<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Almanya &#8211; Almanya Haberleri &#8211; Egazete.de</title>
	<atom:link href="https://egazete.de/almanya/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://egazete.de</link>
	<description>Almanya&#039;nın Türkçe Haber Portalı</description>
	<lastBuildDate>Thu, 25 Jun 2026 18:31:41 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>
	<item>
		<title>AABF İnanç Kurulu’ndan Kiel’deki Alevi Mezarlığına Yapılan Saldırıya Sert Tepki</title>
		<link>https://egazete.de/aabf-inanc-kurulundan-kieldeki-alevi-mezarligina-yapilan-saldiriya-sert-tepki/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Jun 2026 18:31:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi mezarlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Kiel]]></category>
		<category><![CDATA[saldırı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31751</guid>

					<description><![CDATA[Kiel kentindeki Alevi mezarlığında mezarların kırmızı boyayla işaretlenerek tahrip edilmesine sert tepki gösterildi]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) İnanç Kurulu, Almanya’nın Kiel kentinde bulunan Alevi mezarlığında mezarların kırmızı boyayla işaretlenerek tahrip edilmesine ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, saldırının yalnızca Alevilere değil, insanlığın ortak vicdanına yönelmiş nefret suçu olduğu belirtilirken, olayın Muharrem Matem Orucu günlerinde gerçekleşmesinin kaygıları daha da artırdığı vurgulandı.</p>



<p>AABF İnanç Kurulu, Alevi toplumunun tarih boyunca ayrımcılık ve nefret politikalarının hedefi olduğuna dikkat çekerek, Kiel’de yaşanan saldırının bilinçli bir provokasyon olduğunu ifade etti.</p>



<p><strong>“Yezit Zihniyeti Nefretini Mezarlarımıza Yöneltiyor”</strong></p>



<p>Açıklamada, Alevi toplumunun kimliğine ve inancına tahammül edemeyen anlayışın, hırsını ve nefretini Alevi mezarlıklarına saldırarak dışa vurduğu belirtilerek şu değerlendirmeye yer verildi:</p>



<p>“İki gün önce Almanya’nın Kiel kentinde bulunan Alevi inancına mensup canların mezarlarının boya ile işaret edilip tahrip edilmesi, inanan veya inanmayan hiçbir toplumun vicdanında asla kabul gören bir durum değildir.”</p>



<p>İnanç Kurulu, mezarların hedef alınmasının yalnızca fiziki bir tahribat değil, aynı zamanda Alevi toplumunun inancına ve kimliğine yönelik bilinçli bir nefret eylemi olduğunun altını çizdi.</p>



<p><strong>“Muharrem Günlerinde Gerçekleşmesi Manidardır”</strong></p>



<p>Açıklamada, saldırının Alevilerin 1346 yıldır yasını tuttuğu Kerbela Katliamı ve On İki İmam Matem Orucu günlerinde gerçekleşmesine dikkat çekilerek, bunun tesadüf olarak değerlendirilemeyeceği ifade edildi.</p>



<p>Bu zamanlamanın, Alevi toplumunun inanç değerlerini hedef alan provokatif bir girişim niteliği taşıdığı belirtilirken, yaşanan olayın toplumsal barışı zedelemeyi amaçladığı kaydedildi.</p>



<p><strong>“Mezarlar İnsanlığın Ortak Vicdanıdır”</strong></p>



<p>AABF İnanç Kurulu açıklamasında, mezarlara bakıldığında insanların inancı, kimliği ya da kökeninin değil, toprağa emanet edilmiş bir canın görülmesi gerektiği vurgulandı.</p>



<p>Toprağın hiçbir ayrım yapmadan herkesi bağrına bastığı ifade edilen açıklamada, mezarları işaretleme, tahrip etme ve ayrıştırma girişimlerinin insanlığın ortak değerlerine yönelik saldırılar olduğu belirtildi.</p>



<p><strong>“Saldırıyı Lanetliyoruz”</strong></p>



<p>İnanç Kurulu, Alevi mezarlarını hedef alan saldırının yalnızca Alevilere değil, insanlığın ortak vicdanına yapılmış bir saldırı olduğunu belirterek, olayı en güçlü şekilde kınadı.</p>



<p>Açıklamanın sonunda, mezarları tahrip edilen ailelerin acılarının paylaşıldığı belirtilerek şu ifadeler kullanıldı:</p>



<p>“Alevi toplumuna yönelik yapılmış bu nefret dolu saldırıyı şiddetle kınıyor ve lanetliyoruz. Mezar sahibi ailelerimizin acılarını paylaşıyor, yanlarında olduğumuzu bilmelerini istiyoruz.”</p>



<p>Son günlerde Kiel’deki Alevi mezarlığına yönelik saldırının ardından Avrupa’daki çok sayıda Alevi kurumu ve demokratik kitle örgütü de benzer açıklamalar yaparak olayın aydınlatılmasını ve sorumluların yargı önüne çıkarılmasını talep ediyor.  <strong>Alevi Haber Ajansı</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Alevi-mezarligi-kiel-3-800.jpg" length="151201" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Köln&#8217;de DİDF &#8220;Birlik ve Dayanışma Festivali</title>
		<link>https://egazete.de/31694-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Jun 2026 21:32:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[Agire Jiyan]]></category>
		<category><![CDATA[Didf]]></category>
		<category><![CDATA[festival]]></category>
		<category><![CDATA[Köln]]></category>
		<category><![CDATA[Moğollar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31694</guid>

					<description><![CDATA[Köln'de Grup Kontrast, Kai Degenhardt, Junge Arbeiter, Mustafa Özarslan, Agire Jiyan, Gaye Su Akyol ile Moğollar grubu katıldığı DİDF festivalinde adaletsizliğe, ırkçılığa, ayrımcılığa karşı mesajlar verildi]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Almanya’nın Köln kentindeki Tanzbrunnen alanında Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu&#8217;nun (DİDF) düzenlediği “Birlik ve Dayanışma Festivali&#8221;ne 8 bine yakın insan katıldı. Çok zengin bir müzik programının yanı sıra festivalde EMEP Partisi Başkanı Seyit Aslan, Avrupa Parlamentosu Milletvekili Özlem Alev Demirel, Alman ve Türkiyeli sendikacılar, gençlik örgütlerinin temsilcileri, iş yeri temsilcileri ve DİDF Başkanı Alev Bahadır ile DİDF Yürütme Kurulu Üyesi Gazeteci, Yazar Yücel Özdemir konuştu. </p>



<p>Konuşmalarda Almanya, Türkiye ve dünyadaki siyasi gelişmelere dikkat çekilerek savaşa, sosyal adaletsizliğe, kısıtlamalara, ırkçılığa, ayrımcılığa ve ırkçı milliyetçilikle toplumun kutuplaşmasına ve bölünmesine karşı güçlü mesajlar verildi. DİDF’in bölge derneklerinin organizasyonuyla Almanya’nın dört bir yanından ve komşu ülkelerden gelen katılımcılar, birlikte şarkılar söyleyip halaylar çekti.</p>



<p><strong>Dolu dolu program</strong></p>



<p>Zara Canbay ve Emre Öğüt’ün Almanca ve Türkçe olarak iki dilde sunduğu program, Wuppertal DİDF’in halk oyunları ekibinin gösterisi ve Köln Belediye Başkanı Derya Karadağ’ın konuşmasıyla başladı. Konuşmalarında emek mücadelesi, toplumsal dayanışma, barış ve demokratik birlikte yaşam vurgusu öne çıktı. Zengin sahne programında Grup Kontrast, Kai Degenhardt, Junge Arbeiter, Mustafa Özarslan, Agire Jiyan, Gaye Su Akyol ile Moğollar grubu, müzik ve sanat dolu unutulmaz bir gün yaşattı.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="800" height="446" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Didf-2-062026-800.jpg" alt="" class="wp-image-31696" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Didf-2-062026-800.jpg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Didf-2-062026-800-300x167.jpg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Didf-2-062026-800-696x388.jpg 696w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p><strong>Seyit Aslan: Siyonist İsrail Kana Doymuyor</strong></p>



<p>Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan, ağırlıklı olarak Türkiye’deki siyasi gelişmelere yer verdiği konuşmasında şunları söyledi: “Dünya büyük bir kriz yaşıyor. Örneğin siyonist İsrail kana doymuyor; Filistin’de, Lübnan’da insanları katletmeye devam ediyor. Türkiye’de ana muhalefete, CHP’ye yapılan baskılar aralıksız sürmektedir; ancak bu mesele artık yalnızca CHP meselesi değildir. Ülkemizde bugün egemen sermaye sınıfıyla ezilen milyonlarca emekçinin ve emeklinin mücadelesi vardır. Onlar bu talanın devam etmesini istiyor. Kadın cinayetleri, doğa katliamı yine devam ediyor. Türkiye’de işçi sınıfı, bu saray rejimini mutlaka ortak mücadeleyle alaşağı edecektir. Bu iktidar tarafından Kürt halkının hakları da istismar edilmektedir. Kürt sorununu bu iktidar çözemez, eşit hakları bunlar yaratamaz. Bu denli geniş katılımlı, güzel bir festivali organize eden DİDF yöneticilerini, üyelerini ve dostlarını tebrik ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum.”</p>



<p><strong>Yücel Özdemir: DİDF, ırkçılıkla, ayrımcılıkla ve sosyal haklar mücadelesinde doğru Adres</strong>i</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="800" height="415" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Didf-3-062026-800.jpg" alt="" class="wp-image-31697" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Didf-3-062026-800.jpg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Didf-3-062026-800-300x156.jpg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Didf-3-062026-800-696x361.jpg 696w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p>DİDF Yürütme Kurulu Üyesi gazeteci-yazar Yücel Özdemir de Almanya’da sosyal hakların kısıtlanması, ırkçılık, ayrımcılık ve ırkçı parti AfD’ye karşı mücadelede DİDF’in en önde yürüyen örgüt olduğunu söyledi. Özdemir, herkesi DİDF’i desteklemeye ve çalışmalarına katılmaya davet etti. Özdemir şöyle konuştu: “Dünyanın gidişatı iyi değil; ama bugün buradaki gibi farklı etnisite, inanç ve görüşten insanlar olarak yan yana gelip mücadele edersek başaramayacağımız hiçbir şey yoktur. Bizler 65 yıldır burada yaşıyoruz, burada kalıcıyız. Buranın sorunları bizim de sorunlarımızdır. Irkçılığa ve ayrımcılığa karşı mücadelede biz de varız. Bugün burada gördünüz, Alman dostlarımız da var. Her türlü ayrımcılığı, ırkçılığı ve mülteci düşmanlığını reddediyoruz. Bunu bazı göçmenler de yapıyor; bu çok yanlış bir tutum. Bizler, yurtlarını terk etmek zorunda kalanlarla değil, onları göçe zorlayan emperyalist ve kapitalist sistemlerle mücadele etmeliyiz. Buradaki mücadelemizi sürdürürken Türkiye’yi ve oradaki haksızlıkları görmezden gelemeyiz. Enternasyonal dayanışmayla Türkiye’deki mücadeleye destek vermeliyiz. Gönlümüz, gazetecilerin ve siyasetçilerin hapishanelere tıkılmadığı demokratik bir Türkiye’den yana. İki yıl sonra, 10 Haziran 2028’de yine burada buluşmak dileğiyle hepinize teşekkür ediyorum.”</p>



<p>Sahne alan sanatçılar, izleyicilere onların anadilinde Türkçe, Kürtçe ve Almanca şarkılar, türküler ve deyişler söyleyerek kitleyi coşturdu; birlikte dans edip halay çekmelerini sağladı.</p>



<p>Köln’deki festival, Anadolu rock müziğinin temsilcisi efsanevi müzik grubu Moğollar’ın ve grubun lideri usta müzisyen Cahit Berkay’ın, solist Emrah Karaca’nın güçlü sahne performansıyla son buldu. Alevi Haber Ağı</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Didf-1-062026-800.jpg" length="105899" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Almanya’da ana dil yayınları için isyan!</title>
		<link>https://egazete.de/almanyada-ana-dil-yayinlari-icin-isyan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gürsel Köksal]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Jun 2026 17:44:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[Cosmo Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe yayın]]></category>
		<category><![CDATA[WDR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31661</guid>

					<description><![CDATA[Almanya’da bir dönemler “Köln Radyosu” olarak bilinen Türkçe yayınlar başta olmak üzere birçok göçmen topluma yönelik anadilde yayınların sonlandırılmasına yönelik planlara karşı büyük tepki var.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>GÜRSEL KÖKSAL</strong></p>



<p>Almanya’daki Türkiye kökenli toplumun hafızasına “Köln Radyosu” olarak yerleşmiş olan Türkçe radyo yayınlarını da çatısı altına alan COSMO programının sonlandırılması hazırlıklarına karşı tepkiler büyüyor.<br>Geçtiğimiz hafta, Batı Alman Radyo Televizyon Kurumu’nun (WDR) “yeniden yapılandırılma” gerekçeli bir planı kapsamında Almanya’daki göçmenlere yönelik 1960’lı yıllardan bu yana devam eden ve WDR’in COSMO programı çatısı altında yapılan anadil yayınlarına 1 Nisan 2027’den itibaren son verileceği ortaya çıkmıştı. WDR Türkçe servisinde çalışan muhabirler yaptıkları bir ortak açıklamayla bu planını “ülkede Almanca’dan başka dilleri konuşan milyonlarca kişinin kamusal alandaki sesinin azaltacağı”na dikkat çekerek, bu yayınları kaldırmak yerine koruma ve geliştirme çağrısında bulunmuşlardı.</p>



<p>Bu arada “COSMO’yu Yaşatalım!” çağrısıyla başlatılan kampanyayı imzalarıyla destekleyenlerin sayısı da 100 bini geçti. https://innn.it/savecosmoradio yayınlanan çağrıyı imzalayanlar arasında kültür, sanat, siyaset ve medya dünyasından çok sayıda tanınmış isim de yer alıyor.</p>



<p>ANADİL YAYINLARI</p>



<p>Son olarak da Almanya’nın çeşitli yerlerinden 500’den fazla göçmen örgütü, girişimiyle, kültür, bilim ve siyaset dünyasından bireyler, içinde WDR’in de yer aldığı kamusal yayın kurumu ARD’ye (Almanya Radyo ve Televizyon Kurumları Kamusal İşbirliği Örgütü) yönelik bir ortak açıklama yayınlayarak “kültürlerarası ve çok dilli COSMO programının” sona erdirilmesini kabul etmediklerini duyurdular. Ortak açıklama, kamuya açık bir mektup olarak ARD bünyesindeki tüm yayın kurumlarının genel yayın yönetmenlerine gönderildi.<br>Göçmen kökenli medya çalışanlarıyla Almanya’daki çok kültürlüğü önemseyen Alman gazetecilerin ortak örgütü NdM’nin (Neue deutsche Medienmacher*innen – Yeni Alman Medya Çalışanları) girişimiyle başlatılan kampanyaya Almanya’daki çeşitli ülkelerden, kültürlerden göçmenlerin ülke çapında örgütlü çatı örgütlerinin yanısıra, gazeteci örgütleri, siyasi partilerin ve göç konusunda uzman bilim insanları destek veriyor.<br>Almanya’da yaşayan insanların dörtte birinden fazlasının göç bağlantısı olduğuna işaret edilen çağrıda “COSMO programının kapatılması yerine, güçlü ve ülke genelinde yayın yapan ortak bir ARD programına dönüştürülmesi” talep ediliyor. ARD’nin ülkede aşırı sağın güçlendiği bir dönemde “en çok ihtiyaç duyulan yerde geri çekildiği”ne işaret edilen çağrıda, anadil yayınları “toplumsal Kutuplaşmaya karşı vazgeçilmez bir alan” olarak değerlendiriliyor, “COSMO’nun ortadan kalkması durumunda, farklı bakış açılarına açık tek kültürlerarası ve çok dilli alan küçülecek, dezenformasyona karşı önemli bir koruma mekanizması zayıflayacak” uyarısında bulunuluyor.</p>



<p>ARD’yi sivil toplum kuruluşlarıyla diyaloğa davet eden çağrıda yer alan üç temel talep de şöyle:<br>“1. Tasfiye Değil, Geliştirme<br>COSMO, ülke çapında yayın yapan bir ARD işbirliği programı olarak geliştirilmelidir.<br>Çeşitlilik içeren bir toplum için modern ve çok platformlu bir medya hizmetine dönüştürülmelidir.<br>Buna kamu yayıncılığında ana dilde yapılan yayınların görünür ve duyulur olmaya devam etmesi de dahildir.</p>



<ol start="2" class="wp-block-list">
<li>Erişim Konusunda Şeffaflık<br>ARD, göç kökenli nüfusa gerçekten ulaşıp ulaşmadığını ve bunu hangi yöntemlerle ölçtüğünü açıklamalıdır.</li>



<li>Kurumsal Düzeyde Yer Verilmesi<br>ARD, çoğulcu göç toplumunun genel kurumsal stratejisinde hangi rolü oynadığını net biçimde ortaya koymalıdır.”<br>“HER ZAMANKİNDEN DAHA ÖNEMLİ”<br>Anadil yayınlarının kaldırılması yerine korunması ve desteklenmesi çağırısına destek verenlerin değerlendirmeleri de şöyle:<br>Gökay Sofuoğlu (TGD – “Almanya Türk Toplumu” Başkanı)<br>“COSMO’nun kapatılması yönündeki planlar, toplumsal dayanışma ve karşılıklı anlayışın her zamankinden daha önemli olduğu bir dönemde yanlış bir sinyaldir. Göç toplumundan ve göç toplumu hakkında daha fazla hikâyeye ihtiyacımız var, daha azına değil.”<br>Prof. Dr. Naika Foroutan (Berlin Humbolt Üniversitesi)<br>“COSMO kaybolursa yalnızca medya çeşitliliği kaybolmaz. Aynı zamanda toplumun farklı kesimlerinin birbirini görebildiği ve anlayabildiği alan da küçülür.”<br>Anastasia Sudzilovskaya (BVRE &#8211; “Rusça Konuşan Veliler Birliği” Genel Müdür Yardımcısı)<br>“Her gün sosyal medya ve mesajlaşma uygulamaları üzerinden ebeveynlere ve çocuklara dezenformasyon ulaşıyor. Buna karşı yoğun mücadele veriyoruz. ARD bizi bu mücadelede yalnız bırakamaz. Çok dilli ve güvenilir bilgi kaynakları temel bir kamu hizmetidir.”<br>Karim El-Helaifi (NDO – “Yeni Alman Örgütleri” Genel Müdürü)<br>“Medyada görünür olmak eşit katılımın ön koşuludur. COSMO’nun kaldırılmasıyla toplumun dörtte birinden fazlası kamu yayıncılığındaki sesini kaybedecektir. Bu durum yayıncılık görevinin temel mantığıyla çelişmektedir.”<br>Kelly Laubinger (“Schleswig Holstein Sinti Birliği” Genel Müdürü)<br>“Görünmezliğin ne olduğunu biliyoruz. Çoğunluk kurumlarının bazı topluluklara hitap edilmesine gerek olmadığına karar vermesinin ne anlama geldiğini de biliyoruz. COSMO bunun istisnasıydı. Korunması gereken bir istisna.”<br>Karen Taylor (BKMO &#8211; “Göçmen Örgütleri Federal Konferansı” Başkanı)<br>“Biz olmadan işleyen bir demokrasi, fırsat eşitliği ya da herkes için refah olmaz. Bizim için değil, bizimle birlikte program yapın.”<br>Elena Kountidou (NdM – “Yeni Alman Medya Çalışanları” Genel Müdürü)<br>“500’den fazla kuruluşun çağrısı açıkça gösteriyor ki ARD, COSMO’nun sona ermesini göze alamaz. Genel programlarda çeşitlilik bir tercih değil, zorunluluktur. Çoğulcu bir toplumun dilsel ve kültürel olarak kendisini ifade edebileceği kalıcı bir alana ihtiyacı vardır. Tasfiye yerine şimdi ülke çapında bir büyüme ve güçlendirme süreci gereklidir.”<br>KÖLN RADYOSU<br>Almanya’ya Türkiye’den işgücü göçünün başlamasından kısa bir süre sonra, 1964 yılında WDR bünyesinde başlatılan “Köln Radyosu”, ilk dönemlerde Türkiye kökenli göçmen en önemli ve tek haber ve bilgi kaynağıydı. Benzeri bir durum diğer Güney Avrupa ülkelerinden gelen göçmenler için de geçerliydi, onlara yönelik de ana dil yayınları yapılıyordu. Zamanla Türkiye’den önce gazetelerin Almanya’da baskıya ve dağıtıma geçtiler, ardından Türkiye merkezli radyo, televizyon yayınlarına erişim kolaylaştı. Daha sonra Almanya merkezli Türkçe medya da yaygınlaştı ve Almanya’da oldukça renkli bir Türkçe medya ortamı oluştu. Ancak bir süre sonra “COSMO Türkçe” adını alan WDR’in Türkçe yayınları, yayın süresi ve formatına yönelik tüm müdahalelere rağmen, hem kalite, hem de zengin içerik açısından Almanya’daki Türkçe haberciliğin güçlü bir temel direği olma özelliğini hep korudu.<br>WDR’in “yeniden yapılandırma” planı uygulamaya geçerse COSMO programı kapsamındaki Türkçe’nin yanısıra, Kürtçe, İtalyanca, Sırpça, Boşnakça ve Hırvatça olarak yapılan diğer ana dil yayınları da sonlandırılacak.<br>Kamuya açık çağrıya, destekleyen 500 kurum ve kişinin listesine aşağıdaki linkten ulaşmak mümkün:<br>https://www.neuemedienmacher.de/aktuelles/stellungnahme/wir-fordern-eine-bundesweite-zukunftsoffensive-fuer-cosmo</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Cosmo-Turkce-0626-800.jpeg" length="127326" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Türk öğretmenlerdenradyo yayınları tepkisi</title>
		<link>https://egazete.de/turk-ogretmenlerdenradyo-yayinlari-tepkisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 06 Jun 2026 03:45:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[ATÖF]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[WDR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31627</guid>

					<description><![CDATA[Almanya Türk Öğretmen Dernekleri Federasyonu (ATÖF), WDR'in Türkçe ve diğer yabancı dillerden yayınların sona erdirilmesine dair kararını "Türkçe ve anadil yayınları susturulamaz" diyerek eleştirdi]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p></p>



<p>Batı Alman Radyo Televizyon Kurumu‘nun (WDR) Türkçe ve diğer yabancı dillerden yayınların sona erdirilmesine dair kararını tepkiler devam ediyor.<br>Almanya’ya Türkiye ve diğer ülkelerden işgücü göçüyle ortaya çıkan göçmen toplumlara yönelik çok dilli yayınların “yeniden yapılandırılma“ planları kapsamında sona erdirilmesi kararı, Almanya Türk Öğretmen Dernekleri Federasyonu (ATÖF) tarafından “Almanya’nın çok kültürlü yapısına, demokratik çoğulculuk anlayışına ve toplumsal katılım ilkesine zarar verecek ciddi bir geriye gidiş“ olarak değerlendirildi.<br>WDR’in geçmişte göçmenler arasında “Köln Radyosu“ olarak bilinen ve son yıllarda yine WDR bünyesindeki “COSMO radyo kanalı“ çatısı altında sürdürülen Türkçe ve diğer dillerden yayınların kamu yayıncılığı açısından “zorunlu bir görev“ olarak tanımlayan ATÖF’ün açıklaması şöyle:<br>“ALMAN KAMU YAYINCILIĞINDA TÜRKÇE VE ANADİL YAYINLARI SUSTURULAMAZ!<br>Almanya Türk Öğretmen Dernekleri Federasyonu (ATÖF) olarak, Almanya kamu yayıncılığı bünyesinde yıllardır farklı dillerde yayın yapan COSMO ve Anadil programlarının kaldırılmasına dönük girişimleri büyük bir kaygı ve üzüntüyle takip ediyoruz.<br>1964 yılından bu yana farklı isimler altında faaliyet gösteren ve milyonlarca göçmen kökenli insanın sesi olan Türkçe radyo yayınlarının sona erdirilmek istenmesi yalnızca bir program değişikliği değildir. Bu karar, Almanya’nın çok kültürlü yapısına, demokratik çoğulculuk anlayışına ve toplumsal katılım ilkelerine zarar verecek ciddi bir geriye gidiştir.<br>Almanya’da yaşayan milyonlarca Türk kökenli insanımız, diğer göçmen topluluklarla birlikte kamu yayıncılığının finansmanına katkı sunmaktadır. Bu nedenle kamu yayıncılığı, toplumun tüm kesimlerini kapsamak ve onların dilsel ve kültürel gereksinimlerine yanıt vermek zorundadır. Anadil yayınları bir lütuf veya ayrıcalık olarak düşünülmemelidir.<br>Anadil yayınları;<br>• Demokratik katılımın güçlendirilmesi<br>• Toplumsal uyumun desteklenmesi<br>• Bilgiye eşit erişimin sağlanması<br>• Kültürel çeşitliliğin korunması<br>• Farklı toplum kesimlerinin kamusal alanda temsil edilmesi açısından yadsınamaz kamusal bir hizmettir.<br>WDR yönetimini ve Yayın Kurulu üyelerini Almanya’nın demokratik ve çoğulcu yayıncılık geleneğine sahip çıkmaya; Türkçe başta olmak üzere bütün Anadil yayınlarını korumaya, geliştirmeye çağırıyoruz. Göçmen toplumların sesini kısmak değil, güçlendirmek kamu yayıncılığının görevidir.<br>Tüm demokratik kurumları, STK’ları, sendikaları, eğitim kurumlarını, duyarlı vatandaşları bu karara karşı ses yükseltmeye davet ediyoruz.” (gk)</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/atof800.jpeg" length="28978" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Hülya Günü: Almanya&#8217;da ırkçılık dünden daha tehlikeli boyutta</title>
		<link>https://egazete.de/hulya-gunu-almanyada-irkcilik-dunden-daha-tehlikeli-boyutta/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Jun 2026 17:19:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[Rhein Main Bölgesi]]></category>
		<category><![CDATA[Genç ailesi]]></category>
		<category><![CDATA[Hülya Meydanı]]></category>
		<category><![CDATA[Solingen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31589</guid>

					<description><![CDATA[Solingen'de 33 yıl önce katledilen Genç ailesinin bireyleri Frankfurt Hülya Meydanı'nda anıldı. Anma etkinliğinde aşırı sağın ve ırkçılığın artık toplumun her kesimini hedef aldığı kaydedildi.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>FRANKFURT</strong></p>



<p>Solingen’de 1993 yılında evleri Alman ırkçılarca yakılarak katledilen <strong>Gülsün İnce (28), Hatice (19), Hülya (9) ve Saime Genç (5)</strong> ile Türkiye’den misafir gelen kuzenleri <strong>Gülistan Öztürk (12)</strong>, Frankfurt&#8217;un Bockenheim semtindeki Hülya Meydanı’nda anıldılar. Anma etkinliğinde ırkçılığın 1990&#8217;lara göre daha büyük tehlike arz ettiği belirtilerek aşırı sağcı AfD partisinin derhal kapatılması istendi.</p>



<p>Katliamın 33. yılında Hülya Günü adıyla düzenlenen etkinlikte, 1990 yılından bugüne Solingen katliamı, Mölln, Hoyerswerda, Rostock-Lichtenhagen, NSU cinayetleri, Münih saldırısı ve Hanau katliamı gibi ırkçı şiddetin gerçekleştiği olaylar sonucu 220&#8217;den fazla insanın hayatını kaybettiğine dikkat çekildi. &#8216;Remigrasyon&#8217; (göçmenleri geri gönderme) politikası ile göçmenleri hedef alan ırkçı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin vatandaşlık anlayışının aslında kendileri dışında her kesimi hedef aldığı kaydedildi. Sivil toplum temsilcileri, aşırı sağcı partinin Almanya için bir alternatif değil tehlike olduğunu ve derhal kapatılmasını talep ettiler.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="800" height="450" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Hulya-gunu-01-0526-800.jpg" alt="" class="wp-image-31590" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Hulya-gunu-01-0526-800.jpg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Hulya-gunu-01-0526-800-300x169.jpg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Hulya-gunu-01-0526-800-696x392.jpg 696w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p><strong>Politika, medya, toplum meşrulaştırıyor</strong></p>



<p>Frankfurt Türk Halkevi Başkanı Zeliha Dikmen, etkinliğin açılış konuşmasında, “1993 yılında Solingen’de meydana gelen saldırı, Almanya’da göçmenlere yönelik bir dizi ırkçı saldırının doruk noktasıydı. Federal Meclis’in, Anayasa’da değişiklik içeren ve Almanya’da sığınma hakkını kısıtlayan, sözde “sığınma uzlaşmasını” kabul etmesinden üç gün sonra, Genç ailesinin evi ateşe verildi.</p>



<p>Bugün, 33 yıl sonra, ister bu ülkede 5. kuşak olarak yaşıyor olalım, ister nispeten yeni gelmiş olalım göçmen kökenli bizler için durum hâlâ tehdit oluşturuyor. Hatta 90&#8217;lı yılların başlarına kıyasla, bugün daha tehditkar bir dönemdeyiz.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="450" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Hulya-gunu-06-0526-800.jpg" alt="" class="wp-image-31595" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Hulya-gunu-06-0526-800.jpg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Hulya-gunu-06-0526-800-300x169.jpg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Hulya-gunu-06-0526-800-696x392.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p>Beldelerimizde, belediye meclislerinde, eyalet meclislerinde ve Federal Meclis&#8217;te, demokratik ve özgürlükçü temel düzenimizin kurallarını kullanıp seçilen, giderek güçlenen bir parti var. Bu partinin önde gelen isimleri, ırkçı kriterlere göre milyonlarca insanı, yani Alman vatandaşlarını da göndermek istediklerini açıkça dile getiriyorlar. Buna ek olarak, aşırı sağcı şiddet Almanya’da bir süreklilik arz ediyor, çünkü bu şiddet siyaset, medya ve toplum tarafından meşrulaştırılıyor.</p>



<p>Federal hükümeti, eyalet hükümetini ve yerel yönetimleri, halkın gerçek sorunlarına odaklanmaya ve özellikle bu kriz dönemlerinde halkı bölmek yerine birleştirmeye çağırıyoruz” ifadelerini kullandı.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="451" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Hulya-gunu-05-0526-800.jpg" alt="" class="wp-image-31594" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Hulya-gunu-05-0526-800.jpg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Hulya-gunu-05-0526-800-300x169.jpg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Hulya-gunu-05-0526-800-696x392.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p><strong>Bağlantılar ortaya konulmalı</strong></p>



<p>Frankfurt Ayrımcılıkla Mücadele Birimi Müdiresi Dr. Harpreet Cholia, „Göçmenlerin günlük yaşamlarında maruz kaldıkları ırkçı saldırılar ve ayrımcılık deneyimleri arasındaki bağlantıları görünür kılmalıyız. Irkçılık, antisemitizm, çingene düşmanlığı, LGBTIQ düşmanlığı ve engellilere karşı ayrımcılık gibi farklı şiddet biçimleri birbiriyle bağlantılıdır; bu ideolojiler neredeyse hiçbir zaman tek başına ortaya çıkmaz. Bunlar bir arada ortaya çıkar ve birlikte mücadele edilmesi gerekir.</p>



<p>Birçok insan, bilinçli ya da bilinçsiz önyargılar ve kalıplaşmış düşünceler nedeniyle günlük yaşamda da sürekli olarak dışlanma, aşağılanma ve eşitsiz muameleyle karşı karşıya kalıyor. Bu durum genellikle devlet kurumlarında ve idari makamlarda yaşanıyor. Demokratik kurumlar görevlerini yerine getiremediğinde ve katılım sağlamak yerine insanları dışladığında bu beni özellikle üzüyor“ diye konuştu. Sağcı kışkırtmalara karşı net bir tutum ve politika, mağdurların korunması, güçlü ayrımcılıkla mücadele mekanizmaları, sürdürülebilir demokrasi teşviki ve gözlerini başka yöne çevirmeyen bir sivil toplum gibi konularda Somut adımlar atmak gerektiğini kaydeden Dr. Cholia, “Günlük yaşamda, işte, parlamentolarda, sosyal medyada karşı gelme cesaretini göstermeliyiz. Zira demokrasi kendi kendini savunamaz” dedi.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="444" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Hulya-gunu-03-0526-800.jpg" alt="" class="wp-image-31592" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Hulya-gunu-03-0526-800.jpg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Hulya-gunu-03-0526-800-300x167.jpg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Hulya-gunu-03-0526-800-696x386.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p><strong>Şiddet aniden ortaya çıkmaz</strong></p>



<p>Medeni cesaretiyle küçük kızları korumak isterken hayattan koparılan Tuğçe Albayrak&#8217;ın ağabeyi Doğuş Albayrak da şiddet nadiren aniden ortaya çıktığını, yavaş yavaş büyüdüğünü belirterek, “Şiddet insanların insanlıktan çıkarıldığı yerlerde büyür. Dilin birleştirmek yerine ayırdığı yerlerde büyür. Korkunun körüklendiği ve insanların sorun olarak görüldüğü yerlerde büyür. Nefret ateşle başlamaz. Genellikle daha önce başlar. Sözlerde, görüntülerde ve görmezden gelmede. İşte bu yüzden bugün sadece geçmişi anmıyoruz. Geleceği de hatırlıyoruz. Çünkü Solingen hem tarihi bir olay aynı zamanda günümüz için bir uyarıdır. 33 yıl sonra biliyoruz ki Solingen ve Hanau münferit vakalar değildi” dedi.</p>



<p>Anma etkinliğinde Bockenheim idaresi, Yabancılar Meclisi, İG Metall sendikası, DİDF, Omas gegen Rechts, Aufstehen gegen Rassismus, Hessen Mülteci Konseyi adına yapılan konuşmalarda birlikte ırkçılığa karşı mücadele, insan haklarına ve demokrasiye sahip çıkılması vurgusu yapıldı.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignleft size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="331" height="600" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/hammering-man600.jpg" alt="" class="wp-image-31596" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/hammering-man600.jpg 331w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/hammering-man600-300x544.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 331px) 100vw, 331px" /></figure></div>


<p><strong>Hülya Meydanı için uzun süre mücadele edildi</strong></p>



<p>Solingen&#8217;den dokuz yaşını hayatını kaybeden Hülya Genç’in adını taşıyan Hülya Meydanı, Almanya’da sağcı şiddet kurbanlarından birinin adını taşıyan ilk meydanlardan biri özelliğini taşıyor. Hülya Meydanı ve üzerindeki gamalı haçı döven adam heykeline Halkevi&#8217;nin de aralarında olduğu sivil toplum kuruluşlarının uzun mücadelesi sonucu belediye yönetimince yasal zemin kazandırılmıştı.</p>



<p>Frankfurt Belediyesi&#8217;nin, 1998’de aldığı kararla Friesengasse ile Kleine Seestrasse arasındaki alanının adını, Solingen’de evlerinin kundaklanması sonucu dört yakınıyla birlikte katledilen dokuz yaşındaki Hülya Genç anısına, <strong>‘Hülya Platz’</strong> olarak değiştirmişti. Meydana yine uzun uğraşlar sonucu bir de gamalı haçı döven çekiçli adam (Hamering Man) heykeli ile ırkçılığa ve aşırı sağa karşı uyarı levhası konulmuştu. Levhada mavi zemin üzerinde, beyaz harflerle, Almanca <strong>“Irkçlığa ve şiddete karşı. Bu meydan ailesiyle birlikte Solingen’de yaşayan dokuz yaşındaki Türk kızı Hülya Genç anısına oluşturuldu. O, 29 Mayıs 1993 gecesi, dört aile bireyi ile birlikte evlerinin kundaklanması sonucu katledildi. Hülya’nın ölümü, yabancı düşmanlığı ve korkunç sonucu konusunda uyarıdır. Barış içinde birlikte yaşam için”</strong> yazısı bulunuyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/06/Hulya-gunu-01-0526-800.jpg" length="143951" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Köln&#8217;de Alevi &#8216;Be One&#8217; festivali coşkusu</title>
		<link>https://egazete.de/kolnde-alevi-be-one-festivali-coskusu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 31 May 2026 14:00:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[AABF]]></category>
		<category><![CDATA[Be One festival]]></category>
		<category><![CDATA[festival]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31569</guid>

					<description><![CDATA[Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu, Köln Tanzbrunun alanında gerçekleştirdiği „Be ONE“ festivali ile en büyük etkinliklerinden birine imza attı. Festival halaylarla başladı, ünlü sanatçıların türkülerine eşlik edilerek sona erdi.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong> KÖLN</strong></p>



<p>Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu&#8217;nun Köln Tanzburunnen alanında „Be ONE – Yarınları umut ol“ adıyla gerçekleştirdiği festivale coşkulu, onbinden fazla insan katıldı. AABF Eşit Başkanı Hüseyin Mat, festivalde yaptığı konuşmada Alevilerin Almanya&#8217;dan sonra Türkiye&#8217;de de haklarını er ya da geç „söke, söke, söke” alacaklarını söyledi. Festivalde CHP ve seçilmiş başkan Özel ile dayanışma çağrıları yükseldi.</p>



<p>Davul zurna ve halaylarla başlayan festivalde Sasa, Suavi, Efkan Şeşen, İlkay Akkaya, Ceren Bozkurt, Zeynep Bakşi Karatağ, Miraz, Aylin Yıldırım Mavi der Rote sahne aldılar.</p>



<p>AABF Eşit Başkanı Hüseyin Mat&#8217;ın &#8216;mutluluğumuzu da paylaşmak istiyoruz&#8217; dediği festivalde gençler, kadınlar en önlerde yer aldı. Festivalde CHP ve Özel ile dayanışma vurgusu da yapıldı. Festivale İsviçre ve Almanya&#8217;nın farklı kentlerinden gelen CHP&#8217;liler, dev bir Özgür Özel posteri açtılan. Festivalde AABF Eşit Başkanı Hüseyin Mat&#8217;ın yanısıra DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, CHP Yurtdışı Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Nurhayat Altaca Kayışoğlu da konuştu.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="450" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/AABF-Be-one-30052026-1-800.jpg" alt="" class="wp-image-31570" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/AABF-Be-one-30052026-1-800.jpg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/AABF-Be-one-30052026-1-800-300x169.jpg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/AABF-Be-one-30052026-1-800-696x392.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p>Festivalde konuşan KRV eyaletinin uyum bakanı Verena Schaeffer ile Köln Belediye Başkanı Derya Karadağ (Yeşiller) Eyalet Milletvekili Berivan Aymaz demokrasinin ve Alevilerin önemine dikkat çektiler. Karadağ, festivalin Köln&#8217;e çok uyduğunu, Suriye ve Türkiye&#8217;deki insan hakları konusunun geçiştirilemeyeceğini, Bakan Schaefer, uyum konusuna Alevilerin iyi bir örnek olduğunu ifade ederken Aymaz ise, “Burada aynı zamanda bizi kutluyoruz. CHP&#8217;ye saldırı demokratik değerlere saldırıdır. Bu konu içişleri sorunu olmayı çoktan aşmıştır. Demokratik değerler, dünyadaki herkesi ilgilendiriyor” dedi.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="450" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/AABF-Be-one-30052026-16-800.jpg" alt="" class="wp-image-31575" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/AABF-Be-one-30052026-16-800.jpg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/AABF-Be-one-30052026-16-800-300x169.jpg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/AABF-Be-one-30052026-16-800-696x392.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /><figcaption class="wp-element-caption">KRV eyaletinin uyum bakanı Verena Schaeffer</figcaption></figure>



<p>Festivalde BirGün Okur İnisiyatifinin oluşturduğu BirGün standı da yer aldı. Onlarca okur BirGün&#8217;e abone olurken, BirGün yazarlarının kitapları da büyük ilgi gördü. BirGün standını CHP Genel Başkan Yardımcısı Nurhayat Altaca Kayışoğlu ve heyetinin de aralarında olduğu gruplar ziyaret ederek gazete ile dayanışma içinde olduklarını dile getirdiler.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="445" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/AABF-Be-one-30052026-40-800.jpg" alt="" class="wp-image-31587" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/AABF-Be-one-30052026-40-800.jpg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/AABF-Be-one-30052026-40-800-300x167.jpg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/AABF-Be-one-30052026-40-800-696x387.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p>Alman Kemik İliği Bilgi Bankası (DKMS) da Bremen&#8217;den Emir (11) ve Kais (7) için kampanya standı açtı. Stand sorumlusu Gazel Özcan Ulutaş, “İki canı kurtarmak için yola çıktık. Festivale katılarak hem DKMS hakkında bilgi vermek hem de insanlardan örnek alarak olası bir eşleşme sağlamak istedik. Böylece amansız hastalığa yakalanan bir cana umut olmak istiyoruz” dedi.</p>



<p>Vartolu vatandaşlar ise festivalde “Varto, jeo termal istemiyor” yazılı dövizler taşıdı. Jeo termalin hem toprağa hem de hayvanlara büyük zarar vereceğini, bölgeyi yaşanmaz hale getireceğini savunan Vartolular, “Bu girişimi asla kabul etmiyoruz. Jeo termal projesi ortadan kalkıncaya kadar mücadelemiz sürecek” dediler.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="450" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/AABF-Be-one-30052026-24-800.jpg" alt="" class="wp-image-31571" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/AABF-Be-one-30052026-24-800.jpg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/AABF-Be-one-30052026-24-800-300x169.jpg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/AABF-Be-one-30052026-24-800-696x392.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p><strong>Mat: Haksızlığa kim uğradıysa, onun yanındayız</strong></p>



<p>AABF Eşit Başkanı Hüseyin Mat birlik yöneticilerinin arasında yaptığı konuşmada, artık acıların yanısıra mutluluklarını da paylaşmak istedikleri için festivallerde biraraya geldiklerini söyledi. Sadece Alevilerin değil kim haksızlığa uğramışsa onun, üstelik sadece insanın yanında değil, doğanın da yanında olduklarını belirten Hüseyin Mat, „Bunu bizden değerlerimiz, öğretimiz istiyor. Biz daha önce nasıl DEM Partisi&#8217;ne yapılanlara sessiz kalmadıysak bugün de CHP&#8217;nin Genel Başkanı&#8217;na topla tüfekle yapılanları şiddetle kınıyoruz. Haklarımızı alabilmek için, demokratik cumhuriyete emin adımlarla yürüyebilmek için güçlü bir CHP&#8217;ye de DEM&#8217;e de sosyalistlere de ihtiyacımız var. Alevi birliklerini ne zorluklarla, değerlerini, namusunu korumak için oluşturduk. Alevilerin hak mücadelesini verdik. CHP içinde tartışmalar kaynaklı Alevilik tartışılıyor. Bu bizim kırmızı çizgimizdir. Tartışmalarınıza Aleviliği malzeme etmeyin, bizi karşımızda bulursunuz. Avrupa&#8217;da Aleviler nasıl anayasal haklarını aldılarsa, Türkiye&#8217;de de bu hakları söke, söke, söke alacaklar. Biz onlara diz çöktüreceğiz. Bu meydanda mücalemizi ortaklaştırdık. Ayağa kalkacağız, mücadeleye devam edeceğiz“ diye konuştu.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="449" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/AABF-Be-one-30052026-15-800.jpg" alt="" class="wp-image-31572" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/AABF-Be-one-30052026-15-800.jpg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/AABF-Be-one-30052026-15-800-300x168.jpg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/AABF-Be-one-30052026-15-800-696x391.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p><strong>“Biz demokrasiyi CHP için de istiyoruz”</strong></p>



<p>DEM Partisi Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, kendilerini Mahirlerin, Denizlerin, İbrahimlerin, Mazlum ve Sakineler geleneğinin temsilcisi olarak niteledi. Seyit Rıza&#8217;nın gibi kimseye diz çökmeceklerini, müzakere süreci nedeniyle Kürtlerin davalarından vaz geçtiğinin zannedildiğini kaydeden Bakırhan, „Biz bir müzakere yürütüyoruz ama davamız, mücadelemiz bakidir. Hem mecliste hem sokakta Alevilerin inanç merkezi olan cemevlerinin statüsünün verilmesi için mücadelemize devam edeceğiz. AİHM kararlarının uygulanması, zorunlu din derslerinin kaldırılması, Madımak Oteli&#8217;nin utanç müzesi olması, Alevi gençlerin kamuda hak ettiği yere gelemeleri için mücadeleye devam edeceğiz. Çünkü sizler bizim başımızın tacısınız. Siz mücadeleyi bize öğretenlersiniz. Direnişin ne olduğunu bize öğrettiniz. Gördüğümüz bütün zulüm ve baskıları hep birlikte ortadan kaldırmak için mücadelemizi büyüteceğiz“ diye konuştu.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="450" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/AABF-Be-one-30052026-34-800.jpg" alt="" class="wp-image-31584" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/AABF-Be-one-30052026-34-800.jpg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/AABF-Be-one-30052026-34-800-300x169.jpg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/AABF-Be-one-30052026-34-800-696x392.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p><strong>Bakırhan&#8217;dan Avrupa&#8217;daki Alevilere çağrı</strong></p>



<p>Alevilerin Kürtlerin kimlik mücadelesinin yanında olmayı ve demokratik bir Türkiye için mücadeleyi sürdüreceğine inandığını Bakırhan, „Toplumsal barış ancak Alevilerin eşit yurttaşlık hakkını tanımayla olur. Bu masada Alevilerin eşit yurttaşlık, emekçilerin, ezilenlerin, kadınların, gençlerimizin haklı talepleri var. Bir olursak, dayanışırsak yenmeyeceğiz hiçbir yönetim yoktur“ dedi. Avrupa&#8217;da yaşayan Alevilerden Türkiye&#8217;deki yargı darbelerine karşı destek isteyen Bakırhan konuşmasında, „Seçilmiş belediye başkanlarının yeri cezaevi değil. Zannediyorlar ki Kürtler sadece kendisi için barış, demokrasi istiyor. Öyleyse bu barış gelmesin. Kürtler 86 milyon için, Aleviler için, CHP için demokrasi istiyor“ ifadesini kullandı.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="450" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/AABF-Be-one-30052026-18-800.jpg" alt="" class="wp-image-31574" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/AABF-Be-one-30052026-18-800.jpg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/AABF-Be-one-30052026-18-800-300x169.jpg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/AABF-Be-one-30052026-18-800-696x392.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p><strong>Nurhayat Altaca Kayışoğlu&#8217;ndan &#8216;Hızır Paşa&#8217; vurgusu</strong></p>



<p>Konuşmasında sık sık „Ya hep beraber, ya hiçbirimiz“ ve „AKP halka hesap verecek“ sloganları atan CHP Yurtdışı Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Nurhayat Altaca Kayışoğlu, en son Ankara, daha öncesinde 81 ilin her bir köşesinde toplayan ve „cesur, kararlı, mücadeleci, boyun eğmeyen liderimiz“ diye nitelendirdiği CHP&#8217;nin seçilmiş genel başkanı Özgür Özel&#8217;in selamını getirdiğini söyledi. Kayışoğlu, „Hızır Paşa&#8217;ya karşı bir an tereddüt etmeden darağacına yürüyen Pir Sultan&#8217;ın yoldaşlarına, tarihin doğru tarafında duranlara selam olsun. Apoletlerini söküp atıp bize vatan vermek için mücadele eden Atatürk ve arkadaşlarına selam olsun. Mutlak butlan ile mutlak sultana karşı bizim liderimiz Özgür Özel&#8217;dir diyenlere selam olsun. Bugün Gezi&#8217;nin 13. yıldönümü. Ali İsmail, Abdullah Cömertler aramızda. Birileri „emri ben verdim“ diyordu. Bugün canımızı acıtan „emri ben verdim“ diyenlerle yürüyen Hızır Paşalardır. Hemipiz Gezi&#8217;deydik. Bütün AYM, AİHM kararlarına rağmen hala mapusta Can Atalay, Osman Kavala var. Gezi tutukluları, bizlerin özgürlük talebi için bedel öderken onların bir kez daha iktidarda kalması için sarayda yazılmış senaryolara ortak olan piyonlara yazıklar olsun. Bir olacağız, iri olacağız, hep birlikte onları sandığa gömeceğiz. Ekrem İmamoğlu, Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, 20 belediye başkanımız tutsak. Bütün siyasi tutsakların özgürlüğü, bizim hep birlikte vereceğimiz demokrasi mücadelesinden geçiyor. Şimdi mutlak faşizmle faşizme karşı omuz omuza mücadele zamanı“ ifadelerini kullandı. Altaca Kayışoğlu&#8217;nun konuşması sık sık alkışlar, sloganlar ve „yuh“ sesleriyle kesildi.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="450" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/AABF-Be-one-30052026-8-800.jpg" alt="" class="wp-image-31582" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/AABF-Be-one-30052026-8-800.jpg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/AABF-Be-one-30052026-8-800-300x169.jpg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/AABF-Be-one-30052026-8-800-696x392.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /><figcaption class="wp-element-caption">Suavi</figcaption></figure>



<p>Suavi programına başlarken &#8220;Bizim yorgunluğumuz cenaze yorgunluğu dostlar. Çok daha güzel günleri haketmiş bir toprağın çocukları olmamıza rağmen her birimizin yüreğinde büyük hüsranlar var. Acılara bulanmış kocaman bir aileyiz aslında. Biz türkülerle kendimizi tedavi ederken, yitiklerimizi, zamansız uğurladıklarımızı anmaksızın bir türküye başlamayız. Buna hakkımız da yok, bu saygısızlığa izin vermememiz gerekiyor. Çünkü onları yaşatmanın koşulu, geçmişimize, bizim dışımızda çok daha büyük bedeller ödemişlere saygı duymaktan geçer. Şimdi yanındakilerin ellerini kaldırın. Bütün yitiklere selam olsun. Yeniden çocuklarımızı kaymemek adına barışa, dostluğa, dayanışmaya merhaba. Amacımız bir yarayı taşımak değil, bir gerçeği ve o gerçeğin faşit katillerini unutturmamak için, yeniden bir Madımak yaşamamak için sesiniz Dortmund&#8217;tan, Düsseldorf&#8217;tan duyulsun&#8221; diye konuştu.</p>



<p>Suavi&#8217;nin yanısıra ünlü sanatçılar Efkan Şeşen, İlkay Akkaya, Ceren Bozkurt, Zeynep Bakşi Karatağ, Miraz ve Aylin Yıldırım da söyledikleri eserlerle hem de festival coşkusunu artırdılar hem de coşkuya ortak oldular.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="447" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/AABF-Be-one-30052026-13-800.jpg" alt="" class="wp-image-31577" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/AABF-Be-one-30052026-13-800.jpg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/AABF-Be-one-30052026-13-800-300x168.jpg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/AABF-Be-one-30052026-13-800-696x389.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /><figcaption class="wp-element-caption">Ceren Bozkurt</figcaption></figure>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="450" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/AABF-Be-one-30052026-28-800.jpg" alt="" class="wp-image-31578" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/AABF-Be-one-30052026-28-800.jpg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/AABF-Be-one-30052026-28-800-300x169.jpg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/AABF-Be-one-30052026-28-800-696x392.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /><figcaption class="wp-element-caption">Zeynep Bakşi Karatağ</figcaption></figure>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="450" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/AABF-Be-one-30052026-7-800.jpg" alt="" class="wp-image-31579" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/AABF-Be-one-30052026-7-800.jpg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/AABF-Be-one-30052026-7-800-300x169.jpg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/AABF-Be-one-30052026-7-800-696x392.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /><figcaption class="wp-element-caption">Efkan Şeşen</figcaption></figure>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="444" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/AABF-Be-one-30052026-6-800.jpg" alt="" class="wp-image-31580" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/AABF-Be-one-30052026-6-800.jpg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/AABF-Be-one-30052026-6-800-300x167.jpg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/AABF-Be-one-30052026-6-800-696x386.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /><figcaption class="wp-element-caption">İlkay Akkaya</figcaption></figure>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="448" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/AABF-Be-one-30052026-9-800.jpg" alt="" class="wp-image-31581" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/AABF-Be-one-30052026-9-800.jpg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/AABF-Be-one-30052026-9-800-300x168.jpg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/AABF-Be-one-30052026-9-800-696x390.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /><figcaption class="wp-element-caption">Sasa</figcaption></figure>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/AABF-Be-one-30052026-1-800.jpg" length="189349" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Almanya&#8217;da sosyal konut sıkıntısı, tehlikeli boyutta</title>
		<link>https://egazete.de/almanyada-sosyal-konut-sikintisi-tehlikeli-boyutta/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 May 2026 10:50:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[agah]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal konut]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31448</guid>

					<description><![CDATA[Entegrasyon ve Göç Uzmanlar Konseyi'nin yıllık raporu, Almanya'da göçmen kökenli kişilerin konut sıkıntısından özellikle ağır bir şekilde etkilendiğini, yüksek kiraların sosyal yük ve toplumsal uyum için de büyük tehlike haline geldiğini ortaya koydu]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Hessen Eyaleti Yabancılar Meclisleri Çalışma Grubu (agah), Entegrasyon ve Göç Uzmanlar Konseyi&#8217;nin (SVR) güncel yıllık raporunun sonuçlarının, kendilerinin savunduğu temel noktaları doğruladığını vurguladı.</p>



<p>SVR raporu, göçmen kökenli kişilerin konut sıkıntısından özellikle ağır bir şekilde etkilendiğini ve artan kiralar ile uygun fiyatlı konut eksikliğinin giderek artan bir sosyal yük ve toplumsal uyum için bir tehlike haline geldiğini ortaya koyuyor.<br><br>SVR, göçmen kökenli kişilerin daha sık aşırı kalabalık konutlarda yaşadıklarını, gelirlerinin daha büyük bir kısmını konut masraflarına ayırmak zorunda kaldıklarını ve evsizlikten çok daha fazla etkilendiklerini tespit ediyor. Aynı zamanda rapor, konut sıkıntısının artık işgücü ve vasıflı işgücü kazanımını da zorlaştırdığına işaret ediyor.</p>



<p><strong>Sosyal konutlar yapılmalı</strong><br><br>Agah Başkanı Enis Gülegen bu konuda şunları söyledi: “Uygun fiyatlı konut, günümüzün en önemli sosyal sorunlarından biri ve uzun zamandır entegrasyon politikası açısından da bir zorluktur. Konut piyasasından kalıcı olarak dışlanan ya da güvencesiz koşullarda yaşamak zorunda kalanlar için topluma katılım zorlaşır. Özellikle göçmen kökenli insanlar, konut sıkıntısının sonuçlarını çok daha şiddetli bir şekilde yaşıyor. Siyaset, entegrasyonu sadece talep etmekle kalmamalı, bunun için gerekli sosyal koşulları da yaratmalıdır.<br><br>Bu nedenle agah, sosyal konut inşaatına daha fazla yatırım yapılmasını, belediyelere daha güçlü destek sağlanmasını ve konut piyasasındaki ayrımcılığa karşı hedefli önlemler alınmasını talep ediyor. Ayrıca eyalet siyasetinin, Hessen’deki birçok metropoliten bölgenin yıllardır uygun fiyatlı konut sıkıntısı çektiğini daha fazla dikkate alması gerekiyor.“</p>



<p>Gülegen sözlerine şöyle devam etti: “Nitelikli işgücünü çekmek, toplumsal uyumu güçlendirmek ve entegrasyonu başarılı bir şekilde şekillendirmek isteyenler, insanların kökenleri veya gelirleri ne olursa olsun, insanca ve karşılanabilir fiyatlı konutlara erişebilmelerini sağlamalıdır.”</p>



<p>Uzmanlar Kurulu raporunda ayrıca, barınmanın sadece başını sokacak bir yerden çok daha fazlası olduğunu vurguladı. Barınma durumu, eğitim ve iş piyasası fırsatlarının yanı sıra sosyal katılımı ve belediyelerdeki birlikte yaşamayı da etkiliyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/emphyrio-fife-6150281-800.jpg" length="168292" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Karaahmetoğlu’ndan Medyada Çifte Standarda Sert Tepki</title>
		<link>https://egazete.de/karaahmetoglundan-medyada-cifte-standarda-sert-tepki/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 May 2026 10:32:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[Arda Saatçi]]></category>
		<category><![CDATA[çifte standart]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31445</guid>

					<description><![CDATA[Federal Meclis SPD Milletvekili Macit Karaahmetoğlu, Alman medyasının 600 kilometrelik devasa koşuyu başarıyla tamamlayan Arda Saatçi'nin haberlerindeki çifte standarda dikkat çekti.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Federal Meclis SPD Milletvekili Macit Karaahmetoğlu, dünyanın en zorlu parkurlarından biri olarak kabul edilen Ölüm Vadisi’nden Santa Monica’ya uzanan 600 kilometrelik devasa koşuyu başarıyla tamamlayan Türk-Alman ekstrem sporcu Arda Saatçi’yi yayımladığı mesajla tebrik ederken, Alman medyasının başarıyı sunuş biçimindeki çifte standarda dikkat çekti.</p>



<p>“<strong>Arda Saatçi’nin Başarılarıyla Gurur Duyuyoruz”</strong></p>



<p>Federal Milletvekili Macit Karaahmetoğlu, Arda Saatçi’nin imza attığı bu olağanüstü başarının yalnızca fiziksel bir güç değil, aynı zamanda azim, emek ve sabır göstergesi olduğunu vurguladı.</p>



<p>Arda Saatçi’nin başarısının kendisini gururlandırdığını ifade eden Karaahmetoğlu, “Eskişehirli bir ailenin evladı olan ve Almanya’da doğup büyüyen genç sporcu Arda Saatçi, 600 kilometrelik zorlu bir parkuru tamamlayarak göğsümüzü kabartmıştır. Kendisini bu tarihi başarısından dolayı yürekten kutluyor, başarısıyla gurur duyduğumu ifade etmek istiyorum” dedi.</p>



<p><strong>Medyadaki Çifte Standarda Sert Eleştiri</strong></p>



<p>Uzun yıllardır basın-medya hukukçusu olarak da görev yapan Macit Karaahmetoğlu, Arda Saatçi’nin başarısının basında yer alma biçimine yönelik önemli eleştirilerde bulundu. Birçok gazete ve yayın organında Arda Saatçi’nin yalnızca “Alman” sıfatıyla tanıtılmasının medyadaki çifte standardın bir örneği olduğunu belirten Karaahmetoğlu, şu ifadeleri kullandı:</p>



<p>“Bir basın-medya hukukçusu olarak üzülerek gözlemliyorum ki; konu bir suç veya olumsuz bir olay olduğunda birçok medya organında failin kimliği ‘Türk-Alman’ veya ‘Türk’ olarak vurgulanıyor ve öne çıkarılıyor. Ancak söz konusu Arda Saatçi gibi büyük bir başarı, bir dünya rekoru veya pozitif bir temsiliyet olduğunda, bu kişilerin kökenleri bir anda unutuluyor, yok sayılıyor ve medyada sadece ‘Alman’ sıfatıyla yer alıyor.”</p>



<p>Karaahmetoğlu, medyanın toplumsal algıyı şekillendirmedeki sorumluluğuna dikkat çekerek yayınların toplumsal barışa katkı sağlaması gerektiğini belirtti ve şu ifadelere yer verdi:</p>



<p>“Medyada köken belirtilirken sergilenen taraflı tutumu kabul etmiyorum. Medya dilinde kullanılan bu çifte standart, burada doğup büyümüş ve kökenleri çok farklı bir yerde olsa da kendilerini Almanya’nın bir parçası olarak gören yeni nesilde hayal kırıklığı yaratmaktadır. Zaten birçok göçmen kökenli genç, Arda Saatçi’nin başarısının haberleştirilmesinden sonra sosyal medyadaki paylaşımlarında da bu çifte standarda dikkat çekmiştir.</p>



<p>Unutulmamalıdır ki; başarıyı sahiplenirken kökenleri gizleyen, ancak olumsuz durumlarda farklı kimlik ve kökenleri ön plana çıkaran bu dil yalnızca ayrımcılığı beslemektedir.</p>



<p>Umarım bu gelişme, medyanın bu yöndeki çifte standardını fark edip gelecekte düzeltmesine vesile olur.</p>



<p>Ancak her şeye rağmen Arda Saatçi, azmi ve başarısıyla milyonlarca göçmen kökenli gencin ve ülkemizin gurur kaynağı olmuştur.”</p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/arda800.jpg" length="139263" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>SPD, Yeşiller ve Die Linke&#8217;den X platformu kararı</title>
		<link>https://egazete.de/spd-yesiller-ve-die-linkeden-x-platformu-karari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 May 2026 20:37:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[Die Linke]]></category>
		<category><![CDATA[SPD]]></category>
		<category><![CDATA[X platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşiller]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31393</guid>

					<description><![CDATA[Almanya’da Sosyal Demokrat Parti (SPD), Yeşiller ve Die Linke (Sol Parti), sosyal medya platformu X’ hesabını kullanmama kararı aldı]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Almanya’da Sosyal Demokrat Parti (SPD), Yeşiller ve Sol Parti (Die Linke) yayınladıkları ortak metinde, sosyal medya platformu X’ teki “dezenformasyona karşı bir mesaj vermeyi” amaçladıklarını açıkladı. Açıklamada, “ Siyasi tartışmalar toplumun doğru bilgilendirmesiyle güçlenir. Ancak X giderek dezenformasyonu teşvk eden bir yapıya dönüştü. Bu nedenle artık bu hesabı kullanmayacağız” ifadeleri yer aldı.</p>



<p>Partilerin resmi hesaplarından yapılan ortak açıklamada, “X son yıllarda kaosa sürüklendi. Siyasi tartışmalar bilgiye dayalı olmalı, ancak X giderek dezenformasyonu teşvik ediyor” denildi. <strong>#WirVerlassenX</strong> etiketiyle yapılan duyurularda, hesapların artık aktif kullanılmayacağı bildirildi.<br><br>Karar sadece parti hesaplarını değil, çok sayıda siyasetçinin kişisel hesaplarını da kapsıyor. Açıklamaya göre hesaplar tamamen silinmeyip şimdilik yalnızca devre dışı bırakılacak.<br><br>Platform, Elon Musk tarafından 2022 yılında satın alınmış ve daha sonra “X” adıyla yeniden markalanmıştı. Musk, platformda “ifade özgürlüğünü güçlendirme” hedefi olduğunu savunuyor. Son yıllarda X’in yanlış bilgiyle yeterince mücadele etmediği yönündeki eleştiriler artarken, Musk’ın siyasi tutumları da tartışma konusu olmuştu.</p>



<p>Geçtiğimiz yıllarda da Alman siyasi partiler arasında X&#8217;ten ayrılma düşünceleri defalarca gündeme gelmiş,  bu konu Musk&#8217;ın ırkçı AfD&#8217;nin de aralarında olduğu sağ popülist hareketlere verdiği destek ve ABD Başkanı Donald Trump&#8217;a olan bağlılığı büyük rol oynamıştı. Musk, geçmişte Alman siyasetçilere hakaret etmiş ve aşırı sağcıların içeriklerini yaymıştı.</p>



<p>Ancak Şansölye Friedrich Merz ve çok sayıda bakanlık şu anda X&#8217;i kullanmaya devam ediyor. Federal hükümet, platformdan ayrılma taleplerini geçmişte defalarca reddetmişti. SPD, Yeşiller ve Sol Parti&#8217;nin toplu olarak ayrılmasına yönelik eleştiriler ırkçı AfD&#8217;den geldi: AfD, üç partiye ayrılmalarıyla siyasi tartışmaları engelledikleri suçlamasında bulundu.<br><br>Üç parti, dijital iletişim için alternatif platformlara yönelmeyi planlıyor. Bunlar arasında Bluesky öne çıkıyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Merz&#8217;i sıcak bir yaz bekliyor</title>
		<link>https://egazete.de/merzi-sicak-bir-yaz-bekliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 May 2026 15:32:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[1 Mayıs]]></category>
		<category><![CDATA[DGB]]></category>
		<category><![CDATA[Philipp Jacks]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egazete.de/?p=31351</guid>

					<description><![CDATA[Frankfurt'ta Alman Sendikalar Birliği'nin (DGB) Römer Meydanı'nda gerçekleşen 1 Mayıs kutlamasında konuşan DGB Frankfurt Başkanı Philipp Jacks, haklarını savunmak için bu yaz sık sık sokaklarda olacaklarını söyledi. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>FRANKFURT</strong></p>



<p>Almanya&#8217;da 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı Almanya&#8217;nın dört bir yanında kutlandı. Ülkenin dört bir yanında “Önce bizim işimiz, sonra kârlarınız” mottosuyla 1 Mayıs kutlamalarına ev sahipliği yapan Alman Sendikalar Birliği, 8 saatlik iş gününden, sosyal haklar kısıtlamalarından elini çekmesini istedi. DGB Genel Başkanı Yasmin Fahimi, “Yeter artık! Bizi günah keçisi yapmak isteyenler, direnişimizi görecekler” dedi.</p>



<p>Frankfurt&#8217;ta DGB&#8217;nin Hauptwache meydanından başlayıp Römer&#8217;e uzanan etkinliğine Frankfurt Büyükşehir Belediye Başkanı Mike Josef&#8217;in de aralarında olduğu yaklaşık 5 bin kişi katıldı. Yürüyüşte “8 saatlik iş gününden, sendikal ve sosyal kazanımlarımızdan elinizi çekin” mesajı verildi. Kutlamaya CHP Frankfurt Birliği&#8217;nden DİDF, TİP, Sol Parti Almanya, Frankfurt AKM&#8217;ye kadar pek çok Türkiye kökenli sivil toplum örgütü ve siyasi grup da büyük ilgi gösterdi.</p>



<p>Yaz aylarının Başbakan Merz için çok sıcak geçeceğini öngören DGB Frankfurt Başkanı Jacks, “Bu kriz değil yukarıdan ayarlanmış bir iş. Bu bir sınıf mücadelesidir. Merz, neo liberal lobinin temsilcisiydi. Şimdi de sosyal barışı ve eşitliği önemsiz bulması, zenginlerin istediklerini yerine getirmek istemesi bizi şaşırtmıyor. Merz AfD&#8217;nin oyunu yarıya indirtecekti. Kim sağ politika uyguluyor, faşistlere kırmızı halı seriyor demektir. 8 saatlik iş günü, izin, maaş artışları, sosyal haklar hepsi Merz gibi insanlara karşı mücadele edilerek kazanıldı. Biz uluslararası işçi hareketinin bir parçasıyız” diye konuştu. Jacks, Başbakan Merz&#8217;in 1 Mayıs&#8217;ı resmi tatil olarak kaldırma fikrine de sert tepki gösterdi. </p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="450" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/Frankfurt-DGB-1Mayis26-9-800.jpg" alt="" class="wp-image-31357" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/Frankfurt-DGB-1Mayis26-9-800.jpg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/Frankfurt-DGB-1Mayis26-9-800-300x169.jpg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/Frankfurt-DGB-1Mayis26-9-800-696x392.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p><strong>Emekli aylıkları hediye değil!</strong></p>



<p>Frankfurt Büyükşehir Belediye Başkanı Mike Josef de bir grup Filistin taraftarı grubun protestosu altında yaptığı konuşmada sendikal mücadelenin önemine dikkat çekti. Belediye çalışanlarının maaşlarının artmasının sendikal bir başarı olduğunu kaydeden Josef şu ifadeler kullandı: “Koruma istiyen ve bulan bir mülteci çocuğu olarak, ırkçılık, antisemitizm ile insanları kovalayanlara, insanı insan olarak kabul etmeyenlere karşı biz insanlar için varız. Bu kent bunu yapıyor. Dayanışmayı tek taraflı düşünmemenizi istiyorum. Bütün dünyada Müslüman, Hıristiyan Musevi veya hiçbir dine ait olmayan, baskı altında olan tüm insanlar için yapmanızı istiyorum. Bu insanlara desteğimiz tam. Bugün sendikaların birliği de önemli. Bir sosyal adaleti önemseyen bir devlet demokrasiyi korur. Çalışanların işleriyle hayatlarını idame etmelerini isteyen devlet, demokrasiye güven duyulmasını sağlar. Emekli aylıkları bir hediye değil, çalışanın ömürboyu verdiği emeğin küçük bir karşılığıdır. Emeklilik aylıklarını hedef alan bir kimse, çalışanların ömür boyu sarfettiği emeğine saldırmış olur. İyi maaş yaşlılıktaki fakirliğe karşı en iyi korumadır. Siyasetçilerin kendilerinin içinde olmadığı sistemde değişiklik istemesini çok garipsiyorum”</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="450" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/Frankfurt-DGB-1Mayis26-10-800.jpg" alt="" class="wp-image-31358" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/Frankfurt-DGB-1Mayis26-10-800.jpg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/Frankfurt-DGB-1Mayis26-10-800-300x169.jpg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/Frankfurt-DGB-1Mayis26-10-800-696x392.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p><strong>Fahimi: Direnişimizi görecekler</strong></p>



<p>Nürnberg&#8217;te konuşan Alman Sendikalar Birliği Genel Başkanı Yasmin Fahimi, artık birşeylerin değişmesinin zamanı geldiğini söyledi. Fahimi, Almanya&#8217;nın derin bir ekonomik krizin içinde olduğunu, her ay binlerce çalışanın işini kaybettiğini belirterek, “İşten çıkarmalar, kapatmalar, taşınmalar ve sosyal planlar, bunlar birçok işletme için gündemi belirleyen konular. Ekonomik dinamizm yavaşladı. Bir dizi kötü haber ve krizin ardından buna kim şaşırır ki? Pandemi. Ukrayna&#8217;daki savaş.<br>Ticaret çatışmaları. Orta Doğu&#8217;da yeni savaşlar. Gerçekten de çok ciddi yapısal sorunlarımız var. Geleceğin teknolojilerine yapılan yatırımlar yetersiz. Kamu altyapısında yatırım birikimi var. Tamamen yeni jeopolitik gerçeklikler.<br>Ve açıkça şunu da söylüyorum: Kendi cebini düşünme, iş yerlerinin başka yerlere taşınması ve yönetimin bazı kesimlerinde ağır hatalar. Yani durum gayet açık: Artık bir şeyler değişmesinin zamanı geldi. Artık kısa vadeli kriz modunda hareket etmek yerine, sistemler arası rekabet ve uluslararası ilişkilerin öngörülemezliği gibi bu yeni gerçeklikle nasıl başa çıkacağımıza karar verme zamanı. İç pazarımızı nasıl koruyacağımıza, iş yerlerimizi nasıl güvence altına alacağımıza karar verme zamanı.<br>Sorumluluk almak ve gerçek zorluklarla yüzleşmek yerine, krizin suçlusu olarak sizi gösteriyorlar. Ve siyasetin bazı kesimleri de bu koroya katılıyor! Sermayeye boyun eğme. Ve tüm zorlukları işçilerin omuzlarına yükleme! Biz diyoruz ki: Yeter artık! Bizi günah keçisi yapmak isteyenler, direnişimizi görecekler.<br>Yeter artık! İşyerlerinde söz hakkımızı elimizden almaya çalışanlar,<br>mücadele azmimizi görecekler.<br>Yeter artık! Bizi birbirimize düşürmeye çalışanlar, sarsılmaz dayanışma gücümüzü hafife alıyorlar.<br>Sorun biz değiliz, çözümün önkoşuluyuz! Ve bu yüzden diyoruz ki: Önce bizim işimiz, sonra kârlarınız!“ dedi.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="450" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/Frankfurt-DGB-1Mayis26-2-800.jpg" alt="" class="wp-image-31353" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/Frankfurt-DGB-1Mayis26-2-800.jpg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/Frankfurt-DGB-1Mayis26-2-800-300x169.jpg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/Frankfurt-DGB-1Mayis26-2-800-696x392.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p><strong>Siyasetçilerden somut talep</strong></p>



<p>Siyasetçilere „somut olarak bu krizlerin gerçek nedenleri üzerinde çalışın ve<br>iş ve sosyal haklarımızla oynamayın“ diye seslenen Fahimi konuşmasına şöyle devam etti:<br>„Sekiz saatlik çalışma gününü ortadan kaldırmaya yönelik girişim bir skandaldır. Zaten bugün bile birçok çalışanın iş hayatı, artan performans baskısı, sürekli ulaşılabilir olma zorunluluğu, vardiyalı ve hafta sonu çalışmasıyla şekillenmektedir.<br>Sekiz saatlik çalışma gününün sağladığı koruma olmazsa, işverenler gelecekte çalışanlardan 13 saate kadar çalışma süresi talep edebilirler. Bu, bugün zaten var olan sömürü modellerinin yasallaştırılmasıdır; hepimizin kargoculuk hizmetlerinde ve başka yerlerde zaten gördüğü gibi.<br>Çalışma Süresi Yasası&#8217;nı gevşetenler, işi daha verimli hale getirmez, sadece daha sağlıksız ve daha güvensiz hale getirir. Ve zaten çalışma süresi tartışmasının daha da genişlediğini görüyoruz:<br>Daha uzun günlük çalışma saatleri görünüşe göre yeterli değil. Bay Söder, sizin bu kadar mızmızlanmamanızı ve haftada bir saat daha fazla çalışmanızı istiyor. Tatil günlerinin kaldırılması gerektiği şeklindeki çılgın öneri defalarca gündeme geliyor. Ve tabii ki hepimiz emekli olana kadar daha uzun süre çalışmalıyız.<br>Siyaset, işverenlere bir iyilik borçluymuş gibi davranıyor. Sanki sizin yetersiz çalışma isteğiniz krizin sebebiymiş gibi davranıyor. Sanki işinizle gurur duymuyormuşsunuz gibi davranıyor ve bunu size hatırlatmak zorunda gibi davranıyor.<br>Ama size asıl meselenin ne olduğunu söyleyeyim: sadece kâr! İş yükünü daha da yoğunlaştırmak ve<br>daha fazlasını sıkıştırmak. Son olarak da, kadrolu işgücünü daha da azaltmak.“</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="450" src="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/Frankfurt-DGB-1Mayis26-4-800.jpg" alt="" class="wp-image-31355" srcset="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/Frankfurt-DGB-1Mayis26-4-800.jpg 800w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/Frankfurt-DGB-1Mayis26-4-800-300x169.jpg 300w, https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/Frankfurt-DGB-1Mayis26-4-800-696x392.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://egazete.de/wp-content/uploads/2026/05/Frankfurt-DGB-1Mayis26-1-800.jpg" length="168292" type="image/jpeg"/>	</item>
	</channel>
</rss>
