8.1 C
Almanya
Cumartesi, Ekim 24, 2026

Türkiye’de ‘Sansüre hayır, habere özgürlük!’ mitingleri

Türkiye'de yurttaşlar, basın meslek örgütlerinin çağrısıyla çok sayıda kentte gazetecilere yönelik gözaltı ve tutuklamalara, medya kuruluşlarına kayyum atanması ve erişim engellerine karşı sokağa çıktı.

Türkiye’de gazeteciler meslek örgütlerinin çağrısıyla sokağa çıkarak “Sansüre hayır, habere özgürlük” diyen gazeteciler, meslek örgütleri temsilcileri ve yurttaşlar, tutuklu gazetecilerin serbest bırakılmasını, kayyum uygulamalarına ve basın özgürlüğünü ortadan kaldıran saldırılara son verilmesini talep etti.

Basın meslek örgütleri, gazetecilere yönelik gözaltı ve tutuklamalara, medya kuruluşlarına kayyum atanmasına ve haber siteleri ile sosyal medya hesaplarına getirilen erişim engellerine karşı ortak eylem çağrısı yaptı.

Aralarında Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Basın Konseyi, Gazeteciler Cemiyeti, Çağdaş Gazeteciler Derneği, İzmir Gazeteciler Cemiyeti, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği, DİSK Basın-İş ile gazetecilik uzmanlık derneklerinin bulunduğu basın meslek örgütlerinin dün yaptığı ortak eylem çağrısının ardından bugün (24.10.2026, Cumartesi) birçok kentte eylemler düzenlendi.

“Sansüre hayır, habere özgürlük” sloganı etrafında düzenlenen eylemler; gazetecilerin tutuklanması, Halk TV’ye kayyum atanması, T24 ve çok sayıda internet sitesi ile sosyal medya hesabının erişime engellenmesinin ardından geldi. Eylem, TELE 1’e kayyum atanmasının birinci yılına denk getirildi.

İstanbul’da binlerce kişi, basın meslek örgütlerinin çağrısıyla “sansüre hayır, habere özgürlük” diyerek saat 12.00 itibarıyla Kadıköy’deki Boğa Heykeli önünde toplandı. İstanbul’daki yürüyüşe DEM Parti Eş Başkanı Tülay Hatimoğulları, TİP Genel Başkanı Erkan Baş, EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, YENİ Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, YENİ Parti milletvekilleri Özgür Karabat, Gökhan Zeybek, Mahmut Tanal’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda siyasi parti temsilcisi destek verdi.

Yürüyüşte, tutuklu gazetecilerden; Selahattin Günday, İsmail Arı, Şaban Sevinç, Merdan Yanardağ, İrem Delice, Murat Ağırel, Fatih Ergün ve Tuğba Tekerek’in isimleri sık sık tekrar edildi.

Özgür Özel İzmir’de destek verdi

İzmir’de eylemciler, Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde toplandı. Katılımcılar Gündoğdu Meydanı’nda bulunan Zübeyde Hanım Heykeli’ne yürüdü. YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel de basın meslek örgütleriyle birlikte yürüdü. Yürüyüşe, Özel’in yanı sıra İzmir milletvekilleri, ilçe belediye başkanları, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu (STK) temsilcileri ile katıldı.

ANKARA

Ankara’da gazeteciler ve basın meslek örgütleri Kolej Meydanı’nda toplandı. Kitle, Sakarya Caddesi’ne doğru yürüdü.

Kalabalık, sık sık “Özgür basın susturulamaz” , “İsmail çıkacak yine yazacak” sloganları attı.

Ankara’da kitle adına ortak açıklamayı BirGün Ankara Temsilcisi Nurcan Gökdemir okudu. Son 2 yılda birçok televizyon kanalına kayyum atandığı anımsatılan açıklamada, çok sayıda haber sitesine de erişimin engellendiğini vurgulandı.

Yurttaşlara haber alma hakları için gazetecilerle dayanışma çağrısı yapılan açıklamada, muhalif gazetecilerin tutuklandığı, farklı seslerin susturulduğunu kaydedildi. Açıklama sırasında kitle sık sık “Baskılar bizi yıldıramaz” şeklinde slogan attı.vatandaşlar da katıldı.

Ortak açıklamanın ardından Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Ankara Şube Başkanı Sinan Tartanoğlu, tutuklu BirGün muhabiri İsmail Arı’nın mesajını okudu. Arı, mesajında “Aynı yıl, aynı adliyede ve aynı suç iddiasıyla ikinci kez tutuklanan bir gazeteci olarak basın tarihine geçeceğimi tahmin ediyorum. Sadece gazetecilik yaptığım için cezaevinde tutuluyorum. Birçok meslektaşım içeride. Sonuna kadar gazeteciliği savunacağız. Artık elinizi üzerimizden çekin, Anayasa’ya uyun. Bırakın işimizi yapalım” ifadelerini kullandı.

ORTAK AÇIKLAMA

Meslek örgütleri tarafından hazırlanan “Artık Yeter! Nefes Alamayoruz” başlıklı ortak açıklamayı ise TGS Başkanı Gökhan Durmuş okudu. “Türkiye’de Gazetecilik, İktidarların, Siyasilerin Ya Da Sermayenin Değil Halkın Yanında Olmaktır!” diye başlayan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Bizler, halkın haber alma hakkını savunan, gerçeğin peşinde koşan gazetecileri temsil eden basın meslek örgütleri olarak ilan ediyoruz: Artık yeter! Nefes alamıyoruz!

Gazeteciliğin suç, haberin tehdit, gerçeğin sakıncalı sayıldığı; yalnızca gazetecilerin değil, itiraz eden herkesin sansürle, baskıyla ve cezalandırmayla karşı karşıya bırakıldığı bu düzene sessiz kalmayacağız. Televizyon kanallarına kayyum atanan, haber siteleri erişime engellenen, habercileri tutuklanan, sosyal medya hesapları kapatılan, gazetecilerin adeta bir köle düzeninde çalıştırılıp sosyal haklarının tırpanlandığı bir ülkede basın özgürlüğünden söz edilemez.

Hemen her gün bir basın kuruluşunun ya da habercinin hedef haline getirildiği, yaptığı ya da yapmadığı haber nedeniyle gazetecilerin tutuklandığı, sosyal medya hesaplarının kapatıldığı, gazetecinin açlıkla boğuştuğu bir ülkede demokrasiden de söz edilemez. Gazetecilik halktan yanadır. İşçinin hakkı gasp edilirken, emekçinin direnişi bastırılırken, kadınlar şiddete uğrarken, gençler geleceksizliğe mahkûm edilirken, yoksulluk büyürken ve kamu kaynakları sermayeye aktarılırken bunları görünür kılmak gazeteciliğin kamusal sorumluluğudur. Gazeteci, halkın bilmesi gerekeni açığa çıkarmakla yükümlüdür; iktidarın bilinmesini istemediğini gizlemekle değil.

Gazetecilik siyasi iradenin, sermayenin sesi olamaz! İktidarın ya da siyasi erkin çıkarlarını halkın çıkarları gibi sunan, patronların ekonomik gücünü gerçeğin önüne koyan, siyasi iktidara yakın olmayı mesleki güvencenin teminatı sayan anlayış gazetecilik değil, iktidar ilişkilerinin yeniden üretimidir. Evrensel ilkeler yerine günün siyasal ilkelerine yaslananlar bilmelidir ki, o günün siyasal ‘ilkeleri’ elbet bir gün yok olacaktır.
Bugün bedel ödeyen gazeteciler; iktidarın hoşuna gitmeyen sorular sordukları, kamu kaynaklarının nasıl harcandığını araştırdıkları, yolsuzluk iddialarını haberleştirdikleri, işçilerin direnişini, kadınların hak arayışını, LGBTİ+’ların mücadelesini, gençlerin itirazını ve ezilenlerin sesini duyurdukları için hedef alınıyor.

Kimi gözaltına alınıyor, kimi tutuklanıyor, kimi ev hapsine mahkûm ediliyor; kimi işini, gelirini ve mesleğini sürdürme olanağını kaybediyor. Kimi de sansürün ve baskının yarattığı güvencesizlik nedeniyle kendi kendini susturmaya zorlanıyor. Onlar yalnızca bir haber uğruna bedel ödemiyor. Halkın gerçekleri öğrenme hakkı, kamu gücünün denetlenmesi ve toplumun kendi geleceği hakkında özgürce karar verebilmesi için bedel ödüyorlar. Bu nedenle gazetecilere yönelen baskı, aynı zamanda toplumun gerçeğe ulaşma hakkına yönelmiş bir saldırıdır.

Unutulmamalıdır ki; gazetecinin kalemi kırılırsa toplum da karanlığa mahkûm edilir. İstenen de budur. Gazeteci yazmasın, toplum gerçekleri öğrenmesin. Sansür, otosansür, kapatmalar, tutuklamalar sadece gazetecilerin sorunu değildir. Bu, toplumun en temel demokratik haklarının engellenmesi ve haber alma haklarına vurulan bir darbedir. ‘Gazetecilik suç değildir’ diye haykıran onlarca meslektaşımızın bu mesajı iktidaradır ama yurttaşlarımızın da duyması gerekir. Susturulan sizin hakkınızdır. Engellenen sizin gerçeklere ulaşma hakkınızdır. Kapatılan sizin gerçekleri öğrenip politik iradenizi oluşturma hakkınızdır.

İşçinin, çiftçinin, esnafın, memurun, kadının, gencin özetle bu toplumun yani sizlerin gerçekleri öğrenmeniz, gelişmelerden haberdar olmanız istenmiyor. Sadece gazeteciler değil siz de susturuluyorsunuz! Son 2 yılda Flash Haber TV, Ekotürk TV, Habertürk grubu, TELE1 ve son olarak Halk TV’ye kayyum atanmış ve bu kanallardan yapılan iktidara yönelik eleştirel yayınlar durdurulmuştur. JINNEWS, Mezopotamya Haber Ajansı, KAOS GL haber sitesi erişime engellenmiş ve bu sürecin son halkası Türkiye’nin en çok takip edilen haber sitelerinden biri olan T24 olmuştur. Bunun yanı sıra Kısa Dalga, SolHaber, Yeni Yaşam Gazetesi, Bianet gibi önemli haber sitelerinin sosyal medya hesaplarına erişim engelleri getirilmiş, birçok haberlerine ayrıca erişim engeli kararları alınmıştır.

Onlarca gazeteci ile MLSA ve İFÖD gibi derneklerin hesaplarına erişim engeli getirilmiştir. Ayrıca kamu reklamlarından muaf tutulan, yaşamakta zorlanan Gazete Duvar, TELE2 gibi mecralar ile yüzlerce yerel internet sitesi, gazete ve TV yayın hayatına son vermek zorunda bırakılmıştır. Tüm bunlar toplumun yaşam damarlarının tıkanmasına örneklerdir. Demokrasi, ifade ve basın özgürlüğü bütün toplumun ana damarlarıdır. Tüm yurttaşlarımızı gazetecilerle dayanışmaya, gazeteciliğe ve habere sahip çıkmaya davet ediyoruz.

Sessizliği bozun! Dayanışmayı büyütün! Sansüre karşı yan yana gelin! Bugün yalnızca iktidarın sansür politikalarını değil, bu baskılar karşısında susmayı, görmezden gelmeyi ve dayanışmadan kaçınmayı da sorgulamak zorundayız. Kürt gazeteciler susturulurken, muhalif gazeteciler tutuklanırken, bağımsız medya kuruluşları hedef alınırken, kamu yayıncılığı iktidar yayıncılığına dönüştürülürken susanlar; meslektaşlarının uğradığı baskıyı görmezden gelenler, gazeteciliğin ortak geleceğine zarar vermektedir. Gazetecilik, yalnızca kendi başına gelene itiraz etmek değildir. Gazetecilik, kendisiyle aynı düşünmeyen gazetecinin de haber yapma hakkını savunabilmektir. Otosansürü normalleştirip, sansüre uğrayanın kimliğine, diline, siyasi görüşüne ya da çalıştığı kuruma bakarak dayanışmayı seçmek, mesleki dayanışmayı dar çıkarların sınırlarına hapsetmektir.

Açıklama şu taleplerle sona erdi:

  • Tutuklu meslektaşlarımızı serbest bırakın
  • Haberin üzerindeki yargı sopasını geri çekin
  • Medyada Kayyum uygulamalarına son verin
  • Hukuksuz erişim uygulamaları sonlandırın
  • Kamu reklam ve ilanlarının adil ve eşit dağıtın
  • Anayasamız ile güvence altına alınmış olan basın özgürlüğünü ortadan kaldıran saldırılardan vazgeçin”

birgun.net / odatv / egazete.de

Son Haberler

İlgili Haberler