4.2 C
Almanya
Pazartesi, Mart 4, 2024

Alman demokrasisi 175 yaşında

Almanya'da 175 yıl önce, ilk meclisi ve anayasayı yapan devrimcilere ev sahipliği yapan Paulskirche’deki törene Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steienmeier ile Federal İçişleri Bakanı Nancy Faeser de katıldı

GÜRSEL KÖKSAL

Almanya’da halk tarafından seçilmiş ilk meclisin toplandığı 18 Mayıs resmi törenlerle ve şenliklerle kutlanıyor. 1848 devrimleri sürecinde, o dönem “serbest şehir” statüsü olan Frankfurt’taki Paul Kilisesi’nde (Paulskirche) toplanan temsilciler Almanya’nın ilk “demokratik” anayasasını hazırlamışlardı, böylece daha sonra Alman birliğinin gerçekleşmesini sağlayan, meşruti monarşi ve parlamenter demokrasiye dönüşen, basın ve fikir özgürlüğünü temel hak olarak kabul eden siyasi süreci başlatmışlardı.
İlk meclisi ve anayasayı yapan devrimcilere ev sahipliği yapan Paulskirche’deki törenlerde Federal Almanya Cumhuriyeti’ni Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steienmeier ve Federal İçişleri Bakanı Nancy Faeser temsil etti. Frankfurt şehri ise bu kentteki yerel yönetimin başındaki göçmen kökenli politikacılar, Suriye kökenli Büyükşehir Belediye Başkanı Mike Josef, İran kökenli Belediye Başkanı Nargess Eskandari-Grünberg ve Türkiye kökenli İl Genel Meclisi Başkanı Hilime Arslaner tarafından temsil edildiler.

Steinmeier ve Faeser, daha sonra dönemin gerici güçleri tarafından bastırılmış olmasına rağmen uzun vadede kazananın 18 Mayıs 1848 tarihinde başlayan devrim ve demokrasi süreci olduğunu, 1849’da kabul edilen ilk anayasadaki hakların da günümüz demokrasinin temellerini oluşturduğu savundular.
Frankfurt’taki kutlama etkinlikleri pazar akşamına kadar devam edecek.

NELER OLMUŞTU?

Büyük Fransız Devrimi’nin (1789) ve ardından Napolyon Savaşları (1792-1815) döneminde tüm Avrupa’da yayılan milliyetçi, özgürlükçü ve demokratik fikirler o dönem çeşitli krallıklar ve prensler halinde olan Almanya’yı sarstı. Napolyon’un “devrimci” ordularına karşı birleşen Avrupa’nın gerici güçleri (Prusya, Avusturya, Rusya, İsveç, İngiltere krallıkları, Rusya çarlığı), 1815’te zaferle sonuçlandırdıkları “kurtuluş savaşı”nın ardından, 39 krallık ve prensliğin katılımıyla bir “Alman Birliği” oluştu. Ancak bu bir “ulus devleti” değil, federatif bir devletler birliği idi.

Bu arada aydınlar, burjuvalar ve işçilerin oluşturduğu demokrasi güçlerinin fikir ve ifade özgürlüğü, demokrasi, ulusal birlik gibi taleplerle yürüttüğü mücadele devam ediyordu. Şubat 1848’de Paris’te başlatılan ayaklanma kısa sürede Almanya’da da etkisini gösterdi. Birçok yerde birbirine paralel hareketlenmeler oldu. 18 Mart 1848’de Berlin’de Prusya Kralı Friedrich Wilhelm’i devirmek hedefiyle başlatılan ayaklanma kanlı bir biçimde bastırıldı. Ancak bu arada otoritesi sarsılan Kral, askerlerinin öldürdüğü devrimcileri “şehitler” olarak selamlamak zorunda kaldı. Sonunda iktidardaki krallar ve prensler ödün vererek, içine şimdiki Avusturya’yı ve Polonya’nın büyük bir bölümünü alan “Alman Birliği”nde ilk kez özgür seçimlerin yapılmasına ve seçilen milletvekillerinin bir anayasa hazırlamak üzere Frankfurt’ta toplanmasını kabul ettiler.

18 Mayıs 1848 – 30 Mayıs 1849 arasında Almanların ilk parlamentosu olarak Frankfurt’taki Paulskirche’de toplanan 809 milletvekili oldukça dinamik ve şiddet içerikli bir süreç sonunda “meşruti monarşi”yi esas alan bir anayasada uzlaştılar. Günümüzdeki üç renkli bayrağı (siyah-kırmızı-sarı) tüm Almanların ortak bayrağı olarak kabul ettirdiler. Aralarında monarşinin tamamen kaldırılmasını savunan cumhuriyetçiler de vardı, ancak azınlıkta kaldılar. Başta Prusya ve Avusturya kralları olmak üzere iktidardaki monarklar ise bu durumdan bile memnun değillerdi. Kendi bildikleri yolda devam ettiler, Frankfurt’taki devrimci parlamentoyu askeri birliklerle abluka altına aldılar. Buna karşı yeniden patlayan ayaklanmayı da kanlı bir biçimde bastırdılar.

1848-49 devrimi bastırıldı, ancak Almanya’daki özgürlükçü, birlikçi, demokratik fikirler yayılmayı sürdürdü. Daha sonra önce Avrupa, sonra da insanlık tarihi için çok ağır yıkımlar da içeren bir süreç sonucu günümüze gelindi.
Frankfurt bugünden itibaren çok sayıda siyasal ve kültürel etkinlikle bu devrimin başlangıcını kutluyor…

Yapımı 1833’de tamamlanan Paul Kilisesi (Paulskirche) 1848’de Almanya’nın ilk halk meclisine ev sahipliği yaptı. Almanya’nın ilk anayasası burada kabul edildi. İkinci Dünya Savaşı’nda tamamen yerle bir edilen kilise, 1948’de “tüm Almanların ortak evi” olarak yeniden açıldı. O günden bu yana önemli siyasal ve kültürel etkinliklerin gerçekleştirildiği mekan olarak değerlendiriliyor. Çağdaş Türk edebiyatının önde gelen yazarları Yaşar Kemal (1997) ve Orhan Pamuk (2005) da Uluslararası Frankfurt Kitap Fuarı kapsamında verilen “Barış Ödülü”nü burada düzenlenen törenle almışlardı.

Son Haberler

İlgili Haberler