saçıp kibirli kibirli ortada dolaşanları gündeme getirmemek, adlarını anmamak gerekse de insan bazan kendini tutamıyor.</p>
<p>Bir cumhurbaşkanı adayı, dün attığı bir twetin sonunu &#8220;Düşün Peşime!&#8221; diye bitirmiş.</p>
<p>Olur canım!<br />
Konuşan koyunlarız ya biz!<br />
Ya da sen köyün kavalcısı, biz de o harika diline, düdüğüne hayran fareleriz ya!<br />
Elbette düşeriz peşine!</p>
<p>Dil bu! Eleveriyor. &#8220;Kral çıplak!&#8221; Diye bas bas bağırıyor&#8230;</p>
<p>Yanımda yürüyün değil!<br />
Koluma girin değil!<br />
Omuz omuza değil!</p>
<p>Düşün peşime!</p>
<p>Adam kendini ağa&#8230; halkı &#8220;maraba&#8221; sanıyor.<br />
Adam kendini çoban&#8230; halkı koyun sanıyor.<br />
Adam kendi sırça sarayında krallığa soyunurken, kıçında donu dahi kalmamış halkı görünce köleleştirmeye çalışıyor.</p>
<p>Muharrem İnce&#8230;</p>
<p>İkinci bir Tayyip Erdoğan olma hevesini hoş görmemek kaydıyla anlayabiliriz de&#8230; Bu halk çok yorgun. Bu halk çok yoksun. Bu halk çok karamsar. Bu halk geleceğe dair çok endişeli&#8230;</p>
<p>Seni okkalayacak, seni güzelleyecek, seninle uğraşacak dermanımız yok!</p>
<p>Buram buram kibir kokan dilinle, zannettiğin gibi döne döne savaşmıyorsun&#8230; döne döne nefret, mutsuzluk ve huzursuzluk saçıyorsun.</p>
<p>Bu ülkenin gündemi senin ihtiraslarınla meşgul edilemez. Hiç hoşgelmedin, sonsuza kadar da güle güle. Nokta!</p>
<p>Halkların baskı, zulüm, yokluk ve yoksunluktan kurtulabileceğine dair umuda ihtiyacı var&#8230;</p>
<p>Muhalefet adayını (bence tek aday var!) beğenmiyor olabilirsiniz&#8230;</p>
<p>Kiminin bıyığı, kiminin sakalı, kiminin ideolojisi kiminin hal ve hareketleri sinirinize dokunuyor olabilir&#8230;</p>
<p>Dün başka bugün başka telden çalanlarla derdiniz de olabilir&#8230;</p>
<p>Herkes heybesinde sakladığı hesaplaşmasını, günü geldiğinde indirmek üzere rafa kaldırmalı, kaldırabilmeli&#8230; ve bu &#8220;ucube&#8221; sistem ile teokrasi aşıklarından kurtulabilme adına atılan adımların önünde diliyle bile durmamalı diye düşünüyorum.</p>
<p>Dilimiz sevgi olmalı.<br />
Dilimiz umut olmalı.<br />
Dilimiz güzel yarınlar için hayal kurdurabilmeli.</p>
<p>Kitaplarımın çıktığı yayınevi sahibi sevgili Mustafa Demir bana &#8220;İflah olmaz romantik!&#8221; diye takılsa da&#8230;</p>
<p>Bu ülke ve halkları için besleyip gün be gün büyüttüğüm; kardeşlik, barış ve aydın bir gelecek düşü, romantizmden geçiyorsa&#8230; varsın geçsin be!</p>
<p>Kimin umurunda!</p>
<p>Günaydın&#8230; Dilinizin; sağlık, umut, hoşgörü ve sevgiyle şakıdığı bir hafta diliyorum.</p>
<p>Kenan Çığır<br />
Antalya</p>
<p>03.04.2023</p>
<p>Foto: Pixabay</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2023/04/people-1979261-800.jpg" length="41569" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Pazartesi Yazıları: &#8220;Fremdschämen!&#8221; &#8211; Kenan Çığır</title>
		<link>https://egazete.de/pazartesi-yazilari-fremdschaemen-kenan-cigir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kenan Çığır]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 19 Mar 2023 22:31:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[ar]]></category>
		<category><![CDATA[Kenan Çığır]]></category>
		<category><![CDATA[utanmak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=26314</guid>

					<description><![CDATA[Prezervatif alırken utanıyorsunuz da aklımıza, sabrımıza, iyi niyetimize tecavüz ederken hiç utanmıyorsunuz.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ne kadar güçlü ve bir o kadar da değişken bir duygudur&#8230; Utanmak!</p>
<p>Güçlüdür, yapılan hata hissedildiğinde bir parça yüreğimiz varsa altında eziliriz.</p>
<p>Değişkendir! Dün utandığımız, her daim utanılması gereken davranışlarımız ve yaklaşımlarımız, çıkarlarımıza göre alçakça değişkenlik gösterebilir. Bu değişkenlik, türlü kıvırma cümleleriyle de süslenebilir.</p>
<p>&#8220;Aslında öyle yapmak istememiştim!&#8221;<br />
&#8220;O anlamda söylemedim!&#8221;<br />
&#8220;Çarpıtmayın kardeşim!&#8221;<br />
&#8220;Dün dündür&#8230; bugün beka sorunuyla cebelleşiyoruz!&#8221;</p>
<p>Sosyal hayatımızdaki davranışları, ilişkileri, bir manada yolumuzu belirleyen bu duyguyu çevremizde gördüğümüzde, bir yanımız sebep olduğu şeye kızsa da bir başka yanımız nedametini takdir eder.</p>
<p>Kösele gibi suratı olduğunu sandığımız herhangi insanın yüzünün kızardığını gördüğümüzde, yelkenlerimiz suya iner. Hiç üşenmeden böyle insanlarla empati bile kurarız.</p>
<p>Yaptığından, söylediğinden, yazdığından utanan insanları bir kenara koyduğumuzda, konu yazımızın başlığına gelir.</p>
<p>&#8220;Fremdschämen!&#8221; Başkası adına/namına utanmak&#8230;</p>
<p>Hani bir şey duyduğunuzda, gördüğünüzde, okuduğunuzda&#8230;</p>
<p>&#8220;Yok artık!<br />
&#8220;Daha neler!&#8221;<br />
&#8220;Vay öküz vay!&#8221;</p>
<p>Nidaları çıktığında ağzınızdan, irkilirsiniz ya! Avuç içleriniz terler&#8230; alt dudağınızı ısırır, &#8220;bok böceği&#8221; gibi kalırsınız ya!</p>
<p>Bu kalmışlığı bu aralar çok yaşıyorum.</p>
<p>İnsanların utanmazlıklarına şahit olduğumda, onların adına ben niye utanıyorumki? Niye yüzüm kızarıyor mesela? Utanmazların karşı tarafta sebep oldukları üzüntüler ve kötü hissedişler için, ben niye kala kalıyorum?</p>
<p>İnsanın öküzlüğü, duygusuzluğu, vahşiliği, vicdansızlığı beni niye bu kadar etkiliyor?</p>
<p>Kızmıyorum inanın, sadece üzülüyorum&#8230;</p>
<p>İnsanlığın geldiği bu pespaye düzeye üzülüyorum.</p>
<p>&#8220;Ben yaptım&#8230; benim sayemde&#8230; benden gayrısı hikaye!&#8221; laflarından gına geldi artık.</p>
<p>Gerçekten bir insana faydan dokunuyor, onun hayatına anlam katıyor, onun ufkundaki engelleri kaldırabiliyorsan ne mutlu sana da&#8230;. bu yaptığını o insanın gözüne neden sokuyorsun? O insanı ya da sevdiklerini neden eziyorsun? Yaptığını yüceleştirirken, karşı tarafı değersizleştirdiğini neden görmüyorsun?</p>
<p>Mesela birileri, &#8220;Şunu şunu şunu yaptık, gözünüze dizinize dursun!&#8221; deyip halka küfür ettiğinde ben utanıyorum.</p>
<p>Mesela birileri, evladını depremde kaybeden bir babayla kentsel dönüşüm üzerinden billur geçtiğinde, ben yerin dibine geçiyorum.</p>
<p>Mesela birileri, koltuğunu kaybetmemek adına kadını yok saymayı şart koşan bir partiyle anlaşmaya vardığında, o birilerinin seçmeni yerine benim yüzüm kızarıyor.</p>
<p>Mesela birileri, çocuğu ya da kadını istismar edenleri korumak adına &#8220;Rızası vardı!&#8221; dediğinde, avuç içlerim terliyor.</p>
<p>Mesela birileri:<br />
Çocuğun ve kadının istismarına yaptıkları ve/veya yapamadıkları ile vesile olup, aile kutsiyetinden bahsetmiyorlar mı&#8230;</p>
<p>İnsanlar çadır, su, elektrik, tuvalet bulamazken, felaket bölgesinde her yere yetişip her önlemi aldıklarını yumurtlamıyorlar mı&#8230;</p>
<p>Alt geçitlerde sudan ve çamurdan boğularak ölen insanların&#8230; lodoslu havada sobadan tepen dumanla boğulan insanların&#8230; işsizlikten ve gelecek korkusundan boğulacak gibi olan gençlerin&#8230; ay sonunu nasıl getireceğini düşünürken nefessiz kalan emeklilerin olduğu bir ülkede&#8230; on büyük ekonomi masalını temcit pilavı gibi önümüze sürmüyorlar mı&#8230;</p>
<p>Dudaklarım kanıyor ısırmaktan.</p>
<p>Diyanet işlerini, bir partinin sözcüsü haline getirdiklerini görüp de ses bile çıkartmayan Müslümanlar adına&#8230;</p>
<p>Çadırı, barbunyayı, ikinci el giysiyi ve kanı &#8220;babalar gibi&#8221; satanları eleştirmeyen, eleştirmeye cesaret edemeyen sıradan halk adına&#8230;</p>
<p>Partisine, liderine, ideolojisine ölümüne bağlı olup da hiçbir haksızlığı, hiçbir yanlışı, hiçbir yalanı umursamayarak &#8230; gözünü, kulağını ve ağzını kapatan &#8220;maymunlar&#8221; adına&#8230;</p>
<p>Ben utanıyorum, ben!</p>
<p>Prezervatif alırken utanıyorsunuz da aklımıza, sabrımıza, iyi niyetimize tecavüz ederken hiç utanmıyorsunuz.</p>
<p>Yaşam şeklimizden, dayanışmamızdan, sorgulayıp araştırmamızdan utanıyorsunuz da çalmaktan, talandan ve kuyruklu yalanlarınızdan hiç utanmıyorsunuz.</p>
<p>Kadını zekasıyla, çalışkanlığıyla, üretkenliğiyle toplumun aynası olarak görmemizden utanıyorsunuz da anneniz dışındaki her kadını potansiyel düşman olarak görmekten hiç utanmıyorsunuz.</p>
<p>Yeter artık!</p>
<p>Yeter!</p>
<p>Sizin utanmazlıklarınızdan utanmaktan bıktık artık.</p>
<p>Sizin adınıza utanmaktan yorulduk artık.</p>
<p>Düşün yakamızdan artık!</p>
<p>Düşün be kardeşim!</p>
<p>Günaydın&#8230; Sağlıklı, neşeli ve yüzümüzün başkaları adına kızarmadığı bir hafta diliyorum.</p>
<p>Kenan Çığır<br />
20.3.2023</p>
<p>Foto: Pixabay / Anita S.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2023/03/boy-666803-800.jpg" length="38583" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Pazartesi Yazıları: Rhagoletis Pomonella&#8230; Kenan Çığır</title>
		<link>https://egazete.de/pazartesi-yazilari-rhagoletis-pomonella-kenan-cigir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kenan Çığır]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Mar 2023 21:16:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Kenan Çığır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=26267</guid>

					<description><![CDATA[Eski figürler, yeni figürler, kazanabilecekler, ezelden kaybedenler, böbrek taşı dökenler, dökülen taşlarla hiç işi olmayanlar... televizyon kanallarında cirit atarken...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Pazardaki tezgahın üstünde kıpkırmızı dizilmişler bana bakıyorlardu. Parafinle parlatılmış gibi dursa da; dış güzelliği, çürümeye başlamadan önceki faydaları, insana yardım edecek edasıyla göz kırpışlarına aldanmamak ne mümkündü? Dayanamadım&#8230;</p>
<p>İki kilo elmayı seçmeden torbaya doldurdum.</p>
<p>Pazardan aldıklarımı mutfakta bir köşeye bırakıp, torbadan bir elma kaptım. Millet susuzluktan kırılırken yıkamak hiç içimden gelmemişti. Çocukluğumdaki gibi, hızla bir kaç kez kazağımın koluna sürttüm. Pırıl pırıl parlıyordu.</p>
<p>&#8220;Hart!&#8221; Diye, kocaman bir ısırık aldım yanağından. O zaman tanıştık kendisiyle!</p>
<p>Bilimsel adı Rhagoletis Pomonella&#8217;ymış, halk diliyle; bildiğiniz elma kurdu&#8230;</p>
<p>&#8220;Ne işin var burada, kimsin sen?&#8221; Diyebildim.</p>
<p>Yüzsüz yüzsüz cevap verdi;</p>
<p>&#8220;Merkeze, protein bakımından zengin çekirdeklere doğru yol alıyorum. Ahlaki ve yasal bir yolculuk benimkisi! Para verdin diye, herşeyi bilmek zorunda mısın?&#8221;</p>
<p>&#8220;Ne terbiyesiz şeymişsin be! Kim soktu seni buraya? Bir tek sen de değilsin galiba, yanındakiler kim? Kime güveniyorsun sen?&#8221;</p>
<p>&#8220;Oğlum, gelinim, akrabalarım işte! Sana ne?&#8221;</p>
<p>&#8220;Cevap ver? Kime güveniyorsun?&#8221;</p>
<p>&#8220;Bak&#8230; insan denen zavallı! Biz buraya girmeden önce, şartları bizim adımıza oluşturan güçler vardır. Her zaman da olacaktır. Biz dallara, yapraklara, taşlara, tellere tutunur zamanımızın gelmesini bekleriz. O zaman geldiğinde, yani şartlar oluştuğunda&#8230; elmanın zengin kaynaklarını yiye yiye semirir, sizin gibi şapşallar engel çıkartmaya kalktığında da gidecek başka yerler ararız.&#8221;</p>
<p>&#8220;Hem yüzsüz, hem de aşırı özgüvenlisin! Meyveciliğin kanunu sayılan ilaçlama diye bir şey yok mu? O da mı sizi engellemiyor?&#8221;</p>
<p>&#8220;İlaçlama olmadığı için biz varız, o yüzden çoğalıyoruz. İstediğin profesöre sor, ilaçlamanın olmadığı sağlıklı meyvede kurt olur. Biz belki zengin kaynakları içten içe tüketiyoruz ama sen yine de dışarıdan hiç birşey anlamıyorsun. Elma yine elma anlayacağın. Hadi sizin anladığınız dilde anlatayım: Kanunun, adaletin, denetlemenin olduğu yerde zararlılar barınabilir mi?&#8221;</p>
<p>&#8220;Siz elmadaki zenginlikleri bir bir yok ederken, ve yüzsüz yüzsüz ortalarda dolaşırken&#8230; insanoğlu elmadan soğudu. Yüzelli küsür yıldır yararlı olduğuna inandığımız, sürekli severek büyüttüğümüz o güzelim meyveye bu kötülüğü niye yapıyorsunuz?&#8221;<br />
&#8220;Hala anlamadın değil mi? Bugün elma, yarın armut, diğer gün kiraz&#8230; Biz bekleriz! Lavralar halinde gezer, beslenebileceğimiz, semirebileceğimiz, sömürebileceğimiz her yere gireriz. Biz; utanma, ahlak, hak, hukuk gibi demode kavramları da bilmeyiz. Zararlı geldik bu dünyaya, zararlı olarak gideceğiz.&#8221;<br />
Haklıydı elma kurdu!<br />
Bıçağı aldım&#8230; elimdeki elmayı kurtlardan ve tüm çürümüşlüklerinden temizledim. Yine midemin çaresizliğine ilaç olacak, yine ruhuma iyi gelecekti&#8230;<br />
Oturup elma kurduyla konuşmuştum. Ülkenin çivisi çıkmışken benim de vidalarımın gevşemesi normaldi!<br />
Kızılay&#8217;da yok pahasına satış çılgınlığı yaşanırken&#8230;<br />
Ülkücü ideoloji kendine yakışanı sahnelerken&#8230;<br />
Deprem bölgelerinde insanlar &#8220;Su!&#8221; diye inlerken&#8230;<br />
Eski figürler, yeni figürler, kazanabilecekler, ezelden kaybedenler, böbrek taşı dökenler, dökülen taşlarla hiç işi olmayanlar&#8230; televizyon kanallarında cirit atarken&#8230;<br />
Beyaz Torosların ve tescilli katillerin resimleri,<br />
tribünlerde karanlık günleri çağrıştırıp, korkuyu hortlatmaya çalışırken&#8230;<br />
Okkalı bir küfür sallamak gelse de içimden yutkundum. Yüzüme oturan müstehzi bir gülümsemeyle torbadaki diğer elmaları önümel alıp, tek tek içlerini açarak kurtlarını temizlemeye başladım.<br />
Sağlıkla ve umutla dolu bir hafta diliyorum.<br />
Kenan Çığır<br />
06.03.2023</p>
<p>Antalya</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2023/03/apple-2023616-800.jpg" length="46186" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Pazartesi Yazıları:  Baraj Yıkıldı&#8230; Kenan Çığır</title>
		<link>https://egazete.de/pazartesi-yazilari-baraj-yikildi-kenan-cigir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kenan Çığır]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Feb 2023 10:41:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[baraj]]></category>
		<category><![CDATA[Kenan Çığır]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=26223</guid>

					<description><![CDATA[Korku!  Ne yaman bir vazgeçiş. Ne can yakıcı bir kaçış. Nasıl da yoğun bir tükeniştir...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Milyonlarca su damlası, yıllardır tedirginlikle ve usulca kendi aralarında fısıldaşıyor&#8230; hapsedildikleri bu ortamın sadece ama sadece dedikodusunu yapıyorlardı. Şikayet ettikleri hiçbir konu hakkında birleşmeye, birleşerek oluşturacakları selin o gür sesini duyurmaya hiç ama hiç niyetleri yoktu&#8230;</p>
<p>Yalnız su damlaları, önlerine çekilen devasa birçok bentle daha çok yalnızlığa sürüklense de kimi gökyüzüne, kimi ağaçlara, kimi kuşlara aşık, melankolik yaşamlarına devam ediyordu.</p>
<p>Bir kısım su damlası lüks havuzlu evlerde, bir kısmı sarayların saya saya bitmeyen odalarında, bir kısmı şehirlerin, kasabaların, köylerin en güzel yerlerinde salına salına dolaşırken&#8230; onlar; önlerine çekilen ve/veya dayatılan sınırlarda, hiçbir konuda söz sahibi olmadan, barajların içinde mutsuzca yaşamaya mahkum edilmişti.</p>
<p>Ama&#8230; deseler!<br />
Siz de&#8230; deseler!<br />
Biz de&#8230; deseler!</p>
<p>Barajın sorumlusunun hışmına uğruyor&#8230; kimi hücrelere bok temizlemek için gönderiliyor, kimi ustaca ve hiç iz birakmadan buharlaştırılıyor, kimi de hakaret ve küfürlerle ezim ezim eziliyordu.</p>
<p>Korkunun yarattığı karanlık, aşık oldukları gökyüzünün, ağaçların, kuşların bile güzelliğini doyasıya yaşatmıyordu su damlalarına&#8230;</p>
<p>Korku!<br />
Ne yaman bir vazgeçiş.<br />
Ne can yakıcı bir kaçış.<br />
Nasıl da yoğun bir tükeniştir&#8230;</p>
<p>Su damlalarının fısıldaşmaları, sorumlunun sorumsuzluğu tavan yaptığı zamanlarda daha da artıyordu.</p>
<p>&#8220;Su damlasının fıtratında var tutsaklık, fıtratında var buharlaşmak, fıtratında var pisliğin içinde nefes almak!&#8221; Dediğinde, kerameti kendinden menkul sorumlu&#8230; kimse sesini çıkartmamalı, kimse kendi arasında bile konuşmamalıydı.</p>
<p>Su damlaları en ufak bir itiraz, en objektif eleştiri, en masum istekte bile, barajın haini ilan ediliyor&#8230; türlü unvanlarla ödüllendiriliyordu;</p>
<p>&#8220;Sürtük&#8230;<br />
Çürük&#8230;<br />
Namusuz..<br />
Adi&#8230;<br />
Bahtsız Bedevi&#8230;<br />
Sefil&#8230;<br />
Gafil&#8230;<br />
Kifayetsiz&#8230;<br />
Namusuz&#8230;<br />
Namert!&#8221;</p>
<p>Hakaretlerin, küfürlerin, baskının ve zulmün giderek dozunu arttıran&#8230; en ufak bir ihtiyacin bile karşılanamamasının yarattığı sıkıntıyı örtbas etme telaşıyla, tehditler savuran sorumsuz sorumluları izleyen su damlalarının<br />
fısısıldaşmaları, çığlıklara dönüşmeye başlamıştı.</p>
<p>Su damlalarının nihayet ve ivedilikle birer ikişer birleşmeye başlaması kaçınılmazdı. Korku yavaş yavaş yerini öfkeye bırakmış, damlalar dalgalar halinde setlere azimle ve bilinçle daha çok vurmaya başlamıştı.</p>
<p>Hedefe ulaşmak için yola çıkan bir selin önünde kim durabilirdi?</p>
<p>Korkudan kurulan setler çatırdamaya, sırça saraylar yıkılmaya, özgürlüğe hasret suyun önündeki psikolojik duvarlar yıkılmaya başlamıştı.</p>
<p>Baraj sorumlusu ne engel koyarsa koysun, ne kadar küfür ederse etsin&#8230; elleriyle ördüğü setlerin yıkılan enkazının altında kalmaya mahkumdu.</p>
<p>Su, damla olarak kalmaktansa&#8230; sel olmayı seçmişti bir kere!</p>
<p>Seller korkusuzdur&#8230;<br />
Seller bentleri aşıp, sokulmak istenen kalıba sığmayıp taşarak yola çıktığında, önüne kattığını sürükleyecek kadar güçlüdür.<br />
Seller, hedeflerine özgürce ulaşacak kadar inatçı, inatçı olduğu kadar sabırlıdır&#8230; sabırlı olmak zorundadır.</p>
<p>Sellerin çağlayan sesinin duyulmasını engellemek isteyen birçok sorumsuz sorumlu yine peydahlanacaktır&#8230; sellere ayar vermeye çalışacak, onları artık asla sığmayacakları kalıplara tekrar sokmak isteyecek bedbahtlar da yine olacaktır.</p>
<p>Sorumsuz sorumluların, korkuyla kurdukları saltanatlarını korumak için her türlü yola başvuracaklarını: Yine tehdit, yine hakaret, yine sindirne politikaları üretmekten vazgeçmeyeceklerini bilse de damlalar&#8230;</p>
<p>Damladan dalgaya, dalgadan sellere birleşe birleşe, dönüşe dönüşe&#8230; kurulan her tuzağı, sahnelenen her oyunu görüp, kendisine vurulmak istenen prangaları parçalayarak güneşli ve aydınlık kumsallara ulaşacak&#8230; Su damlaları; özgürlüğün ve huzurun kaynağı denize kavuşacaktır&#8230;</p>
<p>Sağlıka dolu, su kadar berrak bir hafta diliyorum.</p>
<p>Kenan Çığır<br />
27.02.2023</p>
<p>Foto: Pixabay / Fabien Pasquet</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2023/02/cascade-7152189-800.jpg" length="99722" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Pazartesi Yazıları:   Değişecekler&#8230; Değişmeyecekler&#8230; Kenan Çığır</title>
		<link>https://egazete.de/pazartesi-yazilari-degisecekler-degismeyecekler-kenan-cigir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kenan Çığır]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Feb 2023 08:12:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[dayanışma]]></category>
		<category><![CDATA[değişim]]></category>
		<category><![CDATA[Kenan Çığır]]></category>
		<category><![CDATA[umut]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=26137</guid>

					<description><![CDATA[Ben dayanışmadan, ben umuttan, ben değişimden, ben aydınlığa ve gelecek güzel yarınlara  dönüşümden yana duruşumu sabitlemek istiyorum.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>99 depreminden sonra: İzmit&#8217;in bir çok yerinde&#8230; Gölcük, Sakarya, Yalova &#8216;nın ayakta kalmış evlerinde ve sokaklarında geceleri tek bir ışık bile yanmıyordu&#8230;</p>
<p>Çoğu insan, mecburiyetten ve/veya korkudan ya çadırda ya bir tanıdığının yanında kalıyordu. Biz de dört aile, aylarca iki odalı bir evde balık istifi yatıyor, ertesi gün büyük bir karamsarlıkla işimize gidiyorduk. Kimimiz bankacı, kimimiz fabrika emekçisi, kimimiz esnaf, kimimiz sağlık çalışanıydık.</p>
<p>Bu acı ve karamsarlılk dolu günler, belli zaman sonra elbette değişecekti. İnsanlar kayıplarını bağırlarına basıp, yaşantısına devam edecek&#8230; şehirler, kasabalar, köyler eskisinden de canlı yaşam alanlarına dönüşecekti. Dönüştü de&#8230;</p>
<p>Bu dönüşüm, Hatay başta olmak üzere tüm deprem gören illerde de olacak&#8230; Yürekten inanıyorum ve umudumu yeşerten birçok insanın, geleceğe dair kararlı çığlıklarını duyuyorum.</p>
<p>17 Ağustos depreminden önce, arabamızı park etmek için, İzmit rasathane yokuşundaki yollarda bir saat dolaşıp da bir delik aradığımız günler&#8230; 45 saniye süren deprem sonucunda mazi olmuştu. Depremden sonra arabanı istediğin yere, istediğin düzende bırakabiliyordun. Bomboş sokaklara dalıp dalıp, bunca arabanın nereye kaybolduğunu çözmeye çalışmak beyhudeydi. Gitmişti insanlar, insanca kaygılarla geri dönmek üzere&#8230; gitmişlerdi.</p>
<p>Lakin o boş sokaklar belli bir zaman sonra yine değişmiş, yine dolmuştu. Hem de eskisinden daha yoğun, eskisinden daha fazla&#8230; hatta insanı çileden çıkartırcasına! Böyle çileye can kurbandı. İnsan iliklerine kadar; kendisinin, şehirlerin ve sokakların terkedilmediğini hissediyordu.</p>
<p>Kahramanmaraş ve tüm deprem bölgesindeki sokakların da dolup taşacağı günlerin geleceğini ve yine yine yeniden, park yeri tartışmalarına şahit olacağımızı biliyorum, hissediyorum ve o günlere ait umudumu saklı tutuyorum.</p>
<p>Felaketlerden, ölümlerden, acılardan sonra hayat elbette kesintiye uğrar. Elbette birçok konu anlamını yitirir, elbette tekrar ayağa kalkabilmek zaman alır, elbette tekrar kendimiz olabilmek için mücadele gerekir. Lakin her şey zaman içinde değişir. Umutlar tazelenir, hedefler yenilenir, bakış açıları farklılaşır. Geride kalanlar için yaşam devam edecektir.</p>
<p>99 depreminden sonra bu yörede yeniden filizlenen yaşama kültürü, 2023 depreminden sonra da o yöreleri seven insanlar tarafindan tekrar oluşturulacaktır. Hiçbir kuşkum yoktur. Yaşamının tam da ortasına insanı koymuş, sıradan bir adam olarak bu konudaki inancım; ne hükumete, ne STK&#8217;lara, ne de arsız ve hırsız müteahhitleredir&#8230; inancım kayıtsız şartsız, orada yaşayan halklaradır. Başaracaksınız&#8230;</p>
<p>Değişim ve gelişim her zaman mümkünken, değişmeye kapalı olan ve asla değişmeyecekler de var elbette&#8230;</p>
<p>&#8220;Evlat edinilen depremzedeler ile evlenilebilir!&#8221; Diyen soytarılar var mesela. Bunlar asla değişmez.</p>
<p>Küçücük kız çocuklarını gelin etmek isteyen şerefsizliği de savunan bu aşağılık zihniyettir&#8230; erkek çocuklarına tecavüzü mazur göstermek için kırk takla atan da&#8230;</p>
<p>Ölmüş insanla veda seksine fetva veren de bu aşağılık zihniyettir&#8230; &#8220;öz kızına ya da kayınvalidene şehvet duyabilirsin!&#8221; diyen de&#8230;</p>
<p>Bu aşağılık zihniyet asla değişmiyor, değişmeyecektir. Bunlar karanlıktan ve cahillikten beslenen sülüklerdir. Nesilleri asla tükenmeyecek, asla değişmeyecek olan ahlaksızlardır.</p>
<p>Dayanışmayı umursamayan, insani kaygılarla çırpınmayı önemsemeyen, kendinden başka bir güce katlanamayan şarlatan politikacılar, işbirlikçiler, troller, yağdanlıklar da değişmeyecektir.</p>
<p>Mesleğinin gereğiyle değil&#8230; biat ettiği düşüncenin etkisi ve emriyle hareket eden zümrelerin de değişme ihtimali yoktur. Onlar beyinlerini ve kalbini çıkar uğruna ipotek ettirmiş zavallılardır ve böylesine büyük felaketlerde bile insan olduklarını hatırlamak istememektedirler. Onları, inandıklarını zannettikleri &#8220;Allah&#8217;a&#8221; havale etmekten başka bir şey elimizden gelmiyor, zira hiçbir koşulda değişmeyeceklerini çok iyi biliyoruz.</p>
<p>Değişmeyenler, değişmeyecekler &#8220;o kadar umurumda değil ki!&#8221; &#8220;Kendi pisliklerinde debelenip dursunlar, ya da o pisliğin derinliklerinde boğulsunlar, bana ne?&#8221; diyebiliyorum.</p>
<p>Ben dayanışmadan, ben umuttan, ben değişimden, ben aydınlığa ve gelecek güzel yarınlara dönüşümden yana duruşumu sabitlemek istiyorum.</p>
<p>Depremzedeler için, bir yerlerden icazet ve emir beklemeden canını dişine takıp fark yaratmaya çalışan herkese şükran ve saygı duyuyorum. Sağcısı solcusu, Afad&#8217;ı Ahbap&#8217;ı, yerlisi yabancısı&#8230; Kim ki insanca ve karşılıksız bir yaklaşımla deprem bölgesinde emek verdi, veriyor&#8230; hepsini sevgiyle kucaklıyorum.</p>
<p>Tüm bu yardım organizasyonundan maddi, manevi, siyasi, kişisel çıkar sağlayanları da biliyor, görüyor, elbette duyuyorum. Onları başka bir yazının konusu yapmak için sabırsızlanıyorum.</p>
<p>Sorumluların sorumluluk bilincine geç varması ve günlerce koordinasyonun sağlanamaması neticesinde, çaresizce enkaz altında yiten insanların acısını, ömrümce içimde taşıyacağımı da biliyorum.</p>
<p>Dedim ya; salt kötülükten yana, salt çıkardan yana olup, hiçbir şartta değişmeyenler her zaman olacaktır. Bizler umudumuzu taze tutup, geleceği güvenle inşa ederek, adil ve aydınlık günlere kararlılıkla ulaşmak zorundayız.</p>
<p>Sağlıklı ve umut dolu bir hafta diliyorum.</p>
<p>Kenan Çığır<br />
20.02.2023</p>
<p>Foto: Pixabay / Nico Wall</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2023/02/leaf-3369412-800.jpg" length="19406" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Pazartesi Yazıları: Hepimiz enkaz altındayız &#8211; Kenan Çığır</title>
		<link>https://egazete.de/pazartesi-yazilari-hepimiz-enkaz-altindayiz-kenan-cigir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kenan Çığır]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Feb 2023 21:34:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[enkaz]]></category>
		<category><![CDATA[Kenan Çığır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=26085</guid>

					<description><![CDATA[Hepimiz benzer şeyler düşünüyoruz. Hepimiz acı çekiyoruz, hepimiz büyük bir travma içindeyiz. Ve elbette, hepimiz enkaz altındayız.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gördüklerimi, duyduklarımı, duygularımı derleyip, bir kurgu yaratarak hikayeleştirmeyi bir kenara bırak&#8230; sadece olanı biteni objektif bir duruşla yazmak bile, sömürü hissi uyandırıyor bende&#8230;. Utanıyorum.</p>
<p>Yazıyorum&#8230; Siliyorum.<br />
Yazıyorum&#8230; Siliyorum.<br />
Yazıy&#8230;</p>
<p>Gazeteci Sayın Gül Anasal&#8217;ın, birkaç gün önce yazdıklarını hatırlıyorum.</p>
<p>&#8220;Üşüyorum, üşüdüğüm için kendime kızıyorum. Isınıyorum, ısındığım için kızıyorum bu sefer. Karnım acıkıyor, karnımı doyurduğum için kendi kendime söyleniyorum. Kar yağsın hava temizlensin diye bekliyordum, kar yağıyor sevinemiyorum. İçtiğim suyu, yediğim yemeği, evimdeki sıcağı hepsini aklımın olduğu yerden, deprem bölgesinden kıskanıyorum.&#8221;</p>
<p>Hepimiz benzer şeyler düşünüyoruz. Hepimiz acı çekiyoruz, hepimiz büyük bir travma içindeyiz. Ve elbette, hepimiz enkaz altındayız.</p>
<p>Bu haftalık bağışlayın sevgili dostlar, yazmak bile bana ağır geliyor.</p>
<p>Çok üzgünüm&#8230; çok.</p>
<p>Yaralılara acil şifalar diliyorum. Kayıp yaşayan herkesin acısını yüreğimde hissederek, çaresizliğimin girdabında debeleniyorum.</p>
<p>Acılarımıza dayanabilmemizi sağlayacak bir hafta diliyorum.</p>
<p>Kenan Çığır<br />
13.02.2023</p>
<p>İzmit.</p>
<p>Temsili foto: Pixabay / <span class="attribution_field ">Angelo Giordano</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2023/02/earthquake-gaff0798ff-800.jpg" length="70519" type="image/jpeg"/>	</item>
	</channel>
</rss>
