<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Almanya &#8211; Almanya Haberleri &#8211; Egazete.de</title>
	<atom:link href="https://egazete.de/almanya/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://egazete.de</link>
	<description>Almanya&#039;nın Türkçe Haber Portalı</description>
	<lastBuildDate>Sun, 02 Aug 2026 18:39:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>
	<item>
		<title>Almanya&#8217;da &#8216;radar maratonu&#8217; başlıyor</title>
		<link>https://egazete.de/almanyada-radar-maratonu-basliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 02 Aug 2026 18:38:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[hız kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[radar]]></category>
		<category><![CDATA[trafik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31846</guid>

					<description><![CDATA[Almanya'da 3-9 Ağustos 2026 tarihleri arasında trafikte yoğun hız denetimleri yapılacak]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Almanya&#8217;da  3-9 Ağustos tarihleri arasında Avrupa Trafik Polisi Ağı’nın (ROADPOL) düzenlediği geleneksel “Speedweek” (Radar Maratonu) kapsamında trafikte hız denetimleri yapılacak. </p>



<p>Ülkedeki 13 eyalette polis ekipleri, bir hafta boyunca şehir içi ve  şehir dışı güzergahlar, okul ve kreş çevreleri, hastane önleri ile yol çalışması bulunan bölgelerde;  gizli ve mobil radarlarla hız kontrolleri yapacak. Denetimlerin özellikle kaza riski yüksek noktalarda yoğun şekilde yapılması bekleniyor.<br><br>Güzergahı ve kontrol noktaları önceden açıklanmayacak radar maratonunun amacı hız kaynaklı trafik kazalarını azaltmak ve sürücülerin hız limitlerine uymasını sağlamak. 3 &#8211; 9 Ağustos tarihleri arasındaki hız maratonuna Bavyera, Saarland ve Saksonya eyaletleri  katılmayacak. Ancak Saksonya eyaleti okulların açılmasıyla birlikte 17 Ağustos – 4 Eylül tarihleri arasında “Okul Başladı” sloganıyla bir dizi denetim yapacak. </p>



<p><strong>Cezalar cep yakıyor</strong></p>



<p>Almanya&#8217;da hız sınırını aşmanın bedeli 800 Euro’ya, ehliyete el konulma süresi ise 3 aya kadar çıkabiliyor.</p>



<p>Almanya&#8217;da trafikte hız ihlali cezaları, şehir içi veya şehir dışı olmasına, hız yüksekliğine göre para cezası, ceza puanı ve ehliyete el koyma şeklinde uygulanıyor.  Hız ihlallerinde zamanaşımı süresi 6 aya çıkarıldı. 1 yıl içinde 26 km/h ve üzeri hız ihlalinin tekrarlanması durumunda ek sürüş yasağı verilebiliyor.</p>



<p>Şehir içi hız ihlalleri ve cezaları</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>10 km/saate kadar ihlalde:</strong> 30 Euro para cezası</li>



<li><strong>11–15 km/h:</strong> 50 €</li>



<li><strong>16–20 km/h:</strong> 70 €</li>



<li><strong>21–25 km/h:</strong> 80 €  ve 1 ceza puanı</li>



<li><strong>26–30 km/h:</strong> 100 €  ve 1 ceza puanı</li>



<li><strong>31–40 km/h:</strong> 160 €  ve 2 ceza puanı ile 1 ay ehliyet yasağı</li>



<li><strong>41–50 km/h:</strong> 200 €  ve 2 ceza puanı ile 1 ay ehliyet yasağı</li>



<li><strong>70 km/h üzerindeki ihlaller:</strong> 800 €  ve 2 ceza puanı ile 3 ay ehliyet yasağı</li>
</ul>



<p>Şehir dışı hız ihlalleri ve cezaları</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>10 km/saate kadar ihlalde:</strong> 20 Euro para cezası</li>



<li><strong>11–15 km/h:</strong> 40 €</li>



<li><strong>16–20 km/h:</strong> 60 €</li>



<li><strong>21–25 km/h:</strong> 70 €  ve 1 ceza puanı</li>



<li><strong>26–30 km/h:</strong> 80 €  ve 1 ceza puanı</li>



<li><strong>31–40 km/h:</strong> 120 €  ve 1 ceza puanı</li>



<li><strong>41–50 km/h:</strong> 160 €  ve 2 ceza puanı ile 1 ay ehliyet yasağı</li>



<li><strong>51–60 km/h:</strong> 240 €  ve 2 ceza puanı ile 1 ay ehliyet yasağı</li>
</ul>



<p>Cezalar konusunda mevzuat ve ayrıntılı bilgi için <a href="https://bussgeld-kontrolle.de/hiz-yapmanin-cezalari-2025-ceza-tablosu-ve-pratik-tavsiyeler/" target="_blank" rel="noreferrer noopener nofollow">Almanya Ceza Kataloğu</a>&#8216;na tıklayın</p>



<p>Foto: Pixabay / Manfred Richter</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/08/speed-camera-3293907_800.jpg" length="91310" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Frankfurt’tan Küba’ya dayanışma mesajı!</title>
		<link>https://egazete.de/frankfurttan-kubaya-dayanisma-mesaji/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 02 Aug 2026 12:49:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[dayanışma]]></category>
		<category><![CDATA[frankfurt]]></category>
		<category><![CDATA[Küba]]></category>
		<category><![CDATA[protesto]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31833</guid>

					<description><![CDATA[ABD’nin Küba’ya yönelik ambargosu ile istikrarsızlaştırma girişimleri ve karalama kampanyaları Frankfurt'ta protesto edildi]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p></p>



<p>Frankfurt’taki komünist, sosyalist ve diğer sol örgütlerle çeşitli göçmen derneklerinin oluşturduğu “girişim“, ABD’nin Küba’ya yönelik ambargosu, istikrarsızlaştırma girişimleri ve karalama kampanyalarını protesto edip, Küba’daki sosyalist direnişe güçlü bir dayanışma mesajı gönderdiler.</p>



<p>Kent içindeki yüzlerce kişinin katıldığı yürüyüşün ardından tarihi Paul Meydanı’ndaki mitingle devam eden dayanışma eyleminde ABD’nin Küba’ya saldırma hazırlıkları içinde olduğuna dikkat çekilerek, tüm dünyadaki ilerici güçler buna karşı protestoya çağrıldı. Bu arada Federal Almanya hükümetinin de Küba’ya yönelik politikaları kınanarak, Almanya’nın başta Birleşmiş Milletler olmak üzere uluslararası kurumlarının bu konudaki karar ve çağrılarına katılmak zorunda olduğu, bir an önce Küba’ya gerekli acil insani yardımları başlatması gerektiği vurgulandı.</p>



<p>Küba’yla dayanışma eylemleri, yürüyüş ve mitingin ardından “Almanya-Küba Dostluk Derneği“nin Alman Sendikalar Birliği (DGB) Frankfurt’taki merkezinde  düzenlediği “dayanışma festivali“yle devam etti. (gk)</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/08/Kuba-dayanismasi082026-800.jpeg" length="153222" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>10’ncu yılında Münih katliamı</title>
		<link>https://egazete.de/10ncu-yilinda-munih-katliami/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gürsel Köksal]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Aug 2026 14:02:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[anma]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı sağ]]></category>
		<category><![CDATA[ırkçılık]]></category>
		<category><![CDATA[Münih katliamı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31838</guid>

					<description><![CDATA[İran kökenli Alman terörist David Sonboly’nin Münih’in ortasında hepsi göçmen kökenli, sekizi genç, biri yetişkin dokuz insanı katlettiği, beş genci ağır biçimde yaraladığı katliamın üzerinden 10 yıl geçti.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>GÜRSEL KÖKSAL</p>



<p>“Şimdi kim olursa olsun, karşıma çıkan her Alman Türkü’nü yok edeceğim.“<br>Münih’te 10 yıl önce savaş sonrası Almanya’nın en kanlı katliamlarından birini gerçekleştiren faşist terörist, geride bıraktığı veda mektubunu bu sözlerle bitirmişti.<br><br>22 Temmuz 2016 tarihinde Münih’teki Olimpiyat Alışveriş Merkezi’nde (OEZ) yaşanan katliamda Armela Segashi (14), Can Leyla (14), Dijamant Zabërgja (20), Guiliano Kollmann (19), Hüseyin Dayıcık (17), Roberto Rafael (15), Sabina S. (14), Selçuk Kılıç (15) ve Sevda Dağ (45) yaşamını yitirmişti. Ölenlerin üçü (S. Kılıç, C. Leyla ve S. Dağ) Türkiye vatandaşı, biri de (H. Dayıcık) Batı Trakya Türklerinden Yunanistan vatandaşıydı.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="460" height="600" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/08/munih-katliami-10yilinda-600.jpeg" alt="" class="wp-image-31839" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/08/munih-katliami-10yilinda-600.jpeg 460w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/08/munih-katliami-10yilinda-600-300x391.jpeg 300w" sizes="(max-width: 460px) 100vw, 460px" /></figure>



<p>Norveç’te çoğu genç insanlardan oluşan 77 kişiyi katleden faşist terörist Breivik’in eyleminin (2011) tam beşinci yıldönümünde Münih’te yaşanan bu katliamın daha sona Almanya’nın Halle (2019) ve Hanau (2020) kentlerindeki, Yeni Zelanda’da (2019) 55 kişinin katledildiği ya da Münih’te 13 kişinin öldüğü, 200’den fazla insanın yaralandığı “Oktoberfest Katliamı“ndaki gibi faşist bir saldırı olduğu daha başından belliydi. Ancak polis ve diğer yetkililer uzunca bir süre bunu açıkça gösteren ipuçlarını, dahası birbirinden bağımsız üç bilirkişinin raporlarını görmezden gelip, olayı okulda mobinge uğrayan, psikolojik sorunları olan bir gencin intikam amaçlı bir “bireysel amok“ eylemi olarak değerlendirmekte ısrar etti.</p>



<p>Ancak olaydan 3,5 yıl sonra bir kısmı Münih doğumlu dokuz insanı öldüren faşist katilin ırkçı, faşist, yabancı düşmanı ve özellikle Türk düşmanı olduğunu, katliamı Hitler’den geriye kalan faşistlerin gelecek kuşaklar için çizdikleri “yalnız kurt terörizmi“nin tipik bir temsilcisi olduğu, olayda kullandığı silahı satın aldığı kişinin de Hitler hayranı, tanınmış bir ırkçı olduğu bilinmesine rağmen göz ardı edildi.</p>



<p>Tıpkı Almanya’yı yıllarca dolaşıp, ülkenin dört bir köşesinde çoğu Türkiye kökenli esnafları ve bir polis memurunu bir köşede kıstırıp, kurşuna dizen faşist terör örgütü NSU’nun (Nasyonal Sosyalizm Yeraltı) cinayetlerinde olduğu gibi, bu eylemlerin ırkçı, yabancı düşmanı, neo-nazi, sağcı ideolojilerden kaynaklandığını olaydan uzun süre sonra kabul eden yetkililerin bunu gönülsüz bir biçimde yaptıklarının kanıtı, katliamda yaşamını yitirenlerin ailelerinden şu ana kadar özür dilenmemiş olması…</p>



<p>Olayın gerçekleştiği Bavyera Eyaleti’ndeki merkez sağ hükümet olayın soruşturulmasındaki hatalardan dolayı özür dilemekten imtina ediyor. Ancak şunu da görmek gerekiyor: Katliamda yaşamını yitiren 14 – 20 yaşlarındaki gençlerin ve 45 yaşındaki (35 yıldır Almanya’da yaşayan) annenin yakınlarının, Münih’teki antifaşistlerle birlikte kurdukları “Münih Hatırlıyor“ insiyatifinin inatla sürdürdükleri mücadeleyi ve eleştirileri saygıyla, olgunlukla karşılıyorlar.<br>Nitekim Eyalet Başbakanı, Eyalet Meclisi Başkanı, Eyalet İçişleri Bakanı başta olmak üzere, buradaki eyalet hükümetinde çoğunlukta olan merkez sağ parti CSU’nun (Hıristiyan Sosyal Birlik) üst düzey temsilcileri olayın 10’ncu yıldönümünde düzenlenen anma törenine katılıp, evlatları öldürülen ailelerin temsilcilerinin kürsüden kendilerine yönelttiği eleştirileri, sitemleri sessizce dinlediler.</p>



<p>Münih’teki anma töreninde devleti eyalet hükümetindeki politikacılardan önce, Almanya’nın sosyal demokrat kökenli Cumhurbaşkanı Steinmeier ve Münih’in Yeşiller partisinden Büyükşehir Belediye Başkanı Dominik Krause temsil etti.</p>



<p>Görev süresi önümüzdeki yıl mart ayında biten ve iki dönem sınırı nedeniyle yeniden bu göreve aday olmayacak olan Steinmeier’in ve Krause’nin anma törenindeki konuşmaları, Almanya’nın demokrat geleneğinin ülkenin faşist geçmişinden ve son yıllardaki sağ terör eylemlerinden sonraki skandallardan büyük ölçüde ders aldığını gösterdi.</p>



<p>Başkan Krause, 10 yıl önce saldırının başladığı 17.51’de kent geneline bir dakikalık saygı duruşu yapılmasını, bu sırada metro, tramvay ve otobüs seferlerinin de bir dakika süreyle durmasını sağlayarak, Münih’in katliamı anmasına ön ayak oldu.</p>



<p>Törenden önce ve sonra katliamda ölenlerin aileleriyle biraraya gelip, onlara samimi dileklerini, desteğini sunan Steinmeier de konuşmasında şunları söyledi: &#8220;Şunu kavramamız gerekiyor. Göç geçmişine sahip olan, sadece tek tek insanlar değildir. Tüm ülkemizin bir göç geçmişi vardır. Almanya göçmen kökenli bir ülkedir. Bizi biz yapan da budur. Bu ırkçı saldırı sadece mağdurları ve onların yakınlarını ve dostlarını, sadece Münih kentini ya da yalnızca Bavyera eyaletini ilgilendirmiyor. Bu olay bütün ülkemizi ilgilendiriyor ve bu ülkede yaşayan hepimizi yakından ilgilendiriyor. Biz bu ideolojiyi tanıyoruz. Tarihte Almanlar bu ideolojiyle milyonlarca insanı öldürdü. Bu tür bir düşüncenin ülkemizde yeniden zemin bulmasına asla izin veremeyiz. Antisemitizm ve ırkçılığın toplumumuzda yeri olamaz. Ve bunu sağlamak bizim temel görevimizdir.&#8221;</p>



<p>Steinmeier, Hanau’da 2020 yılında yaşanan katliamda da derhal olay yerine gidip, bunun bir sağ terör eylemi olduğunu açıklayarak, olayın psikolojik sorunları olan bir manyağın işi olduğunu geveleyen yerel yetkililerin seslerini kesmelerini sağlamıştı.<br>Münih’teki anma töreni aşırı sağın toplumun üçte birini arkasına aldığı Almanya’daki demokrasi güçlerinin bir direnişi olarak tarihe geçti. birgun.net</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/08/munih-katliami-10yilinda-600.jpeg" length="86955" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Deniz Göktaş’ın tutuklanmasına Alman yazarlar örgütünden de protesto</title>
		<link>https://egazete.de/deniz-goktasin-tutuklanmasina-alman-yazarlar-orgutunden-de-protesto/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Jul 2026 21:37:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[Deniz Goktaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31779</guid>

					<description><![CDATA[Almanya’daki en büyük yazarlar örgütlerinden “PEN Berlin” de Deniz Göktaş'ın tutuklanmasını protesto etti.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>PEN Berlin, Almanya Başbakanı Friedrich Merz’e seslenerek, bu nedenle Ankara’daki NATO zirvesine bizzat katılımdan vazgeçmesinden memnuniyet duyacaklarını açıkladı.<br>PEN Berlin’in “Mizah suç değildir!” başlığıyla yayınladığı protesto açıklamasının Türkçesi şöyle:<br>“Geçtiğimiz hafta, 32 yaşındaki komedyen, ‘Ölü Deniz’ adlı gösterisinin final performansının tamamını reklamsız olarak YouTube&#8217;a yükledi. Cuma öğlenine kadar video yaklaşık on milyon kez izlendi. Göktaş, kendi kuşağının sesi. Şakaları, hicvin tam da olması gerektiği gibi. Kendisine ve geldiği Alevi-solcu topluluğa da dahil olmak üzere herkese ve her şeye yönelik. Bu programda Göktaş, siyasi ve kamusal hayattaki birçok diğer figürle birlikte, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ı ve İslam&#8217;ı da konu alıyor. Ama halkı kışkırtıcı bir biçimde değil, aksine zekice bir şekilde. Ancak, Erdoğan rejiminde iktidardakileri eleştirmek, hele ki onlarla ilgili şaka yapmak, suç sayılıyor.</p>



<p>Videonun yayınlanmasından kısa bir süre sonra, AKP&#8217;li politikacılar ve propagandacılar ona karşı bir kampanya başlattı, hatta bazıları açıkça şiddet tehdidinde bulundu. Savcılık vakit kaybetmeden soruşturma başlattı. Suçlamalar: ‘Dini değerlere hakaret’ ve ‘cumhurbaşkanına hakaret’.<br>Deniz Göktaş, Perşembe günü yurt dışı tatilinden Türkiye&#8217;ye döndüğünde neyle karşılaşacağını biliyor olmalıydı. Yine de döndü ve bu nedenle kendisine en büyük saygımızı sunuyoruz.<br>Ve elbette, bugün emredilen tutuklu yargılama kararı -ki bu, mevcut Türk yasalarına göre de hukuka aykırıdır- sadece yanlış yönlendirilmiş bir İstanbul mahkemesinin adaletsizliği değildir. Erdoğan rejiminin Türk yargısı üzerindeki tam kontrolü ve bu konunun son günlerde Türkiye&#8217;de yarattığı kargaşa göz önüne alındığında, tutuklu yargılama kararının bizzat cumhurbaşkanı tarafından emredildiği varsayılmalıdır. PEN Berlin sözcüsü Deniz Yücel, ‘Bu hakimler ve savcılar, hakim cübbesi giymiş Erdoğan&#8217;ın adamlarıdır’ dedi.</p>



<p>Bu programda Deniz Göktaş, Erdoğan’la ilgili ‘baskı altında tutulan bir diktatörden’ ‘kendisiyle barışık bir diktatöre dönüşüm’ esprisi yapmıştı. Tutuklanması, Göktaş&#8217;ın ne kadar haklı olduğunu acı bir şekilde gösteriyor. Diktatör, kendisine diktatör diyenleri hapse atan kişidir.<br>Önümüzdeki günlerde Almanya Başbakanı Friedrich Merz, NATO zirvesi için Ankara&#8217;ya gidecek. Deniz Yücel, yaklaşan bu geziyle ilgili olarak şunları söyledi: ‘ABD Başkanı Donald Trump, zirveye sadece Erdoğan’ın hatırına şahsen katılacağını belirtti. Biz de Şansölyenin bu tutuklama kararı nedeniyle kendi şahsi katılımından vazgeçmesini çok memnuniyetle karşılarız. Öte yandan, böyle bir şey olmayacağını da biliyoruz. Almanya&#8217;da kendisine yöneltilen &#8216;Yalancı Fritz&#8217; veya &#8216;Pinokyo&#8217; gibi sözlerin cezai sonuçlara yol açabileceğini umursamayan Şansölye, belki de Trump ve Erdoğan ile iktidardakilere yönelik eleştiri ve alayları etkili bir şekilde nasıl bastıracaklarını görüşmek için bu fırsatı kullanacaktır. Ve şimdi bu şakayı çok abartılı bulan herkes, Alman Ceza Kanunu&#8217;nun 188. maddesi olan siyasetçilere hakaret suçunun 2021 yılında Alman ceza hukukuna neden eklendiğini ve o zamandan beri bunun binlerce soruşturmaya ve sayısız absürt karara yol açtığını kendine sormalıdır.” (gk)</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/07/Deniz-goktas.png" length="112070" type="image/png"/>	</item>
		<item>
		<title>AfD yasağı için imza kampanyası başlatıldı</title>
		<link>https://egazete.de/afd-yasagi-icin-imza-kampanyasi-baslatildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Jun 2026 14:50:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[AfD]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı sağ]]></category>
		<category><![CDATA[imza kampanyası]]></category>
		<category><![CDATA[Özgürlük Hakları Topluluğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31761</guid>

					<description><![CDATA[Bilim insanları ve hukukçuların incelemesine yer veren rapor, aşırı sağcı partiyi yasaklama girişimini yeniden  gündeme getirdi. İnternette başlatılan imza kampanyasına ilgi çığ gibi artıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Almanya&#8217;da sivil toplum ve insan hakları kuruluşu Özgürlük Hakları Topluluğu&#8217;nun 3 milyon belgeye dayandırdığı rapora göre ırkçı parti AfD, giderek radikalleşip Anayasa ve demokrasiyi ortadan kaldıracak güç haline geliyor. https://aktion.campact.de adlı sitenin başlattığı kampanyada imza sayısı kısa sürede 600 bini aştı. İmza kampanyası açıklamasında <strong>“AfD anayasaya aykırı. Özgürlük Hakları Topluluğu’nun 1.500 sayfalık raporu, AfD&#8217;nin demokrasinin temel taşlarını hiçe saymakta olduğunu ve insan onurunu ihlal ettiğini ortaya koyuyor. Giderek daha fazla sayıda siyasetçi, parti yasaklama sürecine açık olduğunu belirtiyor. Federal Hükümet şimdi bu adımlara ayak uydurmalı ve AfD’nin yasaklanması sürecini başlatmalıdır. Federal Şansölye Friedrich Merz’e yönelik çağrımızı imzalayın!“</strong> denildi.</p>



<p>İmza kampanyasına katılın: <a href="https://aktion.campact.de/s/8QnxPyuE" rel="nofollow noopener" target="_blank"><strong>https://aktion.campact.de/s/8QnxPyuE</strong></a></p>



<p>Başbakan Friedrich Merz (CDU), Başbakan Yardımcısı Lars Klingbeil (SPD), İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt (CSU) ve Adalet ve Tüketiciyi Koruma Bakanı Stefanie Hubig&#8217;e (SPD) hitaben düzenlenen imza kampanyasında açıklamasında şu ifadelere yer verildi:</p>



<p><em>AfD, aşırı sağcı bir partidir. Bu durum çoktan ortadaydı – Mayıs 2025’te Anayasa Koruma Dairesi de AfD’nin tamamını kesin olarak aşırı sağcı olarak sınıflandırmıştı. Bu sınıflandırma yükseltmesi şu anda Köln İdare Mahkemesi tarafından incelenmektedir.</em></p>



<p><em>Özgürlük Hakları Topluluğu (GFF), yeni bir raporunda AfD’nin anayasaya aykırı olduğunu ortaya koyuyor. Dolayısıyla, AfD’nin yasaklanması için yapılacak bir başvurunun başarı şansı yüksek görünüyor.</em></p>



<p><em>Şimdiye kadar, Federal Anayasa Mahkemesi’nde davanın reddedilmesinden korktuğunuz için AfD’nin yasaklanmasını desteklemekte tereddüt ettiniz. Ancak GFF’nin ve Anayasa Koruma Dairesi’nin uzman raporlarıyla durum kökten değişti. AfD anayasaya aykırıdır; uzmanların net değerlendirmesi budur.</em></p>



<p><em>Federal Hükümet şimdi bir yasaklama süreci başlatmalıdır. Aksi takdirde tehlikeli bir mesaj vermiş olur: AfD, Anayasa’ya açıkça aykırı hareket edebilir – hiçbir sonuçla karşılaşmadan.</em></p>



<p><em>Bu nedenle talebimiz şudur: AfD’nin yasaklanması için derhal bir önerge hazırlayın ve bunun başarı şansını değerlendirin. Bu süreçte GFF’nin bulguları dikkate alınmalıdır.</em></p>



<p><em>Şeffaflık Notu: Özgürlük Hakları Topluluğu, kapsamlı ve hukuki açıdan titiz bir araştırma sonucunda AfD’nin anayasaya aykırı olduğunu kanıtlamıştır. Bir parti yasaklama davası muhtemelen başarılı olacaktır. Bu bulguyu, 25 Haziran 2026 tarihinde raporun yayınlanmasının ardından çağrı metnine ekledik.</em></p>



<p><strong>Özgürlük Hakları Topluluğu raporunda ne var?</strong></p>



<p><em>25 Haziran 2026 tarihinde Özgürlük Hakları Topluluğu (GFF), AfD hakkındaki uzman raporunu sundu. 1.500&#8217;den fazla sayfadan oluşan raporda, AfD’nin anayasaya aykırı olduğunu kanıtlıyor. Federal Anayasa Mahkemesi’ne sunulacak bir parti yasaklama talebinin gerçekçi başarı şansı vardır. GFF, partinin insan onurunun güvence altına alınmasını ve demokrasi ilkesini sistematik olarak ihlal ettiğini gösteren 2.500&#8217;den fazla kanıt topladı. Bu parti, insan onurunun güvence altına alınmasını ve demokrasi ilkesini sistematik olarak hiçe saymaktadır. AfD, hedeflerinde ve destekçilerinin davranışlarında, özgürlükçü demokratik temel düzeni zedelemek niyetindedir – Anayasa’ya göre bu, anayasaya aykırı bir partinin belirleyici özelliğidir.</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/GFF-raporu800.jpg" length="169468" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>3 milyondan fazla veriyi incelediler: AfD yasağı mümkün</title>
		<link>https://egazete.de/3-milyondan-fazla-veriyi-incelediler-afd-yasagi-mumkun/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Jun 2026 11:25:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[AfD]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı sağ]]></category>
		<category><![CDATA[Gesellschaft für Freiheitsrechte]]></category>
		<category><![CDATA[parti kapatma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31754</guid>

					<description><![CDATA['Gesellschaft für Freiheitsrechte' adlı sivil toplum ve insan hakları kuruluşuna göre Federal Anayasa Mahkemesi’ne sunulacak aşırı sağcı AfD'ye yönelik bir parti yasaklama talebinin başarı şansı çok yüksek.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>FRANKFURT</strong></p>



<p>Aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) hem daha radikalleşiriyor hem de gücünü artırıyor. Irkçı parti, eyalet meclisi seçimlerinde rekor sonuçlar elde ediyor. Seçim programında aşırı sağ ideolojileri açıkça savunan ırkçı parti, Saksonya-Anhalt’ta sonbaharda  iktidar partisi olabilir.  </p>



<p>Almanya&#8217;da faaliyet gösteren sivil toplum ve insan hakları kuruluşu Gesellschaft für Freiheitsrechte e.V. &#8211; GFF (Özgürlük Hakları Topluluğu) sekiz kişilik bir ekibiyle, AfD ile ilgili üç milyondan fazla veri noktasını inceledi. <a href="https://www.afd-gutachten.de/" target="_blank" rel="noreferrer noopener nofollow"><strong>Özgürlük Hakları Topluluğu’nun raporu</strong></a>na göre, AfD’nin anayasaya aykırı olduğu kanıtlandı. Bunun, resmi bir yasaklama sürecinin başlangıcı olabileceği ifade edildi.</p>



<p>Gesellschaft für Freiheitsrechte e.V., basın açıklamasıyla duyurduğu kapsamlı hukuki bilimsel raporunda Almanya için AfD&#8217;nin (Almanya için Alternatif) &#8220;kanıtlanabilir şekilde anayasaya aykırı&#8221; olduğunu belirtti.</p>



<p>GFF&#8217;nin bilim insanları ve hukukçulardan oluşan sekiz kişilik araştırma ekibi, 13 ay boyunca AfD ile ilgili 55.000 basın bülteni, eyalet meclislerinden gelen 70.000&#8217;e yakın parlamento belgesi ve AfD&#8217;nin 2,9 milyondan fazla sosyal medya paylaşımı yer aldığı yaklaşık üç milyondan fazla veriyi analiz edip değerlendirdi. Topluluğun bu çalışmasının, AfD&#8217;deki en radikal kesimin üstünlük kazanmasını ve son dönemdeki daha radikal partiye dönüşümünü ortaya koyuduğuna dikkat çekildi.</p>



<p>GFF, 1.500 sayfadan oluşan değerlendirme raporunda, AfD’nin anayasaya aykırı bir parti olduğunu ifade etti. GFF&#8217;ye göre Federal Anayasa Mahkemesi’ne sunulacak bir parti yasaklama talebinin başarı şansı oldukça yüksek. GFF, partinin insan onurunun güvence altına alınmasını ve demokrasi ilkesini sistematik olarak ihlal ettiğini gösteren 2.500&#8217;den fazla kanıt topladığını ve AfD&#8217;nin, hedefleri ve destekçilerinin davranışlarıyla özgürlükçü demokratik temel düzeni zedelemek amacı taşıdığını belirtti. Bu durum Anayasa’ya göre suç teşkil eden, anayasaya aykırı bir partinin belirleyici özelliği.</p>



<p><strong>Anayasayı Koruma Dairesi&#8217;nin AfD değerlendirmesi neydi?</strong></p>



<p>Bilindiği gibi Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı da 2 Mayıs 2025 tarihinde AfD’yi resmi olarak “kesinleşmiş aşırı sağcı hareket” olarak sınıflandırmıştı. Bu sınıflandırma, Köln İdare Mahkemesi’nin acil yargılama usulüyle verdiği bir karar uyarınca şu anda askıya alınmış durumda. Asıl davada henüz bir karar verilmedi. AfD, şimdilik aşırı sağcı şüpheli örgüt olarak değerlendirilmeye devam ediyor. Anayasayı Koruma Dairesi, hazırladığı raporda partinin “etnik köken temelli bir halk anlayışı”na sahip olduğunu belirtmişti. Buna göre, göçmen kökenli vatandaşlar ikinci sınıf Almanlar olarak görülüyor. Bu durum, liberal demokratik temel düzenle bağdaşmıyor.</p>



<p><strong>Almanya&#8217;da parti kapatmada nasıl bir yöntem izleniyor?</strong></p>



<p>Alman Anayasasının 21. maddesinin 2. fıkrası, bir siyasi partinin yasaklanmasına yönelik yöntemi ifade ediyor. Bu maddeye göre başvuru yapma yetkisi Federal Meclis, Federal Konsey ve Federal Hükümete ait. Bir siyasi partinin yasaklanmasına ilişkin karar, yalnızca Federal Anayasa Mahkemesine ait. Ön yargılama aşamasında Federal Anayasa Mahkemesi, başvurunun kabul edilebilir ve yeterince gerekçelendirilmiş olup olmadığını inceliyor.</p>



<p>Bir partinin yasaklanıp yasaklanmayacağına, Federal Anayasa Mahkemesi’nde “asıl dava” olarak adlandırılan süreçte karar veriliyor. Bu karar, Federal Anayasa Mahkemesi’nde parti yasaklamaları da dahil olmak üzere çeşitli konulardan sorumlu olan İkinci Daire’deki yargıçların üçte iki çoğunluğuyla alınabiliyor. Uzmanlar, mahkemenin kapsamlı bir şekilde delil toplama ve inceleme yapması gerektiğinden kapatma davasının oldukça zahmetli bir süreç olduğuna ve bu sürecin birkaç yıl süreceğini tahmin ediyor.</p>



<p><strong>Almanya&#8217;da partiler hangi durumlarda kapatılır?</strong></p>



<p>Almanya&#8217;da bir partinin yasaklanması için gerekli şartlar oldukça katı ve Federal Anayasa Mahkemesi tarafından inceleniyor. Anayasa’da, yasaklanacak partinin özgürlükçü demokratik temel düzeni zedelemek veya ortadan kaldırmak niyetinde olması gerektiği yer alıyor.</p>



<p>Federal Anayasa Mahkemesi’nin bugüne kadarki kararları, bireylerin açıklamaları ve eylemlerinin yeterli olmadığı, partinin bu görüşleri bir bütün olarak savunması gerektiğini açıkça ortaya koyuyor. Partini ayrıca hedeflerine “planlı” ve “aktif bir mücadele ruhuyla” çalışmalı ve bunları hayata geçirmek için gerçekçi bir perspektife sahip olması gerekiyor. Hukukçular buna “potansiyel” adını veriyor.</p>



<p><strong>AfD ile NPD arasında ne fark var?</strong></p>



<p>Özgürlük Hakları Topluluğu, raporunda AfD’yi neonazilerin oluşturduğu NPD (şimdiki adı: Die Heimat) ile karşılaştırıyor. NPD, Federal Anayasa Mahkemesi tarafından daha önce iki kez anayasaya aykırı bulunmuştu. Mahkeme, yasaklama kriterleri aşırı sağcı NPD’nin ideolojisi ve hedefleri açısından kesinlikle karşılansa da, bu partinin demokrasiyi tehlikeye atacak kadar önemsiz olduğu gerekçesiyle yasaklama kararı almamıştı.</p>



<p>Karşılaştırma yapıldığında her iki parti arasında, Federal Anayasa Mahkemesi’nin 2017 yılında NPD’nin anayasaya aykırı olduğunu kanıtladığı ırkçı talepler konusunda sayısız ortak nokta bulunuyor. Ancak NPD’den farklı olarak, AfD, sahip olduğu güç sayesinde anayasaya aykırı planlarını hayata geçirebilecek durumda.</p>



<p><strong>Almanya&#8217;da daha önce partiler kapatıldı mı?</strong></p>



<p>Federal Almanya&#8217;da bugüne kadar iki parti yasaklandı: 1952’de, NSDAP’nin halefi olan Sosyalist İmparatorluk Partisi (SRP) ile 1956 yılında, Almanya Komünist Partisi (KPD) yasaklanmıştı.</p>



<p>NPD’yi yasaklamaya yönelik iki girişim ise başarısızlıkla sonuçlandı. İlk denemede (2003), Anayasayı Koruma Teşkilatı’na bağlı çok sayıda gizli soruşturmacının partinin yönetim organlarında aktif olarak yer alması nedeniyle dava düşürüldü. İkinci davada ise 2017 yılında NPD anayasaya aykırı bir örgüt olarak sınıflandırılmış olsa da, “potansiyel tehlike” kriterini karşılamadığı ifade edilmişti.</p>



<p><strong>Parti kapatma demokratik mi?</strong></p>



<p>Bir partinin yasaklanması, demokratik rekabete yönelik ciddi bir müdahale. Bu nedenle Almanya&#8217;da, bir partinin yasaklanması için aşılması gereken engeller oldukça yüksek. Ancak Alman Anayasasının mimarları, Nazi döneminden alınan dersler ışığında bir parti yasaklama imkânı oluşturdu. Bu, demokrasinin sadece partiler arası rekabetten ibaret olmadığı, aynı zamanda insan onurunu, demokrasi ilkesini ve hukukun üstünlüğünü korumayı da gerektirdiği gerçeğini yansıtıyor.</p>



<p>Dolayısıyla, parti yasağı, savunma gücüne sahip demokrasinin en keskin kılıcı oluyor. Federal Anayasa Mahkemesi hâkimleri de, “özgürlüğün düşmanlarına koşulsuz özgürlük yok” ifadesiyle bunu çok isabetli bir şekilde özetliyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/afd-yasagi800.jpg" length="43044" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>AABF İnanç Kurulu’ndan Kiel’deki Alevi Mezarlığına Yapılan Saldırıya Sert Tepki</title>
		<link>https://egazete.de/aabf-inanc-kurulundan-kieldeki-alevi-mezarligina-yapilan-saldiriya-sert-tepki/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Jun 2026 18:31:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi mezarlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Kiel]]></category>
		<category><![CDATA[saldırı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31751</guid>

					<description><![CDATA[Kiel kentindeki Alevi mezarlığında mezarların kırmızı boyayla işaretlenerek tahrip edilmesine sert tepki gösterildi]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) İnanç Kurulu, Almanya’nın Kiel kentinde bulunan Alevi mezarlığında mezarların kırmızı boyayla işaretlenerek tahrip edilmesine ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, saldırının yalnızca Alevilere değil, insanlığın ortak vicdanına yönelmiş nefret suçu olduğu belirtilirken, olayın Muharrem Matem Orucu günlerinde gerçekleşmesinin kaygıları daha da artırdığı vurgulandı.</p>



<p>AABF İnanç Kurulu, Alevi toplumunun tarih boyunca ayrımcılık ve nefret politikalarının hedefi olduğuna dikkat çekerek, Kiel’de yaşanan saldırının bilinçli bir provokasyon olduğunu ifade etti.</p>



<p><strong>“Yezit Zihniyeti Nefretini Mezarlarımıza Yöneltiyor”</strong></p>



<p>Açıklamada, Alevi toplumunun kimliğine ve inancına tahammül edemeyen anlayışın, hırsını ve nefretini Alevi mezarlıklarına saldırarak dışa vurduğu belirtilerek şu değerlendirmeye yer verildi:</p>



<p>“İki gün önce Almanya’nın Kiel kentinde bulunan Alevi inancına mensup canların mezarlarının boya ile işaret edilip tahrip edilmesi, inanan veya inanmayan hiçbir toplumun vicdanında asla kabul gören bir durum değildir.”</p>



<p>İnanç Kurulu, mezarların hedef alınmasının yalnızca fiziki bir tahribat değil, aynı zamanda Alevi toplumunun inancına ve kimliğine yönelik bilinçli bir nefret eylemi olduğunun altını çizdi.</p>



<p><strong>“Muharrem Günlerinde Gerçekleşmesi Manidardır”</strong></p>



<p>Açıklamada, saldırının Alevilerin 1346 yıldır yasını tuttuğu Kerbela Katliamı ve On İki İmam Matem Orucu günlerinde gerçekleşmesine dikkat çekilerek, bunun tesadüf olarak değerlendirilemeyeceği ifade edildi.</p>



<p>Bu zamanlamanın, Alevi toplumunun inanç değerlerini hedef alan provokatif bir girişim niteliği taşıdığı belirtilirken, yaşanan olayın toplumsal barışı zedelemeyi amaçladığı kaydedildi.</p>



<p><strong>“Mezarlar İnsanlığın Ortak Vicdanıdır”</strong></p>



<p>AABF İnanç Kurulu açıklamasında, mezarlara bakıldığında insanların inancı, kimliği ya da kökeninin değil, toprağa emanet edilmiş bir canın görülmesi gerektiği vurgulandı.</p>



<p>Toprağın hiçbir ayrım yapmadan herkesi bağrına bastığı ifade edilen açıklamada, mezarları işaretleme, tahrip etme ve ayrıştırma girişimlerinin insanlığın ortak değerlerine yönelik saldırılar olduğu belirtildi.</p>



<p><strong>“Saldırıyı Lanetliyoruz”</strong></p>



<p>İnanç Kurulu, Alevi mezarlarını hedef alan saldırının yalnızca Alevilere değil, insanlığın ortak vicdanına yapılmış bir saldırı olduğunu belirterek, olayı en güçlü şekilde kınadı.</p>



<p>Açıklamanın sonunda, mezarları tahrip edilen ailelerin acılarının paylaşıldığı belirtilerek şu ifadeler kullanıldı:</p>



<p>“Alevi toplumuna yönelik yapılmış bu nefret dolu saldırıyı şiddetle kınıyor ve lanetliyoruz. Mezar sahibi ailelerimizin acılarını paylaşıyor, yanlarında olduğumuzu bilmelerini istiyoruz.”</p>



<p>Son günlerde Kiel’deki Alevi mezarlığına yönelik saldırının ardından Avrupa’daki çok sayıda Alevi kurumu ve demokratik kitle örgütü de benzer açıklamalar yaparak olayın aydınlatılmasını ve sorumluların yargı önüne çıkarılmasını talep ediyor.  <strong>Alevi Haber Ajansı</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Alevi-mezarligi-kiel-3-800.jpg" length="151201" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Köln&#8217;de DİDF &#8220;Birlik ve Dayanışma Festivali</title>
		<link>https://egazete.de/31694-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Jun 2026 21:32:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[Agire Jiyan]]></category>
		<category><![CDATA[Didf]]></category>
		<category><![CDATA[festival]]></category>
		<category><![CDATA[Köln]]></category>
		<category><![CDATA[Moğollar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31694</guid>

					<description><![CDATA[Köln'de Grup Kontrast, Kai Degenhardt, Junge Arbeiter, Mustafa Özarslan, Agire Jiyan, Gaye Su Akyol ile Moğollar grubu katıldığı DİDF festivalinde adaletsizliğe, ırkçılığa, ayrımcılığa karşı mesajlar verildi]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Almanya’nın Köln kentindeki Tanzbrunnen alanında Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu&#8217;nun (DİDF) düzenlediği “Birlik ve Dayanışma Festivali&#8221;ne 8 bine yakın insan katıldı. Çok zengin bir müzik programının yanı sıra festivalde EMEP Partisi Başkanı Seyit Aslan, Avrupa Parlamentosu Milletvekili Özlem Alev Demirel, Alman ve Türkiyeli sendikacılar, gençlik örgütlerinin temsilcileri, iş yeri temsilcileri ve DİDF Başkanı Alev Bahadır ile DİDF Yürütme Kurulu Üyesi Gazeteci, Yazar Yücel Özdemir konuştu. </p>



<p>Konuşmalarda Almanya, Türkiye ve dünyadaki siyasi gelişmelere dikkat çekilerek savaşa, sosyal adaletsizliğe, kısıtlamalara, ırkçılığa, ayrımcılığa ve ırkçı milliyetçilikle toplumun kutuplaşmasına ve bölünmesine karşı güçlü mesajlar verildi. DİDF’in bölge derneklerinin organizasyonuyla Almanya’nın dört bir yanından ve komşu ülkelerden gelen katılımcılar, birlikte şarkılar söyleyip halaylar çekti.</p>



<p><strong>Dolu dolu program</strong></p>



<p>Zara Canbay ve Emre Öğüt’ün Almanca ve Türkçe olarak iki dilde sunduğu program, Wuppertal DİDF’in halk oyunları ekibinin gösterisi ve Köln Belediye Başkanı Derya Karadağ’ın konuşmasıyla başladı. Konuşmalarında emek mücadelesi, toplumsal dayanışma, barış ve demokratik birlikte yaşam vurgusu öne çıktı. Zengin sahne programında Grup Kontrast, Kai Degenhardt, Junge Arbeiter, Mustafa Özarslan, Agire Jiyan, Gaye Su Akyol ile Moğollar grubu, müzik ve sanat dolu unutulmaz bir gün yaşattı.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="800" height="446" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Didf-2-062026-800.jpg" alt="" class="wp-image-31696" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Didf-2-062026-800.jpg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Didf-2-062026-800-300x167.jpg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Didf-2-062026-800-696x388.jpg 696w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p><strong>Seyit Aslan: Siyonist İsrail Kana Doymuyor</strong></p>



<p>Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan, ağırlıklı olarak Türkiye’deki siyasi gelişmelere yer verdiği konuşmasında şunları söyledi: “Dünya büyük bir kriz yaşıyor. Örneğin siyonist İsrail kana doymuyor; Filistin’de, Lübnan’da insanları katletmeye devam ediyor. Türkiye’de ana muhalefete, CHP’ye yapılan baskılar aralıksız sürmektedir; ancak bu mesele artık yalnızca CHP meselesi değildir. Ülkemizde bugün egemen sermaye sınıfıyla ezilen milyonlarca emekçinin ve emeklinin mücadelesi vardır. Onlar bu talanın devam etmesini istiyor. Kadın cinayetleri, doğa katliamı yine devam ediyor. Türkiye’de işçi sınıfı, bu saray rejimini mutlaka ortak mücadeleyle alaşağı edecektir. Bu iktidar tarafından Kürt halkının hakları da istismar edilmektedir. Kürt sorununu bu iktidar çözemez, eşit hakları bunlar yaratamaz. Bu denli geniş katılımlı, güzel bir festivali organize eden DİDF yöneticilerini, üyelerini ve dostlarını tebrik ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum.”</p>



<p><strong>Yücel Özdemir: DİDF, ırkçılıkla, ayrımcılıkla ve sosyal haklar mücadelesinde doğru Adres</strong>i</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="800" height="415" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Didf-3-062026-800.jpg" alt="" class="wp-image-31697" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Didf-3-062026-800.jpg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Didf-3-062026-800-300x156.jpg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Didf-3-062026-800-696x361.jpg 696w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p>DİDF Yürütme Kurulu Üyesi gazeteci-yazar Yücel Özdemir de Almanya’da sosyal hakların kısıtlanması, ırkçılık, ayrımcılık ve ırkçı parti AfD’ye karşı mücadelede DİDF’in en önde yürüyen örgüt olduğunu söyledi. Özdemir, herkesi DİDF’i desteklemeye ve çalışmalarına katılmaya davet etti. Özdemir şöyle konuştu: “Dünyanın gidişatı iyi değil; ama bugün buradaki gibi farklı etnisite, inanç ve görüşten insanlar olarak yan yana gelip mücadele edersek başaramayacağımız hiçbir şey yoktur. Bizler 65 yıldır burada yaşıyoruz, burada kalıcıyız. Buranın sorunları bizim de sorunlarımızdır. Irkçılığa ve ayrımcılığa karşı mücadelede biz de varız. Bugün burada gördünüz, Alman dostlarımız da var. Her türlü ayrımcılığı, ırkçılığı ve mülteci düşmanlığını reddediyoruz. Bunu bazı göçmenler de yapıyor; bu çok yanlış bir tutum. Bizler, yurtlarını terk etmek zorunda kalanlarla değil, onları göçe zorlayan emperyalist ve kapitalist sistemlerle mücadele etmeliyiz. Buradaki mücadelemizi sürdürürken Türkiye’yi ve oradaki haksızlıkları görmezden gelemeyiz. Enternasyonal dayanışmayla Türkiye’deki mücadeleye destek vermeliyiz. Gönlümüz, gazetecilerin ve siyasetçilerin hapishanelere tıkılmadığı demokratik bir Türkiye’den yana. İki yıl sonra, 10 Haziran 2028’de yine burada buluşmak dileğiyle hepinize teşekkür ediyorum.”</p>



<p>Sahne alan sanatçılar, izleyicilere onların anadilinde Türkçe, Kürtçe ve Almanca şarkılar, türküler ve deyişler söyleyerek kitleyi coşturdu; birlikte dans edip halay çekmelerini sağladı.</p>



<p>Köln’deki festival, Anadolu rock müziğinin temsilcisi efsanevi müzik grubu Moğollar’ın ve grubun lideri usta müzisyen Cahit Berkay’ın, solist Emrah Karaca’nın güçlü sahne performansıyla son buldu. Alevi Haber Ağı</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Didf-1-062026-800.jpg" length="105899" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Almanya’da ana dil yayınları için isyan!</title>
		<link>https://egazete.de/almanyada-ana-dil-yayinlari-icin-isyan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gürsel Köksal]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Jun 2026 17:44:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[Cosmo Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe yayın]]></category>
		<category><![CDATA[WDR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31661</guid>

					<description><![CDATA[Almanya’da bir dönemler “Köln Radyosu” olarak bilinen Türkçe yayınlar başta olmak üzere birçok göçmen topluma yönelik anadilde yayınların sonlandırılmasına yönelik planlara karşı büyük tepki var.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>GÜRSEL KÖKSAL</strong></p>



<p>Almanya’daki Türkiye kökenli toplumun hafızasına “Köln Radyosu” olarak yerleşmiş olan Türkçe radyo yayınlarını da çatısı altına alan COSMO programının sonlandırılması hazırlıklarına karşı tepkiler büyüyor.<br>Geçtiğimiz hafta, Batı Alman Radyo Televizyon Kurumu’nun (WDR) “yeniden yapılandırılma” gerekçeli bir planı kapsamında Almanya’daki göçmenlere yönelik 1960’lı yıllardan bu yana devam eden ve WDR’in COSMO programı çatısı altında yapılan anadil yayınlarına 1 Nisan 2027’den itibaren son verileceği ortaya çıkmıştı. WDR Türkçe servisinde çalışan muhabirler yaptıkları bir ortak açıklamayla bu planını “ülkede Almanca’dan başka dilleri konuşan milyonlarca kişinin kamusal alandaki sesinin azaltacağı”na dikkat çekerek, bu yayınları kaldırmak yerine koruma ve geliştirme çağrısında bulunmuşlardı.</p>



<p>Bu arada “COSMO’yu Yaşatalım!” çağrısıyla başlatılan kampanyayı imzalarıyla destekleyenlerin sayısı da 100 bini geçti. https://innn.it/savecosmoradio yayınlanan çağrıyı imzalayanlar arasında kültür, sanat, siyaset ve medya dünyasından çok sayıda tanınmış isim de yer alıyor.</p>



<p>ANADİL YAYINLARI</p>



<p>Son olarak da Almanya’nın çeşitli yerlerinden 500’den fazla göçmen örgütü, girişimiyle, kültür, bilim ve siyaset dünyasından bireyler, içinde WDR’in de yer aldığı kamusal yayın kurumu ARD’ye (Almanya Radyo ve Televizyon Kurumları Kamusal İşbirliği Örgütü) yönelik bir ortak açıklama yayınlayarak “kültürlerarası ve çok dilli COSMO programının” sona erdirilmesini kabul etmediklerini duyurdular. Ortak açıklama, kamuya açık bir mektup olarak ARD bünyesindeki tüm yayın kurumlarının genel yayın yönetmenlerine gönderildi.<br>Göçmen kökenli medya çalışanlarıyla Almanya’daki çok kültürlüğü önemseyen Alman gazetecilerin ortak örgütü NdM’nin (Neue deutsche Medienmacher*innen – Yeni Alman Medya Çalışanları) girişimiyle başlatılan kampanyaya Almanya’daki çeşitli ülkelerden, kültürlerden göçmenlerin ülke çapında örgütlü çatı örgütlerinin yanısıra, gazeteci örgütleri, siyasi partilerin ve göç konusunda uzman bilim insanları destek veriyor.<br>Almanya’da yaşayan insanların dörtte birinden fazlasının göç bağlantısı olduğuna işaret edilen çağrıda “COSMO programının kapatılması yerine, güçlü ve ülke genelinde yayın yapan ortak bir ARD programına dönüştürülmesi” talep ediliyor. ARD’nin ülkede aşırı sağın güçlendiği bir dönemde “en çok ihtiyaç duyulan yerde geri çekildiği”ne işaret edilen çağrıda, anadil yayınları “toplumsal Kutuplaşmaya karşı vazgeçilmez bir alan” olarak değerlendiriliyor, “COSMO’nun ortadan kalkması durumunda, farklı bakış açılarına açık tek kültürlerarası ve çok dilli alan küçülecek, dezenformasyona karşı önemli bir koruma mekanizması zayıflayacak” uyarısında bulunuluyor.</p>



<p>ARD’yi sivil toplum kuruluşlarıyla diyaloğa davet eden çağrıda yer alan üç temel talep de şöyle:<br>“1. Tasfiye Değil, Geliştirme<br>COSMO, ülke çapında yayın yapan bir ARD işbirliği programı olarak geliştirilmelidir.<br>Çeşitlilik içeren bir toplum için modern ve çok platformlu bir medya hizmetine dönüştürülmelidir.<br>Buna kamu yayıncılığında ana dilde yapılan yayınların görünür ve duyulur olmaya devam etmesi de dahildir.</p>



<ol start="2" class="wp-block-list">
<li>Erişim Konusunda Şeffaflık<br>ARD, göç kökenli nüfusa gerçekten ulaşıp ulaşmadığını ve bunu hangi yöntemlerle ölçtüğünü açıklamalıdır.</li>



<li>Kurumsal Düzeyde Yer Verilmesi<br>ARD, çoğulcu göç toplumunun genel kurumsal stratejisinde hangi rolü oynadığını net biçimde ortaya koymalıdır.”<br>“HER ZAMANKİNDEN DAHA ÖNEMLİ”<br>Anadil yayınlarının kaldırılması yerine korunması ve desteklenmesi çağırısına destek verenlerin değerlendirmeleri de şöyle:<br>Gökay Sofuoğlu (TGD – “Almanya Türk Toplumu” Başkanı)<br>“COSMO’nun kapatılması yönündeki planlar, toplumsal dayanışma ve karşılıklı anlayışın her zamankinden daha önemli olduğu bir dönemde yanlış bir sinyaldir. Göç toplumundan ve göç toplumu hakkında daha fazla hikâyeye ihtiyacımız var, daha azına değil.”<br>Prof. Dr. Naika Foroutan (Berlin Humbolt Üniversitesi)<br>“COSMO kaybolursa yalnızca medya çeşitliliği kaybolmaz. Aynı zamanda toplumun farklı kesimlerinin birbirini görebildiği ve anlayabildiği alan da küçülür.”<br>Anastasia Sudzilovskaya (BVRE &#8211; “Rusça Konuşan Veliler Birliği” Genel Müdür Yardımcısı)<br>“Her gün sosyal medya ve mesajlaşma uygulamaları üzerinden ebeveynlere ve çocuklara dezenformasyon ulaşıyor. Buna karşı yoğun mücadele veriyoruz. ARD bizi bu mücadelede yalnız bırakamaz. Çok dilli ve güvenilir bilgi kaynakları temel bir kamu hizmetidir.”<br>Karim El-Helaifi (NDO – “Yeni Alman Örgütleri” Genel Müdürü)<br>“Medyada görünür olmak eşit katılımın ön koşuludur. COSMO’nun kaldırılmasıyla toplumun dörtte birinden fazlası kamu yayıncılığındaki sesini kaybedecektir. Bu durum yayıncılık görevinin temel mantığıyla çelişmektedir.”<br>Kelly Laubinger (“Schleswig Holstein Sinti Birliği” Genel Müdürü)<br>“Görünmezliğin ne olduğunu biliyoruz. Çoğunluk kurumlarının bazı topluluklara hitap edilmesine gerek olmadığına karar vermesinin ne anlama geldiğini de biliyoruz. COSMO bunun istisnasıydı. Korunması gereken bir istisna.”<br>Karen Taylor (BKMO &#8211; “Göçmen Örgütleri Federal Konferansı” Başkanı)<br>“Biz olmadan işleyen bir demokrasi, fırsat eşitliği ya da herkes için refah olmaz. Bizim için değil, bizimle birlikte program yapın.”<br>Elena Kountidou (NdM – “Yeni Alman Medya Çalışanları” Genel Müdürü)<br>“500’den fazla kuruluşun çağrısı açıkça gösteriyor ki ARD, COSMO’nun sona ermesini göze alamaz. Genel programlarda çeşitlilik bir tercih değil, zorunluluktur. Çoğulcu bir toplumun dilsel ve kültürel olarak kendisini ifade edebileceği kalıcı bir alana ihtiyacı vardır. Tasfiye yerine şimdi ülke çapında bir büyüme ve güçlendirme süreci gereklidir.”<br>KÖLN RADYOSU<br>Almanya’ya Türkiye’den işgücü göçünün başlamasından kısa bir süre sonra, 1964 yılında WDR bünyesinde başlatılan “Köln Radyosu”, ilk dönemlerde Türkiye kökenli göçmen en önemli ve tek haber ve bilgi kaynağıydı. Benzeri bir durum diğer Güney Avrupa ülkelerinden gelen göçmenler için de geçerliydi, onlara yönelik de ana dil yayınları yapılıyordu. Zamanla Türkiye’den önce gazetelerin Almanya’da baskıya ve dağıtıma geçtiler, ardından Türkiye merkezli radyo, televizyon yayınlarına erişim kolaylaştı. Daha sonra Almanya merkezli Türkçe medya da yaygınlaştı ve Almanya’da oldukça renkli bir Türkçe medya ortamı oluştu. Ancak bir süre sonra “COSMO Türkçe” adını alan WDR’in Türkçe yayınları, yayın süresi ve formatına yönelik tüm müdahalelere rağmen, hem kalite, hem de zengin içerik açısından Almanya’daki Türkçe haberciliğin güçlü bir temel direği olma özelliğini hep korudu.<br>WDR’in “yeniden yapılandırma” planı uygulamaya geçerse COSMO programı kapsamındaki Türkçe’nin yanısıra, Kürtçe, İtalyanca, Sırpça, Boşnakça ve Hırvatça olarak yapılan diğer ana dil yayınları da sonlandırılacak.<br>Kamuya açık çağrıya, destekleyen 500 kurum ve kişinin listesine aşağıdaki linkten ulaşmak mümkün:<br>https://www.neuemedienmacher.de/aktuelles/stellungnahme/wir-fordern-eine-bundesweite-zukunftsoffensive-fuer-cosmo</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Cosmo-Turkce-0626-800.jpeg" length="127326" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Türk öğretmenlerdenradyo yayınları tepkisi</title>
		<link>https://egazete.de/turk-ogretmenlerdenradyo-yayinlari-tepkisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 06 Jun 2026 03:45:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[ATÖF]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[WDR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31627</guid>

					<description><![CDATA[Almanya Türk Öğretmen Dernekleri Federasyonu (ATÖF), WDR'in Türkçe ve diğer yabancı dillerden yayınların sona erdirilmesine dair kararını "Türkçe ve anadil yayınları susturulamaz" diyerek eleştirdi]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p></p>



<p>Batı Alman Radyo Televizyon Kurumu‘nun (WDR) Türkçe ve diğer yabancı dillerden yayınların sona erdirilmesine dair kararını tepkiler devam ediyor.<br>Almanya’ya Türkiye ve diğer ülkelerden işgücü göçüyle ortaya çıkan göçmen toplumlara yönelik çok dilli yayınların “yeniden yapılandırılma“ planları kapsamında sona erdirilmesi kararı, Almanya Türk Öğretmen Dernekleri Federasyonu (ATÖF) tarafından “Almanya’nın çok kültürlü yapısına, demokratik çoğulculuk anlayışına ve toplumsal katılım ilkesine zarar verecek ciddi bir geriye gidiş“ olarak değerlendirildi.<br>WDR’in geçmişte göçmenler arasında “Köln Radyosu“ olarak bilinen ve son yıllarda yine WDR bünyesindeki “COSMO radyo kanalı“ çatısı altında sürdürülen Türkçe ve diğer dillerden yayınların kamu yayıncılığı açısından “zorunlu bir görev“ olarak tanımlayan ATÖF’ün açıklaması şöyle:<br>“ALMAN KAMU YAYINCILIĞINDA TÜRKÇE VE ANADİL YAYINLARI SUSTURULAMAZ!<br>Almanya Türk Öğretmen Dernekleri Federasyonu (ATÖF) olarak, Almanya kamu yayıncılığı bünyesinde yıllardır farklı dillerde yayın yapan COSMO ve Anadil programlarının kaldırılmasına dönük girişimleri büyük bir kaygı ve üzüntüyle takip ediyoruz.<br>1964 yılından bu yana farklı isimler altında faaliyet gösteren ve milyonlarca göçmen kökenli insanın sesi olan Türkçe radyo yayınlarının sona erdirilmek istenmesi yalnızca bir program değişikliği değildir. Bu karar, Almanya’nın çok kültürlü yapısına, demokratik çoğulculuk anlayışına ve toplumsal katılım ilkelerine zarar verecek ciddi bir geriye gidiştir.<br>Almanya’da yaşayan milyonlarca Türk kökenli insanımız, diğer göçmen topluluklarla birlikte kamu yayıncılığının finansmanına katkı sunmaktadır. Bu nedenle kamu yayıncılığı, toplumun tüm kesimlerini kapsamak ve onların dilsel ve kültürel gereksinimlerine yanıt vermek zorundadır. Anadil yayınları bir lütuf veya ayrıcalık olarak düşünülmemelidir.<br>Anadil yayınları;<br>• Demokratik katılımın güçlendirilmesi<br>• Toplumsal uyumun desteklenmesi<br>• Bilgiye eşit erişimin sağlanması<br>• Kültürel çeşitliliğin korunması<br>• Farklı toplum kesimlerinin kamusal alanda temsil edilmesi açısından yadsınamaz kamusal bir hizmettir.<br>WDR yönetimini ve Yayın Kurulu üyelerini Almanya’nın demokratik ve çoğulcu yayıncılık geleneğine sahip çıkmaya; Türkçe başta olmak üzere bütün Anadil yayınlarını korumaya, geliştirmeye çağırıyoruz. Göçmen toplumların sesini kısmak değil, güçlendirmek kamu yayıncılığının görevidir.<br>Tüm demokratik kurumları, STK’ları, sendikaları, eğitim kurumlarını, duyarlı vatandaşları bu karara karşı ses yükseltmeye davet ediyoruz.” (gk)</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/atof800.jpeg" length="28978" type="image/jpeg"/>	</item>
	</channel>
</rss>
