Prof. Dr. Yakup Çelik
Yıldız Teknik Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Türk Dili Ve Edebiyatı Bölümü Başkanı
Yabancı bir toplum içerisinde Türk insanlarının yaşadığı uyum sorunları zaman içerisinde edebiyatta da yansımasını bulacaktı. Yıllar içinde “Konuk İşçi Edebiyatı”, “Göçmen Edebiyatı” “Kültürlerarası Edebiyat” gibi isimlerle anılan çeşitli türlerde edebiyat metinleri oluşturan bu gelişme bir türlü sağlam bir temele oturtulamamıştır. Çünkü bir mekâna veya bir dile ait değildi. Sosyolojik, kültürel ve ekonomik değişimlerin kıskacında gittikçe değişen bir çizgisi bulunmaktaydı.
Almanya’ya göçün Türkiye’de yaşayan ve Türk edebiyatında haklı yer edinmiş yazarlar açısından da son derece önemliydi. Onların yaşadıkları ve içine düştükleri uyum sorununu bazen komik bazen de toplumsal ironi açısından işlediler.
1960’lardan başlayıp bugüne ulaşan bir süreci edebiyat açısından değerlendirildiğinde azımsanmayacak edebiyat ürününün ortaya çıktığı, toplum tarafından okunduğu gözlemlenecektir. Ancak bu edebiyatın ekseriyetinin Almanya’nın bağrında geliştiğini, zamanla iki dilli ve çok kültürlü bir safhaya geçtiği de belirtilmelidir. Almanya’daki Türklerin, kendileri var etme, kimliklerini sergileme kaygısı etrafından değerlendirmek gerekir bu gelişmeleri.
Göç sürecinin ilk temsilcileri, bilmedikleri bir topluma karşı uyum zorluğu yaşadılar. Bilmedikleri bir dil, alışkın olmadıkları bir yeme – içme, hiç görmedikleri bir yaşama tarzı karşısında bocaladılar. Dolayısıyla ilk yazarlar da vatan özlemi ile bu temaları işlediler. Almanya’ya göç ve problemlerini işleyen yazarlar arasında Almanya’da bulunmuş olanlarla birlikte oraya hiç gitmeyenler de vardır. İlk kuşak yazarları arasında Bekir Yıldız, Yüksel Pazarkaya, Gülten Dayıoğlu, Füruzan, Nevzat Üstün, Fakir Baykurt, Habib Bektaş, Aras Ören, Abbas Sayar, Fethi Savaşçı, Güney Dal, Necati Tosuner, Füruzan, Fakir Baykurt, Kemal Yalçın, Dursun Akçam isimleri öne çıkmaktadır.
Bekir Yıldız’ın otobiyografik karakterli Türkler Almanya’da’dan sonra Güney Dal’ın E 5 ve İş Sürgünleri dikkat çekici romanlardır. Bu dönemin romanlarında siyasi söylemler dikkat çeker. İşçilerin hakları, yetkililerin duyarsızlığı sık sık dile getirilir. Yalnız Türkiye’den giden işçilerin değil, toplumcu yazar olmanın gereği olarak, Almanya’da çalışan diğer yabancı işçilerin yaşadığı problemlere de değinirler.
Almanya’ya göç çevresinde oluşan edebiyatın İkinci kuşağı ise her iki dili de bilmekle beraber Türk ve Alman kültürü arasında bocalayanlardan oluşur. Almanya’da doğup büyüyen nesillerin çok kültürlü dünyası işlenir. Bir bakıma kendi uyum problemlerini kendileri dile getirmeye başlarlar. Hatta eserlerin bir kısmı Almanca kaleme alınmaya ve yayımlanmaya başlar. Bu yazarlar: Yaşar Miraç, Yücel Feyzioğlu, Aysel Özakın, Renan Demirkan, Zehra Çırak, Feridun Zaimoğlu, Zafer Şenocak, Saliha Scheinhardt, Nevfel Cumart, Yade Kara, Akif Pirinçci, v.b.
Almanya’ya göç çevresinde oluşan edebiyatın üçüncü aşaması ilk giden işçilerin torunları olan ve genellikle Almanca yazanlar meydana getirmektedir. Bu kuşak yazarlarının eserlerinin Türk edebiyatı bağlamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği de tartışma konusu yapılmıştır. Bu kuşak yazarlarının eserlerinde ‘’çok kültürlülük ve kültürlerarasılık öne çıkar. Türkiye yaz tatillerinde görülen bir ülke durumundadır.
Bu kuşakta öne çıkan isimler: Feridun Zaimoğlu, Alev Tekinay, Zehra Çırak, Osman Engin, Selim Özdoğan, Safiye Can, Hatice Akyün, İris Alanyalı, Çiğdem Toprak, Deniz Ohde, Fikri Anıl Altıntaş.
İlk kuşak roman ve hikâye gibi nesir ağırlıklı türleri kullanmış ve toplumsal -sosyal gayeyi öne çıkarmış; ikinci kuşak roman ve hikâyenin yanına şiiri de eklemiştir. Üçüncü kuşak hemen bütün türlerde eser vermiştir.
2021 yılında yayımlanan Burası Radyo Şrampol bir büyüme, kendini ve dünyayı keşfetme, kadın dayanışması, göç ve aynı zamanda aşk hikâyesini dile getirir. Antalya’nın Şarampol Semti ile Filiz’in arkadaşı Ella’nın yaşadığı Berlin’in Kreuzberg semti arasında ilgi kurulur. 1990’ların yerel radyo döneminden hareketle. Eser için sesler ve şehirler romanı tanımlaması da çok dikkat çekicidir.
Almanca yazan ve Almanya’nın popüler yayınevlerince basılan Türk yazarlardan da söz etmek gerekir. Bunlardan en dikkat çekici olanı Fikri Anıl Altıntaş. Son romanı Zwischen uns liegt August (Aramızda Ağustos Yatıyor) romanı, nesiller arasındaki göçe, Almanya’ya farklı kültürlere bakış açısını değerlendirmek bakımından oldukça önemli. Nine ile torun arasındaki farklılıklar, Almanya’ya göç etmiş 65 yıllık sürecin oluşturduğu nesiller arasındaki fark gibidir.
Prof. Dr. Yakup Çelik, Uluslararası Frankfurt Kitap Fuarı’nda düzenlenen “The Traces of Turkish Migration to Germany in Literatur” (Türklerin Almanya’ya Göçünün Edebiyattaki İzleri) başlıklı toplantıya konuşmacı olarak katıldı.
